Gece Yürüyüşü

Öyle anlar oldu ki ölmeyi özledik..
10/10
·336 syf.··
2026 66. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 16:19
Nadire Mater'in Mehmedin Kitabı'nda Güneydoğu'da askerlik yapan gençlerin yaşadıkları doğrudan kendi anlatımlarıyla aktarılıyor. Bence kitabın en güçlü yanı da bu. Araya giren yorumlar ya da yönlendirmeler yerine askerlerin kendi seslerini duyuyorsunuz. Bu da anlatılanları çok daha gerçek ve etkileyici kılıyor. Kitabı okumak benim için hiç kolay değildi. Sayfalar ilerledikçe çatışmalarda hayatını kaybeden askerleri, mayınlara basarak uzuvlarını kaybeden gençleri, gazi olarak yaşamına devam etmeye çalışan insanları ve yaşadıkları psikolojik yıkımı okumak gerçekten ağırdı. Bir yandan da çatışmaların ortasında yaşamaya çalışan bölge halkının yaşadıkları vardı. Köylerin boşaltılması, insanların sürekli korkuyla yaşaması, gündelik hayatın bile büyük bir mücadeleye dönüşmesi insanın içini burkuyor. Kitabı okurken sık sık durup düşündüm. Çünkü anlatılanlar kurgu değil, yaşanmış hayatlar. En çok etkilendiğim noktalardan biri, bu askerlerin çoğunun henüz çok genç yaşta bu deneyimleri yaşamış olmasıydı. Daha hayatlarının başındayken ölümle bu kadar iç içe kalmaları, arkadaşlarını kaybetmeleri ve yaşadıkları travmaları yıllar sonra bile aynı ağırlıkla anlatmaları beni derinden etkiledi. Bazılarının anlattıkları birkaç cümleden oluşuyor ama o birkaç cümlenin taşıdığı yük çok büyük. Özellikle kaybettikleri arkadaşlarını anlatırken hissettikleri çaresizlik ve suçluluk duygusu satırlara açıkça yansıyor. Kitap boyunca hiçbir tarafın acısının diğerinden daha önemsiz gösterilmediğini hissettim. Hem askerlerin hem de bölgede yaşayan sivillerin hayatlarının çatışmalardan nasıl etkilendiğini görmek, savaşın aslında herkesten bir şeyler götürdüğünü bir kez daha gösteriyor. Okurken sürekli aynı düşünce aklıma geldi. Savaş bittiğinde bile insanlar yaşadıklarıyla yaşamaya devam ediyor. Fiziksel
Anı
Mehmedin KitabıNadire Mater · Metis Yayınları · 2012105 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ama her insan aşkı farklı yaşar..
7/10
·224 syf.··
2026 65. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:51
Ahmet Ümit'in Aşk Köpekliktir adlı kitabı, birbirinden bağımsız öykülerden oluşan ve aşk kavramını farklı yönleriyle ele alan bir eser. Kitap boyunca aşk yalnızca romantik bir duygu olarak değil, insanın hayatını ve kararlarını derinden etkileyen karmaşık bir güç olarak karşımıza çıkıyor. Farklı karakterler ve hikâyeler aracılığıyla tutku, özlem, yalnızlık ve hayal kırıklığı gibi duyguların aşk ile nasıl iç içe geçtiği anlatılıyor. Kitabın adı ilk anda sert ve iddialı gelebilir. Ancak burada verilmek istenen mesaj hakaret etmekten çok, aşkın insanı zaman zaman kendinden vazgeçirecek kadar güçlü bir duygu olması. Yazar, âşık olan insanların mantıklarıyla değil duygularıyla hareket edebildiğini, kimi zaman gururlarını bir kenara bırakıp sevdikleri kişinin peşinden gidebildiğini gösteriyor. Bu yönüyle aşk, insanı hem güçlü hem de savunmasız bırakabilen bir duygu olarak ele alınıyor. Kitapta aşkın tek bir tanımı yok. Bazı öykülerde bir tutku, bazılarında bir bağımlılık ya da yanılsama gibi karşımıza çıkarken kimi zaman da insanın hayatına anlam katan özel bir deneyim olarak sunuluyor. Bu çeşitlilik, kitabın en dikkat çekici yanlarından biri. Her hikâye aşkın başka bir yüzünü gösterdiği için okur aynı duygunun farklı insanlarda nasıl farklı sonuçlar doğurabileceğini görebiliyor. Beni düşündüren noktalardan biri de aşkın her zaman fedakârlıkla açıklanamayacağı fikriydi. Yazar bazı karakterler üzerinden insanların bazen karşısındaki kişiyi değil, o kişinin kendilerinde uyandırdığı duyguları sevdiklerini hissettiriyor. Bu durum kıskançlık, sahiplenme ve kontrol etme isteği gibi duyguların da aşkın bir parçası olarak ortaya çıkmasına neden oluyor. Kitap, aşkın sadece güzel ve romantik taraflarına değil, insanı zorlayan ve karanlıkta bırakan yönlerine de yer veriyor.
Aşk
Aşk KöpekliktirAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202017,2bin okunma
Yaşayamadıklarına ağlıyordu şimdi, pişmanlıklarına..
9/10
·256 syf.··
2026 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:30
Spoiler içerir!!! Alişan Kapaklıkaya'nın kendi yaşamından izler taşıyan Siyah Pantolon kitabı, yoksulluğun, aile ilişkilerinin, kayıpların ve sevgi eksikliğinin iç içe geçtiği oldukça etkileyici bir eser. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri, Elif'in hikâyesiydi. Daha kendi çocukluğunu yaşayamadan gelin olmuş, erken yaşta anne olmanın yükünü omuzlarında taşımış bir kadın. Hayatın zorlukları onu sertleştirmiş. Bu yüzden çocuklarına sevgisini göstermek yerine çoğu zaman kızarak yaklaşmış. Babaları da benzer şekilde sevgisini açıkça ifade edemeyen bir karakter. Çünkü büyüdükleri coğrafyada çocuk sevmek, sarılmak, sevgiyi göstermek pek alışılmış bir şey değil. İnsanlar seviyor ama göstermeyi bilmiyor. Kitabı okurken sık sık sevgi, zamanında gösterildiğinde anlamlı diye düşündüm. İş işten geçtikten sonra gösterilmeye çalışılan sevgi ise çoğu zaman yalnızca bir pişmanlık olarak kalıyor. Kitap da bunu çok güçlü bir şekilde hissettiriyor. Eğitimle ilgili bölümler de benim için oldukça etkileyiciydi. Öğrencilere korku ve baskıyla yaklaşan Şavaş öğretmen ile çocuklara sevgi, saygı ve özveriyle yaklaşan Melek öğretmen arasındaki fark, bir öğretmenin bir çocuğun hayatını nasıl değiştirebileceğini çok net gösteriyor. Birinin çocukları hayattan ve okuldan uzaklaştırdığı yerde, diğerinin onları hayata bağladığını görmek kitabın en güçlü yanlarından biri. Siyah Pantolon aynı zamanda Alişan Kapaklıkaya ile tanışma kitabım oldu. Son 40-45 sayfayı gözyaşları içinde okudum. Özellikle, çocuklarına sürekli "Üstünüz başınız toz toprak oldu" diye kızan bir annenin, sonunda evladının mezarının toprağına sarılıp o toprağa bulanması kitabın en acı sahnelerinden biriydi. Bir zamanlar üzerlerindeki toprağa öfkelenen annenin, günün sonunda yavrusundan geriye kalan tek şeye, mezarının
Roman
Siyah PantolonAlişan Kapaklıkaya · Yediveren Yayınları · 2021689 okunma
Çünkü nihayetinde önemli olan tek şey kaderdir..
6/10
·464 syf.··
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:49
Stephen King'in Hayatı Emen Karanlık adlı romanı, gerçek ile kurgu arasındaki sınırların bulanıklaştığı, kimlik ve yaratım üzerine kurulu bir hikâye anlatıyor. Romanın merkezinde, edebî eserler kaleme alan başarılı yazar Thad Beaumont yer alıyor. Ancak asıl ününü, George Stark takma adıyla yazdığı sert polisiye romanlarla elde etmiştir. Bir gün bu kimliği geride bırakmaya karar verir ve George Stark'ı sembolik bir törenle öldürür. Fakat çok geçmeden Stark'ın ölümüne bağlı gibi görünen kanlı olaylar yaşanmaya başlar. Yazar ile yarattığı karakter arasındaki çizgi silindikçe, Thad kendisini açıklaması güç bir kâbusun içinde bulur. Romanın ilk bölümlerinde kurulan gerilim ve gizem atmosferi oldukça başarılıydı. İşlenen cinayetler, ortaya çıkan ipuçları ve Thad Beaumont ile George Stark arasındaki ilişkinin ardındaki sır, merak duygusunu sürekli canlı tutuyor. Bu nedenle kitabın ilk yarısını ilgiyle okudum. Ancak hikâye ilerledikçe olayların daha somut ve mantıklı bir açıklamaya kavuşacağını düşünürken, anlatının belirgin biçimde doğaüstü ve fantastik bir yöne evrilmesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Romanın başlarında kurulan gerilim ve gizem, bende daha gerçekçi bir çözüm beklentisi oluşturmuştu. Bu nedenle son bölümler, hikâyenin vaat ettiği etkiyi benim açımdan tam olarak karşılayamadı. Roman boyunca canlı tutulan gizem duygusu ve gerilim atmosferi beni hikâyenin içinde tutmayı başardı. Ancak olayların çözülüş biçimi, kitap boyunca kurulan gerilimin karşılığını tam olarak veremedi..
Edebiyat
Hayatı Emen KaranlıkStephen King · Altın Kitaplar · 20191,072 okunma
Bu hâlim Sana malûm..
7/10
·120 syf.··
2026 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:09
Ayşe Şasa'nın Şebek Romanı'nı okumadan önce hayatı hakkında birkaç yazı okumuştum. Bu yüzden kitaba başlarken ister istemez yazarı da düşünerek okudum. Ayşe Şasa'nın çocukluğu beni en çok etkileyen noktalardan biri oldu. Varlıklı bir ailede büyümesine rağmen anne ve babasından uzak kalmış. Çocukluğunu daha çok mürebbiyelerin gözetiminde geçirmiş. Maddi imkânların her zaman mutluluk getirmediğini gösteren bir hayat hikâyesi var. İlerleyen yıllarda yaşadığı ruhsal sıkıntılar ve ardından tasavvufa yönelmesi de eserlerine farklı bir derinlik kazandırmış. Şebek Romanı 2075 yılında geçen bir bilimkurgu romanı. Hikâye, artık eski kimliğini kaybetmiş ve XB21 adını almış bir şehirde geçiyor. Teknolojinin son derece geliştiği bu dünyada insanlar dışarıdan bakıldığında ilerlemiş görünse de iç dünyalarında büyük bir boşluk taşıyorlar. Kitap bu yönüyle klasik bilimkurgulardan ayrılıyor. Çünkü bilimkurgu eserlerinde genellikle teknolojik ilerleme olumlu bir gelişme olarak sunulurken Ayşe Şasa bunun tam tersini yapıyor. Bu nedenle eser aynı zamanda bir bilimkurgu parodisi olarak değerlendiriliyor. Geleceğin dünyasını anlatırken aslında günümüz insanını ve modern hayatı sorguluyor. Hikâyenin en dikkat çekici taraflarından biri bilimkurgu ile tasavvufu bir araya getirmesi. Türk edebiyatında buna çok sık rastlanmıyor. Distopik bir gelecek kurgusunun içinde insanın hakikat arayışı, maneviyat ve özüne dönüş gibi temalar yer alıyor. Kitaptaki XB21 toplumu bana köklerinden kopmuş modern insanı çağrıştırdı. Her şeyin hesaplanabildiği ve kontrol altında tutulabildiği bir düzen kurulmuş ama insanların ruh dünyası ihmal edilmiş. Kitabın adındaki şebek motifi de bu noktada anlam kazanıyor. Şebek sözcüğü bende taklit eden ve özünden uzaklaşan insan fikrini uyandırdı. Sanki yazar, kendi
Edebiyat
Şebek RomanıAyşe Şasa · Ketebe Yayınları · 2023338 okunma