Onuncu Köy

Fakir Baykurt
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 43 dk.
Sayfa Sayısı:
343
Basım Tarihi:
2010
İlk Yayın Tarihi:
1980
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık
ISBN:
9789750404108
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

OLİMPOS'UN IŞIĞI YERE İNDİ!
10/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2020 156. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2020 19:09
Hey! Damalı'nın öğretmeni, sen kim oluyorsun da kızları okula getirtmeye çalışıyorsun. Bırak okumasınlar. Okurlarsa başları göğe mi erecek? Okuyup da Damalı'ya yazıcı mı olacaklar? Sana ne! "Dağdaki çobanı, köydeki Kezban'ı.. okutamazsın arkadaş! Okutmak istersen başın belaya girer! Dağdaki çobanı okutmanın sayılmayacak kadar sakıncası vardır." (s.184) bunu hala öğrenemedin mi? Kızları okula zorla getirttiğin yetmezmiş gibi bir de, köylünün kanını emen adama karşı köylüyü uyandırırsın ha! Ee o zaman cezanı çekersin. Bir akşam vakti seni kıstırıp başını taşla ezmeye kalkarlar, sonra da kaldırıp bir köşeye atarlar. Zavallı köylü de öğretmen nerede acaba diye düşünsün dursun. Hadi yine şansın varmış, köylü seni buldu da kış günü donmaktan kurtuldun. Bir yandan hasta yatarken bir yandan da çocukları düşünürsün sanki çok önemliymiş gibi. Senin düşündüğün kadar acaba ana babaları düşünüyor mu? Sen önce kendini düşün. Kene gibi köylünün kanını emen seni rahat bırakacak mı? Ne de olsa köylüyü uyandırdın. Dayak yiyen sensin ama bakalım haklı sen misin? Her dayak yiyen mağdur olur diye bir şey yok. Zavallı Damalı'nın öğretmeni! Sen kendini akıllı sanıyorsun ama, köylünün kanını emen zat, yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali senden önce davranıp şikayetçi oldu bile. Aldın mı başına belayı. Ne işin var köylüyü uyandırırsın. Bırak kalsın. Sana kadar akılları neredeymiş? Zavallı Damalı'nın öğretmeni, artık zor kurtulursun. Çünkü köylünün kanını emen adamın PARTİSİ var. Parti ne derse o. Partinin başındaki okuma yazma bilmiyor mu? Ne önemi var canım. Seçilmiş olmak için ille de diplomaya gerek yok. Yeterki Ankara'ya bir tilifon etsin. Bir de başa gelir gelmez, Allah yürü ya kulum demez mi? Para parayı çeker diye boşuna dememişler. Ee şimdi nolacak? Partinin başındaki seni
Edebiyat
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,540 okunma
Onuncu Köy - Fakir Baykurt
9/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2025 114. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 18:03
Onuncu Köy, idealist bir köy öğretmeninin hikayesidir. Fakir Baykurt'un Anadolu’nun çeşitli köylerinde öğretmen olmanın zorluğunu tüm detaylarıyla anlattığı ve Anadolu'da yaşanan cehalet ve bağnazlıktan dolayı yer yer içimin daraldığı bir eserdi. Halil öğretmen, ne zaman doğruları savunsa, sürgünle karşılık görür, köyden köye savrulur durur. Oysa savunduğu tek şey, kız çocuklarının okutulması ve tüm çocukların eğitimle cehaletten kurtulmasıdır. Osmanlı'nın 600 yıl boyunca Anadolu'da okul açmayarak halkı bilerek cahil ve bağnaz bırakması, buna rağmen köylüden vergiyi düzenli alması beni çok üzdü. Bugün, 2025 yılında bile bu kötülüğün bedelini ülkece ödüyoruz. Halkın derdiyle dertlenen yazar ve ozanları çok değerli buluyorum. Fakir Baykurt’un Anadolu gerçeğini anlattığı bu değerli kitabını, başta öğretmenler olmak üzere herkesin okumasını tavsiye ederim. Kitaba 8.9/10 puan veriyorum.
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,540 okunma
Okutma ve hak mücadelesini veren idealist bir Öğretmen...
10/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 21:00
Onuncu Köy, idealleri uğruna doğruyu söylemekten çekinmeyen ve bu yüzden sürekli sürgün edilen bir öğretmenin hikayesini anlatır. Romanın başkahramanı olan öğretmen, görev yaptığı yerlerdeki haksızlıklara, yolsuzluklara ve cehalete karşı çıktığı için sürekli başka yerlere sürülür. Dokuzuncu köyünden de kovulduktan sonra yolu, fakir ve bakımsız bir köy olan Onuncu Köy'e düşer. Onuncu Köy, ağaların ve çıkarcı yerel otoritelerin baskısı altında, halkın ise yoksulluk ve çaresizlik içinde olduğu bir yerdir. Öğretmen burayı sadece bir okul değil, bir kalkınma merkezi haline getirmeye çalışır. Öğretmen, köylülerin kendi haklarını aramalarını, toprağı daha verimli işlemelerini ve sömürü düzenine karşı dik durmalarını sağlamaya çalışır. Ancak bu çabaları, çıkarları bozulan köy ağaları ve bürokrasi tarafından engellenmeye çalışılır. Yazar; köylünün saflığını, bürokrasinin hantallığını ve dönemin siyasi baskılarını sert bir dille eleştirir. Roman, bireyin toplum içindeki adalet arayışını ve aydınlanma mücadelesini simgeler... Kitap, her ne kadar baskı ve sürgünler olsa da idealist bir insanın gittiği her yeri değiştirebileceği umudunu taşır. Onuncu Köy, aslında coğrafi bir yer olmaktan çok, dürüst insanların sığınacağı son kaleyi ve bitmeyen mücadeleyi temsil eder.
Alıntı
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,540 okunma
Dokuz köyden kim kovuluyordu :)
Puan vermedi·343 syf.·
2025 40. kitabı
Kitap benim için film tadında ilerledi. Bir öğretmenin karanlık zihinlere nasıl aydınlık aşıladığını anlatan kitapta Olimpos’un ışığı nasıl çalarak evleri aydınlatmasına değinmesi de güzeldi.Okurken gerçekten böyle insanlar var mıydı dedim ama biraz düşününce evet Gamze daha kötüleri bile olabilirdi diye geçti içimden.İnsanlara gerçeği göstermek neden hep en zoru ve meşakkatlisi olmuş ki.Şöyle bi düşünce insan diyor ki iyi ki Öğretmenler varmış…
1000Kitap
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,540 okunma
Eğitimsizlik...
8/10
·343 syf.··
2024 38. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2024 15:42
Ay benimle olduktan sonra, yıldız kiminle olursa olsun! "Okulsuz memleketin mağaradan ayırdı yoktur..." "Yılanı , çiyanı yiyorlar adları gene de Hacı Leylek oluyor ! Durana isimli köylünün kızı Asiye’yi okula göndermek istememesiyle başlayan roman, bir köy öğretmeninin mevcut zihniyeti değiştirme mücadelesini konu alır. Bu konudaki temel sorun karma eğitim kavramıdır. Gerçekten de Durana, oğlunu okula göndermesine rağmen kızını okula göndermeyi reddediyor; Dolayısıyla onun ana muhalefeti eğitim değil, karma eğitimdir. Öğretmenin her zorluğu yaşamasına rağmen asla davasından vazgeçmemesidir.Durana gibi binlerce okuma karşıttı hala günümüzde de olsa da kız çocuklarımız artık bu eğitimden yoksun değiller. Türkiye’nin binlerce köyünden biridir Damalı. Tıpkı diğerleri gibi, bu köyün muhtarı, bekçisi, eğitmeni, arlısı arsızı, her bir şeyi vardır. Tabii, bir de öğretmeni… O eğitim ordusunun neferlerinden biridir. Yemede içmede, gezmede tozmada değildir gözü. Dünyaya doymadan, güzel evler, temiz sular, bakımlı çocuklar, çocukları uysallaştırmayan okullar görmeden ölürüm diye korkmaktadır. Köylere aydınlığı götürme savaşında yenilmekten bir de… Gel gör ki, bu uğurdaki mücadelesi çetin geçer Öğretmen’in. Verdiği savaşta köylüyü yanına alıp, haksızlığın, yolsuzluğun karşısında durdukça, doğruları söyledikçe yerinden edilir. Dahası, çok sevdiği mesleğinden. Ama Öğretmen yılmaz. Işığını saça saça o köy senin, bu köy benim dolanır. Böyle böyle, yolu Onuncu Köy’e düşer. Burada da onu benzer bir mücadele beklemektedir.Tam bir Anadolu Hikayesi ve şivesi ile ilerleyen kitaba hazır mısınız ?
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,540 okunma
10/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 12:08
Ne deriz? Doğru söyleyen dokuz köyden kovulur. Fakir Baykurt hoca buradan başlamış romanına. Buradan yol almış. Doğru bildiğini her köyde söyleyen öğretmenimiz. Onu sevenler olduğu kadar düşmanlar da ediniyor kendine tabi. Eee ne de olsa doğruyu söylüyor. Bu doğrular birilerinin tıkırında giden işlerine sıkıntı olursa onlar da bizim öğretmeni sürmesini biliyorlar. Yılmıyor öğretmenimiz eee yılmayı da yakıştırmıyor kendini. Başka köye gidiyor, demirci ustası oluyor. Orda da doğru söylüyor ordan da kovuluyor. En sonunda onuncu köyü buluyor. Sonunda onuncu köyün aklı selim halkıyla bir arada kucaklaşıyor. Bir köy öğretmeninin yobazlığa, yolsuzluğa, bağnazlığa, haksızlığa karşı devrimci direnişini, laik ve bilimsel eğitimden yana oluşunu doyasıya okudum. Burdur yöresinin de doğası, o doğal insanları, konuşmaları, şiveleri buram buram Anadolu diye bağırıyor romanda âdeta. Bir yandan aklıma gazeteci Bekir Coşkun da geldi. 'Onuncu Köy' de köşe yazısı yazardı o da. Onun onuncu köyü de o köşeydi. Baykurt hocamızı ve Bekir Coşkun'u da burada saygıyla anıyorum. Okuyalım, okutalım unutmayalım değerlerimizi. Boş çuval dik durmaz...
1000Kitap
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,540 okunma
Dokuz köy yetmez
8/10
·343 syf.·
2025 7. kitabı
Fakir Baykurt'tan okuduğum ikinci kitap oldu Onuncu Köy. İlki #k:2398. Bu romanında da diğerinde olduğu gibi köy ve köy yaşamına değinmiş yazar. Bunu elbette Köy Ensitütüsü mezunu olmasına bağlayabiliriz. Kitapta her ne kadar ensitütüye üstünkörü değinilmiş olsa da başkahramanımızın ensititü mezunu bir öğretmen olduğunu anlıyoruz. Bu öğretmenin ismi de kitapta neredeyse hiç geçmiyor: Damalı Köyü Öğretmeni, OrtaKöy Öğretmeni, Demirci gibi hitaplarla sesleniyor insanlar. Öğretmenimizin asli görevi çocuklara bir şeyler öğretmek fakat gelin görün ki öğretmen bununla kalmıyor, kalmamalıydı da zaten. Cumhuriyet rejiminde dahi ağalık sistemini devam ettirmeye niyetli, hile hurda ile daha fazla araziye çöken şark kurnazlarına haddini bildirip köy ahalisinin gözünü açmak mı dersiniz, kız çocuklarını çocuk gelinlikten kurtarıp okula yazdırmak mı dersiniz daha nice kabahatler işliyor bizim öğretmen. Bununla da kalmıyor ormanlık alan oluşturmaları için köylüye akıl veriyor, öğrencilerine tohum aşılaması yaptırıyor hem de "kız elinden tohum tutmaz" diyenlere inat. Elbette hiçbir başarı cezasız kalmıyor ve öğretmen, köylünün gözünün açılması işine gelmeyen birtakım insanlar tarafından cezasını alıyor. Tatkaçıran olmaması açısından bu cezaya ve sonrasında olanlara çok değinmek istemiyorum fakat şunu söyleyebilirim ki yaşananlar kitabın ismiyle oldukça manidar. Doğruyu savunan birinin dokuz köyden de kovulsa onuncu köyde yapacağı yine aynı şeydir. Kitabın sonuna bakacak olursak kuşlar metaforuyla bunu başarmış diyebiliriz. Köy Ensitütüsü çıkışlı yazarımızdan yine toplumsal siyasi eleştirel bir roman okumuşken ziraat marşına değinmeden geçmek olmaz. Ensititülerde yüksek sele okunan bu marş kitabın ana felsefesini de az çok özetler nitelikte. Vakti zamanında Köy Ensititülerinin
Edebiyat
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,540 okunma
10/10
·343 syf.··
2025 5. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2025 01:00
"Onuncu Köy", Baykurt'un gözlemci ve eleştirel bakış açısını yansıtan, köy enstitülü öğretmenlerin idealizmi ve köydeki feodal yapının çarpışmasını anlatan bir eserdir. Romanda, öğretmenin köye getirmeye çalıştığı yenilikler ve aydınlanma çabaları, yerleşik düzenin direnişiyle karşılaşır. Bu durum, eğitim, kalkınma ve toplumsal değişim gibi temaları derinlemesine işlemesine olanak tanır.
Edebiyat
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,540 okunma
10/10
·338 syf.·
2018 10. kitabı
"Öğretmenler kandile benzer onlar yandikca sen aydinlanirsin" bu söz tam da bu kitap için söylenmiş. Bir öğretmenin çabası, özverisi, mücadelesi bu kitapta öyle güzel anlatılmış ki. Şimdilerde kardelen yetiştirmek için hani mesaj atıp bağış yapıyoruz ya, bir kardelen yetişsin diye, kamuspotu reklamlar nasıl da yayınlanıyor bilinç kazandırmak için ailelere kız çocuklarını okula gondersinler diye. Bu bilinç taa o zamanlarda böyle cesaretli öğretmenlerin yureklerinde kor gibi yanmış hem yürekleri yanmış hem bedenleri yanmış ama yilmamislar, zulme ve zulm edenlere karsi hep dik durmuşlar dal budaktan esirgememisler kendilerini. Sonlarini bile bile üstelik. Sürülmüşler köyden köye, yaftalanmışlar komünist diye ihraç edilmişler hatta ama yilmamislar başka mesleği yaparken bile aydınlatmışlar bilgisiz ama bilgiyle dolmak isteyen karanlık beyinleri. Işık doluymuş çünkü aydınlanmaya adanmış yurecikleri. Eser bir öğretmenin tek kaygısının çocukları okutmak olduğu bir köyden çocuklarını özellikle de kız çocuklarını okutmak istemeyen bir köy ağasına karşı öğretmenin mücadelesini anlatıyor. Bu mücadelede öğretmenin başına gelenler, sürgünler, iftiralar yalanlar. Ve öğretmenin aşkı ile kaçıp onuncu onun için sonuncu köye siginmasiyla biten hem mücadele hem sevgi kokan bir eser . Baykurt'un diğer eserlerinden farklı olarak aşkta biraz yoğunlukta işlenmiş. Bu eseri okuyunca aklıma doksanlar da şehit edilen köy öğretmenleri geldi. Neden mi çünkü o öğretmenler on üç on dördünde kız çocuklarının aşiret ağalarına kadın olmasina engeldir. Çünkü o öğretmenler o bölgedeki çocukların kandırılıp teröre militan olmasina dağa çıkmasına engeldir. Öğretmenler bu ülkenin yarınlarıdır. Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,540 okunma
Puan vermedi·343 syf.··
2020 63. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2020 19:57
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Kitaptaki karakterler son derece doğal. Etrafımızda yaşıyorlar gibi hissediyorsunuz okurken. Aynı zamanda üslup da bir o kadar sade. Kablumbagalar'da daha fazla şive vardı. Bunda yerel ağız biraz daha az kullanılmış. Klasik imam kötü öğretmen iyi; parti kötü, birlik olmak iyi; bilim iyi, inanç kötü, düşünceleri son derece yersiz bir şekilde işlenmiş. Can sıkıntısına okunabilecek vakit geçirmelik kitaplardan. Yazarın başka bir eserini muhtemelen okumam. Okuyan arkadaşlara iyi okumalar şimdiden
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,540 okunma

Yazar Hakkında

Fakir BaykurtYazar · 55 kitap
Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Türk yazar, sendikacıdır. Çocukluğu Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de doğdu, Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber şu sözleri ile 1929 yılında haziran ortası olduğu varsayılmaktadır; "1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır..." Tahir Baykurt'un annesinin adı Elif ve babasının adı Veli'dir. Doğduğunda ona savaşlarda vurulup geri dönmeyen Amcasının adı olan Tahir adı verilir. Tahir 1936 yılında Akçaköy İlkokulu'na başlar ve iki yıl sonra babasını kaybeder. Babasının ölümünden sonra dayısı Osman Erdoğuş tarafından Balıkesir iline bağlı Burhaniye köyüne götürülür ve orada dayısının yanında dokumacılık yapmaya başlar. II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile dayısı askere alınır ve Tahir Akçaköy'e dönerek okula devam etme imkânı bulur. 1942 yılında ağır bir sıtma geçirir bu dönem aynı zamanda şiir yazmaya başladığı dönemdir. Köy Enstitüsü yılları İlkokulu bitirdikten sonra Isparta Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır. Köy enstitüsü yıllarında özellikle şiire olan ilgisi artar, kendini okumaya verir. Bu dönemde özellikle Türkçe'ye çevrilen klasikleri okur. Fakir Baykurt Köy enstitüsündeki yıllarını ve kendisine kazandırdıklarını şu şekilde anlatmıştır; "...Köy enstitüsü benim için olağanüstü bir fırsat oldu. İlkokulu bitirdikten sonra gidebileceğim başka hiçbir okul yoktu. Ailemin gücü yetmezdi. Ben okumak istiyordum enstitü benim gibi köy çocuklarını çağırıyordu..." "...Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın. Kız arkadaşlarımız koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azıkla birlikte kitap da katardı..." Bu yıllarda Bursa Cezaevi'nde olan Nazım Hikmet'in şiirleri ise gizli gizli yayılmaktadır. Tahir Baykurt da bu dönem Nazım Hikmet'in şiirlerini bulur ve gizli gizli okumaya başlar. "...Kitaplıkta Nazım Hikmet'in kitapları yoktu. Yasaklandığını öğrenince Çivril'in bir köyüne gidip onları buldum. Nazım'ın yedi kitabını kendi yaptığım defterlere kitap harfleri ile yazıp defalarca okudum." Köy enstitüsü yıllarında ilk şiiri Fesleğen Kolum Eskişehir'de çıkan Türke Doğru dergisinde çıkar. Edebiyata olan ilgisinden dolayı enstitüde de kitaplığın yönetimine seçilir ve daha fazla okuma fırsatı bulur. 1947 yılında Köy Enstitüleri ve Kaynak Dergisi'nde şiirleri çıkar ve bu yıllarda önce şiirlerinde daha sonra tüm yazılarında Fakir Baykurt adını kullanmaya başlar. Köy enstitüleri üzerindeki baskıların artması ile birlikte tüm enstitülere daha baskıcı yönetimler atanmaya başlar. Bu dönemde enstitüler daha önceki bir çok özelliğini yitirmeye başlarken eski öğrencilerin yaşam alışkanlıkları da bu yeni yönetimlerce sorun olmaya başlar. Fakir Baykurt da yeni atanan müdürle sorunlar yaşar ve defalarca kovuşturmaya maruz kalır. Ancak 1947 yılında Köy enstitüsünü başarı ile bitirir ve Yeşilova'nın Kavacık Köyü'ne öğretmen olarak atanır. Öğretmenlik ve yazarlık yılları 1951 yılında ölene kadar birlikte olacağı Muzaffer Hanım'la evlenir. Bu yıl ayrıca körbağırsağı patlar ve iki kez amelliyat olur. Öğretmenliği Dereköy'e aktarılır. Üzerindeki baskılar devam eder, savcılıkça evine baskın yapılır ve koğuşturma geçirir. 1953 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne girer ve bir sene sonra bu sefer Gayret Dergisi'nde çıkan bir yazısı nedeni ile yargılanır. 1955 yılında Gazi Enstitüsü'nü de başarı ile bitirirerek Hafik'de açılan ortaokula atanır. Aynı yıl ilk kitabı olan Çilli yayınlanır. 1957 yılında askere alınır ve Ankara Piyade Yedek Subay Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır. İlk kızı Işık da bu yıl dünyaya gelir. 1958 yılında ilk romanı Yılanların Öcü Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri'nde birinci olur. Ancak roman nedeni ile hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmaya başlar. Askerlikten sonra Şavşat Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır ve ikinci kızı Sönmez dünyaya gelir. Yılanların Öcü adlı romanı da Remzi Kitapevi tarafından basılır. Ardından Köy ve Eğitim Yayınları tarafından Efendilik Savaşı adlı kitabı yayımlanır. Cumhuriyet'teki bazı yazıları yüzünden öğretmenlikten alınıp Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yapı İşleri Bölümü'nde görevlendirilir. Sürüp giden yazıları ve Yılanların Öcü romanı yüzünden Bakanlık buyruğuna alınarak cezalandırılır. Altı ay açıkta kaldıktan sonra 27 Mayıs 1960'da Ankara İlköğretim müfettişliğine atanır ve aynı yıl Efkar Tepesi adlı kitabı basılır. 1961 yılında yazarın Yılanların Öcü adlı romanı tiyatroya ve filme uyarlanır. Tiyatro gösterimi yasaklanır, film ise ancak Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in konuya el koyması ile gösterime girer ancak filmin gösterimi sırasında olaylar çıkar. Bu yıl ayrıca yazarın Onuncu Köy, Karın Ağrısı, Irazca'nın Dirliği kitapları yayımlanır. Bir sene sonra yazarın oğlu Tonguç dünyaya gelir. Baykurt Amerika'ya giderek, Bloomington'daki Indiana Üniversitesi'nde göze kulağa hitap eden ders araçları ve yetişkinler için yazma öğrenimi görür. 1963 yılında yurda dönerek Ankara İlköğretim müfettişliği görevini sürdürür. Onuncu Köy Bulgarca'ya çevrilir ve kitapları Bulgaristan'da Türkçe olarak da basılır. Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği de Almanya'da, "Die Racheder Schlangen" adıyla basılır. Yılanların Öcü Rusça'ya çevrilir. Türkiye Öğretmenler Sendikası 1965 yılında TÖS'ün kuruluşuna katılır ve genel başkan seçilir. 1966 yılında İlköğretim müfettişliğinden uzaklaştırılarak yeni kurulan Milli Folklor Enstitüsü'nde uzman olarak atanır. Kaplumbağalar ve Amerikan Sargısı romanları yayımlanır. 1967 yılında Onuncu Köy adlı eseri de Rusça'ya çevrilir. Yazıları ve TÖS'teki çalışmaları yüzünden sık sık kovuşturma geçiren Baykurt Gaziantep'in Fevzipaşa bucağına sürülür. TÖS "Devrimci Eğitim Şurası"nı düzenler. Bir yıl sonra da TÖS "Büyük Eğitim Yürüyüşü"nü bir sene sonra da "Genel Öğretmen Boykotu"nu düzenler. Bu faaliyetlerinden sonra tekrar görevden alınarak bakanlık emrine alınır ancak Danıştay kararı ile görevine geri döner. 1970 yılında Fevzipaşa'dan Ankara'ya Ortadoğu Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğü görevine getirilir. Anadolu Garajı ve Tırpan kitapları yayımlanır. Tırpan ve Sınırdaki Ölü ile TRT Ödülleri'ni kazanır. Ardından Onbinlerce Kağnı adlı kitabı yayımlanır. Sıkıyönetim yılları 1971'de ordunun yönetime el koyması ile başlayan sıkıyönetim döneminde Baykurt iki kere gözaltına alınır. Aynı yıl Tırpan ile Türk Dil Kurumu Ödülü'nü kazanır. Kitaplarının yeni basımları yapılırken yazar askeri tutukevinden Ankara Merkez Cezaevi'ne aktarılır. 1973 yılında Can Parası ve Köygöçüren basılır. Baykurt'un yurt dışına çıkışı da yasaklanmıştır. 1974 yılında İçerdeki Oğul basılır. Keklik romanını yazar. Can Parası ile Sait Faik Ödülü'nü kazanır. Askeri Yargıtay'da TÖS Davası'ndan beraat eter. Sınırdaki Ölü ve Keklik kitap olarak basılır. 1976 yılında Sakarca basılır. Emeklilik Yılları Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan emekli olan Baykurt Madaralı Roman Ödülü'nün kuruluşuna yardımcı olur. 1977 yılında İsveç'te öğretmen yetiştirme çalışmalarına katılır ve Yayla romanı basılır. Frankfurt Uluslar arası Kitap Fuarı'na katılır ve Almanya, Hollanda ve İsviçre'ye geziler yapar, göçmen işçilerle iletişim kurar. 1978 Yılında Sakarca sahneye uyarlanarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nca oynanır. Kara Ahmet Destanı ile Orhan Kemal Ödülü'nü kazanır ve Kültür Bakanlığı'na danışman olur. 1979 yılında Tırpan adlı eseri de tiyatroya uyarlanır. Devlet Tiyatrosu tarafından İzmir, Ankara ve Antalya'da oynanır. Baykurt, göçmen işçi konusunu incelemek üzere tekrar Almanya'ya gider. Duisburg şehrinde yaşamaya başlar. Yandım Ali kitap olarak basılır. Bu dönemde ODTÜ'de öğrenci olan oğlu Tonguç da tutuklanır. 1980 yılında Tırpan İstanbul Şehir Tiyatroları'nca da sahneye konulur ve iki mevsim oynanır. Tırpan'dan ötürü Baykurt ve Taner Barlas, "Avni Dilligil En Başarılı Yazar" ödülü kazanırlar. Suna Pekuysal da "En Başarılı Oyuncu" seçilir. Rur Havzası'nda Türk işçi çocukları için başlatılan RAA programında görev alır ve bir İngiltere gezisi yapar. Kızı Işık da bu yıl tutuklanır. Baykurt, Taner Barlas ve oyunda rol alan sanatçılar "İsmet Küntay Ödülü" kazanırlar. Tırpan'daki oyunu nedeniyle Suna Pekuysal "Ulvi Uraz Ödülü"nü kazanır. 1981'de "Sakarca" İsveç'te çizgi film yapılır ve Macarca'ya da çevrilir. DDR'de bir inceleme gezisi yapar. Öyküleri Gürcistan'da da kitap olarak basılır. "Kaplumbağalar" filminin senaryo çalışmalarına katılmak üzere İsviçre'nin Neuchatel şehrine gider. Almanya'daki göçmen işçilerin yaşamını konu alan öyküleri "Gece Vardiyası" adıyla basılır. İşçi çocuklarının yaşamını dile getiren öyküleri de "Barış Çöreği" adıyla basılır. Kitaptan yapılan seçmeler Almanya ve Hollanda'da iki dilli olarak yayımlanır. 1983 yılında "Yüksek Fırınlar" kitap olarak basılır. Oğlu Tonguç'la birlikte Sovyetler Birliği gezisi yapar. Moskova, Bakü, Batum ve Leningrad şehirlerine ve Yasnaya Poliana'ya giderek Tolstoy'un Yurtluğu'nu ziyaret eder. 1984 yılında Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü'nü kazanır. Gece Vardiyası ve Kara Ahmet Destanı Almanca, Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği Bulgarca basılır. Türkiye'de "Barış Derneği İkinci Davası"nda sanık olarak aranır. 1985 yılında Gece Vardiyası ile Alman Endüstri Birliği BDI'nin Yazın Ödülü'nü alır. Dünya Güzeli ve Saka Kuşları adlı Kitapları Türkçe ve Almanca olarak basılır. 1986 yılında Duisburg'ta öğretmenliğe başlar ve yurt dışında oluşan Türkiye Aydınlarıyla Dayanıma Girişimi'nin yönetiminde görev alır. "Duisburg Treni" adlı eseri basılır. Kopenhag'ta Dünya Barış Kongresi'ne katılır aynı yıl Koca Ren basılır. 1987 yılında Keklik romanı 20 öyküsüyle birlikte Rusça’ya çevrilip basılır. Londra’ya bir gezi yaparak Highgate’te Karl Marx’ın gömütünü ziyaret eder. Aynı yıl aralarında birçok yabancı dile çevrilen kitabının da bulunduğu 19 kitabı Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Halikarnas Balıkçısı, Mihail Şolohov, Ernest Hemingway, İvan Gonçarov, Tolstoy, Gogol, Panait Istrati gibi yazarlarla beraber gerekçe göstermeden yasaklanır. Aynı yıl Sakarca adlı eseri de Hollandaca ve Almanca olarak basılır. Türkiye – Yunanistan Dostluk Gelişimi’nin Avrupa’da kuruluşunda görev alır. Tiflis’te İlaya Cavcavadze’nin 150’nci doğum yıldönümü konferansına katılır. 1988 yılında İçerdeki Oğul’u oyun olarak tekrar yazar. A. Çetinkaya ile birlikte Fridan Halvaşi’nin şiirlerini Türkçe’ye çevirir; Kitap Eninde Sonunda adıyla Almanya’da basılır. 1989 yılında Kuru Ekmek romanını yazar. İçerdeki Oğul, Amersfoort Halk Tiyatrosu’nda oynanır. Şiirleri de Bir uzun yol adıyla basılır. Moskova’ya yeni bir gezi yaparak Nâzım Hikmet’in evinde ve arşivinde çalışır. Baykurt ders vermeyi Pestalozzi Okulu’nda sürdürür. Şiirleri Hollanda’da “Vuurdoorns – Ateşdikenleri” adıyla basılır. 1991 yılında Ortaokul öğrencileri için, “KALEM – Schreiber” dergisini çıkarmaya başlar aynı yıl boynundan bir ameliyat geçirir. 1992 yılında, bugün Literaturcafé Fakir Baykurt adıyla varlığını sürdüren Duisburg Edebiyat Kahvesi'ni kurar. Bir Uzun Yol’un Almanca’sı “Ein langer Weg” adıyla çıkar. Yazar bu yıl bir de Çin gezisi ertesi yıl da Avustralya gezisi yapar. 1995 yılında Almanya’da öğretmenlik yaptığı çalıştığı Pestalozzi Okulu’ndan emekliye ayrılır. Öykü Kitabı bizim İnce Kızlar basılır ve 7 kitaptan oluşan Özyaşam öyküsünü bititir. 10 Mart'ta Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Yardımlaşma Vakfı tarafından “Fakir Baykurt’a Saygı Gecesi” düzenlenir. Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır. 1998 yılında Telli Yol öykü kitabı ile birlikte, “Özyaşam” dizisinin ilk cildi “Özüm Çocuktur” yayımlanır. Gezi yazılarının bir bölümünü Dünyanın Öte Ucu (Avustralya Gezi İzlenimleri) adıyla yayımlanır. Benli Yazılar deneme kitabıyla birlikte “Özyaşam” dizisinin ikinci ve üçüncü ciltleri (Köy Enstitülü Delikanlı; Kavacık Köyünün Öğretmeni) çıkar. 1999 Nisan genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir milletvekili Adayı olur. 11 Ekim 1999 Pazartesi günü tedavi gördüğü Almanya’da Essen Üniversitesi Kliniği’nde pankreas kanserine yenik düşerek ölmüştür.