Ümit Meriç

Ümit Meriç

Yazar
9.1/10
23 Kişi
·
65
Okunma
·
25
Beğeni
·
1.102
Gösterim
Adı:
Ümit Meriç
Unvan:
Prof. Dr.
Doğum:
İstanbul, 16 Aralık 1946
Ümit Meriç, 16 Aralık 1946 tarihinde, İstanbul’da dünyaya geldi. Babası ünlü düşünür ve sosyolog Cemil Meriç, annesi ise tarih öğretmeni Fevziye Meriç’ti. Babasının, henüz Ümit Meriç sekiz yaşındayken gözlerini kaybetmesi üzerine ona akademik hayatında genç yaşlardan itibaren yardım eden Ümit Meriç, babasının asistanları ile beraber ünlü sosyoloğun düşüncelerini kaleme almasına yardım etti ve bu dönemde ülkenin önde gelen ilim adamları ile tanışma fırsatı yakaladı.

Çamlıca Kız Lisesi’nden mezun olmasının ardından İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolan Meriç, burada üç yıl boyunca eğitim aldıktan sonra bölümünü değiştirerek sosyolojiye geçti. Aynı üniversitenin sosyoloji bölümünden mezun olmasının ardından, 1969 yılında, gene İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji asistanı olarak görev yapmaya başlad.

1969–2000 yılları arasında akademik kariyerine devam eden Ümit Meriç, 2000 yılında profesör ünvanıyla üniversiteden emekli oldu. Başlıca eserleri Cevdet Paşa’nın Toplum ve Devlet Görüşü ile Babam Cemil Meriç oldu, ayrıca Sosyoloji Konuşmaları adlı eserin derleyicisi olarak karşımıza çıktı.

Ümit Meriç, aynı zamanda babasının hayatını da filme alan yönetmen Aziz Yazan ile evlidir ve çiftin Fevziye Hazal adında bir çocukları bulunmaktadır.
Ama bilim dünya ile ilgili bir parantez içidir. Ben aradığım soruların cevabını secdede buldum. Bu söylediğim, aklı inkar değildir, akıl ötesine geçmektir. Zaten din akıl üstüdür, akıl karşıtı değil.
Ya Nebi, şu halime bak!
Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca, sahranın;
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!
M.Akif Ersoy
İbn-i Sina boşuna ''Ne öğrendimse, secdede öğrendim'' dememiştir. Secde bir okuldur. Yeter ki, ciddi, devamlı ve dikkatli birer ''talebe '' olalım.
Zaten söze döktüklerimiz, iletişim gücümüzün sadece yüzde beşini teşkil ediyormuş. Beyin dalgalarımız, gönül dalgalarımız, vücut dilimiz, ''konuşan bakışlar''... Anlayan, yani ruhu kesafet kesbetmiş iki insan arasında, ne çok diyalog türü var, değil mi? Ben, çok defa, çok sevdiğim ve saydığım insanlarla susarak konuşmayı tercih ederim. Aptal kelimelerin canı cehenneme....
Müslümanlık pejmürdelik değildir ki... Allah'ın birer şaheseri olarak, kendine ve başkalarına saygı duymak, ihtimam göstermek demektir.
Dilbilgisi kurallarına aykırı olarak Latince bir kelime (socius) ile, Grekçe bir kelimenin (logos) izdivacından doğan sosyoloji kelimesi, 1648'de Pascal'ın, daha sonraları Saint-Simon'un kullandığı ''sosyal fizik'' kelimesinin yerine kullanılmak üzere teklif edilmiştir. Sosyal olaylar da, yer ve gök fiziğinde olduğu gibi doğal kanunlara bağlıdır. Comte çağdaşı olan Quelet, mucidi olduğu istatistik metodu için ''sosyal fizik'' kelimesini kullanınca öfkelenir ve 1839'da Pozitif Felsefe Dersleri'nin dördüncü cildinde ''sosyoloji'' kelimesini ortaya atar.
Ümit Meriç
Sayfa 15 - Timaş Yayınları
Huzur'da olmaktan duyulan huzur. ...
Cenab'ı Hakk'ın huzurunda ona hitab etmek şeref ve zevkinden daha güzel ne olabilir ?
Kabe, dev bir mıknatıstı sanki ve ben İstanbul'daki bir demir tozu.Müslüman beşeriyet o mıknatısın etrafında halka halka dizilmiş demir tozlarından ibaretmiş gibi gelmişti bana. O dev mıknatısın huzurunda insanlar titreşim halindeler. Asılları ile irtibat halinde olduklarını hissediyorlar, bir alış veriş başlıyor asıl ile furuları arasında...
Kitap sosyoloji meraklılarına hitap edecek nitelikte yazılmış, 8 avrupalı bilim adamının kaleminden çıkan 7 makaleden oluşuyor. Uslubu akıcı, sıkılmadan okudum.
Bir Talebenin Hikayesi. Talebe; talep eden,isteyen. Cemil Meriç zorluklar içerisinde geçirdiği hayatını kitaba, ilme ve irfana adayan birisi. Ülkemize bir aydının, gerçek bir aydının gözünden bakma fırsatı sunuyor bizlere. Sahip olduğu 11.000 Kitap. Ama pazar tezgahı gibi değil. İrfan yuvası olarak beslediği, büyüttüğü evlatları Meriç'in. Bir hocanın, nasıl onlarca, yüzlerce talebesinin hayatını değiştirdiğini okuyacaksınız. Cemil Meriç, öğretmen-öğrenci ilişkisinden farklı bir tarza sahip. Onunki Hoca-Talebe şeklinde gerçekleşiyor. Doğumuyla başlayan okuma isteği gözlerini kaybedene kadar değil ölene kadar sürüyor. Okumayı bir gösteriş olarak değil gerçekten okumak olarak ele alıyor. Okuyor ve eleştiriyor. Kızı Ümit Meriç'in kaleme aldığı eser ile Cemil Meriç'i tanıma fırsatı buluyoruz. Cemil Meriç'in diğer yazarlardan farkı: Onun eserleri kitaplarıyla sınırlı değil. Her tanıştığı insana bir şeyler katıyor, bir eser haline getiriyor. İdeolojilerden giriyor medeniyetler tarihinden çıkıyor. Her konuda kendi düşüncelerini paylaşıyor Cemil Meriç. Çekinmeden, korkmadan. Taraf tutmadığı için ise kimseye yaranamıyor kendi döneminde. Onu tanımayanlar kendi ideolojileri üzerinden değerlendiriyorlar. Cemil Meriç'i diğer insanlardan ayıran şey: Onun tarafı birilerinin ideolojileri değil, Kendi ilim yolu olmasıdır.
'' Meriç'in kimilerini paltosunu satarak aldığı on bir bin ciltlik kütübhanesindeyiz'' . 11000 cilt ...doğudan batıdan, dünya kültür tarihini oluşturan her bir tuğladan nasiplenilmiş bir hayat.
Cemil Meriç bence Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük entellektüel. Onun bahçesinde Marx'ada yer var Said Nursi ' yede , Nazım Hikmet'le Necip Fazıl yan yana. Mevlana'yla Victor Hugo aynı meclistedir. Çünkü onu ne globolleşme ninnileri ne çağdaş uygarlık düzeyi masalları etkileyebilir. O yalnızca mutlak hakikatin peşindedir. Ömrünü ve gözlerini bu uğurda heba etmiştir. Ne sağ ne sol , ne muhafazakar ne sosyolist kalıbına sığabilir. Bu ülke yi anlamak Cemil Meriç'ten geçer.
"Antakya Lisesi’nden bir adam çıkıyor ve yalnız Avrupa kültürü üzerinde değil, Hind kültürü üzerinde de, sadece Batı klasikleri üzerinde değil, kendi klasiklerimiz üzerinde de hakkaniyetle durarak önümüze cömert kapılarını açıyor kültür ve düşünce dünyasının. Balzac ile İbn Haldun kol kola onda. İhvan-ı Safa, adeta risalelerini yeniden yazıyorlar onun kalemiyle. Ali Şeriati ve Bediüzzaman Said Nursi de, Victor Hugo ve Proudhon da, Marx ve Weber de, Tevfik Fikret ve Mehmed Akif de beraber, dostça geziniyorlar onun binbir çiçekle müzeyyen bahçesinde.
Böyle bir bahçeye ne zamandır hasret olan Türk okuru, yalnız bahçedeki çiçeklerden değil, bahçıvanın bilgili, bilge ve kararlı sesinden ve duruşundan da etkilenmiştir besbelli. Gerektiğinde muhatabının başına öfke dağları yığan, gerektiğinde Ganj kıyılarında hikmet fıçılarını delen bu adam, sıra haksızlıklara uğramış bir tarihe, bir medeniyete, yeryüzündeki en büyük medeniyet dediği “Osmanlı”ya geldiğinde adeta kanatlanıyordu.
Üslubunun şimşeğinden yayılan kıvılcımlar atom parçaları gibi sayfaların arasına dağılıyor, sloganikmiş gibi görünen hikmet ve arzu yüklü cümlelerde soluğu alıyor ve yazılarını içenlerin kanına karışıyordu birkaç dakikada. Sonra damarlardan patlama sesleri duyuluyordu içten içe. İşte bu, halis muhlis Cemil Meriç üslubunun ta kendisiydi."
Mustafa Armağan
Son Osmanlı... Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşamış aydınların en ulusu ve en ülkesine benzeyenidir Cemil Meriç. Batı ile Doğu arasında köprü görevi gören Türkiye'nin, Doğu'dan ve Batı'dan beslenerek, hem de en ufak zerresine dek beslenerek kendini kitaplarla doğduran, besleyen, büyüten ve geliştiren aynasıdır. Yaşadığı dönemin her kesimine hitap edebilen; sağı, solu, sosyalizmi, İslamiyet'i, milliyetçiliği kendisinde barındırabilen bir ışıktır. Necip Fazıl'ın "...iç gözleri daha iyi görsün diye dış gözlerini Allah’ın görmez hale getirdiği hakiki İslam münevveridir." sözüyle tanımladığı muntazam şahsiyettir. Kitap; ömrünü babasına, babasının ışığını saçmasına adamış evlat ile hayatını aramaya ve aratmaya adayan bir aydının ilişkisi çerçevesinde güzel ve anlamlı bir yaşam öyküsünün yazılı bir belgesidir. Cemil Meriç gibi bir şahsiyetin kitaplarından önce bu kitabın okunması kendisinin daha iyi anlaşılabilmesi açısından önemlidir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ümit Meriç
Unvan:
Prof. Dr.
Doğum:
İstanbul, 16 Aralık 1946
Ümit Meriç, 16 Aralık 1946 tarihinde, İstanbul’da dünyaya geldi. Babası ünlü düşünür ve sosyolog Cemil Meriç, annesi ise tarih öğretmeni Fevziye Meriç’ti. Babasının, henüz Ümit Meriç sekiz yaşındayken gözlerini kaybetmesi üzerine ona akademik hayatında genç yaşlardan itibaren yardım eden Ümit Meriç, babasının asistanları ile beraber ünlü sosyoloğun düşüncelerini kaleme almasına yardım etti ve bu dönemde ülkenin önde gelen ilim adamları ile tanışma fırsatı yakaladı.

Çamlıca Kız Lisesi’nden mezun olmasının ardından İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolan Meriç, burada üç yıl boyunca eğitim aldıktan sonra bölümünü değiştirerek sosyolojiye geçti. Aynı üniversitenin sosyoloji bölümünden mezun olmasının ardından, 1969 yılında, gene İstanbul Üniversitesi’nde sosyoloji asistanı olarak görev yapmaya başlad.

1969–2000 yılları arasında akademik kariyerine devam eden Ümit Meriç, 2000 yılında profesör ünvanıyla üniversiteden emekli oldu. Başlıca eserleri Cevdet Paşa’nın Toplum ve Devlet Görüşü ile Babam Cemil Meriç oldu, ayrıca Sosyoloji Konuşmaları adlı eserin derleyicisi olarak karşımıza çıktı.

Ümit Meriç, aynı zamanda babasının hayatını da filme alan yönetmen Aziz Yazan ile evlidir ve çiftin Fevziye Hazal adında bir çocukları bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 25 okur beğendi.
  • 65 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 55 okur okuyacak.