Adı:
Çile
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180127
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Şairliğim on iki yaşımda başladı.
Bahanesi tuhaftır:
Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim... Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter.. Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde.. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp:
- Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!
Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastahane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim:
- Şair olacağım!
Ve oldum.


1925'de "Örümcek Ağı", 1928'de "Kaldırımlar", 1932'de "Ben ve Ötesi", 1953'de "Sonsuzluk Kervanı" ve 1969'da "Şiirlerim" ismiyle yayınlanmış şiir kitaplarının bir çok bakımdan kendini ifadelendiremediğini söyleyen Necip Fazıl Kısakürek'in, 1922'de Yeni Mecmua'da yayınlanmış ilk şiirinden başlayarak bizzat kendisi tarafından süzülen, ayıklanan, düzeltilen ve bir araya getirilen bütün şiirleri…

Ve Poetikası… Bir yanda belli başlı bir sanat anlayışından tüten şiirler, diğer yanda, bu sanat anlayışının tüttürdüğü şiir mefkûresi…
512 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10 puan
Çile... Bir şiir kitabı.

Bana şiiri sevdiren bir şiir kitabı..

Ben daha çok Roman sevenlerdenim. Sevenlerdendim.. Taki Necip Fazıl'ı tanıyana dek..

Necip Fazıl ki, kendisini bana zorla tanıttı. Şöyle ki; Yıllar önce 16 yaşlarımdayken (deli dolu zamanlarım) hocamız beni ve bir kaç arkadaşımı iki haftada bir olmak üzere bir toplantıya gönderiyordu daha çok yetişkinlerin olduğu bir toplantı. E insan kendini özel hissediyor tabi ki.. Hem bundan dolayı, hemde anlatıcının akıcılığından dolayı bayılarak dinliyordum.. İşte ilk o vesile oldu. Ama nasıl vesile oldu sormayın gitsin :)

Son zamanlara doğru, bana bakıp sen Necip Fazıl'a dair bir şeyler getir dedi. Getirir misin bile değil. Emir büyük yerden. Ama onun hakkında neredeyse HİÇ birşey bilmiyorum. Arkadaşımı kaptığım gibi kitapçıya gittim. Hatırlıyorum Çöle İnen Nur kitabı çok dikkatimi çekmişti. E en çokta almak istediğim kitabı.. Gözüne çarpan, dikkatini çeken şeyi yapacaksın kardeşim. Yapmazsan böyle olur işte. Ama ben "Çile" yani bu kitabı aldım. Çünkü içinde bir sürü şiir var tabi bir şiir yazsam mükemmel bir çalışma olurdu değil mi :). Aldığım düşünceye bakın. Her neyse, keşke sadece onunla kalsa. Evet gerçekten güzel bir çalışma yapmıştım neredeyse son dakikasında bitirmiştim yine en sona bırakıp. Ah şimdi olsa..

Yazımın güzel olduğunu söylerler, o yüzden mi yoksa Necip Fazıl hakkında kitabın baş kısımlarından alıntı yaptığım ve KARACAAHMET şiirini eklediğim için mi bilmiyorum ama hoca Sare nerede, Sare nerede güzel bir çalışma olmuş diye seslenirken ben ayakkabılarımı giymeye doğru kaçıyordum. Evet haklısınız bende sinirlendim şuan kendime. :)

Ama daha çok sinirlendiğim bir mevzu var. Ben Çile kitabını o kadar kurcaladım ki o zamanlar kendi çapımda postitlere olsun arkadaşlarımın kitaplarına not olarak olsun hep rastgele şiirler seçtim seçtim yazdım. Yavaş yavaş ısınıyordum kitaba, ama bir arkadışımın çok sevdiğini öğrendim ve gönlümden geçerek ona verdim.. Canım kitabım, şuan nasıl da hasretini çekiyorum. Sanki çocuğummuşta, benimle görüşmeden askere gitmiş gibi, bilmiyorum ya da böyle değil. Ama hasret çekiyorum o kesin.

Ben kitabı pdf'den okudum. O kadar zorlandım ki, kitap okumak her şekilde mükemmel ama en zoru pdf. Şimdi anneme imalarda bulunuyorum bana setini alacak inşaAllah, letgodan göz attıklarına baktım gizlice :)

Neyse çok uzattım. Acaba bu satırlara gelen olur mu onu bile bilmiyorum sonuçta bizim millet kitap sayfasında olmasına rağmen incelemeleri alıntıları okumaya üşenen millet :)

Necip Fazıl, neredeyse her şiirinde ölüme değinmek istemiş. Beni, ben olduğum için mi bu kadar etkiledi, yoksa herkesi bu kadar etkiledi mi merak ediyorum. Ben olduğum için'den kasıt, ben arkadaşlarıma ölümü hatırlatıpta artık bi müddet sonra ölüm denildiğin akla ölüm değilde benim geldiğim zamanlarda ölümü hatırlatmak artık vazgeçen bir insanım. Bilinçaltımda yerleştiği için, veya yakın zamanda anannemi kaybettiğim ve şiirleri okurken hep aklıma o geldiği için mi bilmiyorum.

Yeri geldi, (pdf okuduğum için) ışığı kapatıp okuduğum kısımlarda feneri açarak okudum korktuğum için. Cinler dostumdur dediği kısımlardaki şiirlerinin olduğu kısımlarda.

Çok yerinde ziyadesiyle etkilendim. Bazı kısımlar o kadar derin ki, birisine söylüyorum mesela, tam olarak anlamıyor ne demek istediğini. İzah ediyorum, izah ederken daha çok beğeniyorum. Belki anlaşılmaz diye çoğu yeri paylaşacakken vazgeçtim.

Velhasıl, maalesef ki, Necip Fazıl'ın okuduğum ilk kitabı.. Ama siz dua edin. Annem bana güzel bir sürprizle setini alsın :) bütün incelemelerde de beni görün :) Siz edin dua, merak etmeyin diğer incelemelerde bu kadar uzatmam :)

İyi okumalar dilerim herkese.
354 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
**** Spoiler içermeyen ama çok da kişisel bir incelemedir :)****
Ömrüm boyunca elime Necip Fazıl Kısakürek kitabı almadım. Bazı şiirlerini ordan burdan ve dahası sosyal medyadan işitmiştim. Siyasi çizgi ve kişiliğinin çok sert noktaları olduğunu düşünüyordum ve mesafeli duruyordum. Açık konuşmak gerekirse bu kitap kütüphanemde süs biberi gibi duruyordu. Daha da kişisel bir şey söyleyecek olursam ''visal'' kelimesine karşı acayip bir zaafım var. Hani insanın bir kelimeye aşık olabileceği mantığı aklıma yatmış olsa. Ben bu kelimeye aşığım diyebilirdim. Neyse kitabı okurken bazı şiirlerde bu kelime geçtikçe, kalbim de gerçekten tarifini edemeyeceğim bir his belirdi. Bunca şiirin arasında bir tanesi mi manasız olmaz, bir tane '' bu şiir kötüymüş'' diyebileceğim şiir çıkmaz. Kelimeler ile oynamak veya kelime cambazlığı dedikleri bu olsa gerek. Bir de bir şey söyleyeceğim, içimde kalmasın. Herkesin kendi düşüncesidir lakin, bu kitaba 1 puanı reva gören zihniyet siyasi düşünüyor ve fesatlanıyordur. Gitsinler küçük iskender okusunlar onları o paklar çünkü...
  • Bu Ülke
    9.0/10 (3.441 Oy)4.259 beğeni12,5bin okunma52,5bin alıntı105,4bin gösterim
  • Posta Kutusundaki Mızıka
    8.5/10 (3.800 Oy)4.138 beğeni13,2bin okunma41,7bin alıntı113,5bin gösterim
  • Katre-i Matem
    8.4/10 (3.102 Oy)3.378 beğeni15,2bin okunma8,4bin alıntı52,9bin gösterim
  • Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
    8.0/10 (2.656 Oy)2.842 beğeni13,4bin okunma10,8bin alıntı53,6bin gösterim
  • Uzun Hikâye
    8.5/10 (4.797 Oy)4.719 beğeni19,4bin okunma13,6bin alıntı100,6bin gösterim
  • Yedi Güzel Adam
    8.4/10 (2.104 Oy)3.283 beğeni10,5bin okunma27,8bin alıntı117,4bin gösterim
  • Fatih Harbiye
    7.9/10 (5,9bin Oy)5,1bin beğeni28,7bin okunma13bin alıntı73,7bin gösterim
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (6,4bin Oy)6,7bin beğeni25,6bin okunma25,4bin alıntı125,9bin gösterim
  • Huzur Sokağı
    8.1/10 (2.079 Oy)2.048 beğeni10,4bin okunma2.432 alıntı53,1bin gösterim
  • Od
    8.5/10 (6,4bin Oy)6,6bin beğeni28bin okunma27,6bin alıntı100,8bin gösterim
512 syf.
·3 günde·Beğendi
Ben şiir yazdığımı zannediyordum ta ki Necip Fazıl okuyana kadar...

Üstad Necip Fazıl'ı bilmeyen yoktur. Kendisinin çoğu şiirini ve sözünü ilkokuldan itibaren öğreniyor, ezberliyoruz. Benim de hayatımda ilk ezberlediğim şiirler Üstad'ın şiirleriydi. Lakin bu kitabı okuduktan sonra Üstad'ın çok bilinen şiirlerinin yanı sıra daha az bilinen şiirlerinin de inanılmaz derecede kaliteli olduğunu fark ettim. Kaleme yön, nizam, şekil vermek kalemi hakkıyla kullanmak bu olsa gerek.

Benim şahsi fikrimce kitaptaki hiçbir şiir kötü değildi. Hepsi inanılmaz güzeldi ve çok derin manalara sahipti. Normalde bu kitabı rahatlıkla bir günde bitirirdim ama okuduğum her cümlede anlatılmak istenenin üzerinde o kadar çok kafa yordum ki bitmesi birkaç gün sürdü. Böyle hemen bitirmemekte bence en iyisi oldu çünkü kitabı sindirerek okumuş oldum. Bence şiirle ilgilenen, şiir seven, şiir yazan ya da yazmak isteyen herkesin okuması gereken bir eser.

Kitapta beni şiirlerin yanı sıra kitabın sonunda bulunan Poetika da çok etkiledi. Sonda Üstad şiirin nasıl yazılması ve niçin yazılması gerektiğini başlıklar altında maddeler halinde sıralamış.

Kitapta bulunan şiirlerin içinden en çok Allah ve Peygamber sevgisini işleyenleri beğendim. Gerçekten aşkın, sevginin fani bedenlere ait olmadığını, gerçek aşkın ancak ve ancak Allah ve Rasulüne ait olabileceğini birkez daha anladım.

Kitaptaki şiirler çok çeşitli: ölüm, insan, Allah, şehir, Tabiat, korku vb. birçok konuda şiir mevcut. Hepsi harika. Herkese okumasını tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
512 syf.
·56 günde·Beğendi·8/10 puan
*Kısa Bilgi*

Çile, Necip Fazıl Kısakürek'in şiirlerini topladığı bir kitaptır. Fransız edebiyatından ve Tekke edebiyatından izlerin bulunduğu bu şiir kitabı Necip Fazıl'ın madde ve ruh arasında kendi içinde yaşadığı buhranların sanatlı ve kanatlanıp uçtuğunu açıkça gözler önüne koymaktadır.

*Necip Fazıl'ın Hikayesi(Kendi Kaleminden) *

Şairliğim on iki yaşımda başladı.
Bahanesi tuhaftır:
Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim... Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter.. Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde.. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp:
- Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!
Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastahane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim:
- Şair olacağım!
Ve oldum.

*Şairlik Üzerine*

"Sanat ve hayat, sanat ve hakikat üzerinde fikri olmayan, fikir tasası çekmeyen şair, bence kuyruğu kıstırılınca ağlayan bir hayvancıktan farksız... " diyor Necip Fazıl.

*Kitap Hakkında Düşüncelerim*

Necip Fazıl'ın şiirlerini topladığı bu kitaba başlarken çok önyargılıydım.Daha önce okuduğum tüm şiir kitaplarının beşeri aşk temalı olmasından kaynaklı olarak, ilahi aşk temalı bu şiirlerin asla aynı tadı vereceğini ummuyordum.Kesinlikle kitabı okuduktan sonra tüm fikirlerim değişti. Hatta ve hatta şiirlerin kalite bakımından eşi benzeri olmayan şiirler olduğunu düşünüyorum. Allah sevgisi, ölüm, insan gibi kavramların üzerine şiirlerin yazıldığı bu kitabın konu bakımından zengin olduğu kadar, kelime bakımından da zengin olması çok hoşuma gitti. Necip Fazıl'ın kelime dağarcığı gerçekten müthiş geniş... Okunduğu için pişman olunmayacak bir şiir kitabı olduğunu düşünüyorum.

Okuduğunuz için teşekkür ederim :))
512 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Necip Fazıl Kısaküreğin şiirleri çok güzel oluyo çile kitabını severek okudum çok güzel akıcı şekilde toplamda birkaç gün sürdü ama etkilendim duygulandım bazı sayfalarında konusu herşeyi çok güze ve yazarımızı ayrı seviyorum ben mesala okurken hayal dünyasına dalıp gitmişim mükemmel bir eser gerçekten yazarımız mükemmel anlattım çok güzel şiirler var kafa dinlemek istediğimde açıp okuyorum her zaman da çok güzel kitap yazırınıda seviyorum okumanızı tercih ediyorum ...
512 syf.
"Çile"yi anlatmaya nasıl bir cümle ile başlayacağımın kararsızlığını yaşadım. 'Gaiblerden bir ses gelse' de, o sesin kılavuzluğuyla mı yazsam dedim. Sonra düşündüm ki, 'gaiblerden bir sesin gelmesi' ister gerçek, ister mecazi, isterse ki, üslubun kazandırdığı anlam bakımından olsun, ne demek olabilir acaba? İlk mısranın hissettirdiği çileye bakınız! Bu kitaba başka hangi isim bu kadar güzel (uygun) yakışabilirdi!?

"Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!"

Yaşım 18... Beni benden alan iki misracık... Bu iki mısrayla şiirin tamamına ve dolayısıyla onun yazarına kapı açışım...

Elimde, sükutun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
Nemli gözlerime dalıver gitsin!

... ... ...

Sonra divan edebiyatı, tasavvuf, altın halka, Abdülhakim Arvasi.... Artık, Necip Fazıl'a farklı bakış, farklı dönüş... "Çile" devleşiyor gözümde...

İnanır mısınız, "Çile"yi defalarca okudum. Doyamadım. Doyamıyorum.. Her okuduğumda o derinliğine hayran kalıyorum ya..! Bağırırım, kısa özet geçerim: ÜSTAD!

NFK bu şiir kitabıyla, hiç şüphesiz, benim şiir listemde bir numaradır. Öylesine bir kritere sahiptir ki, onu bir numaraya koyamamak, onun çilesine, ruhuna erişememek demektir. Henüz "altın halka"dan haberimiz yoktur ya da varsa da önemini anlamamışızdır demektir. Evet, "Çile" dolayısız, birbaşa "altın halka"ya (silsileyi aliye/altın silsile) teması olan bildiğim tek şiir kitabıdır. Diğer önemli krtiterler (sebepler) anlam derinliği ve üslubudur.

Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.
Deliler köyünden bir menzil aşkın,
Her fikir içimde bir çift kelepçe.

Al sana üslup; al sana deliler köyü, kazan, kepçe, kelepçe.. Al sana dörtlük, al sana derinlik!

Ateşi bol olsun diyenler, siz, ismini yazacağım şu şiirleri hakikaten okudunuz mu ve hakikaten vicdanınızın ayarlarıyla oynanmadığından emin misiniz?!

Kaldırımlar
Sakarya Türküsü
Aynalar
Veda
Zindandan Mehmed'e Mektup
Anneciğim
Canım İstanbul
Ben
ve tabii ki
Çile

Bunlar sadece bir kaç tanesi. Hele ki, beyitler (ikilikler) yok mu, genişletirsen roman'a denk.

Şiirin izah edilmesinin taraftarı değilimdir. Fakat, "Çile"deki derinliğe inmek için inadına bir kaç şiiri örnek olarak incelemek istiyorum.

İlk şiirin ilk mısralarından başlıyorum:

"Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!"

'Gâib' kelimesinin bir kaç manası vardır. Burada, akılla, idrakle, hayalle, hesap ve tecrübeyle anlaşılamayan, bilinmez anlamındaki 'gâib' kastedilmiştir. İkinci mısrada 'boşluk' kavramı vardır. Boşluk "var"ın olmadığı yer... Toz taneciği bile varsa orası boşluk olamaz. Bu mısradaki boşluk bu anlamdadır. İşte bu yüzden 'ses'i sadece gâiblerden getirmeliyiz. Var'la (var olduğunu bildiğimiz her hangi bir şeyden) ilgili hiçbir şeyi boşluğa getiremeyiz, boşluk olmaktan çıkar. Salt boşluk'u "ense kökünde gezdirmek" için, "ses" ancak "gâiblerden" gelmek zorundadır, keyfi seçilmiş değildir. İlk iki mısra hayret için bana yetti. Daha derinini gidin arayın, ben bulamam! Devam etmek istemiyorum. Çünkü, anlayan anlıyordur veya anlama gayretindedir; anlamayana ne kadar yazsam, açıklasam da boşuna.

Spoiler uyarısı bırakıp da bir iki mısra daha irdeleyeyim:

"Ben, kimsesiz seyyahı, meçhûller caddesinin;
Ben, yankısından kaçan çocuk, kendi sesinin."

Kimsesiz seyyah olmak için gezegenimizde veya evrende tek başına olduğumuzu düşünelim. Ben, benim dışımda kalan herşeyle yüz yüze... Gittiyim, baktığım her yön "meçhuller caddesi"... Böyle bir durumda sesinin yankısı bile meçhul, ürkersin, "çoçuk" gibi "kaçarsın"...

Ve benim favori iki mısram:

İnsan, bir mes'ut zâlim, insan mağrur bir cahil;
Tekne kırık, su azgın ve kayıplarda sahil...

Bu ise destandır benim için; insanı özetleyen..

Bu yaptığım çirkin bir iştir. Emeğe, gönül vermişliğe saygısızlıktır. Fakat, sözümün de yerde kalmasını istemedim.
Bu sebepten bir kaç mısrayı yarım yamalak irdeleme çabası göstermiş oldum.

"Çile" benim çilemdir!
512 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Şiirlerinden bahsetmeden önce büyük üstad
Necip Fazıl Kısakürek'in hayat hikayesi ile ilgili bilgi vermek istiyorum.
.
Maraşlı bir ailenin tek çocuğu olan Necip Fazıl Kısakürek, 1904 yılında dünyaya gelmiştir. Bahriye Mektebinde eğitim görmüş. Burada Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi Akseki, Hamdullah Suphi Tanrıöver gibi simalardan eğitim aldı. Bahriye Mektebinde o sıralar kendisi kadar değerli bir isim olan Nazım Hikmet iki sınıf üstte eğitim görmekteydi. İlk yayıncılık faaliyetina tek nüsha elle yazılmış haftalık Nihai dergisi ile başlamıştır.
Darulfünun ve ilk şiirler...

1921 yılına gelindiğinde Darulfünun Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne kaydolmuştur. Burada  Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Faruk Nafiz, Ahmet Kutsi dönemin edebiyatçıları ile tanışma fırsatı bulmuştur. İlk şiirleri Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı Yeni Mecmua'da yayınlanmıştır. 1924 yılında Maarif Vekâleti'nin açtığı sınavda gösterdiği başarı sonucu Avrupa'ya gönderilecek öğrenci grubunun içinde yer almıştır.

Paris yılları ve Kaldırımlar...

Paris'e eğitim görmek üzere ayak basan Necip Fazıl, Sorbonne Üniversitesi Felsefe bölümüne girdi. Bohem hayat tarzı ile okula adım atmayı başaramayan Necip Fazıl burada kumara olan ilgisi ile zor günler geçirmiştir. Paris sokaklarında yaşadığı bohem ruh hali ona Kaldırımlar'ı yazdıracaktır. Eğitimine devam etmemesi ile bursu kesilmiştir.

Abdülhakim Arvasi ile bambaşka bir Necip Fazıl...

1934 yılı Necip Fazıl için büyük dönüşümün yılı oldu. Bu senede Nakşi Şeyhi Abdülhakim Arvasi hazretleri ile tanışan Necip Fazıl'in şiirlerinde de bu dönüşümün izleri tasavvufi içerik ile kendisi göstermiştir. Önceleri bunalım, bohem ve mistik sıkıntılardan hasıl olan şiirlerinin içeriği uhreviyata ve tasavvufa kapı açtı. Büyük dönüşümü sonrası yayınladığı ilk eser Tohum adlı tiyatro oyunu oldu. İslamcılık ve Türklük vurgusunun ön planda olduğu eser, Muhsin Ertuğrul tarafından İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan sahnelense de halkın ilgisini yakalayamadı.

1936’da bir kültür–sanat dergisi olan “Ağaç Mecmuası”nı çıkarmaya başladı. İlk sayısı 14 Mart 1936’da Ankara’da çıkarılan dergi, ilk altı sayıdan sonra İstanbul’da çıkarılmaya başladı. Dergi, spirütalist özelliklere sahipti ve Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı gibi önemli edebiyatçılardan katkı sağlanmaktaydı. 1937 yılında tamamladığı “Bir Adam Yaratmak” adlı piyesi ilk defa 1937-38 tiyatro sezonunda, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye kondu ve büyük ilgi yarattı.

Necip Fazıl Kısakürek, 1943 yılından itibaren siyasal tavrını ve Türk modernleşmesine eleştirisini ortaya koyan faaliyetlerine başlamıştır. Muhalefet anlayışını ifade eden araç, 17 Eylül 1943 günü ilk sayısını çıkardığı “Büyük Doğu” dergisidir. Büyük Doğu, o dönemde çıkarılan tek İslamcı dergidir. Başlangıçta dönemin ünlü isimlerinin yazılarının da yer aldığı dergide daha sonra değişik takma adlarla Necip Fazıl’ın yazdığı yazılar egemen olmuştur. Büyük Doğu dergisi 1943 yılından itibaren sayısız defa yayınlanan muhtelif yazılar nedeniyle kapandı, açıldı. 

Büyük Doğu Cemiyeti...

Sanatçı, 28 Haziran 1949'da Büyük Doğu Cemiyeti’ni kurdu. 1950’de derneğin ilk şubesi Kayseri’de açıldı. Necip Fazıl, Kayseri’deki açılıştan İstanbul’a döndükten sonra bir yazısı nedeniyle tutuklandı; “Türklüğe hakaret davası”nda verilmiş beraat kararı Nisan ayında temyiz mahkemesi tarafından bozdurulunca eşi Neslihan Hanım ile birlikte hapse girdi. 1950 genel seçimlerinden sonra seçimden zaferle çıkan Demokrat Parti’nin çıkardığı Af Kanunu ile hapishaneden tahliye edilen ilk kişi olarak [18] 15 Temmuz’da serbest kaldı. 18 Ağustos 1950’de Büyük Doğu’yu yeniden çıkarmaya başladı. Necip Fazıl, dergide Adnan Menderes’e açık mektuplar yayınlayarak partiyi İslam ekseninde geliştirmesini önermekteydi. O yıl Büyük Doğu Cemiyeti’nin Tavşanlı, Kütahya, Afyon, Soma, Malatya, Diyarbakır şubelerini açtı.

1960 sonrasında Necip Fazıl...

Birçok suçtan birçok ceza evinde yatan Necip Fazıl, 1963-1964’te Türkiye’nin çeşitli yerlerinde konferanslar verdi. 1973 yılında Hacca gitti. O yıl oğlu Mehmet’e "Büyük Doğu Yayınevi"ni kurdurdu. "Esselâm" isimli manzum eserinden başlayarak daha evvel çeşitli yayınevlerince basılmış eserlerinin düzenli yayınına başladı. 23 Kasım 1975’te Millî Türk Talebe Birliği tarafından Mücadelesinin 40. Yılı münasebetiyle bir "Jübile" tertiplendi. 1976'da, dergi-kitap şeklinde, 1980 yılına kadar 13 sayı sürecek "Rapor"ları, 1978'de de SON DEVRE Büyük Doğu dergisini çıkardı. 26 Mayıs1980'de Türk Edebiyat Vakfı tarafından "Şairler Sultanı" ve 1982 yılında yayınlanan "Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu" isimli eseri münasebetiyle de "Yılın Fikir ve Sanat Adamı" seçildi.

Çilehaneye veda...

Necip Fazıl Kısakürek 25 Masyı 1983 günü çilehane dediği bu dünyaya veda etti. 79 yaşında vefat eden büyük şair ardında bir çok eser ve nesillere önder olacak bir fikir dünyası bıraktı. Üstad Necip Fazıl'ın cenazesi Eyüp Sultan Mezarlığına defnedildi.
.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek şiir ve edebiyat ile geçen , en uçlarda yaşadığı yaşamı ile bizlere bir ders niteliğinde olan şiirlerini sunmuştur. Bize düşen onun bu incelikli düşüncelerini bir nebze olsun idrak etmektir. Mekânı cennet olsun.
512 syf.
·37 günde
Bana şiiri sevdiren adam Necip Fazıl Kısakürek. Bütün şiirlerini topladığı bu kitap, Haşmetli azap dediği fikrin çilesini anlattığı "Çile" şiirinden alıyor ismini. Aslında günümüzde her ne kadar dünyevi bir anlamı olsa da tasavvufi bir kavramdır çile. Tasavvufta, çilehaneye girip kırk gün riyazet yapılır. Zaten çile de dilimize Farsça kırk demek olan "çille" kökünden gelmektedir. İsmet Özel'in Erbain kitabında da böyle birşey vardı anlatmıştım. Erbain de çile çıkarmak demek. Özel'de 40 yaşına kadar olan şiirlerini yazmıştı o kitabında. Necip Fazıl da belki de "Tam otuz yıl saatim islemiş ben durmuşum; Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum..." dizelerinde anlatığı bir değişime selam çakmıştır bu ismi vererek kitabına.

Kitap "Gaiplerden bir ses geldi.." diye başlayıp fikrin sancısını özetlediği Çile şiiriyle başlıyor. Parisdeki yalnızlığını anlattığı Kaldırımlar şiiriyle kaldırımlara düşürüyor insanı. "Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak! " diye uyarıyor bizi sonrada "Ağlayın su yükselsin, belki yükselir gemi" diyerek yolu gösteriyor. "Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! .." diyerek de umut veriyor. Ve bu dizeler gibi daha bir çok dize bir çok şiir. Ve yine bir şiirinde demiştin ki, "Bir gün akşam olur bizde gideriz. Kalır dudaklarda şarkımız bizim" evet kaldı üstad kaldı. Çok hoş bir sada bıraktın.

Biliyorum ideolojik tercihlerin şairlere göre ya da şairlerin ideolojik görüşlere göre benimsendiği bu topraklarda kolay hazmedilemeyecek, herkes tarafından sevilemeyecek bir insan Necip Fazıl. Çünkü şairliğinin yanında "Büyük Doğu" adlı bir doktrin, gelenek oluşturan bir fikir insanı. Fikirlerini, üslubunu nasıl ve ne kadar eleştirirseniz anlarım, düşünce farklılığınızın yanı sıra fikirleri, sivri dili ve taviz vermeyen kavgacı mizacıyla Necip Fazıl'da bunu kabullenen ve göze alan birisi zaten. Amaa Necip Fazıl'ın şairliği tartışmaya kapalıdır. Onun şairliğine laf edecek birisi edebiyattan zerre anlamıyor demektir. Kimse kusura bakmasın. Kendisi gerek şekil gerek üslub ve içerik olarak şiir konusunda bu ülkede 3-5 kişiden biridir. Türkçeyi ve heceyi muazzam kullanan bir şairdir.

Necip Fazıl Kısakürek'in bugüne kadar 40 kitabını okudum. En çok okunan ve baş eserim dediği bu kitabı bu kadar geç okumamın sebebiyse zaten bir çok şiirini biliyor olmam hatta ezberimde olan da 5-10 tane var. Ama yine de daha önce hiç karşılaşmadığım güzel şiirleriyle karşılaştım kitabı okuduğumda.

En güzel şiiri şudur denemeyecek kadar güzel şiirleri olsa da şairin ben kendi beğenime göre bir liste hazırladım. Kitabı okuyamıyorsanız da en azından bu muhteşem şiirlere bir göz atın derim.

20- Tabut #36504076
19- Dağlarda Şarkı Söyle #37107054
18- Ruh #36504008
17- Visal #38053439
16- Aydınlık #37107124
15- Takvimdeki Deniz #38052400
14- Uyumak İstiyorum #38068439
13- Dayan Kalbim #38068685
12- O Erler #38118704
11- Utansın #38119791
10- Şarkımız Bizim #38119707
9- Destan #38119575
8- Şehirlerin Dışından #37107032
7- Çile #36460443
6- Kaldırımlar #36791277
5- Karacaahmet #36793429
4- Canım İstanbul #36792609
3- Beklenen #37107093
2- Zindandan Mehmede Mektup #38119832
1- Sakarya Türküsü #38119311
528 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Çile, Necip Fazıl Kısakürek'in  Bankacılık yıllarında yazdığı bütün şiirleri bünyesinde toplayan bir kitap...

Necip Fazıl Kısakürek'in ruh evriminden sonra kaleme aldığı, ve bu inklap sancısını anlattığı, şiir-destan.
Necip Fazıl bu şiirinde maddi ve manevi yolculuğunu anlatıyor. Bir nevi kendi özyaşamını mısralarına döküyor. keşif bir varoluş sancısının ardından, birden bire sökün eden "şafak"misali sorununa çözüm, derdine "deva" buluşunun öyküsüdür de diyebiliriz

Şiir severlerin okuması gerektiği bir kitap iyi okumalar :)

-Çile-

gaiblerde bir ses geldi: bu adam,
gezdirsin boşluğu ense kökünde!
ve uçtu tepemden birdenbire dam;
gök devrildi, künde üstüne künde…

pencereye koştum: kızıl kıyamet!
dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
ok çekti yukardan, üstüme avcı

ateşten zehrini tattım bu okun,
bir anda kül etti can elmasımı.
sanki burnum, değdi burnuna (yok)un,
kustum, öz ağzımdan kafatasımı

bir bardak su gibi çalkalandı dünya;
söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
al sana hakikat, al sana rüya!
işte akıllılık, işte sarhoşluk!

ensemin örsünde bir demir balyoz,
kapandım yatağa son çare diye.
bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
yepyeni bir dünya etti hediye

bu nasıl bir dünya, hikayesi zor;
makâni bir satıh, zamanı vehim.
bütün bir kainat muşamba dekor,
bütün bir insanlık yalana teslim.

nesin sen, hakikat olsan da çekil!
yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
otursun yerine bende her şekil;
vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
benliğim bir kazan ve aklım kepçe,
deliler köyünden bir menzil aşkın,
her fikir içimde bir çift kelepçe.

niçin küçülüyor eşya uzakta?
gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
zamanın raksı ne bir yuvarlakta?
sonum varmış, onu ögrensem asıl?

bir fikir ki sıcak yarad kezzap,
bir fikir ki, beyin zarında sülük.
selam sana haşmetli azap;
yandıkça gelişen tılsımlı kütük.

yalvardım: gösterin bilmeceme yol!
ey yedinci gök, esrarını aç!
annemin duası, düş de perde ol!
bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!

uyku, katillerin bile çeşmesi;
yorgan, allahsıza kadar sığınak.
teselli pınarı, sabır memesi;
size şerbet, bana kum dolu çanak.

bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
sırrını ararken patlayan gülle?
yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
karınca sarayı, kupkuru kelle…

akrep nokta nokta ruhumu sokmus,
mevsimden mevsime girdim böylece.
gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
fikir çilesinden büyük işkence.

evet, her şey bende bir gizli düğüm;
ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
yetişir çektiğim mesafelerden!

ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
yollar bir yumaktır, uzun ve dolaşık.
her gece rüyamı yazan sihirbaz,
tutuyor önümde bir mavi ışık.

büyücü, büyücü ne bana hıncın?
bu kükürtlü duman, nedir inimde?
camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
bir zehir kıymak gibi, beynimde.

lugat, bir isim ver bana halimden;
herkesin bildiği dilden bir isim!
eski esvaplarım, tutun elimden;
aynalar söyleyin bana, ben kimim?

söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
arzı boynuzunda taşıyan öküz?
belâ mimarının seçtiği arsa;
hayattan mühacir; eşyadan öksüz?

ben ki, toz kanatıi bir kelebeğim,
minicik gövdeme yüklü kafdağı,
bir zerrecigim ki, arş’a gebeyim,
dev sancılarımın budur kaynağı!

ne yalanlarda var, ne hakikatta,
gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
boşuna gezmişim, yok tabiatta,
içimdeki kadar iniş ve çıkış.

gece bir hendeğe düşercesine,
birden kucağına düştüm gerçeğin.
sanki erdim çetin bilmecesine,
hem geçmis zamanın, hem geleceğin.

açıl susam, açıl! açıldı kapı;
atlas sedirinde mavera dede.
yandı sırça saray, ilahi yapı,
binbir avizeyle uçsuz maddede.

atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
içiçe mimari, içiçe benlik;
bildim seni ey rab, bilinmez bilinmez meşhur!

nizam köpürüyor, med vakti deniz;
nizam köpürüyor, ta çenemde su.
suda bir gizli yol, pırılıtılı iz;
suda ezel fikri, ebed duygusu.

kaçır beni ahenk, al beni birlik;
artık barınamam gölge varlıkta.
ver cüceye, onun olsun şairlik,
şimdi gözüm, büyük sanatkarlıkta.

öteler öteler, gayemin malı;
mesafe ekinim, zaman madenim.
gökte saman yolu benim olmalı;
dipsizlik gölünde, inciler benim.

diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
heybem hayat dolu, deste ve yumak.
sen, bütün dalların birleştiği kök;
biricik meselem, sonsuza varmak…
512 syf.
·52 günde
Seneler önce bir büyüğümden okumak için alıp okuyamadan geri verdiğim kitap. (Belki o zamanlar şiirle aram olmadığı içindir) Pişmanım diyemeyeceğim insanın da kitaplardan nasibi var, o nasibin vakti var. O zaman okusaydım anlayamayacaktım belki çoğu şiirini. İyiki diyorum o yüzden,  iyiki şimdi.

Ustadı okumaya "O ve ben" kitabı ile, onu tanıyarak başlamanın iyi olacağını düşünüyorum. Okumadıysanız mutlaka okuyun.-Çöle inen Nur da muhakkak okunmalı. İskender Pala okuyup "Od" ve "Bülbülün kırk şarkısı" okumamak nasıl bir eksiklikse Necip Fazıl okuyup "Çöle inen Nur" u "O ve Ben" i okumamak çok daha ötesi- özellikle şiirleri anlar gibi olmak ve hissedebilmek için. Kendi deyimiyle "Anlamak yok anlar gibi olmak var". Ve gönülden gelen gönüle giriyor. Gönlünüzde hissediyorsunuz anlayamadıklarınızı da.

Burda hatrıma, Tuğrul İnançer'in anlattığı, hocası Muzaffer Olçak'ın yazdığı kitaba Ömer Nasuhi Bilmen'in yaptığı yorumu geliyor. "Kitap yazmışsın, ben bu kitabı okudum, bilmediğim hiçbirşey öğrenmedim. Fakat sen kitabın içine ne koydun da her okuduğumda ağlıyorum" diyor.

Üstad da sadece engin ilmini katmamış ki bu derece etkiliyor hem akli hem kalbi.. Anlar gibi olduklarınıza ayrı, anlayamadıklarınıza ayrı tefekkür ediyorsunuz. Üstada nasip olan imana ilme zekaya ve idrake ayrı bir hayran oluyorsunuz.

Her kitap severin, şiir severin, tasavvuf yolcusunun okuması gereken bir kitap. Okuyun okutturun. Bazen "Ya nasip" deyin rastgele bir sayfa açın okuyun, ve onun gercekten nasibiniz olduguna inanın. Tekrar tekrar okuyun..anlayıncaya kadar okuyun ve düşünün.. Etkilendiklerinizi işaretleyin
 Bir dahaki sefere işaretlemediklerinizi okuyun, çünkü onları anlamamış yada hissedememişsinizdir.
Üstada rahmet, saygı, sevgi ve minnetle..
Ruhuna Fatiha..
512 syf.
·5 günde
12 yaşında 'şair' olmaya karar veren,ne istediğini gerçekten bilen bir insandan bahsediyorum.Varlıklı bir ailede,bir sarayda doğan NFK,30 yaşına kadar gayet hızlı bir yaşam sürmüş.Zeki ve akıllı bir talebe olmasından dolayı Cumhuriyet'in ilk yurtdışı burslu okuyan talebelerindendir.Hani şu Atatürk'ün ''sizleri Avrupa'ya birer kıvılcım olarak gönderiyorum,alevler olarak geri dönmelisiniz'' dediği talebelerden.

Şiirlerinden çok,özel hayatı ve ideolojileri konuşulmuştur.Fransa'da burslu öğrenciyken burs paralarını hızlı gece hayatında yediği için bursu iptal edilmiş.30 yaşına kadar yaşadığı hayatı ve yazdığı şiirleri yok sayıyor.Çile kitabında da zaten 30 yaşından sonra yazdığı bütün şiirleri (eserleri) bulunuyor.Şiirlerinde dini mısralar vasıtası ile bir pişmanlık,adanmışlık,kulluk ve derin bir tevazudan bahsediyor.Şiirlerinin her biri,her bir satırı anlam yüklü,boş diyebileceğiniz hiçbir kelimesi yok.Şiir kitabı okumayı tercih etmem genelde ama NFK'dan bahsediyoruz.Kendince belli bir yaşa kadar yaptığı yanlışlardan geri dönüp,pişmanlıklarını 40 sene boyunca gerek mısralarında gerekse mahkeme zabıtlarında samimiyetle ifade etmiştir.İyi bir katip ve hatiptir.Bir duruşmada kendisinin idamını isteyen savcıya 1 saat boyunca hitap etmiş ve savcının ''üzülme ve sabırlı ol Necip,hak yerini bulacaktır'' telkinini almıştır.Etkileyici.

Gerek özel hayatını gerekse şiirlerini her Türk genci okumalı ve bilmelidir diye düşünüyorum.Hem hayatından hem şiirlerinden alınacak tonla ders olduğu kanaatindeyim.İnsanları sadece ALLAH yargılar.Mekanı cennet olsun.
Yön yön sarılmışım ne yana baksam;
Sarılan olur da saran olmaz mı?
Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam;
Geçipte aynaya soran olmaz mı?

Bir parçacığım ben, bütüne hasret;
Zaman döne dursun, o güne hasret;
Ruhumsa zamanın üstüne hasret;
Ebediyet boyu bir an olmaz mı?
Bütün insanlığı dövsen havanda,
Zerre zerre herkes yine yalınız.
Boşlukta yol alan uçsuz kervanda,
Her şey tek başına, dağ taş ve yıldız.
Rüzgardan açılsa kapım, bir ânda,
Kara haber gelmiş gibi ürkerim.
Sanki gemilerim battı ummanda,
Paramparça oldu gökte ülkerim.

Ne acı kaybetmek için sahiplik!
Ölümlüyü sevmek, ne korkulu iş!
Hayat mı, püf desen kopacak iplik,
Çıkmaz sokaklarda varılmaz gidiş.
Necip Fazıl Kısakürek
Sayfa 298 - Büyük Doğu Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çile
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180127
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Şairliğim on iki yaşımda başladı.
Bahanesi tuhaftır:
Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim... Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter.. Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde.. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp:
- Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!
Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastahane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim:
- Şair olacağım!
Ve oldum.


1925'de "Örümcek Ağı", 1928'de "Kaldırımlar", 1932'de "Ben ve Ötesi", 1953'de "Sonsuzluk Kervanı" ve 1969'da "Şiirlerim" ismiyle yayınlanmış şiir kitaplarının bir çok bakımdan kendini ifadelendiremediğini söyleyen Necip Fazıl Kısakürek'in, 1922'de Yeni Mecmua'da yayınlanmış ilk şiirinden başlayarak bizzat kendisi tarafından süzülen, ayıklanan, düzeltilen ve bir araya getirilen bütün şiirleri…

Ve Poetikası… Bir yanda belli başlı bir sanat anlayışından tüten şiirler, diğer yanda, bu sanat anlayışının tüttürdüğü şiir mefkûresi…

Kitabı okuyanlar 12,5bin okur

  • yakamoz
  • Monna Rosa
  • Elif
  • yusuf1453
  • AA
  • NeyzeN
  • Zeyneb Ceran
  • Metehan
  • Nazife İNAN
  • Burak sönmez

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%8.2
13-17 Yaş
%7.7
18-24 Yaş
%26.1
25-34 Yaş
%30.6
35-44 Yaş
%17.8
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.7
Erkek
%43.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.4 (1.570)
9
%15.9 (517)
8
%10.1 (328)
7
%3.8 (122)
6
%1.4 (44)
5
%1.1 (37)
4
%0.3 (9)
3
%0.1 (2)
2
%0.2 (7)
1
%0.8 (26)

Kitabın sıralamaları