Seval Akbıyık

Seval Akbıyık

Editör
8.4/10
1.103 Kişi
·
6,5bin
Okunma
·
0
Beğeni
·
239
Gösterim
Adı:
Seval Akbıyık
Unvan:
Editör
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
224 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitabı okumanız için buraya ne yazmam gerekiyor bilmiyorum lakin istediğim bu...!

Yüksek Lisans Hocamın önerisi ile başladım Kemal Sayar okumaya, ne de güzel etmişim...

Şimdi ise ben size öneriyorum
Ki sorunları söyleyenin çok çözüm üretenin olmadığı bir zamanda böyle bir "Değer" karşımıza çıkmış bulunmakta...

Okumalısın...
224 syf.
Kitapta, hızın ve değerlerini yitirmiş bir toplumun kurtuluş çağrısı yapılır. Modern çağ, mahremiyeti, ikili ilişkileri ve teknolojinin getirdiği sosyal çarpıklıkla beraber insanların hayatına sirayet etmeye başlamıştır. ‘Yavaşla’ ve ‘Bu dünyadan bir defa geçeceksin.’ mesajlarıyla okuyucuya bir dinlenme noktası yaratmıştır. Ebeveynlerin sorumlulukları hatırlatılmış, gençlere nasıl yaklaşılması gerektiğine dair önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca, gençlere geleceğin mimarları oldukları anlatılmış, umudunu kaybeden gençliğin sorunlarından ve sonuçlarından bahsedilmiştir. Çağın sosyolojik ve psikolojik problemleri bireyler üzerinden hikâyeleştirmelerle ve anılarla desteklenip örneklendirilmiştir. Bilimsel bir makale tadında olan ama bir o kadar da akıcı bir dil kullanılan kitap, okuyucuları sıkmayacak, aksine bu sorunların farkında olan bir başkasını görmüş olmak kitabın albenisini artıracaktır.
224 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Geçenlerde fark ettim; durup düşününce, durmaya düşünmeye vakit ayırınca fark ettim. Öğretmenliğe başlayalı 20 yıl olmuş. Ne okullardan geçmiş, ne öğrencilerle ders yapmışım. Saçlarıma kırağılar düşmüş, geleceğe dair hayaller kurmak yerine bir kaç güzel hatıraya sığınır olmuşum. “Haydi anlat bakalım şu 20 yılı" deseler, bir kompozisyon yazacak kadar bile hatıram yok. Hayatın en güzel günler metruk bir Manastır gibi yıkık dökük kalmış.

Faruk Nafiz “Han Duvarları” nı Ulukışla yolundan Orta Anadolu’ya giderken bir kaç günlük süreçte yazmıştı. İnsan bunu duyunca yaşadığı -af edersiniz- yaşamadığı günlere hayıflanıyor.

Artık hiçbirimizin durup düşüneceği vakti kalmadı. Ruhumuzu daha hızlı bir dünyaya sattık. Hayat öyle hızlı ki bir kaç gün geriden takip etseniz taşradan gelen yaşlı köylü ilk kez geldiği bir şehirde kendini nasıl ürkek hissediyorsa siz de öyle kalıveriyorsunuz. Tanımayanlar "Yazık garibe." deyip yüzünüze selam ruhunuza huzur vermeden geçip gidiyorlar.

Oysa güzellikler, onları seyretmek için duranlara ancak bir şeyler söyler. Sesini duyanlara konuşur.

Modern hayat bizi bir hız yarışının içine çekti, öyle ağır bedeller ödetiyor ki... Koşarken anlamıyoruz ne kadar ücret ödediğimizi. Cebimize sıkıştırılan bir kaç lira hakikati perdelemeye yetiyor.

Kemal Hoca: “Yavaşla, çünkü bu hayattan yalnız bir kez geçeceksiniz.” Diyor. Bu konuda söyleyeceği daha çok şey var...
336 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
~~Süpriz bozmayan ipucu içerir~~~

Nazan Bekiroğlu ile 3.karşılaşmamız.

Yeni bir yolculuk yapmaya azıcık zorlanmış olsam da halimden memnun bir şekilde başladım okumaya. Kitabın ilk sayfaları attığım bir adımla ansızın çukura düşmüşüm gibi hissettirdi. Nerdeyim, ne anlatılıyor ,hangi dili konuşuyor anlayana kadar biraz ilerlemiş, çeşitli  çiçek kokularını özenle hazırlayan bir dükkanın önüne varmıştım. Burada kendisi küçük bir şişe içinde bir koku uzattı.
"Filbahri kokusu. Ezelden izler taşıyan bir kokudur. Kokla bunu, ancak bu sekilde yolculuğa çıkabiliriz."

Önceden tecrübem var tabii Yol Hali'nden. Onla yolculuk yapmanın şartlarını az buçuk biliyorum. Kendisi önce tarihi bir mekana uğrar, gerçek yolculuk mekanda değil zamanda yapılır der, dokunduğu her noktanın hikayesini düşünerek , aynı havayı solumuş medeniyetlerin aynı toprağa basmış insanlarını, aynı noktaya değmiş bakışları ve bunların kalplerinde yansımalarını hissederek hayal etmeye çalışır. "Geçmiş, şimdiki zamanda yaşanan bir an " a dönüşür; canlı cansız farketmez,  onun ilgi alanına giren her varlığının ruhu kendi kalbiyle birleşip , vicdanında işlenir. Ortaya yepyeni bir bakış açısı sunar. Biraz yorucudur ama bu onun üslubundan alınan lezzete engel değildir.

Velhasıl kabul ettim ve kokladım. Zamanda yolculuğumuz başladı.

Kanuni' nin son dönemleri. Devlet düzeninin yavaş yavaş bozulmaya başladığı, hile ve yolsuzlukların arttığı ,makamlara ehil olmayanların getirildiği ,çürümenin başladığı zamanlar. Yeniçeri Ocağı'nda, devşirme gence yeni bir isim vererek Esame defterine kaydeden bir Yeniçeri Katibi' nin basucunda bulduk kendimizi ve hikayemiz başladı.

Yeniçerilerin kalplerini yokladık.
Huzursuzdular.
"Hünkarımız savaş meydanında bizimki kadar hiçe sayılmış bir hayat olmayı göze alınca, biz de o zaman onun ki kadar kıymetli bir hayat olurduk " inancındaydılar.

Zamanında 150 yılda 7 padişahın hüküm sürdüğü tahtta, sonrasında dört yılda sırasıyla geçen 6  padişaha uğradık. Kimilerinin şehzadeyken kendilerini  ölüm mü taht mı beklediğini bilmeden Kafes'lerde  yönetme istidatlarını kaybettiklerini gördük, kiminin rahata düşkünlüğünden kiminin ise gücünü yitirmiş bir ordunun hükümdarı olarak esir düşmekten korktukları için ordusunun başında savaşa gitmekten çekindiğini farkettik. Karşılıklıydı sorunlar, tek bir taraf suçlanamazdı ama iletişimleri yoktu.

Sonrası ise...

"Anlatmayı seven yazıcılar için dahi anlatılası değildi. Susulası geçilesiydi. Bazı çilenin yazılması yoktu."
Ve bu acı sadece insanların değil turnaların da hayatlarına bedeldi.

Dayanamadık...Geri döndük. Nazan Hoca' nın "Adaletten çok merhamete meyletmiştir. Kadındır. İyi ki padişah değildir! Şefkatle de tarih olmuyor ki" sözü ikimiz içindi.

Filbahri kokusunun etkisi geçerken o naif insanı kürsüde cesur bir şekilde tarih dersi verirken gördüm.Tarihçiler tarafından Vakai Hayriye olarak kayıtlara geçen olayı anlatıyordu ve ekliyordu:
"Tarihle geçmiş aynı şey degildir"(bir kısmı için bakınız: #28177669)

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Nazan Bekiroğlu'na göre "İsim varlıktan evveldir. Bu yüzden hikmet kelimenin kalbine inmiştir."
Yine " Her hissettiğimi kelamla görünür kılma alışkanlığında olsam da şair değilim ben" diyor. Bunları öğrenince kendisinin neden hissedebildiği tüm duyguları, kokuları ve renkleri dahi kelimelerle tanımlamaya çalıştığını anlayabiliyoruz. Bir fizikçinin tabiatın dilini anlayabilmek için matematikle haşır neşir olması gibi, o da kendi doğasındaki işlemleri çözmek için kelimelerle uğraşıyor sürekli. İsimlendirebildiği nisbette hislerine tahammül edebiliyor, mantığına yatırabiliyor. Yoksa o isimlerin tanımlanamadığında ateşe dönüşüp varlığıyla kalpleri yakacak  mahiyete sahip olduğunun farkında. Buna en güzel örneği ise her fırsatta işlediği Aşk konusu.
Yazarın ilk üçünde Tolstoy'un Anna Karenina'sını görmek pek de şaşırtmıyor artık. Çünkü kendisi dokunduğu her karakteri adeta Anna gibi işleyip, yargılamayı vicdanımıza bırakıyor. Belki de bu kitabı tarihi bir romandan öte yapan özelliği budur.

Bu romanı ve diğer romanlarındaki üslubun özelliğini ise en güzel  Mustafa Kutlu  özetlemiş:

"Şarka mahsus sanatın temeli olan hikmet ve ahengin izdivacıdır bu."

Kitapta ilk defa karşılaştığım ve çok ilginç bulduğum kelimeler var , onları da paylaşmak isterim.

SEMENDER: Ateşte yanmayan masal yaratığı.Yeniçeriler, padişahı korumak için kendilerini herşeye siper ettiklerinden bir diğer isimleri de buymuş.

KAZAN KALDIRMA: Yeniçeri Ocağı'nın isyan etme, meydan okuma, otoritenin zayıf olduğu vakitlerde ise daha da kişisel isteklerini kabul ettirmek için yaptıkları eylem.

ABDULLAH: Devşirmeler ailelerinden alınıp, tüm geçmişleri silinerek isimleri Esame defterine farklı bir isimle kaydedilirken baba adı kısmına Abdullah ( Allah'ın kulu) yazılırmış. Hatta bütün bir Osmanlı tarihinde babasının adı Abdullah olanlarda bir yabancılık ihtimali bu yüzden aranırmış.

Üsluba uyum sağlayabildiğimizde farklı diyarlara götürebilecek ve kelimelerin büyüsüyle tanıştıracak olan bu romanı tavsiye ediyor ve keyifli okumalar diliyorum. :)
224 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Modern cağ çok hızlı ilerliyor sevmek, düşünmek ve yaşamak için neredeyse zamanımız yok.

"İçinde bulunduğumuz çağ, "şimdi"yi yaşamamıza fırsat vermiyor, her şey gelecek için yapılıyor." Evet geleceği düşünmekten, planlar yapmaktan an'ı yaşayamıyoruz.

Her şey o kadar hızlı ve yapay ki yaşarken yaşamayı unutmuşuz. Hız yapmaktan başımız dönmüş. Kemal Sayar'ın tavsiyesine kulak verelim "YAVAŞLAYIN! Bu dünyadan bir kere geçeceksiniz!"
336 syf.
·29 günde
Merhaba arkadaşlar..
Öncelikle şunu belirteyim, Nazan Bekiroğlu benim için apayrı bir yazardır, daima ayrı bir kefede tutmuşumdur :) Isimle ateş arasında uzun zamandır kitaplığımdaydı, 1K da genel itibariyle 434 kişi okumuş sanırım, açıkcası şaşırdım, rakam bana cok az geldi cunku..

Okuduğum bikac yerde edebi yönü fazla olduğu için ağır bulanlar olmuş, fakat sizde Nazan Bekiroğlu sevenlerdenseniz, o kaleme aşina iseniz kesinlikle çok beğeneceksiniz.. Ben alıntı yaparken bi çok yeri es geçtim,yani bu es geçmiş halimdi :) Artık bu kadarcık olsun dedim:)

Iceriğine gelecek olursak, aslında iç içe iki öyküden oluşuyor, ilki yeniçerilerin kuruluşundan başlayıp hazin sonlarına kadar, yani ki Vak'a-i Hayriyye..

Canım yazar yeniçerinin o aşama aşama düşüşünü de guzel kalemiyle anlatıyor.

"Çünkü biz sâfiyeti bozulduğu için mahiyeti ve seyri bozulan askerlerdik." (Syf: 95)

"Bozulmayan ne kalmıştı ki biz bozulduğumuz zamanda?"
Osmanlıya ve onun yeniçerisine dair hikâyenin ilk yarısı ile ikinci yarısı arasındaki mesafe sabah ile yatsı arasındaki kadar uzaktı.(Syf:99)

Gökte uçan kocaman kuşun gölgesi yere düşüyordu hasılı. Ya da bulut, dağ üzerine karanlığını bırakıyordu. (Syf:103)

Kitabın ismine gelince,Osmanlı'da esame defteri mevcuttu,burada alınan yeniçerilerin bütün bilgileri yer alırdı.. Zaman geçtikçe isim çoğaldı, türlü yollarla isim yazdıranlar oldu.başka isimler yazıldı..bozuldu..çürüme başladı yapıda..Ve ateşle sona erdi.
Ikinci hikâye de bir aşka tanık oldum. Bi taraf kelâm yanı ağır basan aşık, bi taraf sevilen karanlık..

El hasıl bir kez deha cok sevdim naif yazarın kalemini.. Beni o denli sardı ki, İnci hanım' ın etkinliğine bir türlü başlayamadım..

Şimdi Kadın Ruhu' nu okuyabilirim..:))

Iyi okumalar dilerim..

Yazarın biyografisi

Adı:
Seval Akbıyık
Unvan:
Editör

Yazar istatistikleri

  • 6,5bin okur okudu.
  • 316 okur okuyor.
  • 3.453 okur okuyacak.
  • 123 okur yarım bıraktı.