Onuncu Köy

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,3bin
Gösterim
Adı:
Onuncu Köy
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
343
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750404108
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık
Baskılar:
Onuncu Köy
Onuncu Köy
Onuncu Köy
Unuttuklarımızı Hatırlamak İçin Fakir Baykurt'la Yeniden dizisi devam ediyor Türkiye'nin binlerce köyünden biridir Damalı. Tıpkı diğerleri gibi, bu köyün muhtarı, bekçisi, eğitmeni, arlısı arsızı, her bir şeyi vardır. Tabii, bir de öğretmeni... O eğitim ordusunun neferlerinden biridir. Yemede içmede, gezmede tozmada değildir gözü. Dünyaya doymadan, güzel evler, temiz sular, bakımlı çocuklar, çocukları uysallaştırmayan okullar görmeden ölürüm diye korkmaktadır. Köylere aydınlığı götürme savaşında yenilmekten bir de... Gel gör ki, bu uğurdaki mücadelesi çetin geçer Öğretmen'in. Verdiği savaşta köylüyü yanına alıp, haksızlığın, yolsuzluğun karşısında durdukça, doğruları söyledikçe yerinden edilir. Dahası, çok sevdiği mesleğinden. Ama Öğretmen yılmaz. Işığını saça saça o köy senin, bu köy benim dolanır. Böyle böyle, yolu Onuncu Köy'e düşer. Burada da onu benzer bir mücadele beklemektedir...

Fakir Baykurt bu romanında, bir köy öğretmeninin yobazlığa, yolsuzluğu, bağnazlığa karşı devrimci direnişinin ışığında eğitim sorunlarına ve bürokrasinin o kayırmacı yaklaşımına değiniyor.
323 syf.
·Beğendi·9/10
Aleyna Tilki' nin anlamlandırılamaz bir yükselişle Türkiye'de paraları kırdıktan sonra tutmuş olduğu danışmanlarının da tavsiyesi doğrultusunda yurtdışına yatırım yapıp Myanmar'da montaj sanayisine dayalı Bianchi fabrikası kurduğu ve benim de tam bu sıralarda işimden ihraç edilmemle kalan son 7 aylık SSK primimi doldurmak için "Deniz - Yılan" simbiyotik yaşam formu dialektiğini göz önüne alarak dört elle sarılmış olduğum işbu müessesede "AKARSU KONTROLÖRLÜĞÜ" (WTF!!!?!?) yaptığım ve "Yok Artık Bundan Daha Beteri Olamaz!" klasörümde yerini HAKLI BİR GURURLA alan işsiz rüyam ile başlayan günümün sonunda bu incelemeyi kaleme almaktan kıvanç duymaktayım Sevgili Muhittinler .. Biliyorum yandı beynin .. 3 saat uyuyunca benim beyin de böyle alev alıverdi .. Yaz , yaz diyorsunuz rüyaları.. AL , YAZDIK İŞTE SAYGIDEĞER MONÇİÇİLER! Açmak istediğiniz dehlizlerin kapısını az aralayıp siz de bakın, neyi uyandırmaya çalıştığınızı bilin istedim .. Siz siz olun , yatağınızın üzerini kitapla kaplamayın .. Ve kitapla kaplanan yatağınızdan dolayı salonda yatıyorsanız ,sahura kalkan annenizden için "nasılsa mutfakta , beni duymaz" diyerek açık bırakılmış sahur programını baltalamaya kalkıp "na-mübarek" zapping operasyonlarına yeltenmeyin .. Saniyenin trilyonda birinde dahi olsa göreceğiniz Aleyna Tilki kıvamındaki parametreler ,işte böyle ayrık otları kıvamında zehirli tohumlar ekiverir uyku öncesinde bilinçaltınıza .. Ben yandım siz yanmayın... Evet! Durumu izah ettiğimize göre sanırım incelememize geçebiliriz sevgili cimcimeler ! =)))

Sayın kikirikler , öncesinde okumuş olduğum bu kitabın incelemesi , Ebru Ince ' yi zehirlemem sonucunda oluşturmuş olduğumuz ve "666" kapı numarası ile katıldığım Fakir Baykurt etkinliği dolayısıyla kaleme alınıyor .. Daha önce de sizlere Fakir Baykurt kitapları tanıttım .. Yalnız ilginçtir ki, bu büyük yazar , kelimenin TAM ANLAMIYLA BÜYÜK YAZAR ,kendi ülkesinde hiç ama hiç bilinmiyor! Bakın arkadaşlar , gelin şu adamın kitaplarına bir şans verin .. Bana inanın ne vaktiniz , ne de paranız boşa gitmeyecek .. AHA TOP PATLADI !! DU' GELİYORUM ! Hatta kal !! İnince görüşürüz =))

https://www.youtube.com/watch?v=oZuwZiaW4kA
.
..
...

Döndüm gobeller!! Ve sofrada kardeşimin internet kotamın dibine hunharca incir ağaçları dikerek youtubedan 1080p ile izlediği ,içerisinde bir adet Özcan Deniz barındıran "İstanbullu Gelin" adlı dizi, bu ülkede 84 bölüm oynamayı başardıysa ,Fakir Baykurt' un okunmamasının gayet normal olduğunu anladım ..

Neyse devam edelim sayın cevizkabukları.. Bundan önceki incelemelerimde size yazardan , bağrından çıkıp gelmiş olduğu Köy Enstitülerinden, neye karşı mücadele ettiğinden falan bolca bahsettim .. Diğer arkadaşlar da gerekli bilgileri verdiler incelemelerinde.. Bu konuda başka kelam etmeye gerek görmüyorum o yüzden ..Biliyorsunuz ki ,Türkiye' de iyi ve güzel şeylerin cezası muhakkak ki kesilir .. Aksi olaydı zaten romanımızın adı "ONUNCU PLAZA" falan olurdu sizin de hak vereceğiniz gibi .. Konuyu da bu vesileyle anlamışsınızdır sanırım az buz .. Bu incelemede , romanda başından geçen türlü türlü olayların hammaddesi haline getirilen öğretmenimiz yerine, ben başka bir isimden, başka bir öğretmenden bahsetmek istiyorum sizlere kısaca .. Mahmut Makal .. Köy romanı ekolünü Türkiye' de Bizim Köy isimli anılarıyla başlatan kişi .. Zulum Makinası isimli eseri kaleme alan öğretmenimiz .. Bu son bahsettiğim kitap ile Onuncu Köy' ün konuları ve Mahmut Makal' ın başına gelenler de esasen birbirine paralel .. Türkiye' de 60'ların sonları ve 70'lerin başında gerçekleşen öğretmen kıyımı ve sürgünleri esasen bu kitabın yazılmasına sebep .. Dolayısıyla basit bir dille yazılmış ve kurgu gibi gözüküyor olsa da, Onuncu Köyün arka planında yer alan olayların hemen hemen hepsi gerçek.. Şimdiiii ... Fakir Baykurt' un şiddetle eleştirilen icraatlerinden biri ne idi ? Türkiye Öğretmenler Sendikası yani TÖS'ü kurması! Niçin bir sendikal hareket bunca şiddetli eleştirilere maruz kalıyordu ? Gelin Aziz Nesin cevap versin sizlere ..

"1940' ta , köylümüzün, işçimizin yoksulluğundan söz etmek komunistlik sayılıyordu.
1944'te sendikaların kurulmasını isteyen herkese, komunist diye bakılıyordu.
1946'da grev hakkı istemek , komunist olmak için yetiyordu.
1950'de toplumcu bir partinin kurulmasını istemek, toplumcu bir parti kurmaya kalkmak, en büyük komunistlik..
1955'te basamaklı vergi istemek toplumsal adalet ve güvenlik istemek...
Ya bugün ? Ulusal gelirin hakça, emek oranında üleşimini , topraksız köylüye toprak ve tarımsal üretim aracı dağıtımını, dışalım ve dışsatımın devletleştirilmesini istemek , komunistlik diye adlandırılıyor.
İyi ama , daha önce istenilenlerin çoğu bugün uygulanıyor. KOMUNİST Mİ OLDUK?"

"Öğretmen YALVARMAZ ,
Öğretmen BOYUN EĞMEZ,
Öğretmen EL AÇMAZ ,
Öğretmen DERS VERİR." diyen , henüz 20 yaşlarındayken başına geleceklerden habersiz Sabahattin Ali için ,

"Işıtan bir yazar Sabahattin Ali , pırıl pırıl
Körlerin gözü, dilsizlerin dili
Parmakları halkın nabzında sürekli
Fişlediler, yılları zindanlarda geçti
Toplattılar kitaplarını, kapattılar gazetesini
Kıvılcımlı yıldızlardır öyküleri
Masalları yoksul çocuklara bilinç taşır
ÖLDÜRDÜLER ONU , DAHA ÇOK EZMEK İÇİN HALKI" dizelerini kaleme alan Fakir Baykurt' u suçlayanlar kimlerdi.. Savları nelerdi ?

BUYRUN OKUYUN !

"Ey cemaati müslimin! Biliyor musunuz fitne masum yavrularımızı teslim ettiğimiz öğretmenlerin içine de girdi? Görüyor yada işitiyorsunuz, şimdi sendika kuruyorlar! Sorarım size: Öğretmen sendika kurar mı? Sendikayı işçi kurar! Öğretmen işçi mi? Bu fitne değil de nedir? Bunların en büyüğü, başına büyük taşlar düşsün inşallah, TÖS diyorlar, genel başkanı üç kez mahkum olan tescilli komonist! Bu sendikayı kurup öğretmenler yoluyla Türkiye’yi Rusya’nın recimine çevirmek istiyorlar! Adından belli: TÖS! Bu ne? diye soruyorsun efendiye, Türkiye Öğretmenler Sendikası diyor, sakın inanma! Bizim bin yıllık yazımız Arap yazısı değil mi? Bu yazı Allah yazısı olduğu için sağdan okunur. OKUYUN TÖS’ü SAĞDAN, BAKIN NE ÇIKIYOR? SOSYALİST ÖĞRETMENLER TEŞKİLATIIIIII ! GÖRÜYORSUNUZ DEĞİL Mİ FİTNEYİ? Cenaballah hepimizin sonunu asan eyleye, hem de bu KIZIL yılanların belasını tez veree! Amin! "

NASIL ?!? GÜZEL DEĞİL Mİ?!? =))

Kısaca ,bunlarla uğraşan bir öğretmenin Onuncu Köy 'de biten öyküsünün yer aldığı bir roman bu ..


(Bu arada ben bu konuda şampiyon Şevki Yılmaz sanıyordum .. Zira onun, "BUNLARIN KAPI ZİLLERİ BİLE "DİNDEN DÖN" DİYE ÇALAR !" açıklaması kulaklardadır .. Bu TÖS açılımı o açıklamayı dahi tahtından etti !! )

Esen Kalın ! İŞSİZ KALIN!
343 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Hey! Damalı'nın öğretmeni, sen kim oluyorsun da kızları okula getirtmeye çalışıyorsun. Bırak okumasınlar. Okurlarsa başları göğe mi erecek? Okuyup da Damalı'ya yazıcı mı olacaklar? Sana ne!

"Dağdaki çobanı, köydeki Kezban'ı.. okutamazsın arkadaş! Okutmak istersen başın belaya girer! Dağdaki çobanı okutmanın sayılmayacak kadar sakıncası vardır." (s.184) bunu hala öğrenemedin mi?

Kızları okula zorla getirttiğin yetmezmiş gibi bir de, köylünün kanını emen adama karşı köylüyü uyandırırsın ha! Ee o zaman cezanı çekersin. Bir akşam vakti seni kıstırıp başını taşla ezmeye kalkarlar, sonra da kaldırıp bir köşeye atarlar. Zavallı köylü de öğretmen nerede acaba diye düşünsün dursun. Hadi yine şansın varmış, köylü seni buldu da kış günü donmaktan kurtuldun.

Bir yandan hasta yatarken bir yandan da çocukları düşünürsün sanki çok önemliymiş gibi. Senin düşündüğün kadar acaba ana babaları düşünüyor mu? Sen önce kendini düşün. Kene gibi köylünün kanını emen seni rahat bırakacak mı? Ne de olsa köylüyü uyandırdın. Dayak yiyen sensin ama bakalım haklı sen misin? Her dayak yiyen mağdur olur diye bir şey yok.

Zavallı Damalı'nın öğretmeni! Sen kendini akıllı sanıyorsun ama, köylünün kanını emen zat, yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali senden önce davranıp şikayetçi oldu bile. Aldın mı başına belayı. Ne işin var köylüyü uyandırırsın. Bırak kalsın. Sana kadar akılları neredeymiş?

Zavallı Damalı'nın öğretmeni, artık zor kurtulursun. Çünkü köylünün kanını emen adamın PARTİSİ var. Parti ne derse o. Partinin başındaki okuma yazma bilmiyor mu? Ne önemi var canım. Seçilmiş olmak için ille de diplomaya gerek yok. Yeterki Ankara'ya bir tilifon etsin. Bir de başa gelir gelmez, Allah yürü ya kulum demez mi? Para parayı çeker diye boşuna dememişler.

Ee şimdi nolacak? Partinin başındaki seni haklı görecek değil ya, tabii ki köylünün kanını emen kişiyi haklı görecek. Ne de olsa aynı yolun yolcusu. Çağırsın bakalım milli eğitim memurunu, çağırsın bakalım kaymakamı. Sen şimdi diyorsun ki, kaymakam okumuş, milli eğitim memuru okumuş, ondan mı emir alacak? Alır Damalı'nın öğretmeni, alır. Unutma ki bu ülkede seçilmişler her zaman atanmışların önündedir. Sen isteğin kadar okumuşla okumamış bir olur mu de? Diploma bazı yerlerde işe yaramıyor. Hem kaymakam ne dedi sana duymadın mı?

"Demokratik yaşayışta partiler önemli rol oynar!" (s.187)

Zavallı Damalı'nın öğretmeni! Damalı'dan da oldun. Oysa ne güzel hayallerin vardı. Köy suya kavuşacaktı. Köy yeşerecekti. En önemlisi de "Kızlar okutulmalıydı." Du bakalım köylü uyandı, belki senin yarım bıraktıklarını devam ettirirler.

Artık Damalı sana yasak, çünkü seni ilgilendirmeyen işlere karıştın, köylünün zihnini, gözünü açtın. Hadi şimdi seni verdikleri köye git. Ne demek gitmem. Sen kim oluyorsun? Sen amirlerine karşı mı geliyorsun? Haksız bir atama mı? Kim dinler hak hukuku. Parti ne derse o!

Ah şu KÖY ENSTİTÜLERİ size her bişeyi öğretmişler, ama boyun eğmeyi öğretememişler. Amirlerin ne derse o olur. Git git, gel gel! Bu zamanda işlerinin yürümesini istiyorsan koyun gibi her şeye boyun eğeceksin. Eğmezsen cezanı çekersin. Anlamadın galiba, Damalı yasak sana! Boşuna geri giderim diye hayaller kurma.

Ee şimdi nolacak? Damalı yasak, yeni köye de gitmiyorsun. Ne demek istifa edeceğim. Aklına şaşarım. Bu zamanda iş mi var? Git işte seni verdikleri köye. Laf dinle azıcık. Ne tuhaf adamsın ya!

Neymiş efendim, enstitüde okurken demircilik öğrenmiş. Yine kızmaya başladım bu KÖY ENSTİTÜLERİ'ne. Ne çok şey öğretmişler. Bıraksan kendi evini kendi yapacak kadar usta olmuşlar. Sanki gittiğiniz köylerde sizi barındırmazlarsa ikinci bir altın bileziğiniz olsun diye ha bire bir şeyler öğretmişler. Neyse bırakalım KÖY ENSTİTÜLERİ'nde öğretilenleri say say bitmez şimdi.

Damalı'nın Öğretmeni, oldu mu sana Ortaköy'ün Demircisi. Sevdi bu köyü. Ne de olsa çok düşünceli bir köy. Hep beylerini düşünürler. Yıllardır kendi topraklarını bey toprağı diye sürüp ürününü beye verip kendilerine de karın tokluğu ürün bırakıyorlar. Bu beyler de çok insaflı. En azından köylüye biraz ürün bırakıyormuş. Eh bu kadarı da yeter size.

Bak ya, yine köylünün aklını çeliyor. Bu KÖY ENSTİTÜSÜ mezunları hiç akıllanmayacak. İlle de köylüyü uyandırıp hakkını aratacak. Du bakalım burada ne kadar dayanacak? Bu gidişle bir yıl bile çok. Ne de olsa beylerin tekerine çomak soktu.

Hadi Ortaköy'ün demircisi sana yine yol göründü. Buradaki görevin bitti, köylü uyandı, hakkını aramaya başladı. Yine göze battın. Jandarma ille de git diyor sana. Gitmezsen parti başkanı seni öldürtür bir çukura atar diyor. Bak sen, diyor ama bir şey yapamıyor mu? Yapamaz tabi, çünkü o parti başkanı. Ankara'ya bir tilifon etmesi yeter.

Ah be öğretmenim, her gittiğin yerde doğruyu söyleye söyleye tam dokuz köyden kovulmuşsun. Artık Onuncu Köy'de rahat dur.

Yiğit öğretmenim, Olimpos'un tepesindeki ışığı alıp her gittiğin köye götürmüşsün. O köyler senin yaydığın ışık ile aydınlanıyor şimdi

Yürekli öğretmenim, kızlar okusun diye dayak yemeyi göze almışsın, gene de bildiğinden şaşmamışsın.

Sen "OKUMUŞUN OKUMAMIŞA BORCU VAR" diyerek borcunu ödemek isterken türlü haksızlıklara uğramışsın, ama yine de kimseye boyun eğmemişsin.

Fakir Baykurt, KÖY ENSTİTÜSÜNDEN mezun olduktan sonra bir süre köy öğretmenliği yapmış. Anlatılanlar bire bir yaşanmadıysa bile emin olun çoğu yaşanmıştır. Herkes gibi ben de görevime köy öğretmenliği ile başladım. Yedi yıl boyunca üç değişik köyde görev yaptım. Hangi köyde göreve başladıysak ilk önce kütükten okula gelmeyenleri tespit ettik. Ne acı ki çoğuda kız öğrenciydi. Bir şekilde onların okula devamlarını sağladık. Yazılanlardan 40 yıl sonra bile aynı şeyleri yaşadık. Artık bir köy öğretmeni değilim, ama eminim köy öğretmeni olan meslektaşlarım hala aynı sıkıntıları yaşamaya devam ediyordur.

Her ne kadar köylü uyanmasın diye KÖY ENSTİTÜLERİ kapatılsa da, hala o ruha sahip nice öğretmenlerimiz var. Her gittikleri köyde Onuncu Köy'ün öğretmeni gibi ışıklarını saçmaya devam ediyorlar. İsimsiz nice cesur ve yürekli KÖY ÖĞRETMENLERİNE SELAM OLSUN...
362 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
ONUNCU KÖY BİZİMDİR! !! ..

Bildiğinden şaşmayana , haksızlığa karşı durmayı bilene, yılmayana , vazgeçmeyene, pes etmeyene her daim "bir sonrası " olacaktır ..
"bir ilerisi ONUNCU KÖY dür temsili ..
Okumuşun _okumamışa ..
Görenin _ görmeyene ..
Duyanın _ duymayana. .. borcu var demiş Baykurt
..bende bir sabah körü kalkıp borcumu ödemeye yazdım bu yazıları :)
Okudum _okutuyorum :)
Etkinlik iletisini de şöyle bırakayım :)
OKUYUN! !! (Kırmızı kalemle altını çizdim var sayın )
#44689887

"KÖYLERDE IŞIK YANIYOR MU KÖYLERDE! !! bana ondan haber ver! !
Yanıyor baba
"ÖYLEYSE TAHTIN ANASINI SATAYIM bu bana yeter !!!

...... Promete

Işte bu öz hikaye beni benden almıştır :)

Bir anlatı biliminin, yani edebiyatın Anadoluyu, kendi dilinden anlatmak diye bir kolu var ise Baykurt benim için bir profesördür :))
Ilk kez okuyorum kitaplarını ,kelimelerini :)okudukça gülüyorum ,okudukça içim coşuyor, okudukça diyorum ki "başkaları da okumalı " ;)) sende oku ,sende oku derken bir bakmışım ki etkinlik yap'a dönüşmüş bu serüven :)) vesile ile destek olan herkese ,başta Tuco Herrera olmak üzre çooook teşekkür ederim :)

Onuncu köy "Haydi kızlar okula" başlığı altında yazılabilir idi. .
Köy yerinde kız kısmının okumakla ne işi var ?
Anca tarlaya ,davara on üçüne gelince de kocaya gider ..okul mokul ne ola. .
Arka fonda mizansen tabii paralı aģalar ,cahil kalsın bu halk diyen hocalar ,üst mevkilerde akbabalar bir "ışık"
aşığı olan öhretmenimin ciğerini parçalar da parçalar ..
söz ile baş edemeyince fiziksel darp'a ..onla da olmayınca sürgüne kadar gider mesele .. mesleğinden ederler örtmenimi ..
Başka köyler ,başka işler tutar kendine
Demir işler ,bilgi işler gibi ..yine rahat komazlar. .yine sürerler, memlekette it çakal ürümesi bitmez gitti ..
son ki onuncu köydür durağı tutuverir gözünü oyan kuşun kafasını koparır atar bir yöne. .
Der ki "Örnek olacaksın"
Bakar etrafına her yer kara kuş ölüsü dolmuş , tekmil köy ona inanmış peşinden yansılamıs "tamam " der onuncu köy bizimdir :))

Efendim adı Fakir ama edebiyatı zengin bir adam :)) yeni tanıştık , geç tanıştık ama pek iyi anlaştık :))
Köy enstitülerinin idealist öğretmeni ..
Kendi sözleriyle. .
"Değişik bir öğretmen olacağım içimdeki aslanlar bana güç verecek , gideceğim köylerdeki yoksulluğu yere sereceģim, kahvelerde oturup oyuna dalmayacaģım,köy çocuklarını kız erkek ayırmadan okutacaģım ,halkı aydınlatacaģım " diyen bir adam ..
Bir ışığa aşık adam ,bu sebeple ki kızının adı bile "Işık "
Ben yeni buldum onu ama kaybetmeye hiç niyetim yok :))
Fakir Baykurt dostlar ..benim gönlümde PROMETE :)
Tanımıyorsanız , tanışın asla pişman olmayacaksınız

Aydınlık bir dünya için tanrılardan ışıģı çalın ..

https://youtu.be/liknMpHvYaY :))
Sevgiler :))
343 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Verilmiş sadakamız varmış da Köy Enstitüleri kapatılmış. Enstitü mezunu öğretmenler köyleri kalkındırıp aydınlatmış, bilginin ışığını taşımışlar oralara. Eee, ne olmuş yani? Bildiğin “gomonistlik”. Haddini bilmezler sizi! Neyse ki intikamımızı aldık, hepinizi efkar-ı umumiyenin, zenginin, beylerin ayakları altına bi güzel attık!

Köylüye modern tarım teknikleri öğretip yokluktan kurtarırsınız ha! Yetişkinlere okuma yazma öğretirsiniz! Çocukları uygulamalı bilginin ışığında yetiştirmeye cüret edersiniz!

Tarih öğrettiniz yetmedi.
Coğrafya, Türkçe, fizik, kimya, matematik, yurttaşlık bilgisi, el yazısı, resim-iş, beden eğitimi öğrettiniz, gene yetmedi.

Tabiat ve okul sağlığı, askerlik, öğretmenlik, tarım ve ziraat bilgisi, ev ekonomisi, arıcılık, ipek böcekçiliği, balıkçılık, demircilik, marangozluk, el sanatları…

Daha da neler neler. Gavur işi piyanolar, kemanlar; efendime söyleyeyim, halk oyunları, müzik… Bak bak!

Sizi dinsiz imansızlar! Ne güzel eski köylerimiz vardı, yeni adetler çıkarmaya kalktınız ha?!

Hele sen; Damalı Köyü'nün hocası! Rahat duramıyorsun değil mi? Damalı'da köyün zenginine karşı çık, başka köye git beylere karşı çık, ordan da başkasına geç, yobazlığa karşı çık… E yeter ama! Sen kim oluyorsun?!

Köylü dediğin bir kara cahil; sen mi kurtaracaksın bunca milleti?! Rahat durmazsan işte böyle, oradan oraya sürülürsün.

Gerçi senin uslanacağın da yok. Öğretmenliğine mani olsalar çiftçi oluyorsun, dülger oluyorsun, demirci oluyorsun; oluyorsun da oluyorsun be kardeşim.

Nerede bir karanlık görsen bir yerinden yırtıp, içeri ışık doldurmaya bakıyorsun.

Sana söyleyeyim; fazla ışık iyi değildir. Gözümüz fazla seçmesin ki mutlu mesut yaşayıp gidelim.

Sana ne Onbeş Osmanlardan, Dudulardan, Ökkeşlerden.

“Okumuşun okumamışa, görenin görmeyene, duyanın duymayana borcu var diyorum sana. Başka türlü nasıl yaşanır? Yanındaki açken, senin tokluğun sana siner mi?”

Siner siner…

"Cahalsa okutacaksın!"
"Susss..."
"Okutup uyaracaksın!"
"Sus dedik yaa!.."
"Uyarmadıkça, maden ocaklarına hep böyle dirisi girip ölüsü çıkacak!"
"Ulan sana sus dedik arkadaş!"

Sus dedik! Yap öğretmenliğini uslu uslu! Uslu uslu sallayıp başını, al her ay maaşını.


“ Veysel bu dünyada kör bir kul imiş. Emme ne doğru lâf ediyor!.. Gurban olam kalem tutan ellere...”
Kalem tutan eller ne iyi etmiş de yazmış. Okuyun bu eseri. Umudumuz tazelensin.
343 syf.
Aslında incelememi yapmıştım fakat gelin görün ki güncelleyim derken tlf nun gazabına uğradım ve sildim! Herseyin kalitelisi makbul,deli olmamak duvara calmamak elde değil ama olan bana olur yinede!O yüzdendir ki aldım elime kalemi dedim tekrar yaz
Bu yıl etkinlikteki ilk kitabım Ebru Ince ablacım beklemedim biraz erken başlamış olabilirim
bu ay listem kabarık oyuzden ,erken başlamak iyidir dedim başladım.
Fakir Baykurt hayranı olarak bütün kitaplarını okumaya adadım kendimi!
Bizim ülkemiz kadar değerlerine sahip çıkmayan bir
millet daha varmıdır merak ediyorum gerçekten!
Bu yaşıma kadar okumadığım kitap ,hatta adını bile duymadığım bir çok yazarlar varmış oysaki güncel herşeyi takip eden birisiyim :-p
Geç tanıştığım ama cok sevdiğim ,saygı duyduğum ve örnek aldığım birisi️️ Fakir üstadım
Vatanımız, İnsanlarimız için faydalı ileri görüşlüdür
kendisi,
E tabi faydalı olan insanlarımız da kabızlık yapıyor, sindirilmeye çalışılıyor sindirilmeyince de türlü sebeplerden atılmaya kurtulmaya çalışılıyor!
İnsanlığımız yüzyıllık uykuya mahkum bırakılıyor!

Onuncu köyde; bu zamana kadar yaşadıklarımızın geniş özeti gibi! İnsanları dinle korkutulması, emekçilerin emeklerinin sömürülmesi, yoksulluk ve yaşatılan çaresizlikler...
Haksızlığı görüp köylüyü uyarmaya çalışan öğretmenin başına gelenler de var.
Arı kovanına çomak soktugu için, aman banane demediği için yaşadıklarıda var!
Geri kalanını da okuyunca anlayacaksınız daha fazla anlatmim:-)

Köyde yaşayan biri olarak söylüyorum ki değişen pek bir şey yok; köyün adı değişse de hatta aradan yıllar da geçse yaşanılan sorunlar aynı!
Oyüzden demem oku, okumaya devam, ustam gibi aydınlarımızın insanlığa yaptığı fedakarlıkların yanında bu neki!
Karanlık gelecek yerine aydınlik gelecek için okumamız,bilinçlenmemiz lazım.
Etkinlik için teşekkürler ️
İyi okumalar size...
321 syf.
·Beğendi
Bir öğretmen düşünün ki, görevini layıkıyla yapmakla kalmayıp, gittiği her yerde hak, adalet, birlik ve beraberlik duygularını oradaki halka aşılasın.

Her ne kadar öğretmenimiz ezilen köylünün gözünü açmakta başarılı olsa da nüfuzlu ağaların varlığı karşısında sürgüne gönderilmekten kurtulamayacak ama bu durum onu inandığı yolda yürümekten de asla alıkoyamayacaktır.

"Onuncu Köy" daha çok bir film senaryosu niteliğinde yazılmış. Karşılıklı ve eğlenceli diyaloglar okurken insanı kesinlikle sıkmıyor.

Kitabın vermek istediği mesaj ise Grigory Petrov'un Beyaz Zambaklar Ülkesinde isimli eseri ile hemen hemen aynıydı. Eğitimin, halkın bilinçlendirilmesinin öneminin vurgulandığı Fakir Baykurt imzalı bu eserde de "birlikten kuvvet doğar" ilkesi okuyucuların zihnine kazımayı ilke edinmiş.

Belirli bir bilgi ve kültür seviyesine erişmiş her bireyin asıl görevinin gittiği her yerde örnek model olup bildiklerini orada yaşayan insanlarla paylaşmak ve onlara doğru yolu göstermek olduğunu Finliler iyi kavramış olacaklar ki bir zamanlar "Bataklıklar Ülkesi" diye tabir edilen ülkelerini, yüksek medeniyet seviyesindeki Beyaz Zambaklar Ülkesi konumuna çıkarabilmişler. Peki biz ne zaman bu bilince erişebileceğiz? Hiçbir şey için geç değil, onlar başardıysa biz de başarabiliriz. Yeter ki haksızlıklar karşısında korkmadan birlik olabilelim.
343 syf.
Aramızda kitabın baş karakteri gibi olan çok az insan vardır. Doğrunun peşinden sınır tanımaz bir cesaretle gitmek, godomanlardan, üstlerden, amirlerden hiç korkmadan cesaretle doğru bildiği yolda ilerlemek.. Olamıyoruz ve o yüzden de hayalini kuruyoruz, hayran kalıyoruz, hatta bazılarımız öyleymiş gibi yapıyor.. Ben de her zaman dobra bir insan olmanın hayalini kurmuşumdur ama maalesef öyle değilim. Bugün bir memurum, alıştığım hayatımdaki tekdüze konforun bozulmasını istemiyorum, müdüre aman ediyorum, kaymakama aman ediyorum.. Böyle kitapları çok seviyorum; korkaklığı, acizliği yüzümüze tokat gibi çarpan, bizi sarsan kitaplardır bunlar. .

Karakterimiz Köy Enstitülerinin yetiştirdiği çok güzel bir öğretmen en başlarda. Mücadelesi kızını okula göndermek istemeyen cahil bir ağayı, kızını okula göndermesine ikna etmeye çalışması ile başlıyor. Ağa ile sürtüşmeleri başını belaya sokuyor ve öğretmenlik yaptığı Damalı köyünde artık çalışamayacağı, başka yere gitmesi gerektiği söyleniyor. O ise bu kararı istifa ederek protesto ediyor ve bir demirci ustası olarak insanların hayatına dokunmaya devam ediyor. Orda da birilerinin otoritesine zarar veriyor ve böylece gittiği her yerde doğruyu söyleyen ve dokuz köyden kovulan konumuna düşmüş oluyor. En son molla ile mücadele ederken iyice cesareti yerine geliyor ve "burası artık onuncu köy, burdan kovulacak biz değiliz" deyip din tüccarının cezasını bir güzel kesiyor.

Bazı doğruları söylemek bizi mevcut rahat pozisyonumuzdan edebilir, kıçı rahata alışanlar için bu çok büyük bir problemdir. Ama insan hem kıçının rahatı bozulmasın ister, hem mevcut düzenin bozuk çarkına verip veriştirirse işte o zaman riyâkâr biri olur. Ben kendi potansiyelimi biliyorum artık. Dağda kırk yıl taş yerim de yolsuzluğa, puştluğa, zulme sessiz kalmam ve de susmam.

Böyle güzel insanların kutlu mücadelesi sayesinde bugün kadınlar haklarının bilincinde, öğrenim hakkını söke söke alır, ekonomik özgürlüğünü kazanır. Peki herşey yolunda mı? Eğitimin gidişatı, üretimin bitme seviyesine gelmesi, ağaç ve çevre terörü, hayvanların yaşadığı zulüm.. Bugüne değin çok az mesafe kat edildi. Doğa hâlen can çekişiyor..

Okumayanlar için kesinlikle tavsiye ederim. .
343 syf.
Merhaba değerli okurlar, ben edebiyatla arası pek iyi olmayan biriydim. Kitaplarım arasında roman bulmanız mümkün değildi bir yıl öncesine kadar.
Felsefe, sosyoloji psikoloji ve inançlarla ilgili kitaplar okurdum hep. Roman okumanın nötr etkisi olduğuna inanırdım; okusan da okumasan da bir, diye düşünürdüm. Kardeşlerim yerli yabancı tuğlalar devirirken, ben böyle faydasız kitapları okumayin, farklı alanlarda okumalarınız olsun derdim. Onlar da benim için aynı şeyi söyler, roman okumanın faydalarına deginirlerdi. Kitap değişimi yapardık, ben ilk on -onbes sayfa sonrasında kitabı köşeye atar okumaktan vazgeçerdim. Çünkü anlaşamazdık o tarzla; ben hemen bitsin sonunu göreyim derdim, o, "hayır, sabırlı ol, sindire sindire beni oku" derdi. Ne ben onu dinlerdim, ne de o beni dinlerdi.. ikimiz de çok pis birer inatçıydık. Neyse sonra mesafe koyduk aramıza.. okulun kütüphanesine girerken bile, olabildiğince, onun bulunduğu raflara yaklaşmamaya çalışırdım. Öyle dargın, öyle mesafeli geçti işte yıllarımız.. kaybolan yıllarımız..
( https://youtu.be/H7mxXm0Avts )

Neyse 2018 benim için dönüm noktası oldu, bu konuda. Bu siteyi - geç de olsa - keşfettim. Sonra beni imrendirircesine harıl harıl, hunharca roman okumaları gördüm. Acimiyorlardi okuyorlar.. okuyorlardı.. Hele ki, kitabın içinde yaşayarak okuma yapanlar vardı, Allah akıl fikir versin, dedirtecek cinsten.. ((:

Önce kıskanmayı denedim, beceremedim. Sonra mis gibi imrendigimi fark ettim. Sonra tıp literatüründe yer verdiğim ve tek hastası ben olduğum "romanofobi" hastalığını yenmeye karar verdim. Bu noktada Turhan Yıldırım abi nin emeği çok var üstümde. Söylediği yöntemlerle ve önerdiği kitaplarla ciddi ilerleme kaydettim, diye düşünüyorum. Allah kendisinden razı olsun. Sonra idolum Ebru Ince ablanın "tuğla etkinlikleri" dikkatimi çekti. Bodoslama atladim o etkinliklere. Cesaret verdi bana. Allah ondan da razı olsun. Derken gerçek adı hakkında fikrimin olmadığı Tuco Herrera
abinin köy aşkı düşüyordu sayfama, incelemeleri gerçekten samimiyet içeriyordu. Fakir Baykurt'u onunla tanıdım, diyebilirim. Neyse işte, bugün de böyle, burdayım.Fakir'i onuncu köy ile okumaya başladım. Etkinlik olmasaydı şimdi okur muydum? Hiç sanmıyorum.


Okuyorum okumasına da, ne oldu bana böyle, diyorum.. evin içinde konuşurken veya arkadaşlarla, gayri, yapıvee gibi kavramlar kullanmaya başladım. Kızkardeşim, " millet kitap okur kelime dağarcığını genişletir, Ablam varolan kelimelerini de yitirdi." diyor. ((: Bu böyle devam ederse, bı daha assla şive konuşan kitapları okumam, Türkçem gitti bee (:
Kiraz'dan kuzenlerim gelir yazın, onlar böyle konuşur.. artık böyle devam edersem, düzgün konuşun, diye ikaz da edemem onları.. Allah beni ve Türkçemi korusun.. çok amin.

Onuncu köy sakini olmak kolay değildir haaa.. herkes burada barınamaz. Çıkarların vicdanını esir alırsa burası zindan olur sana. Dünya dedikleri gezegen Devranla dairesel yönde hareket ederek aynı noktaya gelmek için uğraşır. Ama bu köy öyle değildir; kendi başına dünyadan soyutlanmış bir gezegendir. Dünyanın dairesel hareketlerine doğrusal hareket ederek verir tepkisini. İşte bundandır ki, devrana göre hareket edenlere (fırıldaklara) burada yer yoktur.

Akıllı olanlar burada barınamaz. Ya aklını terk etmiş deliller yada aklı tarafından terk edilmişler diyarıdır.
Vakit sorunu yaşanmaz burada, zamansız severler, zamansız yerler, zamansız içerler ve zamansız okurlar.

Evet, ben Onuncuköylüyüm. Dokuz köyden kovulmadım, kendim terk ettim oraları. Doğrunun eğri yerde ne işi var. Burası güzel, tüm hemşerilerime selam olsun
343 syf.
·123 günde·Beğendi·10/10
Bizim köyde 1956 yılında yapılmış bir ilkokul binası mevcut. Anemle Babam dahil köyün diğer yaşlı tayfası hep bu okuldan mezundur. Okulda eskiden kadınlar dikiş nakış kursu da görürmüş. Annem'in ördüğü kazak, yelek, atkı, bere, lif, dantel gibi şeyleri bu okulda öğrenmiş. Erkekler ise çiftçilik, ağaç aşılama gibi şeyleri öğrenmiş. Birinci ve ikinci sınıfı bu okulda okuma şerefine nail oldum. Birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar hepimiz tek bir oda da ders görürdük. Benim zamanımda sınıfta toplam 24 kişi vardık. Bunların 4 ü 1. sınıf yani biz geri kalanları ise bizim ağabey, ablalarımızdı. Öğretmen 1 saat bize ders verdikten sonra ikinci, üçüncü sınıflara ders vermeye devam ederdi. Böyle sınıfların güzel yanı daha birinci sınıftayken üst sınıfların derslerini de görebiliyorsunuz. İkinci sınıfta akranlarım "Ali ata bak", "Ayşe topu tut" fişlerini heceleyerek okurken ben kitaptaki yazıları okuyabiliyordum.

Köy okulu olmasının kötü yanı da sürekli öğretmen değişirdi. Tabi o zamanlar idrak edemiyordum ee daha küçüğüz her hafta bizim öğretmenimiz değişirdi. Tam bir öğretmene alışıyoruz öğretmen de bize alışıyor hoop haftaya başka bir öğretmenle başlıyorduk derse. Kitapta Hocaya takık Durana diye bir it var bizim köyde öyle biri de yoktu neden her hafta öğretmenimiz değişiyordu bilmiyordum o zamanlar. Sonradan öğrendik ki Alevi köyü olduğu için sürekli değişim ile eğitimi aksatıp okuldan soğutmakmış amaç. Gelen öğretmenlerin çoğu da köyümüzü ve bizi severdi biri hariç ona da öğretmen denmez ya. Lavuk yanlış yapan öğrenciyi ölesiye döverdi. Ulan hiç bir veli de hayırdır sen bizim çocuğu niye dövdün demiyordu diyemiyordu. 2 yıllık eğitim sürecinde 20 nin üstünde öğretmen değiştirmişimdir. Yani demem o ki o öğretmenlere noollduu belli deeğğll.

Tanrı hökümetimize zeval vermeye sağolsun her ile üniversite yapmışlar lakin o üniversitelere gidecek öğrenci yok. Her ile üniversite yapacağına ilkokul yapsaymış çok daha hayırlı olacaktı.

Bu kitapta da Fakir üstadın öğretmenlikte çektiği çileyi anlatıyor. Baktı ki öğretmen ken beni çekemiyorlar bari bende zeneeat değiştirim de öyle yardımcı olayım yurttaşlarıma diyor fakat gene rahat yok gene rahat yok. Godomanlarına kodumun kan emiciler köylünün sırtından zengin olup rahatlıklarını bozan herkese düşman kesilip dünyayı dar etme peşindeler. Lakin Fakir Baykurt pes eder mi? ASLA!! gerekirse Onbirinci köye gider yine davasına devam eder.

KİTABI OKUYUN OKUTTURUN!!!
338 syf.
·10/10
"Öğretmenler kandile benzer onlar yandikca sen aydinlanirsin" bu söz tam da bu kitap için söylenmiş. Bir öğretmenin çabası, özverisi, mücadelesi bu kitapta öyle güzel anlatılmış ki. Şimdilerde kardelen yetiştirmek için hani mesaj atıp bağış yapıyoruz ya, bir kardelen yetişsin diye, kamuspotu reklamlar nasıl da yayınlanıyor bilinç kazandırmak için ailelere kız çocuklarını okula gondersinler diye.

Bu bilinç taa o zamanlarda böyle cesaretli öğretmenlerin yureklerinde kor gibi yanmış hem yürekleri yanmış hem bedenleri yanmış ama yilmamislar, zulme ve zulm edenlere karsi hep dik durmuşlar dal budaktan esirgememisler kendilerini. Sonlarini bile bile üstelik. Sürülmüşler köyden köye, yaftalanmışlar komünist diye ihraç edilmişler hatta ama yilmamislar başka mesleği yaparken bile aydınlatmışlar bilgisiz ama bilgiyle dolmak isteyen karanlık beyinleri. Işık doluymuş çünkü aydınlanmaya adanmış yurecikleri.

Eser bir öğretmenin tek kaygısının çocukları okutmak olduğu bir köyden çocuklarını özellikle de kız çocuklarını okutmak istemeyen bir köy ağasına karşı öğretmenin mücadelesini anlatıyor. Bu mücadelede öğretmenin başına gelenler, sürgünler, iftiralar yalanlar. Ve öğretmenin aşkı ile kaçıp onuncu onun için sonuncu köye siginmasiyla biten hem mücadele hem sevgi kokan bir eser . Baykurt'un diğer eserlerinden farklı olarak aşkta biraz yoğunlukta işlenmiş.

Bu eseri okuyunca aklıma doksanlar da şehit edilen köy öğretmenleri geldi.
Neden mi çünkü o öğretmenler on üç on dördünde kız çocuklarının aşiret ağalarına kadın olmasina engeldir. Çünkü o öğretmenler o bölgedeki çocukların kandırılıp teröre militan olmasina dağa çıkmasına engeldir.

Öğretmenler bu ülkenin yarınlarıdır.
Herkese keyifli okumalar diliyorum.
364 syf.
·6 günde·10/10
Türkiye'nin en önemli projelerinden biri olan köy enstitülerinin misyonlarindan biri köylüleri kalkındırmakti. Sadece temel bilimler değil,köy yaşamında gerekli olan birçok bilgi bu okullarda verilirdi. O yıllarda Türkiye'nin gelişimine inanılmaz katkı sağlayan bu okulların başına neler geldiği hepimizin malumu. Bu konulara girmeyeceğim. Sadece şunu söylemek isterim ki, bu okullar kapatıldığından beri, eğitim sistemimiz siradanlasmistir. İşin ilginci bu durum kimsenin de zoruna gitmemiştir. Çünkü istenilen bizati buydu. İnsanlarimizin geri kalmışlığa,cehalete, egitimsizlige itilmesi maalesef istenmiştir birilerinin zoruyla.

İşte, köy enstitü çıkışlı Fakir Baykurt , Türk edebiyatının hakkı yenmiş yazarlarından. Popüler dünyanın ilgisini çekememiş maalesef. Oysa tam tersi, eserleri bize gösteriyor ki, onun adı en yukarılarda olmalıydı.

Fakir Baykurt , romanlarında köy yaşamından kesitler sunar okura. Eserlerinde verdiği temel mesajlar, cehaletle mücadele, köylülerin geri kalmışlıği, ağa ve bey düzenidir. Müthiş keyifli bir dili vardır, okumak için yanar tutuşturur.

Romanlarına konu olan olaylar batı Anadolu'nun köylülerinde geçer. Nasıl ki Yaşar Kemal , Torosları, Rıfat Ilgaz batı Karadeniz'i mesken edindiyse, o da batı Anadolu'da dolaştırır bizleri. Bazen bir köy öğretmeni olur, bazen kitap sevgisi ile ünlenen kütüphaneci, bazense köyü için calisip didinen muhtar. Ama hepsinde verdiği mesaj cehaletle mücadeledir.

Onuncu Köy , daha önceki köylerde,beylerin, agalarin zulmü ile başı derde girmiş, bu nedenle sürekli göçmek zorunda kalan bir köy öğretmeninin direnişini anlatır. Belki de kendi yaşamından bir demet sunar bize. Bir lokma ekmeğe muhtaç bırakılan köylülerin gözünü açmak isteyen, agalarin, beylerin acımasızligiyla yaşamak zorunda kalan köylülere ,prometheus misali ışık taşıyan bir köy öğretmeninin hikayesidir. Ancak, her iyi şeyin cezasız kalmadığı ülkemizde sürekli başına iş alır. Ondan rahatsız olanlar onu dövdürur, yerini değiştirir, tehdit edilir. Oradan oraya savrulur,ancak amacından geri dönmez.

Fakir Baykurt romanları okura müthiş bir okuma şenliği sunuyor. Samimi bir hikaye, sıcacık bir dil.

Herkese tavsiye ederim, mutlaka Fakir Baykurt'la tanışın.
364 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Onuncu Köy romanı, asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt tarafından 1960 yılında yazılmış, Burdur' a bağlı Damalı, Ortaköy ve Yaşarköy'de geçen, köy enstitüsü mezunu aydın vatan sevdalısı cumhuriyet aşığı bir öğretmenin görev yaptığı yerlerde başından geçenleri anlattığı eserdir.

Anadoluda köy köy dolaşarak (kendi isteği dışında) okullarda çocuklara öğretim yaptırmanın yanında, görevli olduğu köyün gelişmesi, halkın bilinçlenmesi, insanların hakça yaşamanın önemini kavrayıp, hukuksuzluğa karşı haklarını aradığı bir topluma dönüşmesi yolunda, köy sakinlerini bilinçlendiren, onları bir meşale gibi aydınlatan kâh öğretmen, kâh demirci, kâh isyankâr bir yurdum insanının öyküsü.

Öyle ki yürüdüğü her yolu uygarlık meşalesiyle ışıtmakta, çevresindeki insanların ezberlerini bozmakta ve bambaşka şeylerin mümkün olduğunu akıllarına sokmakta usta bir fikir adamı. Doğruyu söylemek pek çok güçlüğü göğüslemeyi gerektirir. Dokuz köyden kovsalar da yolundan dönmeyenlere bu roman. Okurken keyif alacağınızı düşünüyorum.
"Hey benim Tanrım; dünyayı yarattın, iyi gözel, çok teşekkür deriz, binlerce şükür sana; ya bu akılsız kulları neye yarattın?"
Fakir Baykurt
Sayfa 228 - LİTERATÜR YAYINLARI 8. BASIM
"Haksızlığa karşı durmayı bilmiyorlar. Hep karanlıkta yaşamışlar. Aydınlık diye bir şeyden haberleri yok. Gözleri var ama, gözün ardında, görmelerini sağlayacak ışıkları yok. Kulakları var ama, duyduklarını seçecek bilgileri yok."
Fakir Baykurt
Sayfa 309 - LİTERATÜR YAYINLARI 8. BASIM
"Ben diyorum ki, evlendiğin zaman, karının ağzını kitleyeceksin! Bir şey sorduğun zaman açıp cevap alacak, sonra gene kitleyeceksin!"
Fakir Baykurt
Sayfa 62 - LİTERATÜR YAYINLARI 8. BASIM
"Tanrılar, çeşit çeşit, boy boy... Yel üstüne, su üstüne, av üstüne; savaş, barış, bolluk, kıtlık üstüne; ölüm, doğum üstüne; güzellik üstüne; ayrı ayrı tanrılardı!.. İnsan gibi hırsları, evlenip üremeleri, kızıp köpürmeleri vardı. Ama ölmüyor, savaşlarda aldıkları yaraları tükürükle iyi ediyorlardı."
Fakir Baykurt
Sayfa 159 - LİTERATÜR YAYINLARI 8. BASIM

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Onuncu Köy
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
343
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750404108
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık
Baskılar:
Onuncu Köy
Onuncu Köy
Onuncu Köy
Unuttuklarımızı Hatırlamak İçin Fakir Baykurt'la Yeniden dizisi devam ediyor Türkiye'nin binlerce köyünden biridir Damalı. Tıpkı diğerleri gibi, bu köyün muhtarı, bekçisi, eğitmeni, arlısı arsızı, her bir şeyi vardır. Tabii, bir de öğretmeni... O eğitim ordusunun neferlerinden biridir. Yemede içmede, gezmede tozmada değildir gözü. Dünyaya doymadan, güzel evler, temiz sular, bakımlı çocuklar, çocukları uysallaştırmayan okullar görmeden ölürüm diye korkmaktadır. Köylere aydınlığı götürme savaşında yenilmekten bir de... Gel gör ki, bu uğurdaki mücadelesi çetin geçer Öğretmen'in. Verdiği savaşta köylüyü yanına alıp, haksızlığın, yolsuzluğun karşısında durdukça, doğruları söyledikçe yerinden edilir. Dahası, çok sevdiği mesleğinden. Ama Öğretmen yılmaz. Işığını saça saça o köy senin, bu köy benim dolanır. Böyle böyle, yolu Onuncu Köy'e düşer. Burada da onu benzer bir mücadele beklemektedir...

Fakir Baykurt bu romanında, bir köy öğretmeninin yobazlığa, yolsuzluğu, bağnazlığa karşı devrimci direnişinin ışığında eğitim sorunlarına ve bürokrasinin o kayırmacı yaklaşımına değiniyor.

Kitabı okuyanlar 439 okur

  • Kağan İnal
  • Büşra Bulat
  • göksu
  • Çağatay aktürk
  • Ezgi Çalış
  • Pınar Enes
  • İrem
  • Serkan Bilgiç
  • Saniye Kaya
  • Reyhan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%12.7
25-34 Yaş
%21.8
35-44 Yaş
%25.5
45-54 Yaş
%21.8
55-64 Yaş
%5.5
65+ Yaş
%3.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.8
Erkek
%40.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.3 (47)
9
%21.9 (34)
8
%19.4 (30)
7
%8.4 (13)
6
%2.6 (4)
5
%0
4
%0.6 (1)
3
%0.6 (1)
2
%0
1
%0.6 (1)