Babam…
Tam yirmi beş yıl oldu.
Bir ömür gibi diyorlar;
ama bana sorarsan
acı hiç yaşlanmadı.
İnsan babasını kaybedince
sadece birini kaybetmiyor.
Arkasını yasladığı dağı,
kendini güvende hissettiği gölgeyi,
adı konmamış huzurunu da kaybediyor.
Onsuzluk ağır…
Omuzda taşınan görünmez bir yük gibi.
Kimse fark etmiyor belki,
ama insanın içini
sessizce çökerten bir ağırlık bu.
Yirmi beş yıldır
her güzel haberin içinde bir eksik,
her sevincin kıyısında bir boşluk var.
“Babam olsa…” diye başlayıp
içimde yarım kalan cümlelerim var.
Bazı geceler içimden hâlâ
çocukluğum geçiyor.
Elimi uzatsam tutacakmışsın gibi,
başımı yaslasam
susacakmış her şey gibi…
İnsan kaç yaşına gelirse gelsin,
babasının yokluğunda
hep biraz yarım kalıyor.
Ben o yarımı
yirmi beş yıldır