Mor Mürekkep

Nazan Bekiroğlu
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 21 dk.
Sayfa Sayısı:
224
Basım Tarihi:
Mart 2021
İlk Yayın Tarihi:
1999
Yayınevi:
Timaş Yayınları
ISBN:
9789753626880
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

"mor acılı ve hüzünlü bir kalbin rengidir"
10/10
·224 syf.··
2022 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2022 22:11
️ Biyografi denince nasıl aklıma ilk bu işin ehli olan Zweig geliyorsa; Deneme denince de artık aklıma Nazan Bekiroğlu geliyor. Nazan Bekiroğlu ile tanışmam çok hızlı oldu. Sonra kendimi kitaplarının içinde yüzerken buldum. İnsan bir yazardan üst üste kitaplar okuyunca sıkılıyor ya, biraz ara verdikten sonra tekrar dönüyor- bu en sevdiğin yazar bile olsa- Bir müddet sonra insan doyuyor. Ben henüz bıkmadım. Kolay kolay da bıkacağımı sanmıyorum. Böyle bir dil yok, sürekli okuyucuyu içene çeken, akıcı ve derin bir anlatımı var, birazda şiirsel. Kitaplarını elimden düşüremiyorum. Mor Mürekkep kitabına gelirsek; okuduğum diğer iki kitabına nazaran, bu kitap denemelerden oluşuyor. Kısa yazılmış bir çok deneme. Kelimelerin gücünü yazar bize gösteriyor, hepsini öyle güzel yazmış ki hepsinin altında derin anlamlar var. Hatta bazıları baya düşündürüyor. Yazar düşüncelerini pekiştirmek için daha iyi okuyucusuna geçirmek için bir çok yazarlardan, şiirlerden, şairlerden, sanatçılardan, kitaplardan ve sözlerden yararlanmış... Hepsi o kadar etkileyici ki. (Hatta adı geçen kitapları hiç üşenmeden not aldım aşağıya yazacam, hem sizin için hem de kendim için okumak için, güzel tercihler olduğunu düşünüyorum.) Demek kelimeler hayattan çıkıyor, hayat kelimelerden değil. (s.13) Tamamen bu düşünceyle yazılmış denemeler. Yaşananları en güzel kelimelerle ifade etmiş Nazan Bekiroğlu. Çoğu tecrübe olduğu. Çoğu da edebiyatın en güzel betimlemelerindendi, olabildiğince en muhteşemi yapmış. Olabildiğince bir çok konuya değinmiş, zamanlar arasında yolculuk yaptığım bölümler de. Efsaneler, tarih, din, kitaplar, ölüm daha çok şey Okurken bilgide edindim. En çok alıntı çıkardığım kitaplardan biri. Baştan sona tüm kitabı çizecektim resmen. Bu arada bazı bölümler birbiriyle bağlantılı, söylemekte
Edebiyat
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,177 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2025 2234. kitabı
“Mor Mürekkep” Nazan Bekiroğlu’nun zarif kaleminden çıkan, kalbe işleyen bir iç döküş gibiydi benim için. Her cümlesi mor bir hüzünle, ince bir zarafetle yazılmıştı sanki. Okurken hem bir kadının derinliğini, hem bir yazarın iç sesini duydum. Dilindeki o mistik hava, satır aralarındaki kırılganlık, kelimelere sinmiş duygu… hepsi bir bütün olarak beni içine çekti. Nazan Bekiroğlu’nun kalemiyle insan hem ağlar hem şükreder; “Mor Mürekkep” tam olarak öyle bir kitap arkadaşlar, ruhu mor, sesi dingin, dokunuşu derin.
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,177 okunma
Ya?
Puan vermedi·224 syf.·
2022 44. kitabı
Nazan Bekiroğlu'nun sunduğu kelime hazinesi yine oldukça zorlayıcı ve hayran bırakıcıydı. Bazı kısımlarda bu kelime ve söz hassasiyetini kendisi de dile getiriyor. Eser anlaşılmak için belirli bir edebî bilgi birikimi, en azından edebiyat dünyamıza kuşbakışı bir hakimiyet gerektiriyor. İçimizde bazı ince noktalara, hüzünlerimize dokundu. Okurken anlaşıldığınızı hissedeceksiniz.
Deneme
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,177 okunma
Yüreğimde mor kanatlı kelebek:)
Puan vermedi·224 syf.·
2023 8. kitabı
Yazarımızın kitabın ortalarında yaptığı MOR tanımıyla başlamak istiyorum incelememe: "En açığıyla en koyusu arasında mor, fazla açık fazla kapalı. Fazla modern fazla muhafazakâr. Renkler içinde bağımsız ülke, mor. Renkler içinde tutsak ülke, yine mor.” Nazan Bekiroğlu'nun okuduğum ilk eseri ve iyi ki de okudum dediğim bir eser:) Yazar hakkında pek bir şey bilmiyordum ama burdan gördüğüm okuduğum yazara ait alıntılar, iletiler beni bir şekilde yazara bağlamıştı. Yazar ve okuyucu arasında bir bağ vardır ya hani işte ben bu kitabı okurken sanki yazarla bütünleşmiş gibi oldum. Okuduğum her cümlede kendimi gördüm. Kitabı okurken o günün benim olduğunu hissettim, kendi duygularım, kendi düşüncelerim ve kendi hayatım vardı bunun idrakine varıyordum. Kitabı okudukça okumak istiyordum, çünkü bana beni anlatıyordu.. Kitabı kısaca özetlemek gerekirse; Kültür, sanat ve edebiyat alanına dair çok önemli bilgileri mükemmel bir anlatımla içerisinde barındıran bir eser. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, okurken bazı bölümlerin hiç bitmesini istemeyeceğiniz aynı şekilde sıkılıp hemencecik bitmesini isteyeceğiniz bölümler olacaktır ama bölümler çok kısa olduğu için bu kesinlikle okuma isteğinizi kaçırmaz, çok sade ve çok akıcı bir şekilde ilerleyen kitabımızı okumayanlara tavsiye ederim. Selam ve dua ile
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,177 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2022 5. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2022 00:24
Nasıl ve nereden başlasam bilemiyorum. En iyisi önce Nazan Bekiroğlu'nun Mor tanımıyla başlayayım: "En açığıyla en koyusu arasında mor, fazla açık fazla kapalı. Fazla modern fazla muhafazakâr. Renkler içinde bağımsız ülke, mor. Renkler içinde tutsak ülke, yine mor." ¹ "Mor hayat. Mor ölüm. Mor hayal. Mor gerçek. Mor masumiyet. Mor cesaret. Mor halk. Mor aristokrat." ² Neden Mor Mürekkep demiş #y:556? Bu tanımla birlikte cevabını almış oluyoruz aslında. Çünkü zıtlığı barındırıyor içinde. Ki bunu denemelerinde de açıkça ve sıkça görüyoruz zaten. Örneğin "Sayısız Harf" denemesinde susmanın erdeminden ve yüceliğinden bahsederken, hemen bir sonraki denemesi olan "Gene de Sen Söyle" denemesinde sözün güzelliğine ve söylemenin gerekliliğine işaret ediyor. En ilginç ve güzel yanı da, her iki yazısıyla da sizi ikna edebiliyor oluşu. Aynı çelişki "Hiç Emniyette Değilim" ve hemen onu izleyen "Fevkalâde Emniyetteyim" denemelerinde de mevcut. Bir de "Yazı ve Ölüm, Yine" denemesi var ki; ölmemek için yazıya koşanlar, yazıda ölüyorlar. Yazarak ölüyorlar. Üstelik ölmemek için ölüyorlar. Ne muhteşem çelişki ama! Her deneme, ya farklı iklimlere götürüyor sizi, ya da farklı yaşamlara tanık ettiriyor. Birde farklı iklimlere götürürken farklı yaşamlara tanık ettirdikleri var ki, gerçekten okunmaya değer hepsi. Tüm bunların yanı sıra ve en güzel yanlarından bir diğeri ise, Nazan Bekiroğlu'nun neredeyse her denemesinde bir yazar veya kitaba atıfta bulunması ki, bu bir yandan yazarın hangi kitapları okuduğuna ışık tutarken, diğer yandan da okuyucuya bir tavsiye niteliği taşıyor. En azından benim için öyle olduğunu söyleyebilirim. Buradan referansla hatırı sayılır bir okuma listesi yapılacağından hiç kuşkunuz olmasın. Mor Mürekkep'te geçen kitaplara değilse de yazarlara şöyle bir değinelim; Victor Hugo, Hermann Hesse, Ümit Aktaş,
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,177 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2020 19. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2020 01:54
224 sayfalık bir serüven. Gönüllüydüm bu serüvene, açtım ilk sayfasını kitabın, okudum okudum...Bolca çizdim altlarını, beğendiğim düşüncelerin. O kadar çok ayna tesirli cümlelere rastladım ki; yani şu yüreğimden geçen acılar, sorular, cevap sanışlarım, önceden düşündüğüm ama kimse de rastlayamadığım hayal kaçkınları burada vardı.Yani ki aynı anda aynı şeyi düşünerek birbirlerine gülümseyen iki dost misali.Bir nazar, bir ayna, bir kalp dostu. İşte bu kitap benim bir kalp dostum. Bu kitap benim unutuşum ve hatırlayışım; bir inci rüyasında. Kahverengi kapılardan birini seçişim ve hazine. Neyse. Evet 224 sayfalık serüven diyorduk. Bu serüvenden çok memnun kaldım. Kıymetli düşüncelerden geçtim ve anlamaya çalıştım. Ne derece muvaffak olduğum tartışılır ama bana pek çok şey kattığını açık yüreklilikle söyleyebilirim. O yüzden sen ey okuyucu ! Bence bu kitabın sayfalarını aralamalısın. Aramalısın kendini. Çünkü nerede bulacağımızı hangimiz biliyoruz ki?
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,177 okunma
10/10
·
Beğendi
o kadar kıskanç bir kitaptır ki; bitirene kadar asla başka bir şeyle meşgul olamaz, kafa yoramazsınızdır. özünde bir kitap, 224 sayfa, saman kağıda. ama o sayfalar içinde bazı sayfalar var ki, kazınsın istiyorsun zihnine, hep orada kalsın. hani kalırsa onlar orada, sen kendini güvende hissedeceksin. güven duymak için satırlara sığınan türden bir manyaksın çünkü. Eninde ve sonunda bütün ölümler benziyor birbirine, öğrenirsiniz. Ve bölünür hayatınız bir kör bıçağın ucuyla tam orta yerinden ikiye: Senden önce, senden sonra.Deneme severler okumadan geçmeyin güzel insan bazan bekiroğlu.
1000Kitap
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,177 okunma
Biraz mavi, biraz kırmızı...
10/10
·224 syf.··
2018 135. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2018 12:37
Hangi duyguyu nasıl ifade edeceği önceden belirlenmiş sözün, hayatı anlamlı kılması nasıl beklenebilir ki? Aşktan bahsettik, aşkı tanımıyorduk. Öldük, ölmüyorduk. Sadakatten söz ettik, sadakati bilmiyorduk. Sevdik, aslında sevmiyorduk. Aldık, veriyorduk; verdik alıyorduk. Söz yerini buluyordu sadece, iyi düşüyordu, uygun. Söylüyorduk, yazıyorduk, okuyorduk... Bu sebepten; "Şimdiye kadar bütün öğrendiklerim" dedi yazıcı, "Hayata dair, hiçbir şeyi anlamama yetmediler. Öyleyse onları unutmalıyım. Unutmalı ve yeniden başlamalıyım." Kapatıp gözlerini şimdi sildi hafızasını. Açtı kitaplarını, tek tek okumaya başladı. Kelimelerin verdiği kadarını aldı ve yazdı yeniden hepsini. Kuşları, çiçekleri, böcekleri... Bilemedi ki hayatı kelimelerden öğrenemeyeceğini. Hayatın kelimelerden çıkabileceğini zannetmişti. "Oysa karşıladıkları nesneyi bile göstermiyorlar. "Demek ki kelimeler hayattan çıkıyor, hayat kelimelerden değil" dedi. Kelimelerle hayat ne zaman uydu ki birbirine! Yazar hayatı anlatıyor demek vasat bir tabir olur. Yazar aslında hayatı bize anlamlı kılan kelimelerin, sana, bana, bize nasıl yansıdığını, aynı anlamları içermese de elbet benzer bir anlamda buluşulacağını anlatıyor. Bununla beraber aslında ne kadar çok anlatırsak anlatalım hiçbir kelime duygu yoğunluğunu kapsayacak kadar derin ve zengin değil demek istiyor. Edebiyata adını yazdıran isimlerle bunu ispat yoluna gidiyor ve diyor ki "öyle bir lisan ki adeta konuşan bir ruh olsun." (Mai ve Siyah- Uşaklıgil) Aslolan nedir peki? Yazı mı, yazar mı, okuyucu mu? Yazı var oldukça elbet bir okuyucusu da olacaktır. Ama varoluşu da bir yazara tâbi değil midir onun? Öyleyse duygular eksilmesin ki yazılar var olsun, dua değil belki beddua olacak ama acılar hep olsun ki kelimeler dile gelsin, yazılsın, okunsun. Tüm bu
Edebiyat
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,177 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 103. kitabı
N.Bekiroğlu Kitaplığı Düşsel Evreni'ne giriş kitabım. Her söz yerini bulan ok, her benzetiş kalbimi bulan efsundu. Öyle ayaküstü okunmaz Bekiroğlu, her ortamda okunmaz, inziva ister, zaman ister. Kitap kendini sana açmak için senin her şeyini ister. Kalbin, aklın, fikrin... Vermezsen alamazsin. O sebeple sevgiliye ayrilacak zamani ayirmadan bu evrenin tadina varamazsin.
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,177 okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2020 39. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2020 20:06
Ders çalışmam gereken şu günlerde mola verdikçe ara ara okuyabilmek için beni kendine bağlamasın diye bir roman yerine deneme tercih etmiştim. Ama şansım yaver gitmedi ve kendine en çok bağlayan kitabı seçtiğimi geç farkedip kendimi sayfaların kıskacından kurtarmak için epey mücadele etmem gerekti. Öncelikle belirtmem gerekiyor ki, kitabım hemen hemen yarısını anlamadım. Ama anlamadan da acayip bir lezzet aldım. Anladığım yarı ise beni yazarına hayran bırakmaya yetti.(Sonraki okuyuşlarımda kafamı meşgul eden unsurlardan uzak sessiz sakin bir ortam tercih edersem tamamını da anlayabileceğimi ümit ediyorum) Yazarın kendine has şiirsel çok naif bir dili var.Okurken adeta içinize ılık ılık bir şeyler akıyor ve yumuşacık bir his kaplıyor ruhunuzu. Edebi ve kültürel değerlerimizi ustaca anlatırken; Türk ve dünya klasikleri alıntıları, edebi sanatlar vb edebiyatla ilgili ne varsa ufak ufak tuz gibi serpiştirmiş sayfalar arasına ve bu gerçekten kitabın tadına tat katmış. Kitap okumaya ara verip alıntı paylaşmaya üşenmesem nerdeyse her cümlesini paylaşabilirdim. Her konuda bilgisi olan ve bu bilgisini şairane bir şekilde aktaran çok özel bir yazar olduğunu düşünüyorum. Bu okuduğum ilk kitabı ama son olmayacak.
Mor MürekkepNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,177 okunma

Yazar Hakkında

Nazan BekiroğluYazar · 23 kitap
3 Mayıs 1957 tarihinde Trabzon'da doğdu. İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi. (1985). Orhan Okay yönetiminde sürdürdüğü Halide Edib Adıvar'ın Romanlarının Teknik Açıdan Tahlili konulu doktorasını tamamladı (1987). Aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Şair Nigar Hanım konulu çalışmasıyla doçent oldu (1995). 1998'den itibaren aynı fakültede açılan Türkçe eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Nazan BEKİROĞLU 4 Mayıs 2001'de profesör olmuştur Şehirli bir ailenin üç çocuğundan en küçüğü olan Nazan Bekiroğlu; kendi ifadesiyle 'ehl-i kalem ve kelam' bir baba ile titiz ve oldukça eğitimli bir annenin, iki de ağabeyin ikliminde epey nazlanarak, korunarak, esirgenerek büyümüştür. Çocukluğunda Türkçesi bozulur diye sokak yasaklanmış ve arkadaşları seçilmiştir, bunun için konuşurken Karadenizliliği hiç hissedilmez. Bekiroğlu, Türk Edebiyatı dergisi röportaj yazarı Belkıs İbrahimhakkıoğlu'na verdiği bilgilerle, kendini ve (birbirini andıran) hikayeleriyle şiirlerini şöyle anlatmıştır. Doğduğu ay (3 Mayıs), ruh dünyası ve ardından şiir ve hikayelerinde hep yer almıştır. Altı yaşına kadar oturdukları, konak yavrusu denilebilecek büyük evde yaşadıkları, hikayelerinin şuur altı malzemesini hazırlamıştır; 'Çini dolap tutamakları, billur kapı kolları, vitraylardan süzülen efsunlu hava, kapı yanında açan filbahri çiçekleri, taş duvarlardan fışkıran yabani incir dalı, kocaman halının göbeğine düşen sarı ikindi güneşi, geceleri yatağa uzanan dalga sesleri ve bu seslerle karışan martı çığlıkları.' Bütün bunların izdüşümleri daha çocukluk yıllarında sanatkar ruhunu yoğuran dünyanın temelini teşkil etmişlerdir. On dört yaşında babasının vefatıyla beraber ailenin ekonomik ve sosyal rengi değişir. Konaktan apartman dairesine geçiş yazarın içe dönük ruh yapısının teşekkülünde ve duyarlılığının şekillenmesinde etkili olmuştur. Daha sonra yüksek tahsil için aileden uzaklaşması bakışlarını dış dünyaya çevirmesini Anadolu'yu ve insanını tanıtmasını sağladı. Öğrencilik yıllarında halk edebiyatı ve Orta Asya estetiğinin peşinde idi. Bunu bir ölçüde ilk hikayelerine de yansıttı. (Hava Hanım Öldü) . Gerek sanatkar, gerekse akademik kişiliğinin gelişmesinde hocası Orhan Okay'dan teşvik ve destek gördü. Kendi ifadesiyle, kendini asıl buluşu mezuniyet sonrası yıllara rastlar. 1979 yılında apartmandan tekrar eski, müstakil ve bahçeli bir eve taşınırlar. Böylece sanatkarımız, ruhunu harekete geçiren atmosfere yeniden kavuşur. Daha sonra bir İstanbul seyahatinde hayatına Osmanlı ve Topkapı girer ve bu saray giderek, adeta bir tutkuya dönüşür. Ama onu çeken Osmanlı'nın zaferleri ya da yenilikleri değildir. 'Saray'ı özellikle insani yanı ile yakalamaya çalışır. Bekiroğlu, edebiyata ve özellikle şiire meraklı bir aileden geliyor. Baba ve anne şiiri duyan ve duyuran insanlar. Babası 'Hedef' adlı bir mahalli bir gazetenin sahibiydi. Basılmamış roman denemeleri ve pek çok şiirleri bulunan, tarihe ve bilhassa Osmanlı tarihine meraklı bir zattı. Bekiroğlu 'güzele ilgi duymayı' babasından öğrenmiştir. Okumayı, kendisine sevdiren babasıdır. 'İçinde Bir Sızı Var' hikayesinde kahraman da babasıdır. Bir zamanlar Tanpınar'ın etkisinde kaldığını şu anda bu etki üzerinden attığını söyler. Hayran olduğu Dostoyevski'den insan ruhunun labirentlerini vermesi bakımından etkilenir. Oscar Wilde'ın insan ruhunun evrensel prensipler doğrultusunda ve çok sade çizgilerle hikayeler yazmasından etkilenir. Nun Masalları döneminde Oscar Wilde gibi hikayeler yazmak ister. Nun Masalları'nın sade görünümünde onun etkisinin olduğunu söyler. Mustafa Kutlu'dan teknik anlamda geleneğe yaslanması yönünden etkilenir. Sezai Karakoç'tan geleneğin dönüştürülerek bugün nasıl kullanılabileceğini öğrendiğini söyler.