·
Okunma
·
Beğeni
·
34,7bin
Gösterim
Adı:
O ve Ben
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180240
Orijinal adı:
O ve Ben
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Baskılar:
O ve Ben
O ve Ben
Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni «Tanıyıncaya Kadar» ve «Tanıdıktan Sonra» diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri «O Ve Ben»i 1975’de şöyle takdim etmiştir:
«Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.»
264 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Yıllardır okumayı erteleyip nihayetinde bitirdiğim, Üstad’ın otobiyografi havasında anlattığı hayatı var bu eserde nice hikmetlerle dolu. Yaşadığı dönem, içine doğduğu şartlar itibariyle değerlendirilmesi gereken bir hayat var. Zaten kendisi kitabın her bir satırında mükemmel betimlemeleri ve kendine has tarzıyla bu ayrıntılara epeyce yer vermiş. Kronolojik bir yaşantı anlatımından ziyade ruhi bir kavga sonucu nasıl ‘Üstad’ olduğunu okuyoruz aslında. Arvasi hazretlerini ‘tanımadan önce’ ve ‘tanıdıktan sonra’ diye ikiye ayırmış hayatını Üstad. Kendisiyle sohbet etmek isteyenlere, şu zamandan onun zamanını izlemek isteyenlere tavsiyedir.
257 syf.
·8 günde·10/10 puan
Hayatının dönüm noktası olarak Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasını kabul etmiş ve kitabını "Ondan önce", "Ondan sonra" olarak iki bölümde kaleme almış..tanımadan önce ki hayatını acık yüreklikle dile getiriyor. İkici bölümde ise şeyhini buluyor ve ona saygı ve sevgisini her satırda hissettiyor. Necip fazıl Kısakürek..boşa geçen otuz yıl..Ve sonra kendini bulma çabası. Geceler boyunca yanan göğsü ve aylarca gözüne girmeyen uyku..Peki ya bir şair,bir yazar nasıl değişir. Ne sebep olabilir ki bu amansız fikir değişikliğine diye sorar iseniz işte size cevabı...Üstadın en iyi kitaplarından biri diyebilirim
272 syf.
·8 günde·10/10 puan
Şimdi buraya ne yazsam kelimelerim hep eksik kalacak... Bugüne kadar Necip Fazıl'ın birçok kitabını okumuştum, yani Necip Fazıl'ın yazdıklarını okumuştum. Ama bu kitapta ben Necip Fazıl'ın bizzat kendisini iç dünyasını okudum. Kendi içinde verdiği savaşları nefsiyle savaşı...

Necip Fazıl'ın hikâyesi kıymetli Hayat hikâyesi... Abdülhakim Arvasi hazretleriyle tanışması hayatının dönüm noktası oluyor o gün doğuyor Necip Fazıl efendi hazretleriyle tanıştığı gün doğuyor sonrası mı sonrası hep Hasret...
Çok kıymetli bir kitap. okumayı nasip eden Rabbime binlerce kez Hamdolsun...

Kitaptan son satırlar:

"Çarklar işlemekten aşındı, vâdeler dolmaktan çatladı. Akşam oluyor... Bir mızrak boyu kaldı, benim de hayat güneşimin batmasına...
Ne olursam, bu bir mızrak boyu zaman içinde olacağım...
Allah'tan af istiyorum. Allah'ın sevgilisinden ve bütün silsileden teker teker suçlarımın bağışlanmasını istiyorum.

Benim avuçlarımdan süzülen, işte o kaynaktan aldığım sudur; ve bu suyun eğer bulanık bir tarafı varsa nefsime, nuranî özü de O'na aittir.
Bugünün, yeşillikler ve pırıltılar içinde suyu arayan Ceylan gençliği o pınara koşsun!..."
264 syf.
Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni “Tanıyıncaya Kadar” ve “Tanıdıktan Sonra” diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri “O Ve Ben”i 1975’de şöyle takdim etmiştir:

“Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.”

Hayatında hep bir arayış içinde olan Necip Fazıl, nihayet aradığını bulduracak kişinin huzuruna doğru gidiyor. Bir vapur gezintisinde başlayan yolculuk, Beyoğlu'ndaki Ağa Camii'nde Abdülhakim Arvasi Hazretleri'nin yanına varıyor. Yıllardır bunun çilesini çekmiş ve nihayet bulmuştu. Necip Fazıl'ı şimdi de 'ne yapacağı' telaşı sarıyor. Hayatı boyunca hep telaşlı bir insandır aslında, dertlidir. Bir insanın hayatını bir uçtan diğer uca çevirmesi oldukça zor olsa gerek. Necip Fazıl da bu düşünce girdabının içinde en nihayetinde 'benim güzel efendim' diye bahsettiği, bizim Necip Fazıl'ı bu halde tanımamıza vesile olan Abdülhakim Arvasi'yle tanışıyor. Necip Fazıl, Abdülhakim Arvasi'ye duyduğu hayranlığı anlatıyor.

Sokrat ın yaptığı gibi, insanları eteklerinden çekip:
- Hey, Nereye?..

Diye haykırmak ve:

- Her şey yanlış; her şey yeni baştan ele alınmaya ve inşa edilmeye muhtaç!.. Bizim dışarıda aradığımız güneş, cebimizde kayıp...


Bendeki her kıymet onun , her suç nefsimin...

Okyanuslar gibi dalgalanan çamur nefsimi yüksük yüksük süzmeye memurdum.

Şeriat falakasına yatırmadan nefsi, hiç bir oluşa yol yok...

Kitabın bir bölümünde Peygamber efendimiz (s.a.v) 'in neden Yâ ( M......!) yazdığını anlatıyor. İşte size ismi hakkında bilgi:

Varlığın Tâcına dair, Zonguldak 'ta yazdığım yazı şöyle başlıyor :

_Yâ (M....! )

Noktalı yerde O'nun ismi, hâs ismi... Mukaddes hâs isim... Yâni mukaddes isme, nidâ siygasiyle hitap ediyordum.

<<- Onu çıkar oradan, buyurdular; Allah Resûlüne, hâs ismiyle ve nida siygasiyle hitap olunmaz.>>

- Niçin efendim?

<<- Hayâ meselesi !.. Allah bile Kûr'ânında, Sevgilisine, hâs ismiyle nidâ ederek hitap etmesi.>>

Büyük sır karşısında yandım, kül oldum. Bizzat Allah'ın haya gösterdiği sır...

- Kur'ânın hiçbir yerinde böyle bir yok mu?

Kısa ve sert

<< - Hiçbir yerinde!..>>

Gerçekten << de ki>> mânası << gûl >> kelimesiyle başlayan bir çok âyette, bu hitaptan sonra isim gelmediği, gözümün önünde geciverdi. Buna karşılık, birçok tefsircinin << de ki yâ M.......!>> diye kullandıkları klişelerdeki kabalık içimi burkuttu.

O ve Ben Necip Fazıl'ın iç dünyasının sıkıntılı halden, huzura kavuşma halini adım adım anlatıyor bizlere.

İlk defa otobiyografik bir kitap okudum. Sıkıcı değildi. Aksine akıcı ve anlaşılır şekilde anlatılmıştır. Necip Fazıl 'ı tanımak isteyenler bu kitabın dan başlayabilir. Hayatı hakkında bir çok bilgi barındırmaktadır.
Okunası, okudukça bağlanası bir kitap O ve Ben.
Baştan sona merdivenlerin basamakları gibi. Tıpkı doğum anını andırıyor. Günahsız doğan bir ruh, sonrasında paslanmaya başlıyor. Bir merdivenden iner gibi inişe geçen maneviyatı, bir gün önünü aydınlatan nurla çıkış yolunu buluyor. O kimdir?”, “ben kimdir?”, “ya ben onun yanında neyimdir?”; asıl bu sorular üzerinde düşünme, düşünmekten kıvranma halidir Necip Fazıl'ınki. Ben kimim? demektir.
Yıllarca içinde yaşadıklarını sizlere anlatıyor. Bize de oturup dinlemek düşüyor. Alacağımız çok ders ve katedeceğimiz çok yol var, O ve Ben'i okuduktan sonra bunu anlıyoruz. Müthiş zekasının ardında bir duygu adamı Necip Fazıl… Allah rahmet eylesin.
257 syf.
Bir arkadaşın tavsiyesi ile okuduğum ve bana çok şey kattığını düşündüğüm ilk Necip Fazıl kitabım oldu. Onu anlamak için bence okunacak ilk kitabı da bu olmalıdır.
Necip Fazıl’ın doğumu, çocukluğu, okul hayatı, mahkeme ve hapis hayatının yanında gelişen iç sıkıntıları, düşünceleri, sürekli bir sorulara cevap arayan ve manevi hayatını; kısaca kendi hayatını anlattığı eser. Aslında kitap da kendi hayatından çok insanları aydınlatmayı amaçlamış. İslamı anlatmış. İslam ile gelen huzuru anlatmış. Korkularından kurtuluşunu anlatmış. Örnek olarak da kendi hayatını kullanmış hep anlatmış…
Hayatını ‘O’ dediği kişi ile tanışmadan önce, tanıştıktan sonra ve o günden beri olmak üzere üç bölüme ayırmış. Tanışmadan önce İslam’a uygun olmayan deli dolu bir hayat sürerken, tanıştıktan sonra hayatı değişmeye başlıyor. Onun yanında bulunmak onu o kadar etkiliyor ki hayatının dönüm noktasını yaşıyor. O günden beri olan kısımda ise İslami bir aşkla yanıp tutuşan biri haline geliyor. Üstat diye boşuna demiyorlarmış adama.

Tasavvuf ile ilgili birçok kelime olduğu için Lügat kullanma ihtiyacı hissettim. Yine de bana göre akıcı bir anlatımı olduğu için sıkılmadan okudum. Bazı düşüncelerim değişti. Özellikle tarikatlara olan katı tavrımı yumuşattı. O dediği kişi benim düşünceme göre Abdülhakim Arvasidir. Kitabın sonunda o'na hitap etmiş. Bir insanı baştan sonra değiştiren bir velinin sözlerini ve bazı kerametlerini okuyoruz.

Kitap da o kadar güzel cümleler var ki hayran kalmamak, üzerinde düşünmemek elde değil. Hepsini not almama rağmen hepsini buraya ekleyemem. Eğer benim gibi tarikat olaylarına olumsuz, yanlış yolda olduklarını düşünüyor kısaca katı bir bakış açınız varsa ya da bu adam nasıl herkesin Üstat dediği biri haline geldiğini merak ediyorsanız okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
272 syf.
·10/10 puan
Hayatını iki kısıma ayıran yazar;din ve tasavvufa yönelmiş,Abdülhakim Arvasî'nin sözleriyle ruhunu beslemiştir.Çektiği sıkıntıları ve yaşadığı dramatik olayları çok güzel bir şekilde yazıya döken Necip Fazıl,Türk Edebiyatının en önemli şahıslarındandır.
272 syf.
·9/10 puan
"Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne ka
dar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O'nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim."
ile başlayan yegane bir eser doğrusu.
Yakın zamana kadar sadece şiirlerde, sözlerde, anlatılan meşhur hikayelerde tanıdığımız bir kişi olan Necip Fazılın , tavsiye üzerine tanıştığım bu eserini okuduktan sonra benim için bambaşka bir yere sahip oldu diyebilirim.
Bu sözleri otobiyografi olarak tanımlanmasının yanı sıra eserin içerisinde herkesin hayatında yaşayabileceği, bir parçasını bulabileceği bir çok olay örgüsünü aydınlatıcı bir niteliğe sahip olmasından dolayı rahatlıkla söyleyebiliyorum
. Birçoğumuzun yüzeysel edindiği bilgilere karşı okudukça içine çeken birçok ortaklık mevcut.
Şairlerin hayatını, dönüm noktalarını, yaşantılarında önemli gördükleri olayları onların bakış açışıyla tasavvur etmek bir bakıma şairin dilini öğrenmek anlamına geliyor. Artık bazı şiirler daha anlamlı, bazı hikayeler ve isimler daha kıymetli oluyor.
Benim için geç kalınmış bir eser oldu, bir dize dahi olsa Necip Fazıl Kısakürek sözünü seven herkes vakit kaybeden muhakkak bu eseri okumalıdır.
Okuduktan sonra manayı daha iyi anlayacaksınız.
Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
272 syf.
·41 günde·10/10 puan
Bu kitap hakkında pek çok inceleme pek çok alıntı paylaşıldı bu platformda, bu durumdan hiç şikayetçi değilim, sonuna kadar hak ediyor bu ilgiyi ve alâkayı, hatta oldukça mutluyum durumdan.

O ve Ben; Üstad'ı tanımak istiyorsanız, O'nun hayat macerasını gözlemleyeceğiniz ilk ve en önemli kaynak. Bir de Bâbıâli var fakat ilk sırada hiç kuşkusuz bu kitap gelir.
Kitap otobiyografi gibi başlayıp Abdülhakim Arvasi hz. Sonra tasavvufî sohbetlerinde yer yer ele alındığı bir kitap.
Necip Fazıl bu eseri 1975’de şöyle takdim etmiştir:
«Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.»

Bir konakta beyzade olarak yetişen Kısakürek, hatıralarını en küçük detayına kadar hatırlayan, zekasıyla herkesin gözüne çarpan ve dedesinin de aklı evvel diyerek sevdiği torunu. Daha sonraları bir fikir çilesi içerisinde geçen ömrü kendi deyimiyle "öz ağzımdan kustum kafatasımı" diyecek kadar kendini buhrana sokması. En nihayetinde Kurtarıcısıyla, Efendisiyle tanışması ve Artık hayatını iki merhalede O'ndan önce ve O'ndan sonra olarak nitelemesi..

Velhasılı okuyucuyu sıkmayacak, kendi hayatını en ince ayrıntısına kadar hatalarıyla ve günahlarıyla bu kitapta kaleme almış olan Üstad, bir kez daha kendine hayran bırakıyor..
Okusam mı acaba? diyenlere, şiddetle tavsiye eder, arkasından hemen Bâbıâliyle pekiştirmenizi öneririm.
Keyifli okumalar..
O'na
Benim efendim !
Ben sana bendim !
Bir üfledin de
Yıkıldı bendim.
Ben ki, denizdim,
Dağbaşı bendim.
Şimdi sen oldun,
Âleme pendim.
Benim efendim !
272 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bizimse velilik tavrının gölgesinin gölgesiyle alaka belirtici bir edamız olmadığı şöyle dursun mürid olabilmek liyakatine ait bir ima halimiz bile görülmemiştir. Bizim hal ifademiz şudur ki, Kainatın Efendisinden başlayarak “Sıddık-i Ekber”den gelen “Altun Silsile”nin 33'üncü halkasına yüz sürmüş ve tasmamızı teslim etmiş olmak gibi dünyalar değerinde bir nailiyet ve iman ruhuna malikiyetten sonra sırf kendi adi şahsımızla ortaya çıkmış ve o münezzeh zatı asla zimmet altına sokmaksızın, ondan aldığımız mücerret ruhu, 40 yıldır kendi müşahhas aynamızda billurlaştırma yoluna girmiş bulunuyoruz.

Necip Fazıl Kısakürek / Çerçeve 5 / 30 YILLIK BİLANÇOMUZ: HAL İFADEMİZ
Yunus der ki, gör takdirin işleri:
Dökülmüştür kirpikleri kaşları,
Başları ucunda hece taşları;
Ne söylerler, ne bir haber verirler.

Yunus Emre

Kitabın basım bilgileri

Adı:
O ve Ben
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180240
Orijinal adı:
O ve Ben
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Baskılar:
O ve Ben
O ve Ben
Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni «Tanıyıncaya Kadar» ve «Tanıdıktan Sonra» diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri «O Ve Ben»i 1975’de şöyle takdim etmiştir:
«Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.»

Kitabı okuyanlar 4.614 okur

  • Nazlı İnel
  • Sevgi Yüksel
  • Seda Şimşek
  • Tuğçe YILDIRIM
  • ay  le
  • Ömer Faruk Sunar
  • Muhammet Ali Havranlıoğlu
  • Cemil Dedeoğlu
  • Bâd-ı Sabâ
  • Fatih Yazıcı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%10.1
13-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%27.3
25-34 Yaş
%29
35-44 Yaş
%20.3
45-54 Yaş
%5.2
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.4
Erkek
%37.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%49.7 (583)
9
%17.1 (200)
8
%12.9 (151)
7
%4.7 (55)
6
%1.9 (22)
5
%2 (24)
4
%0.4 (5)
3
%0.3 (4)
2
%0.4 (5)
1
%2 (23)

Kitabın sıralamaları