Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Spoiler İçerir!
10/10
·261 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 12:20
Hayran kaldımm… Atsız’ın kalemini çok seven biri olarak, bu eseri gerçekten büyük bir beğeniyle okuduğumu söyleyerek başlamak isterim. Hüseyin Nihal Atsız, bu romanda yalnızca bir hikâye anlatmıyor; okuyucuyu doğrudan tarihin içine çekiyor. Eser, Ankara Savaşı sonrasında Osmanlı Fetret Devri ile başlayan çalkantılı süreci, ardından Mehmet Çelebi,Düzmece Mustafa olaylarını ve II. Murad dönemini temel alan güçlü bir tarihî arka plan üzerine kuruludur. Yıldırım Bayezid’in oğullarından İsa Bey’in oğlu olan Deli Kurt, daha doğmadan kaderin sert yüzüyle karşılaşır; taht mücadelelerinin acımasızlığı nedeniyle bir tehdit olarak görülmemesi için annesi Bala Hatun ile birlikte gizlice uzaklaştırılır ve kimliğini bilmeden büyütülür. Bu noktada İsa Bey’in sadık adamı Çakır, dostluk ve güven duygusunu derinden hissettiren bir karakter olarak öne çıkar. Onun süt annesi Satu Kadın ise adeta Anadolu’nun vücut bulmuş hâlidir; süt oğlu Çakır’a, kendi yetim oğlu Enver’e ve emanet edilen gizli şehzadeye aynı şefkatle yaklaşan, emeği, sabrı, merhameti ve direnciyle gerçek bir Anadolu kadınıdır. Roman boyunca tarih yalnızca bir arka plan değil, aynı zamanda karakterlerin kaderini şekillendiren bir güç olarak hissedilir. Kaderin ironisiyle İsa Bey yerine Mehmet Bey’in, ardından da II. Murad’ın tahta geçmesiyle, aynı soydan gelen iki farklı “Murat”ın hayatı keskin bir karşıtlık içinde ilerler. Biri köklerini bilmeden büyüyüp sipahilikten alaybaşılığa yükselirken, diğeri şehzadelikten padişahlığa uzanır. II. Murad’ın yorgunluğu ve tahtı henüz çocuk yaşta olan II. Mehmed’e bırakması da dönemin ağırlığını hissettiren önemli bir detaydır. Bu tarihî atmosfer içinde okur, savaşlara, mücadelelere ve insan hikâyelerine tanıklık ederken kendini olayların tam ortasında hisseder; kimi zaman üzülür,
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayıncılık · 200019,6bin okunma
10/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2020 20:30
"Her insan kendi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Az ya da çok ama mutlaka bir bedel. Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır. "       Aralıksız bir şekilde  okuduğum bu kitabı ,bitirmenin mutluluğu mu diyeyim yoksa hüzünü mü. Atsız 'ın öyle bir dili var ki insan 21. yüzyıl da değilde o zamanlarda yaşamak istiyor .Zamanı terkedip o obalarda yaşamak istiyor.Atsız'ın türklere olan aşkını biliyoruz ve bunu okuyucularına geçirmek istediğinden hiç şüphem yok ve insan türklüğüyle gurur duyuyor.    Bazılarımız  tarih kitaplarını hep sıkıcı bulmuştur .Ara sıra bende öyle olduğunu düşünüyordum .Fakat Atsızın kitaplarıyla karşılaşınca öyle olmadığını düşündüm . Kurmaca bir gerçeklikle anlatan Atsız, olayları ve olayın içindekileri olduğu gibi değilde okuyucularının gözünde daha estetik has uyandıracak şeklinde  efsaneleştirerek bu kitapta da  olduğu gibi  kitaplarının akıcı ve sürekleyici olmasını sağlıyor.        Osmanlı şehzadelerinden İsa Beğin oğlu,Yıldırım Beyazıd'ın torunu olan ve şehzade olduğundan haberiz olarak yaşayan Murat'ın derin aşkını ve hayatının tarihsel bir içgüdüsüyle anlatılmış  ve fazlasıyla bedel ödemiş olduğunu düşünüyorum. Atsız'ın sevdası çok başka bir şey.İmkansız güzelliğini var oluşunu ,değerini fazlasıyla gösteriyor.Bozkurtlar serisinde de ve bir çok kitabında olduğu gibi bu kitapta da fazlasıyla hissediyoruz           Kitabın akışı çok hızlı ilerliyor ve her sayfada ayrı olay oluyor .Tarih kurgusu ,özgürlük, esaret, aşk, umut, kahramanlık hepsinin iç içe geçtiği .2 günde okumuş olduğum bu kitabı herkese tavsiye ediyorum . İyi okumalar:)
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayıncılık · 200019,6bin okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2020 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2020 22:00
Bir kitap daha bittirmenin mutluluğu içerisindeyim.Kitabın ana karakterlerini Çakır Bey, Murad(lakabı Deli Kurt), Gökçen, Satı Kadın, Evren, İsa Bey ve Bala Hatun oluşturuyor. Kitabın konusu Osmanlı İmparatorluğu’nda Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt’ın yenilerek esir düşmesi ile başlayan ve şehzadeler savaşı olarak da bilinen Fetret dönemini ve daha sonrasındaki Osmanlı'yı anlatan oldukça akıcı tarih bir roman. Okurken sonraki sayfada ne olacağını merak ederek okuduğum bir roman oldu. Deli Kurt'un Gökçen kıza olan kara sevdası insanı alıp götürüyor kendinden. Atsız yine harikalar yaratmış. Gökçen kız bir şaman olarak kitaba ayrı ilgi çekicilik veriyor. Şu corona günlerinde kitap okumak ayrı güzel. Sağlıkcakla ve kitapla kalın....
Edebiyat
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayıncılık · 200019,6bin okunma
Puan vermedi·261 syf.··
2019 51. kitabı
Atsız'ın okuduğum ilk kitabı. Tarih ve aşk güzel harmanlanmış. Akıcı ve insanı sıkmayan bir dili var. Çok hızlı okuyup bitirdiğim bir kitap oldu. Tavsiye ederim.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayıncılık · 200019,6bin okunma
8/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2020 01:30
Deli Kurt romanı Atsız'ın zengin dilinden nasibini almış efsane denilecek bir kitap. Olaylar Osmanlı'da tahta kavgaları sırasında gizlenen bir şehzadenin başından geçiyor. Gerçekten efsane gibi bir eser doğaüstü olaylar Atsız'ın şairane dili romanı daha bir büyülü yapıyor, doğaüstü olaylar biraz gerçeklikten uzaklaştırmış gibi görülebilir fakat efsane ve destan tarzı eserlerde bunların normal olabileceğini düşünüyorum ki Atsız da düşünce yönüyle Türk ilkesine fazlaca bağlı olduğundan eserinde özellikle bu destansı havayı seçtiğini ve şehzadeyi bu şekilde yüceltmek istediğini düşünüyorum yani kısacası, seçilen anlatım tarzı ve olayların işleniş yönü gerçeklikten bir şey kaybettirmemiş aksine eserine bir romandan başka özellikler de ekleyip zenginleştirmiş. Tarihi olaylar destansı bir aşk hikayesi eşliğinde kurgusal bir gerçeklikle okuyucuya sunulmuş. Ayrıca konular birbirine çok muntazam şekilde bağlanmış bu nedenle merak uyandıran ve hızlı okunan bir roman olduğunu düşünüyorum. Okumak isteyenlere tavsiye edebileceğim zenginlikte bir eser...
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayıncılık · 200019,6bin okunma
Puan vermedi·261 syf.··
2021 9. kitabı
Ruh adami okuduktan sonra atsiz in kitaplarina merak saldim ve bir günde bitirdim.roman fetret devri savasindan sonra celebi mehmet in anadoludaki türk birligini yeniden tesis etmesini anlatirken, diger yandan efsanevi bir kiz olarak tanitilan gökçen kiz ile deli kurt un aşkini anlatan harika bir roman
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayıncılık · 200019,6bin okunma
5/10
·123 syf.··
2025 2. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 16:25
Kitab güzel tarihi bir roman şeklinde yazılmış. Ama sonun bu kadar acı ile bitmesini beklemiyordum. Akıcı bir eser okudukca insanın daha çok okuyası geliyor sonlarına doğru başı pek sarmadı beni açıkçası.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayıncılık · 200019,6bin okunma
8/10
·261 syf.··
2009 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2009 18:53
Türklük o kadar kutsaldır ki diğer toplumların bunu anladığı halde kabul etmediklerini ve Türk'ün her zaman kutsal bir millet olduğunu bunu bir kişi üzerinden göstermeye ve anlatmaya çalışır ve anlatır da.
Edebiyat
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayıncılık · 200019,6bin okunma
10/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2018 37. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2018 17:54
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ben Atsız'ın kitaplarını okurken büyük zevk alıyorum çünkü eserlerini okuduktan sonra düşünmeye ve araştırmaya teşvik ediyor bu yönüyle değerlendirdiğimiz zamanda oldukça iddialı. Dili gayet açık ve akıcı bir şekilde ilerliyor. Sade ve sürükleyici bir anlatımı var.Atsız yine üslubunu konuşturmuş. Bazı şahsi fikirlerini roman kahramanları üzerinden anlatılmış. İçerisinde; aşk, kahramanlık, tarih, savaş, vatan sevgisi... daha birçok şey. Deli Kurt'un kahramanlıklarıyla bazen tüyleriniz diken diken olacak. O yaşanan aşk uğruna çekilen azap ve savaş uğruna vazgeçilen duygular ve hayatlarla gözleriniz dolacak. Deli Kurt'un bazı hikayeleriyle de güleceksiniz. Tarih sevenlerin, aşka inananların okuması gereken bir kitap. İsme ve ideolojik fikirlerine aldanıp okumayanlar adına kayıp diyorum. Sıkılmayacağınızdan eminim. Ben çok beğendim açıkcası. Kitabı elinize aldığınızda bırakamayacağınız bir kitap. Şuana kadar okuduğum bütün kitapların en güzellerinden biri. Sizlerin de okumasını tavsiye ederim. Sevgiyle kalın...
Edebiyat
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayıncılık · 200019,6bin okunma
8/10
·261 syf.··
2019 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2019 09:16
Kitap güzel ve sürükleyici bir dille yazılmış. Bazen insanın kanı kaynıyor, kahramanın yerine kendisini koyuyor. Ama maalesef her fırsatta amacı şehitlik olan kahramanlara da şarap içirmekten geri kalmıyor. Kitabın gidişatına göre sonu güzel değil. Birden son buluyor. Nihal ATSIZ ın okuduğum ilk kitabı ve hiç de fena değildi.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · İrfan Yayıncılık · 200019,6bin okunma

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.