Nun Masalları

Nazan Bekiroğlu
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
Kasım 2021
İlk Yayın Tarihi:
2007
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789752636682
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·160 syf.·
2023 11. kitabı
Nazan Bekiroğlu’ nun ilk göz ağrı olan güzide bir eser. Nakkaş, genç mezarlık bekçisi, son padişah ve gözle görülemeyecek bir çağın hikayelerinden oluşmakta. Yazar bu eserinde bizleri çok da uzak olmayan diyarlara götürür ve şiirsel anlatımıyla mest eder. Şimdi hattat bana sevgini söyle. Bana aşkını söyle. Söyle ki yaradılışının özünde zaten ezeli aşk bulunan şu âlemi birlikte kucaklayalım. Çünkü o, tek kişinin kucaklamasıyla yetinemeyecek kadar geniş ve derin. Tek kişinin tek başına bilemeyeceği kadar karanlık ve aydınlık. Bana sevgini söyle. Bana aşkını söyle. Senin aşkında, senin aynanda evvela kendimi göreyim. Son olarak Nigâr hanım kitabın kendisiyle bağlantılı olduğunu son parçalarda görebilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim:)
Edebiyat
Nun MasallarıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,260 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 12:53
Nazan Bekiroğlu’nun Nun Masalları uzun uzun anlatılacak bir kitap değil. Zaten yazar da okurdan bunu beklemiyor. Kısa masallar üzerinden insanın yaratılışına, iyilik ve kötülük arasındaki ince çizgiye, kader ve imtihan duygusuna temas eden bir kitap. Dili yer yer ağır ama bu ağırlık, metnin ruhuna ait; alıştıkça insanı yormuyor. Nazan Bekiroğlu’nun kalemini seviyorum. Özellikle Nar Ağacı, pek çok olumsuz yoruma rağmen bende çok özel bir yerde durur. Nun Masallarında da benzer bir duruluk ve derinlik var. Bildiğimiz masalları anlatmıyor; masala başka bir yerden bakıyor. Olaydan çok anlamla ilgileniyor, sonlardan çok başlangıçlara yaklaşıyor. Masallar kısa ama aceleci değil. Her biri okurun durup düşünmesine alan bırakıyor. Büyük cümleler kurmak yerine, az sözle çok şey söylemeye çalışıyor. Okurken insan kendini hikâyelerin içinde değil, biraz kenarında hissediyor; izleyen, dinleyen bir yerde. Ben bu kitabı okurken çok yorum yapamadım; daha çok dinledim. Bazı cümleler içimde kaldı, bazıları sessizce geçti. Nun Masalları bir sona ulaşmak için değil, okurken durup düşünmek için yazılmış gibi. Bende bıraktığı da tam olarak bu oldu. Nazan Bekiroğlu Nun Masalları
1000Kitap
Nun MasallarıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,260 okunma
Alır götürür beni başka zamanlara başka diyarlara bedenim burada kalsa da.
9/10
·160 syf.··
2020 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2020 03:02
·
Bekiroğlu'nun kalemini çok seven biri olarak belirtmem gerekir ki bu kitabı herkesin okuyup anlayabileceği, beğenebileceği bir kitap değil. Diğer kitaplarındakinden çok daha farklı boyutlarda geziyor yazar. Doğal olarak okuyucular da yazarın girdabına takılıyor. Sonra yazar kendi yazdıklarına müdahale ediyor gibi kahramanlarıyla konuşuyor. Tarihi kişiliklerle sohbet ediyor, hayranlığını belirtirken sitem de ediyor. Kendi zamanından geçmişe, geleceğe sesleniyor. Kitabın türü öykü ama bence içinde deneme tadı çok fazla. Bekiroğlu kitabının adından kapanışına kadar ilmek ilmek dokumuş kitabını sanki. Kitabın isminde geçen Nun mesajı veriyor. Benim işim kalemle, yazmak eylemini anlatacağım bu hikayemde diyor. Kalemimden başka bir şey bulamazsınız diyor. Kitabın bir yerinde "Hayatta en büyük isteğim içimdeki hallere tercüman olacak bir lisana sahip olmak." diyor. İşte içindeki halleri, yazma isteğini, yazmanın hayatındaki değerini kitabının her bir cümlesinde anlıyorsunuz bu cümlede olduğu gibi. Bir de Bekiroğlu geçmişe günümüzün gözüyle bakarken aradaki bağlantıları çok güzel birleştiriyor. Geleneği modern dünyayla bütünleştirmesine hayran oluyorsunuz. Kitabının bir kahramanı da kendisi oluyor. Kendi kendisinin yazmak macerasını, yine kendisinin tez konusu olan Nigar hanımla kapatarak içindeki bireyselliği bütünden kopmayı kitabına yansıtıyor gibi. Bu benim maceramdı, benim yazmaya yolculuklarımdı diyor. Akademisyen Bekiroğlu'dan Yazar Bekiroğlu'na geçişin mücadelesi son bölümlerde kendisini gösteriyor. Kitabın içinden o kadar çok alıntı yapmak isteyeceksiniz ki okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. Farklı bir tat, farklı bir boyut... Okunur, çok da güzel olur ;) Nazan Bekiroğlunun dünyasına hoş geldiniz... İyi okumalar diliyorum herkese.
Edebiyat
Nun MasallarıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,260 okunma
Yağmur yaralı. Güller vuruldu..
6/10
·160 syf.··
2025 107. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 20:52
Arapçadaki nûn harfi, klasik İslam düşüncesinden tasavvufa uzanan geniş bir anlam evreni taşır. İlahi kaderin yazıldığı kozmik mekâna, kalemin mürekkebine ve bilginin doğduğu o ilk noktaya işaret ettiği söylenir. Hat sanatında ise bir kap, bir rahim, bir döngü gibi düşünülür; başlangıcı ve bitişi aynı kıvrımda saklayan, insanın iç âlemini içine alan bir semboldür. Bu nedenle Nazan Bekiroğlu'nun kitabına Nun Masalları adını vermesi tesadüf değil; aksine kelimenin metafizik arka planını çağıran bilinçli bir seçimdir. Bekiroğlu, bu kitapta hikâyeyi bir masal diliyle anlatırken aslında insanın iç dünyasını, acılarını, arayışlarını ve kaderin kıvrımlı yollarını nûn harfinin sembolizmi üzerinden işler. Masalları bireysel hikâyeler gibi görünse de, hepsi insanın kendi karanlığıyla ve aydınlığıyla yüzleşmesine uzanan bir çizgide birleşir. Bazı bölümlerde Nigar Hanım'ın hayatına yapılan göndermeler, geçmişle bugün arasında bir köprü kurar; tarihi ve kişisel olan aynı potada eritilir. Yazarın anlatmak istediği yalnızca bir yaşam ya da bir masal değildir; insanın ruhundaki derin boşlukları, saklı defterleri ve kader çizgisini aynı sembolik evrende buluşturmaya çalışır. Nun Masalları, sembollerle örülü, yoğun ve katmanlı bir anlatı sunsa da metnin genel yaklaşımı benim okuma zevkime hitap etmedi. Nazan Bekiroğlu'nun dili her ne kadar estetik ve şiirsel olsa da, bu estetik çoğu zaman anlamın önüne geçiyor; cümleler fazla süslü, benzetmeler iç içe ve düşünce akışı zaman zaman kapalı bir hâl alıyor. Masalın büyüsünü taşıması beklenen bu yoğun üslup, hikâyelerin duygusal çekirdeğine ulaşmayı güçleştiriyor. Semboller ve göndermeler, metni zenginleştirmek yerine yer yer yorucu bir entelektüel yük hâline geliyor. Ayrıca kurgunun parçalı yapısı, karakterlerle bağ kurmayı zorlaştırırken, metnin
Hikaye-Öykü
Nun MasallarıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,260 okunma
9/10
·160 syf.·
2020 27. kitabı
Nûn Masalları 3 farklı hikayeden oluşuyor; İlki Nakkaşın hikayesidir. İkinci hikaye ise genç mezarlık bekçisini anlatıyor ve son bölümde de de Nigar hanımın hikayesini anlatır. Bütün hikayeler birbirinden bağımsız olsalar da bir noktada hepsini birleştiriyor Nazan Bekiroğlu. Yazarın diğer kitaplarına bakılacak olursa bu kitap daha farklı, ilk başta belli bir konu yokmuş gibi geliyor fakat okudukça anlamına vardıran bir kitap. Anlatımı, cümleleri güzel olmasına rağmen dili, zaman zaman ağır geldiğinden yorduğu da oldu.. Son bölüm için de eğer divan şiiri hakkında bir ön bilginiz yoksa benim gibi biraz sıkılabilirsiniz. (benim kıt Türkçe’mden de kaynaklanabilir bu tabi) Okunması gereken bir kitap ama eğer yazarın tarzına aşina değilseniz bu kitapla başlamayın derim.
Nun MasallarıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,260 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2021 14:05
Nazan Bekiroğlu denince akla masalsı uslubu gelir sanırım. Evet, Nun Masalları; adından da anlaşılacağı ve benim de tahmin ettiğim gibi masalsı bir usluba sahip. İnsanlar geleceğin hayalini kurar fakat Bekiroğlu; geçmişin hayalini kuruyor. Şiirsel uslubu, güzel cümleleri hakeza farklı kelimeleriyle ufkumu genişlettiği aşikar olmakla birlikte ortada hikaye var mı ben bulamadım. Ama sanırım hikayeyi yazarın kendisi de bulamamış. Devamlı var olmak ve yaşamış olmak aslında varlığa delil midir? ve fakat yaşanan yazılmazsa kim bilebilir hikayenin kahramanlarını, hatta ortada hikaye olur mu? gibi sorularla ilgilenmiş. Yazılmamış olmanın, yaşanmamışlık olmayacağına kafa yorarken, kendi varoluşunun etrafında dönüp duruyor. Var mıyım? Yoksa kimse bilmiyor diye yok muyum? Anlattığı hikayelerin sonu ve başlangıcı var mı, bir soru işareti bıraktı kafamda. Ki bu soru işaretlerinin hepsi kendi bilinmezliği ve arayışında bizzat mevcut. En nihayetinde bu kitap okunmalı mı derseniz, elbette okuyabilirsiniz. Şiirselliği arayanlar ve masallara inananlar için gerçekliğin üstünü biraz örtmek açısından güzel. Fakat bir kelebeğin, ışığın etrafında dönmesi gibi yazarın buhranları etrafında döneceğinizi de belirtmek isterim. Şimdiden iyi okumalar...
Nun MasallarıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,260 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2020 01:53
~Kitaplar nefesiniz olsun~ Nazan Bekiroğlu bu kitabıyla tam bir büyücü. Bu kısa kitabında; o kadar çok şey anlatıyor ki akıllara zarar. Aşkı, aşkın Binbir halini, ihaneti, ölümü, yaşamayı, yaşatmayı, yazmayı, okumayı, sevgiyi, hüznü, gitmeyi uzaklara, yeniden başlamayı..... Binbir soru sorduruyor okuyucunun beynine. Deliler akıllılar çıldırmak üzere olanlar! Mütiş etkilendim masal tadında tavsiye olunur. Bütün kitaplar güzeldir. "Bu bir tık daha güzel" İyi okumalar.
Nun MasallarıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,260 okunma
"Ben neredeyim ve ben hangisiyim?"
7/10
·160 syf.··
2021 11. kitabı
.....................-------------------.......................--------------.......... Nazan Bekiroğlu'nun okuduğum ilk kitabı. İşlediği konular ilgi alanıma girdiği ve kısa öykülerden oluştuğu için bu kitapla başlamak istemiştim fakat yanılmışım. Diğer incelemelerde bu kitapla başlanmaması gerektiği öğütlerini kitabı bitirdikten sonra görmek beni biraz üzdü. Kitaba gelecek olursak seçilen kelimelerin bazıları çok ağır geldi bana. Bu da okurken çeşitli aksamalara sebep oldu. Onun dışında vurucu cümleler, öykülerdeki kişilerin kafa karışıklığı vs. okuyucuya güzel aktarılmıştı. Aşkın peşinde kendini arayan ve Allaha kavuşan insanların güzel hikayeleri... "Sonra Allah'ım dedi, Allah'ım. Ben neredeyim, göster bana. Ben neredeyim ve ben hangisiyim?... "
1000Kitap
Nun MasallarıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,260 okunma
Bismillahirrahmanırrahim
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 28. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2021 00:52
Bilmiyorum ki nereden başlasam da bahsetsem size kitaptan. Bitirdiğimde ne bir olay bütünlüğü oluştu kafamda ne de hikâyeler kalmıştı aklımda. Yalnız karmaşa ve yazarın sizi içine ittiği düşünceler silsilesi... Bu yüzden kitap hakkında konuşmayı daha sonraya bıraktım ve şimdi zamanı gelmişçesine alıyorum kalemi elime. Öncelikle şunu söylemem lazım ki; hem “İçinden şiirsiz geçilemeyecek kadar derin gözleri vardı...” gibi ince cümleleriyle, hem insana şiir kitabı okuyor hissi veren üslubuyla hem de karakterlerin yaşadığı olaylara üzülüp, kızabilecek kadar okuyucu etkisi altına almasıyla çok severek okuduğum bir kitap oldu. Kitabın son bölümünde geçen şu alıntıyı okuduktan sonra esas manasını buluyor kitabın ismi: “Biz böyle Nigâr Hanım: ismimizin ilk harfi sizce bir nun bence bir N; sizce bir münhaniye vakfolunmuş bir kürsü ve bir tek nokta ile nun, bence geometrik rastlantıların ürkütücülüğüne terk edilmiş kader çizgileriyle bir N...” Evet efendim meğer kitap Nigâr Hanım'ın kitabıymış, onun için kaleme alınmış da ben ona normal bir masal kitabı gibi başlamış bitirene kadar da böyle olmadığını anlamamışım.. Her bir sayfanın, hikâyenin arasına yaşamından kırıntılar serpiştirilmiş de ben edebi birkaç söz olduğunu düşünüp geçmişim.. Bu yüzden naçizane tavsiyem, kitaba başlamadan önce Nigâr Hanım'ın yaşamı hakkında birkaç yazı okuyun, birkaç video izleyin. O zaman kitap daha manalı olacaktır. Velhasıl kelam, birçok kişi için Nigâr hanımla bağlantısını bilmeden, detayları fark etmeden okuyan (ben de dahil) bu yüzden de boş edebiyat yapıldığını düşünen, abartılı süslü cümlelerin olduğu, anlaşılmaz kelimelerle dolu, sıkıcı ve okumaya değmez bir kitapken, şiirsel üslubu seven, kitabın bütünün farkına olan bunun inceliklerini görerek okuyan ve Nazan Hanım'ın üslubunu bilen,
Edebiyat
Nun MasallarıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,260 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 82. kitabı
İncelememi zamanında kitaplığıma eklemiş olduğum 2007 senesindeki ciltli baskısı (Nun Baskısı) üzerinden gerçekleştireceğim: Kitap, Nazan Bekiroğlu'nun 50. yaşına armağan olarak (nun, ebced hesabıyla 50 sayısına tekabül ediyor) özel bir baskıyla basılmıştır. Mamafih kitabın 10. yılına da özel bir baskıdır. Şamua kağıda basım olup sadece 1000 adetle sınırlı olan bu kitaplar tek tek Nazan Bekiroğlu tarafından imzalanmıştır. Yazarın kaleminin gücü karşısında şaşırmamak işten değil! Üslubu, aşina olmayanlar için biraz ağır olsa da anlatımın muhteşemliği adeta büyülüyor. Onun üslubuyla eşyalar canlanıyor, okurun hayal dünyası genişliyor. Osmanlı tarihinin izini sürdüren sayfalar onun dilini konuşuyor, onun acılarını paylaşıyor. Nakkaş, hattat, padişah, cariye, ulak, türbedar, Enderun Ağası… Hepsi onda hayat buluyor. Şahsi ruh çalkantılarını da yansıtıyor kahramanlarına yer yer ve hikâye tükenmiyor! Büyülü bir camın seyrindeki tatla okuyorsunuz cümleleri. Aşkı bir masal edasıyla işliyor. Eski ve yeninin insan üzerindeki etkilerini değerlendirip eskiye dair tüm yaşanmışlıkları ilgi çekici bir biçimde gözümüzde canlandırmayı başarıyor. Hikâye ve şiir tadındaki bu şaheser yalnızca 'nun'un mânâsını bilenlere hitâbendir! Kalemine kuvvet Nazan Bekiroğlu…
Edebiyat
Nun MasallarıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,260 okunma

Yazar Hakkında

Nazan BekiroğluYazar · 23 kitap
3 Mayıs 1957 tarihinde Trabzon'da doğdu. İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi. (1985). Orhan Okay yönetiminde sürdürdüğü Halide Edib Adıvar'ın Romanlarının Teknik Açıdan Tahlili konulu doktorasını tamamladı (1987). Aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Şair Nigar Hanım konulu çalışmasıyla doçent oldu (1995). 1998'den itibaren aynı fakültede açılan Türkçe eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Nazan BEKİROĞLU 4 Mayıs 2001'de profesör olmuştur Şehirli bir ailenin üç çocuğundan en küçüğü olan Nazan Bekiroğlu; kendi ifadesiyle 'ehl-i kalem ve kelam' bir baba ile titiz ve oldukça eğitimli bir annenin, iki de ağabeyin ikliminde epey nazlanarak, korunarak, esirgenerek büyümüştür. Çocukluğunda Türkçesi bozulur diye sokak yasaklanmış ve arkadaşları seçilmiştir, bunun için konuşurken Karadenizliliği hiç hissedilmez. Bekiroğlu, Türk Edebiyatı dergisi röportaj yazarı Belkıs İbrahimhakkıoğlu'na verdiği bilgilerle, kendini ve (birbirini andıran) hikayeleriyle şiirlerini şöyle anlatmıştır. Doğduğu ay (3 Mayıs), ruh dünyası ve ardından şiir ve hikayelerinde hep yer almıştır. Altı yaşına kadar oturdukları, konak yavrusu denilebilecek büyük evde yaşadıkları, hikayelerinin şuur altı malzemesini hazırlamıştır; 'Çini dolap tutamakları, billur kapı kolları, vitraylardan süzülen efsunlu hava, kapı yanında açan filbahri çiçekleri, taş duvarlardan fışkıran yabani incir dalı, kocaman halının göbeğine düşen sarı ikindi güneşi, geceleri yatağa uzanan dalga sesleri ve bu seslerle karışan martı çığlıkları.' Bütün bunların izdüşümleri daha çocukluk yıllarında sanatkar ruhunu yoğuran dünyanın temelini teşkil etmişlerdir. On dört yaşında babasının vefatıyla beraber ailenin ekonomik ve sosyal rengi değişir. Konaktan apartman dairesine geçiş yazarın içe dönük ruh yapısının teşekkülünde ve duyarlılığının şekillenmesinde etkili olmuştur. Daha sonra yüksek tahsil için aileden uzaklaşması bakışlarını dış dünyaya çevirmesini Anadolu'yu ve insanını tanıtmasını sağladı. Öğrencilik yıllarında halk edebiyatı ve Orta Asya estetiğinin peşinde idi. Bunu bir ölçüde ilk hikayelerine de yansıttı. (Hava Hanım Öldü) . Gerek sanatkar, gerekse akademik kişiliğinin gelişmesinde hocası Orhan Okay'dan teşvik ve destek gördü. Kendi ifadesiyle, kendini asıl buluşu mezuniyet sonrası yıllara rastlar. 1979 yılında apartmandan tekrar eski, müstakil ve bahçeli bir eve taşınırlar. Böylece sanatkarımız, ruhunu harekete geçiren atmosfere yeniden kavuşur. Daha sonra bir İstanbul seyahatinde hayatına Osmanlı ve Topkapı girer ve bu saray giderek, adeta bir tutkuya dönüşür. Ama onu çeken Osmanlı'nın zaferleri ya da yenilikleri değildir. 'Saray'ı özellikle insani yanı ile yakalamaya çalışır. Bekiroğlu, edebiyata ve özellikle şiire meraklı bir aileden geliyor. Baba ve anne şiiri duyan ve duyuran insanlar. Babası 'Hedef' adlı bir mahalli bir gazetenin sahibiydi. Basılmamış roman denemeleri ve pek çok şiirleri bulunan, tarihe ve bilhassa Osmanlı tarihine meraklı bir zattı. Bekiroğlu 'güzele ilgi duymayı' babasından öğrenmiştir. Okumayı, kendisine sevdiren babasıdır. 'İçinde Bir Sızı Var' hikayesinde kahraman da babasıdır. Bir zamanlar Tanpınar'ın etkisinde kaldığını şu anda bu etki üzerinden attığını söyler. Hayran olduğu Dostoyevski'den insan ruhunun labirentlerini vermesi bakımından etkilenir. Oscar Wilde'ın insan ruhunun evrensel prensipler doğrultusunda ve çok sade çizgilerle hikayeler yazmasından etkilenir. Nun Masalları döneminde Oscar Wilde gibi hikayeler yazmak ister. Nun Masalları'nın sade görünümünde onun etkisinin olduğunu söyler. Mustafa Kutlu'dan teknik anlamda geleneğe yaslanması yönünden etkilenir. Sezai Karakoç'tan geleneğin dönüştürülerek bugün nasıl kullanılabileceğini öğrendiğini söyler.