erhan

erhan
@bulanlararayanlardir_
bir babadır kızı için
Sabitlenmiş gönderi
Arkadaşlar
Arkadaşlar okuyun. Önünüze düşen her şeyi değil fakat önünüzü açacak kitaplar okuyun. Hadis ve tefsirden, siyerden ve sahabe hayatından asla kopmayın. Direkt bunları okumasanız bile muhtevasında bunları barındıran kitapları okuyun. Bir eliniz buradayken diğeri sürekli karıştırsın. Osmanlı edebiyatı okuyun, Japon edebiyatı okuyun, Yunan klasikleri okuyun, polisiye okuyun, hatırat okuyun, savaş tarihi okuyun, kuantum fiziği okuyun, Fransız şiiri okuyun, fantazya okuyun, distopya okuyun... Bir lisan öğrenin, bunun için çabalayın. Misal ben, bazen Arapça için geç kaldım diyorum ama sonra bir defter açıp tekrar not ediyorum ilk dersleri. Siz benim gibi yapmayın, başlayın ve istikrar sağlayın. Okuduğunuzdan alıntıları not edin ama ondan da çok size düşündürdüklerini yazın. Bunu herkes düşünmüştür demeyin, inanın kimsenin bilmediği başka kapılar açılıyor yazmaya başlayınca. Ve akılda kalan alıntı değil onun üzerine düşündükleriniz oluyor. Otobüs, metro, okul, iş yeri, gece gündüz demeden okumaya fırsat kollayın. Bir kahve içimlik aralarda kitaba göz atın. Sadece kitapla olmaz, kitapla yaşayanlarla hemhal olun. Sorun soruşturun. Kimse otodidakt olmak zorunda değil. Fuzuli işlerden uzak durun bir dünya zaman çıkıyor karşınıza. Sinmeyin, pörsümeyin daima diri olsun zihniniz. Ha sen kimsin ki bunları söylüyorsun diyeceksiniz. Boş ver, konu benim kim olduğum değil diyeceğim. Zaten bunları, otobüsle eve giderken biraz da nefsime yazıyorum. Hadi hayırlı akşamlar.
erhan tekrar paylaştı.
Ayşegül Genç’in Çile Kırgını kitabının ismini nereden aldığını öğrenince kitaba duyduğum hayret ve merak en az on kat artmıştı. Tasavvufta , kırk günlük çileyi tamamlayamayıp yarıda bırakanlara “çile kırgını” denildiğini okuyunca , ismin kendisi bile başlı başına bir metin gibi gelmişti bana. Sanırım bu yüzden kitabı ayrı bir iştahla okudum. Hakkında uzun uzun bir inceleme yazmak istiyordum ama nasip olmadı; içimde kaldı. En azından buraya bir duygusunu bırakmak istedim. Çünkü ne kadar eski bir kavram olsa da ne kadar bugüne ait… Biraz dürüst olsak, hepimiz bir tarafımızla çile kırgını değil miyiz?Tam değişeceğimiz yerde yoruluyor, tam kendimizle yüzleşeceğimiz yerde başka tarafa bakıyoruz. Kendimizi tanımaya niyet ediyoruz ama gördüklerimiz hoşumuza gitmeyince geri çekiliyoruz. Oysa insanın meselesi sadece kendini bulmak değil ; bulduktan sonra o insanla ne yapacağını bilmektir. Zaaflarını, korkularını, eksiklerini gördükten sonra da yürümeye devam edebilmektir. Belki de kamil insanolma yolculuğu kusursuz olmaya çalışmak değil , kusurlarından kaçmadan yaşayabilmektir. Bu yüzden “çile kırgını” sözü bana yarım bırakılmış bir çileden çok, yarım bırakılmış nice insanı hatırlatıyor. Çünkü insanın en uzun yolculuğu dünyada değil, kendi içinde çıktığı ve çoğu zaman yarıda bırakmaya meylettiği o yolculuktur.
Duygu ve Düşünce

Karahanlı ✷

@payandasiir
·
Eskiden dervişler bir hücreye kapanır çile çıkarırlardı Leyla. Yaşadığımız çağ insanı öylesine sarmalamış ki, bizzat bu çağda Müslüman kalabilmek en büyük dervişliktir belki de. İnsan bu çağı hücresi bilip nefsine prim vermeden yaşar, fıtratındaki sivrilikleri törpüler ve ölürse çilesini çıkarmış olur. Ama hepimiz durmadan çile kırıyoruz, sonra da derviş olmuş gibi geziniyoruz. Eskiler çilesini çıkaramayana "çile kırgını" derlerdi Leyla. Etrafımız çile kırgınları ile dolu... Biz öyle olmayız inşallah... "Amin abi, inşallah."
Sayfa 95 - İz Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman
erhan tekrar paylaştı.
"Neyi aradığımı merak etmedin mi?" "Etmedim." "Neden etmedin? (...)" "Etmedim çünkü insanların hepsi aynı şeyi arar." (...) "Tüm insanlar aslında hep kendisini arar."
Sayfa 49 - Erhan Burtul, İnsanın Zıttı·Kitabı okudu
erhan tekrar paylaştı.
Düşündü. Aynı şeyleri aynı gün belki onuncu kez düşündü. Belki bu şekilde uykuya dalıp düşünmekten kurtulabilirdi. Uykuya dalmak için düşündü. Daha fazla yıpranmamak için düşündü. Düşünmemek için düşündü. Düştüğü dilemma kuyusundan çıkmak için düşündü. Gözlerini kapattığında yine o andaydı.
Sayfa 47 - Erhan Burtul