Arkadaşlar okuyun. Önünüze düşen her şeyi değil fakat önünüzü açacak kitaplar okuyun. Hadis ve tefsirden, siyerden ve sahabe hayatından asla kopmayın. Direkt bunları okumasanız bile muhtevasında bunları barındıran kitapları okuyun. Bir eliniz buradayken diğeri sürekli karıştırsın. Osmanlı edebiyatı okuyun, Japon edebiyatı okuyun, Yunan klasikleri okuyun, polisiye okuyun, hatırat okuyun, savaş tarihi okuyun, kuantum fiziği okuyun, Fransız şiiri okuyun, fantazya okuyun, distopya okuyun... Bir lisan öğrenin, bunun için çabalayın. Misal ben, bazen Arapça için geç kaldım diyorum ama sonra bir defter açıp tekrar not ediyorum ilk dersleri. Siz benim gibi yapmayın, başlayın ve istikrar sağlayın. Okuduğunuzdan alıntıları not edin ama ondan da çok size düşündürdüklerini yazın. Bunu herkes düşünmüştür demeyin, inanın kimsenin bilmediği başka kapılar açılıyor yazmaya başlayınca. Ve akılda kalan alıntı değil onun üzerine düşündükleriniz oluyor. Otobüs, metro, okul, iş yeri, gece gündüz demeden okumaya fırsat kollayın. Bir kahve içimlik aralarda kitaba göz atın. Sadece kitapla olmaz, kitapla yaşayanlarla hemhal olun. Sorun soruşturun. Kimse otodidakt olmak zorunda değil. Fuzuli işlerden uzak durun bir dünya zaman çıkıyor karşınıza. Sinmeyin, pörsümeyin daima diri olsun zihniniz. Ha sen kimsin ki bunları söylüyorsun diyeceksiniz. Boş ver, konu benim kim olduğum değil diyeceğim. Zaten bunları, otobüsle eve giderken biraz da nefsime yazıyorum. Hadi hayırlı akşamlar.