Yılanların ÖcüFakir Baykurt

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.371
Gösterim
Adı:
Yılanların Öcü
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750403958
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık Dağıtım
Baskılar:
Yılanların Öcü
Yılanların Öcü
Türkiyenin güzel mi güzel, yoksul mu yoksul bir köyüdür Karataş. Kara Bayram da bu köyün yoksullarından biridir. Babadan kalma tek odalı bir evde yaşar, iyi huylu karısı, üç yavrusu, bir de evinin direği anası Irazcayla. Dertli kadındır Irazca, yaslıdır. Ama dişlidir bir o kadar da. Kendi yağlarıyla kavrulup giderlerken, bir gün huzurları kaçar. Muhtar Cımbıldak Hüsnünün kayırdığı Haceli evlerinin önüne ev yapmaya kalkışır çünkü. Tabii Irazca dikleşir; kızılca kıyametler kopar köyde... ve kasabada. Gelmedik kalmaz başlarına... Fakir Baykurt, bu romanıyla, köy yerindeki küçük hesapları, bu hesapların peşinde koşan fırsatçıları, onların siyasetteki, bürokrasideki uzantılarını ve o zalimlerin ezmek, yok etmek istediği aydınlık, güzel insanları anlatıyor; kısacası yine memleket meselelerine değiniyor. Hem de, sakıncalı damgası yemek ve zamanında pek çok tartışmanın ve dolayısıyla husumetin odağı olmak pahasına... İki kez filmi çekilen, edebiyatımızın tartışmasız bir başyapıtıdır.
FAKİR BAYKURT VE "NİCCA" KAPLUMBAĞALAR!!!

Anlatıcam bak!! Asabımı bozma .. Sabır selamettir !!! =))


Selamın hello "BEYBİSİLER"!! Kırmızı tuborgumu hüpürdetip ,sigaramdan derin nefesler çekip , arkaya da Davaro ost açtığım şu dakkalarda aklıma geldi bu incelemeyi yazmak .. "KT" <3 - kent switch ve böylesine güzide bir ost nin ortamı gevrettiği bir incelemeden hayır bekleyenlerdenseniz sizlere de uğurlar olsun .. pek tabi sahaflardan aldığım bir kitapla daha beraberiz .. sahaflara yamyam ,yayınevlerine candır diyen DİNGİLLERDEN OLMAYINIZ !! neyse biramızdan 2 fırt çekelim FÜT FÜÜÜÜÜTTT!! oh mis !! haydi başlayalım !!

Efenim şimdi yaşı yeten var yetmeyen var .. okuyan var okumayan var .. o yüzden bu güzel kitabın yazılmasına sebebiyet veren ve ortamı "CIVLATAN" mevzulardan başlamak elzem .. gönül isterdi ki ( umarım "ki" ayrı yazılıyordur .. yazılmıyorsa da özelden uyar!!! ağzına basarım ROKETİ!!) serim düğüm çözüm diyip ben de bu incelemeyi bitirebileydim .. uzun lafın kısası ("diskoktekte başladı -"ANLAYAN ANLADI ZOHAHAHAHA =) ) sizlere Varlık Vergisi denen bir abomination ( yauww yoldan çıkmışlık de sen) uygulamadan bahsetmek durumundayım .. Sene '942 ..Aylardan Kasım ... 2. dünya savaşı günleri .. Savaşın "AÇ KOYNUNU BEN GELDİM DEMESİ İLE , Türkiye yarı seferberlik havasına girmiş , faal nüfusunun (gençlik işte kardeşim!) en dinamik yaş gruplarının içine giren önemli bir kesimini silah altına almış ve KEVGİRE DÖNEN bütçesinin gittikçe artan oranlarını savunmaya tahsis etmiş idi... E pek tabii savaş bu!! Savunma elzem ama pahalı da bir HOBİ.. napalım ne edelim derkeeeeeen ..Savaş boyunca milletin kanını emen karaborsa , istifcilik ve vurgunculuktan haksız kazanç kazanımının önüne gecmek için diyerekten , türlü türlü haltlar yiyerekten , dereleri geçerekten , hacı emmileri öperekten ve bade süzerekten YILANI ortalığa saldılar .. Sonradan anlaşıldı ki bu uygulamada asıl niyet ve zihniyet , azınlığın elindeki piyasanın Türk sermayesinin egemenliğine geçişini sağlamaktı ..pek tabii uygulama "TÜRK" usulü idi ve bu yüzden "sadece ve sadece" istanbuldaki gavur kodomanların başına çoraplar örüldü "KRİSTMIS" öncesi ...bunlardan birkaç tane örnek vereyim de tam otursun kafanızda unidentifed lego partions!!! bkz : ishak alaton ve vehbi koç nerden geldiğini anlamadıkları bu bumerang vergisinin kurbanlarından oldular yokluktan çıkagelip ağzılarının üstüne darbe yediklerinde.. neyse efenim...2 tuzlu fıstık : KIRT KURT!!! 3 yudum bira : GUP GUP GUP!! nerde kaldık .. hah!! gayrimüslüm burjuvazi çöl sıcaklarında damlarda kurumuş tarhana kıvamında cayırdayıp (bu fiil efso ama dimi? =) ) SOS verinceeeee , o dönemdeki tek parti devrinde yeralan CHP de kazanlar kaynamaya başladı .. Çünkü nasıl ki KIRMIZI TUBORG DANİMARKA KÖKENLİYSE (ver mehteri!!!) CHP li yöneticilerin büyük hem de çok büyük bir kısmı bürokrat kökenli idi ve parti içinde alınan kararlar bu siyaset ağaları ve toprak ağalarını çok ama çok ürküttü sıra önünde sonunda kendilerine geleceği için...Zaten bu uygulamanın ve daha öncesinde izlenen Köy Enstitüleri politikasının sonucu olarak parti içi isyan Demokrat Parti' yi doğurdu(Bkz : Adnan Menderes' in Aydın' ın en büyük toprak ağalarından biri olması ) ..Atatürk' ün ömrünün yetmeyip tamamlayamadığı tek ve yegane reform olan toprak reformundan kelli yüzyıllardır süregelen oligarşik düzen bu kez de bozulamadı... Gayrimüslim (gavur işte!!! ) burjuvazi kışalanıp , oneway ticket ile bileti kesilince bu kez onların yerini HACIAĞALAR aldı.. Hani eski yeşilçam filmlerinde tadına doyamadığımız o HACIAĞALAR !! Ya da Atilla İlhan' ın meşhur Kartallar Yüksek Uçar ' ında yer alan HACIAĞA !!premium ligte , diyarbakır- kayseri orijine sahip olup Adana - Çukurova ' dan katılıp top koşturmaya başlayanlar ..İşbu VARLIK VERGİSİNİN pek vurmayıp es geçtiği Güneydoğu - Doğu Anadolu bölgelerinin feodal beyleri , aşiret reileri , "FAŞO" aGalarıydı bunlar .. Bunlara gün doğunca malı mülkü yok pahasına satın aldılar ama sanayi kültürleri olmayınca , doğal olarak burjuvazi sınıfına da dahil olmadıklarından malı mülkü har vurup harman savurdular (bkz : bir ankara havası olan fidaydanın sözleri :"500 altın yedin bir ayda - tarla tapan kalmadı ne fayda ) .. AYRAN YOKTU İÇMEYE TAHTERAVANLA GİTTİLER DEF-İ HACETE =))

Niçin anlattım bu kısmı buraya kadar ? işte bu romanda sözü geçen o kafası çalışmayan ve köylüye fahiş fiyatla sattığı toprağın parasıyla BÖYÜH ŞEHRE inen AYILARDAN BİRİ DE romanımızın kahramanlarından biri .. Muhtarla anlaşmaya vararak çiftciyi borclandırıp kanını emen feodal beylerden biri de o.. Fakir Baykurt ' un bunlarla alakası ne der isen ... e kardeşim onu da bu romanda yazdıklarını görmesi için Las Vegas' ta poker masasından kaldırıp getirmediler.. kendisi de KÖY ENSTİTÜLERİNDE YETİŞİP , VATANA MİLLETE IŞIK OLSUN DİYE YURDA DAĞITILAN ÖĞRETMENLERDEN BİRİDİR! yukarda bahsettiğim dönemin birinci ağızdan tanığıdır. Köylümüzü cahil bırakan politikaların , Demokrat Parti döneminin abuk subuk - allayıp pullayıp demokrasi diye yutturdukları haksızlıkların ( ki kendisi de bu romanı yazdığı için - köylüyü bilinçlendirdiği için komunist damgası yiyip , bölücülük yapıyor goy goyu ile soruşturma geçirmiştir!) en ama en birinci kaynaktan gözlemcisi, canlı şahididir..

Biliyorsunuz spoiler vermiyorum incelemelerimde.. o yüzden görev dağılımı yapalım 80 sonları 90 başlarından bir çizgi film ile .. böylece daha akılda kalıcı oluyor ... hem de gülüyor , egleniyoruz !!! =))

AL SANA "NİCCA" ( bkz: Ninja değil!! ) KAPLUMBAĞALAR


TEKNOTRON : KÖY YERİ

KRANG (robotun içindeki ÇİĞNENMİŞ BIG BABOL KIVAMINDA TAKILAN ATARLI beyin) : köydeki toprakları satıp ,sadece arka camları açılan BUICK veyahut yayla gibi bir NOVA ile İstanbul'a terk- i diyar eylemiş feodal beyimiz , TOPRAK AĞAMIZ!!

SHREDDER : MUHTAR!!!

BEBOP VE ROCKSTEADY: HACELİ !!! ( 2sini bir bünyede toplasanız bana mısın demez!! )

NİCCA KAPLUMBAĞALAR : herkes görev dağılımını kendi yapsın .. farzı misal romandaki aile müsait .. Kara Bayram için Michelangelo olur !!!ÇOKTA GÜZEL OLUR !! =)) Ne verirsen alır daha da ister!!

APRİL O'NEIL : IRAZCA ANA !! SPLINTER USTA DA OLUR PEK TABİİ .. O DA KABULÜMÜZ !! CİNSİYETTEN UYUMLU OLSUN , GÖZ ZEVKİMİZ BOZULMASIN DİYE BEN APRIL DEDİM ..

veeeeee KÖY YERİNE GELİP GÜCE DENGE GETİREN KAYMAKAM (STAR WAAAAARRRRSSS!!!!!!!!!!!!! ) : CASEY JONES ( bu işte arada derede geliyordu...elinde hokey sopası olan zibidi !! )

OLAYI 3 AŞŞAĞI 5 YUKARI ANLADINIZ !! BENİ DAHA YORMAYIN .. UZUN YAZMAYIM DEDİM AMA KONU CİDDEN UZUNDU .. YAPCEK BİRŞEY YOK!! BURAYA KADAR OKUYANLAR İŞTE MÜKAFATINIZ !!

İZZET ALTINMEŞE - TAPPO RAPPO !!!!! ( KİŞİSEL TAVSİYEM KULAKLIKLA DİNLEYİN ...GİRİŞTEKİ ZURNA CHORUS ÖMÜRDEN SANİYE BAŞINA 10 SENE ÇALIYOR !!) Bir başka İŞSİZ incelemede görüşmek üzere!!!


https://www.youtube.com/watch?v=TTeWdxz5qjY

BOL BOL YOĞURT YE CİCİM!!! SLOVAKEEEEEEE!!!!!
Fakir Baykurt'un 1954 yılında yazdığı, köy hayatını anlatan ilk romanı olan Yılanların Öcü benim de
Fakir Baykurt ile tanışma kitabım oldu ve gerçekten çok beğendim.

Eser Cumhuriyet Gazetesi' nin Yunus Nadi Roman Armağanı yarışmasında birinci olmuştur. Peki yarışma jürisinde kimler vardı derseniz, Nadir Nadi, Burhan Felek, Hamdi Varoğlu, Yaşar Kemal, Selmi Andak, Vahdet Gültekin, Cahit Tanyol ve Tevfik Sadullah gibi Cumhuriyet yazarları. Bu ilk elemeyi yapan grup “büyük jüri”ye sunulacak dört roman arasına Yılanların Öcü'nü de eklediler. Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sabahattin Eyüboğlu, Vâlâ Nurettin, Orhan Kemal, Azra Erhat, Cevat Fehmi Başkut, Haldun Taner ve Bahçet Necatigil gibi Türkiye’nin tanınmış sanatçı ve eleştirmenlerinden kurulan dokuz kişilik “büyük jüri”, yedi oyla “Yılanların Öcü”nü birinci seçti.
Bu bilgileri kitabın önsözünde Fakir Baykurt'un kendi sözleriyle ediniyoruz. Roman Cumhuriyet gazetesinde gün gün yayınlanmış ve bundan sonra da basımına başlanmış ve kitap haline getirilmiş.

Fakir Baykurt bu eseri nedeni ile  1959 yılında soruşturma geçirmiş. Bu soruşturma sonucu ise öğretmenlikten uzaklaştırılmıştır. Her ne kadar sonrasında tekrar mesleğine kavuşmuş olsa da, romandaki bazı diyaloglar yüzünden müstehcen olduğuna karar verilmiş ve sansürlenmeye çalışılmış. Şükür ki pek de başarılı olunamamış.

Romanda yöresel şive kullanımını çok beğendim. Hem yormuyor, kolay anlaşılır şekilde aktarılmış hem de inandırıcılığı arttırmış. Karakter tahlilleri keza çok başarılı. Yer yer argo kullanımı da var. Beni kesinlikle rahatsız etmiyor.

Okurken romanın aslında üçleme olduğunu öğrendim ve çok sevindim. Tadı damağımda kalmıştı. Hele ki devam kitaplarının en sevdiğim karakterlere odaklanmış olması daha da hoşuma gitti.

İkinci kitap, Irazca'nın Dirliği. Kitabı okurken Irazca karakterine bayıldım, köy yerinde alışılagelmişin dışında güçlü bir Türk kadını profili. Kimseden korkmayan, hakkını sonuna kadar savunan, değme erkeklere taş çıkaran bir kadın Irazca.

Üçüncü kitap ise Kara Ahmet Destanı. Ahmet, Bayram ile Haçça'nın küçük oğulları. Küçük dediğime bakmayın. Büyümüş de küçülmüş. Mangal gibi yürekli. Evine, ailesine gelecek en ufak kötülüğün karşısında dimdik duruyor.

Köy romanlarını zaten severek okurum. Bu da o sevdiğim kitaplar arasına kuvvetli bir giriş yaptı.
Fakir Baykurtun bu eseri Cumhuriyet Gazetesinin yarışmasında 1. olup gazetede yayınlanmış ve 1959 de Remzi Kitapevi tarafından basılmış. Ertesi yıl Fakir Baykurt bu kitabından dolayı öğretmenlikten alınmış fakat 60 darbesinden sonra geri dönüş. Kitabın 2. Baskısını buldum 1962 basım ordan okudum.
Kitapta köyde hakkını arayan Irazca Ana ve oğlunun mücadelesini ve dönemin köy hayatını anlatıyor. Tabi fazlaca dönem ve sistem eleştiriside var.
Yıllar önce üç kez okuduğum, Anadolu' nun gerçeklerini akıcı bir dil ile aktaran, sinema ve dizi filmleri çekilen, edebiyatımızın köşe taşlarından biri olduğuna inandığım yazar Fakir Baykurt ve kitabı Yılanların Öcü. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Şu günlerde yayınlanan televizyon dizisini çok da dikkate almayınız. Zira tamamen ticari bir kaygıyla yapılmış ve yayınlanmakta, diğer dizi filmlerde olduğu gibi. Siz yine de en iyisi kitabı alınız ve okuyunuz. Çok daha etkilenip o kitabı okumaktan keyif alacağınıza inanıyorum. İyi okumalar.
Fakir Baykurt'un 1954 yılında yazdığı, köy hayatını anlatan ilk romanı. Bu kitapla tanışmam ilkokul öğretmenim sayesinde olmuştu ve kitabı bitirdikten sonra beğendiğim için 2 kez daha okumuştum.

Fakir Baykurt'a bu eseri nedeni ile 1959 yılında soruşturma açılmış ve öğretmenlikten uzaklaştırılmıştır.

Köy romanı olduğu için eserde anlatım köy ağzı özelliklerine dayanıyor. Yer yer argo sözcüklerde kullanılmış. Karakterler ise köy hayatındaki gerçek köylülere çok benzeyen karakterler. Bana göre tüm bunlar romanı çok gerçekçi kılmış. Özellikle Irazca karakterini çok sevmiştim. Irazca üzerinden çok güçlü bir Türk kadını profili çizilmiş.

Romanın hem filmi hem dizisi yapıldı fakat hiçbiri kitabın yerini tutmuyor tabi. O yüzden mutlaka okunması gereken romanlardan biri diyorum. Köy romanı okumayı sevenlere tavsiyemdir.
Kitabın hakkinda gerçek olduğu, yöresel bir dille yazıldığı gibi şeyler duymuştum. Dizisi de olduğu icin çok merak ediyordum. Fakat beklentilerimi karşılayan bir kitap olamadı maalesef. Kitapta argo sözlere çok yer verilmiş ve çoğu kelimeler söylendiği gibi yazılmış, bence bunlar kaliteyi düşürmüş. Ama köylülerin sorunlarına deginmesi, siyasi olarak da çektikleri eziyetleri konu edinmesi kitabı okunasi kılabilir. Kitap yoksul bir köylünün evinin önüne ev yapmak isteyen baska bir yoksul köylünün arasında geçen münakaşalari anlatıyor. Muhtarın da fenaliklari, köylüye yaptığı eziyetler öyküye konu olmuş.
Okuduğum ilk Fakir Baykurt kitabıydı , çok beğendim. Özellikle Irazca karakterine bayıldım, çok güçlü bir Türk kadını profili. Güçlü ile güçsüzün mücadelesi çok gerçekçi biçimde anlatılıyor. Yöresel ağız kullanılmasını da çok sevdim çünkü çok daha gerçekçi duruyor. Genel olarak sevdiğim romanlar arasına girdi, tavsiye ederim .
Yılanların öcünü değerlendirmek istersem köy hayatının getirilerini, sorunlarını, yaşamlarını, mücadelelerini, birbirleriyle olan tutumlarını köy diliyle anlatıyor. Fakir Baykurt'un köy dilini kullanmasının hem avantaj hem de dezavantaj getirdiğini düşündüm. Yalınlık ve akıcılık olarak köy dilini kullanması eseri ağır dile cevirmemiş, okunabilirliğini artırmış.Dezavantaj olarak köy insanlarının konusma tarzı ve köy ağzı diyebileceğimiz bazı kelimelerin anlamını bilemeyebileceğimiz sayılabilir. Yazar kitap sonunda bu kelimelerin anlamlarını açıklamış. Konusu bakımıyla da zevkli. Ana karakter yoksul Kara Bayram'ın ve ailesinin hayatından bi kesiti ele almış.Okumanız size zevk katabilir :)
Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki, kitabı okumadan veya filmi izlemeden evvel dizisini izlemiştim (filmi hala izlemedim) ve kitabın diziyle neredeyse hiç alakası yok. Onun için, hala kitabı okumamış olan ve diziyi izlediği için kitabın da aynı çizgide olacağını düşünen okurlara, farklı bir hikayeyle karşılaşacaklarını söylemek isterim.
Gelelim içeriğe... Köy kurulu üyesi Haceli'nin, köy içine ev yapma sevdası ile başlar olaylar. Evini de Irazca'nın Kara Bayram'ın evinin önüne yapacaktır ki, bu duruma Irazca kadın başta olmak üzere bütün ev ahalisi karşı durur elinden geldiğince. Muhtar'ın da desteğini arkasına alan Haceli ile Irazca kadının inatlaşması, türlü sıkıntılı olayları da beraberinde getirir. Yalnız burada şu var ki, bu olaydan zarar gören, taraflardan bir tanesi değil. Her iki taraf da zarar görüyor ve her iki tarafın da kendince haklı sebepleri var. Yani güçlünün yanında yer almak da, her zaman kazandırmıyor.
Kitabın yazım dili yöresel. Günlük konuşma dilimizde rastlamadığımız birçok kelime ve deyiş var. Bunlar için kitabın sonuna küçük bir sözlük eklenmiş. Ayrıca diyaloglar yer yer argolaşıp müstehcenleşebiliyor. Bu yönüyle de okuyucularının yaş aralığını biraz üst seviyeye çekmiş oluyor. Öte yandan bu kitap sebebiyle, yazar hakkında soruşturma dahi açılmış ve öğretmenlikten uzaklaştırılmış. Yine bu kitapla yazar, Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Roman Ödülü'nü almış. Acayip bir kitap yani. Adamı vezir de rezil de eder cinsinden :)
"Adalet" ve "hiyerarşi" kavramlarının etkisini hissettiğimiz bu kitabı okurken, aynı durum içerisinde kendimiz olsak nasıl hareket ederdik sorusunu soruyoruz. Peki bu durum karşısında kitaptaki karakterler nasıl hareket edecekler? Bunu öğrenmek için de, üç kitaplık serinin sonunu görmemiz gerek. Sorumuzun cevabı, "Irazca'nın Dirliği" ve "Kara Ahmet Destanı" kitaplarında olmalı. Belki de yoktur kim bilir... Keyifli okumalar.
Bayram,köyünün doğru sözlü, bileği kuvvetli delikanlısıdır. Yıllarca bu köyde yaşamış,ömrünü bu topraklarda çalışmaya adamıştır. Az miktardaki toprağıyla geçinmeye,ürününün mahsülünü almak için uğraşır. Fakat birgün gelir köydeki arkadaşlarından birim olan Haceli,Bayram’ın evinin önündeki boş araziye ev yaptırmak ister. Bayram buna karşı çıkar. Köyün muhtarı bu boş arazinin satılmasına menfaati için,daha olaylar başlamadan önce karşı çıkmadığından,sürekli Haceli denilen o adama destek çıkmak zorunda kalır. İş öyle bir duruma varır ki muhtar Bayram’ı razı etmek için ayarladığı birkaç adamla dövdürtmek zorunda kalır. Buna rağmen Bayram hakkını savunur. Ve yanında her zaman ona destek çıkmış annesini bulur. Bu olaydan bir hafta sonra kaymakamın köye geleceği haberini duyan muhtar onu memnun etmek için bütün hazırlıkları yapar. Bayram’ın annesi haberi duyunca daha kaymakam gelmeden bir gün önce onun geleceği yolda,dövüldükten sonra sakat kalmış olan oğlunuda götürerek beklemeye başlar. Ve onu gördüğünde olup biten herşeyi anlatır. Kaymakam köye geldiğinde,köy muhtarı başta olmak üzere herkesi tersler. Bayram’ın evinin önüne ev yapılmaması için bir belge çıkartarak Bayram’a verir. Fakat,bu olayların şokunu üstümden atlatamayan Bayram’ın annesi delirir.
Ben bu romanlarla büyüdüm! Kişiliğim, siyasi duruşum bu romanlarla belirlendi! Roman kişileri köylüm akrabalarimdan dha yakındı. Neredeyse 40 yıl sonra romanı tamamen hatirlamasam da sanki bir anı sicaklıgında hissediyorum.
Daha önce okuduğum bir kitap olan Yılanların Öcü'nü bir kez daha okumak istedim. Çünkü 'Üçleme' olarak devamı olan Irazca'nın Dirliği ve Kara Ahmet Destanı'nı da okumak istiyorum. Bu nedenle tekrar okumamın yararlı olacağını düşündüm.
Dünyada insan birbirini sevmeli! Sevmezse günler tükenmez! Sevmezse dünya zindan olur. Sevmezse yaşadığının farkına varamaz. Sen somurt, komşun somurtsun, ne olacak sonu? İnsan dediğin dünyada sevişmeli kızım!..
Fakir Baykurt
Sayfa 108 - Remzi Kitapevi 2. Baskı 1962
.. ben seni öyle bir seveceğim, öyle bir seveceğim, yani nasıl seveceğim, bunu sana kolay anlatamam...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yılanların Öcü
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750403958
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık Dağıtım
Baskılar:
Yılanların Öcü
Yılanların Öcü
Türkiyenin güzel mi güzel, yoksul mu yoksul bir köyüdür Karataş. Kara Bayram da bu köyün yoksullarından biridir. Babadan kalma tek odalı bir evde yaşar, iyi huylu karısı, üç yavrusu, bir de evinin direği anası Irazcayla. Dertli kadındır Irazca, yaslıdır. Ama dişlidir bir o kadar da. Kendi yağlarıyla kavrulup giderlerken, bir gün huzurları kaçar. Muhtar Cımbıldak Hüsnünün kayırdığı Haceli evlerinin önüne ev yapmaya kalkışır çünkü. Tabii Irazca dikleşir; kızılca kıyametler kopar köyde... ve kasabada. Gelmedik kalmaz başlarına... Fakir Baykurt, bu romanıyla, köy yerindeki küçük hesapları, bu hesapların peşinde koşan fırsatçıları, onların siyasetteki, bürokrasideki uzantılarını ve o zalimlerin ezmek, yok etmek istediği aydınlık, güzel insanları anlatıyor; kısacası yine memleket meselelerine değiniyor. Hem de, sakıncalı damgası yemek ve zamanında pek çok tartışmanın ve dolayısıyla husumetin odağı olmak pahasına... İki kez filmi çekilen, edebiyatımızın tartışmasız bir başyapıtıdır.

Kitabı okuyanlar 522 okur

  • Yaşar
  • Eyüp Ayhan
  • Shadow
  • Sonat Genc
  • Orpheus
  • Turna
  • Mustafa Erdem
  • Tayfun Özpek
  • tevfik çal
  • Nes

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%0.7
18-24 Yaş
%13.1
25-34 Yaş
%30.9
35-44 Yaş
%26.5
45-54 Yaş
%19.6
55-64 Yaş
%5.5
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64
Erkek
%36

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28 (35)
9
%24.8 (31)
8
%20 (25)
7
%16 (20)
6
%4.8 (6)
5
%2.4 (3)
4
%1.6 (2)
3
%0.8 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları