Gece Yürüyüşü

Gece Yürüyüşü
Bir kitabı okumaya başladı
İkiz Bedenler
İkiz BedenlerTess Gerritsen
8.7/10 · 6,1bin okunma
Reklam
Kımız
Üzüm şarabı gibi insanın çenesini buruklaştırır ve geriye badem sütü gibi bir tat bırakır. İnsanın içinde bir rahatlık uyandırır ama bunu kaldıramayanların da başına vurur. Ayrıca, çok kuvvetli bir şekilde idrar söktürür..
Sayfa 49 - Kronik KitapKitabı okuyor

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
Koyunun eti bölünmeden önce evin reisi beğendiği parçayı alır. O, birine özel bir parça verdiği zaman, o kişi bunu hiç kimseye vermeden tek başına bitirmelidir. Şayet yiyip bitiremezse, o zaman bu et parçasını yanında hizmetçisi varsa saklaması için ona verir. Ya da bu parçayı captorgayında muhafaza eder. Captorgay böyle şeyler için beraberlerinde taşıdıkları dört köşe bir çantadır. Kemikleri de bunları kemirmeye vakitleri olmadığı zaman söz konusu çantaların içine atarlar. Kemikleri sonradan kemirirler, çünkü onlarda hiçbir yiyecek maddesi israf edilmemelidir..
Sayfa 48 - Kronik KitapKitabı okuyor
Bir öküz ya da at öldüğünde etini kuruturlar, küçük parçalar halinde keserler ve güneşin altında duvara asarlar. Tuzlanmayınca derhal kurur ve kötü kokmaz. Bağırsaklardan sucuk yaparlar, en lezzetlisi domuz sucuğudur. Bunu taze iken yerler. Diğer etleri kışa kadar saklarlar..
Sayfa 47 - Kronik KitapKitabı okuyor
Reklam
[Moğolların] yiyecekleri ile ilgili hususlar hakkında bilmelisiniz ki istisnasız hepsi et tüketir ve büyük-küçükbaş hayvanlarından geçinirler." Yazın kımız içtikleri sürece, diğer yiyeceklerle ilgilenmezler..
Sayfa 47 - Kronik KitapKitabı okuyor
Marco Polo, Moğolların tek Ulu Tanrı olduğunu kabul ettiklerini belirtmekle beraber, herkesin evinde Nagitay denen bir maketin olduğunu eklemektedir. Bu bir nevi dünyevi Tanrı'dır. Evdekilerin çocuklarına, hayvanlara ve mahsule göz kulak oluyor. Ev halkı da ona ayrı bir itina gösteriyor, saygıda kusur etmemeye çalışıyorlar. Yemek yemeden önce, sofradaki yemekten bir parça alıp kapının önüne döküyorlar; inanışlarına göre Tanrı onların yemeklerinden pay alıyormuş..
Sayfa 45 - Kronik KitapKitabı okuyor
Yurtlarının girişini güneye çevirdikten sonra, hükümdarlarının karargâhını kuzeye koyarlar. Kadınların çadırları daima bunların doğusunda, yani oturduğu yere göre güneye bakan hükümdarın çadırının solundadır. Erkeklerin yeri daima batıda, yani hükümdarın sağındadır. Erkekler yurda girdikleri zaman, ok sadaklarını asla kadınlar tarafına asmazlar. Evin reisinin başının üstünde, duvarda keçeden bir figür bulunur. Bu figür bir bebeğe veya bir heykele benzer ve efendinin kardeşi yerine geçer. Kadınların başının üstünde de buna benzer bir maket bulunur ve o da kadının kardeşi sayılır. Biraz yukarıda iki maketin arasında daha küçük ve çelimsiz, fakat evin koruyucusu sayılan bir başka maket vardır..
Sayfa 45 - Kronik KitapKitabı okuyor
Moğolların Evleri (Yurt)
Herhangi bir yerleşmeleri (daimi konakları), hiçbir şehirleri yoktur ve gelecekte nerede oturacaklarını önceden bilmezler. Tuna'dan güneşin doğduğu yere kadar uzanan İskitya (Cithiam) topraklarını kendi aralarında paylaşmışlardır. Her kabile reisi (capitaneus) halkının sayısına göre otlaklarının sınırlarını tanır ve kış, yaz, ilkbahar ve sonbaharda sürülerini nerede otlatması gerektiğini bilir. Zira kışın güneye, daha sıcak yerlere; yazın kuzeye, serin yerlere göçerler. Susuz yerlere kışın giderler; eğer oraları karlı olursa, karı su yerine kullanırlar..
Sayfa 42 - Kronik KitapKitabı okuyor
Moğol istilasından evvel burada* Kumanlar oturmakta ve bölgede bulunanlardan vergi almakta idiler. Moğollar gelince Kumanlar deniz kıyılarına kaçtı ve kalabalık halinde bu eyalete girdiler; fakat açlıktan birbirlerini yediler, yaşayanlar ölüleri yediler. Bir tâcir; yaşayanların, dişleriyle ölülerin çiğ etlerini koparıp yediklerini gördüğünü bana anlattı. Tıpkı köpeklerin cesetlere yaptıkları gibi.. *Kırım
Sayfa 41 - Kronik KitapKitabı okuyor
Reklam
1206'da Cengiz Han'ın bütün bozkır kavimleri üzerine hükümdâr ilân edilmesinden sonra, Moğol adı bu yeni birliğe teşmil edilmiş ve böylece daha geniş bir anlam kazanmıştır..
Sayfa 37 - Kronik KitapKitabı okuyor
Cengiz Han'ın aile adı Kiyan olduğu halde, onun mensup bulunduğu Borçigin soyu, başka kabileleri de itaat altına alıp birliği sağladıktan sonra Moğol adını almıştır. Moğolların idaresi iki hükümdâr sülalesi arasında değişip durmuştur. Kabilelerin içerisinde üstünlüğü elinde tutan Tayçiut soyu, Yesügey'in ölümünden sonra Temuçin'in yükselmesine engel olmak istemiştir. Fakat Temuçin muhtelif mücadelelerden sonra bağımsız bir birliğin reisi sıfatıyla han ilan edilmiştir. Buna rağmen Temuçin, ancak Camoka'yı yenip Tayçiutları imha ettikten sonra, kendi kabilesine mensup olan bakiyeleri kazanabilmiştir..
Sayfa 37 - Kronik KitapKitabı okuyor
Bozkır halkı, boylara; bunlar da aile birliklerine ayrılmış olup, bir araya gelmekle ulusu meydana getiriyorlardı. Meselâ Moğol devrinden önce Tatar adı başka birçok kabileler tarafından da kullanılmıştır. Çünkü kabileler kendilerini harice karşı, daha büyük birliğin adı ile tanıtmakta idiler..
Sayfa 37 - Kronik KitapKitabı okuyor
Marco Polo (Seyahatname, I, Haz. Filiz Dokuman, İstanbul (tarihsiz), Tercüman 1001 Temel Eser, s. 22 vd.), Gürcistan'ı özetle şöyle anlatmaktadır: "Gürcistan krallıkla idare ediliyor. Krallarına da daima 'Melik Davit' diyorlar. Kralları Büyük Selçuklu hükümdarının tebaasıdır. Rivayet olunur ki, Gürcistan kralları hep omuzlarında bir kartal işaretiyle doğarlarmış. Gürcülerin çoğu Hıristiyan olup, Grek kilisesine bağlıdırlar. Çoğunluğu, din adamlarının yaptığı biçimde saçlarını örer. Gürcistan iki deniz arasına sıkışmıştır. Batısında Karadeniz, doğusunda da Hazar Denizi var. Aslında göl, fakat denizden farkı yok. Bir kıyısından diğerine on iki günde gidiliyor. Gürcistan'ın belli başlı şehirlerinden biri de Tiflis'tir. Halkının çoğu Ermeni ve Gürcü olup, pek az da Yahudi yaşıyor. Tiflis, ipekli kumaşları ve dokumalarıyla tanınmıştır.."
Sayfa 35 - Kronik KitapKitabı okuyor
Asya'da Moğollar tarafından yapılan iç değişiklikler yoluyla Hıristiyanlığın toleransları silinip ticaret yolları kuşatılınca, ticarette öncülük yapan Portekizliler Uzakdoğu'ya gitmek için deniz yolunu seçtiler, ticaret merkezleri kurdular ve kendilerinin de içinde bulunduğu Batılılar için kıtanın zenginliklerini açtılar. Böylece yüzyıllarca devam eden sömürgeciliğe başladılar. Neticede bütün Avrupalı güçler askerî imkânları vasıtasıyla kendi paylarını emniyete aldılar..
Sayfa 27 - Kronik KitapKitabı okuyor
27,5bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.