·
Okunma
·
Beğeni
·
23805
Gösterim
Adı:
O ve Ben
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180240
Orijinal adı:
O ve Ben
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Baskılar:
O ve Ben
O ve Ben
Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni «Tanıyıncaya Kadar» ve «Tanıdıktan Sonra» diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri «O Ve Ben»i 1975’de şöyle takdim etmiştir:
«Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.»
272 syf.
·Beğendi·10/10
Necip Fazıl ı okumaya ilk bu kitaptan başlanmalı bence.. o kadar samimi o kadar duygulu içten bir kitap ki.. yer yer ağlayarak okudum.. Bir insanın derdi nedir bu dünyada?? işte bu sancılarla kendini duvarlardan duvarlara vuran kafasını çatlatırcasına düşünen bir adam..köklü bir aileden gelmiş bir Osmanlı beyzadesi ve gençliğinde Avrupaya gönderilip Aydın olması beklenirken bohem hayatın içinde dibi gören, bocalarken yolu Seyyid Abdülhakim Arvasi Hz. mübarekle kesişen bir adam.. Necip Fazıl.. o dönemleri anlatırken güzel bir İstanbul hatırası da okuyorsunuz aslında.. özlüyorsunuz İstanbul un o halini.. çok değişik şeyler anlatılıyor kitapta.. yalnız sigara konusunda birtürlü ıslah olmayan Necip Fazıl ın(belki de olamayan) bu durumu garip gelse de o kalp dönüşümünü ve o yaşanılanların samimiyeti eminim okuyan herkesi sarıp sarmalayacaktır..nitekim bu kitap üzerine Arvasi hz. lerinin kabrinin bulunduğu Bağlum benim için özel bir yer olmuş ve bir kaç kez mübareği ziyaret etmişimdir..
257 syf.
·8 günde·10/10
Hayatının dönüm noktası olarak Abdülhakim Arvasi Hazretleriyle tanışmasını kabul etmiş ve kitabını "Ondan önce", "Ondan sonra" olarak iki bölümde kaleme almış..tanımadan önce ki hayatını acık yüreklikle dile getiriyor. İkici bölümde ise şeyhini buluyor ve ona saygı ve sevgisini her satırda hissettiyor. Necip fazıl Kısakürek..boşa geçen otuz yıl..Ve sonra kendini bulma çabası. Geceler boyunca yanan göğsü ve aylarca gözüne girmeyen uyku..Peki ya bir şair,bir yazar nasıl değişir. Ne sebep olabilir ki bu amansız fikir değişikliğine diye sorar iseniz işte size cevabı...Üstadın en iyi kitaplarından biri diyebilirim
264 syf.
Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni “Tanıyıncaya Kadar” ve “Tanıdıktan Sonra” diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri “O Ve Ben”i 1975’de şöyle takdim etmiştir:

“Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.”

Hayatında hep bir arayış içinde olan Necip Fazıl, nihayet aradığını bulduracak kişinin huzuruna doğru gidiyor. Bir vapur gezintisinde başlayan yolculuk, Beyoğlu'ndaki Ağa Camii'nde Abdülhakim Arvasi Hazretleri'nin yanına varıyor. Yıllardır bunun çilesini çekmiş ve nihayet bulmuştu. Necip Fazıl'ı şimdi de 'ne yapacağı' telaşı sarıyor. Hayatı boyunca hep telaşlı bir insandır aslında, dertlidir. Bir insanın hayatını bir uçtan diğer uca çevirmesi oldukça zor olsa gerek. Necip Fazıl da bu düşünce girdabının içinde en nihayetinde 'benim güzel efendim' diye bahsettiği, bizim Necip Fazıl'ı bu halde tanımamıza vesile olan Abdülhakim Arvasi'yle tanışıyor. Necip Fazıl, Abdülhakim Arvasi'ye duyduğu hayranlığı anlatıyor.

Sokrat ın yaptığı gibi, insanları eteklerinden çekip:
- Hey, Nereye?..

Diye haykırmak ve:

- Her şey yanlış; her şey yeni baştan ele alınmaya ve inşa edilmeye muhtaç!.. Bizim dışarıda aradığımız güneş, cebimizde kayıp...


Bendeki her kıymet onun , her suç nefsimin...

Okyanuslar gibi dalgalanan çamur nefsimi yüksük yüksük süzmeye memurdum.

Şeriat falakasına yatırmadan nefsi, hiç bir oluşa yol yok...

Kitabın bir bölümünde Peygamber efendimiz (s.a.v) 'in neden Yâ ( M......!) yazdığını anlatıyor. İşte size ismi hakkında bilgi:

Varlığın Tâcına dair, Zonguldak 'ta yazdığım yazı şöyle başlıyor :

_Yâ (M....! )

Noktalı yerde O'nun ismi, hâs ismi... Mukaddes hâs isim... Yâni mukaddes isme, nidâ siygasiyle hitap ediyordum.

<<- Onu çıkar oradan, buyurdular; Allah Resûlüne, hâs ismiyle ve nida siygasiyle hitap olunmaz.>>

- Niçin efendim?

<<- Hayâ meselesi !.. Allah bile Kûr'ânında, Sevgilisine, hâs ismiyle nidâ ederek hitap etmesi.>>

Büyük sır karşısında yandım, kül oldum. Bizzat Allah'ın haya gösterdiği sır...

- Kur'ânın hiçbir yerinde böyle bir yok mu?

Kısa ve sert

<< - Hiçbir yerinde!..>>

Gerçekten << de ki>> mânası << gûl >> kelimesiyle başlayan bir çok âyette, bu hitaptan sonra isim gelmediği, gözümün önünde geciverdi. Buna karşılık, birçok tefsircinin << de ki yâ M.......!>> diye kullandıkları klişelerdeki kabalık içimi burkuttu.

O ve Ben Necip Fazıl'ın iç dünyasının sıkıntılı halden, huzura kavuşma halini adım adım anlatıyor bizlere.

İlk defa otobiyografik bir kitap okudum. Sıkıcı değildi. Aksine akıcı ve anlaşılır şekilde anlatılmıştır. Necip Fazıl 'ı tanımak isteyenler bu kitabın dan başlayabilir. Hayatı hakkında bir çok bilgi barındırmaktadır.
Okunası, okudukça bağlanası bir kitap O ve Ben.
Baştan sona merdivenlerin basamakları gibi. Tıpkı doğum anını andırıyor. Günahsız doğan bir ruh, sonrasında paslanmaya başlıyor. Bir merdivenden iner gibi inişe geçen maneviyatı, bir gün önünü aydınlatan nurla çıkış yolunu buluyor. O kimdir?”, “ben kimdir?”, “ya ben onun yanında neyimdir?”; asıl bu sorular üzerinde düşünme, düşünmekten kıvranma halidir Necip Fazıl'ınki. Ben kimim? demektir.
Yıllarca içinde yaşadıklarını sizlere anlatıyor. Bize de oturup dinlemek düşüyor. Alacağımız çok ders ve katedeceğimiz çok yol var, O ve Ben'i okuduktan sonra bunu anlıyoruz. Müthiş zekasının ardında bir duygu adamı Necip Fazıl… Allah rahmet eylesin.
257 syf.
Bir arkadaşın tavsiyesi ile okuduğum ve bana çok şey kattığını düşündüğüm ilk Necip Fazıl kitabım oldu. Onu anlamak için bence okunacak ilk kitabı da bu olmalıdır.
Necip Fazıl’ın doğumu, çocukluğu, okul hayatı, mahkeme ve hapis hayatının yanında gelişen iç sıkıntıları, düşünceleri, sürekli bir sorulara cevap arayan ve manevi hayatını; kısaca kendi hayatını anlattığı eser. Aslında kitap da kendi hayatından çok insanları aydınlatmayı amaçlamış. İslamı anlatmış. İslam ile gelen huzuru anlatmış. Korkularından kurtuluşunu anlatmış. Örnek olarak da kendi hayatını kullanmış hep anlatmış…
Hayatını ‘O’ dediği kişi ile tanışmadan önce, tanıştıktan sonra ve o günden beri olmak üzere üç bölüme ayırmış. Tanışmadan önce İslam’a uygun olmayan deli dolu bir hayat sürerken, tanıştıktan sonra hayatı değişmeye başlıyor. Onun yanında bulunmak onu o kadar etkiliyor ki hayatının dönüm noktasını yaşıyor. O günden beri olan kısımda ise İslami bir aşkla yanıp tutuşan biri haline geliyor. Üstat diye boşuna demiyorlarmış adama.

Tasavvuf ile ilgili birçok kelime olduğu için Lügat kullanma ihtiyacı hissettim. Yine de bana göre akıcı bir anlatımı olduğu için sıkılmadan okudum. Bazı düşüncelerim değişti. Özellikle tarikatlara olan katı tavrımı yumuşattı. O dediği kişi benim düşünceme göre Abdülhakim Arvasidir. Kitabın sonunda o'na hitap etmiş. Bir insanı baştan sonra değiştiren bir velinin sözlerini ve bazı kerametlerini okuyoruz.

Kitap da o kadar güzel cümleler var ki hayran kalmamak, üzerinde düşünmemek elde değil. Hepsini not almama rağmen hepsini buraya ekleyemem. Eğer benim gibi tarikat olaylarına olumsuz, yanlış yolda olduklarını düşünüyor kısaca katı bir bakış açınız varsa ya da bu adam nasıl herkesin Üstat dediği biri haline geldiğini merak ediyorsanız okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
272 syf.
Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni “Tanıyıncaya Kadar” ve “Tanıdıktan Sonra” diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri “O Ve Ben”i 1975’de şöyle takdim etmiştir:

“Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.”

Kitap, 1965 senesinde “Büyük Kapı” ismiyle yayınlanmıştır.

KONAK

Çemberlitaş’ta, Sultanahmet’e doğru inen sokaklardan birinde, kocaman bir konakta doğmuşum…

BÜYÜKBABAM

Büyükbabamı görüyorum; aşağı kattaki yemek salonunda, büyük sofranın başında… Etrafında haremi, kızları, gelini ve torunları… Solunda ve yanı başında ben varım… Hava soğuksa muhakkak onun kürküne bürülüyüm…

Beş altı yaşındayım…

Büyükbabam her ân bana bitişik yaşar.

MATMAZEL

Bir de, matmazel aşağı, matmazel yukarı… Tatlısu Frenk’i, altmışlık bir kokona… Hem de bakire…

RUH

Anlaşılıyor ki, konağın ruhu büyükbabam; ben de onun ruhuyum… Çünkü biricik oğlunun biricik oğluyum… Babadan oğula, içinde yaşattığı soy ideâlinin onca en mükemmel numûnesiyim.

CİCİ ANNE

Torunlarının «Cici Anne!» diye hitap ettiği büyük annem, büyükbabamın zevcesi Zafer Hanım, şanlı bir İstanbul hanımefendisi… Eski Halep Valisi, Hariciye Müsteşarı, Zaptiye Nazırı Salim Paşa’nın kızı…

Selma bende, çocukluğumun en derin ukdelerinden biri…

Annemle babam mı?

Onları da birkaç satıra sığdırmaya mecburum...
272 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Bilinçsizce bu eserle başladım Necip Fazıl’a halbuki başlamak İçin birebir bi eser . Bi yazarı okumaya başlamak İçin hayatını değiştiren olayı ve hayatını anlatan kitaptan daha iyi bi seçenek göremiyorum . Yaşadığı olayların onda ne derece tesir ettiğini okumak anlamama yetmez lakin bundan sonra okuduklarımda bi fikrim olması açısından yegane fırsat oldu . Yine de anlamam gereken derinliği anlayabildiğimi düşünmüyorum . Yani hayatı yaşadığı olaylar o kadar anlamlı derin ki özellikle Abdülhakim Arvasi Hz. İçin tabir ettiği o güzel cümlelerin altından henüz kalkamadım . Bu sebeple tekrar tekrar okuyacağım bi kitap olucak .
272 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Kitabın özelliklerinden, içeriğinden bahsetmeyeceğim. Uzun uzun cümleler kurmayacağım. Yalnızca

İki kelime bir cümle söyleyeceğim...

Hemen okuyun...
272 syf.
·Beğendi·8/10
o ve ben

“garibiz; her yerde, her şeyin içinde ve herkesin ortasında garibiz.
vatanımız burası sanmayın!
ve bu gurbet Allah hasretinden başka hiçbir şey değil…
her şeye ve herkese uzaklığın da aks-i dâvası O, Allah.
yakın olan O, ama biz farkında değiliz. 
öyleyse bazen, hem de ezbere:
bir Allahım bilir, bir de ben…
derken ne kadar doğruyu söylemiş oluyoruz.
en doğrusu:
yalnız Allah bilir
bu kadar!..”

Necip Fazıl’ın Abdülhakim Arvasi Hazretlerini tanımadan, tanıdıktan sonra ve o’nun vefatından sonrasını anlattığı otobiyografi kitabı. Üstadın kendi kaleminden çocukluğunu, gençliğini, sonrasında değişen hayatını, fikirlerini ve yaşadığı zorlukları okumak çok farklıydı.

“Ferhad’ın sevgilisine kavuşmak için deldiği dağ, benim devirmek borcunda olduğum nefse göre bir kum tanesi.”

“Bütün dış hayat, bildiğimiz bütün oluşlarıyla, başımın üstünde çıkan ikinci katın tavanı da bana alçak geliyor ve ciğerlerimin muhtaç olduğu havaya bir türlü çıkamıyordum. Çatıyı da yıkamıyordum.“

“Her şeyi o türlü kaybettim ki, Allahı kazandım.”

“Allahtan başka her yakınlık, temelsiz bir vehimden ibaret.”

Mürşidine olan muhabbetini, saygısını öyle güzel hissettirerek anlatıyor ki, okurken iç çekerekten “şu dünyada ceviz içini bile doldurmayacak şeylere zihnimizi ve kalbimizi boş yere meşgul etmekten bizi uyaran, sohbetiyle huzur veren birine ne çok ihtiyacımız var aslında” dediğiniz anlar oluyor...
272 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
O ve Ben... Seyyid Abdülhakim Arvasî Hazretleri.

Necip Fazıl'ın kendi deyişiyle "üstadım" dediği o büyük zatı anlatan muazzam bir kitap. Bir sohbetinde Necip Fazıl mealen ; "Bütün Avrupa memleketlerini görmüş, sindirmiş biri olarak ülkeme dönmüştüm. Bir doktor bana 'senin gibi bir adamı bu hâle getirdikten sonra mesele kalmıyor' o zâtın kerametine..." diyor. Ne büyük saadet.

Kitabı okurken, "O" dediği büyük zatın büyüklüğünü anlıyorsunuz. Necip Fazıl'ın tanımadan önce, tanıdıktan sonra olarak ayırdığı bu eserde, "O"nu tanımadan önce geçirdiği buhranları, çıktığı düşünce yolculuğunu okuyorsunuz.

Tanıdıktan sonraki süreçte ise, Seyyid Abdülhakim Arvasî Hazretleri'nin büyüklüğünü, sohbetindeyken başından geçen olayları, tevazusunu, beynindeki fikir çilesinin nasıl berraklaştığını, sadeleştiğini görüyorsunuz.

Buraya kadar zaten çoğu kişinin bildiği şeylerden bahsettik bir nebze. Sonradan öğrendiğim yeni bir bilgiyi de paylaşmayı isterim. Bu eseri ilk olarak "Büyük Kapı" olarak yayınlanmış Necip Fazıl'ın. Sahaflarda bulabilirsiniz şu anda. "O ve Ben" olarak yayınlamadan önce bu isimle yayınlanmış ve aşırı/mübalağaya kaçan 'tevazu' içerdiği için, tekrar güncelleyerek sonradan bu isimle yayınlamıştır.

Kitaptan çok sevdiğim bir alıntıyla incelememi bitireyim. "Günahtan korkmanın da derecesi vardır. Fazlası da günahtır. Biz iki kanat ortasındaki ahenk ve muvazeneye memuruz. Allah'ın Resûlü, sahabîlerin büyük bir günah korkusu geçirdiğini görünce buyurmuşlardır: «Allah dilerse hepinizi helâk eder, yerinize günah işleyecek yeni insanlar yaratır ve onları affeder.»"

Selâmetle

Kitabın basım bilgileri

Adı:
O ve Ben
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180240
Orijinal adı:
O ve Ben
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Baskılar:
O ve Ben
O ve Ben
Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni «Tanıyıncaya Kadar» ve «Tanıdıktan Sonra» diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri «O Ve Ben»i 1975’de şöyle takdim etmiştir:
«Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O’nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.»

Kitabı okuyanlar 3.050 okur

  • Ruveyda Kaya
  • Kübra Aliş
  • Soner uyanık
  • Nazlı Biçer
  • Peluşbirkedicik
  • Hasan Hüseyin Varol
  • Gizem ÇELİK
  • Zeynep soysal
  • mervesedef
  • Tuba Dilben

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.1
14-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%27.3
25-34 Yaş
%29
35-44 Yaş
%20.3
45-54 Yaş
%5.2
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62.4
Erkek
%37.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50.4 (418)
9
%17.5 (145)
8
%14.5 (120)
7
%4.7 (39)
6
%1.7 (14)
5
%2.2 (18)
4
%0.6 (5)
3
%0.4 (3)
2
%0.5 (4)
1
%1.6 (13)

Kitabın sıralamaları