Mavi Kuş

Mustafa Kutlu
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
211
Basım Tarihi:
2011
Yayınevi:
Dergâh Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789759953102
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir insanı tanımak yıllar alır!
9/10
·211 syf.··
2023 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2023 00:00
"Bizim sevmediğimiz kimse yoktur. Belki gönlümüze biraz serin gelenler vardır" (s.64). Edebiyatımızda nasıl bir Sabahattin Ali'nin, Sait Faik'in, Refik Halit'in, Azîz Nesin'in, oğuz Atay'ın ve Yaşar Kemal'in kendine özgü bir hikâyeciliği var ise günümüzde de Mustafa Kutlu'nun doğunun hikâyeciliğinden beslenen, batının hikâyeciliğiyle de zenginleşen kendine özgü bir hikâyeciliğinin olduğunu söylemek mümkün. Gerçekten de Kutlu'nun hangi hikâyesini okursanız okuyun kullandığı metaforları, sembolleri ve simgeleriyle o hemen kendini gösteriyor. Özellikle Anadolu insanının köy, kasaba ve şehirlerdeki günlük yaşamını, hayallerini, umutlarını, korkularını, yoksulluğunu, rızasını, sevdalarını ve yaşama tutunma çabalarını resmederken kullandığı dil, hemen onun üslubunu ele veriyor. Öyle ki o kullandığı tertemiz Türkçesiyle bir anda hikâyelerinin içerisine sizi çekiyor. Onun hem güldüren hem de derinden derine düşündüren hikâyelerini okurken kendinizi bazen yazarla konuşurken buluyor, bazen okuyormuş da dinliyormuş hissini yaşıyor, bazen de bir sinemada izliyormuş düşüncesine kapılıyorsunuz. Aynı duyguları " Mavi Kuş"u okurken de yaşadığımı söyleyebilirim. Kutlu, "Mavi Kuş"u öyle güzel kurgulamış ki Şirinyurt kasabasının mahallesini, sokağını, berberini, lokantasını, kahvehanesini, bankasını, otelini ve alışveriş çarşısını anlatırken sizi farkında olmadan bir kasabadan tren garına yolcu taşıyan bir otobüsle, yani "Mavi Kuş" ve onun yolcularıyla tanıştırıyor. Bunu öyle büyük bir ustalıkla yapıyor ki kendinizi bir anda "Mavi Kuş"un içinde yolculuk yapan toplumun farklı kesimlerinden kişilerin bireysel hikâyelerini dinlerken buluyorsunuz. Her an bozulacakmış hissi uyandıran otobüsün şoförü deli Kenan'ın hallerinden, Beşir Ağanın, kuyumcu Nazım'ın, doktor Yahya'nın, hasta kadın ve
Edebiyat
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
8/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2017 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2017 00:59
Günümüzde sadece taşıma için kullanılan, samimiyetsizliğin bini bir para olduğu, gençlerin yaşlılara yer vermemek için uyuyor taklidi yaptığı, yaşlıların da kendilerine yer vermeyen bu gençlere fırça çekmek için fırsat kolladığı Egoları, Metrobüsleri, dolmuşları unutalım biraz. Mavi Kuş’un koltuklarına kurulalım, Anadolu’nun, taşranın samimiliğine kısa bir yolculuğa çıkalım. Mavi Kuş Çiçek Abbas filmindeki kırmızı minibüsün mavisi. Şoförümüz Ruzvelt marka postal giyen Kenan. Yolcularımız ağa, doktor, hasta bir kadın, mühendis, rehber ve turistler, avcı vs. kişiler. Taşra o zamanlar henüz küçük ve sıcak. Herkes birbirini tanır, sever; birbirine küser, barışır. Taşra böyledir işte masumluğundan, kendine has masumluğundan daha bir şey kaybetmemiştir. Eh taşra böyle olunca taşranın otobüsü de aynı. Küçük ve sıcak. Yolcularını meydanda bekler. İlk gelen yolcu muhabbetin başını çeker. Şoföre selamını verir, oturur bir köşeye. Sonra bir başkası, derken başkaları. Ve ilginçtir şoför hep bir kişiyi ya da bir şeyi bekler. İşte Mavi Kuş’ta da bu durum her yolculuktan önce tekrarlanırmış. Ne zamanki Mavi Kuş hareket etmeye, toprak yoldan toz kaldırmaya başladı zihnimde geçmişe karşı pare pare görüntüler oluşmaya başladı. Çocukken ben de böyle bir minibüse bindiğimi hatırlıyorum. Minibüstekilerin sohbetini engellemeye yetecek herhangi bir güç kesinlikle yoktu. O ortamda koltuklar adeta süs görevi görüyordu. Tıpkı Mavi Kuş’ta olduğu gibi. Aradaki tek fark çalan türkülerdi. Mavi Kuş’ta Amman şeker oğlan/ Yandım şeker oğlan/ Anasına küsmüş/ Damda yatar oğlan türküsü, bizde de Dost mu kaldı/ Dost mu kaldı/ Dost diyecek dost mu kaldı kaldı türküsü çalıyordu. Ne kadar şoförün tercihi de olsa türkülerin ne kadar da çağı yansıttığını varın siz düşünün. Geçmişten bir benzerlik daha var. Bu
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
Sinema Nedir?
10/10
·210 syf.··
2023 46. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2023 15:24
Mustafa Kutlu'nun okumuş olduğum kitaplarından sadece birisi Mavi Kuş ve yazar yine inanılmaz bir sonla bitiriyor eseri. Sonunu okuyunca şok oldum çünkü hiç beklemiyordum. Okuyacak olan arkadaşlarım için kitabın sonunu söylemeyeceğim, büyüsü kaçmasın ::)). Kitap akıcı bir dille yazılan ve zaman zaman az bilinen kelimelerin olduğu bir kitap. Okumak isteyenlere tavsiye ederim. Şimdi de kitabın içeriği ile ilgili biraz bilgi vermek istiyorum. Kenan adlı bir delinin otobüs şoförlüğüne giden yolculuğunu ve bu yolculukta otobüsüne verdiği Mavi Kuş adı anlatılıyor. Daha sonra bir gün bu otobüsle yapılan yolculukta meydana gelen olaylar anlatılıyor. Yazar zaman zaman müdahalede bulunuyor. Bazen de rücu tekniği ile kahramanların hikâyeleri anlatılıyor. Eser bu yolda giderken birden sürpriz bir son oluyor ve bu sonun sonunda acı bir olay yaşanıyor. Kitap hakkında daha fazla bilgi vermek istemiyorum çünkü sonunun büyüsünü kaçırmak istemiyorum ::)). Güzel bir kitaptı. Söyleyeceklerim bu kadar ::)). Herkese bol kitaplı ve kahveli günler dilerim ::)) Mavi Kuş
Mavi Kuş
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
Mavi Kuş - İnceleme
7/10
·211 syf.··
2024 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2024 15:25
Çok uzun zaman önce Mustafa Kutlu'nun Uzun Hikaye kitabını okumuştum ve aşırı sevmiştim, yakın zamanda tekrar okumayı düşünüyorum buraya yorum ve alıntı eklemek hem de benim için de hatırlatıcı olması için. Şunu söyleyebilirim ki kitabın sonu beni her ne kadar şaşırtsa da bu kitabını o kadar sevemedim. Aslında dili sade, bazı yerlerde halk dili, bazı yerlerde ingilizce yazarak iki dili harmanlamış diyebilirim ve hoşuma da gitti bu tutumu yazarın, ama sanki olay basit kaldı benim için. Elbette çoğu şey, şimdiki olduğu halinden daha daha güzel. Samimiyetsiz, içinde herkesin mutsuz ve birbirinden bi haber olduğu, yer verip vermeme telaşından bile birbirlerine olan saygısını yitirmiş insanların bulunduğu metrobüsler, egolar yerine herkesin birbirine içten içe bir tanışıklık, sevgi beslediği Mavi Kuş'ta( otobüs )geçiyor olay. Issız bozkırın ortasından geçip giden bir otobüs, Otobüsün ardı sıra uçup gelen bir uçurtma, Sanki bir çizgi roman. Sanki bir çocuk resmi. Kitabın kapağına da bakınca yazarın burada anlatmak istediğini gayet net anlayacaksınız zaten, otobüsün şoförü Ruzvelt marka postal giyen Kenan, muavini her defasında uçurtma uçuran Saf Seyfi, otobüse gizliden binen, evden kaçan Erol, antika eşya kaçakçılığı yapan iki turist, turistlere çevirmenlik yapan Gül, hasta bir kadın ve onun kocası, Avcı Bilal, berber kazım, Polis Kemal, Jandarma ve bir mahkum...Karakterlerimiz bunlar, her birinin yolu bu otobüste kesişti birbirlerinin acısına da ortak oldular mutluluklarına da. Birbirlerine kızdılar da, barıştılar da ama her duygu gerçek, her duygu samimi...Yol boyunca trene yetişmeye çalışan insanlar, yaşanan olaylar yazar anlatırken gözünüzün önünde bir film sahnesi gibi canlanıyor benim burada sevemediğim ise arada bir yazar olaya girip bana göre fazla bilgi verdi,
Edebiyat
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
Issız dağların garip yolcusu.
Puan vermedi·211 syf.··
2022 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2022 00:08
》Kitap mükemmel bir kasaba tasviri ile başlıyor. Bu satırları okurken çardak kahvesinde sandalyenizi çekip demli bir çay içiyor, mahallenin havadislerini dinliyor, meydan çeşmesinin şırıl şırıl akan suyunun sesini duyuyorsunuz. 》Sonra bir dost sizi sokaklarda gezdiriyor önce. Çarşı esnafı ve mahalleyi detaylarıyla anlatıyor. Her haneye konuk olmuş, ekmeklerini yemiş gibi içine çekiyor sizi hepsinin hayat hikayesi. 》Şimdilerde değeri kalmamış belki de unutulmuş bir şeyi daha anımsatıyor yazar. "Mahremiyet" Bunu da mahalledeki evler üzerinden yaparak çok akıllıca bir yöntem uyguluyor. Evlerin sokağa değil avluya baktığını, sokağı gören kısmın son derece sade yapıldığını, fakat sebze, meyve, çiçek gibi güzel olan her şeyin avluda bulunduğunu, çünkü bunun o evin halkının mahremi olduğunu vurguluyor. Tabiatın yansıması olarak adlandırıyor bunu. 》Bütün bu tasvirleri yaparken de "gördüğünüz gibi" hitabını kullanıyor yazarımız. Öyle samimi öyle sıcak bir üslupla anlatıyor ki. Evet, dediği gibi görüyorsunuz. 》Sonra asıl meseleye geliyor yazarımız: Mavi Kuş. Kuş dediyse öyle sanmayın benim gibi. 》Mavi Kuş. Bir köy otobüsü. Bir yolculuk düşünün. Hava sıcak. Tatlı bir detay olarak kedisini kucağına almadan yola çıkmayan deli bir şoför, ondan daha deli bir muavin. Başka kimler yok ki bu otobüste. Köy ağası, doktor, kuyumcu, iki jandarmayla elleri kelepçeli bir suçlu, köyün öğretmeni ve eşi, turist Amerikalılar ve diğerleri. Hepsinin ayrı bir hikayesi var. Ama o da ne? Bazılarının ise kocaman sırları. Hem bu sırlara hem de kitabın finaline inanılmaz şaşıracaksınız. Ben etkisinden çıkamadım bir süre :) 》Bu seyahatte memleketimizden insan manzaralarını görüyoruz. Diyaloglar sıcacık. Bazen güldürüyor bizi, bazen şok ediyor, bazen hüzünlendiriyor. Tıpkı hayat gibi. Yazarımız da böyle
Edebiyat
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
8/10
·211 syf.··
2021 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2021 11:55
"Şimdi gülsün mü, ağlasın mı? Hem gülsün, hem ağlasın. Hayat budur işte." Kitabın okuyucuda uyandırdığı hisleri en iyi anlatan satırlar bunlardı. Mavi Kuş, Şirinyurt adındaki bir kasabadan bir trene yetişmek için yola çıkan insanların yaptığı yolculuğu anlatıyor. Yolculuk sırasında yolcuların hikayelerini dinliyoruz. Bu hikayelerde zaman zaman tebessüm, zaman zaman hüzün var; tıpkı hayat gibi. Mavi kuş, Mustafa Kutlu'nun kalemiyle yeni tanıştığım kitabı. Bu kitaptan sonra diğer kitaplarını da okumaya karar verdim. Akıcı, sade bir dili var, üslubu okurla konuşur gibi sıcak.Kitapta beklemediğim bir son oldu. "Ee ne oldu şimdi" diye sormadan edemedim. Kitaptan çok sevdiğim bir bölümü de yazarak incelememi bitireyim: "Unutmak olmazsa insanoğlu nasıl yaşardı bunca acı ortasında. Ya hatırlamak!... Evet, o da var. Ömür böyle geçiyor işte; kâh unutup kâh hatırlayarak." Kitapla kalın. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
mavi kuş
10/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2023 00:11
Mavi kuş kitabı tek bir öyküden oluşan uzunca bir öykü kitabı Bir yolcu otobüsünün trene yetişmesini konu alıyor. Kitap adını da o otobüsten alıyor. Sıcak ,samimi bir hikaye anlatılıyor kitapta. Anadolu insanının doğallığı,samimiliği sarıyor kalbinizi. Yol boyunca yaşamadıkları aksilik kalmıyor ve biran yolculuk hiç bitmeyecek galiba diyorsunuz.Tam yolculuk bitiyor ki sürpriz bir sonla kitabın sonunun beklenmedik bir şekilde bitmesini çok sevdim.
Hikaye
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
Mavi Kuş hakkında: Senin, benim hikâyemiz…
10/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 22:46
“Bizim sevmediğimiz kimse yoktur. Belki gönlümüze biraz serin gelenler vardır.” Kitabı hiç okumayanların bile bildiği bu cümle; kitabın hülâsasıdır desek, yanlış olmaz! Yanlış değilsem 2012’de beri Mustafa Kutlu okuyorum ve çok seviyorum. Hatta bu platformda okuyanları görünce “Mustafa Kutlu candır” demekten kendimi alamam. Çünkü Mustafa Kutlu, bizi anlatır. Köyü anlatır, kasabayı anlatır. Seni, beni anlatır. Aşıkları anlatır, kavuşamayanları anlatır… Süslü sözler yerine halk diliyle yazar. 7’dem 70’e herkese anlatır hem de… Bu yüzden hikâye kitaplarını neredeyse ikişer, üçer kez okumuşumdur. Mavi Kuş’u ise daha fazla. En sevdiğim kitabı da odur. Mavi Kuş’ta ne anlatılır? Mavi Kuş Şirinyurt diye bir kasabanın eski-püskü, arızalı ama tek otobüsü aslında. Şöförü Kenan, nâm-ı değer ‘Deli Kenan’ ve otobüsünün değerli yolcularının geçmişlerinin, başlarından geçen hadiselerinin ve otobüste yaşanan komik olayları anlatan gerçekten müthiş bir hikaye eseri… Dr. Yahya’sından o hasta kadına, Avcı Bilâl’inden Beşir Ağa’ya… Neşe’sinden Nazım’ına hepsi için birer film yapılsa yeri. Kitapta o hasta kadınla Bilâl’in durumu beni çok etkiledi, gözlerim doldu hatta… Yahya’nın ‘kitapperestliği’ ise çok hoş… Bir yerlerden tanıdık geldi Kenan’ın derdini, mihmetini; domatese, hıyara maydonoza vermesi desen o misal… Deliliği hasebiyle benim favorim Deli Kenan bu arada. Bunu da söyliyim. Hasılı; sıcacık bir hikaye eseri… İnanın kim okursa okusun; kendinden çok şey bulacağı bir eser… Hayatın tümünü 200 küsür sayfada bulabilirsiniz. Gâh kahkaha attım gâh mahzûn oldum şu kitabı okurken… Ne güzel kitaptı be! Herkese ama herkese tavsiyemdir!
1000Kitap
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
9/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2020 13:00
Bir kasaba otobüsünün şoförü, muavini ve yolcularıyla bazen güldüğümüz bazen üzüldüğümüz bir yolculuğa çıkıyoruz. Otobüsün adı Mavi Kuş. Uzun uzun betimlemeleri, halkın her kesiminden karakterlerin olması, aralarındaki diyalogları, kitabı okurken "İşte Anadolu" dedirtiyor. Her Mustafa Kutlu kitabında olduğu gibi, yazar sizinle sohbet ediyor, kitap hızlıca ilerliyor. Akıcı bir üslupla ilerleyen hikaye bitince "Ee ne oldu şimdi?" gibi bir tepki vermemiz kaçınılmaz.Herkes kendince farklı anlamlar yükler, benim için Mavi Kuş dünya hayatımızı simgeliyor. Eşimiz, dostumuz, ailemiz; otobüsteki diğer yolcular. Otobüsün üzerindeki yükler; kah sırtımıza yük ettiğimiz, kah yol üzerinde bırakıp felaha erdirebildiğimiz dertlerimiz. Aramızdan ayrılanları gözümüzün yaşıyla ardımızda bıraktığımız, hayatımıza yeni giren bir çocuğa ilgiyle baktığımız, gidenine gelenine alıştığımız bir denge. Varlığından haberdar olmadığımız, sürekli bizi izleyen iki gölge. Yol gözümüzde büyütebileceğimiz kadar uzun geliyor ama menzile hızla vardığımızda bizi bir telaş sarıyor. İşte asıl o zaman akla kara birbirinden ayrılıyor. Sahneler değişiyor, gerçek film başlıyor. Kim yitik kim galip? Tam da o zaman belli oluyor.Üslup tüm Kutlu hikayelerinde olduğu gibi akıcı ve sade. Sonu ise oldukça şaşırtıcı. En tadına doyamadığım Mustafa Kutlu kitabıdır. Sıcacık bir film gibi zihninizde canlanır ve orada kendine yer edinir kalır...
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
9/10
·211 syf.··
2020 60. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2020 17:12
Mavi kuş, trene yetişmeye çalışan ve farklı hayatlara tanıklık eden bir otobüs. Yolculuk boyunca yaşananlar insanı hem güldürüyor hem hüzünlendiriyor. Kitap samimi bir dille yazılmış, insanı hikayenin içine alıyor. Okurken Mavi Kuş'un yolcusu gibi hissettiriyor. Kitabın sonu biraz karışık, hiç beklemediğim şekilde bitiyor ama en çok da sonunu sevdim diyebilirim. Mavi Kuş, Mustafa Kutlu' nun okuduğum ilk kitabı ve söylemeliyim ki okurken çok keyif aldım. En yakın zamanda diğer kitaplarını da alıp okuyacağım. ~ Şimdi gülsün mü, ağlasın mı? Hem gülsün, hem ağlasın. Hayat budur işte. ~ (mavi kuş) Keyifli okumalar.
1000Kitap
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.