Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2021 19:29
İlk olarak ifade etmeliyim ki; kitapta okuduğum şiirlere, beyitlere hayran kaldım ve bir kez daha gördüm ki Namık Kemal yazarlığının yanında çok iyi de bir şair. Kitap Türk Edebiyatı'nın "İlk Tarihsel Romanı" olarak kabul ediliyor. Zaten karakterler, bilgiler ve hikaye tarihi olaylar üzerine; Sultan 2.Selim ve Osmanlı'nın en önemli devlet adamlarından Sokullu Mehmet Paşa dönemindeki Osmanlı-İran Savaşları üzerine kurulu. Kitapta kahramanlık, cesaret ve vatanperverlik temaları oldukça ön plana çıkıyor. Ancak kitap aynı zamanda bir aşk romanı. Tabi saray romanı olur da saraylara yakıştırılan entrikalarla örülü aşk olmaz mı ? :) Yazar karakterleri çok iyi tasvir ediyor. Ancak bazı karakterleri, alanında çok iyi olan isimlerle kıyaslayıp hatta bazen daha üstün göstererek tasvir olayını abartıyor. Olayların, mekanların, kişilerin tasviri neredeyse kitabın yarısını alıyor. Yarısından sonra da saray entrikalarını; rekabet, aşk ve iktidar mücadelesi üçgeninde okuyorsunuz. İyi ile kötünün, güzel ile çirkinin, kahramanlık ile ihanetin iç içe geçtiği olayların sonu sizi oldukça şaşırtacak. İyi okumalar.
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma
7/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2020 16:51
Edebiyatımıza “İlk tarihi roman” unvanıyla giriş yapmış bir Namık Kemal eseridir. Dönem tarihini okuyucuya irdeleyerek anlatır ve okur bu esnada tarihsel süreçten kopmaz. Romanın sonu “1. Cildin nihayeti” notu ile biter lâkin Namık Kemal’in bir başka cildi yazmaya ömrü yetmemiştir.
Edebiyat
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 01:26
Cezmi , ilk tarihi roman.. yazar maalesef tamamlayamamış kitabını. 1. Cildin sonu yazıyor kitabın sonunda. Yarım kalmış bir hikaye yani. Zaten bu kitapta da Cezmi'den daha çok onun koruyuculuğunu yaptığı Kırım şehzadesi Adil Giray ve İran şahının kızı Perihan'ın aşkı ve Perihan'ın ablası Şehriyar'ın da Adil Giray'a aşık olduğu için çevirdiği oyunları ve bu aşk üçgeni sonunda yaşanan trajediyi anlatıyor Namık Kemal. Belki ömrü yetseydi Cezmi'nin de akıbetini okuyabilecektik.
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma
9/10
·368 syf.··
2020 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2020 13:37
Türk Edebiyatı'nın ilk tarihi romanı Cezmi. Kitabın ismine ve tarihi roman olması itibariyle farklı bir roman olarak düşünmüştüm kendi içimde. Ama düşündüklerim okuduktan sonra bambaşka bir hâl aldı diyebilirim. İlk olarak tabiki kitap tarihi yönden başlayıp Osmanlı-İran savaşlarına ve dönemin mezhep farklılıklarına değinirken daha sonra kahramanımız Cezmi ve Cezmi'nin özelliklerinden, başarılarından bahsediyor. Bu şekilde devam ederken konu Kırım Hanı Adil Giray ve Perihan arasındaki aşka dönüşüyor. Aşk olup da içinde bir de aşığa rakip kişi olmadan olur mu deyip Şehriyar'ı buluyoruz karşımızda. Olaylar tarihten çıkıp bir anda pembe dizi halini alıyor ve Şehriyar, Perihan ve Adil Giray arasındaki bir aşk üçgenine dönüşüyor.Kendimi konuya kaptırıp giderken durup Cezmi nerde neden ondan bahsedilmiyor dediğim oldu. Bir gözüm hep Cezmi'yi aradı diyebilirim. :) Kitaba ismini vermiş karakterin kitapta az anlatılması açıkçası bana garip geldi. Cezmi'den daha fazla bahsedilmesini isterdim. Ama bir yandan kitabın geneline bakıldığında Namık Kemal anlattığı bazı yerlerde Peçevi tarihinden alıntılar yapmış ve not olarak eklemiş. Cezmi'nin yazmış olduğu şiirler, Adil Giray ve Perihan arasındaki aşk mektupları ve yine birbirlerine yazdıkları şiirler gerçekten etkiliyici. Şehriyar'ın korucu askere ettiği beddualar ve tehditler de bir o kadar yaratıcı :) Son olarak kitap hiç ummadığım bir şekilde bitti diyebilirim. Evet yine okunması gereken bir kitabı daha okuyup bitirdiğim için mutluyum. Tavsiye edilir. İyi okumalar. :)
Edebiyat
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma
5/10
·368 syf.··
2020 15. kitabı
Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim döneminin sonrasında yaşanmış olan Osmanlı İran savaşlarına işaret ederken Cezmi'nin başından geçen olaylar anlatılmaktadır. Osmanlı kumandanlarından bir tanesinin İranlıların eline esir düşmesi ve onunla İranlı Perihan arasında yaşanan derin aşka da işaret etmesi Roma'nın başka bir bölümü idi. Eski tarihi bir roman, okuması gerçekten zordu. Akıcı ve hızlı bir şekilde okuması güç olan bir romandı.
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma
Cezmi
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2021 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2021 02:18
Bilindiği üzere "Cezmi" Türk Edebiyatının ilk tarihi romanı. Açık söylemek gerekirse, kitap hakkında yanıldım, dahası şaşırdım. Ben savaşlar kahramanlıklar bekliyordum ama umduğumu pek bulamadım. Kitap Cezmi adında bir askerin hayatıyla başladı Adil Giray, Perihan ve Şehriyar'ın aşk üçlemesiyle bitti. Cezmi, başrolken, birden figüran oluverdi. Güzel olmasına güzel severek de okudum, dili biraz ağır, yazım imla hatası fazlaca da olsa akıcı bir roman. Üzücü olan şu ki kitabın yarım kalmışlığı var. . Aşkın nelere kadir olabileceğinin delillerinden roman. Cemal Safi'nin şu dizeleri sanırım romanın özeti niteliğinde: "Niceler sultandı, kraldı, şahtı. Benimle değişti talihi bahtı, Yerle bir eylerim tac ile tahtı, Akıl almaz hünerlerim var benim..." (Tek Hece)
1000Kitap
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma
İlk Tarihi Roman
Puan vermedi·368 syf.··
2022 14. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2022 13:21
Cezmi / Namık Kemal Cezmi, 16. yüzyılda İstanbul’da yaşayan bir sipahidir. Annesini iki yaşında kaybedip öksüz kalır, babasının yanında büyürken amcasından eğitim alır. Genç yaşa geldiğinde babasını ve amcasını da kaybeder. Cezmi iyi cirit atar. Cirit sayesinde bir paşanın evine davet edilir ve orada Nevî ile tanışma fırsatı bulur. Cezmi’nin şairlik ve savaşma yeteneği iyidir. İran’a yapılacak sefere gönüllü katılır. Bu sefer vesilesi ile Kırım şehzadesi Adil Giray’la tanışır. Adil Giray’da Cezmi gibi şairlik ve kahramanlık vasıfları olan biridir. Savaşta Osmanlı üstünken Adil Giray ve kardeşi Gazi Giray İranlılara esir düşerler. Roman bence buradan sonra başlıyor. Çünkü bundan önceki her olay bundan sonra olacak olaylara zemin hazırlamış. Kafamı kurcalayan asıl konu romanın adının Cezmi olması. Asıl hikaye Adil Giray’ın etrafında dönüyor. Adil Giray ve İran şahının kardeşi Perihan’ın aşkını anlatıyor. Roman edebiyatımızın ilk tarihi romanı özelliğini taşıyor. Türünün ilki olmasına bakacak olursak gayet başarılı yazılmış. Anlatımı ve olay örgüsü başarılı. Kahramanlık, vatanseverlik, aşk gibi konular ön planda. Kıyaslama ve tasvirlerin ayrıca entrikanın bol olduğu bir romandı diyebilirim. Edebiyatımızda yazılmış olan ilk romanlarımızı okumamız gerekliliğini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bence uzun tasvirler sıksa bile okunması gereken bir kitap, sizlerin de okumasını isterim. Herkese keyifli okumalar dilerim. Namık Kemal
1000Kitap
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2022 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2022 12:49
CEZMİ - NAMIK KEMAL (Alıntılar) Bir tasavvurla sana bin âlem icat eylerim. Yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya geliş hüner değildir. İnsan düşündüğü kadar döğüşmeye de muktedir olamaz mı? (İnceleme) • Namık Kemal'in Cezmi'si, Türk edebiyatının ilk tarihi romanı kabul ediliyor. İki cilt yazılması planlanan eser, ne yazık ki Namık Kemal'in vefatı ile ilk cilt basım olarak kalıyor. • Cezmi, 16. Yy sonlarında oluşan bu hikayede iyi bir at ustası ve şairdir. İran seferine vatan aşkı sebebi ile gönüllü katılır ve ünü her yere dağılır. • Adil Giray ile tanışması sebebiyle, kendisini Adil Giray ve ona aşık olan iki kadının yani şahın karısı Şehriyar ile kız kardeşi Perihan'ın arasında bulur. • Yine olaylar neticesinde onlara son görevini kendisi yapacaktır. Aşkın, ihanetin, devlet işlerinin, savaşların ve dostluğun tek tek işlendiği eserde, en özel olan ise Namık Kemal'in şair yanını da gösterip dizelerine yer vermesi. - Tavsiyemdir, herkesin baş karakteri sanırım kendisine göre değişiyor. :) Keyifli okumalar dilerim #okudumbitti #namıkkemal #cezmi
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
Cezmi Namık Kemal'e ait bir eserdir. Edebiyatımızda tarihi romanın ilk örneği sayılır. Namık Kemal'in birçok türde eseri vardır. Eserlerinde vatan, millet kavramlarına çokça yer vermiştir. Eserin konusu 16. yüzyıldaki Osmanlı-İran savaşlarıdır. Romanda Cezmi'nin yetişmesi, kahramanlığı savaşta tanıştığı Adil Giray ile olan dostluğu ve İran'da yaşadıkları anlatılır. Eserde sürükleyici bir dil kullanılmıştır.
Edebiyat
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma
7/10
·368 syf.··
2020 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 15:04
Kitap, Namık Kemal’in ikinci romanı, edebiyatımızda ise ilk tarihi roman olarak karşımıza çıkıyor. Osmanlı Devleti ve Safevi Hükümdarlığı arasında geçen bu gerçek-kurgu romanda, Cezmi isimli bir karakterin başından geçenler anlatılıyor. O dönemle ilgili birçok bilgiye ulaşabildiğimiz gibi bizi o dönemlere de götüren bir roman. Ne yazık ki ikinci cildi yok. Namık Kemal’in ömrü ikinci cildi yazmaya yetmemiş. İyi okumalar diliyorum Namık Kemal Cezmi
CezmiNamık Kemal · Ren Kitap · 20185,6bin okunma

Yazar Hakkında

Namık KemalYazar · 58 kitap
Namık Kemal (d. 21 Aralık 1840, Tekirdağ, ö. 2 Aralık 1888, Sakız Adası) Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir. Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle "İntibah" isimli romanı ve "Vatan Yahut Silistre" isimli tiyatro oyunu ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Yenişehirli Mustafa Asım Bey, annesi Fatma Zehra Hanım’dır. Tekirdağ’daki evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine “Mehmet Kemal” adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa’nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) sancağında vali yardımcısı idi ; Afyonkarahisar sancağına tayin edildiğinde ailece Afyon’a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım’ı Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemal, yaşamını büyükbabasının yanında sürdürdü. Abdülatif Paşa’nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul’a gelmişti. Orada, 3 ay Bayezid Rüştiyesine ve ardından 9 ay Valide Mektebi’ne devam etme fırsatı buldu. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars’ta görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe mal müdürü, dedesinin Sofya kaymakamı oluşu ile Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey, şiirlerini okuduktan sonra Mehmet Kemal’e yazıcı, kâtip anlamlarındaki “Namık” adını verdi. O günden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başladı. 18 yaşına kadar kaldığı Sofya’da komşuları Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride ve Ulviye adında iki kızı ve Ali Ekrem adında bir oğlu dünyaya geldi. 1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odasında stajyer olarak memurluğa başladı. 1858’de büyükannesi Mahmude Hanım’ı, 1859’da büyükbabası Abdülatif Paşa’yı kaybetti. Babasının ikinci evliliğini yaptığı Dürrüye Hanım’ın Kocamustafapaşa’daki evinde yaşadı. Babasının bu evliliğinden Naşit adında bir kardeşi oldu. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. İlk şiirlerini Sofya’da yazan Namık Kemal, İstanbul’a geldiğinde kısa sürede şairler arasında tanınmıştı. Henüz Batı edebiyatı ile bir teması yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğini takip ettiren şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Leskofçalı Galip Bey adlı şair ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara adlı şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı. Bu yeni görevi sırasında Batı’yı tanıyan kimselerle tanışma imkânı buldu ve gözlerini batı kültürüne çevirdi. Edebiyatta batılılaşmanın ilk adımlarını atan İbrahim Şinasi ile tanışması hayatını değiştirdi. Sanat ve hayat görüşü değişti. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı, ilgisi nesire yöneldi. Tarih ve hukuk alanında kendini geliştirmeye çalıştı. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. İlk defa Şinasi’de gördüğü “hak, millet, vatan, hürriyet, millet meclisi” gibi kelimeleri yaygınlaştırdı. 1865’te Şinasi, Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni kendisine bırakarak Fransa’ya gidince Namık Kemal, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde İttifak-i Hakimiyet adlı (daha sonra Yeni Osmanlılar Cemiyeti adını alacak) gizli derneğin kurucuları arasına girdi (Sağırahmetbeyzâde Mehmet Beyin öncülüğündeki derneğin diğer kurucuları Menâpirzâde Nuri Bey, Kayazade Reşat Bey, Mir’at Mecmuası sahibi Mustafa Refik Bey, Suphipaşazade Ayetullah Bey ve Ziya Beydir). Derneğin amacı bir anayasa hazırlanmasını ve parlamenter bir yönetim sistemi kurulmasını sağlamaktı. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler doğrultusunda ve hükümet aleyhine şiddetli makaleler yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale, gazetenin 1867’de kapatılmasına ve kendisinin Erzurum vali muavini olarak atanmasına yol açtı. Namık Kemal, hükümet tarafından gönderildiği Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu olan ancak Sultan Abdülaziz’in bir fermanıyla Mısır yönetimindeki haklarından mahrum edilen Mustafa Fazıl Paşa, kendisini Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin reisi ilan etmiş ve Avrupa’ya davet ettiği örgüt üyelerinin finansörlüğünü üstlenmiş birisiydi. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adlı gazeteyi çıkardılar ancak Namık Kemal, Ali Suavi ile yaşadığı anlaşmazlık üzerine Muhbirden ayrıldı. Aynı yıl Sultan Abdülaziz Uluslararası Paris Sergisi’ni görmek üzere şehre gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bazı arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltmiş ve onunla İstanbul’a dönmüştü. Giderken gazeteyi çıkarmaya devam etmelerini, desteğinin süreceğini söylediyse de İstanbul’a döndükten sonra fikrini değiştirdi ve geçici olarak Hürriyet’i kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânları ile çıkarmayı denediler. Bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal vazgeçti ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü. Siyasetten uzak durmak, yazı yazmamak koşuluyla affedilmiş olan Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız fıkralar yazdı; Sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1872’de "İbret Gazetesi"’ni çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, İstanbul’dan uzaklaşması için mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Birkaç ay kaldığı Gelibolu’da "Vatan yahut Silistre" adlı oyunu ile "Evrâk-ı Perişan" adlı eserini tamamladı. Gelibolu’nun bazı sorunları ile ilgilendi ve su davasını halletti. Rumeli fatihi Gazi Süleyman Paşanın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Beye burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne “BM” (Baş muharrir) ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine “N.K” imzası ile yazı göndermeye de devam ediyordu. Gelibolu’da salgın haline gelen kuduz hastalığını önlemek için köpekleri sürgün etmesi bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Osmanlı hükümeti tarafından açığa alınan Namık Kemal 1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, İbret’in başına geçti. Çok geçmeden bir makalesi nedeniyle hakkında soruşturma açılıp gazetesi tekrar kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un Gedikpaşa’daki tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı coşturup olaylar çıkmasına neden olmuştu. Bu konuda İbret’te yayımlanan yazılardan sonra gazete bir daha çıkmamak üzere kapatıldı; Namık Kemal ve dört arkadaşı yargılanmadan sürgüne gönderildiler. Namık Kemal Mağusa'ya, Ahmet Mithat ile Ebüzziya Tevfik Bey Rodos'a, Menapirzade Nuri ve Bereketzade Hakkı Beyler de Akka'ya sürüldü. Namık Kemalin Mağusa (Kıbrıs) sürgünlüğü 38 ay sürdü. Mağusa'da son derece olumsuz koşullar altında yaşamak zorunda kaldı, pek çok kez sıtmaya ve başka hastalıklara yakalandı. Edebiyatçı Namık Kemal, birkaçı dışında eserlerinin tamamını bu dönemde Kıbrısta vermişti. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Tahta çıkışından 93 gün sonra akıl bozukluğu gerekçesiyle indirilen V. Murat’ın yerine Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamit, ilk Osmanlı Anayasası’nı oluşturmak için bir komisyon kurdu. Namık Kemal, bu komisyonun bir üyesi oldu. Ancak şair, padişahın aleyhine bir tehdit beyiti yazıp bunu mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Söylediği Arapça beyit, ”Bir şey, ikilendi mi, muhakkak üçlenir de” anlamındaydı ve tıpkı Abdülaziz ve V. Murat gibi Abdülhamit’in de tahttan indirilebileceğini ima ediyordu. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle suçlu bulunup 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’nda ikamete mecbur edildi. Kendi isteği üzerine ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2,5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Midilli'de tanıdığı genç yaştaki Hüseyin Hilmi Paşayı ömrü boyunca koruyup destekledi. Hüseyin Hilmi Paşa, yıllar sonra 1909'da sadrazamlığa kadar yükselmiştir. 1879'dan itibaren 5 yıl süren Midilli’deki görevi sırasında kaçakçılıkları önledi; hazine gelirini arttırdı. 20 Türk ilkokulu açtı. Türklerin hayat seviyesini yükseltti. Adalarda yaşayan Türk ahalisinin sorunlarını dile getiren bir rapor hazırlayıp Bâb-ı Âli'ye sundu. 1882’de Nişan-i Osmanlı madalyası ile ödüllendirildi. "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Mağusa’da yazmaya başladığı Celaleddin Herzemşah adlı eserini tamamladı. Bu eser, okunmak için yazılmış 15 perdelik tarihi bir oyundur. Harzemşahlar Devleti’nin son hükümdarı Celaleddin Harzemşah etrafında gelişen oyunda İslam birliği düşüncesini işledi. Abdülhamit, bu eserinden ötürü onu bâlâ rütbesi ile ödüllendirdi. Namık Kemal’in Midilli’de kaçakçılıkla mücadelesinden çıkarları zarar görenlerin şikâyetinden sonra 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. Rodos adasındaki çalışmaları da padişahın imtiyaz madalyası ile ödüllendirildi. Rodos’ta, Osmanlı tarihi hakkında eser yazmaya başladı. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu. Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle rahatsızlanan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü 47 yaşında hayatını kaybetti. Adada bir caminin haziresine defnedildi. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletince naaşı Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi. 1912 Mürefte-Şarköy depreminde sütunlar zedelendiği için hâlen mermer kaplı bir kabirde bulunmaktadır.. Namık Kemal’in ölümünden sonra II. Abdülhamit, şairin oğlu Ali Ekrem’i sarayda görevlendirdi, babası Mustafa Asım’ı ise saraya müneccimbaşı tayin etti.