Nar Ağacı (Sen Öyle Çağırmasan Ben Böyle Gelmezdim)

·
Okunma
·
Beğeni
·
76049
Gösterim
Adı:
Nar Ağacı
Alt başlık:
Sen Öyle Çağırmasan Ben Böyle Gelmezdim
Baskı tarihi:
Ocak 2012
Sayfa sayısı:
536
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050807073
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Nar Ağacı
Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman. Balkan Savaşı yıllarında başlayıp I. Dünya Savaşı'na uzanan bir öykü... Trabzon'da ve Tebriz'de doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce delice akan sonra durgunlaşan iki ırmak... Aslında çok ırmak... Tebriz'in en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra...

İki büyük savaşın savurup yeniden şekillendirdiği hayatlar, muhaceret, tehcir, mücadele, kader... Farklı inançların aktığı ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroğlu'nun mürekkebi aşk olan kaleminde buluştu. "Nar Ağacı" bir Doğu masalı kadar zengin, hayal kadar güzel, hayat kadar gerçek bir hikâye... İncelikle işlenmiş karakterleri, zengin detayları ve dönemi anlatmadaki maharetiyle yıllarca unutulmayacak bir kitap...
(Tanıtım Bülteninden)
536 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Nazan Bekiroğlu'nun kitaplarının bir çoğunu okumuş kendisiyle imza günlerinde sınırlı olsada birkaç kez sohbet edebilme imkanı bulmuş biri olarak daha önceki incelememin çok çok yetersiz kaldığını düşünerek bu incelemeyi yazıyorum.
Kitabı ilk elime aldığımda ne yazar hakkında ne de kitap hakkında bir fikrim vardı. Bir arkadaşıma vermek için başka bi arkadaşımdan ödünç almıştım yolda yürürken en azından arka kapağını bir okuyayım dedim.
Trabzon, Tebriz, Tiflis... Trabzon yaşadığım şehir, sevmediğim şehir, kitabı elimde tutarlen sokaklarında yürüdüğüm şehir.
Başlamak için bu kadarı yetti.
Şuan bu incelemeyi kitabı 4 kere okumuş biri olarak yapıyorum. İlk okuduğum yıldan şimdiye 6 yıldan fazla olmuştur hâlâ daha benim için 1.sırada yer alır. Pek az kitaptan bu derece etkilenmişimdir. Konusunun sürükleyiciliği ve işleniş tarzının farklı olmasının yanı sıra Nazan Hanımın kaleminin ustalığı, kelimelerle oynayışı beni çok etkilemişti.
Çok sevdiğiniz şeylerle ilgili konuşurken doğru kelimeleri bulamadığınızı hissedersiniz anlatmak istediklerinizi anlatamadığınızı. Kitabın içeriği hakkında söylemek istediklerimi işte bu hisler nedeniyle anlatamıyorum eksik kalacağını düşündüğüm için burada bitiriyorum.
Buraya gelip bu incelemelere bakıyor kitabı okumayı düşünüyorsanız hiç düşünmeyin gidin okuyun diyorum.
Herkese keyifli okumalar.
536 syf.
·21 günde·Beğendi·9/10
Nar Ağacı…
Dibinde oturuyorum çiçeklerini izleyerek. Romanın kahramanları beliriyor teker teker. Büyükhanım çiçeklerini suluyor bahçede. Hacıbey dışarıya çıkıyor ve Zehra ile İsmail Masal ile oynuyorlar… Sıcacık bir yuva. Meyve bahçeleri mutlulukla salınıyor, limon ağacı gençleri izliyor…
Ve savaş bütün aileleri vurduğu gibi bu aileyi de sarsıyor tüm kuvvetiyle… Acıyla ve tokat gibi gerçekleri vurarak yüzlerine...
Kaç çocuk ailesinden ayrıldı içine akıttığı göz yaşlarıyla ?
Kaç genç daha annesinin kardeşinin neşesine doyamadan düştü cephelere?
Kaç ekmek teknesi yıkıldı güya barış uğruna?
Kaç asker açlıktan öldü, kıvrana kıvrana?
Tüm bunlar madem barış için masum insanlar neden bu kadar acı çekti ?
Hangi kelime tüm bu acıların tarifini koyar ortaya?
Soğuğa, balçığa bata çıka neyden kaçtı bunca insan?
Tarih kitaplarında 3-5 soğuk, duygusuz cümle ile yazılan bunca savaş ve onca insanin ölümünün ardından gelen barış anlaşmaları kaç çocuğun çektiği acıyı silebildi? Kaç anneye her şey geçti diye teselli verebildi?
Hangi toprak paylaşımı insanların gözlerinde ve yüreklerinde asılı kalan kan, sefalet ve çileyi toprağa gömdü?
Tüm bu satırları çok daha etkili dile getirmek isterdim… Çünkü kitabın sayesinde zihnimde hiç yaşanmayan bir savaşı yaşadım. Savaştan kaçan insanları gördüm, yüklerini sevgileriyle şımarttıkları hayvanlarının sırtına yüklemiş insanları gördüm: bu hayvanlar ki açlıktan derileri kemiklerine yapışmış…
Yabancı kuvvetler yuvamızı yıkar, karımıza kızımıza bir şey yapar diye evlerini, işlerini, tarlalarını terk eden bilmediği bir yola çıkan kaç gözü yaşlı aile vardı o savaşta.
Savaş benim içimde hiç bu kadar cisme bürünmemişti. Hiç bu kadar vahşi olduğunu, acımasız ve tuttuğunu sürükleyip götüren bir canavar olduğunu bu kitaba kadar fark etmemiştim. Evet savaş kötüydü bunu biliyordum ama ben bu kitapla o savaşın içindeydim. Sırılsıklam bir haldeydim ve etrafımda sığınabileceğim tek bir yer yoktu… Korktum hiç korkmadığım kadar. Ağladım, gözlerim acıyana kadar…

Ve fark ettim ki insanın ırmağının hangi ırmaklarla birleşeceği belli olmazdı… O ırmak nerelere çıkacak hangi denize dökülüp yüreği ferahlayacak bilemezdi… Kalplerimizde hangi kalpler misafir olacak ve günün birinde ona veda edeceğiz bilemeyiz. Ve hangi kalbin bizim için doğru kalp olduğunu…
O kalple karşılaştığımızda diyeceğiz ki evet, ben bu yürekle bir araya gelebilmek için bunca acıyı çektim, bu şehre geldim, bu insanlarla kavga ettim, bu insanlarla ahbap oldum hepsi benim bu yürekle bir araya gelebilmem içindi…
Benim nar ağacım meğerse bu ruhun derinlerindeymiş....

Kitaba başladığımda Nazan Bekiroğlu etkinliği henüz başlamamıştı. Ben fazlasıyla uzatarak okudum kitabı biraz da şartların yönlendirmesiyle tabii… Sindire sindire göz yaşlarıyla ve yüreğimde çiçeklenen bir nar ağacı bıraktı bu kitap…

Son paragrafı teşekkür bölümüyle bitireceğim. Son bir ay benim için zor bir aydı. Ve bu zamanlarda neşeli olduğum anlardaki gibi elimi bırakmayan, ışığıyla karanlık yolumu aydınlatan yıldızım, özlem/Duvar/ ‘e teşekkürlerimi sunuyorum ve bu incelemeyi ona ithaf ediyorum. Varlığın bana güç veriyor. İyi ki varsın ve benim dostumsun…

Bu parça da tüm incelememi okuyanlara armağanım olsun…
https://youtu.be/fAS1dGfPvDI


Sevgi ve neşeyle...
  • Katre-i Matem
    8.3/10 (2.368 Oy)2.512 beğeni11.233 okunma1.681 alıntı39.478 gösterim
  • Şah ve Sultan
    8.5/10 (3.705 Oy)3.745 beğeni15.918 okunma2.578 alıntı51.135 gösterim
  • Od
    8.5/10 (4.554 Oy)4.749 beğeni19.740 okunma5.160 alıntı69.332 gösterim
  • Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
    8.0/10 (1.989 Oy)2.089 beğeni9.829 okunma2.634 alıntı39.275 gösterim
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (4.179 Oy)4.435 beğeni16.893 okunma4.498 alıntı80.283 gösterim
  • Ve Dağlar Yankılandı
    7.8/10 (3.141 Oy)3.105 beğeni13.533 okunma2.380 alıntı49.152 gösterim
  • Bab-ı Esrar
    8.1/10 (3.743 Oy)3.687 beğeni16.770 okunma2.631 alıntı51.358 gösterim
  • İncir Kuşları
    8.8/10 (3.036 Oy)2.956 beğeni10.476 okunma1.510 alıntı39.129 gösterim
  • İskender
    7.7/10 (2.212 Oy)1.952 beğeni11.461 okunma1.166 alıntı25.290 gösterim
  • Semerkant
    8.6/10 (6.878 Oy)7.049 beğeni24.269 okunma6.484 alıntı121.835 gösterim
536 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Herkese merhaba.
İlk incelememi bir aşk romanına yazmış oluyorum böylece. Kitabın neredeyse tamamını alıntıladığım için boynumun borcuymuş gibi hissettim :)
İlk Nazan Bekiroğlu kitabım bu benim. Son da olmayacak sanırım.

Kitapta Tebriz'li bir tacir olan Setterhan ile Trabzon'lu Zehra'nin kavuşma hikayesini öğrenmek üzere Trabzon, Bakü, Tiflis, Batum, Tebriz, İstanbul arasında uzun bir yolculuğa çıkıyoruz. Dedesi Settarhan'ın geçmişini öğrenmek isteyen kadın bir gölge gibi geçmişe dönerek olayların gelişimine tanık oluyor. Yaşıyor ve bize de yaşatıyor aslında bütün hikayeyi. Kitap boyunca Zehra ve Settarhan'ın kavuşmasını sabırsızlanarak bekliyoruz. Gerçi ben Sofya'yayla kavuşsun istedim bir ara:) Sofya kim okuyup görmenizi isterim :))

(Biraz konsantre okumakta fayda var bu arada, geçmişe dönme meselesi bazen kafa karıştırabiliyor çünkü:)) )

Sadece bir aşk romanı okuyacağımı düşünmüştüm. Ama öyle olmadı.

Yazar gezdikçe ben de gezdim. Romanın içinde hissettim kendimi. Bu kadar güzel anlatılabilirdi o şehirler, kasabalar ve karadeniz ...

Kendimi bir anda savaş yıllarında buldum. Muhacirlik, gurbet, yaşananlar acı olaylar, terkedilen evler, yıkılan hayaller, başlamadan biten aşklar...

Aynı gökyüzü altında bir yanda savaşın canavarlaştırdığı insanlar, diğer yanda saf sevgi, aşk. Ve aşk ... o kadar güzel anlatılmış ki. Insanın aşık olası geliyor ♡♡ :)
Gitmek, kalmak, bazen gittiğimizi zannederken aslında kalmış olmak ...
Unutmak, affetmek, yola devam edebilmek ..
O kadar çok duygu yaşatıyor ki satırlar.

Herkes aynı kitabı okur ama herkes başka şeyler hisseder. Hepimize başka şeyler katar kitaplar. Kimilerini hiç etkilemeyen satırlar kimilerinin hayatını değiştirir.

Aşk romanı çok sevmememe rağmen etkiledi bu kitap beni. Tıpkı o gölge gibi bazen dışardan bakmamız gerektiğini düşündüm hayatlarımıza.
Bakip da göremediklerimizi o zaman görebilir, anlayamadıklarımızı anlayabiliriz ... Herkesin kendinden bir şeyler bulacağını biliyorum bu kitapta.
Kesinlikle şans verin
Hepimize keyifli okumalar dilerim.
Umarım beğenirsiniz :)
536 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Nazan Bekiroğlu'nun okuduğum ilk ve tek kitabı. Böyle nazenin bir insanın kitaplarını okumak gerçekten çok farklıymış.

Kendisi bize en sıradan gelen olaylara, duygulara, nesnelere betimlemeleriyle öyle bir renk çalıyor ki , zerafetinden gözlerimiz kamaşıyor. Güzelliğe dair tasvirleri okudukça kalbinizde bir sıcaklık, ruhunuzda bir hafifleme hissediyorsunuz.
Ve o anda insan ister istemez kendine soruyor: 'Sahi herşey bu kadar güzelken benim gözlerim o incelikle bakmaktan neden mahrum!?.'

Okudukça kalbinizdeki ve gözlerinizdeki pas temizleniyor gibi oluyor.Güzel bakmayı, güzel görmeyi öğreniyorsunuz ve anlıyorsunuz ki insan ruhu güzelliğe meftun.

Betimlemeler gözünüzü korkutmasın çünkü hepsi güzelliğe dair. Edebiyat yaparken edeb sınırı hiç aşılmıyor, atmosferin bozulmaması için çirkinlikler betimlenmiyor ,o anda yazmayı bırakıyor yazar.
O yüzden bu kitap tam anlamıyla cok "Güzel".

Hikayeye gelince...

Sebeplerin kader planında ilmek ilmek dokunarak farklı coğrafyalarda yaşayan iki insanın bir araya gelmesi anlatılıyor. Kitabın kapağında yazan "Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim" cümlesi aslinda kitabın özeti.

Hikaye işlenirken bir yandan da divan edebiyatından beyitler geliyor:

"Dünya bir ırmaktır, biz dışındaydık bu ırmağın aslında ve ırmağa düşen sadece gölgelerimizdi".

"Hayat perdesinin üzerinde konuşan, edip eyleyen, didişen ,sevip ,kavga edip barışan onlarca suretin hepsi birer gölgedir. Şu an cehennem gibi bir hayatın içerisinde olabilirsin ama cennetteki yanın bir perde üzerinde seyreder gibi seni seyrediyor. Bu da sen .O da sen. Sen ondan habersizsin ama o senden haberdar. Cennetteki yarın bütün bunların geçici birer gölge olduğunu biliyor ama dünyadaki yarın bilmiyor."

Bu beyitin tüm kitaba yayılmış açıklamasını örnekleriyle okuyup iyice anladıktan sonra bizlere kendi hayat ırmağımızın üzerine düşmüş gölgeleri seçmek ve üzerinde düşünmek kalıyor. Bu gölge metaforuyla acıların dinmesini beklemeden onlari hükümsüzleştirmeyi ve herşeye rağmen şükretmeyi öğreniyoruz.

Ve son olarak..
Bu kitabın içinde dünyanın en güzel, en naif aşk mektuplarından birinin bulunduğundan haberdar etmek istiyorum sizi.

"Hayallerimde bile sana söyleyemediğim şeyleri yazacağım simdi.Siz yerine sen demek gibi..."diye başlayan.

Yazmak istediğim her şeyi yazamamış olsam da, biraz da olsa ilginizi çektiyse bu bahsettiklerim , bu güzel kitabı okumanızı tavsiye ederim.
İyi okumalar...
536 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Nazan Bekiroğlu’nun en beğenilen ve okunan romanı olan Nar Ağacı Trabzon,Tebriz,Batum,Tiflis,İstanbul arasında geçen şahane olayların anlatıldığı bir romandır.
Olaylar Balkan harbinde başlayıp Dünya harbine uzanan bir eserdir.Kitabın başkahramanları olan Zehra ve Setterhan arasında geçen aşk anlatılmaktadır.Eserde yer alan diğer kahramanlar ; Sophia,İsmail,Azam,Hacıbey ve Büyükhanım yer almaktadır.İki savaş arasında savrulan hayatlar ve yeniden şekillen hayatlar mücadeleler kader ve inanç gibi konulara yer verilmiştir.Nar ağacı eseri hayal kadar zengin gerçek hayat kadar gerçekçi bir eser.Kitapta beğendiğim bir çok alıntı oldu ancak en beğendiğim ; “Ben kalbiyle yaşayan zümredenim.”
Kesinlikle Okumalısınız...
536 syf.
Bitti işte koca bir kitap, bazen oku oku bitmeyecekmiş gibi gelmişti oysaki.
Nereden başladım, nereleri dolaştım yazarın hayal dünyası ile gerçek arasında.
Kocaman bir hikayenin bende peşine düştüm yazar ile birlikte. Tebrizi dolaştım, Tahtı Süleyman'a vardım. Yeşil, Nefti yeşil suyuna dokundum gölün. Sonra Tebriz çarşılarını gezip dolaştım. Birinci Dünya Savaşı'nın arefesinde Gürcistan, Azerbaycan'ı gezdim. 93 harbini, Balkan harbini gördüm. Çatalca ya kadar gelen Bulgar ordusunun geri çekilişini ve Koca bir imparatorluğun son nefeslerini duydum, seyrettim askerlerin yüzünde.
Cümle kapılarından geçtim nice misafir perverin evine girerken. Sonunda büyük bir coğrafyayı gezdim dolaştım. Yorgundum Zehra kadar, yorgundum Settarhan kadar.
Hayal dünyanızı zenginleştirecek kadar güzel bir kitap.
536 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Ankara'dan Samsun'a giderken doğuya mı gidersiniz yoksa batıya mı? İyi okullardan mezun, KPSS'den derecelerle gelmiş insanların doğru cevabı bilmesini bekler misiniz? Uçaktayken yolcular farketmese de seviyeler önemlidir, karşılıklı rotalarda kendiliğinden önlem olarak aynı irtifada olmaması gerekir ve uçağın yönü büyük önem arz eder. Doğulu mu batılı mı bilmek önemlidir anlayacağınız. Ama yüce eğitim sistemimizin tarih, coğrafya ve ingilizceyi öğretmedeki yetersizliği ile ezberletmedeki başarısı birleşince gencecik dimağlar yanıtlayamayabiliyor. Bize ezberden çok öğrenme gerekiyor.
Nasıl öğrenip pekiştirebilirim peki ben? Ben edebiyatla yapıyorum sanırım.

Tebriz, Yezd, Bakü, Tiflis, Batum nerelerdedir? Şunun bunun başkentidir, şunun ilidir vs. Nasıldır yüz sene önce seyahat, nasıldır şehrin sakinleri, ortam nasıldır? Duygularımıza hitap etmeyince öğrenebilir miyiz? Hem öğrensem de 'Bunca bilgiyi, bunca duyguyu ne yapacağım?` ben şimdi. Nasıl başa çıkacağım. 'Ailesinden sağlıkla dolu olarak teslim aldığı askerlerinin refakatine içi boş tabut veren, ordusunu besleyemeyen, sevk edemeyen, bir cephe gösteremeyen hükümetin yardım elini' sefalet içinde bekleyenler... 'Açlıktan bağıra çağıra mı, sürüne sürüne mi, görüne görüne mi' ölecek insanlar... 'Tarih cümlelerine girecek 3 soğuk cümlenin altında ne mahşer var oysa.' Roman kahramanın dediği gibi 'Gördüklerimi, bu dehşeti, bu mahşeri, cezalıları melekler olan bu cehennemi unutsam.'

Nazan Bekiroğlu'nun şiirsel yazımını bilenler ve bekleyenler için bu kitap edebi olarak aynı lezzeti vermeyebilir, ama çok güzel bir roman. Sıcak, dili güzel, konu sürükleyici, tarih kokuyor buram buram. Muhacirliği, tertemiz sevdayı, gurbeti, hasreti, vuslatı muhafazakar kimliğini koruyarak zarif zarif yazmış, hikayenin içine karışıp süzülmüş, dertlenmiş, iz sürmüş Nazan Hanım. Zülfü Livaneli kitapları tadı da geliyor bir yandan.

Sueda Reyyan Hanımın tavsiyesiyle, Icetree in güzel etkinliğiyle ve de hiçbir zaman yönlendirmesinden memnun kalmamazlık etmediğim Hercaiokumalar /Ayşe nin kitap önerisiyle aklımın köşesine yeni kahramancıklar kattım. Teşekkürler hepinize.
536 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Bana okumayı sevdiren yazar ve onun okuduğum ilk kitabı. Ağır bir dili olan Nazan Bekiroğlu,
okumaktan asla vazgeçmeyeceğim yazarlardan biri...

Trabzon - Tiflis - Batum - İstanbul hattında geçen, anlatım açısından insanın hayal gücünün sınırlarını zorlayan, bir aşk hikayesi. Bir fotoğraf insana neler anlatabilir bilemem ama bu romanda insanı geçmişe götürebiliyor. Bir fotoğrafa bakarak başlayan olay o fotoğrafın gerçekleşmesiyle bitiyor.

"Geçmişi bizim için anlamlı kılan ona bugünden bakıyor olmamızla alakalıdır." Kitabın özeti tam olarak bu cümle, aynı zamanda hayatın özeti de...
İnsana kitap okuyormuş gibi değil de film izliyormuş gibi hissettiren, incelikle yazılmış, insanı olduğu yerden alıp götüren, sürükleyici bir roman. Her zaman tavsiye edebileceğim, okuyanların asla pişman olmayacağı bir kitap. Bitmemesi için uğraştığım, bitince de tekrar tekrar okuduğum nadir kitaplardan.
536 syf.
·736 günde·Beğendi·10/10
Ömrüm veda eder ise tekrar okumak istediğim üç kitapdan biridir Nar Ağacı...

Üç farklı zaman dilimin de üç farklı mekan da bölgelerin sosyolojisini halkların psikolojisini çok iyi dil ile anlatan bir romandır...
Rus ihtilali öncesinde batum dan aynı dönem iran a açılan bir kapı ve hemen ardından savaşın patlak vermesinin öncesinde istanbul...
bir aşk hikayesi olarak görülse de kitap fantastik bir uslup ile yazılmıs son donemin en iyi romanlarındandır
ki Nazan Hoca bu işin pir' i dir... Edebiyat prosorüdür...
536 syf.
·9/10
‘ Bir el? Neydi bir eli diğerlerinden ayıran ? ‘
Bir ayrılış ile başlamıştı herşey..
Seferberliğin ilanı mıydı..?
Yoksa bir ihtilal mi..?
Yoksa bu ayrılış gerçek bir aşkın başlangıcı mıydı..

‘ Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim.. ‘
Kurgusuyla bütünleşen bir aşkın ele alınışı...
Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul..
Kitabı okurken arada uzun betimlemelerden oluşan bıkkınlığı ortadan kaldıran bir aşk mıydı..?
Yoksa bir sonraki satırda oluşan merak mı..?
Ve yahut sevdiğimiz Osmanlı havası mı..?
Hafız’ın Divanından oluşan kesitler kitapta farklı bir ahenk oluşturduğu..

‘ Dünya bir ırmaktır, biz dışarıdayız bu ırmaktan; ırmağa düşen gölgemizdir ancak.. ‘
Gölgelerden oluşan bir aşkın Karakterlerinde oluşan naifliği, zarifliği ve edebi..

‘ Yeryüzünde her şey iyi ile kötü arasındaki mücadeleden ibarettir. İnsana düşen bu ikisi arasında kendi safını çekmektir.. ‘
İşte bu Karakterlerin iyi olmalarının simgesi miydi..?
Hep birlikte iyilikten olmak umuduyla..
Kısaca söylemek gerekirse okuyalım, okutturalım..

‘ Setterhan - Zehra ‘
536 syf.
·35 günde·Beğendi
Nazan Bekiroğlu‘nun üslubuna hayran olanlardan biriyseniz bu roman da diğerleri gibi akıcı, sürükleyici ve bir o kadar da ilgi çekici. Nazan Bekiroğlu’nun ele aldığı konulardan ziyade üslubu her zaman benim ilgimi daha çok çekmiştir. Edebi birikimini -denemelerini bunun dışında tutmadan söyleyecek olursak- romanlarına bu kadar güzel yediren nadir şahsiyetlerden bence.

Romanda olaylar Trabzon – Tebriz – Tiflis – Batum – Bakü – İstanbul hattında geçiyor. Settarhan ile Zehra’nın hikayesinden geriye dönüşle; Settarhan, Zehra, Azam, Sofya, İsmail, Büyükhanım, Hacıbey, Azam, Mirza Han, Piruz, Celil Hikmet ve biraz daha geri planda kalan birçok karakterle oluşturulan, aşkı, acıyı, savaşı, ihtilali, kötülüğü, dönemin gerçeklerini anlatan bir eser. Okurken duygulanıp ağlamamak elde değil. Taşına toprağına kurban olduğum ülkem. Şiddetle tavsiye ederim!!!
uzun zamandır bu kadar dokunaklı bir roman okumamıştım. mantığın alaşağı edilerek, saf, öz ve öz duygularla yazılmış bir kitap aynı zamanda. tasvirler, betimlemeler yerli yerinde, sıkılmadan okuyabiliyorsunuz.başta ilerlemiyor gibi geliyor ama devam ettikçe sürükleyici bir hal alıyor bu kitap. merakla sayfaları çevirmeye başlıyorsunuz. olaylar o kadar gerçekçi ki, yazarın fotoğrafa bakarak yolculuk yapmasına bile inanası geliyor insanın. her şey çok mümkün gibi sanki.. dili ağır bir kitap evet ama kendinizi öyle bir kaptırıyorsunuz ki satırlar akıp gidiyor. betimlemeler, tasvirler anca bu kadar olurdu dedirtiyor insana.
türlü, çeşitli acılar üzerine kurgulanmış bir hikaye var ve gömlek gibi giydiriyor üstünüze bunu nazan bekiroğlu. hissetmenizi istediği tüm duyguları başarıyla hissettiriyor ve karakterlerle aranızda inanılmaz bir bağ kurdurmayı başarıyor.
sadece ana karakterlerle de değil, hepsiyle aynı bağı kurabiliyorsunuz. hepsinin hikayesinden ayrı etkileniyorsunuz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nar Ağacı
Alt başlık:
Sen Öyle Çağırmasan Ben Böyle Gelmezdim
Baskı tarihi:
Ocak 2012
Sayfa sayısı:
536
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050807073
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Nar Ağacı
Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman. Balkan Savaşı yıllarında başlayıp I. Dünya Savaşı'na uzanan bir öykü... Trabzon'da ve Tebriz'de doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce delice akan sonra durgunlaşan iki ırmak... Aslında çok ırmak... Tebriz'in en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra...

İki büyük savaşın savurup yeniden şekillendirdiği hayatlar, muhaceret, tehcir, mücadele, kader... Farklı inançların aktığı ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroğlu'nun mürekkebi aşk olan kaleminde buluştu. "Nar Ağacı" bir Doğu masalı kadar zengin, hayal kadar güzel, hayat kadar gerçek bir hikâye... İncelikle işlenmiş karakterleri, zengin detayları ve dönemi anlatmadaki maharetiyle yıllarca unutulmayacak bir kitap...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 11.086 okur

  • Salim Katrancı
  • Yasemin Kömürcüoğlu
  • Pinkapolly
  • Merve Yarıcı
  • Zübeyde
  • Uğur İsmetoğlu
  • pınar güvenç
  • Gamze Arslan
  • Tuba Bektaş
  • Fatma Tümer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.9
14-17 Yaş
%4.9
18-24 Yaş
%21.2
25-34 Yaş
%30.2
35-44 Yaş
%20.5
45-54 Yaş
%8.3
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.4
Erkek
%18.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%43.5 (1.460)
9
%23.8 (800)
8
%17.2 (578)
7
%7.9 (265)
6
%2.9 (98)
5
%1.8 (60)
4
%1 (32)
3
%0.6 (20)
2
%0.3 (9)
1
%0.5 (16)

Kitabın sıralamaları