Geri Bildirim

Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.740
Gösterim
Adı:
Eşekli Kütüphaneci
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
147
ISBN:
9789750404030
Kitabın türü:
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık Dağıtım
Sıcak bir yaz günü, peribacaları diyarına Yunanistanın Larisa şehrinden Dimitrios Katsikas adında biri gelir. Bu genç adam, yıllar önce bu topraklardan göçe zorlanan büyükbaba ve büyükannelerinin izini sürmek, bir daha buraya dönemeyen akrabalarının yerine bu güzel yerleri gezmek istemiştir. Tesadüfler karşısına yörenin sevilen şahsiyetlerinden Baba lakaplı Aziz Güzelgözü çıkarır. Aynı yaşlardaki bu iki genç kısa sürede kaynaşır. Dimitrios, Azizin evine konuk olunca, bu büyüleyici diyarda inanılmaz bir adamla tanışır. Azizin babası Mustafa Güzelgözdür bu kişi; namı diğer Eşekli Kütüphaneci. Ürgüpteki kitaplığı yönetirken otuzdan fazla köyün halkına eşekle kitap taşıdığı için takılmıştır bu ad ona. Herkes, özellikle de kadınlar, kitap okusun diye yıllarca çırpınmıştır Mustafa Güzelgöz. Dimitrios ile Eşekli Kütüphaneci arasındaki sevgi köprüsü yöreyi birlikte gezerlerken iyiden iyiye pekişip güçlenir. Bu arada kan kardeşi olan Aziz ile Dimit-riosun aklına, Ürgüp ile Larisayı kardeş şehir yapma fikri düşmüştür. Ama bu o kadar da kolay olmayacaktır... Fakir Baykurtun, klasik anlatımının tüm olanaklarından yararlanarak, gücü yetene, hatta bitene dek, hasta yatağında yazdığı bu son romanında, sevgi, kardeşlik, azim, cesaret gibi duygular yine okuru sarıp sarmalıyor.
Son zamanlardaki yabancı yazar okumalarımdan sonra bu kitap ne de güzel geldi. Gürül gürül ve dupduru bir Türkçe ile anlatılan öykümüz yakın tarihimizin kurgusuyla güzel ilçemiz Ürgüp’de geçiyor. Anadolu insanını ve kültürünü anlatan kitaplara ayrıca bir merağım ve sevgim var. Böyle bir kitabı okumaya başlar başlamaz yüzümde ve zihnimde bir tebessüm oluşuyor ister istemez. Hele de içinde mani, türkü veya deyişler de varsa okuma değil şölen oluyor bu ritüel.

Kitap ismi ve kapağındaki güzel resimden de anlaşılacağı üzere kitap sevgisi ve kendini kitaba adamış bir Anadolu insanı üzerine gibi görünse de neler yok ki kısa öyküde. Anadolu’dan manzaralar, aşk, kitap, insan ve ülke dostlukları ve sizin okuyunca zihninizde canlanacaklar. Okuyucu bu öyküyü okurken kendinden ve kendi ailesinden de bir çok yaşanmış manzara bulacaktır. Bana göre yazarımızın köy enstitüsü mezunu olması ve öyküsünde bu olaya değinmesi de ayrıca bir tat vermiş kitaba.

Kendi yazarlarımızın bir çok konuda hakkının yendiğini ve okurlardan hakettikleri ilgiyi görmediği kanatindeyim. Oysa dev yazarlarımız ve binlerce güzel kitabımız var okunacak. Tüm yazarlarımızın hak ettiği ilgiyi görmesi dileğiyle bitireyim yazımı.
Wow!!! Harikaydı.. Hikayenin gerçek olması cok etkiledi beni... Böyle güzel insanlar, adamlar lazım bizim siyasete.. :) kitaba gelince..

Yunanistan'ın Larissa kentine göç etmek zorunda kalan insanların eski vatanlarına duydukları özlemi ele alarak başlıyor kitap. Bu insanların torunlarından biri olan Dimitrios, nenelerinin dedelerinin kısaca atalarının yaşadığı bu toprakları görmeye geliyor ve buradaki gezintisi sırasında Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz ve ailesi ile tanışıyor.
Buradan sonra da Mustafa Güzelgöz'ün yaşam öyküsü anlatılmaya başlanıyor.

Bir şekilde duymuşsunuzdur eşekli kütüphanesinin hikayesini.Eşeğiyle köy köy gezip insanları aydınlatmaya çalışan güzel bir insanın hikayesi.Halkına hizmet eden gönüllü Kahramanlar Yarışmasında birincilik öldülü alan yüreği kocaman, güzel insan Mustafa Güzelgöz.

Mustafa Güzelgöz'ün, eşekli kütüphanecimizin tek amacı kitap okumak değil aynı zamanda köylüleri de aydınlatmak. Bunun için pek çok hizmette bulunmuştur.. Göreve geldiğinden emekli olana kadar yaşadıkları, karşısına çıkan engeller, vb. konuları kendi ağzından Yunanlı Dimitrios'a anlatmaktadır Mustafa Güzelgöz. Onun yaşam hikayesini okuyup etkilenmemek, hayran olmamak mümkün değil..
Son olarak beni etkileyen şu sözü not etmek istiyorum.. - "Köye kitaplık açmak, çöle çeşme götürmek gibidir. Kitaplığın girdiği yerden bilmezlik kaçar gider."

Okuyun ve okutun. Keyifli okumalar

Benzer kitaplar

Kitap hakkında bilgi olabilir.

Eşekli Kütüphaneci, Amerikan Sargısı'dan sonra okuduğum ikinci Fakir Baykurt eseri oldu. Roman aynı zamanda Baykurt'un son eseride oluyor. Hastalığının tedavisi için Almanya'ya giden yazar, romanın son düzenlemesinide hasta yatağında yapmıştır.
Romana gelecek olursak;
Mustafa Güzelgöz nam-ı diğer Eşekli Kütüphaneci. Karda, kışta eşeğiyle 36 köye kitap götüren, köylüyü aydınlatmak isteyen gönüllü bir kültür elçisinin hikayesi anlatılıyor romanda. Güzelgöz köylere kitap götürür öncelikle. İlgi çekmez. Radyo götürür köy kahvehanelerine erkekleri çekmek için. Filmler götürür. Ya kadınlar? Kadınlarında ilgisini çekmek için dikiş makineleri götürür. Emeklerinin karşılığını almaya başlar yavaş yavaş. Her şey iyi güzel ya sonra? Tolga Örnek'in 2008 yapımı "Devrim Arabaları" filminde geçen ünlü replik devreye girer: "Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz." Çıkar peşinde koşuyor, işini yapmıyor diye şikayet edilir Güzelgöz. Korkusu yoktur, savunmasını verir. Soğan yememiştir ki ağzı koksun Güzelgöz'ün. Ama gururuna yediremez, gücenir ve eşekleriyle birlikte emekliye ayrılır. Mustafa Güzelgöz'ün tabiriyle: "Bilmezliğin tarlasına bir küçük kültür fidanı diktim." der. Diktin ama kimse fidanlarını sulamadı be Güzelgöz'üm! Gerçek bir öykü malesef. Ve romanın arka fonunda Yunanistan'ın Larissa kentinden Ürgüp'e atalarının yurduna ziyarete gelen Dimitrios Katsikas ve Mustafa Güzelgöz'ün oğlu Aziz ile Ürgüp ve Larissa kentlerinin kardeş kent yapma çalışmaları.
Romanda bir de yine arka fon da Ürgüplü Refik Başaran var. Halk ozanı kendisi. Netten araştırmalarıma göre Neşet Ertaş'ın babası Muharrem Ertaş'ın da üstadı Ürgüplü ozan. Hayatı hızlı yaşayan ozanımız 38 yaşında vefat etmiş ama kısa yaşamına rağmen 30 küsür plak çıkarmıştır. Türk müziğine katkısı dolayısıyla Ürgüplü Refik'e "Başaran" soyadı Atatürk tarafından bizzat verilmiş. Yine Ürgüp'te heykeli de bulunmaktaymış. Teşekkürler Ekşi Sözlük. 3 gündür dilime takılan türküsü https://www.youtube.com/watch?v=NTj7QJNoDlk Keyifli dinlemeler.
Melih Cevdet'in "Rahatı Kaçan Ağaç", Nazım Hikmet'in "Türk Köylüsü", Ataol Behramoğlu çevirisi ile Yannis Ritsos'un "Barış" şiirlerini görmek güzeldi romanda.
Kitabı okumak isteyen arkadaşlara Sunay Akın'ın Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz'ü anlattığı küçük videoyu bırakıyorum. Buyrun bir de Sunay Akın'dan dinleyin. https://www.youtube.com/watch?v=jXx2Z-qrIpo
İyi okumalar..
Neden bu kitabı bu kadar geç okudum ? Çünkü Üsküdar’da dar bir yokuşun başında küçük bir sahaf olan sevgili Orhan Hocam ; bu kitabın ilk baskısı almalısın bunu demişti.İki sene evvel aldım almasına da o gün sohbet muhabbet derken kitabın öyküsünü anlatıvermemişti laf arası..Hep biliyorum deyip bugünlere kadar erteledim.Derken bundan evvel (bkz: Aynalar) okuduğum için araya kısa ,güzel, bizden bir tat karışsın istedim ve nihayetinde okuyabildim.

Okumaya başlar başlamaz aslında bilmiyormuşum hissine kapıldım.Meğer kitap yazarımızın tedavi olmak için yattığı Almanya’da çantasında bu roman varmış.Hastanede son düzenlemeleri yapmayı sürdürmüş,gücü yetene kadar bu eser için uğraşıp durmuş…

“Bu romanda üç öyküyü birbirine sarılmış bulacaksınız sevgili okur” diye başlayan;sunuş aslında her şeyin özeti kıvamında…Gerçektenden de okura; Dimitrios,Eşekli Kütüphaneci,Refik Başaran ‘ın kısa yaşamlarını bir bütün olmuş,kaynaşmış ve bu buluşmadan rengarenk bir manzara sunulmuş.
Öyküler birleştirilince kısa roman kıvamında latif bir eser oluşturulmuş.
Ne mı anlatıyor ? Meraklısının hevesini kırmak istememem ama kısaca değinmek gerekirse ;kitabın ve komşuluğun değerini gözler önüne serilmiş.Okumanın,okutmanın keyfi ,paylaşmanın, dostluğun,sevdanın güzellikleri…
Kitap sevgisi demişken; Kitap sevgisi diye bir sevgi vardır sanırım.Ana sevgisi, kardeş sevgisi,yâr sevgisi gibi bir sevgi.Bu sevgi insanın içinde doğuştan mıdır? Yoksa sonradan mı uyanır? Bunu bilmiyorum.Daha doğrusu ben şöyle inanıyorum :Kitap sevgisi de bütün öbür sevgiler gibi doğuştan vardır, ama uyuyordur.Onun zamanı gelince uyandırılması gerekir. (Adam yayıncılık 43 sayfa) bu deyişleri özellikle beğendim ve buraya da eklemek istedim. Sonrasında Mustafa /Hanife Güzelgöz çiftinin de sevda sözleri de okurken beni gülümsetenlerden.Eserde hastaya yatan Hanife Hanım’a eşine : ‘Ben sana hiç doyamadım Mustafa Bey ! lafızları bu kitaba her baktığımda aklıma geleceklerden…
Romanda canla başla kitapçılık yapmak için köy köy gezinen Eşekli Kütüphanecimiz bir yandan da beni düşmeye sevk etti. Peki ben insanların okuması,öğrenmesi,cahilliği yenmek için ne yapıyorum ?
Kitabın noksanlığı yok mu ? Kanımca var.Tanzimat sanatçılarımızdan “yazı makinesi” sıfatıyla anılan Ahmet Mithat Efendi üslubuna benzettiğim kısımları sevemedim.Şöyle ki yazarımız iki yerde araya girip ‘Sevgili Okur ‘aslında böyle şöyle demesi ben de bütünlüğe vurulmuş bir darbe niteliğinde..Lakin Ürgüp çevresi,türküler,şiirler, bu noksanlığı görmezden gelmeme vesile oldu.
Şiir demişken kitabın son kısımlarını https://www.youtube.com/watch?v=o7A3HTnexuQ sözlerini Enis Behiç Koryürek yazdığı bu ezgiyi dinleyerek ile noktaladım.Güzel de oldu.
Beğenerek okuduğum bir kitabı da bitirmişken öğrencilerime de okutsam mı ? Düşünceleri beni esir alıyor.Ve hoşnut okumayı neticelendirme keyfini yaşıyorum.Okuyacaklara keyifli okumalar…
Bu kitaba inceleme yazmamak büyük bir haksızlık olur. Ve burda yazacaklarım incelemeden çok reklam amaçlı bir yazı olacak. Aslında reklam demek belki yanlış ifade olur. Onun için yazarı ve kitabı tanıtma diye çeviriyorum.

Hepimiz bu sorulara denk gelmişizdir.
-Kitap okumak istiyorum hangisini önerirsiniz?
-Bir arkadaşım ( sevgilim, kardeşim, dostum vb.) var hangi kitabı önerirsiniz?
Bundan sonra bu sorulara vereceğim ilk cevap işte bu kitaptır.

Kitap aşkının/sevgisinin doruk noktasına ulaştığı bir kitap. Kardeşliğin, insanlığın, evrensel olarak ele alındığı bir kitap. Gelişimin, ilerlemenin, aydınlanmanın en büyük etkenin okumak olduğunu ve bu okuma eylemi için ne kadar emek verilmesi gerektiğini anlatan bir kitap.

Bu ülkede hiçbir güzellik ne yazık ki hak ettiği değeri görmüyor. Yada bin bir zorlukla görüyor ( çoğu zaman da çok geç oluyor ). Bu ülkenin her etnik yapısının kendine has güzellikleri vardır. Pek çok değerli yazar, aydın, sanatçı vardır. Ama ne yazık ki çoğundan haberimiz yoktur. Biz daha çok popüler olan, basit, sıradan şeylerden zevk alan bir toplumuz. Bu sayfada bile en çok okunan/beğenilen/değer verilen yazarlara bakınca ( yazar demek ne kadar doğru o da ayrı bir konu ) ne demek istediğimi anlarsınız.

Bu toplumda okunmayı bekleyen, hak edildiği değeri görmek isteyen o kadar çok yazar sanatçı ve eser var ki. İşte bunlardan biri de Fakir Baykurt’tur. Ve bu güzel eseridir.

Benden başka arkadaşlar inceleme yapmışlar kitap hakkında. Ben de bir kaç şey yazma gereksinimi duydum. Anatoprağı olan İç Anadolu’dan ( Ürgüp’ten ) göç ettirilmek zorunda bırakılan Yunanlı bir ailenin torunu olan Dimitrios Katsikas buraya bir ziyaret gerçekleştirir. Burda “Baba” lakaplı Aziz Güzelgöz ile tanışır. Ve Aziz’in evine konuk olunca hikayenin kahramanı olan Mustafa Güzelgöz ile tanışır. İşte hikaye bundan sonra başlar. Kitap okumak niye önemlidir? Kitap nasıl sevdirilir? Çocuklara, babalara, en çok da annelere kadınlara neden kitap okutulmalıdır? Kitap okuyunca neler değişir? Kitabın ülkeye gelişimi nasıl bir katkı sağlar? Tüm bu soruların cevabını ve daha fazlasını bu Harika eserde okuyacaksınız.

Fakir Baykurt okumamış tanımamış olanlara şiddetle tavsiye ediyorum. Şimdiden iyi okumalar...
Eşekli Kütüphaneci olarak bilinen güzel insan, kendisi 2005 yılında vefat etmiş, Mustafa Güzelgöz, soy ismi gibi güzel gözleriyle güzel bakmış memleketine...
Aslında bir futbolcu olan Mustafa, küçükken bile o kadar çok kitap okumayı seviyormuş ki, kör olan komşu teyzesine tam üç yıl evet üç yıl boyunca düzenli olarak kitap okumuş.
Genç bir adamken de , periler, masallar diyarı Ürgüp de kitaplık memuru olmuş ve bakmış kimseler kütüphaneye gelmiyor, onlar gelemiyorsa ben giderim ayaklarına demiş. Köy köy eşeğine yaptırdığı kitaplık sandığı ile köylü kadın, erkek ve özellikle çocuklara kitap taşımış.
Çocuklar onun sesini duyunca koşa koşa yanlarına gidermiş. Resimli kitapları görünce sevinçten havalara zıplarmış.
Yıllarca çırpınmış, köylere kitaplık yaptırmış, 22000 kitaplı kütüphane oluşturmuş...
Yurt dışından, topluma , insanlığa hizmeti dolayısıyla ödül almış.
Daha ne hizmetler yapmış, nelere öncülük etmiş, tıpkı Beyaz Zambaklar Ülkesi ndeki örnek kişiler gibi yaşam mimarlarından biri olmuş.
Bir insan, tek bir insan bir bölgeye kitap okumayı sevdirebilir mi ,derseniz bu kitabı okuyun derim. Son söz Mustafa Baba'dan:
"Köye kitaplık açmak, çöle çeşme götürmek gibidir. Kitaplığın girdiği yerlerde, bilmezlik kaçar gider."
Okuduktan sonra gülümsediğim nadir kitaplardan oldu. Sıcacık öylesine içten öylesine hakiki...O zamanlar Eşekli Kütüphaneciler varmış. Ne olur şimdi de Arabalı Kütüphaneciler olsa...Ne olur sanki sokaktan patates soğan gibi arada bir de "Kitapçııı" "Kitapçı geldiiii" sesleri duyulsa...
Fakir Baykurt'un, Irazcanın Dirliği adlı eserinden sonra okuduğum ikinci güzel eseri, Eşekli Kütüphaneci. Çok sevdiğim biri tarafından hediye edilmesi dolayısıyla benim için özel bir yere sahip. Eserin konusundan az çok bahsedilmiş, konuşulmuş, incelenmiş. O yüzden aynı şeyleri tekrarlamak istemem.

Gördüğüm kadarıyla Fakir Baykurt için yurdunda, Anadolu'da herkes bir isme layıktır. Mesela bekçi bekçidir normal kitaplarda, ismine değinilmeye gerek görülmez bile, ta ki Baykurt kahramanı oluncaya kadar. Kahvecinin de adı vardır mesela. Yazar, okuyucu tarafından ismi gerekli olarak görülmemeye kanıksanmış, vasfıyla veya işiyle anılmaya alışılmış kahramanların mücadelesini veriyor adeta. Kim bilir belki de bunun sebebi, kahramanların gerçek hayattan alınmalarıdır. Kitapta yer alan isimlerin soy isimleriyle verilmesi bana bir hayli ilginç geldi ve bende 'kahraman' olmayacabilecekleri düşüncesini uyandırdı.

Savaş güzeldir... Ancak cehaletle olanı... Mustafa Güzelgöz bu savaşın en ateşli neferlerinden. Hatta gördüğüm en ateşli neferi. İnatçılığı, yılmazlığı, yeryüzünde uğruna mücadele edilebilecek en güzel şey olan, insanlara kitap okumayı sevdirmek, uğruna mücadele etmesi beni çok etkiledi. Bu mücadelesi, hırsı bana, The Shawshank Redemption'un, Andy Dufresne'sini anımsattı. Andy'nin, hapishaneye kitap getirebilmek, kütüphane oluşturabilmek için onlarca mektup yazması, onlarca mektubunun reddedilmesi ancak onun her yazdığı mektubu ilk yazdığı mektupmuş gibi yazması gerçekten güzel insanların mücadelesinin ne kadar güçlü olabileceğini gösteriyor.

Kitap okumayı sevdirmeye çalışan insanların kıymetinin bilinmesi ve bu insanların çoğalması dileğimle...
Fakir Baykurt'un daha öncede "Kaplumbağalar" kitabını okumuştum."Eşekli Kütüphaneci" kitabını "Kaplumbağalar"kitabıyla karşılaştıracak olursam iki kitapta da devletin yaptığı bazı yanlışlardan bazı haksızlıklardan söz edilmiştir.Yine "Eşekli Kütüphaneci"kitabı kitap okumanın önemi çok güzel bir şekilde konu almıştır.Dil olarak gayet akıcı anlaşılır bir dille yazılmış,sürükleyici bir kitaptı.Ben çok beğendim.Okumak isteyen herkese tavsiye ederim...

Yurdumuzda aydınlığa karşı güçlü bir direnme vardır.Bunlar,ortaya Atatürk gibi güçlü adamlar çıkınca sinsi sinsi yatıp uyur görünse de,buldukları ilk fırsatta başlarını deliklerinden çıkarırlar.Anlattım:Halkevleri'ni,Halkodaları'nı öyle kolayca kapatıverdiler! Hele Köy Enstitüleri'ni...Rahmetli İsmail Hakkı Tonguç'u düşünüyorum.O büyük adama kan kusturdular.
Dimitros Katsikas mübadeleyle Yunanistan'a göç etmek zorunda kalan ailesinin yaşadığı yerleri görmek için Ürgüp'e gelir. Ürgüp'te tanıştığı Mustafa Güzelgöz namı diğer eşekli kütüphanecinin evinde 2 hafta konuk olur. Biz de burada eşekli kütüphanecinin öyküsüne tanıklık ederiz.
Mustafa Güzelgöz sıradan bir kitaplık memuru...Bir gün köy ziyaretine gittiğinde bütün devlet görevlilerine iyi davranılırken kendisine pek de önem verilmediğini fark eder. Bir kitaplık memuruna köylüler neden önem versinler ki? Doktor hastalarını iyileştirir, muhtar işlerini yapar, veteriner hayvanlara bakar...Bugüne kadar gelen kitaplık memurları ve kütüphaneciler köylüler için ne yapmışlardır ki? Durum böyle olunca Mustafa Güzelgöz köylüler kitap okuyabilsin diye eşeklerle köylere kitap taşımaya başlar.Daha çok ve daha çok kitap bulabikmek için elinden gelen her şeyi yapar. Önüne onlarca bürokrasi engeli çıkar asla pes etmez. Kitaplarla karanlığın içinde bir ışık yakmaya çalışmaktır onun yaptığı..
Eşekli kütüphaneci yüzbinlerce insanın şu an yaptığı gibi içinde bulunduğu koşulları değiştirmek için hiç çaba sarf etmeden sadece şikayet ederek yaşayabilirdi. Ama yapmadı ve mücadele etti.Acaba bundan 60 yıl önce 100 tane eşekli kütüphanecimiz olsaydı durumumuz ülke olarak daha farklı olur muydu diye düşünmeden edemiyor insan.
Ayrıca kitapta mübadeleyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların çektiği memleket özlemini görüyoruz.Benim en etkilendiğim kısım Anastasia Teyze'nin Türkiyeden gelen toprağı yastığının içine koyarak uyuması oldu...
Bugün Cumhuriyet'in 94. yılı ve bizim binlerce onbinlerce eşekli kütüphaneciye ihtiyacımız var daha aydınlık günlere uyanabilmek için.
"Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur!"
Sık sık Fatih'in ünlü sözünü düşünüyorum. "Bir şehir kurmanın olmazsa olmaz üç yapısı vardır: Kitaplık, kanalizasyon, hamam."
Fakir Baykurt
Sayfa 77 - Literatür Yayınları 7.Baskı 2016
"Cahilliği yok edecek ilaç bilim değil mi? Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz."
Fakir Baykurt
Sayfa 40 - Literatür Yayınları 7.Baskı 2016
"İnsanda mantık olmalı. Düşünce olmalı. Düşünce nasıl olur? Bilgiyle olur. Bilgi de kitaplardadır."
Fakir Baykurt
Sayfa 73 - Literatür Yayınları 7.Baskı 2016
Adnan Menderes, enstitüleri kapattı; halkın sesi çıkmadı.
Bizim halkımız çok yüzyıl öncelerinden beri uyur. Çok kötü biçimde afyonlanmış gibi uyur. Üfürükle tükürükle sersem tavuğa çevirmişlerdir onu.
"Babama Eşekli Kütüphaneci derler. Ürgüp'ün içindeki kitaplığı yönetirken otuzdan fazla köyün halkına eşekle kitap taşıdığı için ona bu adı taktılar. Emekli olduğu halde hâlâ bu adla çağrılır. Bütün köylere tek tek gidip, yetişkinlere, çocuklara kitap verdi. Millet kitap okusun, kadınlar da kitap okusun diye yıllarca çırpındı babam."
Fakir Baykurt
Sayfa 13 - Literatür Yayınları 7.Baskı 2016

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eşekli Kütüphaneci
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
147
ISBN:
9789750404030
Kitabın türü:
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık Dağıtım
Sıcak bir yaz günü, peribacaları diyarına Yunanistanın Larisa şehrinden Dimitrios Katsikas adında biri gelir. Bu genç adam, yıllar önce bu topraklardan göçe zorlanan büyükbaba ve büyükannelerinin izini sürmek, bir daha buraya dönemeyen akrabalarının yerine bu güzel yerleri gezmek istemiştir. Tesadüfler karşısına yörenin sevilen şahsiyetlerinden Baba lakaplı Aziz Güzelgözü çıkarır. Aynı yaşlardaki bu iki genç kısa sürede kaynaşır. Dimitrios, Azizin evine konuk olunca, bu büyüleyici diyarda inanılmaz bir adamla tanışır. Azizin babası Mustafa Güzelgözdür bu kişi; namı diğer Eşekli Kütüphaneci. Ürgüpteki kitaplığı yönetirken otuzdan fazla köyün halkına eşekle kitap taşıdığı için takılmıştır bu ad ona. Herkes, özellikle de kadınlar, kitap okusun diye yıllarca çırpınmıştır Mustafa Güzelgöz. Dimitrios ile Eşekli Kütüphaneci arasındaki sevgi köprüsü yöreyi birlikte gezerlerken iyiden iyiye pekişip güçlenir. Bu arada kan kardeşi olan Aziz ile Dimit-riosun aklına, Ürgüp ile Larisayı kardeş şehir yapma fikri düşmüştür. Ama bu o kadar da kolay olmayacaktır... Fakir Baykurtun, klasik anlatımının tüm olanaklarından yararlanarak, gücü yetene, hatta bitene dek, hasta yatağında yazdığı bu son romanında, sevgi, kardeşlik, azim, cesaret gibi duygular yine okuru sarıp sarmalıyor.

Kitabı okuyanlar 179 okur

  • ŞEBNEM BADA
  • İLKAY ALTINOK
  • Gülnaz YILDIZ
  • Aylin ayyıldız
  • Abdullah Kaya
  • hbh
  • Naci Ünal
  • umut
  • İbrahim (Sisifos)
  • Yadigar Soydan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.9
14-17 Yaş
%1.9
18-24 Yaş
%18.4
25-34 Yaş
%37.9
35-44 Yaş
%28.2
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.8
Erkek
%37.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.8 (44)
9
%30.9 (29)
8
%14.9 (14)
7
%4.3 (4)
6
%3.2 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları