Beni Onlara Verme

·
Okunma
·
Beğeni
·
15,3bin
Gösterim
Adı:
Beni Onlara Verme
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759969158
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
Baskılar:
Beni Onlara Verme
Beni Onlara Verme
“Ruhuma musallat olmuş o uçurumların kenarında yaşayabilmek için aylardır bıkmadan usanmadan çocukluğumun yüzlerini,
sokaklarını, ağrılarını yazıyorum. Delirmişçesine, hafızamın kuytu, karanlık, ıssız yerlerine, çocukluğuma, ilk gençliğime, utançlarıma, kavgalarıma bakıyorum bir şeyler bulabilmek için. Ne arıyorum?
Bu kadar öykünün içinde aradığım nedir? Bir kere de mutlu bitsin şu hikâyelerin sonu diyenlere ne cevap vereceğim?”

Bir kere sevdiğinin yüzüne baksa ölecek âşıklar…

Güzelliğini bir yara gibi taşıyan kadınlar…

Gururundan ölenler, gidenler, tam söyleyecekken susanlar,
yıkık krallıkların prensesleri…

Tarık Tufan, Beni Onlara Verme’de bir semti,
o semtin mahallelerini ve o mahallelere sıkışmış karakterlerin birbirinden ilginç hikâyelerini anlatıyor.

Tarık Tufan’ın etkileyici ve akıcı dilinden kimi zaman karanlık,
can yakan masalsı hikâyeler.

Beni Onlara Verme cüretli ve içten bir meydan okuma.
248 syf.
·3 günde
Yıl 2014 olması lazım İstanbul Tüyap kitap fuarında Tarık Tufan'a kitap imzalatmak için 45 dakika sırada bekledim. İmza sırasında beklerken, bir huyum vardır, imzalatacağım kitabı okumaya başlarım, sıra geldiğinde kaldığım sayfayı imzalatırım. Yine sıra geldiğinde kaldığım sayfayı koydum masasına aramızda şöyle bir konuşma geçti;
T.T: Neden bu sayfayı imzalatıyorsun?
Ben: Sırada beklerken buraya kadar okudum. İmza için ne kadar beklediğimi unutmamak için.
T.T: Dimi, sıra baya uzun sağolsunlar
Ben: Sıra uzunluğundan değilde, herkesle fotoğraf çekilip, sohbet ediyorsunuz o yüzden bekledik bu kadar.
Dedim ve Tarık Tufan'ın yüzü düştü, alındı, sustu. Ben de dedim içimden, ünlü kaprisi eleştiriye gelemiyor. Ama şimdi okudukça anlıyorum o günkü kapris değildi muhtemelen, üzdük adamı. Bir insan bu kadar hüzünlü, karamsar, pesimist olabilir mi yahu? Tamam bizde hüzünlüyüz, olumsuzuz, mutsuzuz, ama Tarık Tufan başka adamın bütün kitapları böyle. Arkadaş bir kitap düşünün içinde küçük küçük bir sürü hikaye var (her biri güzel bir roman olabilecek konular) ama hepsi kötü sonla bitiyor. Ne yapıyorsun abi Emre Aydın dinleyerek, Zuhal Olcay fotoğrafına bakarak, Yeditepe İstanbul izleyerek mi yazıyorsun. Bu ne kasvet, ne yaşadın sen Allah aşkına. Olurda bir daha karşılaşırsak bu sefer laf sokmucam, sarılcam sana, sarılcam ve "abi s.ktir et çok şeyy yapma" dicem. Görüşmek üzere.
248 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitabın adından bu şarkı aklına gelenlere hediyemdir.tam da isabet etmiştir kitabın içeriğiyle efendim. .
https://youtu.be/6jObLB5t0mM
Tarık Tufan..okuduğum ilk kitabı..ama son kitabı olmayacak.. nasıl bir bakış açısıdır nasıl bir his dünyası vardır inanın tam anlamış değilim.. zira anlattığı üç beş sayfalık hikayelerde öyle yerler var ki sarsılıp kendimi toparlamakta zorlandığım yerler çook.. belki de yanı başımızda yanından geçip gittiğimiz hayatlar.. akşam yemek yerken! haberlerde izlediğimiz üzüntümüzün belki saniyeler sürdüğü arkasından yemeye devam ettiğimiz türden olaylar.. 3. sayfa haberleri ya da kallavi kenar mahalle dizileri gibi..ama çok samimi ve derin.. sanki yaşadığı olayları mahalleden birine bi sohbet ortamında anlatır gibi..
öyle bir mahalle ki taksicilerin bile ''abi biz buraya girmiyoruz'' dediği cinsten.. her evde bir vukuat her evde bir olay her karakterde damardan bir ah sesi.. var mı öyle bir dünya??.. var.. ama kimimiz o tekinsiz mahallelerin yanından bile geçmedik belki.. kimimiz de oralarda büyüdük ve bu olayları kanıksadık.. kimbilir..
derinden bir aah dediğiniz yerler de var ağzınız yayıla yayıla güldüğünüz yerler de.. 90 larda polis aramasında arkadaşının montunu giyen ve cebinden misvak çıkan o kominist gence, kolu çıkma numarasıyla maganda elinden kız kurtaran sihirbaza, kadın sesi dinlemek günahtır denildiğinde ilkay akkaya nın sesi kadın sesi sayılır mı diye ciddi ciddi düşünüp sayılmadığına karar veren iki sofiye kadar kimler kimler yok ki..kadın döven pisliklerden tut,filimci olan kızını aramaya gelen amcaya, adam bıçaklayan, vuran, intihar eden, yokluktan binbir pareye bölünen pare pare hayatlar..
Mustafa Kutlu okur gibi, Barış Bıçakçı okur gibi ama değil Tarık Tufan..
o derinlikli his dünyasını okumaya devam edeceğim sanırım..
248 syf.
·4 günde·8/10 puan
#116802183

Okuduğum ilk Tarık Tufan kitabı. Böylesine güzel bir kitabıyla beraber tanışmak benim için oldukça keyifli ve güzel oldu. Kısa kısa mahalle öykülerinden oluşan sıcacık bir kitaptı. Yazarın kalemi oldukça hüzün kokuyor. İnsanın içini acıtan hikayelerden oluşan kitabın genel konusu insanların acılarıydı. Oldukça fazla alıntı çıkarıp paylaştım hepsi de birbirinden güzeldi bana göre, keyifle okuyup keyifle paylaştım.

Dili oldukça akıcı. Mahalle jargonunu okuyucuya çok güzel aktarmış. Aynı semtin mahallesi ve bu mahallelerde geçen arabesk bir yaşantı. Beğendiğim, üzüldüğüm çok öykü oldu. En çok hoşuma giden bir önceki hikayelerin sonra gelen hikayelerin içinde de kendilerine yer bulması oldu. Bir arka semtin mahallesine giriyorsunuz ve sonra her bir ev size öykü oluyor ve her bir kapıya dokunup açtığınız da yenı bir öykü ile karşılaşıyorsunuz. Bu biraz Kırmızı Oda dizisini hatırlatıyor değil mi? Yazar kitabın ismini benim de çok sevdiğim şarkı olan Ahmet Kaya'nın 'Beni Vur' şarkısından esinlenmiş. (https://www.youtube.com/watch?v=QP1NccWldqc) Ciğerime hafif dokunsun, dili akıcı olsun bunlarla beraber uzun da olmasın ama aynı zamanda etkisi altına da alsın beni kitap diyorsanız tam size göre. Tavsiye ederim. Tarık Tufan okumaya ben de devam edeceğim. Keyifli okumalar diliyorum.

https://resmim.net/i/14Dsu
#116897378
248 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Beni Onlara Verme, öykülerin bulunduğu bir eser olsa da aynı karakterler farklı öyküler de yer verildiği için roman havası da var.
Öykülerin hepsi samimiyet, gerçeklik, keder barındırıyor. Hepsi yaşantımızda karşılaştığımız hikayeler. Her öyküde farklı insanların hayatlarını içinde buluyorsunuz, kimi derdini, kimi aşk acısını, kimi terkedilişini paylaşıyor.
Çok çok severek okuduğum bir kitap oldu. O kadar güzel cümleler, alıntılar, sözler vardi ki tekrar tekrar okudum.
Hikayeler mutlu sonla bitmese de, dalıp düşündürüyor. Aşkların, acıların, mutlulukların, kırgınlıkların, ayrılıkların, ölümlerin bulunduğu bir eser. Mutlaka kendinizden bir şeyler bulabilirsiniz.
248 syf.
Ne çok acı var. Böyle başlar Cahit Zarifoğlu Yaşamak kitabına. Tarık Tufan 'da öyle başlasa yeri imiş hani. Her bölümde her sayfada yeni bir acıyla tanıştırıp, yeni bir gözyaşına şahit ediyor kitap . Fakat o kadar içimizden, o kadar bizden hikayeler ki ; hergün yanlarından geçip, görmek istemediğimiz acıları gözümüze sokarcasına, sayfa sayfa bölüştürmüş acılarını her semtin. Acının kenti olmaz belki lakin acı denince akla gelen ilk kenttir İstanbul. Tufan da öyle düşünmüş olsa gerek ki, bu koca şehrin arka sokaklarında kopan tufanları ele almış bu cevherde. Anlayacağınız "Merhaba vicdanım" dedirtecek türden bir kitap olmuş. Bir bölümünde ağladığımı gizlemeyeceğim fakat hangi bölüm olduğunu okuduğunuzdan emin oluncaya kadar gizlemem gerekiyor sizde okur ve herhangi bir yerinde ağlarsanız, beraber gizlenebiliriz o sayfalarda.
248 syf.
·3 günde
Okumadım, yaşadım...

Elimde kalem; dünyadan bağlantımı kestim, çizdim ve çizdim neredeyse her satırını... Daldım, ağladım... Sonra tekrar okudum, çizdim.. Satır satır yaşadım bu kitabı ...

Ve Tarık Tufan ile tanıştım...

Bir edebi üslup öykülere ancak bu kadar güzel işlenebilirdi...
Bir ülkenin karanlık tarihinden alınan nasip ancak bu kadar güzel bir esere aktarılabilirdi...

Öyküler bizden, sizden, herkesten...
Ülkemizin tabiri caizdir en gariban insanlarının öyküleri...

Konular, insani konular.. Tabi insani yanımız hâlâ duruyorsa...

Ve konular azıcık da siyasi konular...

Az da gönül yarası...

Öyle, çiçekler gibi bir kitap işte...

Dilerim okursunuz...
248 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Büyük acıları sade bir dille anlatıp, büyük üzüntüler bırakmış Tarık Tufan. Acının semti, kenti olmaz fakat bu kitapta acının semti İstanbul. İnsanları birbirine bağlayan duygu “acıları”. İstanbul’da herkesin korktuğu, giremediği sokaklarında yaşayan kişilerin acılarını,sevinçlerini,hüzünlerini, varlıklarını, yoklukluklarını, sevgiyi anlatıyor.Semti Tarık Tufan ile geziyorsunuz.Akıcı, etkileyici bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim.
248 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10 puan
Annemin kütüphanesinden -aynı zamanda tavsiye de edilmişti- okumaya başladığım ilk Tarık Tufan kitabı..Bir hızlı tren yolculuğunda başladım corona virüsün ülkemizde görüldüğü ilk günlerdi. İlk 2 hikayeden sonra, anladım ki bir roman değil, hikayelerden oluşuyor bu kitap..Roman değil diyorum ama her hikaye bir roman, bir film tadında, her biri de 3. sayfa haberlerine konu olacak şekilde acıklı sonla biten cinsten..Bir hikaye sonunda tam da mutlu sonla bitecek derken yazarın kendisi şöyle diyor zaten: ''mevzu hikaye olsa burada biterdi zaten ama bitmedi, 3 sene sonra ayrıldılar..''/syf:112
Anlatımı çok yalın, çok samimi, sürükleyici..İnsan bu kadar acı dolu hikayeler aynı insanın etrafında nasıl toplanır diye düşünüyor; gerçeklik payını henüz anlayabilmiş değilim hala tüm anlatılanların, ama hayal gücü olmadan yazar olunmaz derim hep..elbette tavsiye ediyorum, diğer kitaplarının da okuyucusu olacağım Tarık Tufan'ın..
Velhasıl ölüyorlar.
Kendi katillerine yemek pişiriyorlar,
kendi katillerinin bayramda ellerini öpüyorlar, kendi katillerinin çocuklarını doğuruyorlar, kendi katillerinin çocuklarını büyütüyorlar.
- Al! Bu benim kalbim.. Sen uzaktayken, yanıma gelemiyorken karanlıkta kalıyorum bunun yüzünden!.. Sen benim olmayınca bu kalp kalp değil, yara oluyor bana...
"Ben yine sana bakıyorum, sen başka yere.. Beni görmüyorsun, fark etmiyorsun. Dolaştığın yerlerde dikkat çekmeyen bir nesne gibi bir kenarda duruyorum. Dokunsan can gelecek bedenime.. "~
Çok güzelsin. Sen hep güzelsin. Ben yine sana bakıyorum, sen başka yere. Beni görmüyorsun. Fark etmiyorsun. Dolaştığın yerlerde dikkat çekmeyen bir nesne gibi bir kenarda duruyorum. Dokunsan can gelecek bedenime.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beni Onlara Verme
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759969158
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
Baskılar:
Beni Onlara Verme
Beni Onlara Verme
“Ruhuma musallat olmuş o uçurumların kenarında yaşayabilmek için aylardır bıkmadan usanmadan çocukluğumun yüzlerini,
sokaklarını, ağrılarını yazıyorum. Delirmişçesine, hafızamın kuytu, karanlık, ıssız yerlerine, çocukluğuma, ilk gençliğime, utançlarıma, kavgalarıma bakıyorum bir şeyler bulabilmek için. Ne arıyorum?
Bu kadar öykünün içinde aradığım nedir? Bir kere de mutlu bitsin şu hikâyelerin sonu diyenlere ne cevap vereceğim?”

Bir kere sevdiğinin yüzüne baksa ölecek âşıklar…

Güzelliğini bir yara gibi taşıyan kadınlar…

Gururundan ölenler, gidenler, tam söyleyecekken susanlar,
yıkık krallıkların prensesleri…

Tarık Tufan, Beni Onlara Verme’de bir semti,
o semtin mahallelerini ve o mahallelere sıkışmış karakterlerin birbirinden ilginç hikâyelerini anlatıyor.

Tarık Tufan’ın etkileyici ve akıcı dilinden kimi zaman karanlık,
can yakan masalsı hikâyeler.

Beni Onlara Verme cüretli ve içten bir meydan okuma.

Kitabı okuyanlar 2.895 okur

  • Hatice Sincar
  • Rabia
  • Ukbe
  • Tinúviel
  • Sena
  • Welat Tuğay
  • Fatma Zehraa
  • Neşe Çangır
  • Rabia Yılmaz
  • can Tunçer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.9
13-17 Yaş
%5.3
18-24 Yaş
%30
25-34 Yaş
%39.4
35-44 Yaş
%11.2
45-54 Yaş
%4.7
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.8
Erkek
%26.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.6 (250)
9
%14.7 (113)
8
%21.7 (167)
7
%13.2 (101)
6
%7.7 (59)
5
%4.7 (36)
4
%1.3 (10)
3
%1.3 (10)
2
%0.8 (6)
1
%1.8 (14)

Kitabın sıralamaları