Aşk bir yanılsama mı, beğendiğimiz bir bedene hayal ettiğimiz bir ruhu yerleştirmek mi, bir ütopya mı?
Yoksa emek mi, yalnızlık korkusu mu, ya da ten uyumu mu?
Kitab-ı Aşk, İskender Pala’nın tasavvuf, tarih ve edebiyat bilgisini aşk teması etrafında ustalıkla ördüğü, sembolik ve katmanlı bir romandır.
Eser, “aşk nedir?” sorusunu yalnızca beşerî bir duygu olarak değil; hakikate açılan bir kapı, insanı dönüştüren bir yolculuk olarak ele alır.
Roman, aşkı anlamaya çalışan bir anlatıcının izinde ilerler.
Aşk, bir “imtihan” ve “terbiye” olarak resmedilir: Seven, sevdasıyla yanar; yandıkça arınır, arındıkça olgunlaşır.
Anlatı boyunca dünyevî aşktan ilahî aşka doğru bir seyir izlenir.
Kitab-ı Aşk, hızlı tüketilen bir roman değil;
dönüp dönüp altı çizilecek, okundukça açılan bir metinler mevcuttur.
İskender Pala, aşkı bir hikâye olmaktan çıkarıp bir hakikat dersine dönüştürüyor...
Velhasılı verilen Mesaj;
Aşk, sahip olmak değil; terk etmektir.
Benliği, iddiayı, hatta bazen mutluluk beklentisini,
Gerçek aşk, insanı kendinden alır ve aslına döndürür.
Romanın özü, şu cümlede toplanır:
Aşk, insanı insan yapan en büyük imtihandır...