Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 54 dk.
Sayfa Sayısı:
173
Basım Tarihi:
Ağustos 2018
İlk Yayın Tarihi:
Ocak 2017
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
ISBN:
9789755708409
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Soyulur muydu kabuğu hayatın? Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?
10/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2021 54. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2021 18:42
3 kuşak 3 kadın, anneanne, anne ve kızının anlatıldığı kısacık ama içinize işleyecek bir kitap. İlk başta ben ne okuyorum diye kafa karışabilir. Ya da bana özel bir kafa karışıklığı olabilirdi :) Yine de kolaylık olsun diye okuyacaklar için yazalım anlatanları sırayla; anneanne, anne ve torun. İlk anlatıcı anneanneyi tanıyalım; Ben Sabiha. Eşim, beni başka bir kadın için terk edip giden eşim Mürsel, kızım Sezin, oğlum Muhsin, benim kabullenmezlerime bir kabullenemez daha katan oğlum, babası gibi terk edip giden oğlum... Terziyim, güzel giysiler dikiyorum yaşayamadığım hayatın giysilerini başkalarına giydiriyorum. Hangisinin kabuğunu sıyırsam üzerimden? Kendimin mi, eşimin mi, oğlumun mu? Herkesten bir kabuk aldım ben. Kapattıkça kapattım üzerime kumaşlarımla birlikte. Kendiminki yetmezmiş gibi... Sırada kızımız var; Ben Sezin, eşim Haluk, kızım Semiha, diğer kızım Füsun. Ama ben Semiş'ten sonra yokum... Yemekler yapıyorum, satıyorum yiyemediğim yemekleri, başkalarına yediriyorum... Ben zaten doğuştan kabuklarla doğmuşum. Annemin deliliği vazgeçilmez bir iz bana. Bir de kardeşim Muhsin var en büyük kayıp içimdeki. Özlemeyi ilk onda öğrendim. Bunlar da yetmezmiş gibi bir de ilk göz ağrım, kızım Semiş var daha çocukken canlı canlı beni mezara gömen, kapanmayacak bir iz bırakıp giden, içimde büyüttüğüm ama mezarında büyüyemeyen... Benim soyunamayacağım kabuğum bu, üzerimden bir türlü atamayacağım. Füsun'a koparır diye gösteremediğim yaramın kabuğu. Füsun mu? Ben Füsun. Torun olan Füsun. Üçüncü kuşak. Eşim yok, çocuğum yoktu. Annem Sezin var ama o da yok, ablam var Semiha yani Semiş ama o hiç yok... Bir de babam var Haluk... Benim kabuklarım daha fazla, yaşanmamış çocukluğum var, olmayan ablam ve olmayan dayımın hayaletleriyle, yaşanmamış çocukluğum. Var olup ama
Kadın
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,646 okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2025 64. kitabı
Kitapta anneanne,anne ve torunun ağzından bir ailenin başına gelenler anlatılıyor. Ancak kitabın yarısına gelene kadar anlaşılmıyor kim kimdi kimin kızıydı isimler çok benziyor. Ani geçişler var. Ha hikaye çok güzel bir günde bitecek akıcılıkta. Yaşadıkları duygu durumlarını çok güzel ifade etmiş. Ortalama bir insan olmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu vurguluyor başına kötü işler gelen karakterler. Birkaç yerde müstehcen ifadeler vardı o yüzden öğrencilere tavsiye edilecek bir kitap değil. Sonu sürprizli etkileyiciydi.
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,646 okunma
Rüyada, Orada, Derinde Hep!
Puan vermedi·173 syf.·
2024 6. kitabı
DİPÇE : Rüyada, orada, derinde... Birbirine geçmiş bir şekilde üç kadının (anneanne- anne- torun) hikâyesini dinliyoruz Kabuk'ta. Eril bir yapı içinde fakat erkeklerin rolünün azaltıldığı bir dünyada aynı aileden gelen üç kuşak kadının iç sesi; ruh beden ,yaşam ölüm, gerçek rüya karşıtlığında ve hep birbirlerinin hikayelerine dolanarak işleniyor. Bu ailenin kadınları farklı zaman ve mekanlarda fakat aynı dil düzleminde buluşuyor, aynı yerlerden yara alıyor ve normatif dünyanın dışına aynı ellerle atılıyorlar. Kaçar'ın kadınlarının kendini gerçekleştirme hikayelerine baktığımızda, sürekli çarptıkları aile kabuğundan çıkmakla aynı kabuğa tutunmak arasında geçen sancılı süreçte erkeklere sığınma, onlardan medet umma gibi edimlerinin neredeyse olmadığını görüyoruz. Yazar karakterlerinin yitip gitmesini göze alarak onları feminist bir sınırda tutuyor. (Bu tavır romanda en sevdiğim alt metin oldu.) Öne çıkan diğer husus da annelik kavramının yahut sevgisinin çeşitliliğine dairdir. Anneanne Sabiha'yı derin bir uykuya hapseden, teyze Saliha'yı ve Sezin'i yemeklerin sesi kılan Efsun ve Füsun'u aynı kalbe kilitleyen tüm farklı eylemlerin özünde, onları sarıp sarmalayan kabuğun annelik kodlarını görüyoruz. Eserde, iç ses olarak kendi bedeninden utanan ya da kendi bedenini normalin koşullarına uyduramayan bireyin sancısı duyulur. Füsun'un şişmanlamış vücudunun dönüşüm ıstırabı ile Muhsin'in bedenini değiştirme arzusuyla kabuğunu yırtma sancısı ortak sestir. Toplumun dışına itilen ve kabulü şartlara bağlı bu durumlarla baş etme yolu; aile kabuğundan çıkmak ya da o kabuğa yapışmak arasında sert bir tercihe tabiidir. 33 yaşlarına geldiklerinde kuşaktan kuşağa aktarılmış kaderlerine; kabuklarından sıyrılıp onları tekrar tekrar giyme biçimlerine göre direnen bu ailenin
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,646 okunma
KABUĞUNU KORUYABİLEN VAR MI?
10/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2021 17:51
Kim çiziyor insana dair sınırları? İçine sığındığımız kabuklarda mı yaşıyoruz? Peki senin kabuğun ne kadar baskıya dayanabilir? Ya esnemezse, kırılıverirse? Daha önce farkına varmadıysanız, içine hapsolduğunuz bir kabuğunuz olduğu gerçeğiyle yüzleşmenizi sağlayan bir eser bu. Kabuklarınızın sınırını zorlayan.... Bir kuşağın yaşanmışlıklarını üç farklı kadının iç sesinden dinliyoruz kitapta. Birincisi giydirmekle, ikincisi pişirmekle, üçüncüsü yemekle hayata direnen, gerektiğinde çareyi kabuğuna çekilmekte bulan, akıl ile deliliğin sınırlarında gezen üç kadının iç sesi... Ancak giyme, pişirme ve yeme kısmı bildiğimiz anlamlarının çok ötesinde. İnsan her sayfada bu anlamların içinden geçtiğini hissediyor. İnat da var, inkâr da. Okumalısınız, kelimelerim yeterli değil anlatmaya. Bir de 'öteki' var ki içlerinde, sayfalar ilerledikçe beni yerime çiviledi. En çok onun etkisinde kaldım. Kabuklar değişik değişik ama hikâye temelde aynı: Kendi kabuğunu koruyabilmek. Koruyamazsan sonuçlarına katlanabilmek. Katlanamazsan çekip gitmeyi kabullenebilmek. Çekip gidemiyorsan kendine yeni bir dünya kurmayı başarabilmek. Bilmek yani... Çünkü kadınlar bilirler. Annen biliyordu, onun annesi de, teyzen, kızkardeşin, sevdiğin kadın; hep bildiler. Dikkatli baksaydın her birinin dağılan bir katmanın yıkıntılarından yeni bir dünya kurduğunu görecektin. Yeni kabuklardan yeni korunaklar yaptıklarını... Tonlarca basınç uygulayan dünyayı sırtında taşıyan kadınlar, içine sığındıkları kabukları kırılmasın diye mücadele veriyorlar. İnatla, dirençele verilen bu savaş tek bir ganimet uğruna veriliyor: SEVGİ. Bir yandan da savaşın en kanlı sahneleri niye hep otuzlu yaşlarda geçiyor diye düşündüm ki “Karakterlerimin üçünün de 33 yaşında olmasının bir nedeni var. 33 yaş insan ömrünün zirvesi.
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,646 okunma
Aklımın galibiyetini seveyim..
Puan vermedi·173 syf.·
2019 8. kitabı
Bu hayat benim , kimsenin bilmediği kara kutum. Ben bu hayatta burada doğdum , burada büyüdüm, defalarca burada ölümle yüzleştim. Bütün umutlarımı , hayallerimi öldürdüm , sonra tekrar tekrar dirilttim. Umutsuz aşklarda, umutlu hisler yaşadım , aldatıldım, ‘’ o kadın’’ nezninde bütün kadınlara yeri geldi sataştım. Gün oldu çok ağladım, isyan ettim , gün oldu kahkahalarla sevinçten yere göğe sığamadım , inandım inandırıldım kandırıldım küfrettim. İki nefeslik dünyanın bütün arka sokaklarından geçtim. Şimdi artık geçmişte bıraktım ; ‘’O kadını’’ o kadının sofrasında yemek yiyen çocuklarıma duyduğum öfkeyi , ‘’ o kadın’’ ı seçen sonra kendi bencilliğinden geri dönmek için bin bir takla atan ‘’ o adam’’ a ait nefreti. Arındım , kaçtım arka sokaklardan , kurtuldum tüm olumsuzluklardan. Yepyeni bir pencereden bakıyorum dünyaya, buradaki pencerenin ne kadar güzel olduğunu, ne kadar benim pencerem olduğunu hatırladım. Ne kadar kirlenmiş camım varsa temizledim. Unuttum ; Başka pencerelere bakarken kırmak istediğim camları , kapatıp arkasında aylarca ağladıklarımı... Açıp kapattığım camlarda ; bırakamadığım sandığım , kırıp döktüğüm toparlayamadığım , kaybettiğim ne çok şey var. İnkar edemem; Koskocaman yaşını başını almış bir kadın olurken sırtımı dönebildiğim , hadi oradan be ben kazandım ben diyebildiklerim de var . Üzemez artık beni hiçbir aşk, hiçbir anne baba, hiçbir evlat, hiçbir ‘’ o kadın ve o adam’’ Kendi kabuklarımı kendim kırdım. Kadın iki durumuyla var olur. Ya aklı ya da duyguları. İkisini aynı anda kullanma yetisi çok zayıftır. En güçlü olduğu , en az acı çektiği zaman aklıyla hareket ettiği zamanlardar ki bu pek nadirdir. Sağlıklı, düzenli ve mutlu bir hayat sürmesi bu ruh hali ile aldığı kararlarına
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,646 okunma
"Hayat, köklerimizi unutan ve yüzen kabukların hikayesidir."
10/10
·173 syf.··
2024 39. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2024 01:43
"Kabuk" adlı eser, Zeynep Kaçar'ın ustalıkla kaleme aldığı derin ve etkileyici bir roman olarak okuyucularıyla buluşuyor. Kitap, içsel yolculukların ve kişisel dönüşümlerin izini sürerken, okuyucuyu duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Zeynep Kaçar, karakterlerini derinlikli bir şekilde işleyerek, onların iç dünyalarını okuyucuya aktarırken kitabın her sayfasında duygusal yoğunluk hissedilirken, doğanın ve insanın karmaşıklığına dair derin düşüncelere yol açmasında büyük paya sahip "Kabuk", sadece bir hikaye anlatmanın ötesine geçerek, insanın varoluşsal sorgulamalarına ve duygusal zenginliğine odaklanması. Zeynep Kaçar'ın akıcı ve etkileyici dili, okuyucuyu hikayenin içine çekerek unutulmaz bir deneyimini öne sürüyor. Bu eser, duygusal derinliği ve edebi niteliğiyle okuyucuları etkileyen, düşündüren ve üzerinde uzun süre düşünmeye sevk eden bir başyapıt olarak karşımıza çıkması "Kabuk", okuyucularını içsel bir keşfe çıkaracağını şimdiden diyebilirim, insanın ruhsal labirentlerinde dolaşmalarını sağlayarak unutulmaz bir hafızaya yer kazandığını söyleyebilirim. incelemeyi bitirirken kitabın en çok beğendiğim alıntısıyla bitirmek isterim; "Hayat denen bu koca denizde hepimiz birer küçük dalgacığız. Bazen köpürür, bazen durulur, bazen akar, bazen de durağanlaşırız. Ama sonunda hepimiz aynı denizin parçalarıyız." Bu alıntı, hayatın akışkanlığını ve geçiciliğini çok güzel ifade ediyor. Hepimizin aynı denizin birer parçası olduğu gerçeğini vurguluyor ve bizi bir araya getiren asıl olanın bu ortak varoluşumuz olduğunu hatırlatıyor.. iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,646 okunma
kabuk
8/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2025 109. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2025 09:55
Zeynep Kaçar'ın Kabuk adlı eseri, Temmuz ayı içerisinde, Kitap Simyacıları Kulübü okurlarınca Büyük Kedi Katliamı, Antik Mısır’da 24 Saat kitapları ile beraber bonus kitap olarak okuma listemize alıp okuduğumuz bir eser, Gelelim kitap hk. Kısa değerlendirmeye... Kitap, üç kuşak kadının,Sabiha, Sezin ve Füsun hayatlarını mercek altına alarak aile, kimlik ve kadınlık temalarını çarpıcı bir şekilde işliyor. Roman, ailenin hem koruyucu bir kabuk hem de kısıtlayıcı bir güç olarak nasıl işlediğini gözler önüne seriyor. Kaçar, derin ve katmanlı anlatımıyla karakterlerin iç dünyalarını ustalıkla yansıtıyor, toplumsal beklentiler ile bireysel arayışlar arasındaki çatışmayı duygusal bir yoğunlukla ele alıyor. Kabuk , acı, direnç ve aidiyet arayışını etkileyici bir şekilde anlatan, okuru sarsan bir eser. İlk 20-30 saydada kitaba odaklanma problemi yaşasamda, sonunda akıp gitti satırlar, Kitabı öneren arkadaşlara teşekkürler
Kitap Simyacıları
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,646 okunma
8/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2023 204. kitabı
ZEYNEP KAÇAR-KABUK,183 sayfa Zeynep Kaçar’ın YALNIZ ‘dan sonra okuduğum ikinci ama yazarın ilk kitabı.Yalnız kitabı çok anlaşılır ve yazı dili çok akıcı olmasına rağmen bu kitap bana biraz karışık geldi.Bu kitapta yazarın üslubu çok farklıydı. Karakterleri anlatış biçiminin karışık olması, noktalama işaretlerinin pek önemsenmemesi gibi bazı kusurları olması ve 70-80 sayfa kim kimdir diye düşünerek geçerken sonra kitap hızlanmaya başladı.Bir de kitabı okurken soy ağacı çıkarılıp notlar alınınca biraz daha anlaşılıyor oluyor. Ama sonu çok sürprizdi,okuduğumda aaa dedim o omuymuş. Kitapta üç kuşaktan kadınların hayatı anlatılıyor.Hepsi birbirinden deli,mutsuz ,çaresiz.İsimler hep birbirine benziyor.Saliha,Sabiha,Sezin,SemihaEfsun,Füsun,Muhsin,Mürsel,Haluk…Uzun bir süre kim kimdi diye zorluk çektim ,çünkü anlatıcı her bölümde sürekli değişiyor.Mutsuz evlilikler,travmalar ,aklını yitirmeler,kayıplar derken bir düğüm oluştu.Kitabın sonuna doğru düğümler bir bir çözülmeye başladı ve üst üste şoklar geldi .Son öyle bittiki tam bir şok.. Acının yoğurduğu kadınları koruyan da sıkıştırıp ezen de aile kabuğuyken,her şeye rağmen var olmaya çalışanlar bize sesleniyor:asla vazgeçme kendin olmaktan! İnsan insanın ilacıdır.İyi gelir yan yana durmak.Hep bir arada.Hiç yıkılmayacakmış gibi. Yitirmeyi kabullenmek insanın en zorlu sınavlarından biriydi. Özlemek ne?Özlemek birini yanında istemek ama o yaşasa,dünyanın öbür ucunda olsa,sesini hiç duymasam,yüzünü hiç görmesem ama bilsem o hayatta,özlemek öyle bir şey mi? Her şeyle başa çıkabilir insan ama aşkla ? Her an onunla olmak istiyorum,gözlerine bakmak,parmaklarına dokunmak,koklamak,kaybolmak,yitmek, bir daha hiç buralara geri dönmemek. Her çocuk emin olmalı annesinin sevgisinden. Bir erkek bir kadının hayatında bir boşluğu
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,646 okunma
Puan vermedi
Kabuk/Zeynep Kaçar Edebiyat öğretmeni bir arkadaşımın tavsiyesiyle okuduğum Zeynep Kaçar'ın ilk romanı “kabuk”u çok beğendim. Roman bir aileyi üç kuşak kadın üzerinden anlatıyor. Her kadın 1. Tekil şahıs ile konuşuyor. Ilk 50 hatta 70 sayfa çok karışık geldi. Sonra kitabın en arka sayfasına soy ağacı çıkarma fikri geldi aklıma. Herşeyi oraya not aldım ve soy ağacı çıkardım. Zaten sonra karakterler çözülüyor ve kitap sizi öyle içine alıyor ki, bırakmak istemiyorsunuz. Karakterler bizden biri gibi oluyorlar. Yazarın üslubu çok farklı idi. İkişer ya da en fazla dörder sayfalık anneanne, anne ve kız hikayelerini herkes kendi dilinden anlatıyor hatta hepsinin iç seslerini de duyabiliyoruz. Sanki bir odada oturmuşuz kadın kadına dertleşiyormuşuz dedikodu yapıyormuşuz gibi... Evet bu kadınların hikayesi. Ama erkeklerin de okurken kadınları hissedecekleri, duygularını çok rahatça anlayabilecekleri insanı yormayan, meraklandıran, yer yer hüzünlendiren, arada gülümseten akıcı bir roman. Karakterleri anlatım biçiminin karışık olması, noktalama işaretlerinin pek önemsenmemesi gibi bazi kusurları olmasına rağmen tüm güzelliği ile muhteşem bir kitaptı. Herkese tavsiye ediyorum.
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,646 okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2025 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 18:27
Kabuk, doğada koruma işlevi gören bir yapıdır. Tıpkı insanların duygusal anlamda kendilerine ördüğü savunma mekanizmaları gibi… Romandaki kadın karakterler Sabiha, Sezin ve Füsun yaşamları boyunca hem fiziksel hem de duygusal anlamda bu tür kabukların içine hapsolmuştur. Aile, toplum, gelenek, kadınlık rolleri bu “kabukları” oluşturan dış katmanlardır. Kabuk, aynı zamanda içeridekini saklayan bir yapıdır. Roman boyunca karakterlerin iç seslerine kulak verdiğimizde, dışarıdan görünenle içeride yaşanan arasındaki farkı hissederiz. Bu da başlığın, kimliğin görünmeyen yüzünü simgelediğini gösterir.Kabuklar sadece korumaz; aynı zamanda kırıldığında bir dönüşüm başlatır. Romandaki karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalar ve değişim süreçleri de bu “kabuk kırılması” metaforuna denk gelir. Özellikle kadın karakterlerin bastırılmış kimliklerinden sıyrılmaları bu noktada önemlidir. Zeynep Kaçar’ın Kabuk adlı romanı, üç kuşaktan üç kadının —anneanne Sabiha, anne Sezin ve torun Füsun’un— iç içe geçmiş yaşamlarını konu alıyor. Eser, kadınlık, aile baskısı, toplumsal roller ve bireysel kimlik arayışı gibi temaları sade ama etkili bir dille işlenmiş. Dil yalın, anlatım duru; fakat romanın atmosferi oldukça yoğun ve düşündürücü. Her karakterin kendi geçmişiyle ve kabuğuyla olan çatışması, okuru duygusal bir sorgulama sürecine sokabilir.
KabukZeynep Kaçar · Sel Yayıncılık · 20181,646 okunma

Yazar Hakkında

Zeynep KaçarYazar · 8 kitap
ZEYNEP KAÇAR, 1972 yılında Lüleburgaz’da doğdu. 1991’de Bursa Anadolu Lisesi’nden, 1995’te MSM Tiyatro bölümünden, 1999’da İstanbul Üniversitesi Dramaturji bölümünden mezun oldu. 2007’de “Aşk İhanet Yalnızlık Vesaire”, “Krem Karamel”, “Bavullar”, “Bu Bir Oyun Değil”, “Dış Ses” adlı oyunları ve Ayla Kutlu’nun aynı adlı öyküsünden uyarladığı “Mekruh Kadınlar Mezarlığı” Toplu Oyunları 1, 2008’de “Böyle Bir Aşk Masalı” ve “Sahici İnsanlar/Plastik Ölümler” Toplu Oyunları 2, 2011’de “Bu Anlamlı Günde”, “Köprüden Önce Son Çıkış” ve “Medine” Toplu Oyunları 3, 2015’te “İd Ego ve Süper Kahraman” ve “Varolmayan Ayşe’nin Muhteşem Maceraları” Toplu Oyunları 4 adı altında Mitos Boyut Yayınları tarafından yayımlandı. Oyunları çeşitli alternatif tiyatrolar, Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatroları tarafından sahnelendi. İngilizce ve Çince’ye çevrildi. ABD, Tayvan ve İsveç’te sahnelendi. Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen Krem Kramel 2010 yılında Ankara Sanat Kurumu tarafından Övgüye Değer Oyun Yazarı ödülüne, 2011 yılında Medine Dil Derneği Kerim Avşar En İyi Oyun Ödülüne layık görüldü. 2000-2007 yılları arasında tanıtım ve eleştiri yazıları Radikal kitap eki, Varlık dergisi ve çeşitli web sitelerinde yayımlandı. 2000’de Tiyatro Boyalı Kuş ve 2008’de Bab-ı Tiyatro’yu kurdu ve yazar, yönetmen ve oyuncu olarak bu topluluklarda görev aldı.