Kraliçenin Pireleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
9358
Gösterim
Adı:
Kraliçenin Pireleri
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
187
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759960858
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
Baskılar:
Kraliçenin Pireleri
Kraliçenin Pireleri
Kraliçenin Pireleri
Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli baktığında. Şehrin her bir köşesini ve her köşesinde başka bir hayata dönüşen gölgeleri fark edebilmeli. Sahici olan ne varsa ve içinde yaşamak adına bir giz taşıyan ne varsa fark edebilmelisin. Böylece zaman senin kollarında uzamalı. Bazen akrebi sımsıkı avuçlarında tutmalısın. Kimi zaman da bir yelkovanın sırtında savaşmalısın ara sokakların içinde. 

Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli her baktığında. Gizli akıtılan gözyaşlarının, yarım kalmış hesabı hırslandırmalı yüreğini. Soğuk bir odada, eskimiş bir yatağa uzanmış ve kısık yanan bir lambaya saatler boyunca bakan bir adamın incinmişliğine dikkat kesilmelisin. Onurlu bir adamın incinmişliğiyle puslanmış sokaklarda yürüyüp ihanetin ayak izlerinde okumalısın hayatın kaypak yüzünü.

Çekip giden bir kadının geride bıraktığı son hicaz hüzünleri özenle toplamalısın odanın içinde. Bir kristal bardağı tutuyormuşçasına özenle toplamalı ve mümkün olduğunca gözlerden uzak tutmalısın.

Hırçın bir kuzey rüzgarı gibi esmeli bakışların kentin sokaklarında. 
(Tanıtım Yazısından)
187 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
BU İNCELEME PEK ÇOK KİŞİ İÇİN BİR ŞEYLER İFADE ETSE DE EN ÇOK MERAKLISI İÇİNDİR, OKUYAN İÇİN DE MERAKA SEBEP OLABİLİR !

TARIK TUFAN, TARIK AĞABEY

Kraliçenin Pireleri. Tarık abiyle tanışma kitabım, hem okur olarak hem de bizzat yazarla tanışma hikayemi paylaşmak istiyorum. Tarık Tufan’ı ilk olarak “Meksika Sınırı” isimli tv programında gördüm ve bir daha peşini bırakmadım. 2007 yılının eylül ayıydı sanırım, İsmail Kılıçarslan ve Selahattin Yusuf ile birlikte yaptıkları bu programa tesadüfen rastladığımda, henüz ilk bölümlerden biriydi. 2 sene sürdü bu program, en çok kitapların konuşulduğu, müziğe , sinemaya, sanata ve hayata dair pek çok meseleye yer verilen , adeta çölde bir vahaydı. 1 sene kadar her hafta Cuma akşamları keyifle , öğrenerek, doyamayarak izledim. 1 yılın sonunda 2008 yılının eylül ayında artık tanışayım şu adamla dedim:) Yazar tarafını biraz ihmalden biraz fark etmeden ıskalamıştım. Hem bir kitabını alayım okuyayım hem de bu vesileyle kendisiyle de tanışayım dedim. Böylece bir ramazan günüydü , yola düştüm. Kitapçılara baktım ve sadece bu kitabını bulabildim. Kraliçenin Pireleri.

Tanıştıktan kısa bir süre sonra not aldığım hikayeyi de aktarayım, yaklaşık 10 yıl önce yani. O ramazan 30 gün boyunca iftar programı yapıyordu son olarak, sonraki senelerde devamı gelmedi. Şöyle,

EYLÜL 2008, BİR RAMAZAN GÜNÜ

İftar çadırı, İstanbul-Mecidiyeköy, şehir ve iftar programı. 2 saat önceden kuyruğa girip beklemeye başladım. Biraz halkımızla muhabbet, biraz kraliçenin pirelerini okuyarak geçen zaman. Nihayet ezana 5 dakika kala içeri girebildim. Yemeğimi aldım, ezan okunmasıyla birlikte program bitip iftara geçiliyor. Hem yiyorum hem de Tarık abiyi göz hapsinde tutuyorum. Yirmi metre kadar ilerde konuklarıyla oturuyor. Birden masadan kalktığını görüyorum, benim yemeğim bitmedi henüz ama orucu açtım bu kadarla da idare edebilirim. Kalkıp gidiyorum yanına doğru , bu sırada arka tarafta kulis gibi bir yere giriyor. Peşinden dalıyorum içeri. 10 metrekare kadar bir yer, bir koltuk ve neon lambalı bir ayna olan küçük bir yer. Lafa giriyorum.

“merhaba”
“merhaba”
“ben size kitap imzalatmaya geldim”
“ne kitabı?”
“sizin kitabınız”
“ha evet tamam otur şöyle”
“kalemin var mı?”
“var abi”
“ver bakalım”
“abi diğer kitaplarınızı bulamadım”
“nereye baktın?”
“d&r falan”
“oralarda olmayabilir, istersen fuar var yakında ordan bakarsın”
“sağol abi biliyorum fuarı evet gitmek istiyorum”

Biraz sonra güvenlik görevilisi gibi bir adam içeri giriyor.

“Tarık abi bir de fotoğraf çektirsek”
“olur tabi”

İçeri giren adama telefonu veriyorum, abi çeker misin?” (daha selfie çılgınlığından eser yok o vakitler)

Biraz daha sohbet ettikten sonra çıkışa doğru ilerliyoruz.

“Osman nasıl gideceksin eve, nerde ev?”
“Bahçelievlerde abi, metrobüsle.”
“bizim ekipten bir araba o tarafa geçiyor bıraksınlar seni”
“abi hiç gerek yok sağol”
“olmaz bırakırlar seni”
“peki”

Arabayı kullanan adama sesleniyor,

“abi kardeşimizi de uygun bir yerde bırakın eve yakın.”
“olur Tarık”
“Osman görüşürüz kardeşim”
“abi çok sağol eyvallah”

Bazı adamları abi,arkadaş,dost olarak yakın bulur ve seversiniz. Yazar olması da şart değil tabi ki.Birkaç kere daha yüz yüze geldik sonra, mail ve telefonla da günümüze kadar devam eden bir muhabbet. Sonra o güne kadar yayınlanmış diğer 3 kitabını da alıp okudum kısa süre içinde. Daha sonra 3 kitap daha yazdı. Kekeme Çocuklar Korosu kitabıyla ilgili bir inceleme yazmıştım burada.

Gelelim bu kitaba, Kraliçenin Pireleri(2002)

Bir deneme kitabı. Bir hüzün kitabı bu. Kısa yazılardan oluşan.

İlk yazının başlığı, “Tüketilmiş yaşamlar ya da yeniden”,

“Bir sabah uyandığınızda Gregor Samsa’dan daha talihli olmayabilirsiniz.”
"Bir sabah uyandığınızda Tanrısını yitirmiş bir kentte yayılan şeytan uğultuları, kulaklarınızı patlatırcasına dolar şirket odalarınıza. Son ayet, hesap tablolarının ve istatistiklerin arasında kaybolmuştur. Söylenecek son duaların unutkanlığı yakar vücudunuzu.Terleten bir titreyişi engelleyemez fiyakalı takım elbiseleriniz. Emeğini çaldığınız bir genç kızın sefer tası ateşiniz olur.”
“Şimdi her şey yeniden başlayacak baylar!Yarın sabah olduğunda hayat adına dirençli bir sözcük söyleyeceğiz. Yeniden!Yeniden!Yeniden! Ve Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır!”

Kitaba ismini veren deneme yazısı, kısaca filozof Descartes ile ilgili, kısaca filozofun kraliçe karşısındaki (ya da "kadın" diyelim) çaresizliğini anlatıyor.

Neler neler anlatıyor daha. Eski İstanbulu,çocukluk izlerini, kenarda köşede kalmış adamları,ötekileştirilenleri,aşkı, hayatı, ölümü, daha pek çok şeyi anlatıyor.

” Aşksız Kadınlar Coğrafyası”diye bir yazı mesela. Bunu çok iyi de seslendirmişler, dinleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=tv6dTktpXYw

“Üç numaralı saçlar” diye bir yazı mesela. Üç numaralı saçlara mahkum çocukların öfkesi.

“Bir yalana sığınmak” yazısı sonra mesela, daha pek çok yazı var ama bu yazıdan alıntıyla noktalayalım.

“İyi giyimli,hırslı olduğu her halinden belli adamların, elini sıkarken yüzüne bile bakmadığı halde, seni önemsediğini söylediğinde inanmaktan başka çaren olmadığını hissedip, her sözünün ardından onayladığını belli eden kafa sallamalarına devam etmen gerekir.”
“Sonradan görme bir grup mübarek! Ağaların holdinglerinde, taşralı bir kompleksin kıllı avuçlarında acı çeken gençlerin yapabileceği tek şey gösterişli bir yalanın gözlerinin içine bakıp dalmak öylece”
“Kimileri asla yaşanılabilir olmayan bir hayatı, tanrı gibi konuşarak insanların kutsalı haline dönüştürürken, kimileri de kendi orospu uzlaşmalarını hayatın zorunlulukları arasında sayıyor.”
“Deli gibi sevdiğin bir kıza, hayat boyu onunla birlikte yaşama isteğini makul gösterebilecek bir sürü fıkhi,siyasi,sosyal gerekçeler arama toplantısı düzenlerken, vücudunun her bir parçasını paramparça edebilecek bir bağırışla ‘seni seviyorum,hepsi bu!’ diyememenin acısını yaşarsın. Bir yalanın ortasında topluca bekleşip duran bir sürü insan,aşkı bile sosyal gerçekliklerle tanımlamaya uğraşırken sen bir bakışta aşık olmanın toplumsal realitesini arama aptallığına düşersin”
187 syf.
·2 günde
Tarık Tufan'dan bir Çağan Irmak filmi tadında kitap daha. Ama burda Çağan Irmak filmi izlerken ki gibi hüngür hüngür ağlamıyorsun, göz yaşlarını içine akıtıyorsun. Gerçi bu daha kötü ya. Şebo'nun bir lafı var o geldi aklıma, "senin gördüğün yanağımdan süzülenler, asıl içimde gizli bir deniz var." Tarık Tufan'ın kitaplarındaki drama alıştık, ama nasıl dram yapay, arabeks bir dram değil. Hani hayatın acı gerçekleri vardır ya, görmezden geliriz, bilipte bilmezden geliriz, herkes bilir ama kimse konuşmaz, böyle film gibi izleriz. İşte o acılar. Mesela bir tane Hollywood yapımı, propaganda kokan, fon müziği eşliğinde acıklı bir sahne çıktığında herkes oturup ağlarken, ülkemizde, suriyede, Kudüste her gün ölen onlarca kişiye karşı hiçbir tepki (duygusal dahi olsa) göstermiyoruz. Neyse çok saptık, kitaba geçelim. Bu bir deneme kitabı otuz kadar yazıdan oluşuyor. Ben beş on tanesini falan not aldım, çünkü defalarca okunacak yazılar var. Bahsettiğim gibi kitabın ana çerçevesi hayat, hayatın içindeki acılar.
187 syf.
·2 günde·4/10
Öncelikle şunu söylemek istiyorum, Tarık Tufan çok dengesiz bir yazar. Tabi bunu biraz açmalıyım. Kitabı ilk okumaya başladığımda Eyfel Kulesi'ne çıkıyor gibi hissettim. Çünkü sonunda şehir ayaklarımın altında olacaktı. Fakat sayfalar ilerledikçe adım atacak halim kalmayıp kulenin boş bulduğum bir yerinden kendimi atmak istedim. O kadar sıkıcı ve o kadar şu edebiyat katili yazarlar gibiydi. Kitabı BİTİREMEDİM. Sayfalar o kadar gözümde büyüdü ve o kadar sıkıldım ki ağlayasım geldi. Kısıtlı ömrümde bu kitaba daha fazla vakit ayırmanın kendime ihanet olduğunu düşündüm ve bıraktım. Belki de bana hitap etmedi diyeyim :)
187 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Şimdi senden sorarlar, 3 saatlik kitabı 3 günde mi okur insan diye? Kimse demese de şu hani haftada şu kadar kitap bitecek diye kıstas koyup aşağısı yetersizlikmiş gibi orada burada kendini belli edenlerin dedikleri işlemiştir benliğine, o söyler.

Bu atarlı gibi duran girişten sonra belirtmek gerekir ki Tarık Tufan öyle hap diye yutulacak cinsten bir yazar değilmiş, ilk okuduğum kitabından bunu anladım. Demli çay gibi yudum yudum okumak gerekiyor. Betimlemeler aşırı derecede sağlam, ilk defa edebiyatımın neredeyse somut bir biçimde geliştiğini görüyorum. Lakin şimdiden iki şey için uyarmam gerekir:

1) Küfür oranı çok olmasa da manidar derecede yüksek.
2) İzlemediğiniz filmlerin keyif kaçıran/spoiler'larına maruz kalabilirsiniz.

Keyifli okumalar :)
187 syf.
·Beğendi·8/10
altını çizmekten yorulup bölüm başlarına yıldız eklediğim, onda da her bölümde yıldız olduğunu farkettiğim muhteşem denemelerle dolu olan kitap. "elbet bir gün..."
187 syf.
·37 günde·Beğendi·7/10
Haftaya başlangıç yazımdır:
Bir kere başladık Tarık Tufan okumaya artık bırakmayız. Bırakmayız peşini, yakasını, derdini...
Derdi derdimiz oldu ama gerçekten. Güzel bir kitaptı. Hepsi gibi güzeldi ama bu kitabın bende farklı bir değeri olacak hep. Altı çizili cümleler var bu kitapta. Her kitapta olmayan, herkesin çizemeyeceği cümleler onlar. Kitabı bir başka okuttu bana o çizgiler. Var olsun çizen eller.
Kitapta beni etkileyen yerler çok oldu. Ayrıca “Çok güzel be!” dediğim tesbitleri vardı. Onları da ara ara paylaşacağım.
Efendim @tarik_tufan ağabeyimizi okumaya devam. Okudukça bir çınaraltı kahvesinde sıcak çay bardakları eşliğinde kendisiyle sohbet ediyormuş hissine kapılıyorum ki bu çok hoşuma gidiyor. Niye mi? Çünkü adam dertli. Ne diyor Aşık Veysel: “Anlatamam derdimi dertsiz insana.” Hal böyle olunca iyi anlaşıyoruz
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim
187 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Tarık Tufan benim çok sevdiğim yazarlardan biri. (Yazdıklarında kendimi bulduğum için mi bilmiyorum) Genelde hüzün dolu yazıyor. Ama bu beni rahatsız etmiyor. Kısa denemelerden oluşan bu eserini bir çırpıda okudum. Çoğu zaman yaptığı yerinde ve haklı tespitlerine hayran kaldım. Kadınları, ezilenleri, yaşananması gerekirken yaşanamayanları çok güzel anlatıyor. Ben kalemini çok seviyorum. Tüm kitaplarını da okumak istiyorum inşallah
187 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitap bir çırpıda bitirilebilecek denemelerden oluşuyor...
İsmi biraz farklı gelebilir ama okumaya başlayıp sayfaları çevirdikçe içine daha çok çekebiliyor...Bazen bir yazıda ya da cümlede kendinizi bulabiliyorsunuz...
Özellikle "üç numaralı saçlar" yazısında 25 yaş üstü birçok arkadaş kendini bulabilir...
187 syf.
·2 günde·6/10
Tarık Tufan okumayalı uzun zaman olmuştu, yazım tarzını özlemişim aslında. Yazarın öykülerine alıştığım için deneme kitabını okumak güzel bir deneyim oldu. Kitabın en başlarında “Şimdi her şey yeniden başlayacak baylar!” demesiyle kitaptan soğuduğumu itiraf etmeliyim. Bazen ayrıntılarda çok şey gizlidir, bu cümle de öyle oldu benim için. Kitabı okuyan hiç bayan yok mu yani? Ama sayfalar ilerledikçe olumsuz duygumu bastırdım ve kitabı beğendim. Kraliçenin Pireleri yani kitapla aynı adı taşıyan yazısı çok güzeldi mesela. Şiirsel anlatımla hayata, aşka, ayrılığa, vedaya, modern insanın sorunlarına, gitme özlemine dair yazılar yazmış yazar. Altı çizilecek çok güzel cümleler var ama bu tarz kitapları çok okumak sanki insandaki yaşam enerjisini de alıyor. Hüznün de fazlası iyi değil yani. Zenginler hep kötü fakirler hep iyi gibi bir anlayışa katılmadığım için kitap ne kadar akıcı olsa da tam olarak ısınamadım. Öfkeli çıkışları da var ayrıca ve yazar içini fazla açmış sanki okuyucuya. Bunun dışında şarkı sözleriyle başladığı yazılar hoşuma gitti. “İşte Öyle Bir Şey” şarkısından güzel bir yazı çıkarmıştı. Ama genel olarak o kadar hüzün doluydu ki, söylediklerinde haklı olsa da bazen abarttığını düşündüm, puanı da bu yüzden çok veremedim galiba. Yine de kalemine sağlık, “ve fakat” gibi göze batan küçük birkaç hata olsa da genel olarak güzel ve fazla hüzünlü, acındırıcı bir kitaptı. Okuyacaksanız ruh halinizin normal olduğu bir dönemde, ara ara okumanızı tavsiye ederim.
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Hayal meyal okuduğum ilk Tarık Tufan eseriydi... Kraliçenin pireleri Tarık Tufanın çok güzel tespitlerde ve betimlerde bulunduğu güzel bir eser... Altı bolca çizilecek cümleler ile dolu...
Tarık Tufan kitaplarını okurken şimdiye kadar ertelediğim için hayıflandım... kesinlikle tavsiye ediyorum... en sevdiğim yazarlar arasına hoşgeldin Tarık Tufan... sırada kekeme çocuklar korosu var...
187 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Kraliçemin Pireleri de kısa kısa denemelerden oluşan, her oturuşta birkaç bölüm okuyup ; bazılarını çok sevdiğim bir kitap oldu. Yine bolca altı çizilesi cümlelerle doluydu. Arada sırada elime alıp rastgele bir sayfasını açıp okuyunca beni mutlu edecek kitaplardan. Konular hep mutluluk verici olmasa da , joker kitap etkisi çok güzel.
Yarın sabah olduğunda hayat adına dirençli bir sözcük söyleyeceğiz.

Yeniden!
Yeniden!
Yeniden!

Ve Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.
Tarık Tufan
Sayfa 9 - Profil Yayıncılık
Şimdi yaşamak ucuz ekmek kuyruğunda bekleyen bir genç kızın saklamaya çalıştığı yüzüdür.

Şimdi yaşamak, bebeğini terk eden bir kadının göğüslerinden akan hüzündür.
Kalbimden neler geçtiğini, kafamda biriktirdiklerimi, tasarladığım her şeyi bildiğini düşünüyorum. En azından tüm bunları hissettiğini. Belki de böyle bir beklenti benimkisi. Çünkü bunları sana asla söylemeyeceğim. Asla söyleyemeyeceğim. Oysa o kadar dilimin ucundalar ki. Rüzgar esse düşecekmiş gibi, gözlerime baksan, giderken başını bir kez geriye çevirsen, ağzımdan dökülüverecek kadar dilimin ucunda. Uzunca susuşlarım, ağzımı bile açmadan öylece kalakalıp, bakışlarımı kaçırışım hep bundan.
Hüzün hep kadınları kestiriyor gözüne.
Hüznün gücü kadınlara yetiyor.
Hüzün en çok kadınların üzerinde güzel duruyor.
Tarık Tufan
Sayfa 58 - Profil Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kraliçenin Pireleri
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
187
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759960858
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
Baskılar:
Kraliçenin Pireleri
Kraliçenin Pireleri
Kraliçenin Pireleri
Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli baktığında. Şehrin her bir köşesini ve her köşesinde başka bir hayata dönüşen gölgeleri fark edebilmeli. Sahici olan ne varsa ve içinde yaşamak adına bir giz taşıyan ne varsa fark edebilmelisin. Böylece zaman senin kollarında uzamalı. Bazen akrebi sımsıkı avuçlarında tutmalısın. Kimi zaman da bir yelkovanın sırtında savaşmalısın ara sokakların içinde. 

Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli her baktığında. Gizli akıtılan gözyaşlarının, yarım kalmış hesabı hırslandırmalı yüreğini. Soğuk bir odada, eskimiş bir yatağa uzanmış ve kısık yanan bir lambaya saatler boyunca bakan bir adamın incinmişliğine dikkat kesilmelisin. Onurlu bir adamın incinmişliğiyle puslanmış sokaklarda yürüyüp ihanetin ayak izlerinde okumalısın hayatın kaypak yüzünü.

Çekip giden bir kadının geride bıraktığı son hicaz hüzünleri özenle toplamalısın odanın içinde. Bir kristal bardağı tutuyormuşçasına özenle toplamalı ve mümkün olduğunca gözlerden uzak tutmalısın.

Hırçın bir kuzey rüzgarı gibi esmeli bakışların kentin sokaklarında. 
(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 1.455 okur

  • Lola
  • Kûlilk
  • Esra Öz
  • Fatma Zehra Çarman
  • Merve
  • Gülsüm Bulut
  • eda
  • Nejati Doruk
  • hamişee
  • Philyra

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.8
14-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%27.2
25-34 Yaş
%41
35-44 Yaş
%12.1
45-54 Yaş
%4
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.9
Erkek
%29.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.4 (124)
9
%16.3 (57)
8
%18.9 (66)
7
%10.9 (38)
6
%5.7 (20)
5
%4.6 (16)
4
%2.3 (8)
3
%0.9 (3)
2
%0.6 (2)
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları