Onuncu Köy

Fakir Baykurt
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yaşarköy
10/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2020 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 00:14
Onuncu Köy romanı, asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt tarafından 1960 yılında yazılmış, Burdur' a bağlı Damalı, Ortaköy ve Yaşarköy'de geçen, köy enstitüsü mezunu aydın vatan sevdalısı cumhuriyet aşığı bir öğretmenin görev yaptığı yerlerde başından geçenleri anlattığı eserdir. Anadoluda köy köy dolaşarak (kendi isteği dışında) okullarda çocuklara öğretim yaptırmanın yanında, görevli olduğu köyün gelişmesi, halkın bilinçlenmesi, insanların hakça yaşamanın önemini kavrayıp, hukuksuzluğa karşı haklarını aradığı bir topluma dönüşmesi yolunda, köy sakinlerini bilinçlendiren, onları bir meşale gibi aydınlatan kâh öğretmen, kâh demirci, kâh isyankâr bir yurdum insanının öyküsü. Öyle ki yürüdüğü her yolu uygarlık meşalesiyle ışıtmakta, çevresindeki insanların ezberlerini bozmakta ve bambaşka şeylerin mümkün olduğunu akıllarına sokmakta usta bir fikir adamı. Doğruyu söylemek pek çok güçlüğü göğüslemeyi gerektirir. Dokuz köyden kovsalar da yolundan dönmeyenlere bu roman. Okurken keyif alacağınızı düşünüyorum.
Edebiyat
Onuncu KöyFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19801,541 okunma
Okuma şenliği
10/10
·364 syf.··
2019 43. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2019 14:43
Türkiye'nin en önemli projelerinden biri olan köy enstitülerinin misyonlarindan biri köylüleri kalkındırmakti. Sadece temel bilimler değil,köy yaşamında gerekli olan birçok bilgi bu okullarda verilirdi. O yıllarda Türkiye'nin gelişimine inanılmaz katkı sağlayan bu okulların başına neler geldiği hepimizin malumu. Bu konulara girmeyeceğim. Sadece şunu söylemek isterim ki, bu okullar kapatıldığından beri, eğitim sistemimiz siradanlasmistir. İşin ilginci bu durum kimsenin de zoruna gitmemiştir. Çünkü istenilen bizati buydu. İnsanlarimizin geri kalmışlığa,cehalete, egitimsizlige itilmesi maalesef istenmiştir birilerinin zoruyla. İşte, köy enstitü çıkışlı Fakir Baykurt , Türk edebiyatının hakkı yenmiş yazarlarından. Popüler dünyanın ilgisini çekememiş maalesef. Oysa tam tersi, eserleri bize gösteriyor ki, onun adı en yukarılarda olmalıydı. Fakir Baykurt , romanlarında köy yaşamından kesitler sunar okura. Eserlerinde verdiği temel mesajlar, cehaletle mücadele, köylülerin geri kalmışlıği, ağa ve bey düzenidir. Müthiş keyifli bir dili vardır, okumak için yanar tutuşturur. Romanlarına konu olan olaylar batı Anadolu'nun köylülerinde geçer. Nasıl ki Yaşar Kemal , Torosları, Rıfat Ilgaz batı Karadeniz'i mesken edindiyse, o da batı Anadolu'da dolaştırır bizleri. Bazen bir köy öğretmeni olur, bazen kitap sevgisi ile ünlenen kütüphaneci, bazense köyü için calisip didinen muhtar. Ama hepsinde verdiği mesaj cehaletle mücadeledir. Onuncu Köy , daha önceki köylerde,beylerin, agalarin zulmü ile başı derde girmiş, bu nedenle sürekli göçmek zorunda kalan bir köy öğretmeninin direnişini anlatır. Belki de kendi yaşamından bir demet sunar bize. Bir lokma ekmeğe muhtaç bırakılan köylülerin gözünü açmak isteyen, agalarin, beylerin acımasızligiyla yaşamak zorunda kalan köylülere ,prometheus
Edebiyat
Onuncu KöyFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19801,541 okunma
10/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 13:34
Burdur köylerinden Akçaköylü imiş Tahir Baykurt. Okumak için çok fakirmiş, çokça çiftçilik yapmış ama köy enstitüleri yetişmiş imdadına. Dört beş arkadaşıyla kaydolmuş okula. İsminin “taharetten” geldiğini öğrenince sevmemiş. Lise yıllarında Tahir diye imzaladığı şiirlerini yazılarını Fakir olarak değiştirmiş. Kitaplarında daima ezilmiş köy insanının halini ahvalini anlatmış. Kendi gibi fakir kalmasınlar diye aydınlatmaya çalışmış köydeşlerini. Kütüphaneler kurmuş büyüdükçe. Dönemin aydınları gibi hapishane tozu da yutmuş elbette. Ama bıraktığı eserleriyle Anadoluyu en iyi anlatan yazarlardan biri olmuş çünkü o da içlerinden gelmiş. “Onuncu Köy” de doğru söyleyip dokuz köyden kovulan bir öğretmenin yılmadan mücadelesini izliyoruz. İnsanlara ışık saçmaya devam ettikçe barınamıyor yerinde. Sürekli yer değiştirmek zorunda kalan ancak haksızlık karşısında da içi içini yiyen öğretmen arkasında bıraktığı köylerde atılan adımları işittikçe hıncını alıyor. Madem insanlar uyanıyorlar o gitse de, uyandırmaya devam ede ede dolaşıyor. Terki diyarların onuncusu sonuncusu olacağa benzemiyor lakin.
Edebiyat & Roman
Onuncu KöyFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19801,541 okunma
Dikkat spoiler içerir.
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 00:30
Doğruluk, dürüstlük ve doğru bildiği yoldan şaşmayan insanların dokuz köyden kovulduğunu ve her şeye rağmen bir "Onuncu Köy" olduğunu anlatır yazar bu eserinde. Yazar, köylerdeki sorunları, bazı siyasilerin ve bazı din adamlarının köylüler üzerindeki etkilerini bir başkaldırı şuuruyla anlatır. Yazarın, köy enstitüsü çıkışlı olması köylerde yaşanan durumları en net ve tarafsız bir şekilde okurlarına ulaştırmasına vesile olmuştur. Fakir Baykurt
Onuncu KöyFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19801,541 okunma
10/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2022 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2022 00:00
...ben o köyün öğretmeniyim, işim o köyü uyandırmaktır.. okumuşun okumamışa borcu vardır.. Doğru bildiğimi anlatırım, dokuzköyde anlattım , "onuncuköy"de de anlatırım; gerekirse onbir, onkinci köylerde de.. Uyumayan, uyuyanı gören ve uyandıran, uyutmayan öğretmenlerin kitabı...
Onuncu KöyFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19801,541 okunma
Puan vermedi·364 syf.··
2020 70. kitabı
Her gittiği köyden sürülen öğretmen aydınlanmanın, ilerlemenin sembolü olarak anlatılmış bir şahıstır. Öğretmen dinin insanları uyuşturduğunu düşünür. Gittiği yedinci köy Damalı’dır. Burada zengin-yoksul ayrımı vardır. Köyün ağası Durana ile köyün öğretmeni karşı karşıya gelir. İnsanlar köyde haksız yere toprak sahibi olmaktadırlar. Öğretmen ayak oyunları ile köyden sürülür hatta öldüresiye de dayak yer. Gittiği köyde öğretmenliği bırakır ve Demirci Veli’nin yanına çırak olarak girerek meslek öğrenir. Bu köyde de haksızlıklara tahammül edemez ve burada evlendiği Gülşen ile köyden ayrılır. Yaşarköy’de ise köylülere saldıran kuşlar ve kuşların karşısında köylüyü uyutan imam vardır. İmam köylülere saldıran kuşların Allah tarafından gönderildiğini ve onlarla mücadele etmemeleri gerektiğini söyler. Öğretmen ise köylüleri kuşlara karşı mücadele ettirerek köylülerin zafer kazanmasını sağlar. Köyde kendisini Promete olarak gören öğretmen, halkı uyandırdığı için çok mutludur.
Onuncu KöyFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19801,541 okunma
8/10
·364 syf.··
2020 105. kitabı
Genç cumhuriyet yıllarında bir köy okulundaki öğretmenin hikayesi... Öğretmen köydeki ağalarla ters düşer. Kaymakam ya da eğitim müdürü öğretmeni koruyacaklarına karşısında duruyorlar ve köyden sürülüyor. O da başka bir köyde hayatına demirci olarak devam ediyor. O köyde de köylüleri beylere karşı ayaklandırınca oradan da sürülüyor. Genç ve ilerici öğretmenin gerici ve düzenin adamları karşısında ne zorluklarla karşılaştığını anlatan oldukça kolay okunan akıcı bir roman... Ülke tarihi ve köylüsü hakkında okumak isterseniz kaçırmayın. İyi okumalar :)
Onuncu KöyFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19801,541 okunma
10/10
·364 syf.··
2023 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2023 23:53
Sanırım benim yapacağım tek yorum, o günden bu yana bizim insanımızın zihniyetinin -kim oldukları bellidir- asla değişmemiş olması üzerine. Cumhuriyetin ilk yıllarında ne ile savaşıyorsak; hala aynı şeyle savaşıyoruz. Ülkece, milletçe ve insanca kalkınmak yerine belirli bir kesimi kalkındırmak üzerine çabalayıp duruyor; bilirkişilerden çok "Yonis Bey"leri dinliyor, halktan çok "Durana"ları memnun etmeye çalışıyoruz. Damalı Köyü'nün Hocası'nın da dediği gibi; öğretmenin, doktorun, savcının, askerin görevini kanunlarla sınırlayan hukuk bugün de "Yonis Bey"leri serbest bırakmış halde... Ve hala Ağrı'nın tepesindeki horozun ötmesini bekliyoruz...
Duygu ve Düşünce
Onuncu KöyFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19801,541 okunma
OLİMPOS'UN IŞIĞI YERE İNDİ!
10/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2020 156. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2020 19:09
Hey! Damalı'nın öğretmeni, sen kim oluyorsun da kızları okula getirtmeye çalışıyorsun. Bırak okumasınlar. Okurlarsa başları göğe mi erecek? Okuyup da Damalı'ya yazıcı mı olacaklar? Sana ne! "Dağdaki çobanı, köydeki Kezban'ı.. okutamazsın arkadaş! Okutmak istersen başın belaya girer! Dağdaki çobanı okutmanın sayılmayacak kadar sakıncası vardır." (s.184) bunu hala öğrenemedin mi? Kızları okula zorla getirttiğin yetmezmiş gibi bir de, köylünün kanını emen adama karşı köylüyü uyandırırsın ha! Ee o zaman cezanı çekersin. Bir akşam vakti seni kıstırıp başını taşla ezmeye kalkarlar, sonra da kaldırıp bir köşeye atarlar. Zavallı köylü de öğretmen nerede acaba diye düşünsün dursun. Hadi yine şansın varmış, köylü seni buldu da kış günü donmaktan kurtuldun. Bir yandan hasta yatarken bir yandan da çocukları düşünürsün sanki çok önemliymiş gibi. Senin düşündüğün kadar acaba ana babaları düşünüyor mu? Sen önce kendini düşün. Kene gibi köylünün kanını emen seni rahat bırakacak mı? Ne de olsa köylüyü uyandırdın. Dayak yiyen sensin ama bakalım haklı sen misin? Her dayak yiyen mağdur olur diye bir şey yok. Zavallı Damalı'nın öğretmeni! Sen kendini akıllı sanıyorsun ama, köylünün kanını emen zat, yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali senden önce davranıp şikayetçi oldu bile. Aldın mı başına belayı. Ne işin var köylüyü uyandırırsın. Bırak kalsın. Sana kadar akılları neredeymiş? Zavallı Damalı'nın öğretmeni, artık zor kurtulursun. Çünkü köylünün kanını emen adamın PARTİSİ var. Parti ne derse o. Partinin başındaki okuma yazma bilmiyor mu? Ne önemi var canım. Seçilmiş olmak için ille de diplomaya gerek yok. Yeterki Ankara'ya bir tilifon etsin. Bir de başa gelir gelmez, Allah yürü ya kulum demez mi? Para parayı çeker diye boşuna dememişler. Ee şimdi nolacak? Partinin başındaki seni
Edebiyat
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,541 okunma
Onuncu Köy - Fakir Baykurt
9/10
·343 syf.··
Beğendi
·
2025 114. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 18:03
Onuncu Köy, idealist bir köy öğretmeninin hikayesidir. Fakir Baykurt'un Anadolu’nun çeşitli köylerinde öğretmen olmanın zorluğunu tüm detaylarıyla anlattığı ve Anadolu'da yaşanan cehalet ve bağnazlıktan dolayı yer yer içimin daraldığı bir eserdi. Halil öğretmen, ne zaman doğruları savunsa, sürgünle karşılık görür, köyden köye savrulur durur. Oysa savunduğu tek şey, kız çocuklarının okutulması ve tüm çocukların eğitimle cehaletten kurtulmasıdır. Osmanlı'nın 600 yıl boyunca Anadolu'da okul açmayarak halkı bilerek cahil ve bağnaz bırakması, buna rağmen köylüden vergiyi düzenli alması beni çok üzdü. Bugün, 2025 yılında bile bu kötülüğün bedelini ülkece ödüyoruz. Halkın derdiyle dertlenen yazar ve ozanları çok değerli buluyorum. Fakir Baykurt’un Anadolu gerçeğini anlattığı bu değerli kitabını, başta öğretmenler olmak üzere herkesin okumasını tavsiye ederim. Kitaba 8.9/10 puan veriyorum.
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,541 okunma

Yazar Hakkında

Fakir BaykurtYazar · 55 kitap
Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Türk yazar, sendikacıdır. Çocukluğu Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de doğdu, Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber şu sözleri ile 1929 yılında haziran ortası olduğu varsayılmaktadır; "1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır..." Tahir Baykurt'un annesinin adı Elif ve babasının adı Veli'dir. Doğduğunda ona savaşlarda vurulup geri dönmeyen Amcasının adı olan Tahir adı verilir. Tahir 1936 yılında Akçaköy İlkokulu'na başlar ve iki yıl sonra babasını kaybeder. Babasının ölümünden sonra dayısı Osman Erdoğuş tarafından Balıkesir iline bağlı Burhaniye köyüne götürülür ve orada dayısının yanında dokumacılık yapmaya başlar. II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile dayısı askere alınır ve Tahir Akçaköy'e dönerek okula devam etme imkânı bulur. 1942 yılında ağır bir sıtma geçirir bu dönem aynı zamanda şiir yazmaya başladığı dönemdir. Köy Enstitüsü yılları İlkokulu bitirdikten sonra Isparta Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır. Köy enstitüsü yıllarında özellikle şiire olan ilgisi artar, kendini okumaya verir. Bu dönemde özellikle Türkçe'ye çevrilen klasikleri okur. Fakir Baykurt Köy enstitüsündeki yıllarını ve kendisine kazandırdıklarını şu şekilde anlatmıştır; "...Köy enstitüsü benim için olağanüstü bir fırsat oldu. İlkokulu bitirdikten sonra gidebileceğim başka hiçbir okul yoktu. Ailemin gücü yetmezdi. Ben okumak istiyordum enstitü benim gibi köy çocuklarını çağırıyordu..." "...Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın. Kız arkadaşlarımız koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azıkla birlikte kitap da katardı..." Bu yıllarda Bursa Cezaevi'nde olan Nazım Hikmet'in şiirleri ise gizli gizli yayılmaktadır. Tahir Baykurt da bu dönem Nazım Hikmet'in şiirlerini bulur ve gizli gizli okumaya başlar. "...Kitaplıkta Nazım Hikmet'in kitapları yoktu. Yasaklandığını öğrenince Çivril'in bir köyüne gidip onları buldum. Nazım'ın yedi kitabını kendi yaptığım defterlere kitap harfleri ile yazıp defalarca okudum." Köy enstitüsü yıllarında ilk şiiri Fesleğen Kolum Eskişehir'de çıkan Türke Doğru dergisinde çıkar. Edebiyata olan ilgisinden dolayı enstitüde de kitaplığın yönetimine seçilir ve daha fazla okuma fırsatı bulur. 1947 yılında Köy Enstitüleri ve Kaynak Dergisi'nde şiirleri çıkar ve bu yıllarda önce şiirlerinde daha sonra tüm yazılarında Fakir Baykurt adını kullanmaya başlar. Köy enstitüleri üzerindeki baskıların artması ile birlikte tüm enstitülere daha baskıcı yönetimler atanmaya başlar. Bu dönemde enstitüler daha önceki bir çok özelliğini yitirmeye başlarken eski öğrencilerin yaşam alışkanlıkları da bu yeni yönetimlerce sorun olmaya başlar. Fakir Baykurt da yeni atanan müdürle sorunlar yaşar ve defalarca kovuşturmaya maruz kalır. Ancak 1947 yılında Köy enstitüsünü başarı ile bitirir ve Yeşilova'nın Kavacık Köyü'ne öğretmen olarak atanır. Öğretmenlik ve yazarlık yılları 1951 yılında ölene kadar birlikte olacağı Muzaffer Hanım'la evlenir. Bu yıl ayrıca körbağırsağı patlar ve iki kez amelliyat olur. Öğretmenliği Dereköy'e aktarılır. Üzerindeki baskılar devam eder, savcılıkça evine baskın yapılır ve koğuşturma geçirir. 1953 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne girer ve bir sene sonra bu sefer Gayret Dergisi'nde çıkan bir yazısı nedeni ile yargılanır. 1955 yılında Gazi Enstitüsü'nü de başarı ile bitirirerek Hafik'de açılan ortaokula atanır. Aynı yıl ilk kitabı olan Çilli yayınlanır. 1957 yılında askere alınır ve Ankara Piyade Yedek Subay Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır. İlk kızı Işık da bu yıl dünyaya gelir. 1958 yılında ilk romanı Yılanların Öcü Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri'nde birinci olur. Ancak roman nedeni ile hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmaya başlar. Askerlikten sonra Şavşat Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır ve ikinci kızı Sönmez dünyaya gelir. Yılanların Öcü adlı romanı da Remzi Kitapevi tarafından basılır. Ardından Köy ve Eğitim Yayınları tarafından Efendilik Savaşı adlı kitabı yayımlanır. Cumhuriyet'teki bazı yazıları yüzünden öğretmenlikten alınıp Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yapı İşleri Bölümü'nde görevlendirilir. Sürüp giden yazıları ve Yılanların Öcü romanı yüzünden Bakanlık buyruğuna alınarak cezalandırılır. Altı ay açıkta kaldıktan sonra 27 Mayıs 1960'da Ankara İlköğretim müfettişliğine atanır ve aynı yıl Efkar Tepesi adlı kitabı basılır. 1961 yılında yazarın Yılanların Öcü adlı romanı tiyatroya ve filme uyarlanır. Tiyatro gösterimi yasaklanır, film ise ancak Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in konuya el koyması ile gösterime girer ancak filmin gösterimi sırasında olaylar çıkar. Bu yıl ayrıca yazarın Onuncu Köy, Karın Ağrısı, Irazca'nın Dirliği kitapları yayımlanır. Bir sene sonra yazarın oğlu Tonguç dünyaya gelir. Baykurt Amerika'ya giderek, Bloomington'daki Indiana Üniversitesi'nde göze kulağa hitap eden ders araçları ve yetişkinler için yazma öğrenimi görür. 1963 yılında yurda dönerek Ankara İlköğretim müfettişliği görevini sürdürür. Onuncu Köy Bulgarca'ya çevrilir ve kitapları Bulgaristan'da Türkçe olarak da basılır. Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği de Almanya'da, "Die Racheder Schlangen" adıyla basılır. Yılanların Öcü Rusça'ya çevrilir. Türkiye Öğretmenler Sendikası 1965 yılında TÖS'ün kuruluşuna katılır ve genel başkan seçilir. 1966 yılında İlköğretim müfettişliğinden uzaklaştırılarak yeni kurulan Milli Folklor Enstitüsü'nde uzman olarak atanır. Kaplumbağalar ve Amerikan Sargısı romanları yayımlanır. 1967 yılında Onuncu Köy adlı eseri de Rusça'ya çevrilir. Yazıları ve TÖS'teki çalışmaları yüzünden sık sık kovuşturma geçiren Baykurt Gaziantep'in Fevzipaşa bucağına sürülür. TÖS "Devrimci Eğitim Şurası"nı düzenler. Bir yıl sonra da TÖS "Büyük Eğitim Yürüyüşü"nü bir sene sonra da "Genel Öğretmen Boykotu"nu düzenler. Bu faaliyetlerinden sonra tekrar görevden alınarak bakanlık emrine alınır ancak Danıştay kararı ile görevine geri döner. 1970 yılında Fevzipaşa'dan Ankara'ya Ortadoğu Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğü görevine getirilir. Anadolu Garajı ve Tırpan kitapları yayımlanır. Tırpan ve Sınırdaki Ölü ile TRT Ödülleri'ni kazanır. Ardından Onbinlerce Kağnı adlı kitabı yayımlanır. Sıkıyönetim yılları 1971'de ordunun yönetime el koyması ile başlayan sıkıyönetim döneminde Baykurt iki kere gözaltına alınır. Aynı yıl Tırpan ile Türk Dil Kurumu Ödülü'nü kazanır. Kitaplarının yeni basımları yapılırken yazar askeri tutukevinden Ankara Merkez Cezaevi'ne aktarılır. 1973 yılında Can Parası ve Köygöçüren basılır. Baykurt'un yurt dışına çıkışı da yasaklanmıştır. 1974 yılında İçerdeki Oğul basılır. Keklik romanını yazar. Can Parası ile Sait Faik Ödülü'nü kazanır. Askeri Yargıtay'da TÖS Davası'ndan beraat eter. Sınırdaki Ölü ve Keklik kitap olarak basılır. 1976 yılında Sakarca basılır. Emeklilik Yılları Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan emekli olan Baykurt Madaralı Roman Ödülü'nün kuruluşuna yardımcı olur. 1977 yılında İsveç'te öğretmen yetiştirme çalışmalarına katılır ve Yayla romanı basılır. Frankfurt Uluslar arası Kitap Fuarı'na katılır ve Almanya, Hollanda ve İsviçre'ye geziler yapar, göçmen işçilerle iletişim kurar. 1978 Yılında Sakarca sahneye uyarlanarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nca oynanır. Kara Ahmet Destanı ile Orhan Kemal Ödülü'nü kazanır ve Kültür Bakanlığı'na danışman olur. 1979 yılında Tırpan adlı eseri de tiyatroya uyarlanır. Devlet Tiyatrosu tarafından İzmir, Ankara ve Antalya'da oynanır. Baykurt, göçmen işçi konusunu incelemek üzere tekrar Almanya'ya gider. Duisburg şehrinde yaşamaya başlar. Yandım Ali kitap olarak basılır. Bu dönemde ODTÜ'de öğrenci olan oğlu Tonguç da tutuklanır. 1980 yılında Tırpan İstanbul Şehir Tiyatroları'nca da sahneye konulur ve iki mevsim oynanır. Tırpan'dan ötürü Baykurt ve Taner Barlas, "Avni Dilligil En Başarılı Yazar" ödülü kazanırlar. Suna Pekuysal da "En Başarılı Oyuncu" seçilir. Rur Havzası'nda Türk işçi çocukları için başlatılan RAA programında görev alır ve bir İngiltere gezisi yapar. Kızı Işık da bu yıl tutuklanır. Baykurt, Taner Barlas ve oyunda rol alan sanatçılar "İsmet Küntay Ödülü" kazanırlar. Tırpan'daki oyunu nedeniyle Suna Pekuysal "Ulvi Uraz Ödülü"nü kazanır. 1981'de "Sakarca" İsveç'te çizgi film yapılır ve Macarca'ya da çevrilir. DDR'de bir inceleme gezisi yapar. Öyküleri Gürcistan'da da kitap olarak basılır. "Kaplumbağalar" filminin senaryo çalışmalarına katılmak üzere İsviçre'nin Neuchatel şehrine gider. Almanya'daki göçmen işçilerin yaşamını konu alan öyküleri "Gece Vardiyası" adıyla basılır. İşçi çocuklarının yaşamını dile getiren öyküleri de "Barış Çöreği" adıyla basılır. Kitaptan yapılan seçmeler Almanya ve Hollanda'da iki dilli olarak yayımlanır. 1983 yılında "Yüksek Fırınlar" kitap olarak basılır. Oğlu Tonguç'la birlikte Sovyetler Birliği gezisi yapar. Moskova, Bakü, Batum ve Leningrad şehirlerine ve Yasnaya Poliana'ya giderek Tolstoy'un Yurtluğu'nu ziyaret eder. 1984 yılında Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü'nü kazanır. Gece Vardiyası ve Kara Ahmet Destanı Almanca, Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği Bulgarca basılır. Türkiye'de "Barış Derneği İkinci Davası"nda sanık olarak aranır. 1985 yılında Gece Vardiyası ile Alman Endüstri Birliği BDI'nin Yazın Ödülü'nü alır. Dünya Güzeli ve Saka Kuşları adlı Kitapları Türkçe ve Almanca olarak basılır. 1986 yılında Duisburg'ta öğretmenliğe başlar ve yurt dışında oluşan Türkiye Aydınlarıyla Dayanıma Girişimi'nin yönetiminde görev alır. "Duisburg Treni" adlı eseri basılır. Kopenhag'ta Dünya Barış Kongresi'ne katılır aynı yıl Koca Ren basılır. 1987 yılında Keklik romanı 20 öyküsüyle birlikte Rusça’ya çevrilip basılır. Londra’ya bir gezi yaparak Highgate’te Karl Marx’ın gömütünü ziyaret eder. Aynı yıl aralarında birçok yabancı dile çevrilen kitabının da bulunduğu 19 kitabı Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Halikarnas Balıkçısı, Mihail Şolohov, Ernest Hemingway, İvan Gonçarov, Tolstoy, Gogol, Panait Istrati gibi yazarlarla beraber gerekçe göstermeden yasaklanır. Aynı yıl Sakarca adlı eseri de Hollandaca ve Almanca olarak basılır. Türkiye – Yunanistan Dostluk Gelişimi’nin Avrupa’da kuruluşunda görev alır. Tiflis’te İlaya Cavcavadze’nin 150’nci doğum yıldönümü konferansına katılır. 1988 yılında İçerdeki Oğul’u oyun olarak tekrar yazar. A. Çetinkaya ile birlikte Fridan Halvaşi’nin şiirlerini Türkçe’ye çevirir; Kitap Eninde Sonunda adıyla Almanya’da basılır. 1989 yılında Kuru Ekmek romanını yazar. İçerdeki Oğul, Amersfoort Halk Tiyatrosu’nda oynanır. Şiirleri de Bir uzun yol adıyla basılır. Moskova’ya yeni bir gezi yaparak Nâzım Hikmet’in evinde ve arşivinde çalışır. Baykurt ders vermeyi Pestalozzi Okulu’nda sürdürür. Şiirleri Hollanda’da “Vuurdoorns – Ateşdikenleri” adıyla basılır. 1991 yılında Ortaokul öğrencileri için, “KALEM – Schreiber” dergisini çıkarmaya başlar aynı yıl boynundan bir ameliyat geçirir. 1992 yılında, bugün Literaturcafé Fakir Baykurt adıyla varlığını sürdüren Duisburg Edebiyat Kahvesi'ni kurar. Bir Uzun Yol’un Almanca’sı “Ein langer Weg” adıyla çıkar. Yazar bu yıl bir de Çin gezisi ertesi yıl da Avustralya gezisi yapar. 1995 yılında Almanya’da öğretmenlik yaptığı çalıştığı Pestalozzi Okulu’ndan emekliye ayrılır. Öykü Kitabı bizim İnce Kızlar basılır ve 7 kitaptan oluşan Özyaşam öyküsünü bititir. 10 Mart'ta Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Yardımlaşma Vakfı tarafından “Fakir Baykurt’a Saygı Gecesi” düzenlenir. Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır. 1998 yılında Telli Yol öykü kitabı ile birlikte, “Özyaşam” dizisinin ilk cildi “Özüm Çocuktur” yayımlanır. Gezi yazılarının bir bölümünü Dünyanın Öte Ucu (Avustralya Gezi İzlenimleri) adıyla yayımlanır. Benli Yazılar deneme kitabıyla birlikte “Özyaşam” dizisinin ikinci ve üçüncü ciltleri (Köy Enstitülü Delikanlı; Kavacık Köyünün Öğretmeni) çıkar. 1999 Nisan genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir milletvekili Adayı olur. 11 Ekim 1999 Pazartesi günü tedavi gördüğü Almanya’da Essen Üniversitesi Kliniği’nde pankreas kanserine yenik düşerek ölmüştür.