Adı:
Fobi
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053438168
Orijinal adı:
Phobia
Çeviri:
Regaip Minareci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Kapıları kilitle!
Korku soğuk hava gibi
İçeri sızmak istiyor…

Dondurucu bir kış gecesi kocasının arabası evin önünde durur. Sarah kocasını karşılamaya iner ama mutfaktaki adamın o olmadığını anlar. Yabancı eve arabalarıyla gelmiş, içeri kocasının anahtarıyla girmiş ve onun gibi giyinmiştir. Sarah’nın ise yüzünde yara izleri olan ve kendisine karısıymış gibi davranan bu adama inanmış gibi yapmaktan başka çaresi yoktur, çünkü altı yaşındaki oğlu Harvey yukarıda uyumaktadır. Kendisi ve oğlu kestiremediği bir tehlikenin ortasındadır. Kocası kayıptır. Sarah’nın kâbusu ve mücadelesi işte o gece başlayacaktır…

“Ürkütücü! Dorn okuduktan sonra insan ışığın değerini daha iyi anlıyor.” Bunte

“Dorn okuyucuyu büyülüyor ve korku dolu bu hikâyeyi gerçekte yaşıyormuş gibi hissettirmeyi ustaca başarıyor. Dâhiyane.”
Paul Cleave

“Wulf Dorn bu işi iyi biliyor. Abartılı bir dil kullanmıyor ve ucuz numaralara kalkışmıyor.” Süddeutsche Zeitung

“Çok zekice yazılmış, bir nefeste okunan bir roman.” Andreas Eschbach

“Almanya’nın en iyi psikolojik gerilim romancılarından biri.” Brigitte

“Wulf Dorn’un yazım sanatı hayatımızdaki deliliğin labirentlerinde gezinerek okuyucularına ipuçları bırakıyor ve gerilim türünü adeta
baştan yaratıyor.” La Stampa

“Heyecandan ve meraktan sizi uykusuz bırakacak nefes kesici bir gerilim.” Ruhr Nachrichten
352 syf.
·4 günde·8/10 puan
Wulf Dorn Fobi kitabında, Sarah Bridgewater'ın kocasının arabası dondurucu bir kış gecesi evin önünde durur. Sarah kocasını karşılamaya iner ama mutfaktaki adamın kocası olmadığını anlar. Yabancı eve arabalarıyla gelmiş, içeri kocasının anahtarı ile girmiş, onun gibi giyinmiş ve kocası gibi davranmaktadır. Kendisi ve oğlu kestiremedigi bir tehlikenin ortasındadır. Kocası kayıptır. Sarah'ın kabusu ve mücadelesi işte o gece başlamaktadır.
Wulf Dorn bu kitabının temelinde gerçek yaşanmış bir olaydan yola çıktığını belirtiyor. Ben yazarı ilk Psikiyatrist kitabı ile tanıdım ve çok beğendim. Daha sonra da diğer kitaplarını okumaya devam ettim. Fobi yazardan okuduğum dördüncü kitap. Kitabımızın ana karakterlerinden biri olan Mark Behrendt Psikiyatrist kitabında yan karakterlerden biri. Bu kitapta onu daha iyi anlamak için ilk önce Psikiyatrist kitabının okunmasını tavsiye ederim.
Fobi kitabını da severek okudum ancak gerilim konusunda okuduğum diğer kitaplarına -özellikle Psikiyatrist - daha düşüktü. Merak duygusu dinamiğini korusa da, kitabın ilk başında yaratılan o gerilim ve heyecan sonlara doğru azaldı. Buna bağlı olarak da, olayların bağlandığı nokta beni beni pek tatmin etmedi. Okuru fazla gerilime boğmadan ama merak unsurunu diri tutan ve oldukça düşündürten bir kitaptı.
Kitapta en beğendiğim ve etkilendiğim nokta "korku" duygusunu ele alışı ve işleyişi. Yazar kitabın sonsözünde de korku duygusu ile düşüncelerini ve kitapta aslında ne anlatmak istediğini de çok net bir şekilde belirtmiş. Çünkü aşk ve merak gibi korkunun da, varoluşun temel duygularından; günlük hayatta kendimizde, çevremizde gördüğümüz ve sıkça karşılaştığımız, bastırdığımız bir duygu.Çok hayatın içinden absürt olmayan olaylarla karşılaştığım ve içinden oldukça alıntı yaptığım bir kitap oldu. Yazarın kitapları edebi anlamda çok büyük olmasa da, psikolojik temelde gerilim-korku kitapları yazdığından insan duyguları ile ilgili oldukça açıklayıcı ve bilgilendirici noktalara değiniyor. İlgisi olan ve bu alanda kitaplar okumayı sevenlerin severek okuyacağı bir kitap.
352 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Gerilim ustası Wulf Dorn'un bir kitabını daha bitirmiş bulunuyorum. Psikiyatrist ile başlayan Wulf Dorn okuma serüvenime Fobi ile devam etme kararı aldım ve kitabı bitirdikten sonra oldukça doğru bir karar verdiğimi anladım. Psikiyatrist kitabında yer alan karakterlerden Mark Behrendt bu kitapta da var, bu nedenle yazarı okumaya başlamayı düşünüyorsanız Fobi'yi Psikiyatrist'in ardından okumanızı öneririm. Psikiyatrist'te yardımcı karakterlerden biri olan Mark bu kez kitabın ana karakterlerinden biri haline gelmiş. Şunu da söylemem gerekir, Psikiyatrist'in gerilim düzeyi Fobi'ye oranla çok daha yüksekti. Yani o kitabı okurken ciddi manada gerilmiş ve korkmuştum. Fobi ise daha farklı bir kitap, okuru fazla germiyor belki ama bir çırpıda okunup beğenisini kazanıyor ve düşündürüyor. Yani demem o ki, Psikiyatrist'i okuyup Fobi'yi henüz okumadıysanız Fobi'nin de sizi aynı şekilde ürkütmesini beklemeyin, aksi halde hayal kırıklığına uğrarsınız.

Fobi'de olaylar Sarah Bridgewater isimli bir kadının, oğlu tarafından bahçede birinin olduğu şeklinde bir cümleyle uyarılması ile başlıyor. Eşi Stephen iş için seyahate çıkmış olmasına rağmen, Sarah onun beklenenden erken döndüğünü düşünüyor. Sarah kocası için aşağı indiğinde karşısında Stephen'ı değil başka birini buluyor. Yüzü yara izleriyle dolu bu adam eve Stephen'ın arabasıyla geliyor, onun anahtarlarıyla kapıyı açıyor, üstünde onun kıyafetleri var ve ona kocasıymış gibi davranıyor. Sarah'ın yapabileceği tek şey ise bu oyunu sürdürmek, çünkü yukarıda altı yaşındaki oğlu Harvey var ve bu yabancının sinirlendirilmemesi gerekiyor.

Henüz iki kitabını okumuş olsam da Wulf Dorn bende farklı bir yer edinmiş durumda. Olayları  dolandırmadan, sade ama etkili bir şekilde okura aktaran yazarımız yaptığı işin hakkını veriyor. Korku kavramını ele alış şeklini çok beğeniyorum. Fobi'yi bitirdiğimde "Ne kadar doğru!" dediğim o kadar fazla cümle vardı ki, bitirdiğimde bunları düşünmemi sağlayan yazarları ve kitaplarını ayrı bir seviyorum. İnsan varoluşunun tıpkı mutluluk gibi, hüzün gibi temel duygularından biri olan korku hakkında, yanıltıcı güvenlik duygusu hakkında düşünüyor, düşünüyor, düşünüyorsunuz. Bunları düşünmekle kalmıyor hayatınızı, geçirdiğiniz günlerin ne derece dolu olduğunu veya yaşamınız için ne denli şükrettiğinizi sorguluyorsunuz. Çünkü Dorn'un da dediği gibi "Ne yazık ki insanların çoğu yaşamlarının değerini ancak sona yaklaşırken anlarlar." Bu sonun ne zaman geleceğini bilmediğimiz ve asla bilemeyeceğimiz halde neden hâlâ sahip olduğumuz şeylerin nankörü olmaya devam ediyoruz? Kaçımız bir anne babaya sahip olduğu için her gün şükrediyor veya kaçımız yediği yemeğin ardından bunun aslında ne kadar büyük bir lütuf olduğunun ayırdında? Günümüzü bomboş geçirmek yerine, elimizdeki şeylerin değerini bilmemek yerine ne zaman aslında bugünümüzün son günümüz olabileceğini ve buna göre hareket etmemiz gerektiğini düşünüyoruz? Bana sorarsanız çok geç olmadan, sahip olduğunuz her şeyin aslında size verilmiş bir ödül olduğunun farkına varın; kesinlikle değmeyecek şeylere uğruna, bir hiç uğruna hayatınızı harcamayın.

Wulf Dorn, Fobi'de ele aldığı konuyu nasıl belirlediğini anlattığı iki üç sayfalık sonsöz kısmındaki cümlelerle bile beni etkilemeyi başardı. Mükemmel bir konu, harika bir kurgu, akıcı bir dil, bu türde bir romandan bekleyebileceğiniz her şey, hattâ daha fazlası Fobi'de mevcut. Tavsiye edilir.
352 syf.
·Puan vermedi
#okudumbitti
#WulfDorn
#Fobi
#346
sayfa
#MayısAyı5ciKitap

Selam canlar. Bu kitapla birlikte yeni bir kalemi daha tanımış oldum. Ve ben yazarın kalemini çok sevdim. Sanırım bunda yazarın psikiyatrist olması ve bunu kitaba çok güzel yansıtması en önemli etkenlerden biri.
Kitap kapağına bakınca ürperti duymayan var mı? Sanırım yoktur. Daha çok korku ve gerilim dolu bir kitaba hazır olun mesajı verse de kitabın kapağı bana göre psikoloji daha ağır basmış. Şöyle ki kapak resminin hikayesinin açığa çıktığı noktada tekrar kapağa bakma isteği ve içinizde inanılmaz bir hüzün duymanız garanti.
Birde rastlantı mıdır evrenin bana bir mesajı mı hala çözemrdim ama son dönemde okuduğum birçok kitapta hep kanser hastası bir karakter var. Ve bakın buradaki hasta bize nasıl seslenmiş
"Ölüme mahkum kişileri nasıl anlar ki onlar! Kendilerinin de doğdukları günden başlayarak ölüme mahkum olduklarını kabul etmezken"
Şu cümle benim için o kadar anlamlı ki. Biz kanser hastalarını potansiyel ölü olarak gören büyük bir kesim var. Ve soru şu : öleceğini bilerek yaşamak nasıl bir duygu". İşte benim bu soruya verdiğim cevap şimdi karşıma bu kitapla çıktı. Benim cevabım şu : " bilmem sen söyle öleceğini bilerek yaşamak nasıl bir duygu.. Ee sonuçta sende öleceksin ve bunu biliyorsun". Neyse bu bahis burada kapanır
Gelelim kendimi bulduğum diğer cümleye

"Gerçek dostluk zaman ve mekan tanımazdı. İnsan yıllar sonra bile son görüşmenin üzerinden bir gün bile geçmediği duygusuna kapılırdı"
Evvettt eğer yüreğinizde gerçek anlamda bir dostluk barındırıyorsanız hayat şartları sizi ayrı düşürse de bir gün bir araya geldiğinizde yine ve yeniden kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Ben buna hep inandım. Vee son olarak bir alıntı bırakacağım ama öncesinde o alıntıya dair bir şey söylemek istiyorum. Hatalarınızdan ve hata yapmaktan korkmayın. Bakın bu son alıntıda bunun nedenini öyle güzel anlatmış ki anlamak isteyene. İşte

"GEÇMİŞ GELECEĞE DESTEK OLUR" "

NOKTA.................
352 syf.
Fobi; okuduğum dördüncü Wulf Dorn kitabı olduğu için yazarın diline ve tarzına yabancı olmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Wulf Dorn genelde reading slump batağına düştüğümde kurtarıcım olan bir yazar. Şimdiye kadar okuduklarım içinde en beğendiğim kitabı Psikiyatrist oldu.
Fobi'nin konusuna gelirsek; Eşi Stephen iş gezisinde olduğu için oğlu Harvey ile evde yalnız olan Sarah gece yarısı eşinin giysilerini giyen, tıpkı onun gibi davranan bir yabancının evinde dolaştığını fark eder ve yabancı onunla kocasıymış gibi konuşur. Sarah sakin olup oğlu Harvey ve kendisini güvende tutmak zorundadır.
Öte yandan sevgilisinin trajik ölümü neticesinde işini,itibarını ve tüm birikimini kaybeden Mark hayattaki yolunu bulmaya çabalarken geçmişten gelen bir dost ondan yardım ister.
Sarah ve Mark kayıp olan Stephen'i bulmak ve gizemli adam hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için zamana karşı bir yarışa başlarlar.
Akıcı ve her sayfasını merakla çevirdiğim sürükleyici bir kitaptı. Elbette edebî değeri yok ancak bu tarz kitaplar özellikle pandemide evlere kapandığımız bu dönemde kendi rutin okumalarımız arasında bir mola yerine geçiyor ve reading slump durumundan çıkmamızı sağlıyor bence.
Evinizde güvenle,sağlıkla ve bolca kitapla kalmanız dileğiyle;
İyi okumalar.
352 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Sarah, mutlu bir evliliği ve Harvey adında bir oğlu olan bastırılmış duygularından dolayı işini evden yapan biridir. Eşi ise sık sık iş seyahatine çıkmaktadır.

Stephen’ın son iş seyahatinde Harvey pencereye birinin vurduğunu söyleyerek korkması üzerine Sarah’da tedirgin olur. Tüm bunların üzerine Stephen iş seyahatinden erken döner, arabayı garaja park eder, her zamanki gibi eve giriş yapar ve mutfakta kendine yiyecek ayarlar.

Sarah gerginliğinden sıyrılıp mutfağa gittiğinde ise hayatının şoku ile karşılaşır. Mutfakta Stephen’ın kıyafetlerini giymiş, stephen’in arabası ile eve gelip, Stephen’ın anahtarı ile kapıyı açıp eve girmiş, yüzü yanık bir yabancı vardır. İşin ilginç yanı ise bu yabancı stephen, Sarah ve Harvey’e dahil her şeyi bilmektedir.

Sarah olanlara anlam verememesi, ne yapacağını bilememesi yanında kocasının bu yabancı tarafından kaçırılmış ya da öldürülmüş olması düşüncesi ile kahrolmaktadır.

Sarah tüm bunlarla boğulurken eski arkadaşı Mark ( psikiyatrist kitabındaki kahraman) tesadüfen karşısına çıkar ve Sarah’ya yardım etmeyi kabul eder.

Stephen yerine geçen yabancı kim Stephen yaşıyor mu Bu yabancının amacı nedircevapları tabiki kitapta

Diğer kitaplarına nazaran oldukça aşağı seviyede kaldığını söyleyebilirim. Gerilim ve kurgu yok denecek seviyedeydi. Okuması kolay dili akıcı evet lakin diğer kitaplarına nazaran sanki yazılmış olmak İçin yazılmış bir kitap olmuş.
352 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Wulf Dorn'un Fobi’de yine eski kahramanı Dr. Mark Behrendt’e rol vermiş fakat neredeyse hiçbir fonksiyonu bulunmayan bir yan karakter gibi… Mark, asıl konuyla ilgisi bulunmayan kendi hikâyesini anlatıyor ancak bunun da sonunu getirmeyip, ucunu açık bırakıyor. Bu kitabın en sıra dışı özelliği ise bu defa olayların İngiltere’de yaşanması... Ayrıca Mark’ın geçmişi hakkında bazı detaylar vermesi.

Romanın konusu kısaca şöyle; kitap editörlüğü yapan Sarah Bridgewater bir süre önce garip bir fobiye kapılmış ve işini bırakıp eve kapanmak durumunda kalmıştır. Kocası Stephen ise sürekli şehir dışına çıkıp, zengin müşterilerinin talepleri doğrultusunda projelerini hazırlayan bir mimardır. Sarah, küçük oğlu Harvey ile evde olduğu bir gece, aşağı kattan gelen gürültüler duyar. Mutfağa indiğindeyse yüzü feci şekilde yaralanmış yabancı bir erkekle karşılaşır. Çok korkar ve adamın evinden çıkıp gitmesini ister. Ancak daha da ürkütücü olan, bu kişinin kocası Stephen olduğunu iddia etmesi ve tıpkı onun gibi davranmasıdır.

Özellikle ilk 150 sayfa büyük merak uyandırıyor ve heyecanla okunuyor. Ancak sonrasında kurgu ve öykü öylesine basitleşiyor ki tat vermemeye başlıyor. İlk baştaki beklentilerin hepsi boş çıkıyor; hatta kadının fobisi bile bir anlam ifade etmiyor, önemini ve ciddiyetini tamamen yitiriyor.

Eser, bazı sürprizler içerse de maalesef umduğum gibi değildi. Önceden Wulf Dornun diğer kitapları Fobi'ye göre daha iyiydi. Okumak isteyip seriyi bozmak istemeyenlere tavsiye edebilirim. Kitapla kalın dostlar

#kitaptanalıntıları

İnsan za­manını kendi yönetebiliyor ve uyku tutmadığı gecelerde işini yatağına bile götürebiliyor.

Siz insanlar bizim bölgelerimizi işgal ettiniz, o halde biz de buraları sizinle pay­ laşıyoruz. Ayrıca korkmuyoruz da artık çünkü başka türlü hayatta kalamayız.

Bana ne kadar öfkelensen de şu an durduğun yere benim sayemde ulaştığını lütfen unutma. Şimdiden çok şey başardın ve içindeki hapishaneden kurtuldun.

#kitapyorumu #okudumbitti #kitaptanalıntıları #arkakapak #fobi #wulfdorn #pegasusyayınları #psikolojikgerilimokuyorum #sayfa346
352 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Soğuk bir kış gecesi Sarah'ın kocasının arabası evin önünde durur. Sarah kocasını karşılamaya iner ama mutfaktaki adamın o olmadığını anlar. Yabancı eve arabalarıyla gelmiş, içeri kocasının anahtarıyla girmiş ve onun gibi giyinmiştir. Sarah'ın ise kocasıymış gibi davranan, yüzünde yara izleri olan bu adama inanmış gibi davranmaktan başka çaresi yoktur çünkü oğlu diğer odada uyumaktadır.
* * *
Okuduğum diğer Wulf Dorn kitaplarına kıyasla daha az beğendim. Merak unsuru ve gerilim bana yetersiz geldi. Sonunda da şaşırtan, "vay be!" dediğim pek bir şey olmadı. Ama kitabın verdiği mesajları ve toplumsal olaylara bakış açılarını takdir ettim.
352 syf.
·Puan vermedi
Bu tarz onca film onca kitap okuduğum için okurken sıkıldım. Zorla sonuna kadar okumayı sürdürdüm. Bir seriymiş sanırım ve çokta popüler ama benim sabrım sadece buna dayandı. Belki değişen tarzım da buna sebepti bilemiyorum.
352 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Fazla söze gerek yok.. Yine bir Wulf Dorn şah eseri... Psikolojik gerilim okumayi sevenler mutlaka okumali.. Iliklerinize kadar hissediyorsunuz anlatilanlari. Diğer kitaplarını da okuyacağım. Her briini edindim. Fevkalade
352 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Merhaba...
Özellikle ilk 150 sayfa büyük merak uyandırıyor ve heyecanla okunuyor. Ancak sonrasında kurgu ve öykü öylesine basitleşiyor ki tat vermemeye başlıyor. İlk baştaki beklentilerin hepsi boş çıkıyor; hatta kadının fobisi bile bir anlam ifade etmiyor, önemini ve ciddiyetini tamamen yitiriyor.
Eser, bazı sürprizler içerse de maalesef umduğum gibi değildi.
Geçmişte Wulf Dorn’un çok daha güzel kitaplarını (Şizofren ve Oyunbaz gibi) okudum.
Alman yazar Wulf Dorn son kitabı Fobi’de yine eski kahramanı Dr. Mark Behrendt’e rol vermiş fakat neredeyse hiçbir fonksiyonu bulunmayan bir yan karakter gibi…
Mark, asıl konuyla ilgisi bulunmayan kendi hikâyesini anlatıyor ancak bunun da sonunu getirmeyip, ucunu açık bırakıyor. Bu kitabın en sıra dışı özelliği ise bu defa olayların İngiltere’de yaşanması...
Ayrıca Mark’ın geçmişi hakkında bazı detaylar vermesi.
İyi okumalar diliyorum.
352 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Sarah, mutlu bir evliliği ve Harvey adında bir oğlu olan kendi korkularından dolayı evinde editörlük çalışmalarını sürdürmekte olan bir kadındır. Eşi Stephen ise sık sık mesleği gereği iş seyahatlerine çıkmaktadır...

Sarah bir gece oğlunun korkusu ile yüzleşmek zorunda kalır. Evinde eşi gibi davranan bir adam vardır. Yüzü tanınmayacak durumda olan bu yabancı, ona bilmemesi gerekenleri söyleyerek kendini ve oğlunu nasıl koruması gerektiği ile karşı karşıya gelmesini sağlar...

Sarah, yaşadığı olayı polislere anlattığında ona ne kadar inandıklarını kestirememektedir. Çocukluk yıllarını beraber geçirdiği arkadaşı psikiyatr olan Mark ise bir cenaze merasimi için tekrar Londra'ya geleceği için ondan destek istemekte bir sakınca görmemektedir...

Sarah, Mark'ın yaşadığı travmanın derinliğini bilmese de ona her zaman destek olacağından emin olarak evlerine giren yabancıyı araştırma konusunda ondan yardım alacağına emindir...

Araştırmalar derinleştikçe Sarah'ın yüzleşmesi gereken korkuların boyutu da değişmeye başlar. Bir yanda kayıp kocası ile ilgili öğrendiği gerçekler bir yanda kendi korkuları...

Mark ise kendi kayıplarını bir tarafa bırakarak bu zor süreçte hem kendi yaşamını hem de Sarah'ın yaşamını bir doktor ve bir dost olarak iyileştirebilecek mi sorusunun cevabını aramaktadır...

Yazarın, Psikiyatrist adlı eserini devamı olan bu kitabı da psikolojik gerilim eserler arasında yine en iyilerden bir tanesi...
Kader, kaprisli bir demiryolu makasçısı gibi. İnsanları bir araya getirip sonra ayırıyor. Canı isterse onları yeniden karşılaştırıyor. Üstelik bu karşılamanın yollarını insan en çılgın fantezilerinde bile hayal edemiyor.
Wulf Dorn
Sayfa 21
Ne yazık ki insanların çoğu yaşamlarının değerini ancak sona yaklaşırken anlarlar. Yakınıp dururlar. Her zaman mutsuzdurlar. Refah peşinde koşar, doymak bilmezler. Gerçek değerleri göremezler.
Hayatın cilvesi burada gizliydi: Neyin gerçekten önemli olduğunu anlayabilmek için bazen ağır darbelerin yaşanması gerekiyordu.
Wulf Dorn
Sayfa 90

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fobi
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053438168
Orijinal adı:
Phobia
Çeviri:
Regaip Minareci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Kapıları kilitle!
Korku soğuk hava gibi
İçeri sızmak istiyor…

Dondurucu bir kış gecesi kocasının arabası evin önünde durur. Sarah kocasını karşılamaya iner ama mutfaktaki adamın o olmadığını anlar. Yabancı eve arabalarıyla gelmiş, içeri kocasının anahtarıyla girmiş ve onun gibi giyinmiştir. Sarah’nın ise yüzünde yara izleri olan ve kendisine karısıymış gibi davranan bu adama inanmış gibi yapmaktan başka çaresi yoktur, çünkü altı yaşındaki oğlu Harvey yukarıda uyumaktadır. Kendisi ve oğlu kestiremediği bir tehlikenin ortasındadır. Kocası kayıptır. Sarah’nın kâbusu ve mücadelesi işte o gece başlayacaktır…

“Ürkütücü! Dorn okuduktan sonra insan ışığın değerini daha iyi anlıyor.” Bunte

“Dorn okuyucuyu büyülüyor ve korku dolu bu hikâyeyi gerçekte yaşıyormuş gibi hissettirmeyi ustaca başarıyor. Dâhiyane.”
Paul Cleave

“Wulf Dorn bu işi iyi biliyor. Abartılı bir dil kullanmıyor ve ucuz numaralara kalkışmıyor.” Süddeutsche Zeitung

“Çok zekice yazılmış, bir nefeste okunan bir roman.” Andreas Eschbach

“Almanya’nın en iyi psikolojik gerilim romancılarından biri.” Brigitte

“Wulf Dorn’un yazım sanatı hayatımızdaki deliliğin labirentlerinde gezinerek okuyucularına ipuçları bırakıyor ve gerilim türünü adeta
baştan yaratıyor.” La Stampa

“Heyecandan ve meraktan sizi uykusuz bırakacak nefes kesici bir gerilim.” Ruhr Nachrichten

Kitabı okuyanlar 2.039 okur

  • S.
  • ⛓I.M ALONE⛓
  • Tuğba
  • Fatmanur Turan
  • RoadNotTaken
  • Esma
  • Elifimm
  • Fidan Quliyeva
  • nazrin ibrahimova
  • Nuray Musayeva

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%7.3
13-17 Yaş
%21.8
18-24 Yaş
%21.8
25-34 Yaş
%19.4
35-44 Yaş
%22.6
45-54 Yaş
%5.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%88.4
Erkek
%11.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.5 (219)
9
%21.2 (163)
8
%23.7 (182)
7
%14.1 (108)
6
%6.4 (49)
5
%3.1 (24)
4
%1.7 (13)
3
%0.1 (1)
2
%0.7 (5)
1
%0.5 (4)

Kitabın sıralamaları