Şiirini, davası ve dini için bir muharebe silahı olarak gören ve buna 'Aşk' boyasını döken 'Şair' üzerine konuşmak zordur ve ondan nasib almak da kısmet işidir zannımca...
Zihin ve ruh dünyasını, Aliya'nın "..vahye en yakın ifade biçimi" olarak tanımladığı şiirle ifade eden şair, bir neslin umut ve ideallerine güçlü bir ses olmuş, dönemin şartları içinde heyecanlı dimağlara ümit, mativasyon, cesaret ve rehberlik gibi ulvi bir çaba gütmüştür. İçindeki koru yüce bir alev ile harmanlamaya ahd eden bir şairi ifadeye yeltendiğimiz bahislerin ağırlığından hareketle eser üzerinde konuşmak daha isabetli gelir bizce...
Kitap, evvela "niçin şiir?" sorusuyla şairin kendi şiir hikayesini izah etmesiyle başlamakta ve şairin, şiire yüklediği manayı, şiirin de şairde ulaştığı hali anlatarak okuyucunun anlam serüvenine klavuzluk etmektedir.
Bununla birlikte Şiirlerin konulara göre bablara ayrılması ve şiirlerin doğum tarihlerinin de verilmesi, hem şairin zihinsel ve ruhsal evrelerini farkedilmesine hem sanatsal anlamda onun çıraklıktan ustalığa yükselişini görmeye güzel bir olanak sağlamaktadır. Ayrıca kitabın aşamalı bu tasnifi, şairin mana ve uyakta gittikçe artan zengilik ve derinliğini gözler önüne de sermektedir. Özellikle konu ayrımının yapılması, yazarın daha çok odaklandığı ve daha güçlü yoğunlaştığı alanlar hakkında ipuçları vermektedir.
Bu çerçevede kitap, soğuk ve sert bir o kadar da hareketli olaylar döneminin şair üzerinde derin etkiler bıraktığı ve kalem sahibinin bunlardan nasıl beslendiğini oldukça açık bir şekilde farkettirmektedir. İfade etmeye yeltendiğimiz bağlam dahilinde duygusu ve fikriyle esere 'Çile' isminin layık görülmesi, onun muhteva ve mahiyetine sahih ve sarih olarak güçlü bir isabet olmuştur.