Okur
Samet Koçyiğit
TAKİP ET
Samet Koçyiğit
@dytsamet
8 kütüphaneci puanı
846 okur puanı
16 Tem 2017 tarihinde katıldı.
139
Kitap
68
İnceleme
1.019
Alıntı
237
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Sabitlenmiş gönderi
Samet Koçyiğit
bir alıntı ekledi.
Peygamber hayatı, baştan aşağı bir medeniyettir. Hakikat medeniyetidir. Hakikat medeniyetini bir ağaca benzetirsek, o ağacın çekirdeği gibidir peygamber hayatı. Medeniyet, bu hayatın açılımından ibarettir.
61
Samet Koçyiğit
tekrar paylaştı.
Samet Koçyiğit
Sabit Fikir Sayı 124'ı inceledi.
Sabitfikir 2. İnceleme
Dergi okumalarına ve incelemelerine kaldığım yerden devam ediyorum. Sabitfikir’i ilk kez elime alıp okuduğumda yolumuzun tekrar kesişeceğini biliyordum ki öyle de oldu. Diğer yayınlardan ya da dergilerden farkı nedir diye düşündüğümde, zihnimde verdiğim cevap daha da belirginleşiyor. Sabitfikir, bu sayı ile ‘’Bir kitap dünyadan daha büyüktür.’’ ifadesiyle 124. sayısını geride bırakmış oldu. Sabitfikir’in kapak tasarımları gerçekten kendine has bir üslubun izlerini taşıyor. Sayfalarını çevirdiğimizde bizi ilk olarak kültür sanat haberleri karşılıyor. Burada okuyucunun sıkılmasına müsade etmeden kısa ve öz bir şekilde güncel kültürel haberler aktarılıyor. Bütün yazıların tamamını burada belirtmek mümkün olmadığından dikkatimi daha çok çeken yazılara yer vermeye çalışacağım. Bu elbette diğerlerinin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Sabitfikir’in farklarından biri de aslında çok çeşitli konularda kitap incelemelerine yer veriyor olmasıdır. Yani bilim-kurgu, güncel, tarihi, roman ya da deneme birçok tarzda kitaplar inceleniyor. Bu sayıda Cem Altınışık, Daniel Polansky’in Kurucular kitabını incelerken sanki bizleri de kitabın içerisinde bir yolculuğa çıkarıyor. İncelemeyi ele alırken western filmlerini hatta sanatsal filmleri de hesaba katması daha çok ilgimizi çekmesine neden oluyor. Hümeyra Yabar’ın incelemesi ise öykü konusunda ne kadar donanım sahibi olduğunu ortaya koyuyor. Derginin bu sayısında zaman yolculuğu konusuyla ilgili kitaplar kısa açıklamalarla listemsi bir şekilde okura sunulmuş, ilgilisi için güzel bir kaynak olmuş. Doğukan İşler’in Parasız Yatılı incelemesi bizi hem edebi bir yolculuğa çıkarıyor hem de Füruzan’ın yazma meselesiyle ilgili düşüncelerini aktarıyor. Ayrıca bu sayıda ‘’Sahi Kitap’’ yayınevi hakkında bilgi verilmiş. Dergide bir sinema kitabı hakkında incelemeye rastlamak benim için keyif vericiydi. Bilal Sert, ‘’Sinemada Aşkın Üslup’’ kitabı hakkında güzel bir yazı kaleme almış. Ayşegül Genç ve Suavi Kemal Yazgıç’ın yazıları da derginin niteliğini yukarı doğru taşımış zannımca. Sabitfikirle ilgili belkide olumsuz olarak söyleyebileceğim tek şey yazma yolunda yeni isimlere pek yer vermiyor oluşu olacaktır. Dergi genel olarak yazma konusunda zaten belirli bir seviyeye gelmiş yazarlara yer veriyor. Tekrar görüşmek üzere Sabitfikir.
Sabit Fikir Sayı 124
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
8
Samet Koçyiğit
bir alıntı ekledi.
Zaman Ziyneti
Biz çocukken anket defterlerinin en popüler sorusuydu "Boş zamanını nasıl geçirirsin?" sorusu. Hiç birimiz boş zaman mı olurmuş diye sormazdık. Olmaz halbuki... Çünkü zaman doldurulması gereken bir boşluk değil, anlamlandırılması gereken bir nimettir.
8
80 syf.
·
6/10 puan
Bir kitabı değerlendirirken onu ait olduğu şekliyle ele almanın gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum ve bu şekilde dürüst davranarak inceleme yazan insanların sayısının az olduğunu belirtmem gerekir. Elbette bizim belirteceğimiz hususlar bir kitabın uzun vadede çok ya da az okunmasını sağlamayacaktır. Bir eser her zaman için okuyucunun gönlünde yer ettiği ölçüde okunup anılmaya devam eder. Dolayısıyla incelemeyi yazarken yazarın bu yolda yeni olduğu ön kabulüyle yola çıkmak gerekir. Felgu, bir yazarın ilk kitabı. Doğrusunu söylemek gerekirse yazarların dikkat çekme kaygısından dolayı kitaplarının isimlerini alışık olmadığımız kelimelerden oluşturması beni rahatsız etmiştir eskiden beri. Lakin eseri okuyunca yazarın popüler olma kaygısı taşımadığı kanaatine vardım ki bu beni rahatlattı. Eser, Gök ve Kök olarak iki bölümden ve toplamda on iki öyküden oluşuyor. Kitaba ismini veren öykü Felgu ise yanmış Arad köyü ve bir çeşit manevi hastalığın, yarım kalmışlığın izlerini taşıyor kendi içerisinde. İlk olarak Gök bölümünden ve oradaki hikayelerden bahsetmek isterim. Bu bölümde yazarın daha çok okuru hayal etmeye yönlendiren, bilinmeyen zamanlarda ve coğrafyalarda geçen mistik ya da kadim ezgileri barındıran öyküleri yer alıyor. İs adlı öyküsü, kaderin hüzünlü yönünü anne ve kız üzerinden anlatıyor. Kıran adlı öyküsü insana doğa bir şekilde ondan çaldığımız şeylerin bedelini ödetiyor cümlesini kurduruyor. Gök, Taş ve Yüzü adlı öyküsü mistik ve masalsı bir havayı solumanızı sağlıyor. Kök bölümü, biraz daha içimizden, köyümüzden daha yakınlardan seslenen öyküleri içeriyor. Mistik havadan köklerimize bir dönüş yapıyor yazar. Su adlı öyküsü bir sevginin neden olabileceği durumları tıpkı Yusuf u Züleyha’yı anlatır gibi şiirsel bir şekilde aktarıyor. Sınır adlı hikayesi sanki anadoludan kopmuş yürek sızlatan türkülerin dile gelmiş hali gibiydi. Yine bu bölümde Ev isimli bir hikaye yer alıyor. Gündelik hayatın o sadeliği ve memleketin hoş kokusu sinmiş. Aslında Ev yerine Yuva ismi daha güzel olabilirdi çünkü bu öyküde bir bina değil orayı kıymetli kılan duygular anlatılıyor. Çünkü ancak yuva birbirini bekleyenlerin heyecanını barındırır içinde. Tıpkı Fadime ve Emin’in içimizi ısıtacak duyguları gibi. Genel olarak kitabı değerlendirecek olursam yazarın öyküleri gerçekten öykü gibiydi yani son zamanlarda karşımıza çıkan bu deneme ya da anlatımı yoksa hikaye mi diyeceğim bir durumu yaşamadım. Gülşen Funda’nın dilinin özgünlüğe ulaştığını söylemek için henüz çok erken fakat şiirsel dili gerçekten muazzam yansıtıyor eserine. Bu açıdan baktığımızda Nazan Bekiroğlu’nu anımsattığını söyleyebilirim. Yazarın bizi böyle masalsı yolculuklara yeniden çıkarması ümidiyle, keyifli okumalar diliyorum.
Felgu
8.7/10
· 21 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
10