Menekşeli Mektup

8,5/10  (90 Oy) · 
309 okunma  · 
90 beğeni  · 
2.787 gösterim
O büyük bahçeli güzel ev sokağın ucunda idi. Bazıları villa diyor.
Postacı eve kadar uzanıp oradan kıvrılarak yokuşu inen ve sahile kavuşan caddeden gitmiyor; kahvenin önünden başlayıp aşağılara doğru otlar, çalılar arasında kaybolan keçi yolunu tercih ediyordu.
Kim açmış bu yolu?
Kahve ile mescidin aşağı sokaktan gelen müdavimleri olabilir. Çünkü kestirme bir yol. Az yokuş ama mesafeyi epeyce kısaltıyor.
Postacı çimen-çiçek kokularını içine çekerek bu yoldan inmeyi seviyor. Arada bir çalıların içinden bir kuş havalanırsa yüreği pırr ediyor. Uçup giden ve ufukta kaybolan bir kuş...
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789759953065
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:
Şeyma Öztürk 
 03 Şub 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Menekşeli Mektup...
Ne kadar hoş ve zarif bir isme sahip. Ismi kadar kapağı da naif. Hele ki kitaba ismini veren hikâye, ne güzeldin sen.

Mustafa Kutlu; kitabında yer alan Menekşeli Mektup, Hacca Gidebilmek ve Kar Üstüne Kan Damlar isimlerini verdiği üç ana başlıkla çıkıyor karşımıza. Kar Üstüne Kan Damlar isimli bölümde iki ayrı hikâye yer alıyor. Öncelikle bir postacının hikâyesinin konu edildiği Menekşeli Mektup'la başlıyor kitap. Sıradan bir insanın başkalarının hayatlarına ufak dokunuşlarla ne büyük güzellikler kondurduğuna şahit oluyoruz bu hikâyeyi okurken. Hacca Gidebilmek isimli bölümde ise bir iyilik halkası kuşatıyor okuyucuyu. Hem ibadet hem ticaret için hacca giden bir amcamızın başından geçen hadiseleri anlatıyor yazar. Anlatılanların ilgi çekiciliğinin yanı sıra okurken verdiği mutluluk hissi bambaşka. Son bölümde ise kısa bir aşk hikâyesi ve Erzurum'daki bir Türk askerinin dramı yer alıyor.

Kitabın Menekşeli Mektup ve Hacca Gidebilmek isimli hikâyelerini fazlasıyla beğendim. Ki zaten kitabın 135 sayfası bu hikâyeler için ayrılmış. Son kısımdaki hikâyeler bana fazla yalın geldi. Yazar yine bizi güzel insanlarla tanıştırıyor hikâyelerinde. Başkalarına yardım etmeyi, el uzatmayı hayatlarına düstur edinen ve bundan asla yüksünmeyen güzel insanlar... İyi insanlarla çevrili bu satırları okurken Anadolu'yu anımsıyor insan. Kötülüğün fazlasıyla hakim olduğu bu çağda bile Anadolu'nun pek çok köşesinde yaşayan ve kalbindeki iyilik ateşini söndürmeyen kıymetli insanlar. İşte yazar da tam bu noktada bir alıntıyla sesleniyor okuyucuya:

"Dünyada böyle insanlar var. Ve herhalde Cenab-ı Hak bunların yüzü suyu hürmetine bizleri aç açık bırakmıyor."

Kitabı okuduktan sonra huzurlu bir ruh haline bürünmemek elde değil. İçimizden birileriyle bizleri tanıştıran, özümüzde ve tarihimizde her zaman var olan iyilik duygusunu her defasında alevlendiren, bir çırpıda okuyabileceğimiz birbirinden hoş hikâyelerle bizleri buluşturan bu adamı seviyorum. Var olsun! :)