Gül Yetiştiren Adam

8,1/10  (135 Oy) · 
427 okunma  · 
133 beğeni  · 
3.637 gösterim
Anadolu'nun bir taşra kentinden Yeni Dünya'nın metropollerine kadar uzanan bir coğrafyada kaynaşan insanımız... Modernleşmiş olanlarla kişiliklerini koruma çabasıyla bunun dışında kalanlar... Her iki kesitte yaşayan insanların kendi kendileriyle gerek çevreleriyle olan çatışmalarından doğan dram... Eksik kalmış aşklar, eksik bırakılmış eylemler... Bu kitabı okurken Batı kültürünün baskısı ile çaresiz bırakılmış insanımızın bocalayışını, gizli protestolarını ve gizli kabullenişlerini göreceksiniz... Rasim Özdenören'in üslubunu sevenler, bu kitapta onun başlıca özelliklerini bira arada bulacaklar...
  • Baskı Tarihi:
    2007
  • Sayfa Sayısı:
    148
  • ISBN:
    9789753551663
  • Yayınevi:
    İz Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Afra 
 14 Nis 16:16 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Rasim Özdenören’in ilk ve son romanıymış bu eser. Bünyesinde iki hikayeyi birden barındırıyor.

Birincisi; kurtuluş savaşından sonra bir çok arkadaşını kaybetmiş olmanın verdiği hüzünle ve verdikleri mücadelenin bir hiç uğruna olduğunu gördükçe, protesto olarak 50 yıl boyunca evine kapanıp gül yetiştiren adamın hikayesi; ikincisi kaybolmuş, kendi kültür ve medeniyetlerinden tamamen kopmuş, yozlaşmış yeni nesili; ‘’Sitare, Yavuz, Çarli ...’’ ve diğerlerini.

Eser, metropollerde sabahlara kadar sönmeyen ışıklar, bankalar ve otellerin hızla her caddeyi istila etmesinin ardından doğu ve batı arasında sıkışmış adeta prangalanmış olan zihinleri gözler önüne seriyor. Modernitenin kıskacına sıkışmış insanların iç hallerini bize gösteriyor; harcıyorlar, oynuyorlar, geziyorlar fakat doyuma bir türlü ulaşamıyorlar,bir türlü mutmain olamıyorlar.

Bu hikaye dede ile torunun arasında ki o derin uçurumu anlatıyor. Psikolojik dürtüleri, sosyal süreçleri göz önüne seriyor.

Kitapta yaşlı adamın sorduğu ‘’Sizler nasrani misiniz? Yoksa mecusi misiniz? Hangi millettensiniz?’’ soruları beni dehşete düşürdü.

Birde, ‘’Savaşarak neyi ortadan kaldırmak istemişlerse, savaştan sonra o gelmişti. ‘’ cümlesi geçiyor , zaten hep böyle olmamış mıydı?! Bu pasaj bana 28 şubatı hatırlattı; o yerlerde sürünen, derslerden kovulup okula alınmayan, bu uğurda mücadele veren ‘’başörtüsü bez parçası değil ayettir’’ sloganı atan ablaları...

İsmet özel’in dediği gibi, neyi kaybettiğini hatırla, hatırlayalım..

Ayşe Gül 
09 Kas 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

her cümlenin altı çizilesi bir tadı vardı. batılılaşmayı inceden inceden sezdirip farkında olmadan yaptığımız değişiklikleri insanın yüzüne çarpan mükemmel bir anlatımla Rasim Özdenören kitabı.

Merve 
 16 Haz 02:48 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Başlarda karışık gelen fakat sonunda içimi burkan "ah be" dedirten bir roman oldu benim için. İçinde iki farklı hikaye anlatılıyor. Biri gül yetiştiren adamın hikayesi 50 yıldır evinden çıkmayan bir adam. Diğeri ise Sitare ve onu sevdiğini sanan adam arasında geçiyor ve tabi arkadaşları. Adamın kafa karışıklıkları romanın sonuna kadar devam ediyor.
İnsanların sahtekarlıkları ve hayatı yaşanmaz kılmaları, iki yüzlülükleri ile ilgili müthiş konuşmalar geçiyor. "İşte benim dediğim buydu", "ben bundan yakınıyorum" diyor insan o satırları okudukça.
Bir de kitaptan bir paragraf paylaşmak istiyorum:
"Kendimi bir nokta kadar hiç olarak gördüm. Bu durmadan akan, yürüyüp kaybolup giden girdap içinde, bu korkunç çağıltıda bir damla su gibi. Yalnız kendimi değil yaptıklarımı da, yapmayı tasarladıklarımı da. Sitare'yi de. Her şeyi. Bu akıp giden insan yığınını, tek tek her biri önemsiz bir vesile olan şu insanları.. Bir arada oluşlarının insana verdiği ağırlık korkunç. Tek tek hepsi sıfır. Bir araya gelince ezip geçiyorlar seni. Çiğniyorlar. Sen tek başınasın, onlarsa yığın olarak sana karşı bütünleşmişler. "
Tavsiyemdir kitap. Güzeldi. İyi okumalar :)

Merve 
28 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Birçok satırın altını çizmeden geçemeyeceğiniz bir yapıt. İçinde üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi gereken birçok mesaj barındırıyor. Biraz karmaşık bir yapısı olması kitabın sürükleyiciliğini yaralamış olsa da okunmaya değer.

Ahsen B. 
02 Tem 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Bu kitap yüzüme tokat gibi çarptı desem yeridir. İlk defa Rasim Özdenören okuduğum için belki de başlangıçta karmakarışık gelse de zamanla alıştım yazarın tarzına ve hayran kaldım. Altını çizdiğim satırlar o kadar çok ki. Ama sanırım 133. sayfa asıl beni etkileyen. Kolay kolay unutmayacağım bir kitap oldu. Eksikliğini hissettiğim bazı noktaları olsa da çok beğendiğim ve gönül rahatlığıyla başkalarına tavsiye edebileceğim bir kitap...

Derya Sara 
 16 Tem 15:44 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Rasim Özdenören okuyucularına farklı bir iklim sunar. Bu kitabında iki farklı iklim ile karşılaşmaktayız. Bir yandan Anadolunun bağrından uzak Batının bağrında nefes alan bir genç diğer tarafta kendi dünyasında inadına oradan ayrılmadan yaşamaya çalışan yaşlı bir adam.... Yetiştirdiği güllerle yaşam bulan, çağ değişsede hep aynı çağda yaşayan bir adam.. Çağın değiştiğinin farkına varıp doğal olarak çıkardığı haklı isyanına şahit oluyoruz çok sürmüyor çağ onu da dört duvarı arasına hapsediyor... Kitapta hapsedilmiş bedenler çok... "Sitare" zavallı kadın umutsuzluğuna hapsediyor çağında fakat kimse umutsuz olduğunu düşünmüyor bolluğundan... Tabi bir de birinci şahsımız var acemi bir aşık olarak görünüyor ilk başlarda.. Belki de Sitare nin umutsuzluğunu seviyor kim bilir... Sonunda gerçek aşkı buluyor, Sitare den olsa gerek yıllarca yanında olmasına rağmen göremiyor onu... Çağın gereğinden sıyrılanlar belki onlardır... Ama yaşlı adam ve Sitare çağın duvarlarına hapsoluyor... Sitare yer altında daracık dört duvarda, yaşlı adam yeryüzünde daracık dört duvarda...

Neslihan 
13 Ağu 01:37 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

"Yedi güzel adamlardan" birisi olan Rasim Özdenoren 'nin romanında bana göre verdiği mesajlar guzel,konu olarak ise sıradan bir konu ama her türden okuyucuyu sıkmayan bir havası var.kitabın ozet olarak ise; iki farkli olay üzerinden iki farkli türdeki insanlarin hayatlarını anlatiyor.moderlesmenin insana etkisini, yitip giden unutulan değerler gibi belli başlı mesajlar var.akici bir dili sayesinde bir günde bitirilecek kitaplar arasinda yer alır bence;)

Mehmet Emin 
20 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabın içinde geçen yoksa siz Nasraniler'den misiniz cümlesi sarsıyor.Kitap günümüz dünyasının bayraklaştırdığı şeylerin aslında ne kadar alelade şeyler olduğunu çarpıcı kurgusuyla beraber veriyor.Okunulması gereken nadide eserlerimizden.

Mine Şahin 
02 Kas 2014 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kurtuluş Savaşından sonra 50 yıl dışarı adım atmayan Gül Yetiştiren Adam'ın 50 yıl sonra dışarı cıktığında gördüğü manzara. Etkileyici ve daha cok düşündürücü olan bu kitabı herkesin okumasını tavsiye ederim.

Şerife Çakal 
06 Şub 15:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ne zaman her şey çekilmez olur ve çekip gidesim gelirse bu kitabı hatırlarım. Belki de en sevdiğim kitaptır bu. Toplumdaki yozlaşmayı öyle güzel anlatıyor ki tüm gerçekleri yüzünüze tokat gibi çarpıyor.

4 /

Kitaptan 139 Alıntı

İnsanlar birbirini tanımadıkları için severler, dedi, şaşırtıcı değil mi? Tanıdıktan sonra nefret ederler birbirlerinden.

Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 119 - İz Yayıncılık)Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 119 - İz Yayıncılık)
Ahmet 
27 Ağu 13:12 · Kitabı okudu · 9/10 puan

" Kimse olduğum gibi görmek istemiyor beni. Herkes kendi icat ettiği gibi bakıyor bana. "

Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 97)Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 97)
Selman Ç. 
14 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hep yalana inanmaya alışmış olanlar doğruya inanmakta güçlük çeker.

Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 98 - İz Yayıncılık)Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 98 - İz Yayıncılık)
Merve 
08 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Ağlamak... yalnız gözyaşı dökebilen insan anlayabilir bazı şeylerin hikmetini.

Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 26)Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 26)
Ahmet 
27 Ağu 06:32 · Kitabı okudu · 9/10 puan

" Hiçbir şey boşlukta saklanmamakta,
saçmalık bile kendine dayanak noktası aramaktadır. "

Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 14)Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 14)
Rumeysa özaçmak 
23 Eyl 17:25 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sanıldığı kadar kimse dayanıklı değildir gerçekler karşısında.

Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 111)Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 111)
Merve 
09 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bence bir insanı tanımanın tek bir yolu vardır,onu bitmiş kabul etmek. Onu artık yaşamıyor saymak. İnsan ancak böyle bakınca onu olduğu gibi, tamamlanmış olarak görebilir.

Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 96)Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 96)
Selman Ç. 
12 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...başkalarının inanıp inanmaması değil mühim olan. Biz ne yaptığımızı biliyor muyuz, o.

Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 38 - İz Yayıncılık)Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören (Sayfa 38 - İz Yayıncılık)