Ümit Meriç

Ümit Meriç

Yazar
9.1/10
21 Kişi
·
55
Okunma
·
23
Beğeni
·
1.049
Gösterim
Adı:
Ümit Meriç
Unvan:
Prof. Dr.
Doğum:
İstanbul, 16 Aralık 1946
Ümit Meriç, 16 Aralık 1946 tarihinde, İstanbul’da dünyaya geldi. Babası ünlü düşünür ve sosyolog Cemil Meriç, annesi ise tarih öğretmeni Fevziye Meriç’ti. Babasının, henüz Ümit Meriç sekiz yaşındayken gözlerini kaybetmesi üzerine ona akademik hayatında genç yaşlardan itibaren yardım eden Ümit Meriç, babasının asistanları ile beraber ünlü sosyoloğun düşüncelerini kaleme almasına yardım etti ve bu dönemde ülkenin önde gelen ilim adamları ile tanışma fırsatı yakaladı.

Çamlıca Kız Lisesi’nden mezun olmasının ardından İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolan Meriç, burada üç yıl boyunca eğitim aldıktan sonra bölümünü değiştirerek sosyolojiye geçti. Aynı üniversitenin sosyoloji bölümünden mezun olmasının ardından, 1969 yılında, gene İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji asistanı olarak görev yapmaya başlad.

1969–2000 yılları arasında akademik kariyerine devam eden Ümit Meriç, 2000 yılında profesör ünvanıyla üniversiteden emekli oldu. Başlıca eserleri Cevdet Paşa’nın Toplum ve Devlet Görüşü ile Babam Cemil Meriç oldu, ayrıca Sosyoloji Konuşmaları adlı eserin derleyicisi olarak karşımıza çıktı.

Ümit Meriç, aynı zamanda babasının hayatını da filme alan yönetmen Aziz Yazan ile evlidir ve çiftin Fevziye Hazal adında bir çocukları bulunmaktadır.
Ama bilim dünya ile ilgili bir parantez içidir. Ben aradığım soruların cevabını secdede buldum. Bu söylediğim, aklı inkar değildir, akıl ötesine geçmektir. Zaten din akıl üstüdür, akıl karşıtı değil.
Ya Nebi, şu halime bak!
Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca, sahranın;
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!
M.Akif Ersoy
İbn-i Sina boşuna ''Ne öğrendimse, secdede öğrendim'' dememiştir. Secde bir okuldur. Yeter ki, ciddi, devamlı ve dikkatli birer ''talebe '' olalım.
Zaten söze döktüklerimiz, iletişim gücümüzün sadece yüzde beşini teşkil ediyormuş. Beyin dalgalarımız, gönül dalgalarımız, vücut dilimiz, ''konuşan bakışlar''... Anlayan, yani ruhu kesafet kesbetmiş iki insan arasında, ne çok diyalog türü var, değil mi? Ben, çok defa, çok sevdiğim ve saydığım insanlarla susarak konuşmayı tercih ederim. Aptal kelimelerin canı cehenneme....
Müslümanlık pejmürdelik değildir ki... Allah'ın birer şaheseri olarak, kendine ve başkalarına saygı duymak, ihtimam göstermek demektir.
Televizyon, uyuşturucuların en masumu gibi duruyor ama bence, en yaygın olduğu için en tehlikelisi.
Huzur'da olmaktan duyulan huzur. ...
Cenab'ı Hakk'ın huzurunda ona hitab etmek şeref ve zevkinden daha güzel ne olabilir ?
Kabe, dev bir mıknatıstı sanki ve ben İstanbul'daki bir demir tozu.Müslüman beşeriyet o mıknatısın etrafında halka halka dizilmiş demir tozlarından ibaretmiş gibi gelmişti bana. O dev mıknatısın huzurunda insanlar titreşim halindeler. Asılları ile irtibat halinde olduklarını hissediyorlar, bir alış veriş başlıyor asıl ile furuları arasında...
'' Sakın terk-i edebden kuy-i mahbub-i Hüdadır bu
Nazargah-i ilahidir, makam-ı Mustafa'dır bu....'' diyor ya bir naatinde Nabi. Seyahatim boyunca determinizm kaleleri defaatle dinamitlendi. Tesadüfün taburesinin yerine tevafukun zümrüt- yakut işlemeli tahtı geçti. Yüzde birlik ihtimaller trilyonda trilyonluk katiyetlere dönüştü. Sorunun işareti konmadan, cevabın noktası geliyordu.
Kitap sosyoloji meraklılarına hitap edecek nitelikte yazılmış, 8 avrupalı bilim adamının kaleminden çıkan 7 makaleden oluşuyor. Uslubu akıcı, sıkılmadan okudum.
'' Meriç'in kimilerini paltosunu satarak aldığı on bir bin ciltlik kütübhanesindeyiz'' . 11000 cilt ...doğudan batıdan, dünya kültür tarihini oluşturan her bir tuğladan nasiplenilmiş bir hayat.
Cemil Meriç bence Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük entellektüel. Onun bahçesinde Marx'ada yer var Said Nursi ' yede , Nazım Hikmet'le Necip Fazıl yan yana. Mevlana'yla Victor Hugo aynı meclistedir. Çünkü onu ne globolleşme ninnileri ne çağdaş uygarlık düzeyi masalları etkileyebilir. O yalnızca mutlak hakikatin peşindedir. Ömrünü ve gözlerini bu uğurda heba etmiştir. Ne sağ ne sol , ne muhafazakar ne sosyolist kalıbına sığabilir. Bu ülke yi anlamak Cemil Meriç'ten geçer.
"Antakya Lisesi’nden bir adam çıkıyor ve yalnız Avrupa kültürü üzerinde değil, Hind kültürü üzerinde de, sadece Batı klasikleri üzerinde değil, kendi klasiklerimiz üzerinde de hakkaniyetle durarak önümüze cömert kapılarını açıyor kültür ve düşünce dünyasının. Balzac ile İbn Haldun kol kola onda. İhvan-ı Safa, adeta risalelerini yeniden yazıyorlar onun kalemiyle. Ali Şeriati ve Bediüzzaman Said Nursi de, Victor Hugo ve Proudhon da, Marx ve Weber de, Tevfik Fikret ve Mehmed Akif de beraber, dostça geziniyorlar onun binbir çiçekle müzeyyen bahçesinde.
Böyle bir bahçeye ne zamandır hasret olan Türk okuru, yalnız bahçedeki çiçeklerden değil, bahçıvanın bilgili, bilge ve kararlı sesinden ve duruşundan da etkilenmiştir besbelli. Gerektiğinde muhatabının başına öfke dağları yığan, gerektiğinde Ganj kıyılarında hikmet fıçılarını delen bu adam, sıra haksızlıklara uğramış bir tarihe, bir medeniyete, yeryüzündeki en büyük medeniyet dediği “Osmanlı”ya geldiğinde adeta kanatlanıyordu.
Üslubunun şimşeğinden yayılan kıvılcımlar atom parçaları gibi sayfaların arasına dağılıyor, sloganikmiş gibi görünen hikmet ve arzu yüklü cümlelerde soluğu alıyor ve yazılarını içenlerin kanına karışıyordu birkaç dakikada. Sonra damarlardan patlama sesleri duyuluyordu içten içe. İşte bu, halis muhlis Cemil Meriç üslubunun ta kendisiydi."
Mustafa Armağan

Yazarın biyografisi

Adı:
Ümit Meriç
Unvan:
Prof. Dr.
Doğum:
İstanbul, 16 Aralık 1946
Ümit Meriç, 16 Aralık 1946 tarihinde, İstanbul’da dünyaya geldi. Babası ünlü düşünür ve sosyolog Cemil Meriç, annesi ise tarih öğretmeni Fevziye Meriç’ti. Babasının, henüz Ümit Meriç sekiz yaşındayken gözlerini kaybetmesi üzerine ona akademik hayatında genç yaşlardan itibaren yardım eden Ümit Meriç, babasının asistanları ile beraber ünlü sosyoloğun düşüncelerini kaleme almasına yardım etti ve bu dönemde ülkenin önde gelen ilim adamları ile tanışma fırsatı yakaladı.

Çamlıca Kız Lisesi’nden mezun olmasının ardından İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolan Meriç, burada üç yıl boyunca eğitim aldıktan sonra bölümünü değiştirerek sosyolojiye geçti. Aynı üniversitenin sosyoloji bölümünden mezun olmasının ardından, 1969 yılında, gene İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji asistanı olarak görev yapmaya başlad.

1969–2000 yılları arasında akademik kariyerine devam eden Ümit Meriç, 2000 yılında profesör ünvanıyla üniversiteden emekli oldu. Başlıca eserleri Cevdet Paşa’nın Toplum ve Devlet Görüşü ile Babam Cemil Meriç oldu, ayrıca Sosyoloji Konuşmaları adlı eserin derleyicisi olarak karşımıza çıktı.

Ümit Meriç, aynı zamanda babasının hayatını da filme alan yönetmen Aziz Yazan ile evlidir ve çiftin Fevziye Hazal adında bir çocukları bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 23 okur beğendi.
  • 55 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 47 okur okuyacak.