Tirende Bir Keman

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.311
Gösterim
Adı:
Tirende Bir Keman
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955533
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Türk hikâyeciliğinin usta kalemlerinden Mustafa Kutlu, Tirende Bir Keman adlı son kitabıyla okurlarıyla buluşuyor. Kimi zaman güldüren çoğu zaman da hüzünlendiren musikişinas bir baba-oğulun hikâyesi, okuyanların yüreğine dokunacak türden… Her hikâyesinde olduğu gibi Türk toplumunun duygu ve düşüncelerine ayna tutan Kutlu, hayat verdiği karakterlerle bize insanlık hâllerini anlatıyor.

Hayal kırıklıkları karşısında sonu gelmeyen tiren yolculuklarına çıkan Kenan ve yolculukta onu yalnız bırakmayan oğlu Sadullah... Gerisi ise istasyonları doldurup boşaltan yolcular misali hayatlarına girip çıkmış insanlar… Değişmeyen şeyler de var elbette: Yanlarından ayırmadıkları keman ve dillerinden düşürmedikleri şarkılar. Bir de hasret ve gurbet… Ellili yılların havasını taşıyan bu şarkılarla Yeşilçam filmi tadındaki hikâyeyi Mustafa Kutlu`nun kaleminden okuyacaksınız
152 syf.
Mustafa Kutlu, Türk hikayeciliğinin özel isimlerinden birisi. Benim onun kitaplarıyla tanışıklığım üniversite yıllarıma dayanır. Ya Tahammül Ya Sefer ve ardından Yoksulluk İçimizde… O zamanlar az yazardı. 2000 yılında çıkan Uzun Hikaye’yle birlikte bir geleneği de başlatmıştı ve her sene bir kitabı çıkar olmuştu. Güzel hikayelerdi; Kutlu’nun üslubunu taşıyan, iyi hikayeler. Bunlar arasında Beyhude Ömrüm ve Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı bence diğerlerinden birkaç basamak daha üstte idi ama hiç biri Uzun Hikaye’nin yerini tutamıyordu. Elbette bu benim şahsi görüşüm.

2015, yeni bir Kutlu kitabını da beraberinde getirmiş. Getirmiş diyorum çünkü Mustafa Kutlu, kendine has okur kitlesi nedeniyle öyle pek reklam, tanıtım, röportaj gibi şeylerle uğraşmaz. Onu arayan, bulur. Nitekim ben de buldum. Yeni kitabın ismi ‘Tiren’de Bir Keman’ idi. Kapağında yine Uzun Hikaye’nin filmi çekilmeden önceki baskılarında olduğu gibi trenli bir fotoğraf vardı. Belki de bu bir işaretti. Öyle ya, ben bir türlü Uzun Hikaye’ye denk tutamıyordum hiç birini. Ancak bu defa olmuş. Bu hikayeyi çok beğendim, fazlasıyla da etkisinde kaldım.

Mevzumuz, müzisyen bir ailenin üç kuşağının hikayesi. Kemancı Sadullah var ama esas oğlan onun oğlu Kenan. Usta bir kemancı ve yakışıklı bir adam olan Kenan’ın da bir oğlu olacak ve ona babasının adını verecek. Ancak Sadullah yerine Sado olarak bilinecek daha çok. İşte bu sanatkar ailenin yaklaşık otuz yıllık serüveni var bu hikayede.

Üslup, yine Mustafa Kutlu üslubu. O, hikayelerini oturup adeta bir solukta yazarmış. Öyle geri dönüp, düzeltmeyle falan da uğraşmazmış. Tıpkı, sohbet eder gibi. Hani, uzun yıllar görmediğiniz bir tanıdığınıza denk gelir ve sorarsınız ya, ‘ne var ne yok?’… Hani, o da başlar anlatmaya, böyleyken böyle oldu… İşte tam o kıvamda; Uzun Hikaye gibi yani…

Tirende Bir Keman’da gazinolar ile pavyonlar arasında gidip gelen, sanatçı ruhlu ama kara bahtlı insanların dünyasına gidiyor Kutlu. Birbirinden güzel sanat müziği eserleriyle üstelik. Mahurdan hüzzama; Muallim İsmail Hakkı Bey’den Yahya Kemal’e…

Bazı kitaplar beni çok etkiler. Günlerce tesirinden kurtulamam ve bunlar genelde hüzünlü kitaplar olur. Konuyla ilgili çok fazla ayrıntı vermek istemiyorum ama burada da aynısı oldu. Mustafa Kutlu, Tirende Bir Keman demiş, bense yürekte tüter duman diyorum. Çünkü içimde yangınlar çıktı, üzüldüm, hem de çok üzüldüm.

Kutlu’nun başarılı üslubu kitabı çabucak okunur hale getiriyor. Bölümler kısa tutulmuş, dil tamamen sohbet tarzında kurgulanmış ve hiçbir şekilde sıkmıyor. Dediğim gibi, kitap okumaktan çok bir sohbeti dinliyormuş gibisiniz. Yorulmuyor, zamanın geçişini anlamıyorsunuz. Bir güne sığdırabilirsiniz kitabın tamamını.

Bu bir uzun hikaye, hem tür olarak hem de özel manada…

Son olarak, kitaba başlamadan evvel tamamen bir rastlantı olarak Şekip Ayhan Özışık’ın uşşak makamındaki eseri, Unutamam Seni’yi dinlemiştim. Kitabı okurken aklımda hep o sözler vardı ve şimdi ben ‘Tirende Bir Keman’ için, ‘Gün gelir de beni unutursun demiştin (…) Ne ben seni unutabildim, ne bu derdimi avutabildim (…) Unutamam seni, unutamam… ‘diye seslenmek geliyor içimden…
152 syf.
Not: İkinci paragraftan itibaren spoiler içerir, yine de okumanızı tavsiye ederim.

Not2: Kitap bittikten hemen sonra yazmıştım bu yazıyı. Kitabın etkisiyle şairleşmişim birazcık, mazur görün :)

Kütüphanede oturuyorum. Sessiz sakin bir yer burası. Tek başıma olduğumu sansam da yanılıyorum. Binlerce insan var karşımda. Hepsinin kendince hayat öyküsü var, bazıları birbiriyle bağlantılı... Hepsi bir şeyler anlatıyor aslında, öykülerinin dinlenilmesi için can atıyorlar. Çok ses var sanmayın, aksine kulağıma gelen tek ses ileri geri ittirilen sandalye sesi, o da benim tarafımdan...

Binlerce öykünün arasından yalnızca birine odaklanıyorum. Bir kedi, adı Keş. Bir keman, bahtsız bir keman bu, üç adam ve üç genç kadın... Çivi çiviyi nasıl söker? Bir kedinin adı neden Keş olur? Nasıl ağlar bir keman, nasıl ağlatır? Bir anne nasıl bu kadar acımasız olur? Bir adan başına gelecekleri bildiği hâlde neden hiçbir tepki vermez, kaderine boyun eğer? Kader birden fazla kez yazılabilir mi? Bir keman nasıl da şahit olur ölümlere, nasıl da sebep olur? Bir tren, nasıl susabilir cinayet karşısında? (Trenler konuşmazdı, değil mi? Tamamen benim hatam.) Bir hikaye, diyorum. Bir hikaye, nasıl olur da barındırabilir bu kadar acıyı?

Karşımdaki, hikayesini anlatmak için çırpınan bir kitaptan başka bir şey değil. Böyle dediğime bakmayın, bir kitap deyip geçmek çok yanlış olur. Konuşabiliyorlar. Ellerindeki o hançeri; kalplerinden çıkarttıkları, kalplerini delip geçen o hançeri, usulca boynuma değdiriyorlar. Yüzleri acıdan ötürü duygusuz, kalplerinden akan kanla beraber yavaşça süzülüyor duyguları. Dikkatli bakınca kan akmadığını, yalnızca duygu süzüldüğünü fark ediyorsunuz. Kitap karakteri sonuçta, nasıl insan vücudunun gösterdiği tepkileri gösterir, değil mi? Hayır. Haksızım. Burada, benden daha canlı kitap karakterleri söz konusu...

Kendimle çelişmem garip hissettiriyor size, değil mi? Hayatım bir münazara... İki grupta da ben varım. Tartışılan konu benim, tartışmacı benim, tartışma benim... Çelişki, benim aslında. Çelişki bittiği an biterim.

Her neyse, konu çok dağıldı. Hançer boynumda, karşımda duygusuz adamlar var ve ben ne yapacağımı bilmiyorum. Sayfalar çevrildikçe yara izim derinleşiyor. Kan akmıyor ama, garip bir his bu. Onların dünyasında kanı akmayan, cansız olan benim ama hançeri bedenimde hissettiğime yemin edebilirim.

Yazı uzayıp gidiyor ama nasıl konuşacağımı, nasıl konuşabileceğimi bilmiyorum. Hikayedeki tren rolünü üstleniyorum sebepsizce, o karakteri yakıştırıyorum kendime. (Evet, trenler de karakter olabilir.) Susuyorum bu kadar olay karşısında, sessizce rolümü yerine getiriyorum.
152 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Bu kitap; tek bir hüzünlü anıyı hikaye etmiyor, içinde 3 kuşak müzisyen ve "kederli kaderleri" var.
Tam bir Türk filmi hikayesi diyebiliriz. Mustafa Kutlu nun eşsiz uslübuyla da tadından yenmiyor.
Ama uyarıyorum, bu kitabı okurken boğazınıza düğüm oturacak.
152 syf.
"Zaten unutacağını sanmıyor. Ne demiş şarkı:
Ben seni unutmak için sevmedim..." Mustafa Kutlu nasıl bir hikaye bu.
O keman ,hep gönül telllerini titretecek şarkılar çaldı kitap boyu.
Bu kadar acı, bu kadar keder bir kemanı bile paramparça eder.
Okuduğum en güzel ama en kederli Kutlu hikayesi oldu.
Okurken dedim bu kadar da olmaz be üstat bu kadar acı ince bir kitaba sığmaz...
152 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bu trene binip binmemekte tereddütünüz varsa şayet geç kalmadan bir bilet alın derim. Zaten bu akıcılıkla varmak istediğiniz yer inanın sandığınızdan çok daha yakın olacak!
152 syf.
·Puan vermedi
her zaman okuduğum ve beğendiğim Mustafa kutlunun çok güzel bir aşk hikayesini anlatıyor.şöhret uğruna kadın aşkından vazgeçse de adam hiçbir zaman vazgeçmez.okumanızı tavsiye ederim.
152 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Kısa cümleler ve yalın diliyle kitap ilk başta Türk Filmi tadında olsa da, toplumumuzun  duygu ve düşüncelerine ayna tutmuş.

Hayatın bir yerden diğer tarafa savurduğu insanların hüzünlü bir hikayesi...
152 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Konya Ankara arasında tren yolculuğunda bitirmiştim ismine ve mekana münhasır bir olay olmuştu çok güzeldi.
Neyleyim köşkü neyleyim
Sarayı içinde salınan
yar olmayınca.
152 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitap inceleme yazısı

Kitap adı: Tirende bir keman
Yazarı. : Mustafa Kutlu
Yayınevi : Dergâh Yayınları
Baskı. : 3.baskı /152 sayfa

Bu Mustafa Kutlu'dan okuduğum ilk kitap.
Bir hikâye. Hikâye dediysek, kurt tilki hikâyelerinden değil tabi.
Umduğumdan fazlasını buldum kitapta.
Sade bir yaşam, sevgi, aşk, vefa derken şöhret ve zenginliğin kirlettiği / mağdur ettiği bir yaşam öyküsüyle sürüyor.
Sanat, zevk, ihtiyaç ve estetik ölçülerini kaçıranların akibetinin, yürüdüğü çıkmaz sokağın resmidir bu.

Neşe, hüzün, düşünce, ibret, gözyaşı buluşmuşlar hikâyede. Hikâye de olsa içi burkuluyor insanın. Farklı bir deneyim, gözlem olsun düşüncesiyle okumalarıma bu tür eserleri de serpiştiriyorum.
Çehov ve Aytmatov'un hikâyeleri çok fazla ilgimi çekmedi. Mustafa Kutlu'nun toplumsal kurgusu ve halk diliyle anlatımlarını gönül ve düşünce dünyama daha yakın buldum.
Hele bir de Türk Sanat müziğine ilginiz varsa, kitap ilmek ilmek nağmelerle inliyor.
Hayat bu, iniş ve çıkışlarla dolu.
İyi bir sürücüsün sen kimseye çarpmazsın da gelip sana çarparlar. Kimseye taş atmazsın fakat bir gün camının kırık olduğunu görürsün.
Haset, kıskançlık, çekememezlik; hayır ve başarıyla ilerleyenin yoluna dikenli tel çeker.
Neşe hüznün kardeşi, ölüm yaşamın gerçeği.
Maksat iyi bir iz, unutulmaz anı, hoş bir sadâ bırakabilmek.
Hikâyedeki ayrılığa gönlü, gözü dayanamayan, gerçeğine nasıl dayansın.
'Göze yaş da lâzım" diyenlerdenseniz okuyabilirsiniz bu eseri.
Dünya da bir tren gibi işte. Bindik ve hepimiz bir gün ineceğiz. Var mı sonsuza dek makinist veya yolcu kalan?
Ali Rıza Malkoç
10.03.2018
#armozdeyis
152 syf.
Bi solukta okunup bitirilesi, Türk filmi tadında bi eser.
Mustafa Kutlu ile tanışmam "Uzun Hikaye" ile olmuştu. Hoş kitabından evvel, Uzun Hikaye filmini izlemiş, çok çooook beğenmiştim.

Bu film acaba hangi kitaptan uyarlanmıştır diye hiç düşünmemiştim...
Ta ki sahafta "Uzun Hikaye" adlı kitabı görene kadar. Bu kitapta neyin nesiymiş diye elime aldım ki, kitabın kapağında o filmde yer alan isimlerin fotoları.. İşte o an dedim; demek ki bu kitap o filmi anlatıyor. Ve öylece başladı Mustafa Kutlu ile tanışmam. Ve iyi ki tanımışım bu yazarı. Kalemini çok ama çok sevdim.

Neydi ya o filmin sonunda çıkan şarkı öyle..? Film zaten almış beni götürmüş...
O odun halim olmuş oduncuk.
Bende bi duygu yoğunluğu.
Ne güzel bi şarkı.
Ne de güzel film.. Offf ki ne off...

Aman neyse gece gece efkarlanıp, duygulanmanın bi anlamı yok..

Herkese;

İyi Geceler, İyi Okumalar
152 syf.
·2 günde·8/10
Dertli bir kitap, hüzünlü bir son...
Sanki bir filmden sunulan kısa sahneler...
Hızla başlayıp biten hayatlar..
Aslında her şey bu kadar basit.
Elde var; üç-dört ölü, zemherinin ortasında bir adam, karın altında dertli keman.
152 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Başından sonuna kadar nefis bir anlatım. Kendi içine hapseden bir hikaye. Tüm duyguları yaşayan kahramanlarla aynı hisleri paylaşmak. Kitap bittiğinde çok kalın bir kitap okumuş kadar yoğun bir anlatımı hikayesi vardı. Sıkılmadan, hayretle, heyecanla, hüzünle okunacak bir kitap.
Mustafa Kutlu'nun okuduğum 2. Kitabı ve diğerlerini okumak için sabirsizlanıyorum.
İnsanoğlu nasıl acımasız.
"Bul birini sefanı sür."
Kolaydı sanki. O kadar hatırayı ne yapacağız. Her şarkı onu hatırlatıyor. Her çiçek, her çocuk, her bulut, her kuş.
Kolaydı sanki. O kadar hatırayı ne yapacağız? Her şarkı onu hatırlatıyor. Her çiçek, her çocuk, her bulut, her kuş...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tirende Bir Keman
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759955533
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Türk hikâyeciliğinin usta kalemlerinden Mustafa Kutlu, Tirende Bir Keman adlı son kitabıyla okurlarıyla buluşuyor. Kimi zaman güldüren çoğu zaman da hüzünlendiren musikişinas bir baba-oğulun hikâyesi, okuyanların yüreğine dokunacak türden… Her hikâyesinde olduğu gibi Türk toplumunun duygu ve düşüncelerine ayna tutan Kutlu, hayat verdiği karakterlerle bize insanlık hâllerini anlatıyor.

Hayal kırıklıkları karşısında sonu gelmeyen tiren yolculuklarına çıkan Kenan ve yolculukta onu yalnız bırakmayan oğlu Sadullah... Gerisi ise istasyonları doldurup boşaltan yolcular misali hayatlarına girip çıkmış insanlar… Değişmeyen şeyler de var elbette: Yanlarından ayırmadıkları keman ve dillerinden düşürmedikleri şarkılar. Bir de hasret ve gurbet… Ellili yılların havasını taşıyan bu şarkılarla Yeşilçam filmi tadındaki hikâyeyi Mustafa Kutlu`nun kaleminden okuyacaksınız

Kitabı okuyanlar 563 okur

  • Hacer
  • Nemesis
  • Mrvyvz
  • Yusuf Çelik
  • Ayşegül Çelik
  • Zahid
  • Fthllh Erçelik
  • Mustafa ali kamalak
  • Hatice
  • Melek Bekrek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%11
18-24 Yaş
%20.9
25-34 Yaş
%35.2
35-44 Yaş
%18.7
45-54 Yaş
%5.5
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.8
Erkek
%28.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.1 (52)
9
%20.4 (33)
8
%21.6 (35)
7
%13.6 (22)
6
%7.4 (12)
5
%1.9 (3)
4
%1.2 (2)
3
%1.9 (3)
2
%0
1
%0