Bu kitap hakkında ne söylesem boş olur, kelimelerim bile yetmez. Öyle güzel bir kitaptı ki anlatamam bunu...
Beni böylesine etkileyen bir kitabı uzun zamandır okumamıştım sanırım.
Evli bir çift var ve Sarah'ın kocası sık sık iş seyahatlerine çıkan bir adam. Bir gece kocasının gelmesini beklerken, mutfaklarının ortasında yüzü yaralı bir adam bulur. Bu adam onun kocası olduğunu iddia eder ve Sarah'ın kocasının takım elbisesi bile adamın üstündedir. Bu olaydan sonra büyük bir gizem ve merakla okutuyor kitap kendini.
Okurken adamın amacı ne diye çokça sorgulatıyor kitap kendini. Yaralı yüzlü adamın yaptıklarını bir mantığa oturtmaya çalışıyor insan. Hele ki adamın hayat hikayesini kitabın sonunda okurken bir miktar sempati bile duymuş olabilirim. Çünkü bu kitapta kötü yok. Kendince doğru olanı yapmaya çalışan bir adam var. Bu yüzden kitap boyunca kafa karışıklığım sürdü. Kitabın sonunda herşey açıklığa kavuştu. Hatta asıl nefret ettiğim kişi Sarah'ın kocası olan Stephen oldu.
Yaralı yüzlü adam nam-ı diğer Bay Hiç Kimse'nin planları ve o planlarını belli bir amaç doğrultusunda hazırlamış olması çok ama çok akıllıcaydı. Her zaman bir adım öndeydi. Ve yaşadığı hazin son ise çok duygusaldı. Biraz gözlerim bile yaşarmış olabilir. (aslında baya gözlerim yaşardı çaktırmayın...)
Yazar psikolojik gerilim yazarı ama bence bu kitap psikolojik gerilim değil de dram barındırıyordu. Dram ve gizem bir aradaydı. Olay örgüsü muhteşemdi diyebilirim.
Bu kitabı herkesin seveceğine ben canı gönülden inanıyorum. Yazara ve bu kitaba bir şans verin derim.
Kitapla kalın.
Bugünkü kitabımız yine gerilim türünde, üstelik psikolojik ve korku eklentisiyle. Bu tarz kitaplar gerçekten çok kolay okunuyor çünkü dilleri basit ve oldukça sürükleyici. Her zaman söylediğim gibi
Wulf Dorn’un önce “Oyunbaz” ve daha sonra “Şizofren” kitaplarını okuduktan sonra devamının gelmesini isteyerek “Fobi”yi okumaya karar verdim. Tam yerinde bir karar olduğunu kitabı bitirdikten sonra anladım. Psikolojik gerilim’in harika savunucu adeta.
Her karaktere kızdığınız ama daha sonra olayın iç yüzünü öğrendikten sonra hepsine hak verdiğiniz muhteşem bir ikilem. Mutlu bir hayat sürmek isteyen bir adam ve buna imkan sağlamayan hayat. Ama herkesin aklında kalan tek soru: Adam hayattan mı intikam almak istiyor yoksa mutlu aileyi hak etmeyen adamlardan mı ? Orası da muamma…
Konusu itibariyle sürükleyici bir gerilim romanı olduğunu düşünmüştüm.Tam bir karakterin yaşadıklarına odaklandığım sıra diğer karaktere geçilmesi kitaptan kopmama sebep oldu.Hikayenin bağlandığı noktayı sevdim fakat benim için beklentinin çok altındaydı.
Wulf Dorn ........alman psikolojik-gerilim yazari...
Yazarın çok farklı ve ilgi çekici bı anlatım tarzı var. olaylar parça parça film şeridi gibi gözünüzün önünde canlanıyor.
Travma ......en iyi gerilim romanı yazarları arasında üst sıralardadır bana gore
Wulf Dorn ....
korkunç değil ve kitabın kapağıyla alakası yok sadece bir kaza oluyor ve o sırada oyuncak bir bebek vardı adam onu hatırlıyor sadece bu yüzden kabağı böyle .:)korku değil yazar kitapta kendi dinini ovmemis (abartılacak kadar ) islam konusundada yanlış hatırlamıyor isem musluman biri Allahuekber diyo sonra otobüs filan yanıyo öyle oturup islama sovmemis yani (ama bence bu ayrıntıyı eklemesi saçma olmuş )Ayrıca yazar müslüman değil o yüzden kendi dinini anlatıyor herkes müslüman olacak diye bişey yok!
Eve kocası gibi girip onun kıyafetleri ile onun gibi davranan tanımadığı kişi ile karşılaşması ile başlıyor kitap.Sarah, bir gece oğlu ile evde uyurken evin kapısının açıldığını duyar.Kocası iş gezisindedir ve onun erken döndüğünü düşünür.Çünkü kapıyı açanın çıkardığı sesler ve hareketleri aynı kocasının davranışlarıdır.Ama Sarah üst kattan aşağıya bakmaya indiğinde,hayatı çoktan kabusa dönmüştür.Eve giren adam kocası Stephen değildir,ama onun kıyafetlerini giymiş ve onun gibi davranan başka bir adamdır........Olay çözülünce şaşırıyorsunuz, tahmin etmeyeceğiniz bir şey çıkıyor. Ve yazarımız bize başka bir kitap daha yazacağının sinyalini de son bölümde veriyor. ......okumaya devam....
Yazarını uzun süredir duymuştum ama okumak bir türlü kısmet olmamıştı. Açıkçası kitaptan klasik bir suç-gerilim hikâyesi, cinayet, intikam ve katil gibi öğeler bekliyordum; fakat aslında kitap çok daha farklı bir yönüyle etkileyici. Psikolojik gerilim ve dram unsurları ağırlıklı, ama buna rağmen öyle akıcı bir anlatımı var ki, sayfaları merak ve gizemle çeviriyorsunuz.
Kitap boyunca karaktere kızdım, sinirlendim ve “Amaç ne bunun?” diye düşündüm. Fakat hikâyenin sonunda, karakterin hayat hikayesini ve motivasyonlarını öğrendikçe ona karşı hissettiklerim tamamen değişti. O an, karakterin yaşadıkları ve seçimleriyle ne kadar insani ve kırılgan olduğunu anlamak, kitabın bende yarattığı etkiyi daha da derinleştirdi.
Bu kitap, sadece sürükleyici bir hikâye sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insan psikolojisini, hayattaki seçimlerimizi ve empati kurmayı düşündürüyor. Hikâyenin dramatik yönü ve karakterin iç dünyası öylesine güçlü ki, okurken hem merakla ilerliyorsunuz hem de duygusal olarak etkileniyorsunuz.
Sonuç olarak, beklentimden farklı bir türde olmasına rağmen kitabı çok beğendim ve kesinlikle tavsiye ederim. Hem akıcı hem de düşündürücü bir deneyim arayanlar için ideal bir eser.
Roman mükemmeldi. Tamam kabul ediyorum bir psikatrist yada şizofren değildi ama yine de güzeldi. Sarah'nın hayatına girmek keyifliydi. Evine giren adamın aslında zararsız ve yardımcı olmak istemesi. Kendi hayatında kaybettiklerini Sarah'nın hayatıyla tamamlaması doğru değildi. Ama sanırım herkesin gerçekleri gösterme tavrı farklı. Aynen bizim katilimizinde yardımcı olma tavrı normalden çok farklı.
Efsaneliğin altına imza atar bu adam hayatımda ilk defa bu tarz bir kitap okudum ve sayesinde okumaya devam edeceğim.. Uslubuyla akışıyla sizi de etkilemeyi başaracak.
Fazla söze gerek yok.. Yine bir Wulf Dorn şah eseri... Psikolojik gerilim okumayi sevenler mutlaka okumali.. Iliklerinize kadar hissediyorsunuz anlatilanlari. Diğer kitaplarını da okuyacağım. Her briini edindim. Fevkalade
20 Nisan 1969 yılında Almanya'da dünyaya gelmiştir. Muhabir olarak başladığı yazın yaşamına kısa öyküler yazarak devam etmiştir. Kısa zamanda korku-gerilim türünde ses getiren eserler yazmıştır. Wulf, on iki yaşında kısa öyküler yazmaya başladı ve ilk yayınını on altı yaşında yerel bir gazetede yaptı. Sonraki yıllarda gazete, dergi ve antolojilerde öyküleri yayımlandı.
Tam zamanlı bir yazar olmadan önce Wulf, bir psikiyatri terapisti ve klinik araştırmacı olarak çalıştı. Yirmi yıl boyunca zihinsel engelli insanlara mesleki rehabilitasyon ve iş koçluğu yaptı.
Wulf Dorn, Jan Forstner, Mark Behrendt, Doro Beck, Simon Strode, Robert Winter gibi karakterler yarattı. Psikolojik gerilim romanları uluslararası en çok satanlar haline geldi ve ona En İyi Uluslararası Roman dalında Fransız Prix Polar da dahil olmak üzere pek çok ödül kazandırdı.
Ekim 2009'da, ilk gerilim romanı TRIGGER, büyük bir başarı elde etti; psikiyatrist Ellen Roth'un büyüleyici hikayesi birçok dile çevrildi ve dünya çapında bir milyondan fazla sattı.
Wulf, yazılarının yanı sıra David Bowie, Mario Puzo, David Lynch, Francis Ford Coppola ve Jack the Ripper'ın metinlerini Almanca'ya çevirmiştir.
Aynı zamanda sesli kitap anlatıcısıdır ve Iris Berben, Anna Thalbach, Bibiana Beglau, Ekkehardt Belle, Benno Fürmann ve Alman punk efsanesi Bela B gibi oyuncularla sahne okumaları yapmıştır.
Wulf ve eşi Anita, Güney Almanya'da yaşıyorlar.