Mavi Kuş

8,3/10  (186 Oy) · 
590 okunma  · 
177 beğeni  · 
4.688 gösterim
Sıcaktan dili dışarı düşmüş bir köpek sarsak, ağır ve bezgin adımlarla meydanı bir baştan ötekine geçip köşedeki kasabın önünde durur.

Oracıkta dikilen kıdemli sokak kedileri kendilerine benzeyen bu yaşlı köpeği umursamaz.

Kasap dükkanının gölgeli kapısında naylon şeritlerden, rengarek boncuklardan oluşmuş bir sineklik asılıdır.

Sineklik kıpırdamaz.
Havada en ufak bir esinti yoktur.

Öğle sıcağı kasabının üzerine abanmıştır.
Öyleki sanırsınız gökten kıvılcım yağıyor.
Binalar, ağaçlar, insanlar ve açıktaki bilumum eşya bir ışık selinde yıkanmaktan bitap düşüp yerlere serilmiştir.

Kaburgaları açlıktan birbirine geçmiş yaşlı köpek, kasabın kapısına mahmur bakışlarla bir göz attıktan sonra, yine öyle yalpalayarak köşeyi kıvrılır, top akasyanın gölgesine yatar.
  • Baskı Tarihi:
    2011
  • Sayfa Sayısı:
    211
  • ISBN:
    9789759953102
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:
senanur 
21 Kas 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Bu kitap tam bir mustafa kutlu klasiği ,betimlemeler her zamanki gibi mükemmel. Kitap çok akıcı kendinizi mavi kuşun yolcusu gibi hissediyorsunuz, kitap mükemmel yanlız sonu hariç. Yinede herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Murat Sezgin 
01 May 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Günümüzde sadece taşıma için kullanılan, samimiyetsizliğin bini bir para olduğu, gençlerin yaşlılara yer vermemek için uyuyor taklidi yaptığı, yaşlıların da kendilerine yer vermeyen bu gençlere fırça çekmek için fırsat kolladığı Egoları, Metrobüsleri, dolmuşları unutalım biraz. Mavi Kuş’un koltuklarına kurulalım, Anadolu’nun, taşranın samimiliğine kısa bir yolculuğa çıkalım. Mavi Kuş Çiçek Abbas filmindeki kırmızı minibüsün mavisi. Şoförümüz Ruzvelt marka postal giyen Kenan. Yolcularımız ağa, doktor, hasta bir kadın, mühendis, rehber ve turistler, avcı vs. kişiler. Taşra o zamanlar henüz küçük ve sıcak. Herkes birbirini tanır, sever; birbirine küser, barışır. Taşra böyledir işte masumluğundan, kendine has masumluğundan daha bir şey kaybetmemiştir. Eh taşra böyle olunca taşranın otobüsü de aynı. Küçük ve sıcak. Yolcularını meydanda bekler. İlk gelen yolcu muhabbetin başını çeker. Şoföre selamını verir, oturur bir köşeye. Sonra bir başkası, derken başkaları. Ve ilginçtir şoför hep bir kişiyi ya da bir şeyi bekler. İşte Mavi Kuş’ta da bu durum her yolculuktan önce tekrarlanırmış. Ne zamanki Mavi Kuş hareket etmeye, toprak yoldan toz kaldırmaya başladı zihnimde geçmişe karşı pare pare görüntüler oluşmaya başladı. Çocukken ben de böyle bir minibüse bindiğimi hatırlıyorum. Minibüstekilerin sohbetini engellemeye yetecek herhangi bir güç kesinlikle yoktu. O ortamda koltuklar adeta süs görevi görüyordu. Tıpkı Mavi Kuş’ta olduğu gibi. Aradaki tek fark çalan türkülerdi. Mavi Kuş’ta Amman şeker oğlan/ Yandım şeker oğlan/ Anasına küsmüş/ Damda yatar oğlan türküsü, bizde de Dost mu kaldı/ Dost mu kaldı/ Dost diyecek dost mu kaldı kaldı türküsü çalıyordu. Ne kadar şoförün tercihi de olsa türkülerin ne kadar da çağı yansıttığını varın siz düşünün. Geçmişten bir benzerlik daha var. Bu aklıma geldikçe gülerim. Rahmetli Kemal Sunal Sakar Şakir filminin başında otobüse biner. Yediği hıyarı hatırlarsınız. Hani şu Fuat Abiye de yemesi için teklifte bulunduğu hıyarı. Bizim şoför Kenan da aynı şekilde ama daha modern söylemiyle sesli sesli salatalık yiyor sürekli. Gördüğünüz gibi geçmiş, geleceğin malzemesidir. İşin esprisi de orda değil mi zaten? Her insan bir hikâyedir diye bir söz vardı. Eğer Mavi Kuş’a bindiyseniz bu söze katılmamak elde değil gerçekten. Her yolcu da başka bir müphem olay, her yolcu da bambaşka bir hayat birikimi var. Kimisi tahsil görmüş taşraya gelmiş, kimisi taşradan çıkmamış hayat tahsili görmüş. İşte Mavi Kuş’taki gibi bir minibüs bulursam, o ortamdaki samimiliği, saflığı bulursam, gideceğim buralardan diyesim geliyor ama bir taraftan da yol sarhoş, yolcu sarhoş nereye gidiyorsun diyorum. İşte tam bunlara dalmış düşünüyorken arkanızdan birisi dürter, -pardon, şuradan bir öğrenci uzatır mısınız der, Mavi Kuş’tan dünyaya tekrar dönersiniz. Hayat işte…

Kitap hakkında bunları düşünüyorum. Mustafa Kutlu’yu konuşmaya gerek yok zaten. Bir ustadır, Anadolu sevdalısıdır. Herkesi kucaklayan kısa hikâyeleri sıcak, eskiye götüren, düşündüren yapıdadır. Ve son olarak kitabın sonu size kitap boyunca düşündüklerinizi unutturmasın. İyi okumalar.

Mavi Kuş benzeri kitaplar

Meltem Tekeli 
10 Oca 09:41 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

“Gökyüzü karışıksa kuşların işi” diyen Cemal Süreya’ya ölüm yıldönümünün ertesi gününden tüm sevgilerimi gönderiyor ve affına sığınarak ekliyorum: “Yüreğim karışıksa bu da mavi kuşların işi.” Çünkü benim için güzel olan ne varsa mavidir. Sevgili Cansever gibi yani “mavi bir huydur bende ve benim yetinmezliğimdir.” Hatta sevdiğim insanları farklı boyutlarda ve tonlarda mavi kuşlar olarak düşündüğüm, bazen de yazdığım mektupları ‘mavi kuşunuz’ diye imzaladığım da doğrudur. Şimdi diyeceksiniz ki, iyi de burada Mavi Kuş yalnızca bir otobüs, bütün bunlarla ne alakası var. Fakat böyle söylerseniz yanılırsınız. Mavi Kuş yalnızca bir otobüs olabilir belki ama yükü ağır. Hayatın ta kendisini taşıyor o. Tıpkı yüreğim gibi.

Genç bir öğretmenin idealleri var mesela içinde; ölüm var bir yandan, her şeyi değersiz kılan; dostluk var; için için yanan kalpler var; acı var –herkese yetecek kadar-; aşkın peşine düşmüş dağ başına sürüklenmişler var; tahammül var, en çok da tahammülsüzlük; bağımlılığın her türlüsünün zararlı olduğunu, elinde ne varsa kaybettiğinde fark eden var; dost gibi görünüp arkamızdan iş çevirenler var; sırf ağzımızdan laf alabilmek için türlü yakınlık gösterenler de var; kibir var; sadakat var; bir çocuk kadar da umut var... Hangimizin yüreğinde yok ki bütün bunlar? Hepsi birbirine geçmiş, bazen sınırları birbirine öyle girmiş ki ayırt etmek mümkün değil. Olsun, hayat böyle bir şey değil mi? Böyle kabullenmeyecek miyiz hayatı?

Charlie Brown’u bilirsiniz, bir gün Snoopy’ye dönüp diyor ki:
-Some day, we will all die Soopy!
+True, but on all the other days, we will not.*

Bizimki de o hesap, ne görürsek görelim o çocuk umudunu kaybetmeyeceğiz! Bir bakarsınız tam daha neler yaşayacağız dediğimiz anda bir oyunun içinde buluveririz kendimizi. Ama ne güzel de oynadık, ne güzel de yaşadık demek lazım!

Sevgili Mustafa Kutlu, yürekten bir teşekkürü borç biliyorum; beni de bu yolculuğa çıkardığınız, kendi yüreğimle bu kadar somut bir yolculuk yapabildiğim için. İyi ki sözcükler var! İyi ki kendi dilimizde böyle samimi yazanlar var. Cümlelerdeki samimiyete bayıldım doğrusu! Gerçekten bayıldım. Tek anlam veremediğim nokta, kip değişiminin olduğu yerler oldu. Bazı yerler –di’li geçmiş zaman ile anlatılırken bir anda geniş zamana geçiveriyor ve sanki geçmiş zaman kipinde yavaş ilerleyen zaman bir anda hızlanıveriyor. Yine de bu, aldığım zevki zerre kadar etkilemedi doğrusu.

Böyle sıcacık bir yol hikayesi okuyacağım diye başladığım yolculuk çok ama çok ilginç yerlere uğradı, haliyle sonucun bu kadar şaşırtıcı olması da tam isabetti. Fakat bir kez değil, iki kez ters köşe yapıyor sizi kitap. Tam işte tamam her şey anlaşıldı dediğiniz anda bir darbe daha. Dedim a canım, hayat gibi işte!


*-Hepimiz bir gün öleceğiz Snoopy!
+Evet ama diğer bütün günler yaşayacağız.

Mehmet Aldemir 
30 Oca 13:32 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Otobüs yolculuğu anısı anlatalım desem; çoğumuz uzun bir hikâye anlatamayız sanırım. Biletimizi alır, koltuğumuza oturur, kulaklığımızı takıp filmimizi izler, müziğimizi dinleriz. Modern zaman otobüs yolculuğu hikayesi bundan ibaret kalır oldu. Artık tek porsiyonluk arkadaşlıklara bile fırsat vermez olduk. Yanımızdaki kişiyle bile konuşmaz olduk saatlerce. Aman ben farklıyım demiyorum, ben de dahilim bu gruba.

Çoğumuz özledik eski yolculukları, çoğumuz da hiç yaşamadık ve merak ediyoruz. Özleyenlere ve merak edenlere, buyrun: Mavi Kuş. Cana yakın otobüs sohbetlerinin, farklı koltukların farklı hikayelerinin, birbirine kenetlenmiş mahalle sakinlerinin keyif dolu yolculuğunun içinde buluyoruz kendimizi Kutlu'nun usta kalemiyle.

Mavi Kuş isimli otobüsümüzdeki yolcularımuz gayet sıradan, doğal yurdum insanları. Hayat yolculuğunun ara seyahatinde ""Kimi uyumakta, kimi içine kapanmış düşünmekte, kimi de başta doktor olmak üzere lafın belini kırmaktadır." (sayfa 172) Özlediğimiz sohbet ve hikâyelerle bizim kitap yolculuğumuza eşlik ediyorlar.

Keyifle okuduğum bu eseri paylaşımlar sayesinde fark ettim ve Murat Sezgin'in incelemesinde okuyacağımı belirtmiştim, şimdi de kendisine de teşekkür ederim:) Keyifli okumalar...

zeyneb 
 18 Şub 19:14 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Aslında okuma sürecimde, bu kitapla ilgili bir inceleme yazmam herhalde, diye düşünüyordum. Ancak kitabı, -tabiri caizse şapşirik bir tebessümle bitirdiğim için yazar ve kitap hakkında birkaç kelam yazmasam haksızlık etmiş olurum, dedim kendi kendime. Baştan uyarayım sevgili dostlar; bu bir inceleme değil, kitabı okuma öncesi ve sonrası düşüncelerimi anlatan bir yorumlamadır.

Mustafa Kutlu’yu, okuduğum birçok dergide yayınlanan başta öykü ve deneme yazılarından tanıyorum. Fakat şimdiye kadar hiç ciddi manada meraklanarak Kutlu'nun bir öykü kitabını alıp okuma isteği hissetmemiştim kendimde. 1k ya katıldığım günden bu yana sayfama o kadar çok Mustafa Kutlu öyküsü düştü ki artık kendisiyle tanışmamın vakti geldi diye düşünerek Mavi Kuş’u sipariş ettim. Ancak kitap elime geçince yazı puntosunun alıştığımdan büyük olması itti beni. Okuyorum fakat görme alanımdan taşıyor sanki sözcükler. Bu durum kitaba biraz isteksiz başlamama sebep oldu.

Kutlu’nun anlatım tarzı bana sanki yıllar öncesinde dedemden dinlediğim o gençlik hikayelerini anımsattı. Yazar değil de sanki dedem anlatıyordu Mavi Kuş’u bana. Önünde diz çökmüşüm, gözlerim kocaman açıp dinliyorum. O da elinde ağır ağır çevirdiği tespihine inat merak dozunu artırarak devam ediyor anlatmaya. Başta bu bana keyifli geldi fakat sonra sıkıldım açıkçası. “Böyle sağlam bir yazar, neden böyle bir anlatım tarzını benimsemiş ki? Çok basit bir anlatım değil mi bu?” soruları dönmeye başladı zihnimde. Anlatıcının ara ara olaya müdahalesi, gözlemci bakış açısı, akışı kesip okura sorular yöneltmesi cezbetmedi beni. Bu durum, kitabı uzaktan okumama sebep oldu, hikayenin içine girmek istemedim bir türlü. Hadi bakalım ne göreceğiz, deyip devam ettim. Normal bir hikaye, akıyor. Bir yolculuk hikayesi. Kasaba, köylüler, dil hep tanıdık. Kutlu’nun kalemi kendini yıllardır ispatlamış bir kalemdir biliyorum. Fakat anlatım doyurmuyor beni, hala bekliyorum. Son on sayfaya ulaştım. Nihayet son sayfayı çevirdim. Son cümleyi okudum. Yavaşça kitabı kapattım. Tavana baktım ve tepkim şuydu; ben bugün harika bir kitap okudum!

İşte o tavanla içsel sohbetim sırasında tam manasıyla idrak edebildim sanırım kitabı. Neden sonra artık "Ne yaptık biz?" cümlesindeki "Biz" e dönüşmeye başladığımı fark ettim. Tavan karşımdaydı fakat ben, artık o tüm hikayedeki "biz" dim. Yazarın neden böyle bir dil kullandığını, bu basit anlatım içinde bize sunduğu aynanın ardına gizlediği sırrı ve tabii sırrın sırrını yavaş yavaş anlamlandırmaya başladım zihnimde. Beni kitabı okurken zevk almamama iten tüm sebepler, kendi içindeki sonucuna çok güzel bir kurguyla oturdu yerine. Okuduğum çok iyi bir kurguydu. Karakterleri, diyalogları, hatta beni bazen sıkan o tüm ayrıntılı betimlemeleri bile kitabı bitirdikten sonra sevdim.

Son olarak, kitabı bitirmeye yakın “Artık bir daha Mustafa Kutlu kitabı okumam herhalde.” diye kendimce bir karar vermişken, “Kesinlikle diğer kitaplarını da okumalıyım!” tepkimle yazarın bana keskin bir u dönüşü yaptırması, beni bir okur olarak çok mutlu etti.

Mavi Kuş’un içindeki yerinizi en kısa zamanda almanız dileği ile… :)

Selin 
15 Tem 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

●Mustafa Kutlu ile tanışmış olduğum ilk kitap. Üslubu oldukça akıcı ve etkileyiciydi. Samimi bir dil kullanarak okuyucu kitabın içine daha çok çekmiş.
●Sonunda oldukça şaşırdım doğrusu. Hiç böyle bir sonu tahmin etmemiştim. Kitabı beğenmemdeki en büyük etken bu oldu.
●Kitaplığıma yeni bir yazar daha eklemiş olmaktan sevinç duyuyorum.

"Şimdi gülsün mü, ağlasın mı?
Hem gülsün, hem ağlasın.
Hayat budur işte..."


Aynen bu alıntı söz gibi ben de hem güldüm hem üzüldüm okurken ama daha çok gülmüştüm:)

Sonunda da uzun uzun düşünmüştüm.

Şeyma Öztürk 
18 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Öncesinde Mustafa Kutlu kitaplarını okumuş biri olarak, bu eserde de şehrin gürültüsünden uzaklaşacağım güzel bir Anadolu hikâyesi okuyacağımı düşünerek kitabın sayfalarını çevirdim. Beklediğimin üstünde tatlı mı tatlı, hoş bir yolculuk hikâyesiyle ve birbirinden tuhaf karakterlerle tanıştım. Mavi Kuş isimli otobüsün taşradan şehirdeki istasyona yaptığı bir yolculuk ve otobüste yer alan yolcuların hayat hikâyeleri arasında buldum kendimi. Yazarın her kitabında olmazsa olmaz bir unsur olarak yer alan taşra betimlemeleri, Anadolu manzaraları bu eserde de okuyucuyu karşılıyor. Mustafa Kutlu çevrenin fiziksel özellikleri, ağaçları, dağı, tepesi, kahvesi hakkında betimlemeler yaparken karakterlerin yaşamöykülerini ayrıntısıyla anlatmayı da ihmâl etmemiş. Sayfaları ağır ağır çevirip Mavi Kuş'un içindeki boş koltuklardan birinde yolculuk ediyormuşum gibi hissederken, kitabın son birkaç sayfasına geldiğimde güzel bir rüyadan uyanmış hissine kapıldım. Şimdi kitap bittiği için diyeceksiniz fakat öyle değil sevgili okur. Mustafa Kutlu bu naif öyküye öyle bir son yazmış ki, sanki okuyucunun hevesi nasıl kursağında bırakılır diye düşünmüş taşınmış ve bu sonuca varmış. Beklemediğim, bu tuhaf finale rağmen Mavi Kuş'un içerisindeki kâh güzel, kâh yorucu, kâh ilginç yolculuğa eşlik ettiğim için mutluyum. İyi ki okumuşum dediğim kaliteli bir Mustafa Kutlu eseri. Tavsiyedir, okuyunuz. :)

Esengül 
 16 Ara 2017 · Kitabı okudu · 4 günde

Tatlı mı tatlı cumartesi gününden merhabalar :)

Akşam bitirdiğim Mavi Kuş hakkında bir iki cümle kelâm edip kaçacağım.

Mavi Kuş, alışık olduğum Mustafa Kutlu kitaplarından hayli uzak bir eserdi. Tavsiyeleri şimdi daha iyi anlıyorum da iyiki Mustafa Kutlu'dan okuduğum ilk kitap Mavi Kuş olmamış. Çünkü beklenti düzeyini sarsan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın arka kapağını kapattığınızda sinirden çıldırabilirsiniz ya da kahkaha atabilirsiniz. Tabi ben kahkaha attım. Çünkü neye uğradığımı bilemedim. :)

Mustafa Kutlu'yu sade, duru diliyle, küçük insanın hayat hikayesini yansıtabilmesiyle, duygulara dokunabilmesiyle ve yeri geldiğinde ise düşündürtebilmesiyle tanıdım. Mavi Kuş'tan önce okuduğum dört kitabında bu tanışıklığım iyice pekişti.

Lakin pek muhterem Mustafa Kutlu, Mavi Kuş kitabında beni bir okurdan başka bir okura banzetince kendime "Bu yazarın kalemini tanıyamadım mı acaba?" diye sordum.

Olaylar gayet sakin bir şekilde olay mahallinde gelişirken çevre tasvirleri, karakterlerin hayat hikayeleri, tahliller ve diyaloglar gayet güzel gidiyordu. Hatta bu kitabında beğendiğim bir nokta oldu ki o da "bir dolmuşun içine her türlü insanı sıkıştırıp o atmosferi" kaleme alması. Kitabın sonunu düşünmezsem gayet Mustafa Kutlu klasiğiydi. Ama kalemi sağolsun, beni alt üst etti kurgu sonu.

Kitap güzel miydi? Evet bence güzeldi ve beğendim. Tabi bu sizin kitaptaki olay karşısında vereceğiniz tepkiye bağlı. Bundan sonra Mustafa Kutlu kitabı okumayacağım da diyebilirsiniz. Başka Mustafa Kutlu kitaplarına da bakacağım diyebilirsiniz. İkinci gruptansanız naçizane tavsiyem; Mavi Kuş, Mustafa Kutlu literatürünün tek örneği. :)

Ayrıca buradan Sessiz Okur a bu kitabı tavsiye ettiği için selamlarımı iletiyorum. :)

Süha Murat Kahraman 
 19 Tem 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 7/10 puan

Hikayeyi hikaye yapan yazar, şiiri şiir yapan şair, filmi film yapan yönetmendir.Öyküde , sinemada eğer hayat yansıtılıyorsa bu yazarın yönetmenin mahareti ile doğru orantılıdır.Maharet ise eserin hakikati gösterebilmesinden ziyade hayatın hakikati nasıl taşıdığına dikkat çekmektir.Herkesin önünde gerçekleşen ama bir türlü çözülemeyen bilinmeyene işaret etmektir.Mavi Kuş hikayede bir otobüstür.Çok farklı insanları hatta hayvanları dahi barındıran,sürekli arızalanan su kaynatan eski bir vasıtadır.Yolculuk süresince birçok garip olay kendi olağanlığında akarken, yolculuk bittiğinde polislerin kuşatmasıyla görünmeyenler bilinmeyenler de ortaya çıkar.”En sona gelinmediği müddetçe görünenler hiçbir zaman hakikat değildir” mesajını içerisinde barındırmaktadır.Hikaye bittiğinde Tarık Tufan’ın şu sözünü de anımsadım:”Sevinmek ya da yerinmek için gaybı bilmek gerek, tevekkül iyidir.”
Mustafa Kutlu“Mavi Kuş”ta, sade bir anlatımla, detaycı tasvirlerle akan bir olaydan çok değişen durumlarla hayatı basit yaşayan insanların yaşamlarından bir kesit sunmuş.Yer yer ağızlara, günlük konuşma diline de yer vererek hikayeyi normal yaşanan bir hayattan çıktığını vurgulamak istese de eserin sonunda her şeyin bir kurgu olduğunu ve bu kurgudan kaçamayacağımızı belirtmiştir.Belki de kadere atıf yapmıştır.Hepimizde hayattan topladıklarımızla kör topal ilerlemeye çalışan Mavi birer Kuşuzdur.Bu topladıklarımızın ne olduğunu kaderi yazan açıklayıncaya sır kendini muhafaza edecektir.Herkese hayat yolculuğunda başarılar.İyi okumalar…

4 /

Kitaptan 100 Alıntı

mavera 
11 Tem 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Unutmak olmazsa insanoğlu nasıl yaşardı bunca acı ortasında.
Ya hatırlamak!..
Evet, o da var. Ömür böyle geçiyor işte; kâh unutup kâh hatırlayarak..

Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 146)Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 146)
Ahmet 
25 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Küçük kasabalarda herkes birbirini sesinden bile tanır."

Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 7)Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 7)
Nisa Nur 
03 Ara 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Ne yapmalı?
Yapacak hiçbir şey yok.
En kötüsü de bu."

Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 125)Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 125)
Nisa Nur 
22 Kas 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

-Kediyi çok sevdiğiniz anlaşılıyor. Ama ne biçim bir sevgi bu. İki de bir "lan" diyorsunuz.
Kenan pos bıyıklarının altından beyaz dişlerini göstererek güler:
-Biz sevdiklerimize ara-sıra böyle deriz.
Gül:
-Ya sevmediklerinize.
-Bizim sevmediğimiz kimse yoktur. Belki gönlümüze biraz serin gelenler vardır.
-Onlara ne dersiniz?
-"Bayım" deriz.

Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 64)Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 64)
Süleyman Duymaz 
21 May 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Münkün mü bu?
Evet, mümkün!..
Nasıl?
Unutarak!
Unutarak mı?
Elbette!..Unutmak olmazsa insanoğlu nasıl yaşar bunca acı ortasında.
Ya hatırlamak!..
Evet, o da var. Ömür böyle geçiyor işte; kah unutup kah hatırlayarak.

Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 146 - Dergah Yayınları)Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 146 - Dergah Yayınları)
"Zeliha" 
11 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ama acılar bazen insanların yollarını kesiştirir.Onlar konuşmasalar bile birbirlerini teskin edebilir, birbirlerine dayanabilirler..

Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 36)Mavi Kuş, Mustafa Kutlu (Sayfa 36)
Mâsiva 
31 Mar 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

-Ben bir bibliyoman idim Murat bey.
-Bibliyoman?
-Evet.Türkçesi kitap hastası,kitap sever.

Mavi Kuş, Mustafa KutluMavi Kuş, Mustafa Kutlu