Kaplumbağalar

Fakir Baykurt
Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 26 dk.
Sayfa Sayısı:
368
Basım Tarihi:
Kasım 2006
İlk Yayın Tarihi:
1973
Yayınevi:
Literatür Yayıncılık
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789750403910
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ben bu hikayeyi sadece okumadım, içinde olup yaşadım.
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
“Sistemin sana vermediği şeyi, sen kendi gücünle kurarsan, onun gözünde tehdit olursun.” Romanı okumaya başladığınız anda bir hikâye okumuyorsunuz; adeta o hikâyenin bir parçası haline geliyorsunuz. Bedenen orada olmasanız da ruhen hikâyedeki karakterler arasında kendinize bir yer bulmanız mümkün. Fakir Baykurt öyle güçlü betimlemeler yapıyor ki, bu sıcak havalara rağmen kendinizi kavruluyormuş gibi hissediyorsunuz. Yazarımızın bu konudaki hünerine biz okurlar olarak şapka çıkarmaktan başka bir şey gelmiyor elimizden. Hikâye ilk olarak köyün aile ortamından, sıcağından, su sıkıntısından, yoksulluğundan ve tatlı atışmalarından başlıyor. Görünmez kahramanımız Kaplumbağalar ise hikâyenin en güçlü teması olan bir metafor olarak karşımıza çıkıyor. Başlarda küçük bir detay gibi görünen bu hayvanlar, hikâyenin sonunda büyük bir gönderme ile okura selam veriyor. Görünmeyen kahramanlar olarak sessiz ama etkili bir rol üstleniyorlar. Köy hayatı anlatılırken zaman zaman karakterlere kızıyor, zaman zaman da hak veriyorsunuz. Yazar, romana köye satılmaya gelen üzüm aracılığıyla güçlü bir hareket kazandırıyor ve asıl değişim de tam bu noktada başlıyor. Köyün Abbas Emmi’si, muhtarı ve öğretmeniyle birlikte "Biz neden üzüm bağı kurmayalım?" diyerek yola çıkıyorlar. “Her şeyi devletten beklemek olmaz” diyerek başlattıkları bu girişim, yalnızca üretme çabası değil, birlikte dayanışarak bir şeyler kurma iradesi aslında. Abbas Emmi’nin önderliğinde kurulan bu bağ, sadece üzüm değil; umut, direnç ve birlik yetiştiriyor. İş düşündükleri kadar kolay olmuyor elbette, ama sonunda başarıyorlar. En etkileyici sahnelerden biri ise o üzümlerin araçların geçtiği yola çıkarılıp köylü tarafından bedava dağıtılması. Bizi biz yapan paylaşım kültürü burada çok güzel yansıtılıyor. Ancak ne zaman umut
Edebiyat
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2023 16. kitabı
Kaplumbağalar Hazır ilkbahar gelmiş, yemyeşil örtüsünü toprağın üzerine sermiş iken.. Yeşilliklerin arasına yumurtalarını saklayan kaplumbağalar. Bu kez üzüm bağında karşımıza çıkıyor. Yoksulluk içinde kıraç bir bozkır köyü.. Yeşilliğe suya hasret. İçlerinden biri var ki "Efendiler ben şehirde gördüm, Mahmudiye'nin toprağıyla bizim Tozak köyünün toprağı aynı. Sadece işlenmesi gerikiyor. Biz de kendi bağımızı kurup, üzümümüzü üretip, pekmezi yapabiliririz," der. Ahali birlik olur, kolları sıvar işe koyulur. Binbir emek binbir zahmet verilerek, sonunda istenilen netice alınır. Yeşil mi yeşil, üzerinde kaplumbağaların yaşadığı, güzel bir bağa kavuşulur. Ama o da ne? Köylüler baldan tatlı üzümün tadına bile bakamadan, hemen bürokrasının kırbacıyla yüz yüze gelir. Devlet memuru: "Tozluk'a kurduğunuz üzüm bağı sizin değil, hazinenindir, çıkın bağdan.." der. Buna karşılık köylü: "İyi ama Tozluk'u bugünlere biz getirdik. Kıraçtı, taşlıktı, üzerinde ot bitmezdi. Onu biz ektik, biz biçtik, üzerinde emeğimiz var. Bağ bizim hakkımız." dese de eller kollar bağlanır. Emir büyük yerden.. Devletini karşısına almak istemeyen köylüler hiç istemelerse, karara razı gelirler. Bağı hemen en kısa zamanda boşaltırlar. Lakin.. Hiç kimse kendisine yapılan haksızlığa kayıtsız kalamaz. İşte bürokrasının kırbacına karşılık, elbet köylülerin de bir bildiği olacaktır. Acaba ne? ๑ ◕‿◕ ๑ Gizemli okur
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 21:19
Fakir Baykurt 'un o sarsılmaz, yalın ama bir o kadar da derin dünyasına adım atmak, Tozak'ın çorak toprağında köylüyle birlikte ter dökmek gibi. Kitabı okurken, o insanların yokluk içinde var ettikleri "püren balı" tadındaki umutlarına ortak oldum. Köylünün devletle, bürokrasiyle ve en önemlisi kendi kaderiyle olan imtihanını okurken, her satırda o toprağın kokusunu duydum, kaplumbağaların ağır ama emin adımlarıyla çizdiği o hüzünlü yolda yürüdüm. Baykurt, sadece bir köy romanı yazmamış; toprağı namus, emeği kutsal sayanların, ama nihayetinde bir imza ile hayalleri ellerinden alınanların sessiz çığlığını kağıda dökmüş. Kitabı okurken içimde kalan en buruk tat ise; o kadar emekle yeşertilen bağın, cehaletin ve katı kuralların pençesinde nasıl kuruyup gittiğini izlemek oldu. Kır Abbas'ın deli cesareti, köylünün o saf inanmışlığı bile dışarıdan gelen soğuk ve ruhsuz emirlerin yarattığı yıkımın önüne geçemiyor. Kaplumbağalar, sadece kendi kabuklarına çekilen hayvanlar değil; aslında hor görülen, görmezden gelinen ve sonunda yine kendi kabuğuna sığınmak zorunda bırakılan bir halkın ta kendisi. Bu kitap bittiğinde kapağı kapatmadım, sanki o çorak bağın ortasında bir başıma kalıp, gidenlerin arkasından tozlu yollara baktım.
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma
Bir derin kuyu bizim derdimiz, çekiyoruz, çekiyoruz bitmiyor!
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 111. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 00:28
Fakir Baykurt ‘tan okuduğum ilk kitap Kaplumbağalar . Toplumcu gerçekçiliği çok güzel entegre etmiş kitaba. Yaşar Kemal ‘e benzettim hayli tarzını. Olaylar biraz yavaş ve durağan aksa da ana fikir ve alt metinler çarpıcı. Köylü-devlet arasındaki uçurum dönemin özellikleriyle harmanlanarak suratımıza çarpıyor adeta. Bozuk düzen, işlemeyen işleyiş gözler önüne seriliyor. Kapanan köy enstitülerine atıfları çok sevdim. Ve elbette kitaba adını da veren bahsi geçen kaplumbağalar enteresan bir yaklaşım sunuyor. Tavsiyedir efenim ;)
1000Kitap
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma
Köylü milletin efendisidir. Mustafa Kemal Atatürk ( Biraz Spoiler İçerir)
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2023 18:33
KAPLUMBAĞALAR -Kitap Yorumum " Köylü milletin efendisidir" Mustafa Kemal Atatürk Bu yıl okuduğum kitaplar arasında en ama en çok sevdiğim kitap "Kaplumbağalar" oldu . Nasıl öyle olmasındı ? Kendi güzel , anlatımı güzel , dolu dolu içten bir eser ortaya çıkarmış Fakir Baykurt. Kuş uçmaz kervan geçmez bir köy var dağların , tepelerin ardında , ne hükümet bilir oraları , ne köylüler bilir köylerinden , kasabalarından başka bir yeri . Söz gelimi Allah bile unutmuştur. Ya da daha az hatırlıyordur Tozak'lıları. Kaç haneli köyün bitmeyen su çilesi vardır , bir su kuyusundan tüm köylü hem içmesini, hem yuyup yaykamasını, hem de kendilerinin temizlenmesini yaparlar . Nasıl bir ciledir bu . Sıcak kavurur , yakar Tozak'lıları "Kölge yok mu kölge " derler Ama ne kölge vardır ne de döküp döküp onları ferahlatacak "SU"... Yokluk almış başını gitmiştir bu köyde. Herkes mecazen değil gerçekten Kendi yağınca kavrulur. Köylerinde bi Ekin dikilir . Onlar da bazen kısacık olur , bazen de biraz da olsa güldürür yüzlerini. Şükür der köylü , ne desin başka ne yapsın ne gelir ki elden ... Biraz da hayvancılık. Yine karınlarını doyurası kadar az ya da çok . Bulgur aşını yaparlar , ayranı katık ederler , yufkayı da durerler oturur yerler sofralarında hemen her akşam budur yemekleri ama şikayetci değillerdir . ( Olsalar ne değişecek ) Karnımız doyuyor ya "Muhannete muhtaç degiliz ya " Paylaşımcıdır Tozaklılar ; bir lokma ekmeğini paylaşır , dışardan biri mi geldi köycek varını yoğunu ortaya döker. Tanrı misafiri rahat etsin der. Onlar ne mücadeleci , ne ekmeğini taştan çıkaran insanlardır. Fitnelik fesatlık , cin fikirlik , kötü dusunce yoktur onlarda geçimine bakarlar yaz kış demeden yaşlısi genci kadını çocuğu hep bir elden çalışır çabalar didinirler. Haklarında ne yazsak , ne
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2022 22:55
Kaplumbağlar Fakir Baykurt'un okuduğum ikinci kitabı. Yılanların Öcü'de beni çok etkilemişti.362 sayfadan oluşuyor yazar bu kitabı 1962-1966 yıllılarında yazmış. Kitabın başlangıcında kaplumbağların iklimi diye bir açıklama yapıp kaplumbağının nasıl ortaya çıktığını anlatıp romana başlamış yazar. Yazar hep bu milletin sorunlarıyla özelliklede köylü insanını anlatmış. Geçmiştiki köyün zorluklarını yaşamlarını geri kalmışlığını ama insanlıklarından hiçbir şekilde geri kalınmadığının hata örnek olabilecek şekilde anlatmış. Bozkırın ortasında küçük bir köy ne su var ne imkan insanlar o dönemde (dönem dediysek yaklaşık 60 yıl önce) arpayı buğdayı orakla işleyip güvenle dövüyorlar. Aynı şekilde tarlayıda öküzle sürüyorlar. Yazın ortasında sıcaktan yanmış tarlada çalışan köylü Kılı Abasın sıcaktan bunalmasıyla başlar romanımız. Sonra olaylar başlar ve bir gün köyün eğitmeni Riza hocanın aklına bir fikir gelir ve bütün köyla paylaşır fikrini ve bozkırın ortasında kendi imkanlarıyla küçük bir bağ oluşturuyorlar. Bu yerde o kadar çok emek alın teri vardır ki Fakir Baykurt bunu çok güzel anlatmış. O insanların beraberliği dayanışmısı birliği günümüzün özlenen duygularından. Yani tarlayı bellemeleri ekmeleri birisinin diğerinden ne eksik ne fazla birine hakkı geçmesi duygulandırıyor insanı. Ama bir gün kendi elleriyle kurdukları cenneti kendi elleriyle bozmalarına neden olan o olayların yaşanması insanı hüzne boğuyor. Giriş gelişme sonuç gibi kitabın özetini sunmayacam. Kitabı çok beğendim bunun gibi güzel bir eseri ilk kez bu yaşımda duydum okudum daha önce popiler olan o kadar kitap duydum en çok satanlar, ünü sınırı aşanlar felan çok kitap duydum ama bunun gibi güzel bir eseri elime alıp okuduğumda haberim oldu. Okurken hep aklıma büyük yazarlar geldi. Bence bu yazar
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma
Kaplumbağalar
10/10
·368 syf.·
2025 47. kitabı
Roman, Orta Anadolu’nun kurak bir köyünde yaşayan Kır Abbas adlı huysuz, inatçı ama bir o kadar da emekçi bir köylünün öyküsünü anlatır. Kır Abbas, karısına “boklu”, gelinine “sidikli” diyecek kadar aksi biridir. Tarlasında, kavurucu sıcakta ekin biçerken bunalarak köye dönmeye karar verir. Dönüş yolunda rastladığı bir kaplumbağayı ters çevirip bir kuyuya ölüme terk etmesi, romanın simgesel başlangıcıdır: Abbas’ın doğayla, kaderle ve vicdanla kurduğu çatışmanın ilk işaretidir. Köyün öğretmeni Irıza, köylüye umut aşılamaya çalışan bir aydındır. Köydeki taşlık, işe yaramaz görünen Pulluk (Pur) taşlı araziyi bir üzüm bağına çevirmeyi hayal eder. Ancak köylüye bunu anlatmak zordur. Tam da o sırada, huysuzluğu ve inadıyla tanınan Kır Abbas, “bağ” lafını duyunca bir çocuk gibi heyecanlanır ve bu işe yürekten sarılır. Zamanla köylüyü de örgütleyerek bu hayalin mimarı hâline gelir. Köylüler, 120 dönüm taşlı tarlayı hep birlikte kazıp havalandırır, üzüm çubuklarını dikerler. Dört yılın sonunda ilk hasat alınır. Köyde bir bayram havası vardır: Üzümden pekmez, şarap yapılır; yapraklardan sarma sarılır. Herkes emeğinin karşılığını aldığını düşünür. Fakat mutluluk uzun sürmez. Kadastro memurları köye gelir ve bağın bulunduğu arazinin Hazine’ye ait olduğunu bildirirler. Köylü ya her yıl devletin belirleyeceği payı verecektir ya da devlet tüm mahsulü alacaktır. Ne öğretmen ne köylü çare bulabilir. “Kanun kanundur” denir. Kır Abbas, dört yıl boyunca alın teriyle büyüttüğü bağı bir gecede davarlara çiğnetir. Bu sahne, hem bireysel bir öfke patlaması hem de emeğin hiçe sayılmasına bir başkaldırıdır.
Edebiyat & Roman
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma
Köy Enstitülerinin devam etmesi için işte bir gerekçe
10/10
·368 syf.·
2020 25. kitabı
1K Uygulamasından önce okuduğum bir kitap ..sıcağı sıcağına inceleyemedim.(kitabı okuduğumda henüz kitap yoktu :) ) Beni sarsan bir kitaptır. Aklımda kalan duyguları yazmak istedim. Saflık günlerimde okumuşum çünkü herkese okutup anlatırsam dünyayı değistiririm hissine kapılmıştım.Her gün olanlar bunlar uyanın görün diye içimden sesler duyuyordum. Yokluğuna çare bulan bir köy halkının devlet sistemindeki statükocu uygulamalar yüzünden yeniden  devlet tarafından yokluğa  mahkum edilmesi öyle güzel anlatılmıştı ki uzun süre nayır nolamaz modunda gezdim. Bağın yerinde kalan boşluk gibi içimde bir boşluk kalmıştı. Kitap dostlarına bu çok içli duygularla tavsiyemdir.
Siyaset
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma
"Bu ülkede hiçbir başarı cezasız kalmaz!”
9/10
·368 syf.·
Beğendi
·
2020 85. kitabı
Bazı yazarları keşfettiğinizde, eksik bir parçanızı bulmuş gibi oluyorsunuz, Fakir Baykurt da benim için öyle oldu; işte ben bunları okumak, bu insanların hikayelerini bilmek istiyorum dedim... Çorak ve yoksul Tozak köyünde, yarı deli yarı akıllı yaşlı dedemiz Kır Abbas'ın gözünden, köy ahalisinin türlü fedakarlıklarla kendi kendine yetme çabası anlatılır. Asıl cehaletin; devletten bir şey beklemeden çırpınan bu kaba saba köylülere değil, onların emeğini sömüren anlamsız bürokrasiye mahsus olduğu, çok keskin bir dille ortaya koyulur. Benim için kitabı özetleyen bir diyalog ekliyorum; günümüzde de durum ne kadar farklıdır tartışılır: - Hiç anlamıyorum, bu nasıl hökümet? Bir yandan okul yapıp dönüm dönüm örnek bahçe ayırtıyor, bir yandan da yeşermiş bağı köylünün elinden alıyor! - Onlar da anlamadan yapıyor, kimsenin kimseden haberi yok! Bu devletin adliyesi ayrıdır, mülkiyesi ayrı! Eğitimi, maliyesi,ziraati ayrıdır. Ticareti bir yana çeker, gümrüğü, hariciyesi bir yana! Hepsi bir bütçeden, bir halkın sırtından beslenir, hepsinin başında bir başbakan vardır ama yaptıkları birbirini okşamaz! Bu yüğürür, öteki bozar! Onun için de bu milletin çocuğu olmaz! Karnı göbeği bozuktur sanki. Kaba deyimle böyledir hemşerim! Öncelik vermenizi tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma
Tozak köyüne kalbimi bıraktım..
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2024 17:17
Fakir Baykurt’un okuduğum ilk kitabı.. Yazarla fazlaca geç tanıştığıma üzüldüm.. Köy enstitüsü mezunu bir öğretmen kendisi.. İç Anadolu şivesiyle yazdığı romanını çok severek okudum ( biraz daha okusam onlar gibi konuşmaya başlayacaktım:) )Diğer kitaplarını da listeme aldım .. Bizim çok kıymetli Türk yazarlarımız var ve önceliğim her zaman onları okumak olacak .. İyi okumalar ..
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,685 okunma

Yazar Hakkında

Fakir BaykurtYazar · 55 kitap
Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Türk yazar, sendikacıdır. Çocukluğu Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de doğdu, Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber şu sözleri ile 1929 yılında haziran ortası olduğu varsayılmaktadır; "1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır..." Tahir Baykurt'un annesinin adı Elif ve babasının adı Veli'dir. Doğduğunda ona savaşlarda vurulup geri dönmeyen Amcasının adı olan Tahir adı verilir. Tahir 1936 yılında Akçaköy İlkokulu'na başlar ve iki yıl sonra babasını kaybeder. Babasının ölümünden sonra dayısı Osman Erdoğuş tarafından Balıkesir iline bağlı Burhaniye köyüne götürülür ve orada dayısının yanında dokumacılık yapmaya başlar. II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile dayısı askere alınır ve Tahir Akçaköy'e dönerek okula devam etme imkânı bulur. 1942 yılında ağır bir sıtma geçirir bu dönem aynı zamanda şiir yazmaya başladığı dönemdir. Köy Enstitüsü yılları İlkokulu bitirdikten sonra Isparta Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır. Köy enstitüsü yıllarında özellikle şiire olan ilgisi artar, kendini okumaya verir. Bu dönemde özellikle Türkçe'ye çevrilen klasikleri okur. Fakir Baykurt Köy enstitüsündeki yıllarını ve kendisine kazandırdıklarını şu şekilde anlatmıştır; "...Köy enstitüsü benim için olağanüstü bir fırsat oldu. İlkokulu bitirdikten sonra gidebileceğim başka hiçbir okul yoktu. Ailemin gücü yetmezdi. Ben okumak istiyordum enstitü benim gibi köy çocuklarını çağırıyordu..." "...Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın. Kız arkadaşlarımız koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azıkla birlikte kitap da katardı..." Bu yıllarda Bursa Cezaevi'nde olan Nazım Hikmet'in şiirleri ise gizli gizli yayılmaktadır. Tahir Baykurt da bu dönem Nazım Hikmet'in şiirlerini bulur ve gizli gizli okumaya başlar. "...Kitaplıkta Nazım Hikmet'in kitapları yoktu. Yasaklandığını öğrenince Çivril'in bir köyüne gidip onları buldum. Nazım'ın yedi kitabını kendi yaptığım defterlere kitap harfleri ile yazıp defalarca okudum." Köy enstitüsü yıllarında ilk şiiri Fesleğen Kolum Eskişehir'de çıkan Türke Doğru dergisinde çıkar. Edebiyata olan ilgisinden dolayı enstitüde de kitaplığın yönetimine seçilir ve daha fazla okuma fırsatı bulur. 1947 yılında Köy Enstitüleri ve Kaynak Dergisi'nde şiirleri çıkar ve bu yıllarda önce şiirlerinde daha sonra tüm yazılarında Fakir Baykurt adını kullanmaya başlar. Köy enstitüleri üzerindeki baskıların artması ile birlikte tüm enstitülere daha baskıcı yönetimler atanmaya başlar. Bu dönemde enstitüler daha önceki bir çok özelliğini yitirmeye başlarken eski öğrencilerin yaşam alışkanlıkları da bu yeni yönetimlerce sorun olmaya başlar. Fakir Baykurt da yeni atanan müdürle sorunlar yaşar ve defalarca kovuşturmaya maruz kalır. Ancak 1947 yılında Köy enstitüsünü başarı ile bitirir ve Yeşilova'nın Kavacık Köyü'ne öğretmen olarak atanır. Öğretmenlik ve yazarlık yılları 1951 yılında ölene kadar birlikte olacağı Muzaffer Hanım'la evlenir. Bu yıl ayrıca körbağırsağı patlar ve iki kez amelliyat olur. Öğretmenliği Dereköy'e aktarılır. Üzerindeki baskılar devam eder, savcılıkça evine baskın yapılır ve koğuşturma geçirir. 1953 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne girer ve bir sene sonra bu sefer Gayret Dergisi'nde çıkan bir yazısı nedeni ile yargılanır. 1955 yılında Gazi Enstitüsü'nü de başarı ile bitirirerek Hafik'de açılan ortaokula atanır. Aynı yıl ilk kitabı olan Çilli yayınlanır. 1957 yılında askere alınır ve Ankara Piyade Yedek Subay Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır. İlk kızı Işık da bu yıl dünyaya gelir. 1958 yılında ilk romanı Yılanların Öcü Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri'nde birinci olur. Ancak roman nedeni ile hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmaya başlar. Askerlikten sonra Şavşat Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır ve ikinci kızı Sönmez dünyaya gelir. Yılanların Öcü adlı romanı da Remzi Kitapevi tarafından basılır. Ardından Köy ve Eğitim Yayınları tarafından Efendilik Savaşı adlı kitabı yayımlanır. Cumhuriyet'teki bazı yazıları yüzünden öğretmenlikten alınıp Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yapı İşleri Bölümü'nde görevlendirilir. Sürüp giden yazıları ve Yılanların Öcü romanı yüzünden Bakanlık buyruğuna alınarak cezalandırılır. Altı ay açıkta kaldıktan sonra 27 Mayıs 1960'da Ankara İlköğretim müfettişliğine atanır ve aynı yıl Efkar Tepesi adlı kitabı basılır. 1961 yılında yazarın Yılanların Öcü adlı romanı tiyatroya ve filme uyarlanır. Tiyatro gösterimi yasaklanır, film ise ancak Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in konuya el koyması ile gösterime girer ancak filmin gösterimi sırasında olaylar çıkar. Bu yıl ayrıca yazarın Onuncu Köy, Karın Ağrısı, Irazca'nın Dirliği kitapları yayımlanır. Bir sene sonra yazarın oğlu Tonguç dünyaya gelir. Baykurt Amerika'ya giderek, Bloomington'daki Indiana Üniversitesi'nde göze kulağa hitap eden ders araçları ve yetişkinler için yazma öğrenimi görür. 1963 yılında yurda dönerek Ankara İlköğretim müfettişliği görevini sürdürür. Onuncu Köy Bulgarca'ya çevrilir ve kitapları Bulgaristan'da Türkçe olarak da basılır. Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği de Almanya'da, "Die Racheder Schlangen" adıyla basılır. Yılanların Öcü Rusça'ya çevrilir. Türkiye Öğretmenler Sendikası 1965 yılında TÖS'ün kuruluşuna katılır ve genel başkan seçilir. 1966 yılında İlköğretim müfettişliğinden uzaklaştırılarak yeni kurulan Milli Folklor Enstitüsü'nde uzman olarak atanır. Kaplumbağalar ve Amerikan Sargısı romanları yayımlanır. 1967 yılında Onuncu Köy adlı eseri de Rusça'ya çevrilir. Yazıları ve TÖS'teki çalışmaları yüzünden sık sık kovuşturma geçiren Baykurt Gaziantep'in Fevzipaşa bucağına sürülür. TÖS "Devrimci Eğitim Şurası"nı düzenler. Bir yıl sonra da TÖS "Büyük Eğitim Yürüyüşü"nü bir sene sonra da "Genel Öğretmen Boykotu"nu düzenler. Bu faaliyetlerinden sonra tekrar görevden alınarak bakanlık emrine alınır ancak Danıştay kararı ile görevine geri döner. 1970 yılında Fevzipaşa'dan Ankara'ya Ortadoğu Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğü görevine getirilir. Anadolu Garajı ve Tırpan kitapları yayımlanır. Tırpan ve Sınırdaki Ölü ile TRT Ödülleri'ni kazanır. Ardından Onbinlerce Kağnı adlı kitabı yayımlanır. Sıkıyönetim yılları 1971'de ordunun yönetime el koyması ile başlayan sıkıyönetim döneminde Baykurt iki kere gözaltına alınır. Aynı yıl Tırpan ile Türk Dil Kurumu Ödülü'nü kazanır. Kitaplarının yeni basımları yapılırken yazar askeri tutukevinden Ankara Merkez Cezaevi'ne aktarılır. 1973 yılında Can Parası ve Köygöçüren basılır. Baykurt'un yurt dışına çıkışı da yasaklanmıştır. 1974 yılında İçerdeki Oğul basılır. Keklik romanını yazar. Can Parası ile Sait Faik Ödülü'nü kazanır. Askeri Yargıtay'da TÖS Davası'ndan beraat eter. Sınırdaki Ölü ve Keklik kitap olarak basılır. 1976 yılında Sakarca basılır. Emeklilik Yılları Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan emekli olan Baykurt Madaralı Roman Ödülü'nün kuruluşuna yardımcı olur. 1977 yılında İsveç'te öğretmen yetiştirme çalışmalarına katılır ve Yayla romanı basılır. Frankfurt Uluslar arası Kitap Fuarı'na katılır ve Almanya, Hollanda ve İsviçre'ye geziler yapar, göçmen işçilerle iletişim kurar. 1978 Yılında Sakarca sahneye uyarlanarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nca oynanır. Kara Ahmet Destanı ile Orhan Kemal Ödülü'nü kazanır ve Kültür Bakanlığı'na danışman olur. 1979 yılında Tırpan adlı eseri de tiyatroya uyarlanır. Devlet Tiyatrosu tarafından İzmir, Ankara ve Antalya'da oynanır. Baykurt, göçmen işçi konusunu incelemek üzere tekrar Almanya'ya gider. Duisburg şehrinde yaşamaya başlar. Yandım Ali kitap olarak basılır. Bu dönemde ODTÜ'de öğrenci olan oğlu Tonguç da tutuklanır. 1980 yılında Tırpan İstanbul Şehir Tiyatroları'nca da sahneye konulur ve iki mevsim oynanır. Tırpan'dan ötürü Baykurt ve Taner Barlas, "Avni Dilligil En Başarılı Yazar" ödülü kazanırlar. Suna Pekuysal da "En Başarılı Oyuncu" seçilir. Rur Havzası'nda Türk işçi çocukları için başlatılan RAA programında görev alır ve bir İngiltere gezisi yapar. Kızı Işık da bu yıl tutuklanır. Baykurt, Taner Barlas ve oyunda rol alan sanatçılar "İsmet Küntay Ödülü" kazanırlar. Tırpan'daki oyunu nedeniyle Suna Pekuysal "Ulvi Uraz Ödülü"nü kazanır. 1981'de "Sakarca" İsveç'te çizgi film yapılır ve Macarca'ya da çevrilir. DDR'de bir inceleme gezisi yapar. Öyküleri Gürcistan'da da kitap olarak basılır. "Kaplumbağalar" filminin senaryo çalışmalarına katılmak üzere İsviçre'nin Neuchatel şehrine gider. Almanya'daki göçmen işçilerin yaşamını konu alan öyküleri "Gece Vardiyası" adıyla basılır. İşçi çocuklarının yaşamını dile getiren öyküleri de "Barış Çöreği" adıyla basılır. Kitaptan yapılan seçmeler Almanya ve Hollanda'da iki dilli olarak yayımlanır. 1983 yılında "Yüksek Fırınlar" kitap olarak basılır. Oğlu Tonguç'la birlikte Sovyetler Birliği gezisi yapar. Moskova, Bakü, Batum ve Leningrad şehirlerine ve Yasnaya Poliana'ya giderek Tolstoy'un Yurtluğu'nu ziyaret eder. 1984 yılında Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü'nü kazanır. Gece Vardiyası ve Kara Ahmet Destanı Almanca, Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği Bulgarca basılır. Türkiye'de "Barış Derneği İkinci Davası"nda sanık olarak aranır. 1985 yılında Gece Vardiyası ile Alman Endüstri Birliği BDI'nin Yazın Ödülü'nü alır. Dünya Güzeli ve Saka Kuşları adlı Kitapları Türkçe ve Almanca olarak basılır. 1986 yılında Duisburg'ta öğretmenliğe başlar ve yurt dışında oluşan Türkiye Aydınlarıyla Dayanıma Girişimi'nin yönetiminde görev alır. "Duisburg Treni" adlı eseri basılır. Kopenhag'ta Dünya Barış Kongresi'ne katılır aynı yıl Koca Ren basılır. 1987 yılında Keklik romanı 20 öyküsüyle birlikte Rusça’ya çevrilip basılır. Londra’ya bir gezi yaparak Highgate’te Karl Marx’ın gömütünü ziyaret eder. Aynı yıl aralarında birçok yabancı dile çevrilen kitabının da bulunduğu 19 kitabı Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Halikarnas Balıkçısı, Mihail Şolohov, Ernest Hemingway, İvan Gonçarov, Tolstoy, Gogol, Panait Istrati gibi yazarlarla beraber gerekçe göstermeden yasaklanır. Aynı yıl Sakarca adlı eseri de Hollandaca ve Almanca olarak basılır. Türkiye – Yunanistan Dostluk Gelişimi’nin Avrupa’da kuruluşunda görev alır. Tiflis’te İlaya Cavcavadze’nin 150’nci doğum yıldönümü konferansına katılır. 1988 yılında İçerdeki Oğul’u oyun olarak tekrar yazar. A. Çetinkaya ile birlikte Fridan Halvaşi’nin şiirlerini Türkçe’ye çevirir; Kitap Eninde Sonunda adıyla Almanya’da basılır. 1989 yılında Kuru Ekmek romanını yazar. İçerdeki Oğul, Amersfoort Halk Tiyatrosu’nda oynanır. Şiirleri de Bir uzun yol adıyla basılır. Moskova’ya yeni bir gezi yaparak Nâzım Hikmet’in evinde ve arşivinde çalışır. Baykurt ders vermeyi Pestalozzi Okulu’nda sürdürür. Şiirleri Hollanda’da “Vuurdoorns – Ateşdikenleri” adıyla basılır. 1991 yılında Ortaokul öğrencileri için, “KALEM – Schreiber” dergisini çıkarmaya başlar aynı yıl boynundan bir ameliyat geçirir. 1992 yılında, bugün Literaturcafé Fakir Baykurt adıyla varlığını sürdüren Duisburg Edebiyat Kahvesi'ni kurar. Bir Uzun Yol’un Almanca’sı “Ein langer Weg” adıyla çıkar. Yazar bu yıl bir de Çin gezisi ertesi yıl da Avustralya gezisi yapar. 1995 yılında Almanya’da öğretmenlik yaptığı çalıştığı Pestalozzi Okulu’ndan emekliye ayrılır. Öykü Kitabı bizim İnce Kızlar basılır ve 7 kitaptan oluşan Özyaşam öyküsünü bititir. 10 Mart'ta Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Yardımlaşma Vakfı tarafından “Fakir Baykurt’a Saygı Gecesi” düzenlenir. Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır. 1998 yılında Telli Yol öykü kitabı ile birlikte, “Özyaşam” dizisinin ilk cildi “Özüm Çocuktur” yayımlanır. Gezi yazılarının bir bölümünü Dünyanın Öte Ucu (Avustralya Gezi İzlenimleri) adıyla yayımlanır. Benli Yazılar deneme kitabıyla birlikte “Özyaşam” dizisinin ikinci ve üçüncü ciltleri (Köy Enstitülü Delikanlı; Kavacık Köyünün Öğretmeni) çıkar. 1999 Nisan genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir milletvekili Adayı olur. 11 Ekim 1999 Pazartesi günü tedavi gördüğü Almanya’da Essen Üniversitesi Kliniği’nde pankreas kanserine yenik düşerek ölmüştür.