Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·555 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 18:44
Eserin içeriğinden bahsetmeden önce yazarı hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Hüseyin Nihal Atsız (1905-1975), doğum ve ölüm yeri İstanbul olup, baba tarafından Gümüşhane, anne tarafından Trabzon'lu olan Türk milliyetçisi bir yazar. En meşhur eseri Bozkurtlar olmakla birlikte diğer öne çıkan eserleri; Deli Kurt, Dalkavuklar Gecesi/Z Vitamini, Ruh Adam romanları ve Yolların Sonu isimli şiir kitabıdır. Hüseyin Nihal Atsız, Türkçülük hususunda maalesef ifrat seviyesine çıkarak ırkçılık sınırından içeri girmiş bir şahsiyet. Evet milliyetçilik güzel bir duygu, insan kökünü, atasını bilmeli ve sevmeli. Ve Türk milleti de evveliyatından beri tek Yaratıcı inancına sahip, manevî vasıfları yüksek, töresi olan ve nihayetinde de İslâmiyete büyük hizmetleri olan aziz bir millet. Ve fakat İslâmiyet menfi milliyetçiliği reddeder. Bizim için bir insanın ırkından ziyade insanlığı, inancı, kişiliği ön planda gelir. Sırf başka ırktan diye bir insanı dışlamak veya onu kötü bilmek yanlış bir bakıştır. Meselâ benim babam Kürt kökenli, annem ise Türk kökenli. Ben her iki taraftan da pırlanta gibi insanlar gördüm ama her iki taraftan ciğeri beş para etmez insanlar da gördüm. Bunu bütün dünya milletlerine doğru genişletirsek her milletten iyi de vardır kötü de vardır. İnsanlara böyle bakmak gerekir diye düşünüyorum. Hüseyin Nihal Atsız'ın ifrat derecesinde ki Türkçülüğünün neticesinde şu noktaya geldiği söylenir: "Başlarda ateizme karşı çıkıp ve Allah'ın birliğini savunurken daha sonra İslâm'ı tenkit etmeye ve İslâm'ın Araplar tarafından Araplar için yaratılmış bir din olduğunu söyleyen bir zihniyete bürünmüştür." İşte aşırılığın sonu maalesef böyle hazin olabiliyor. Esere gelirsek, Bozkurtlar esasında birbirinin devamı olan iki kitaptan oluşuyor. Birinci kitap, Bozkurtlar'ın Ölümü ilk
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Yayınevi · 197717,9bin okunma
Puan vermedi·555 syf.··
2010 34. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2010 01:24
İçerik olarak akıcı ve sürekli bir aksiyon olan kitap soluksuz okunacak bir eser. Yeni baskısı ile birlikte okumamak için sanırım önyargılı olmak gerekir. Türk Tarihinin o güzel günlerini bilmeyenlerin okuyup, o kahramanlık günlerini masalsı dille öğrenmeleri kesinlikle tavsiye edilir.
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Yayınevi · 197717,9bin okunma
Kürşad!
10/10
·626 syf.··
2021 13. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2021 13:28
Keşke bitmeseydi dedirten yaklaşık 600 sayfalık eşsiz kitap... Evet kitap bitti, bitmesin diye sayfaların gözünün içine baktım desem yeridir. Böyle güzel kitapları niçin daha ön planda tutmuyoruz şaşırıyorum doğrusu. 10 üzerinden 1000..000 veriyorum. Ufak çaplı araştırmalarımdan öğrendiğim kadarıyla eskiden iki kitap olarak basılan bu güzel sayfalar şimdi birleştirilip tek kitap halinde "Bozkurtlar" ismiyle basılıyormuş. Pek güzel düşünmüşler çünkü ne birinci kitabı okuyan ikincisinden eksik kalsın, ne de bir sıralama hatası yapılıp ikinci birinciden önce okunsun. Bu şekilde her kütüphanede baş köşede bulunsun. Yahu insanın içindeki solmuş heyecanı tutkuyu şiddetle harekete geçiren bu kitabı ben kütüphaneye koysam da ata biner şaha kalkar yani nasıl tutacağım bilemiyorum :) öyle güzel öyle etkileyici bir eser ki hayran kaldım. Ben Kürşad'ın hikayesini merak ettiğim için onun geçtiği kitapları araştırırken bunu en iyi Nihal Atsız yazmıştı dediler diye aldım bu kitabı, ama iyi ki almışım iyiki de tanışmışım bu yazarla. Keşke daha çok yazsaymış. Bu kitabı eline alıp da uçsuz bucaksız bozkırda at sürmemiş, kana kana kımız içmemiş, düşman ile karşı karşıya gelip savaşa girmemiş olarak bırakanın vay haline. Okurken dil ve yazım şekli dolayısıyla asla yorulmayacaksınız ama sizi yoran heyecanınız olacak, sizi yoran kabaran milliyetçilik duygularınız olacak. Öldükçe dirilen, bir'den bin'e çoğalan bu millet ile gurur duyacaksınız. İçiniz titreyecek, ecdadınıza minnet duyacaksınız. Koskoca Çin sarayına kırk çerisiyle dalan Kürşad'ın, onların olmayan yüreklerine saldığı korkunun nelere sebep olduğunu görecek övüneceksiniz. Ömür dediğin nedir ki deyip ömrünü uğruna feda ettikleri ülküyü görüp kıvanç duyacaksınız. İslamiyetin henüz varmadığı memleketteki Türk töresinin de ne kadar
Türk Tarihi
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
Puan vermedi·584 syf.··
2023 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2023 03:18
İnandığın uğurda elinden gelenin katbekat fazlasını yapmak ve sonunda canından olacağını bilsen bile gözünü kırpmadan “kadere” razı gelmek. Elinde başka seçenekler varken ailen, toprakların ve insanlar için en kötüsüne maruz kalmak. Bu kitabı bundan daha iyi nasıl ifade edebilirdim bilemiyorum. İçindeki eski kelimelerle size Türklüğünüzü damarlarınızda hissettirecek, o zamanın koşullarını ve coğrafyasını mükemmel bir betimlemeyle size yansıtarak kendinizi o zamanda bulacaksınız bu kitapta.
Edebiyat
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
9/10
·626 syf.·
2017 47. kitabı
Kitabı okurken binlerce yıl öncesine, bozkırda atların koşturduğu, çadırların kurulduğu, kılıçların çekildiği günlere gittim hatta içinde kayboldum. İslam'la henüz tanışmamış olmasına rağmen Türk töresinin insana ne kadar değer verdiğini, Töre karşısında kağanların bile boynunun kıldan ince olduğunu gördüm. At üstünde koşturdum, ava çıktım, yoksulluğu, kıtlığı gördüm. Evdeşi ve çocukları için mücadele eden erleri gördüm. Elinde kopuzuyla Türkü söyleyen ozanları dinledim. O eşsiz şehri Ötüken'i ve Türk yurdunu gezdim. Kürşad'ı, Onbaşı Pars'ı, İşbara Han'ı, Yamtar'ı Tonyukuk'u, Ay Hatun'u gördüm. Çin üzerine sefere çıktım. Esir düştüm. Yaralandım. Yılmadım, yıkılmadım. Güreş tuttum. Ok attım, kılıç savurdum. Birde ölümlü dünyada ölümsüz sevdaları gördüm... Bu ülkede yaşayan, ülkesini seven, her görüşten, her gencin rahatlıkla okuyabileceği şahane bir tarihi roman. Diğer eselerini okumamakla birlikte bu ölümsüz eseri bizlere bıraktığı için Hüseyin Nihal Atsız'a şükranı bir borç bilirim, saygılarımla...
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
Bozkurtlar
10/10
·584 syf.·
2023 19. kitabı
Hüseyin Nihal Atsız'ın kıymetli bir yazar olduğunun kanıtı olan bu harika eseri 2.defa hiç sıkılmadan, üşenmeden aynı heyecanla ve tutkuyla hiç bitmemesini isteyerek okudum ve incelememi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bazı kitaplar en başta sıkıcı gelir nerde olaya girecek acaba diye düşündürürken bu eserde ilk sayfasından itibaren kendinizi hiç bilmediğiniz ama yabancı da hissetmeyeceğiniz Ötüken'de her olayı bizzat hissederek okuyacaksınız. Kür Şad ve 40 çerisi ile birlikte Çin'e akın edecek ve bozkırlar da at koşturacaksınız. Kitap 2 bölümden oluşuyor: bozkurtların ölümü ve bozkurtlar diriliyor. Tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorum ve ısrarla tavsiye ediyorum. Hüseyin Nihal Atsız'ın Ruh Adam ve Deli Kurt adlı diğer kitaplarını da tavsiye ettikten sonra incelememi burada noktalıyorum efendim. Buraya kadar okuduysanız, teşekkürler :)
Edebiyat
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202517,9bin okunma
İncelemeye kıyılamayan kitap...
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2022 22. kitabı
Hayatım boyunca okuduğum en kıymetli kitaplardan biri. Olumsuz eleştiri yapmayı yakıştıramam, olumlu eleştiri yapma konusunda ne söylesem kifayetsiz kalır. İlk sayfasından son sayfasına kadar yeri geldi gülerek, yeri geldi ağlayarak çevirdim sayfaları. Evet, bir kitap okurken sizi ağlatabilir. Kitabın her sayfasında milletimizle gurur duyarak okuyabilirsiniz. Kitabı okurken çerilerle beraber alabildiğine düzlüklerde uzanıp yıldızları seyrederken de bulabilirsiniz kendinizi, Kürşad ile birlikte planlar yapıp düşman üstüne at da koşabilirsiniz. Kitap üzerine çokça şey yazılabilir ancak söylenecek öyle çok şey var ki yazılacak her şey kitap hakkında okuyucuya tüyo olacaktır. Bir gece yarısı kitabı elinize alın ve sabahın ilk ışıklarına doğru Türk ordusunun yiğit bir çerisi olarak ilk seferinize çıkın. Hüseyin Nihal Atsız'ın ruhuna sonsuz saygılarla...
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202517,9bin okunma
Puan vermedi
Nihal Atsız’ın Bozkurtlar kitabında Göktürkler, tarih kitaplarının soğuk sayfalarından çıkıp yaşayan, soluk alan bir millet hâline geliyor. Bu eser benim için yalnızca geçmişi anlatan bir roman olmadı, at nallarının sesini duyduğum, rüzgarın bozkırda nasıl estiğini hissettiğim, bir halkın var olma mücadelesine tanıklık ettiğim destansı bir yürüyüştü. Atsız, tarihi kuru bilgilerle değil; duygu, inanç ve iradeyle örüyor. Göktürklerin yükselişi, siyasi hamleleri ve askeri başarıları anlatılırken, kahramanlık yalnızca kılıç sallamakla sınırlı kalmıyor. Onur, sadakat, töre ve bağımsızlık fikri, satır aralarında sürekli kendini hissettiriyor. Okudukça olay örgüsünün sürükleyiciliği beni ileri çekti; karakterlerin kararlılığı ve iç dünyaları ise metne derinlik kattı. Bu destansı üslup anlatıyı ağırlaştırmadan yüceltiyor. BbKitabı okurken kendimi bir yandan at sırtında savaşlara katılırken, diğer yandan bir milletin kaderini belirleyen kararların eşiğinde buldum. Atsız’ın milliyetçi bakış açısı, metni bir propaganda metnine dönüştürmeden, düşünmeye sevk eden bir bilinç hâli yaratıyor. Tarihi sorgulamaya, kimliğin köklerine inmeye çağırıyor. Bu çağrı, yüksek sesli değil; sarsıcı bir iç ses gibi.... Bozkurtlar, Türk mitolojisine ve tarihine ilgi duyanlar için vazgeçilmez bir eser olduğu kadar, millî kimliğini anlamak isteyenler için de ilham verici bir kaynak. Her satırında Türklüğün özüne dair bir iz buldum; bir duruş, bir inat, bir özgürlük arzusu… Tarihle edebiyatın böylesine güçlü bir sentezle buluştuğu eserler nadirdir. Bozkurtlar, yıllar geçse de değerini koruyacak; çünkü anlattığı şey yalnızca bir geçmiş değil, bir ruh halidir. Hüseyin Nihâl Atsız Bozkurtlar
Edebiyat
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 201417,9bin okunma
Bir millet neye tutunur? Edebiyat mı, dava mı?
Puan vermedi·584 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 00:00
Atsız'ın şiirlerini okuduktan ve çok beğendikten sonra bu kitabı okumak için büyük bir merak duydum. Roman, karakterleri değil, milleti merkeze koyar. Destansı ve coşkun ruhla ilerler. Atsız’ın Türkçü düşüncesini ve Orta Asya Türk tarihine bakışını en yoğun biçimde yansıtır. Atsız’ın şiirlerinde olduğu kadar, roman dili de keskin ve coşkuludur. Ayrıca, eski Türkçe kelimeleri okumak, hasretinde olduğum bir şeydi.. Bozkurtlar, ideoloji yüklü bir tarih yorumudur. Bozkurt, soy bilinci ve dirilişin sembolüdür. Bireyin iç dünyasını değil, milletin ruh hâlini anlatır. Çinliler tek boyutlu “hilekâr”, Türkler ise “asil ve kader sahibi” olarak tasvir edilir. Bu, tarih yazımından çok destan mantığıdır. Atsız, ideolojisini Göktürk tarihi, Orhun Yazıtları gibi tarihsel zemine yaslar. Roman, “Türkler hep güçlüydü” demekten ziyade, ihanet esaret aşağılanma ve yeniden doğuş süreçlerini anlatır. Yani bu, propaganda broşürü değil; tarih bilinciyle yazılmış epik bir anlatıdır. Atsız, tarihi “Olması gerektiğine inandığı anlamla” anlatır. Burada tarih öğrenmek için değil, bir zihniyeti anlamak için okunmalı. Çinlilerle savaş ve Türklerin yenilme sahnesi epik vurgularla duygusal bağ yaratır okurken. Okur, savaşın ortasına atılmış gibidir; kesif bir acı, bıçak gibi kesen bir soğuk ve derin bir keder bırakır. Aynı şekilde Kür Şad ve arkadaşlarının son destansı savaşını da okurken yürek derin bir üzüntüyle dolar. Modern okur açısından kitabın okunmasıyla ilgili üç büyük sorun var: İç çatışmalar yok derecesinde. Dünya siyah-beyazdır: İdeal Türkler ve entrikacı düşmanlar. İdeoloji, edebi estetiği bastırıyor. Tüm bunlara rağmen Atsız, tarihi bir olaydan kolektif bir mit yaratmayı başarmış ve bu sebepten romanın edebi değeri çok yüksektir. Örneğin, Kür Şad figürü, Türk edebiyatında mitolojik
Türk
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma
Göktürk Destanı
7/10
·584 syf.··
2025 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2025 17:21
Bozkurtlar, 7. yüzyılda Göktürkler ve Çin esaret dönemini konu alan epik (destansı) bir romandır. Destansı yapısından anlaşılacağı üzere, tarihsel gerçeklikten uzak, milliyetçi duyguları harekete geçirmeyi amaçlayan bir eserdir. Romanda tarih ile örtüşen üç ana konu vardır: 1-) Kür Şad karakteri 2-) Göktürkler’in Çin esareti 3-) Türklerin bağımsızlık mücadelesi Atsız, romanın iskeletini bu üç tarihsel konu üzerine kurmuş, geri kalanını ise tamamen hayal gücüyle beslemiştir. Kahramanlar kusursuz, hatadan arınmış ve idealize edilmiştir. Türkler kahramanlaştırılırken, Çinliler çoğunlukla küçümseyici ve aşağılayıcı bir üslupla resmedilir. Bu taraflı yaklaşım bir yandan romanın inandırıcılığını zedelerken, diğer yandan milli duygularımızı kabartır. Dolayısıyla eserin tarihi bir roman olmadığını, tarihi unsurlar içeren epik, masalımsı bir roman olarak değerlendirmek gerekir. Göktürkler dönemine ait elimizde çok sınırlı kaynak vardır. Dolayısıyla Atsız’ın bu kaynaklardan yola çıkıp gerçekçi ve derinlikli bir tarihî roman yazması güç. Bu sebeple Atsız’ın tercihi destansı bir roman yazmak olmuş; aksi halde mevcut bilgiyle gerçekçi bir roman ortaya koyması mümkün olmazdı. Sonuç olarak bu kitabı tarihi ve realist açıdan değerlendirmek mümkün değildir. Zaten Göktürkler zamanını konu alan romanların hiçbirine “realist bir roman” diyemeyiz. Peki, tarihi ve realist açıdan bir anlamı olmayan bu eserin edebiyatımızdaki yeri nedir? Bozkurtlar, Türk edebiyatında özellikle Türkçülük ideolojisinin simge eserlerinden biri olmuştur ve epik roman geleneğimizde önemli bir yer edinmiştir. Bu yönüyle edebiyatımızda ideolojik bir başvuru kaynağı sayılabilir. Edebi açıdan bakarsak; Atsız, olay örgüsünü ustalıkla kurgulamış ve baştan sona kadar okuyucuyu diri tutmayı başarmıştır. Ayrıca,
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,9bin okunma

Yazar Hakkında

Hüseyin Nihâl AtsızYazar · 45 kitap
Hüseyin Nihal Atsız, Türk yazar, şair, tarihçi ve ideologdur. Nejdet Sançar'ın ağabeyidir. Yağmur Atsız ve Buğra Atsız'ın babasıdır. Rıza Nur'un mânevi oğludur. Kendisini Türkçü ve Turancı olarak tanımlar. Atsız'ın babası Gümüşhane'nin Torul kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi Trabzon'un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey'in kızı Fatma Zehra Hanım'dır. Mehmet Nail Bey'in ilk eşinden üç çocuğu olmuştur. 12 Ocak 1905'de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910'da Ahmet Nejdet (Sançar) ve Aralık 1912'de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu) dünyaya geldi. 1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin adı da Fatma Zehra'dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra ayrılmıştır. Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905'te İstanbul Kadıköy'de doğdu. İlköğrenimini Kadıköy'deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul Sultanilerinde (İstanbul Lisesi) yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Tıbbiye'ye yazıldı. Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri Tıbbiye'ye kaydolduğu çağlarda Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Ziya Gökalp'in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi Türkçülük fikrine karşı öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi adlı bir mülazım (teğmen)'a selam vermediği gerekçesi ile 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri Tıbbiye'den çıkarılmıştır. Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Erkek Lisesi'nde yardımcı öğretmenlik yapan Atsız, daha sonraları Deniz Yolları'nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında birkaç sefer yapmıştır. Üniversite Yılları ve İlk Fikirler 1926 yılında İstanbul Dârülfünunu'nun Edebiyat Fakültesinin "Edebiyat Bölümü"ne ve İstanbul Dârülfünunu'nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi'ne kaydolan Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında İstanbul'da Taşkışla'da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır. Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı 'Anadolu'da Türklere Ait Yer İsimleri' adlı makalenin Türkiyat Mecmuası nın ikinci cildinde yayınlanması ile hocası olan Mehmet Fuad Köprülü' nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli Nazmi'nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır ('Divân-ı Türki-i Basit, Gramer ve Lügati', 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştur. Atsız'ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik Gökyay, Pertev Nâili Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimler yer alıyordu. Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü, Maarif Vekâleti'nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Muallim Mektebi'ni öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931'de Atsız'ı kendisine asistan olarak almıştır. Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünunun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır. Atsız, 15 Mayıs 1931'den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)'yı çıkarmaya başladı. Mehmet Fuad Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan bu Türkçü ve Köycü dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü olmuştur. Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile, hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır. 1932 Temmuzunda Ankara'da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan'a Dr. Reşid Galib'in yaptığı eleştiriler üzerine Atsız, içerisinde ikinci eşi Bedriye Atsız ile Pertev Nâili Boratav' ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib'e "Zeki Velidi'nin talebesi olmakla iftihar ederiz" diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de Reşid Galib'in tepkisini üzerine çekmiştir. 19 Eylül 1932'de Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da Mehmet Fuad Köprülü'nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Reşid Galib, Atsız Mecmuanın 17. sayısındaki 'Dârülfünun'un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi' adlı makalesi nedeniyle Edebiyat Fakültesi Dekanı'na baskı yaparak, 13 Mart 1933 tarihinde Atsız'ın üniversite asistanlığına son vermiştir. Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975 Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız yeni bir kriz geçirmiş, 11 Aralık 1975 Perşembe günü vefat etmiştir. 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı'nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii'nde Kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türkçülüğün öncülerinden olan Nihâl Atsız, Turancı çevreler tarafından aynı zamanda güçlü bir Türkolog olarak kabul edilir. Bu çevrelere göre Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız, özellikle Türk tarihinin Göktürk kısmında uzmanlaşmıştı. Çok sevdiği bu devreyi "Bozkurtların Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" adlı iki eser ile romanlaştırmıştır. "Deli Kurt" adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir. "Ruh Adam" 'daki Selim Pusat'ın şahsiyetinde Atsız'ı görürüz. "Ruh Adam" 'ın devamı olarak "Yalnız Adam" 'ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri de Bozkurtlar serisi'nin 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde "II. Mahmut'tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi" adlı bir eseri de vardır. Nihâl Atsız'ın şiirleri "Yolların Sonu" adı ile kitap halinde basılmıştır.