Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O, benim zaman mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Ben bütün insanların yaratılmış bir şeye bel bağladığını gördüm. Kimi paraya, mal ve servete, kimi meslek ve zanaata, kimi de bir başka insana güvenip dayanıyor. Derken Allah'ın şu sözü üzerinde derin derin düşündüm: "Allah'a güvenen herkese O (tek başına) yeter. Gerçek şu ki, Allah, irade ettiği işi sonucuna ulaştırır (ve) Allah her şey için bir (vâde ve) ölçü belirlemiştir", Talâk, 65/3.
Bilim ve teknik, insanî gayelerin hizmetinde oldukları zaman ne harikulâde vasıtalardır! Ama hikmetten, yani gayeler üzerinde tefekkürden kopuk, vasıtalar üzerine odaklanmış bir "bilim" ise, insanın mahvı olur.