Kitab-ı Aşk

·
Okunma
·
Beğeni
·
10942
Gösterim
Adı:
Kitab-ı Aşk
Baskı tarihi:
Mart 2005
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051064420
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Kitâb-ı Aşk, bütün bu kavram kargaşası içinde aşkın katmanlarını, türlerini ve asaletini irdelemek, belki her düzeyden insanın gönlünde hissettiği, dimağında algıladığı ama asla net biçimde tanımlayamadığı duygularına açıklık getirmek için düzenlendi. Kitâb-ı Aşk'ın içindeki yazılar değişik zamanlarda ve farklı zeminlerde kaleme alınmış olmakla birlikte belli bir düzen ve bütünlük içinde bir araya getirilmiştir. Bazıları farklı kitaplarımızda yayınlanan bu deneme ve öyküleri okurken bütün varlığımızı ve hatta varoluşu kuşatan aşkın yüzeysel, derin ve daha derin katmanlarında küçük yolculuklar yapacaksınız. Bu yolculuklar sırasında, duygularınızın gerçekte sizi nereye doğru götürdüğü, ayağınızı bağlayan tensel arzulardan sıyrılıp platonik veya mecazî aşka doğru kanatlandığınızda kendinizi yeniden keşfetmeye başlayacağınız noktayı da bulacaksınız. Orası, belki de sizin kendinizden vazgeçeceğiniz noktadır. Çünkü canına sevgili isteyen ile sevgili için can isteyen arasında hayat yolculuğunun ta kendisi gizlidir. 
(Tanıtım Bülteninden)
144 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
İskender Pala' nın naif kaleminden Aşkın Kitabı. Aşk konusunu maddi değil manevi gözle de bizlere değişik bakış açısı ile sunan güzel bir aşk kitabı. Aşık olmadan,insan olunamayacağını anlatan bir eser.Yazar öyle bir bağ kurduruyor ki okuyucuya; hiç sıkılmadan tane tane anlayarak hatta hissederek okuyorsunuz. İskender Pala, gerçekten "aşk" konusunda en önde gelen yazarlardan.Aşkı, aşığı, maşuğu ve bunlar arasındaki muhabbeti anlattığı güzel kitabıdır. Kitapta tasavvufa ve ilahi aşka'da değinilmiştir."Aşk; bakmakla güzelleşir, konuşmakla zenginleşir, dokunmakla bozulur." Muhakkak okunması gereken harika bir kitap...
144 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Aşk nedir her insanın sorduğu soru bu sorunun cevabı hep muhatabın baktığı pencereye göre değişmiştir. Aşk" sözcüğünün "sarmaşık" demek olduğunu aklına getirdi bir an ve o sarmaşığın nice çınarlar gibi, selviler gibi kendisini de sardığını, buruk bir lezzet alarak hissetti. "Dıştan güzel görünen ama içten bünyeyi kurutan, hırpalayan bir sarmaşık.
Ben aşkı ölümlü insanın ölümsüz kalmak için ömrünü adaması olarak tanımlıyorum.

Bu sorunun cevabını arayanlardan biriside Iskender Pala
Ve art arda şiirler sunar
Bende Mecnûn'dan fü'zûn âşıklık istidadı var
Aşık-ı sâdık benim Mecnûn'un ancak adı var
Fuzûlî
Gamken suâle başlasa uşşâka her müjen Gûyâ lisânı hâl ile bir tercemân olur
Nefi
Gibi şairler

Ote yandan Aşk;
Tanpınar'ın ancak rüyada gördüğü Leylâ'sı, Attilâ İlhan'ın kalben mecbur kalıp da aşk şarkıları yazdığı Müjgan'ı, Asaf Halet'in Mariyye'si veya Bedri Rahmi'nin şuh kadını Karadut'u, Bekir Sıtkı Erdoğan'ın gizemli Marya'sı, Abdürrahim Karakoç'un erişilmez Mihriban'ı bu bakımdan azabın hangi çeşidiyle daha aşina yaşamaktaydılar?!.. İçimizde Dante'yi hatırladıkça onun nahif ve narin sevgilisi Beatrice için iç geçirmeyen; Edgar A. Poe'dan bahsederken romantik deniz kokulu Annabell Lee'yi düşünmeyen, yahut Floransalı Petrarca'yı okurken nazenin güzel Laura'ya kalbini kapatan kaç nadan bulunabilir?!.. Bütün bu fani kadınların her biri şiirlerde hâlâ zarif güzellikleri ve ince parmaklarıyla, mest edici kokulan ve iç gıcıklayıcı endamlarıyla, hayal tüllerini andıran saçları ve esrarlı bakan gözleriyle yaşayıp durmakta ve bize kendilerini tanıtmaktadırlar. Onların şairlerle aşinalıklarından doğan acılarını ve ıstıraplarını bilemiyorum ama yıllar ve yüzyıllar sonra bugün hâlâ yaşıyor olmanın kendileri için bir nimet olduğunu söyleyebilirim. Bir kadını yalnızca cismiyle değil, gizli veya aşikâr bütün ruh çalkantıları, duygu ve düşüncesiyle seven bir âşığın aynı zamanda şair olması, o kadının "Sevenler ve Sevilenler Kitabı"nda müstesna bir yer edinmesi de demektir. Çünkü sonraki çağlarda meraklı aşk maceralarının gizemli kahramanlarını tanımak isteyen her şiir okuyucusu, şairin kadınını yine şairin gözüyle tanıyacak, hayran olacak ve sevecektir.
Öte yandan sevgililerin adlarını anmak bakımından doğu şiiriyle batı şiiri arasında telifi imkânsız uçurumlar vardır. Batılı şair sevgilisinin adını anmakla her zaman bahtiyar olmuş, onunla geçen maceralarını, duygu yüklü birliktelikleri, hatta beşeri ve cinsî mahremiyetleri terennümden kaçınmamış, belki bundan gizli bir haz da duymuştur. Oysa doğulu şair kendi özel hayat çemberinin sınırlarını başkalarına açmak istememiş, sevgilisini mevhum bir varlık, hayali imkânsız bir güzellik olarak yansıtmış, ondan bahsederken mahremiyetine ve özel hayatına hassasiyetle yaklaşmış, adını bile söylemeye çekinmiştir (Yar ismini desem olmaz/Düşer dillere dillere - Erzurumlu Emrah). Böylece şair ile okuyucu arasında oluşan saygıya dayalı ilişki, okuyucuya, şairin anlattığı kadını kendi sevdiği kadın ile yer değiştirdi.
Istediği Cevabı alamayan Fuzuli
Rivayete göre Fuzûlî hocasının kızına âşık olunca aşkını dizelere nakşetmek için bir murabba yazar. Bu şiirin her dörtlüğü sonunda nakarat gibi tekrar edilen dizede üstat
"Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultanım," buyurmaktadır. Sevdiği kadına karşı altı adet hitabı art arda sıralayan ve hepsinde de onu yücelten bu anlayış, doğrusu içinde yaşadığımız çağın söylemleri arasında pek taraftar bulamaz.
Bir şarkı hatırlıyorum; sevgilisine sitem etmek isterken bile ona yalvarırcasına seslenen âşığın hikâyesini anlatan bir şarkı:
Sana ben canımın canı efendim Kırıldım küstüm incindim gücendim

Okuyun şiir gibi akıp gidiyor

Aşka âşık gerek
Aşığa maşuk gerek

Gönülde gizli pinhanı
Sevgide deva gerek

Adab-ı biliriz esk de
Mecnun'a leyla gerek

Aramayız derde deva
Derdde deva gerek

Hicretin ameli hasdir
Amelde ispat gerek
Mir'at-ı Cünun
144 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Aşk üzerine söylenmiş az söz, söylenmemiş deryalar var kesin. Herkesin aşk tanımı farklıdır. Herkes aşkı; aşk şudur ,aşk budur, aşk böyle olur, böyle olmalıdır, sen nasıl seviyorsun vb. şekilde tanımlar ve yargılar. Aşkın tanımı şüphesiz ki bize kalmadı. Onu tanımlayacak kadar temiz yüreğimiz de yok üstelik. Yine de gevezelik edip bir kelimeyle anlatmak istesek ki anlatılmaz biliyorum, olsun aşk eşittir sarmaşık. İskender PALA, ne güzel de anlattın aşkı. Kalplere serinlik verdin. İyi ki de yazdın bu kitabı...
144 syf.
·8 günde·Puan vermedi
"Divan"ı sevdiren yazar İskender Pala'ya birçok okur tarafından dili ağır denildiği halde ben kitaplarını rahatlıkla ve zevkle okuyorum.

Bu nadide eserinde bize "Aşk" kavramını anlatıyor. Günümüzde oldukça sığlaştırılan bu kavramın aslında çok özel bir mahiyeti olduğunu, kıssalar, hadisler, ayetler ile de zenginleştirerek kalplerimize nakşediyor.

"Vermeyen cânın sana bulamaz hayât-ı câvidân
Zinde-i câvîd ana derler ki kurbândır sana"
(Ey sevgili!) Senin uğrunda canını vermeyen ebedi hayatı bulamaz. Sonsuza dek diri olarak anılan kişi, ancak sana kurban olan aşıktır. FUZULİ
144 syf.
·3 günde·10/10
- “Ayn,Şın,Kaf” Bir harf sonrası Yangın Yeri.
- “Ayn,Şın,Kaf” Ateşin En büyüğü.
- “Elif,He” Aşkın En acıklı Ayak Sesi ‘Ah’

AYIN ŞIN KAF (AŞK) ع ش ق
“Ayın,Şın,Kaf, Üç Harf Beş nokta” Aşk ya da ışk kelimesi ayn, şın ve kaf harflerinden ve bu harflerin üzerindeki beş noktadan oluşur

Yusuf’un güzelliğine tutulan Züleyha. Kimi zaman Ferhad, kimi zaman Şîrin, kimi zaman Mecnun ile Leylâ…Ne uzunluk, ne derinlik, ne de genişlik. Noktanın sonsuzluğu bu! Noktanın sonsuzluğu kadar AŞK, AŞK’ın sonsuzluğu kadar nokta.

İmam-ı Hasan bir meclis kurmuş. Bir mesele üzerinde Hz. Ali’nin haklı hareketini haksız bulanlara karşı müdafaaya geçmiş. Nihayet karar verilmiş “En tarafsız hakem dağlarda gezen Mecnun’dur. Çağırıp onun hakemliğine müracaat edelim” demişler. Çağırmışlar, derinden derine meseleyi ona açmışlar. Anlatmışlar karar bekliyorlar. Mecnun etrafına bakınmış. “Vallahi demiş bu meselede Leyla’m haklıdır.” Mecnun bu Tarifi de, Kararı da Leyladan başkası değil…

Bir meclise bir zatı davet etmişler, bakmışlar ki gömleği kirli. Birisi demiş ki “yahu şu gömleğini bir yıkasana.” Cevap vermiş “yıkıyorum yine kirleniyor.” Öteki “yine yıka” demiş. O zat da “yine kirlenecek” demiş. Öteki “yine yıka” deyince, “e birader biz bu aleme boyuna gömlek yıkamaya gelmedik ya yapacak başka işlerimiz de var” demiş.

Hakikaten bu aleme boyuna gezmeye gelmedik, yiyip içmeye, yatıp kalkmaya gelmedik. Bu âlem de bir de huzur ve aşk neşesi var onu tatmadıktan, ona devam edip sevmeyi, sevilmeyi öğrenmedikten sonra dünyanın ne kıymeti var.

Hz. Mevlana’ya bir talebesi “Aşk nedir?” diye soruyor. O da ayağa kalkıyor., sağ avucunu semaya sol avucunu yere baktıracak şekilde uzatıyor, boynunu sola büküp sağa bakıyor ve dönmeye başlıyor. Kendisi mihverde dönerken talebeleri de hem kendi etraflarında, hem de Hz. Mevlana’nın etrafında dönüyorlar. Güneş manzumesini tanzir ediyorlar. Ve o kişiye cevaben aşkın tarifinde “Ben ol da gör” buyuruyor. Yani aşk, ancak yaşanılarak anlaşılabilir.

Arifler katında aşka düşen kişinin dört hâli vardır:
Kabz (tutukluk, sıkıştırılmışlık hissi ve hesaba çekilme)
Bast (açıklık; zihnin açık, gönlün şen olması)
Sekr (sarhoşluk, kayıtlardan ve alâkalardan kurtulup yalnızca sevgili ile oluş, onda kendini yitiriş hâli)
Sahv (ayıklık, kendinden geçen âşığın yeniden kendine gelmesi). Aşık kabz halindeyken bir türlü davranır, bast halindeyken başka bir türlü. Sekr halindeyken bir türlü konuşur da, sahv hâlinde belki konuşmayı bile istemez.
Aşkın en aşkın ve taşkın hali sekrdir. Sekr halinde aşık ne yaptığını da ne söylediğini de bilmez. Burada bilinçsizlik değil, irade dişilik söz konusudur.
Sarhoşa yalpalama denilebilir mi? "Ete kemiğe büründü/Yunus diye göründü" dizeleri de bu bakımdan hor görülemez, bu sözlerinden dolayı bu aşıklar sorgulanamaz. Belki onlara sorulması gereken soru, "Neden böyle söylediniz?" değil de, "Neden sırrı açığa vurdunuz?" biçiminde olmalıdır.
Hallaç'ın Enel-hakk sözü Firavun'un ağzından da çıkmıştır; ama bu defa "Ben Hakk'ım!" yerine "Ben Tanrıyım!" anlamına bürünmüştür.

Ne güzeldir Aşkı Aşk bilip Aşkla yaşayana, Aşka yakışana, Aşk ile yanana…

Aşk dursun ko, mecazi ise de gönlün de.,
Ab-ı engur hum içre durarak bade olur.

Mecazi de olsa koy gönlünde dursun aşk.
Nede olsa üzüm suyu küpte durarak içkiye dönüşür...

Keyifli okumalar…
144 syf.
·1 günde
Aşkı, o kutsal duyguyu divan edebiyatı ve tasavvuf edebiyatı nezdinde tanimlamaya çalışılmış günümüzün yüzeysel aşk tanımlarının ne kadar aşkın içindeki duyguyu yüzeysellestirildigini bir kalıba göre biçilmeye çalıştırdığını ifade eden ve yüzyıllardır aşk beyitleriyle yürek yangınlarıyla dünyadaki karanlığı aydınlatan aşk divanlarıyla süregelmiş aşkın yolculuğu anlatılan, denemelerden oluşan, aşk tadında bir kitap. Aşk tanımlarıyla okuyucuyu bir yola sürükleyen ve o yolda hissetmesini sağlayan akılla yürek arasındaki hesaplamaya kapı aralayan ve mürekkebinden samimiyet sevgi akan bir kitap. İnsanın içine sindire sindire okunması gerektiğini düşünüyorum.
Sevgi bir bakış, bir gülüş müydü bazen; bir akış bir koşuş muydu?.. Sevgi gönül kumaşında bir nakış mıydı?.. Hatırlayan var mı sevgi neydi ?
Bir Arap şairi der ki:

"Hiç şüphesiz ben gözlerimin sana bakmasını dahi kıskanırım. Öylesine ki sana doğru bakmak isteyince, gözlerimi yere çeviririm."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kitab-ı Aşk
Baskı tarihi:
Mart 2005
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051064420
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Kitâb-ı Aşk, bütün bu kavram kargaşası içinde aşkın katmanlarını, türlerini ve asaletini irdelemek, belki her düzeyden insanın gönlünde hissettiği, dimağında algıladığı ama asla net biçimde tanımlayamadığı duygularına açıklık getirmek için düzenlendi. Kitâb-ı Aşk'ın içindeki yazılar değişik zamanlarda ve farklı zeminlerde kaleme alınmış olmakla birlikte belli bir düzen ve bütünlük içinde bir araya getirilmiştir. Bazıları farklı kitaplarımızda yayınlanan bu deneme ve öyküleri okurken bütün varlığımızı ve hatta varoluşu kuşatan aşkın yüzeysel, derin ve daha derin katmanlarında küçük yolculuklar yapacaksınız. Bu yolculuklar sırasında, duygularınızın gerçekte sizi nereye doğru götürdüğü, ayağınızı bağlayan tensel arzulardan sıyrılıp platonik veya mecazî aşka doğru kanatlandığınızda kendinizi yeniden keşfetmeye başlayacağınız noktayı da bulacaksınız. Orası, belki de sizin kendinizden vazgeçeceğiniz noktadır. Çünkü canına sevgili isteyen ile sevgili için can isteyen arasında hayat yolculuğunun ta kendisi gizlidir. 
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3.232 okur

  • Kenan Aklan
  • Dans Eden Bulut
  • M.Salih ASLAN
  • Nur Hesna
  • Sakine Küçükakyüz
  • zll
  • Şafak Çohan Gökler
  • Bulut Kara
  • ozgur ozkan
  • Z.H.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.9
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%18.5
25-34 Yaş
%46.5
35-44 Yaş
%19.8
45-54 Yaş
%4.6
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69
Erkek
%31

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27 (176)
9
%22.4 (146)
8
%20.6 (134)
7
%13.7 (89)
6
%9.2 (60)
5
%2.8 (18)
4
%2.5 (16)
3
%0.8 (5)
2
%0.8 (5)
1
%0.3 (2)

Kitabın sıralamaları