Geri Bildirim
Adı:
Nun Masalları
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
978-975-263-668-2
Kitabın türü:
Yayınevi:
Timaş
Nazan Bekiroğlu’nun Unutulmaz Eseri “Nun Masalları” Timaş’ta.

Masal gemisi, nihayet İstanbul Boğazı’ndan, son padişahla son şehzadesini alarak uzaklaştı.
Hiçbir şey kalmadı geriye.
Bir büyük boşluk kaldı geriye.
Bir deutun bunları, bulutların ufuk üzerinde koştuğu güz akşamları, kıyıya iyice yanaşan masal gemilerinin gölgelerine bakarak ve dahi o gölgeleri kendisi gibi görebilecek başkalarının varlığını da vehmederek dalgalara söyleyen öykücü.
Sevgili Nazan Hanım,

Nasıl ki siz Nigar Hanım'ınıza yazdıysanız, ben de haddim olmasa da size yazacağım. Benim üstümde bir editör baskısı yok, sizinle aramda seneler de yok. Yine de çok uzaksınız, çok güzelsiniz.

Yine bana ne yaptınız bilmiyorum. Ben az önce neyi okumayı bitirdim onu da bilmiyorum. Şimdi biri sorsa bu kitap ne anlatıyor diye, asla bir bütünden bahsedemem. Keşke böyle bir eseri tam anlamıyla inceleyecek edebi yetkinliğim; hiç değilse sizi hitap alarak yazarken tıpkı kitapta sizin Nigar Hanım'a yazdığınız gibi süslü cümlelerim olsaydı. Yok ne yazık ki. Ama bilin ki çok yoruldum, ben bu kitapta hakikaten çok yoruldum. Beğenmemek değil elbette ama içimin karanlığı yetmezmiş gibi üstünden yeni siyah kalemlerle geçtiniz, ruhumu yordunuz okurken. Padişaha mı üzüleceğim, hattata mı engel olmak için kendimi zorlayacağım, genç kalfanın akıbetini mi merak edeceğim, genç mezarlık bekçisinin yangınını mı paylaşacağım, sorarım size hangi birine yetişeceğim?! Yine de o öykü kahramanları gibi ben de çıkıp sizin karşınıza dikilmeyeceğim. Çünkü "Bütün o yalnızlığı yaşayan öykü kahramanlarıma nisbetle kendi yalnızlığımın boyutları beni bile ürkütüyor." cümlenizde anladım ben sizi, affettim. Siz genç mezarlık bekçisinden bahsederken "Kendi duygularını kendisinden evvel yazmış birisiyle karşılaştığı zaman biraz rahatlıyordu." dediniz ya, ben de sizi bu yüzden bu kadar sevdim zaten. Çünkü siz aslında yine genç mezarlık bekçisinden değil de kendinizden bahsediyordunuz, bunu da çok ileri bir sayfada aşikar etmiştiniz zaten "Kim bilir yine hangi yangını sermaye ve nakkaşı bahane edip, ruhumdan söz açacaktım." diyerek. Anladım.

Teşekkür ederim beni yine eşsiz alemlere götürdüğünüz için. "İçinden şiirsiz geçilemeyecek kadar derin gözleri vardı" gibi, "Teşbihe ne şükür" gibi; buraya yazmakla bitmeyecek bütün o büyüleyici cümleleriniz için de teşekkür ederim.

Siz durulduktan sonra ben sizin ilk yazdığınız kitabı okudum, şimdiki yazdıklarınızın bundan biraz farklı olduğunu biliyorum. Belki sizin tam bu kitabı yazarken bu yürek yangınlarını çektiğiniz yaştayım. Kim bilir, sizden başka...? O yüzden birgün bir şekilde varlığımdan haberdar olursanız ve size ulaşabilirsem tam da bununla ilgili konuşacağım sizinle, bu yangına rağmen yaşamanın teminatını alacağım. Ben düzgün ifade edemeyeceğim belki, takılıp kalacağım. Ama eminim ki siz anlarsınız. Eminim. Ya de dediğiniz gibi, "mutlaka" :)
"Birbirinden çılgın on iki hikaye... Hele ki Enderun Ağasına aşık ve aşkından bitap bir genç kalfa; genç kalfaya olan aşkı kendisine tüm ülkede ünlenecek şiirler yazdırtan bir mezarlık bekçisi ve dertlere deva gizemli bir lalenin hikayesi var ki!"

Nazan Bekiroğlu'nun bu kitabını Elfida’nın kaleminden tanımak için : http://1cay1kitap.com/nun-masallari/

Benzer kitaplar

Şimdiye kadar sayfası az olmasına rağmen bu kadar uzun süre elimde kalan bir kitap olmamıştı. Bu kitap ilk oldu. Neden bilmiyorum ama bir türlü kitaba kapılıp gidemedim. Açıkçası ilgimi ve dikkatimi çekemedi yazar. Kitabın beğendiğim bir tarafı ise sayfa tasarımları onlar da olmasa sanırım kitabı yarım bırakmak zorunda kalacaktım.. :)
Evett dün gece bitirmiş olduğum, Nazan Bekiroğlu'nun ilk kitabı olan Nun Masalları da hitama erdi. Kitabın ismi "Masal" olarak geçsede, hikâye ve denemelerden oluşan bir eser. Birçok okuyucusunu yoran bir kitap olmuş; lâkin ben hiç sıkılmadan büyük merakla okudum. Ilk kısımlarda Hattat-Padişah-Mezar Bekçisi-Genç Kalfa- ilaahir karakterlerden oluşan hikâyeler mevcut. Mamafih kendi yazdıklarını elestirel yönde deneme olarak yazması beni kendine çekti diyebilirim. Okuyucusuyla konuşan kitapları ve kendi kendiyle konuşan kitapları okumayı seviyorum.

Son kısımlarda yine küçük hikâyeler mevcuttu. Hatta "Akşam Ağası" isimli hikâyeyi okurken, sanki okumadım da o an kendimi oradaymışım zannettim. Nazan Hoca'nın hayal gücü çok kuvvetli. Zira sanıyorum ki, bir otobüs durağında beklerken, hayatını araştırdığım eski bir zatın, gerçekmiş gibi yanıma gelmesini ben asla aklıma getiremezdim. Bu yönden benim için keyifli bir bakış oldu :)

Kitapta altını çizdiğim çok fazla yer oldu. Kitabın son kısmında Şair Nigâr Hanım'ı kaleme almış ve zaten ikinci kitabı da Nigâr Hanım için ve onun adıyla yazdığı bir eser olmuş. Son kısımdaki Nigâr Hanım'a gösterdiği ilgiyi biraz abartılı buldum. Yani karşı cinsi sever ve över gibi kaleme almış, her ne kadar çok değerli biri olsa da, bu denli duygu aktarımı yani bir kadının bir başka kadını bu denli, bu kadar çok övmesi beni şaşırttı. Zaman zaman "Yanlış mı anlıyorum, yoksa bir erkekten mi bahsediyor veya erkek gözüyle mi yazıyor" diye düşündüğüm oldu. Fakat yine bununla birlikte, öyle ya da böyle duygu aktarımı çok güzeldi.

Kendimce bir karara vardım. Bazı yazarların ilk yazdıkları kitaplardan başlayıp tarih sırasına göre okuyacağım inşallah. Bunlardan biri de Nazan Bekiroğlu. Lâkin Nun Masalları'ndan sonraki iki kitabının basımı gözükmüyor. Nasıl bulacağımı da bilemiyorum. Belki bir gün bir yerlerde önüme düşer Tavsiye edeceğim kitaplar arasında yerini aldı
Yine bir heves ve merak ile başlanan, ve hüsran ile sonuçlanamadan yarım kalan bir kitap daha. Çoğunluğun sevdiği şeyleri niye sevemiyorum ben?
Kısa bir kitap olmasına rağmen günlerdir elimde sürünüyordu. Sonunda can çekişen ruhumu kurtarmak için bırakmak zorunda kaldim.
Zaten en baştan, o akılsız Hattat'ın cariyeyi seçmek gibi bir hata yapmasindan dolayı sevemeden soğudum. Derken ortaya bir de genç mezarlik bekçisi çıkti. O da aşkından öldü bitti eridi, namı tüm şehre yayıldı, sonra ne oldu? Sevdasına kavuştuktan sonra bitti, aşk falan kalmadi. Bu da ikinci gol oldu bana.
Hele üzgünüm ama Nazan hanımın, karakterlerine seslenişleri beni baydı da baydı. Dili ve kullandığı kelimeler de oldukça ağır geldi bana. Sürekli kelime anlamı araştırmak ilerlememi engelledi ve ilgimi söndürdü. Kitapları yarım birakmak çok üzüyor beni.
Kutuphanemde yedi yıllık okunmayi beklemenin verdiği bir yorgunluk vardı sayfalarda o yüzden çok akıcı bir okuma olduğunu söyleyemeyeceğim. Bu biraz benim okumaya ayırdığım zamanla biraz da Nazan hocanın üslubuyla alakali bir durumdu sanırım. Bir otobüste, banka yada hastane kuyruğunda, çok bunalmış olduğunuz bir zamanda okunacak bir kitap değil bana göre. Bu kitap için özel dingin ve mutlu bir zaman ayırmanız gerekiyor. Söylemler muazzam ama bütün cümleler üzerinde düşünüp hayal etmeniz gerekiyor tam manasıyla olaydan kopmamak için. Bir de öyle her hangi bir sayfada birakamiyorsunuz okumayı çünkü tekrar başladığınızda önceki sayfalarla bağlantı kurmak epey zorlaşıyor.
Aralara serpiştirilmiş manzum kısımlar biraz yoğun anlamlar içerdiği için öyle hemen okuyup geçilecek cinsten olmadığı için sayfalarda ilerlemek çok kolay olmadı benim için.
Bütün bunların yani sıra yine de her kütüphanede bulunması gereken bir kitap diyebilirim. Farklı bir kitabı okurken bile arada elinize alıp şöyle bir göz gezdirerek kafanızı dagitabileceginiz kadar da edebi lezzeti yoğun bir eser olmuş. Güzel mutlu dingin zamanlarının için yanınızda olması temennisiyle.
Biliyorum çoğu kişi için favori değil bu kitap ama benim için gerçekten çok özeldir. O kadar kendimi bulduğum ve etkilendiğim bir kitap ki nasıl yorum yapacağımı bilmiyorum.
Nazan Bekiroğlu'nun okuduğum ikinci kitabıydı bu. İlk kitabında kendimden çok şey bularak ikinci kitabını da okuma gereksinimi duydum ve yine kendimden çok şey buldum.Öyle güzel yüreğe dokunan bir kitap ki adeta okurken biri size sözleriyle sarılıyormuş gibi hissediyorsunuz.Bu kitap hiç bitmemeli hikayeler devam etmeli denilen kitaplardan bir tanesi kesinlikle.
Heybeme bir Nazan Bekiroğlu kitabı daha attım. Nun Masalları'nı okuyarak...

Nazan Hoca'nın denemeleriyle tanışmış biri olarak masalımsı öykülerinden oluşan bu kitabını Selen Sevim 'un tavsiyesi üzerine okudum. Beni bu kitapla tanıştırdığın için çok teşekkür ederim. :)

Yazarın ilk eseri olmasından dolayı onun yetkinliğini kademe kademe elde edebilmek için ilk basamak niteliğinde.

Romanlarını henüz okumadım. Lakin deneme türüyle yazmış olduğu eserlerine bakarak bu ilk kitabı kıyaslamam doğru değil aslında. Çünkü bu kitap öykülerden oluşuyor. Kendi içerisinde kendine bağlı bir yorum yapmam gerekirse ilk eser olmasından ötürü yazarın elbette ki eksikleri ya da fazlalıkları vardır.

Zaten bu yönü de üçüncü öyküsündeki yavanlıktan ve durağanlığından fark ediliyor. Diğer öyküleri merakı canlı tutan, okudukça sürükleyen bir gidişata sahip.

Dilinin büyüleciliği, süslü ve ağır cümleleri henüz ilk kitabından itibaren yer edinmiş meğer. Tür farkı var, normaldir demek hazırcılığa kaçsa da süslü ve büyüleyici anlatım genellikle öykü, masal ve romanlara özgü sayılır. Fakat Nazan Hoca, bu özelliği denemelerine de taşıyabiliyor. Bu yönü de kalemini okunur kılıyor.

Nun Masalları'nı okuma serüvenim günlerdir ağır ilerlese de bitirebilmiş olmanın huzuruyla arka kapağını kapattım.

Kitapta üç öykü ve Nigar Hanım bölümü bulunmakta. İlk iki öyküyü çok beğendim. Özellikle Genç Mezarlık Bekçisi ve Genç Kalfa'nın serüvenini anlatan öyküye hayran kaldım.

Eğer Nazan Bekiroğlu eserlerini okumak istiyorsanız eserlerini kronolojik sıraya göre okumanızı tavsiye ederim. İlk eser olduğu için bu kitabıyla başlamanız ilk adım olacaktır.
Çocukluğumun masallarında imzası olmasa da şimdi okuduğum masallarda Nazan hocamın imzası var... Osmanlı devrinden seçip çıkardığı tüm o güzel kelimeleriyle sıraladığı dizelerde kayboluyorum daima... Hep yazsa keşke o... Bende hep okusam...
"Sesini duymak isterdim.
İsterdim ki bir akşam üzeri, martılar kar çiçekleri arasında çığlık atarken seninle de bir deniz kıyısında karşılaşalım..."
Kendimi korumak için korunaksızlığımı arttırmaktan başkaca da bir işe yaramayan şeyi, en iyi susmayı biliyorum.
Nazan Bekiroğlu
Sayfa 97 - Kitapla ilgili yazımızı profildeki linkten okuyabilirsiniz. Okumayı unutmayın!
Biliyor musun, dedi. Benim ruhumu anlatmışsın. Bunu nasıl başardın, sanki, sanki bütün bunları yazan benmişim gibi.
Bugün dünlerim için ağlıyorum,dedi,yarın da bugünlerim için zahir.
Ölümü anlamak kolay da, ya bu varlık ne oluyor?
Uyumuşum uyanmışım, bir de bakmışım ki varmışım.
Nazan Bekiroğlu
Sayfa 100 - Kitapla ilgili yazımızı profildeki linkten okuyabilirsiniz.
Ben ki, hep özne oldum ömrümün yollarında, lâkin hiç eylem olamadım.
Nazan Bekiroğlu
Sayfa 91 - Timaş Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nun Masalları
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
978-975-263-668-2
Kitabın türü:
Yayınevi:
Timaş
Nazan Bekiroğlu’nun Unutulmaz Eseri “Nun Masalları” Timaş’ta.

Masal gemisi, nihayet İstanbul Boğazı’ndan, son padişahla son şehzadesini alarak uzaklaştı.
Hiçbir şey kalmadı geriye.
Bir büyük boşluk kaldı geriye.
Bir deutun bunları, bulutların ufuk üzerinde koştuğu güz akşamları, kıyıya iyice yanaşan masal gemilerinin gölgelerine bakarak ve dahi o gölgeleri kendisi gibi görebilecek başkalarının varlığını da vehmederek dalgalara söyleyen öykücü.

Kitabı okuyanlar 401 okur

  • yol/açık
  • Yeşim Eker
  • Ayşegül Şahin
  • Emel G
  • Özlem Toker
  • İlhan efendioğlu
  • Sider Melek KARA
  • tuba nur
  • Hcrt Ct
  • Leyl_im

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%1.5
18-24 Yaş
%21.6
25-34 Yaş
%45.9
35-44 Yaş
%20.6
45-54 Yaş
%4.6
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.5
Erkek
%27.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.8 (21)
9
%16.9 (20)
8
%25.4 (30)
7
%11 (13)
6
%14.4 (17)
5
%7.6 (9)
4
%3.4 (4)
3
%0
2
%2.5 (3)
1
%0.8 (1)

Kitabın sıralamaları