Sen Öyle Çağırmasan Ben Böyle Gelmezdim

Nar Ağacı

Nazan Bekiroğlu
Tahmini Okuma Süresi:
15 sa. 11 dk.
Sayfa Sayısı:
536
Basım Tarihi:
Ağustos 2025
İlk Yayın Tarihi:
2012
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9786050807073
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

KANLA TEMİZLENEN DÜNYA!
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2024 87. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2024 12:53
Aşk romanı mı? Tarih romanı mı? Seyahatname mi? Fantastik mi? Biyografi mi? Sanırım hayat romanı, hayat kadar gerçek bir hikaye. Nar Ağacı , edebiyattan keyif alan, ağdalı cümleleri seven, yaşanmışlıkları seven okuyucular için okunmazsa olmaz eserlerden. Fantastik anlatım tarzı ile anlatıcı dedesi ve ananesinin birleşen hayatını fotoğraflardan kendi tabiri ile gölgeleri olarak iki ırmağın birleşmesi gibi mükemmel anlatıyor. Muhacir torunu olarak dedemden dinlediğim hikayelerin zorluklarını anlamadığımı bu kitabı okuyunca anladım. Muhacir aileler kitabı okuduğumda ne demek istediğimi anlayacaktır. Kelimelerin gücü bu kitapta sizi esir alacak kadar güçlü. Bir kadının bütün bir sülalenin geçmişi gibi geleceğini de rehin alan kaderleri değiştiren kararı ile toplumsal baskı ile neler yaşanabileceğini tekrar tekrar görüyoruz. Nişanlısını başka bir erkek için terk eden Azam, Setterhan için var olma, yok olma çaresizliği yaşatıyor. “Oysa hayat çok kabaydı ve insan bunun bir adım sonrasının cinnet ya da ölmek olduğunu fark ettiği anda "Dur" diyordu kendisine, "Dur ve her şeyi unut. Sana yapılanı da senin yaptığını da unut." Yaşama dönmek için ölümün kıyısına gelmesi gerekmişti.”S:374 Hikayedeki karakterlerin hayatın karşısına çıkardığı zorluklara direnmesi ve dayanmaya çalışmaları iliklerime işledi. Setterhan ve Zehra’nın iki ırmağın bir ırmak olması, gürleyen ırmakların durulması. Durulan ırmakların ya geçmişlerinde kalanlar… “.. Ama şu yürek ve şu gözlerin gördükleri,şu kulakların işittikleri var ya, bir parça unutmak uğruna daha fazla acıtacak her belaya dünden razılardı.” S:376 Dünyamızda özellikle coğrafyamızda bitmeyen savaşlar yurtlarından kopan, kopmak zorunda kalan insanların hayatlarına bir nebze anlayabilmek, empati yapabilmek adına çok önemli bir eser. Nazan Bekiroğlu
Edebiyat
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
Nar Ağacı - N. BEKİROĞLU /İnsan içinden yenilenmeyince dışından eskir.
10/10
·536 syf.··
2023 76. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2023 23:57
Ah, nasıl mümkün şimdi seni unutmak! Nasıl mümkün okumadan önceki hâle dönmek. Oysa "Hangi hikâye başladığı yerde bitmemiş ki?" idi son cümlen... Benim seninle olan hikayem başladığım yerde bitmedi. Seni okuyan benle önceki ben asla aynı yerde olamam... Hiç, bir resmin sizi alıp geçmiş yıllara sürüklediği oldu mu? Bir albümü kurcalayıp fotoğraftaki yıllarda buldunuz mu kendinizi? O yılları anımsamaya, eksikleri, gidemediğiniz yerleri hayallerinizle doldurmaya kalktınız mı? Hiç, bir büyüğünüze benzettiler mi sizi? Onlardan aldığınız huylarınız oldu mu? Yaşamlarını merak ettiğiniz, hikayelerini öğrenmeye can attığınız atalarınız? Nar Ağacı Fotoğraflar eşliğinde tarihin tozlu sayfalarına yolculuk... Öyle bir yolculuk ki Trabzon, Bakü, Tebriz, Taht-ı Süleyman, Isfahan, Şiraz, Yezd, Batum, Tiflis, İstanbul... Her şehir başlı başına bir dünyaydı ve her kahraman o dünyanın yükünü sırtında taşıyan, dünyadan yaralı bir varlık. Yalnızca insanlar mı, şehirler bile yaralı... Kimden, hangi şehirden, hangi olaydan başlayacağımı o kadar bilmiyorum ki... Bir kitap bitirdim, binlerce kitabın yükü omuzlarımda sanki... Ey aşk... Mecnûn'u çöllere düşüren, Ferhat'a dağları deldiren, Aslı'ya "Aman Kerem, beni rüsva eyleme!" dedirten aşk... Settarhan'ı diyarından eden, Azam'ı başkasına yâr eden, Zehra'yı bulduran, İsmail'i öldüren, Din, iman, ferman dinlemeyen aşk... Kimi hayatlar vardır, ne kadar farklı yönlere giderlerse gitsinler birleşmektir kaderleri. Böyle bir yolculuk işte bu kitaptaki... Uzun uzadıya olayları anlatmak, eseri özetlemek değil niyetim, bende uyandırdığı duyguları verip bu efsunlu yolculukla sizi başbaşa bırakmak... Ama uyarmadı demeyin, bir çıkan pişman bu yolculuğa, bir de çıkmayan. Zira öyle yollar aşıyorsunuz ki yalnızca yaşaması değil okuması bile
Edebiyat
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
Ben bu hikâyeden sessiz sedasız nasıl çıkıp gideceğim?
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 20:33
Ahh! Ne güzel kitaptın sen Nar Ağacı... Seni o kadar çok sevdim ki ne söylesem yetersiz kalacak, kelimeler hissettiklerimi anlatmaya yetmeyecek. Oğuz Atay'ın da dediği gibi "Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor." Yazmazsam da bu hikaye sanki benim için hiç bitmeyecek, ben bu hikâyeden sessiz sedasız çıkıp gidemeyeceğim. Kitap bitti ama bende bıraktığı his ayrılık acısı... Sevdiğin birinden ayrılırsın ve o eksiklik içini acıtır ya hani öyle işte... Okurunu bu derece içine çeken etkileyici bir romandı Nar Ağacı. Yazar kendisi de öyle çok sevmiş ki bu kitabı, o da ayrılmakta güçlük çekmiş, vedayı geciktirmek için her şey açıklığa kavuşmuş olsa da, kitabın sonuna Son-Ra diye bir bölüm eklemiş... "Ve bu ısrarım, bir romandan ayrılmanın acısına dayanamadığımdandır." s:533 O bölümü yazma sebebini ise bu cümle ile açıklamış. Nar Ağacı, anlatıcının kendi köklerinin nereye, hangi olaya dayandığını merak etmesiyle başlıyor. İranlı dedesinin ve Trabzonlu anneannesinin yolları acaba nasıl kesişti de biraraya geldiler, evlendiler ve Trabzon'da yaşamaya başladılar, dedesini İran'dan Trabzon'a hangi rüzgar atmış da gelmiş sorularına cevap arıyor. Settarhan dedesinin hikayesini merak ediyor ama dedesinden kalan sadece beş, altı fotoğraf birkaç parça eşya. Bir gün yazar fotoğraflara bakarken kendisini 1900'lü yılların başında Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşı yıllarının Trabzon'unda buluyor. Şehir aynı şehirdir ama bir bakıma farklıdır da. Anneannesi Zehra'nın gençlik yaşlarına görünmeyen gözlemci oluyor. Ardından bir başka fotoğrafa bakıyor bu defa dedesi Settarhan'ın gençliği ile birlikte Taht-ı Süleyman, Tebriz, Batum, Bakü'yü görüyor. Kitapta hep bir yolculuk var, hem zamanda hem mekanda... Zehra ve Settarhan... Birini savaş, birini kırık bir kalp yola çıkarmıştır. Bir
Edebiyat
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2024 18:58
Nazan Bekiroğlu kalemini ince ince işlerken satırların zerafeti ile ortaya etkileyici bir göç hikayesi koymuş. Yazarın konuları öyküleştirmesi kitaba ayrı bir güzellik katmış. Aslında bir aşk hikayesinden öte kavuşamamanın öyküsü Nar Ağacı. Yazar manevi olarak da insanların yaşadığı sıkıntıları çok güzel dile getiriyor. Hem aşkı , hem tarihi hem de masalsı anlatımı ile çok güzel harmanlamış ve ortaya böyle güzel bir eser çıkmış. Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...
Edebiyat & Roman
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
Puan vermedi·536 syf.·
2025 168. kitabı
Nâr Ağacı” Sözünde ne var biliyor musun? Zamanın derin kuyularından yankılanan bir ses, Fars semalarında, rüyadan kopup gelen bir Hayalin kıvrımlarına sinmiş rüzgar. Ve Tebriz’den, Taht-ı Süleyman’dan, Trabzon’un Nâr dallarına uzanan bir hikayenin kadim soluğu… Kafkas Dağları’nın gölgesinde usulca yürüyen bir seyyahın kalp atışları gibi. Bir fotoğrafın buğusunda zaman eriyor, Bir mektubun satır aralarında kader yeniden yazılıyor. Cümlelerinde, Şalına sığınmış bir yağmurun sıcaklığı, Tarihin taş sokaklarında, yankılanan seferberlik nidaları, halı tezgahında sessizce atılan ilmiklerin ritmi, Püruzlarda saklı, kusurla kemale yürüyen bir hikâye. Ey Nar Ağacı… Köklerin, Tebrizli bir tacirin sessiz duasına, Dalların, Karadeniz kıyılarında bekleyen bir kadının sabrına uzanır. Senin hikayende ateş, bir ağaca dönüşür Zerdüşt ateşgâhında alevler dallanır budaklanır, Gözleri kamaştıran bir sır gibi göğe yükselir. Setterhan’ın uzak diyarlardan getirdiği firuze yüzüğün ışığında,
Düşünce
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
Gün'den sıyrılıp dün'de gezinen seyyahla yolculuk
9/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2025 10:51
Hangi hikâye başladığı yerde bitmemiş ki? s:536 Bu alıntı ile okumayı tamamladım ama bu hikaye başladığı yerde bitmek bir yana bitmek bilmeyen bir özelliğe sahip. "Trabzon, Bakü, Tebriz, Taht-ı Süleyman, Isfahan, Şiraz, Yezd, Batum, Tiflis ve İstanbul arasında Settarhan' ın atı Serbülend' le diyar diyar dolaşıp, olan ama bitmeyen zamanda kahramanların biteviye yaşanıp duran hayatlarına tanık olmak istiyor insan. Bu sebeple olsa gerek bu hikaye bende yaşamaya devam edecek. Ben, bu hikâyeden sessiz sedasız nasıl çıkıp gideceğim? s:455 Romanda ayrılık, hasret, çaresizlik, ölüm gibi karanlıkların yanında rengarenk halı desenleri [çivit mavisi (Nişabur’un çividi), lâl kırmızısı (Isfahan’ın gülleri), çöl sarısı (Tebriz’in güneşi)] sizi karşılayacak. Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim. Ben böyle çağırmasam sen öyle gelmezdin. s:508 Sessiz seslenmelere dilsiz konuşmalara şahitlik edeceksiniz susarak... İnançların, savaşların, aşkların, mantığın insanları nasıl bir arada tuttuğu ya da insanları nasıl acımasızca ayırdığına tanık olacaksınız. ...petrol fıçısı, encamı bir kıvılcıma bakıyordu. Bir kibrit, petrol denizini tutuşturmaya yetip artacaktı. s:293 Nerdeyse tüm dünyayı etkileyecek olan savaşların başlaması da böyle olmuştu. Savaşların tüm acımasızlığıyla getirdiği yıkımı ve geçmişi nasıl yok ederek geleceğe bile ne kadar sönük bakılmasına sebep olduğu okura adeta yaşatılıyor. Okuyun okutun :)
Edebiyat
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
BİR BAHAR İNCELEMESİ...
Puan vermedi·536 syf.··
2022 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2022 04:09
Bir seyahatname... Haydi seyahat romanı diyelim. Ama “nereden nereye?” Sorusunun cevabını nasıl vereceğiz. Dünden yarına mı? Hayalden gerçeğe mi yoksa gerçekten hayale mi... Belki de, sadece gerçekten gerçeğe bir seyahattir. Seyahatlerde kitap okumak ile kitapta seyahat etmek, hem de tarihi teneffüs ederek... Hadi benimle beraber incelemeyi okuyarak bu safta benimle ve okuduğum kitapla hayal aleminde gezelim sevgili okur Saat 22.00' dı ve günlerden Çarşamba... Yüreğimden bir parçayı sayfaların arasına bırakıp kapağını kapattım. Nazan Bekiroğlu’nun okuduğum ilk kitabı. Bunca zaman çok roman okudum bazısında çok ağladım bazısına çok bağlandım. Ama ilk defa bir kitabın sayfaları arasına kendi yüreğimi,acımı,umutlarımı usulca iliştirdim. Gölge oldum tek tek şahit oldum olaylara hepsini izledim,kalbimde hissettim. İki ırmağın farklı kaynaklardan doğup birbirlerine karıştıklarını gözlerimle gördüm,yaşadım. Ne güzeldin. Nasıl güzel bir kitaptın. Daha soluklanmadan üstüne de bi bardak soğuk suyumu içmeden yazıyorum bu satırlarımı. “Aşk” ne meşakkatli bir yolculuk. Ne zor bir göç; birinin kalbinden diğerinin kalbine bir yuva arayışı,kaçış belki de. Aşkın yakıcı alevini yüreğinin her köşesinde hisseden Settarhan ve Zehra’nın onca zorluktan,engebeden, yoldan ve imkansızlıktan doğan güzel hikayesi. Balkan savaşlarından I. Dünya savaşına uzanan bir öykü. İran’dan Trabzon’a bir köprü. Diyorum ya çok meşakkatli bir yol. Belki biraz düşünsem daha farklı şeyler yazardım. Üstüne biraz zaman koysam sindirsem okuduklarımı çok daha güzel ifade ederdim söylemek istediklerimi. Kitabın kapağını kapattıktan sonra aklıma düşen ilk şu oldu: “Evvel refik; Bade’l tarik” Önce yoldaş sonra yol... Bir şans verin. Belki sizin de gönül bahçenizde nar ağaçları boy verir... Yıllarca nar mevsimi her
1000Kitap
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
" Herkes kendi kalbinin içini bilir; ben aşkın hatırıyla geldim sana...
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2021 42. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2021 17:28
Nereden başlamalı Ya Rabbim ? Hangi şehirden? (Trabzon, Tebriz, Tiflis, Batum, İstanbul) Kimden başlamalı peki ? Settarhan, Zehra, İsmail, Azam, Sofya, Büyükhanım... Kalem elimde öylece kalakaldım."Hadi Emine hadi güzelim " dedim, " değilmi ki yazmaya karar verdin başla bakalım bi' yerden.. Gönlüm ilk seni seçti, Trabzon'un yiğit mert delikanlısı, on sekizini yeni doldurmuş İsmail.. Duydu ki Balkan Seferberliği ilân edildi. 87.Alay hazırlığı başlamış Trabzon'da. Birde gönüllü taburu kuruluyor. Vatan uğruna verilecek candan kaçar mı İsmail ? Kaçmadı.. " Gitme" dediler, " Yükümlü değilsin " duymadı.. " Orada kıyamet koparken, rahat döşeğimde nasıl uyuyabilirim. " dedi. Gitti... Sen gittin, hikayen benim içimden geçti de beni parçalara böldü un ufak etti. Tekrar tekrar okudum seni. Kulağımda " Arda boylarına ben kendim gittim, dalgalar vurdukça can teslim ettim." türküsü bilmem kaç tekrar dinledim de dinledim. Sonra Azam.. Ahhh Azam.. Kendi yazgısını kendi yazmış, kendine biçilen elbiseyi beğenmemiş, baş kaldırmış, boyun eğmemiş dik durmuş. Kendini ezdirmeyen kadınların en güzel hikâyelerinden birine sahip olmuş. Okurken özgüvenine hikâyene hayran kaldım ve iyi ki yüreğime değdin. Sofya, Büyükhanım, Hacıbey ve daha niceleri.. Hepsinin hikâyesi muazzamdı. Tek tek yazsam sayfalar almayacak bende bıraktıklarını. Nazan Bekiroğlu'nun üslubu, kelimeleri nakış nakış, ilmek ilmek işleyişi.. O tat o lezzet.. Aman Allah'ım hâlâ bu neydi ? Nasıl bir kitaptı ? diyorum. Yıllarca aklımdan çıkmayacak, biliyorum.. Eeeeee !! Anlattın da anlattın tatlım "Aşk" nerde " Aşk " ??? Seni yerden yere vuran bu hikâyede Aşk olmazsa olmazdı.. Olmaz olur mu ? Sona sakladım... Bir kara kaşa kara göze vuruldu Settarhan.
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2018 18:03
Nazan Bekiroğlu'nun kitaplarının bir çoğunu okumuş kendisiyle imza günlerinde sınırlı olsada birkaç kez sohbet edebilme imkanı bulmuş biri olarak daha önceki incelememin çok çok yetersiz kaldığını düşünerek bu incelemeyi yazıyorum. Kitabı ilk elime aldığımda ne yazar hakkında ne de kitap hakkında bir fikrim vardı. Bir arkadaşıma vermek için başka bi arkadaşımdan ödünç almıştım yolda yürürken en azından arka kapağını bir okuyayım dedim. Trabzon, Tebriz, Tiflis... Trabzon yaşadığım şehir, sevmediğim şehir, kitabı elimde tutarlen sokaklarında yürüdüğüm şehir. Başlamak için bu kadarı yetti. Şuan bu incelemeyi kitabı 4 kere okumuş biri olarak yapıyorum. İlk okuduğum yıldan şimdiye 6 yıldan fazla olmuştur hâlâ daha benim için 1.sırada yer alır. Pek az kitaptan bu derece etkilenmişimdir. Konusunun sürükleyiciliği ve işleniş tarzının farklı olmasının yanı sıra Nazan Hanımın kaleminin ustalığı, kelimelerle oynayışı beni çok etkilemişti. Çok sevdiğiniz şeylerle ilgili konuşurken doğru kelimeleri bulamadığınızı hissedersiniz anlatmak istediklerinizi anlatamadığınızı. Kitabın içeriği hakkında söylemek istediklerimi işte bu hisler nedeniyle anlatamıyorum eksik kalacağını düşündüğüm için burada bitiriyorum. Buraya gelip bu incelemelere bakıyor kitabı okumayı düşünüyorsanız hiç düşünmeyin gidin okuyun diyorum. Herkese keyifli okumalar.
Edebiyat
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
UZUN İNCE BİR YOLDUR ÖMÜR!
8/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 21:47
Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bu akşam uzun zamandır listemde olan, çevremdeki birçok arkadaşımın ayılıp bayılarak ‘oku oku’ diye darladığı Nar Ağacı kitabını inceleyeceğim. Baştan söyleyeyim, kitabı hem ciddi anlamda eleştireceğim, çünkü hayal kırıklığına uğradığım konular var; hem de bol bol öveceğim çünkü kalbime dokunan, beni gözyaşlarına boğan kısımlar da var. Yani incelememi sonuna kadar okumanızı öneririm :)) Haydi hazırsanız başlayalım! Öncelikle şunu söylemeliyim ki çok övülen kitaplara yüksek beklentiyle başladığım için genelde umduğumu bulamıyorum. Bu kitap da onlardan birisi oldu benim için maalesef ki… Kitabı genel olarak beğendim, okunmaya değer bir kitaptı. Birazdan detaylarıyla inceleyeceğim zaten ama beklentimi tam olarak karşılamadı. Ben çok çok daha iyi, mükemmel bir kitap bekliyordum sanırım duyduğum övgülerden sonra. Bundan sonra büyük büyük beklentiler içine girmeyeceğim, yoksa sonu hayal kırıklığı oluyor. :(( Kitabımız katmanlı bir zaman diliminde geçiyor. Günümüzdeki anlatıcımız, İran’dan göç edip Trabzona gelen ve burda Zehra ile evlenen dedesi Setterhan’ın hayatını merak eden bir akademisyendir. Balkan Savaşı ve 1. Dünya Savaşı döneminde; Tebriz, Tiflis, Bakü, Batum, Trabzon, İstanbul gibi şehirlere uzanan köklerinin peşine düşen anlatıcımız, bu bölgelere yaptığı yolculuklarla bir şeyler öğrenmeye çalışırken aynı zamanda ailesinden kalan fotoğrafları incelemek yoluyla zamanda adeta yolculuk yapıp o dönemlere gidiyor. Böylelikle biz okuyucular da Setterhan ve Zehra’nın dönemine gidip olaylara yerinde tanık oluyoruz. Beni kitapta en çok hayal kırıklığına uğratan şey, işte tam da bu fotoğrafların içine ışınlanma kısımları oldu. Kitap birazdan bahsedeceğim üzere iliklerinize kadar işleyen gerçek tarihi olayları, savaşları
Edebiyat
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma

Yazar Hakkında

Nazan BekiroğluYazar · 23 kitap
3 Mayıs 1957 tarihinde Trabzon'da doğdu. İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi. (1985). Orhan Okay yönetiminde sürdürdüğü Halide Edib Adıvar'ın Romanlarının Teknik Açıdan Tahlili konulu doktorasını tamamladı (1987). Aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Şair Nigar Hanım konulu çalışmasıyla doçent oldu (1995). 1998'den itibaren aynı fakültede açılan Türkçe eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Nazan BEKİROĞLU 4 Mayıs 2001'de profesör olmuştur Şehirli bir ailenin üç çocuğundan en küçüğü olan Nazan Bekiroğlu; kendi ifadesiyle 'ehl-i kalem ve kelam' bir baba ile titiz ve oldukça eğitimli bir annenin, iki de ağabeyin ikliminde epey nazlanarak, korunarak, esirgenerek büyümüştür. Çocukluğunda Türkçesi bozulur diye sokak yasaklanmış ve arkadaşları seçilmiştir, bunun için konuşurken Karadenizliliği hiç hissedilmez. Bekiroğlu, Türk Edebiyatı dergisi röportaj yazarı Belkıs İbrahimhakkıoğlu'na verdiği bilgilerle, kendini ve (birbirini andıran) hikayeleriyle şiirlerini şöyle anlatmıştır. Doğduğu ay (3 Mayıs), ruh dünyası ve ardından şiir ve hikayelerinde hep yer almıştır. Altı yaşına kadar oturdukları, konak yavrusu denilebilecek büyük evde yaşadıkları, hikayelerinin şuur altı malzemesini hazırlamıştır; 'Çini dolap tutamakları, billur kapı kolları, vitraylardan süzülen efsunlu hava, kapı yanında açan filbahri çiçekleri, taş duvarlardan fışkıran yabani incir dalı, kocaman halının göbeğine düşen sarı ikindi güneşi, geceleri yatağa uzanan dalga sesleri ve bu seslerle karışan martı çığlıkları.' Bütün bunların izdüşümleri daha çocukluk yıllarında sanatkar ruhunu yoğuran dünyanın temelini teşkil etmişlerdir. On dört yaşında babasının vefatıyla beraber ailenin ekonomik ve sosyal rengi değişir. Konaktan apartman dairesine geçiş yazarın içe dönük ruh yapısının teşekkülünde ve duyarlılığının şekillenmesinde etkili olmuştur. Daha sonra yüksek tahsil için aileden uzaklaşması bakışlarını dış dünyaya çevirmesini Anadolu'yu ve insanını tanıtmasını sağladı. Öğrencilik yıllarında halk edebiyatı ve Orta Asya estetiğinin peşinde idi. Bunu bir ölçüde ilk hikayelerine de yansıttı. (Hava Hanım Öldü) . Gerek sanatkar, gerekse akademik kişiliğinin gelişmesinde hocası Orhan Okay'dan teşvik ve destek gördü. Kendi ifadesiyle, kendini asıl buluşu mezuniyet sonrası yıllara rastlar. 1979 yılında apartmandan tekrar eski, müstakil ve bahçeli bir eve taşınırlar. Böylece sanatkarımız, ruhunu harekete geçiren atmosfere yeniden kavuşur. Daha sonra bir İstanbul seyahatinde hayatına Osmanlı ve Topkapı girer ve bu saray giderek, adeta bir tutkuya dönüşür. Ama onu çeken Osmanlı'nın zaferleri ya da yenilikleri değildir. 'Saray'ı özellikle insani yanı ile yakalamaya çalışır. Bekiroğlu, edebiyata ve özellikle şiire meraklı bir aileden geliyor. Baba ve anne şiiri duyan ve duyuran insanlar. Babası 'Hedef' adlı bir mahalli bir gazetenin sahibiydi. Basılmamış roman denemeleri ve pek çok şiirleri bulunan, tarihe ve bilhassa Osmanlı tarihine meraklı bir zattı. Bekiroğlu 'güzele ilgi duymayı' babasından öğrenmiştir. Okumayı, kendisine sevdiren babasıdır. 'İçinde Bir Sızı Var' hikayesinde kahraman da babasıdır. Bir zamanlar Tanpınar'ın etkisinde kaldığını şu anda bu etki üzerinden attığını söyler. Hayran olduğu Dostoyevski'den insan ruhunun labirentlerini vermesi bakımından etkilenir. Oscar Wilde'ın insan ruhunun evrensel prensipler doğrultusunda ve çok sade çizgilerle hikayeler yazmasından etkilenir. Nun Masalları döneminde Oscar Wilde gibi hikayeler yazmak ister. Nun Masalları'nın sade görünümünde onun etkisinin olduğunu söyler. Mustafa Kutlu'dan teknik anlamda geleneğe yaslanması yönünden etkilenir. Sezai Karakoç'tan geleneğin dönüştürülerek bugün nasıl kullanılabileceğini öğrendiğini söyler.