Kim onu dinliyorsa ona seslendi. Çünkü birilerine anlatmak istiyordu kendisini.
Müthiş bir hafızaydı ve hep aç idi. Hep bir keşfin peşindeydi. Yetinmemek, tatminsizlik... Bir baktınız Hint'e açılmış, sonra İslâm düşüncesine, daha sonra Işık, Doğu dan gelir.' dedi ama Batı'yla ilişkisini kesmedi. Türkiye şu anda Cemil Bey in düzeyine yeni geldi. İnsanlar birbirleriyle daha çok empati kurmaya çalışıyorlar. Modernist geçinenler hariç. Onlar şu anda toplumsal uzlaşmaya kapalı duruyorlar.
Babür Kuzucu'ya göre; "Cemil Meriç Âşık Veysel gibi körlüğüyle barışmış bir insan değildir. Genelde hırçın ve sabırsızdır, adamıdır. Cemil Meriç'ten yararlanmak için evetçi olmak lâzımdr. Kendini göstermeyi seven bir adamdır, sadece öğretici olan bir adam. Karşılıklı konuşmaya tahammülü yoktur. Kendisini dinleyen insana ihtiyacı vardır. Yüzeyde kalmış düşüncelere tahammülsüzdür. Derinleşmeyi ister. Kendisi de derinleşmeyi en iyi beceren insanlardan biridir.
Cemil Meriç filozof mu, şair mi, bilim insanı mı, diye düşünürdüm. Hiçbiri değildi. Sezgilerimle elde ettiğim bilgiye göre aklı ve ruhuyla kendini okurdu. Kendi aklını beslerdi. Bilgi onun ruhu için bir gıdaydı. Kendini beğenen ender insanlardan biriydi. Sürekli kendi kendisiyle çatışırdı. Her şey ve herkes onun kendini doyurması için bir ziyâfet sofrasıydı.