·
Okunma
·
Beğeni
·
48976
Gösterim
Adı:
Çile
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Başkanlığı Yayınları
Baskılar:
Çile
Çile
Çile
Çile
Çile
Çile
Şairliğim on iki yaşımda başladı.
Bahanesi tuhaftır:
Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim... Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter.. Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde.. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp:
- Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!
Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastahane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim:
- Şair olacağım!
Ve oldum.
512 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Çile... Bir şiir kitabı.

Bana şiiri sevdiren bir şiir kitabı..

Ben daha çok Roman sevenlerdenim. Sevenlerdendim.. Taki Necip Fazıl'ı tanıyana dek..

Necip Fazıl ki, kendisini bana zorla tanıttı. Şöyle ki; Yıllar önce 16 yaşlarımdayken (deli dolu zamanlarım) hocamız beni ve bir kaç arkadaşımı iki haftada bir olmak üzere bir toplantıya gönderiyordu daha çok yetişkinlerin olduğu bir toplantı. E insan kendini özel hissediyor tabi ki.. Hem bundan dolayı, hemde anlatıcının akıcılığından dolayı bayılarak dinliyordum.. İşte ilk o vesile oldu. Ama nasıl vesile oldu sormayın gitsin :)

Son zamanlara doğru, bana bakıp sen Necip Fazıl'a dair bir şeyler getir dedi. Getirir misin bile değil. Emir büyük yerden. Ama onun hakkında neredeyse HİÇ birşey bilmiyorum. Arkadaşımı kaptığım gibi kitapçıya gittim. Hatırlıyorum Çöle İnen Nur kitabı çok dikkatimi çekmişti. E en çokta almak istediğim kitabı.. Gözüne çarpan, dikkatini çeken şeyi yapacaksın kardeşim. Yapmazsan böyle olur işte. Ama ben "Çile" yani bu kitabı aldım. Çünkü içinde bir sürü şiir var tabi bir şiir yazsam mükemmel bir çalışma olurdu değil mi :). Aldığım düşünceye bakın. Her neyse, keşke sadece onunla kalsa. Evet gerçekten güzel bir çalışma yapmıştım neredeyse son dakikasında bitirmiştim yine en sona bırakıp. Ah şimdi olsa..

Yazımın güzel olduğunu söylerler, o yüzden mi yoksa Necip Fazıl hakkında kitabın baş kısımlarından alıntı yaptığım ve KARACAAHMET şiirini eklediğim için mi bilmiyorum ama hoca Sare nerede, Sare nerede güzel bir çalışma olmuş diye seslenirken ben ayakkabılarımı giymeye doğru kaçıyordum. Evet haklısınız bende sinirlendim şuan kendime. :)

Ama daha çok sinirlendiğim bir mevzu var. Ben Çile kitabını o kadar kurcaladım ki o zamanlar kendi çapımda postitlere olsun arkadaşlarımın kitaplarına not olarak olsun hep rastgele şiirler seçtim seçtim yazdım. Yavaş yavaş ısınıyordum kitaba, ama bir arkadışımın çok sevdiğini öğrendim ve gönlümden geçerek ona verdim.. Canım kitabım, şuan nasıl da hasretini çekiyorum. Sanki çocuğummuşta, benimle görüşmeden askere gitmiş gibi, bilmiyorum ya da böyle değil. Ama hasret çekiyorum o kesin.

Ben kitabı pdf'den okudum. O kadar zorlandım ki, kitap okumak her şekilde mükemmel ama en zoru pdf. Şimdi anneme imalarda bulunuyorum bana setini alacak inşaAllah, letgodan göz attıklarına baktım gizlice :)

Neyse çok uzattım. Acaba bu satırlara gelen olur mu onu bile bilmiyorum sonuçta bizim millet kitap sayfasında olmasına rağmen incelemeleri alıntıları okumaya üşenen millet :)

Necip Fazıl, neredeyse her şiirinde ölüme değinmek istemiş. Beni, ben olduğum için mi bu kadar etkiledi, yoksa herkesi bu kadar etkiledi mi merak ediyorum. Ben olduğum için'den kasıt, ben arkadaşlarıma ölümü hatırlatıpta artık bi müddet sonra ölüm denildiğin akla ölüm değilde benim geldiğim zamanlarda ölümü hatırlatmak artık vazgeçen bir insanım. Bilinçaltımda yerleştiği için, veya yakın zamanda anannemi kaybettiğim ve şiirleri okurken hep aklıma o geldiği için mi bilmiyorum.

Yeri geldi, (pdf okuduğum için) ışığı kapatıp okuduğum kısımlarda feneri açarak okudum korktuğum için. Cinler dostumdur dediği kısımlardaki şiirlerinin olduğu kısımlarda.

Çok yerinde ziyadesiyle etkilendim. Bazı kısımlar o kadar derin ki, birisine söylüyorum mesela, tam olarak anlamıyor ne demek istediğini. İzah ediyorum, izah ederken daha çok beğeniyorum. Belki anlaşılmaz diye çoğu yeri paylaşacakken vazgeçtim.

Velhasıl, maalesef ki, Necip Fazıl'ın okuduğum ilk kitabı.. Ama siz dua edin. Annem bana güzel bir sürprizle setini alsın :) bütün incelemelerde de beni görün :) Siz edin dua, merak etmeyin diğer incelemelerde bu kadar uzatmam :)

İyi okumalar dilerim herkese.
354 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
**** Spoiler içermeyen ama çok da kişisel bir incelemedir :)****
Ömrüm boyunca elime Necip Fazıl Kısakürek kitabı almadım. Bazı şiirlerini ordan burdan ve dahası sosyal medyadan işitmiştim. Siyasi çizgi ve kişiliğinin çok sert noktaları olduğunu düşünüyordum ve mesafeli duruyordum. Açık konuşmak gerekirse bu kitap kütüphanemde süs biberi gibi duruyordu. Daha da kişisel bir şey söyleyecek olursam ''visal'' kelimesine karşı acayip bir zaafım var. Hani insanın bir kelimeye aşık olabileceği mantığı aklıma yatmış olsa. Ben bu kelimeye aşığım diyebilirdim. Neyse kitabı okurken bazı şiirlerde bu kelime geçtikçe, kalbim de gerçekten tarifini edemeyeceğim bir his belirdi. Bunca şiirin arasında bir tanesi mi manasız olmaz, bir tane '' bu şiir kötüymüş'' diyebileceğim şiir çıkmaz. Kelimeler ile oynamak veya kelime cambazlığı dedikleri bu olsa gerek. Bir de bir şey söyleyeceğim, içimde kalmasın. Herkesin kendi düşüncesidir lakin, bu kitaba 1 puanı reva gören zihniyet siyasi düşünüyor ve fesatlanıyordur. Gitsinler küçük iskender okusunlar onları o paklar çünkü...
512 syf.
·Puan vermedi
Türkçeyi çok iyi kullanmakla beraber, şairliğini beğendiğim, şiirin hakkını veren, bana göre edebiyatımızın en güzide şairlerinden birisi...
*
'Çile' kitabı ise baştan sona bir başyapıt niteliğinde olup , okurken etkilenmemek elde değil.Özellikle belirli konular üzerinde duygusal yoğunluğun yaşandığı bir NFK klasiği diyebiliriz.
*
Kendi sesinden şiirlerini dinlemenizi tavsiye eder, Keyifli okumalar dilerim.
512 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Necip Fazıl Kısaküreğin şiirleri çok güzel oluyo çile kitabını severek okudum çok güzel akıcı şekilde toplamda birkaç gün sürdü ama etkilendim duygulandım bazı sayfalarında konusu herşeyi çok güze ve yazarımızı ayrı seviyorum ben mesala okurken hayal dünyasına dalıp gitmişim mükemmel bir eser gerçekten yazarımız mükemmel anlattım çok güzel şiirler var kafa dinlemek istediğimde açıp okuyorum her zaman da çok güzel kitap yazırınıda seviyorum okumanızı tercih ediyorum ...
512 syf.
·37 günde
Bana şiiri sevdiren adam Necip Fazıl Kısakürek. Bütün şiirlerini topladığı bu kitap, Haşmetli azap dediği fikrin çilesini anlattığı "Çile" şiirinden alıyor ismini. Aslında günümüzde her ne kadar dünyevi bir anlamı olsa da tasavvufi bir kavramdır çile. Tasavvufta, çilehaneye girip kırk gün riyazet yapılır. Zaten çile de dilimize Farsça kırk demek olan "çille" kökünden gelmektedir. İsmet Özel'in Erbain kitabında da böyle birşey vardı anlatmıştım. Erbain de çile çıkarmak demek. Özel'de 40 yaşına kadar olan şiirlerini yazmıştı o kitabında. Necip Fazıl da belki de "Tam otuz yıl saatim islemiş ben durmuşum; Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum..." dizelerinde anlatığı bir değişime selam çakmıştır bu ismi vererek kitabına.

Kitap "Gaiplerden bir ses geldi.." diye başlayıp fikrin sancısını özetlediği Çile şiiriyle başlıyor. Parisdeki yalnızlığını anlattığı Kaldırımlar şiiriyle kaldırımlara düşürüyor insanı. "Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak! " diye uyarıyor bizi sonrada "Ağlayın su yükselsin, belki yükselir gemi" diyerek yolu gösteriyor. "Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! .." diyerek de umut veriyor. Ve bu dizeler gibi daha bir çok dize bir çok şiir. Ve yine bir şiirinde demiştin ki, "Bir gün akşam olur bizde gideriz. Kalır dudaklarda şarkımız bizim" evet kaldı üstad kaldı. Çok hoş bir sada bıraktın.

Biliyorum ideolojik tercihlerin şairlere göre ya da şairlerin ideolojik görüşlere göre benimsendiği bu topraklarda kolay hazmedilemeyecek, herkes tarafından sevilemeyecek bir insan Necip Fazıl. Çünkü şairliğinin yanında "Büyük Doğu" adlı bir doktrin, gelenek oluşturan bir fikir insanı. Fikirlerini, üslubunu nasıl ve ne kadar eleştirirseniz anlarım, düşünce farklılığınızın yanı sıra fikirleri, sivri dili ve taviz vermeyen kavgacı mizacıyla Necip Fazıl'da bunu kabullenen ve göze alan birisi zaten. Amaa Necip Fazıl'ın şairliği tartışmaya kapalıdır. Onun şairliğine laf edecek birisi edebiyattan zerre anlamıyor demektir. Kimse kusura bakmasın. Kendisi gerek şekil gerek üslub ve içerik olarak şiir konusunda bu ülkede 3-5 kişiden biridir. Türkçeyi ve heceyi muazzam kullanan bir şairdir.

Necip Fazıl Kısakürek'in bugüne kadar 40 kitabını okudum. En çok okunan ve baş eserim dediği bu kitabı bu kadar geç okumamın sebebiyse zaten bir çok şiirini biliyor olmam hatta ezberimde olan da 5-10 tane var. Ama yine de daha önce hiç karşılaşmadığım güzel şiirleriyle karşılaştım kitabı okuduğumda.

En güzel şiiri şudur denemeyecek kadar güzel şiirleri olsa da şairin ben kendi beğenime göre bir liste hazırladım. Kitabı okuyamıyorsanız da en azından bu muhteşem şiirlere bir göz atın derim.

20- Tabut #36504076
19- Dağlarda Şarkı Söyle #37107054
18- Ruh #36504008
17- Visal #38053439
16- Aydınlık #37107124
15- Takvimdeki Deniz #38052400
14- Uyumak İstiyorum #38068439
13- Dayan Kalbim #38068685
12- O Erler #38118704
11- Utansın #38119791
10- Şarkımız Bizim #38119707
9- Destan #38119575
8- Şehirlerin Dışından #37107032
7- Çile #36460443
6- Kaldırımlar #36791277
5- Karacaahmet #36793429
4- Canım İstanbul #36792609
3- Beklenen #37107093
2- Zindandan Mehmede Mektup #38119832
1- Sakarya Türküsü #38119311
512 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
12 yaşında 'şair' olmaya karar veren,ne istediğini gerçekten bilen bir insandan bahsediyorum.Varlıklı bir ailede,bir sarayda doğan NFK,30 yaşına kadar gayet hızlı bir yaşam sürmüş.Zeki ve akıllı bir talebe olmasından dolayı Cumhuriyet'in ilk yurtdışı burslu okuyan talebelerindendir.Hani şu Atatürk'ün ''sizleri Avrupa'ya birer kıvılcım olarak gönderiyorum,alevler olarak geri dönmelisiniz'' dediği talebelerden.

Şiirlerinden çok,özel hayatı ve ideolojileri konuşulmuştur.Fransa'da burslu öğrenciyken burs paralarını hızlı gece hayatında yediği için bursu iptal edilmiş.30 yaşına kadar yaşadığı hayatı ve yazdığı şiirleri yok sayıyor.Çile kitabında da zaten 30 yaşından sonra yazdığı bütün şiirleri (eserleri) bulunuyor.Şiirlerinde dini mısralar vasıtası ile bir pişmanlık,adanmışlık,kulluk ve derin bir tevazudan bahsediyor.Şiirlerinin her biri,her bir satırı anlam yüklü,boş diyebileceğiniz hiçbir kelimesi yok.Şiir kitabı okumayı tercih etmem genelde ama NFK'dan bahsediyoruz.Kendince belli bir yaşa kadar yaptığı yanlışlardan geri dönüp,pişmanlıklarını 40 sene boyunca gerek mısralarında gerekse mahkeme zabıtlarında samimiyetle ifade etmiştir.İyi bir katip ve hatiptir.Bir duruşmada kendisinin idamını isteyen savcıya 1 saat boyunca hitap etmiş ve savcının ''üzülme ve sabırlı ol Necip,hak yerini bulacaktır'' telkinini almıştır.Etkileyici.

Gerek özel hayatını gerekse şiirlerini her Türk genci okumalı ve bilmelidir diye düşünüyorum.Hem hayatından hem şiirlerinden alınacak tonla ders olduğu kanaatindeyim.İnsanları sadece ALLAH yargılar.Mekanı cennet olsun.
512 syf.
"Çile"yi anlatmaya nasıl bir cümle ile başlayacağımın kararsızlığını yaşadım. 'Gaiblerden bir ses gelse' de, o sesin kılavuzluğuyla mı yazsam dedim. Sonra düşündüm ki, 'gaiblerden bir sesin gelmesi' ister gerçek, ister mecazi, isterse ki, üslubun kazandırdığı anlam bakımından olsun, ne demek olabilir acaba? İlk mısranın hissettirdiği çileye bakınız! Bu kitaba başka hangi isim bu kadar güzel (uygun) yakışabilirdi!?

"Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!"

Yaşım 18... Beni benden alan iki misracık... Bu iki mısrayla şiirin tamamına ve dolayısıyla onun yazarına kapı açışım...

Elimde, sükutun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
Nemli gözlerime dalıver gitsin!

... ... ...

Sonra divan edebiyatı, tasavvuf, altın halka, Abdülhakim Arvasi.... Artık, Necip Fazıl'a farklı bakış, farklı dönüş... "Çile" devleşiyor gözümde...

İnanır mısınız, "Çile"yi defalarca okudum. Doyamadım. Doyamıyorum.. Her okuduğumda o derinliğine hayran kalıyorum ya..! Bağırırım, kısa özet geçerim: ÜSTAD!

NFK bu şiir kitabıyla, hiç şüphesiz, benim şiir listemde bir numaradır. Öylesine bir kritere sahiptir ki, onu bir numaraya koyamamak, onun çilesine, ruhuna erişememek demektir. Henüz "altın halka"dan haberimiz yoktur ya da varsa da önemini anlamamışızdır demektir. Evet, "Çile" dolayısız, birbaşa "altın halka"ya (silsileyi aliye/altın silsile) teması olan bildiğim tek şiir kitabıdır. Diğer önemli krtiterler (sebepler) anlam derinliği ve üslubudur.

Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
Benliğim bir kazan ve aklım kelepçe.
Deliler köyünden bir menzil aşkın,
Her fikir içimde bir çift kelepçe.

Al sana üslup; al sana deliler köyü, kazan, kepçe, kelepçe.. Al sana dörtlük, al sana derinlik!

Ateşi bol olsun diyenler, siz, ismini yazacağım şu şiirleri hakikaten okudunuz mu ve hakikaten vicdanınızın ayarlarıyla oynanmadığından emin misiniz?!

Kaldırımlar
Sakarya Türküsü
Aynalar
Veda
Zindandan Mehmed'e Mektup
Anneciğim
Canım İstanbul
Ben
ve tabii ki
Çile

Bunlar sadece bir kaç tanesi. Hele ki, beyitler (ikilikler) yok mu, genişletirsen roman'a denk.

Şiirin izah edilmesinin taraftarı değilimdir. Fakat, "Çile"deki derinliğe inmek için inadına bir kaç şiiri örnek olarak incelemek istiyorum.

İlk şiirin ilk mısralarından başlıyorum:

"Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!"

'Gâib' kelimesinin bir kaç manası vardır. Burada, akılla, idrakle, hayalle, hesap ve tecrübeyle anlaşılamayan, bilinmez anlamındaki 'gâib' kastedilmiştir. İkinci mısrada 'boşluk' kavramı vardır. Boşluk "var"ın olmadığı yer... Toz taneciği bile varsa orası boşluk olamaz. Bu mısradaki boşluk bu anlamdadır. İşte bu yüzden 'ses'i sadece gâiblerden getirmeliyiz. Var'la (var olduğunu bildiğimiz her hangi bir şeyden) ilgili hiçbir şeyi boşluğa getiremeyiz, boşluk olmaktan çıkar. Salt boşluk'u "ense kökünde gezdirmek" için, "ses" ancak "gâiblerden" gelmek zorundadır, keyfi seçilmiş değildir. İlk iki mısra hayret için bana yetti. Daha derinini gidin arayın, ben bulamam! Devam etmek istemiyorum. Çünkü, anlayan anlıyordur veya anlama gayretindedir; anlamayana ne kadar yazsam, açıklasam da boşuna.

Spoiler uyarısı bırakıp da bir iki mısra daha irdeleyeyim:

"Ben, kimsesiz seyyahı, meçhûller caddesinin;
Ben, yankısından kaçan çocuk, kendi sesinin."

Kimsesiz seyyah olmak için gezegenimizde veya evrende tek başına olduğumuzu düşünelim. Ben, benim dışımda kalan herşeyle yüz yüze... Gittiyim, baktığım her yön "meçhuller caddesi"... Böyle bir durumda sesinin yankısı bile meçhul, ürkersin, "çoçuk" gibi "kaçarsın"...

Ve benim favori iki mısram:

İnsan, bir mes'ut zâlim, insan mağrur bir cahil;
Tekne kırık, su azgın ve kayıplarda sahil...

Bu ise destandır benim için; insanı özetleyen..

Bu yaptığım çirkin bir iştir. Emeğe, gönül vermişliğe saygısızlıktır. Fakat, sözümün de yerde kalmasını istemedim.
Bu sebepten bir kaç mısrayı yarım yamalak irdeleme çabası göstermiş oldum.

"Çile" benim çilemdir!
Soyut ve insanın evrendeki yerini araştıran madde ve ruh problemlerini iç aleminin gizli duygularını dile getiren sağlam dinç ve oturmuş bir dil. Bütün şiirlerini topladığı kitap “çile”..
Fazla söze gerek yok sanırım Türk edebiyatının yapı taşı Necip Fazıl’ın başucu olacak kitabı.
512 syf.
·Beğendi·10/10
Okurken düşündüren, düşündürttükçe de bazı şeylerin daha fazla anlam kazanmasını sağlamakla birlikte bazı şeyleri de sorgulatan bir yanı var bu kitabın, yani Necip Fazılın... "Çile"yi okuduktan sonra daha iyi anladım neden kitaba bu ismin verildiğini... Aslında yaşanan ne kadar çok çile varmış, bunu Necip Fazılın kaleminden dökülenlerle insan daha iyi anlıyor. İnsani değerlerimiz, ahlaki değerlerimiz, imanımız, vatan ve millet sevgimiz vs vs...hepsine dair çileler ve sorgulayacağımız şeylerle dolu "Çile".

Kitabı okumaya başladığım ilk gün bir çırpıda kitabın yarısını okumuş ve sonrasında da bu kadar hızlı okumuş olmaktan pişmanlık duyup geri kalan yarısını yavaş yavaş okumaya karar vermiştim, öyle de oldu :) "Çile"yi yavaş ve sindire sindire okumak gerek, böylelikle kitabın verdiği duyguyu ve lezzeti insan daha iyi hissedebiliyor. Bunun yanı sıra kitabın içeriği hakkında uzun uzun düşünme şansı da daha iyi bulunuyor.. Tavsiyem o ki "Çile"yi okumayı düşünüyorsanız bunu en azından bir kaç haftaya yayarak yapın. Ve her ne kadar bir şiir kitabı olarak bilinsede, "Çile" benim gözümde daha fazlası oldu..

İlgilenen herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap.. Herkese keyifli okumalar..
512 syf.
·2 günde·10/10
Daha önce hiçbir şiir kitabına inceleme yapmamıştım, bu ilk olacak. Aslına bakarsanız, Necip Fazıl Kısakürek'in kitabına inceleme yapacak kadar şiir bilgim ve tecrübem yok. Fakat şunu açık yüreklilikle belirtmeliyim ki şuana kadar okuduğum 13 şiir kitabı içerisinden en beğendiğim kitap "Çile" oldu ve bunu bir inceleme ile taçlandırmak istedim.
Necip Fazıl, Cumhuriyet döneminde "Sultanü ş-şuara" unvanı almış sanatçıdır. Bunu şiirlerinde de görebiliyoruz zaten. Kitabımızın içeriğine gelecek olursak, bireyi ve toplumu sorgulayıcı bir söylemi var. Sağlam bir tekniği olduğunu duymuştum, okuyunca da bunu çok rahat fark ettim. Temiz, etkili hatta çok etkili ve özgün bir dili olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Kitabı çok beğendim ben. Şairin, tek bir dizesinde bile o kadar derin anlamlar yatıyor ki bu da bize doldurma şiirler yazmadığının bir göstergesi oluyor. Öyle dizeler var ki, insan şöyle bir durup düşünmeden edemiyor. Beğenerek ve bitmesine üzülerek okudum kitabımızı ve tabi ki size de okumanızı tavsiye ederim.

Not: Sizin de beğenerek okuduğunuz şiir kitabı önerileriniz varsa alabilirim.
Gençlik... Gelip geçti... Bir günlük süstü;
Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.
Eser darmadağın, emek yüzüstü;
Toplayın eşyamı, işim acele!
BEKLENEN

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

(1937)
Necip Fazıl Kısakürek
Sayfa 198 - Büyük Doğu Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çile
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Başkanlığı Yayınları
Baskılar:
Çile
Çile
Çile
Çile
Çile
Çile
Şairliğim on iki yaşımda başladı.
Bahanesi tuhaftır:
Annem hastahanedeydi. Ziyaretine gitmiştim... Beyaz yatak örtüsünde, siyah kaplı, küçük ve eski bir defter.. Bitişikte yatan veremli genç kızın şiirleri varmış defterde.. Haberi veren annem, bir an gözlerimin içini tarayıp:
- Senin dedi; şair olmanı ne kadar isterdim!
Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetimin ta kendisi... Gözlerim, hastahane odasının penceresinde, savrulan kar ve uluyan rüzgara karşı, içimden kararımı verdim:
- Şair olacağım!
Ve oldum.

Kitabı okuyanlar 8.586 okur

  • Osman ÖZTÜRK
  • Merve Safa
  • Hüseyin KARAASLAN
  • Ekrem Toprak
  • Penaber Pepule
  • Cennet
  • Bayram Tosun
  • Kaf Dağı Yolcusu
  • Naim
  • Osman BEYOĞLU

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.1 (116)
9
%1 (24)
8
%0.8 (18)
7
%0.4 (9)
6
%0.1 (3)
5
%0 (1)
4
%0
3
%0 (1)
2
%0
1
%0 (1)

Kitabın sıralamaları