Nuri Pakdil

Nuri Pakdil

YazarÇevirmen
8.6/10
823 Kişi
·
3.226
Okunma
·
1.361
Beğeni
·
42274
Gösterim
Adı:
Nuri Pakdil
Unvan:
Türk yazar, şair, düşünür
Doğum:
Kahramanmaraş, Türkiye, 1934
Ölüm:
Ankara, Türkiye, 18 Ekim 2019
1934 Maraş doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. İlk çalışmalarını, şiir ve deneme türlerinde Maraş'ta, Demokrasiye Hizmet gazetesinde yayımladı. Lisedeyken Hamle adında bir dergi çıkardı (1954/55). İstanbul'da bir haftalık dergide sanat sayfaları düzenledi (1964). Edebiyat dergisini (Şubat 1969) ve Edebiyat Dergisi Yayınları'nı (1972) kurdu. Nuri Pakdil'in ve Edebiyat Dergisi Yayınları'nın ilk kitabı Batı Notları'dır. Edebiyat Dergisi, kimi aralıklarla uzun yıllar sürdürdüğü yayınına, Aralık 1984'te ara verdi. Edebiyat Dergisi Yayınları, 1972-1984 yılları arasında, 18'i Nuri Pakdil imzasını taşıyan, 45 kitap yayımladı.

Nuri Pakdil, 28 Şubat 1997 tarihinde Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan yeniden kitap yayımlamaya başladı. Sitemizin güncellendiği tarihe kadar, daha önce yayımlanan 5 kitabın yeniden çalışılmış basımı ve 12 yeni kitabın ilk basımları yapıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldü. Kasım 2014'te Necip Fazıl Saygı Ödülü'nün ilkini aldı. Aynı yıl yaptığı bir açıklamada "muhafazakar değilim devrimciyim" ifadesini kullanarak sağcı veya solcu olmadığını belirtip "İslamcı" olduğunu niteledi. "Özgürlükçü, emekten yana olan dinden yanayım." şeklinde ifadeleri de mevcuttur. Pakdil, marksizme ve komünizme yakınlık hissetmediğini fakat ilgiyle izlediğini de açıkladı.

Yazarlığı boyunca 16 müstear isim kullanan Nuri Pakdil'in en çok tercih ettiği ise "Ebubekir Sonumut" olmuştur.

85 yaşında üst solunum yolları enfeksiyonu nedeni ile tedavi gördüğü Ankara Şehir Hastanesi'nde vefat etti.

Kitapları
Harikalar Tablosu / Prevert, Oyun/Çeviri, Temmuz 1974.
Ay Operası / Prevert, Şiir/Çeviri, Nisan 1975.
Biat II, Deneme, Ocak 1977.
Bağlanma, Deneme, Şubat 1979.
Bir Yazarın Notları II, Deneme, Aralık 1980.
Put Yapımevleri, Oyun, Nisan 1980.
Biat III, Deneme, Nisan 1981.
Anneler ve Kudüsler (Şiir)
Bir Yazarın Notları III, Deneme, Mayıs 1981.
Kasırganın Çatırtıları / Guillevic, Şiir/Çeviri, Mayıs 1981.
Bir Yazarın Notları IV, Deneme, Eylül 1982.
Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş, Oyun, Haziran 1982.
Edebiyat Kulesi, Deneme, Şubat 1984.
Sükût Sûretinde, Şiir, Şubat 1997.
Derviş Hüneri, Deneme, Mart 1997.
Batı Notları, Gezi-İzlenim, Mart 1997.
Arap Saati, Deneme, Mayıs 1997.
Umut, Oyun, Haziran 1997.
Ahid Kulesi, Şiir, Haziran 1997.
Korku, Oyun, Ağustos 1997.
Klas Duruş, Deneme, Ekim 1997.
Arap Şiiri (Güldeste) I, Şiir/Çeviri, Haziran 1998.
Arap Şiiri (Güldeste) II, Şiir/Çeviri, Haziran 1998.
Kalem Kalesi, Deneme, Ekim 1998.
Bir Yazarın Notları I, Deneme, Mart 1999.
Osmanlı Simitçiler Kasîdesi, Şiir, Temmuz 1999.
Otel Gören Defterler 1: Çarpışan Sesler, Deneme, Aralık 1999.
Otel Gören Defterler 2: Yazının Epik Resmi Çekildiği Sırada, Deneme, Mayıs 2000.
Otel Gören Defterler 3: Büyük Sorgu, Deneme, Kasım 2001.
Otel Gören Defterler 4: Simsiyah, Deneme, Nisan 2002.
Otel Gören Defterler 5: Ateş Hattında Harf Müfrezeleri, Deneme, Ocak 2003.
Otel Gören Defterler 6: Yazmak Bir Mûcize, Deneme, Haziran 2005.
"Niçin, yalnızca dar alanlarda başkaldırıp duruyoruz?"
Nuri Pakdil
Sayfa 29 - Edebiyat Dergisi Yayınları
"Yargılıyız acı çekmeye. Acının her şeye egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz : en çok insan öldürülen bir çağ çünkü bu."
Nuri Pakdil
Sayfa 41 - Edebiyat Dergisi Yayınları
”Biz, yitire yitire kazandık kendimizi.”

İstanbul'a veda etmenin derin hüznü 'Derviş Hüneri'. Pakdil trende giderken, el sallıyor gibi Sirkeci, Bostancı, Süleymaniye, Üsküdar… Dile gelmiş perde, kitap kolileri ve apartman dairesi. Sessizliğin iç çekişleri eşlik ediyor ustaya. Ve bu hüznü anlatan bir cümle : "Gözyaşımı koyacak yer olmayınca çıkarmadım artık..."

'Derviş Hüneri', Nuri Pakdil'in hüner isteyen bir yaşama biçimini örnekleyen, günce türünde yazdığı bir eser. Derviş Hüneri'nde, yaşama çabası içinde olan bir insanın günlüğü sunulmaktadır. 'Çelik Adam' karakteri güncenin kahramanıdır yazarın ifadesiyle. Nuri Pakdil'e göre, "hayatı tatlılaştıran, acı dersleridir" ve dervişçe bir terbiyeden geçmelidir insan. 'Derviş Hüneri', Nuri Pakdil'in 'Edebiyat Kulesi' adlı kitabının kronolojik olarak devamını oluşturuyor. Nuri Pakdil günlüklerinde, bir sanatçı, bir yazar olarak, inancımıza ve medeniyetimize ve elbet bunların her cinsten düşmanlarına karşı sürekli bir duyarlılık ve bilinçlilik durumu içinde olunması gereğini vurguluyor.
140 syf.
·1 günde·8/10
Kudüs aşığı şairimiz Nuri Pakdil...

Şiirlerinde ve hayatında sürekli iki metafordur "Anne Ve Kudüs."

Büyük Şair ve Fikir adamı Nuri Pakdil’i okumadan ve hayatını araştırmadan önce bende sürekli bu ikisine neden bu kadar bağlandığını anlamamıştım. Anne ve Kudüs ilişkisini harika dizelerle bize sunardı Pakdil. Örneğin “Anne ol” derdi. “Çünkü anne bir çocuktan bir Kudüs yapar.” Anne? Kudüs? Annenin Kudüs yapması? Uzun uzun düşünmek gerekirdi aslında…

Birileri sağ olsun bizim yerimize sormuşlar Şairimize şöyle cevap vermiş bir söyleşide bu soruya:
"Bir gün anam radyoda, Müslümanların Kudüs'e alınmadığını dinlemiş. Kalkmış, iki rekât namaz kılayım, gözü yaşlı Kudüs için dua edeyim demiş. Sonra tam secdedeyken bir hal gelmiş. KUDÜS ANADIR… KUDÜS ANADIR... diye bir ses işitmiş, sonra korkmuş tabii, gitmiş hemen Mehmet Efendi Hazretlerine anlatmış. Mehmet Efendi Hazretleri, doğrudur, demiş, KUDÜS ANADIR, göklerin övüncüdür Kudüs. Anne sevgisi her türlü sevginin üstünde gelir, her tecrübeyi şekillendirir. Onun kokusu ve varlığıyla can bulur her insan... O, erkekten üst bir makamdır. O yüzden de Kudüs anadır, en önde o gelir, demiş. İşte bu yüzden de benim anacığım, benim annem Kudüs'tür derdi. Bana da sadece kendisinden başka, Kudüs'e ana dememe izin verirdi. Kudüs'ün ve Filistin'in acısını sadece analar yakinen anlayabilir..."

Kudüs'ün ve Filistin'in acısı aslında İslam dünyasının acısıdır.
Çünkü İslam toplumu bozulmaya başladıkça İslam Toplumları geriye gittikçe Kudüs esir düşmüştür. Tembellik, bıkkınlık, kötü hasletler İslam Toplumuna musallat olduğu günden beri acı çekmeye başlamıştık. Hem biz hem de yeryüzünün tüm mazlumları…

Ama onlar içinde en Mazlum olanı en çok ağlayanı değil miydi Kudüs..?

O zaman Kudüs değil midir, kendimize gelmemiz gerektiğini haykıran..?

Aslında Kudüs o halde esirken, İslam Dünyası değil midir esir olan..?

İslam’ın o pak nesli değil miydi? Kudüs’ü ayakta tutan. Sarı Kubbeli Sevgiliyi ayakta tutan.

O İslam’ın ilk nesli değil miydi Ona yönelen… Kudüs aslında İslam’ın o azizi nesli değil miydi?

Bir anne olmak ve Kudüs doğurmak…

İslam'ın ilk ve o pak neslini yeniden yeryüzüne getirmek..

Bunun için ne yapmak gerekir..?

Cevap veriyor büyük usta Pakdil: “Kalk ayaklarına Kudüs gücü gelsin…”
107 syf.
·3 günde·8/10
Batı notları kitabı Nuri Pakdil’in Paris, Brüksel ve Roma’ya yaptığı gezinin notlarını içeriyor. Her ne kadar kitap tanıtımında bu şekilde söz edilse bile kitap bir günlük ya da gezi yazısı olmanın çok daha ötesinde bir muhtevaya sahip. Yazar Paris ‘teki izlenimlerinden yola çıkarak Doğu- Batı sentezini çok güzel bir şekilde irdeleyip yıllardır yaptığımız yanlışlara değinmiş. Bunları bazen başlıktaki gibi bir güvercin ve köpek üzerinden anlatmaya çalışmış. Doğunun sembolünü güvercin alan yazarımız Batı’nın sembolünü ise köpek olarak almıştır. En çok eleştirdiği konu ise Tazimat döneminden beri başlayan Batı hayranlığı. Bu konuda söylenmesi gerekenleri çok duru bir şekilde ifade etmiş yazarımız. Özelikle bu konuda fikir sahibi olmak isteyen arkadaşlara tavsiye ederim.

Nuri Pakdil’i tanımak isteyen ve düşüncelerine vakıf olmak isteyen okurlarımız için çok iyi bir fırsat “Batı Notları”.

Öte yandan yazarın harika bir üslubu var. Kitabı okumaya başlıyorsunuz. Nasıl bittiğinin farkına bile varmıyorsunuz. Bence kitabın en başarılı noktası da burası olmuş. Kitaba başlar başlamaz bir dostunuzla muhabbet etmeye başlıyor izlenime kapılıyorsunuz. Daha dostunuzla muhabbet devam ederken kitabın bittiğinin farkına varıp üzülüyorsunuz.
112 syf.
Sade diliyle kendi iç dünyasını, arkadaş çevresi ile çıkarılan derginin günlerini anlatmış nacizane kalemiyle Pakdil.

Sağlam duruşu ve kalemiyle bilinen yazarımızın bir solukta okunabilecek bir eseri.
Bir baş ucu kitabı olma niteliği de var.

Evet dili sade ama gördüğüm kadarıyla Pakdil vurgu adamı ve kelimelerin gücünü çok güzel kullanmış.Fikirlerini dans ettirmiş.Ve çoğu yerlerinde sizi sarsmayı başarıyor.
Okurken kendinizi vererek okumanız gerekiyor beni savurgan bir biçimde degilde kavraya kavraya oku diyor.

Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim efendim selametle ^-^
140 syf.
·15 günde·9/10
Etkinliği düzenlendiği için Ahizer'e teşekkürlerimi sunarım.
#31574561

Yedi güzel adamı biraz geç tanımış olsamda şuan kitaplarını elimden düşürmüyorum diyebilirim.Sadece kitaplarla da kalmıyor iş canım sıkılınca, bir işle meşgulken açıyorum şiirlerini bir Erdem Bayazıt bir Cahit Zarifoğlu dinliyorum.Aslında biraz da Yedi güzel adam dizisinin etkisi var sanırım izlerken sonrasında kitaplarını okuması ayrı lezzetli oluyor.Çok uzatmadan biraz kitaptan bahsetmek istiyorum.

Bu kitapta Nuri Pakdil in seslenişi var size.Özgürce, içten,yürekten..

Ben Kudüs'ü kol saati gibi taşıyorum" diyor Nuri Pakdil.Nasıl güzel bir sahiplenmedir bu.Sahi hangimiz kol saati gibi taşıyabilir Kudüs'ü?

Gel anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar.

Onun için Kudüs anne dir anne Kudüs'tür.İkisini birbirinden ayırmaz ve bir bütüne sığdırır Nuri Pakdil.Şiirlerinin deryasına kapılıp gidersiniz,özğürlüğü seslenişi hissedersiniz.Sanatın tüm inceliklerini ve şiire kucaklamayı anlatan Anneler ve Kudüs'ler okunması gereken çok güzel bir kitaptır.Bence Nuri Pakdil hep okunmalı kendine ait uslubu ile sizi kendine çekiyor diyebilirim.

Ve
"Yürü kardeşim ayağına bir Kudüs gücü gelsin."

Benim için kitabın nokta atışı cümlesi diyebilirim.Kitabı biraz da okumama vesile olan cümle.Hiç bişey dokunmasa bile bu cümle dokunuyor bam teline.
Bence sizde kısa zamanda okuyun hem bu kitabı hem de Nuri Pakdil'i.
Keyifli okumalar..
84 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Üstad Nuri Pakdil'in Fethi Gemuhluoğlu'nun anısına yazdığı şahane eser. Okudukça Fethi Hoca ile Nuri ağabeyin dostluğuna hayran olmamak mümkün değil. Görmeden sevdim Fethi Gemuhluoğlu'nu. Kitaplar adanabiliyormuş bir insana. Kitaplar yazılıyormuş muhteşem dostluğa.
Kitabın ana temeli peygamber eksenli bir dostluk çizgisi ve bağlanma konusu üzerine kurulmuş. Zira çağımızın en büyük problemi bağlanacak eylem ve dostluk bulamamak.
Bağlanmak, insan olmak demektir.

Kitapta beğenmediğim tek bir yer bile yoktu. Bayağı altı çizili cümleler oluştu :) Geçenler de Nuri Pakdil üstadı ziyarete gittim Anneler ve Kudüsler kitabını da çok beğenmişim kendisine imzalatmak için verdiğimde kitaba yapıştırdığım ayraçları çıkardı attı :) hoşlanmıyormuş kitabının çizilmesinden birseyler yapıştırılmasından bu kitabımı da görmemeli :) Nuri Pakdil üstadımı her haliyle seviyorum, canımız kanımız, hepimizin ağabeyi. Var olsun, selamlar olsun direniş şairine.
61 syf.
·3 günde
İlk defa tiyatro okudum. Nedendir bilmem ama tiyatro okumaya hep önyargılı davranmışımdır. Simdi ise ne kadar yanlış davrandığımın farkına vardım. Nuri Pakdil yine kendine özgü, gayet anlaşılır diliyle yazmış kitabını. Nuri Pakdil okumaya doyamıyorum öyle akıcı öyle bağlayıcı ki. Kitapta insanlara çok önemli mesajlar veriyor. Şeytan ve insan arasındaki ilişkiyi 3. kişi dilinden anlatmış. İnsanda okurken çok kez farkındalık oluşturuyor, kendi kendine sorması gereken soruları soruyor. Daha da çok Pakdil okumalısın diyor yani :)
84 syf.
·2 günde
Bismî hû.

Nereden, nasıl başlasam bilemedim.
Ne hoş, ne rayihalı kitaptı. Fethi Ağabey deyince zaten akan sular duruyor bende, şöyle bir giriş yapmış Nuri Pakdil; Fethi Gemuhluoğlu’nun anısına, “bitimsiz saygıyla”...
Çok hoşuma gitti bu ifade... Fethi Ağabey’e bitimsiz saygı yaraşır elbet...

Ne çok isterdim, onunla tanışmayı. Buluşmamız ahirete kaldı, hatıralarıyla kendimizi oyalıyoruz... Efendimize (sav) öyle bir bağlılığı varmış ki, aman Yarabbi, “Peygamber anlamıdır insanın,”diyor bir yerde... Hakikaten öyle özümsemiş, öyle muhabbetli sevmiş ki, Efendimizin (sav) güzellikleri ona da sirayet etmiş...

Özlüyorum Fethi Ağabey’i... Nuri Pakdil anlattıkça daha çok özlüyorum... İstanbul’da yürüdüğü yollar, ah bir de ben yürüyeceğim ardından, Fethi Ağabey’imi düşünerek...

Gene diyeceğim öyle sevmiş ki Peygamberi (sav), onu sevdikçe insanı da sevmiş... “İnsan sevgisi Peygamber (sav) sevgisiyle başlar diyor,”
İnsan için çabalamış. Çağdaş insanı düştüğü yalnızlıktan kurtarmaya çok uğraşmış, sessiz sedasız... İstemiş ki insanın içinde gene çiçekler açsın... Köhneleşmekten bunca makineleşmekten kurtulsun...
Hele ki çocuklara büyük saygı duyarmış ağabey... Çocuklar ki geleceğin kurtarıcıları...
En çok da sanata, sanatçıya önem verirmiş... Sesimizi en çok da onların duyurması gerektiğini söylermiş hep... Din,dil,ırk ayırmaksızın dünya mazlumlarını hiç unutmamış... Aynı Peygamberim (sav) gibi... O yüzden ki dil öğrenmeyi de çok önemsermiş... Bütün kitabı anlatıp da o güzelim büyüyü bozmak da istemiyorum... Burada durmalıyım... Amma çok şey öğreneceksiniz Fethi Ağabey’den...

Diyor ya Necip Fazıl üstad;
“Kendisine hiçbir tecelli zemini aramayan bir tevekkül zarfına bürülü, sessiz ve sedasız, ortada görünenlere su taşıyıcı, fikir sakası Fethi Gemuhluoğlu…”
Var mı bundan âlâ tarif...

Huzur içinde uyusun. Çok sevdiği Efendimize (sav) komşu olsun, inşallah...
Okuyun, okutturun...
134 syf.
Ne güzeldin sen öyle. Elime alır almaz ilerde yazmak istediğim seri diye düşündüm ve şükür ki beni pişman etmedi. Nuri Pakdil okuyun ve okutun arkadaşlar ; zira inceliklerin adamı, dava adamı bu yazar. Kitapta başkasıyla konuşur gibi kendisiyle konuşmasına imrendim nasıl imrendim bir bilseniz, kendini tanıyışına, eleştirmesine, en önemlisi de sorduğu sorulara. O soruları okuduğumda "insanın zekası verdiği cevaptan değil sorduğu sorudan belli olur" lafını anımsadım. Ve şöyle demekten kendimi alamadım " Bazı yazarlar iyi ki varlar!"
104 syf.
·3 günde·Puan vermedi
BİR DEVRİMCİNİN HİKAYESİ

İncelememe Sevgili Nuri Pakdil 'i anlatarak başlamak istiyorum.

Müslüman devrimci kimliğiyle tanınan Nuri Pakdil, Eserlerinde direnişin önemine sürekli vurgu yapar. Müslümanın bir duruşa sahip olması gerektiğini söyler.
Nasıl bir duruş?
-Devrimci duruşu
Müslüman duruşu
İnsan duruşu.
____________________

Nuri Pakdil'de üslûp, duruş ve tavır çok önemlidir.

İnanç ve eylem adamıdır. Hayatını bu minval üzere devam ettirmiş.

Bir edebiyat dergisinde Üstad söyle anlatılır:
Nuri Pakdil’i anlatmak “Gece, Kudüs ve Yalnızlık” kelimelerini teker teker şerh etmekle eş değerdir. Gece, onun için otel odalarında, duvarına astığı Kudüs resmine bakarak geçirdiği muhteşem yalnızlıkların daktilo tuşlarının sesiyle anlam bulmasıdır. Çocukluğunda üzerinde uyuyakaldığı atlaslarda, zihnine kazıdığı coğrafyanın yalnızlığını paylaşır.

Erdem Beyazıt'ın da dediği gibi
"Sevdi mi tam sever, koptu mu tam kopar."
Kendisi de öyle diyordu ya "Ben bir şeyi hiç mi hiç az sevmedim, hep çok sevdim."
_________________

YAZMAK İBADET ONUN İÇİN

“Nuri Pakdil, yazma işini olağanüstü bir biçimde ciddiye alır ve kutsal bir görev bilinciyle yerine getirir bu eylemi. Onun için masasına oturmadan önce, günlük tıraşını olur, özel bir toplantıya katılacakmışçasına titizce giyinir ve öylece oturur çalışma masasına. ”Bir Yazarın Notları kitabında da Pakdil şöyle ifade eder bu konudaki tavır ve tutumunu: “Ev giysisiyle oturamam masaya; hemen dışarı çıkacakmışım gibi giyinirim. Çalışamıyorum böyle yapmadım mı; denedim. Tıraş da olurum. Kendinize bir çekidüzen verdiniz mi, büyüyor yazı yazmanın sorumluluğu; bir bakıma, daha ciddi bulmaya başlıyorsunuz işinizi.”

_________________

Her eseri bir devrim niteliğindedir yazarın.
Kalem Kalesi kitabından sevdiğim bi kaç cümle:

*Yüreğimiz var, var ama yüreğimizi dayayacak bir yer yok’

*Kokusunu alabiliyor muyuz acının?

*Gökyüzüne cok sık bakalım, ne varsa orada var.

*...hayatın anlamını, içeriğini yitirdik gibi geliyor bana?

*Yoğun, agır bir zaman: saniyesini taşımak bile belini büküyor insanın.

___________________

Nuri Pakdil'i anlatmak gerçekten kolay değil ben birkaç cümleyle birkaç alıntıyla anlatmaya çalıştım ama tabiki yeterli değil. O'nu okumanız, anlamanız ve en önemlisi mesajlarını hayatınızda tatbik etmeniz dileğiyle iyi okumalar diliyorum...

Sizi devrimci selamıyla selamlıyorum, selametle kalın:)

Yazarın biyografisi

Adı:
Nuri Pakdil
Unvan:
Türk yazar, şair, düşünür
Doğum:
Kahramanmaraş, Türkiye, 1934
Ölüm:
Ankara, Türkiye, 18 Ekim 2019
1934 Maraş doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. İlk çalışmalarını, şiir ve deneme türlerinde Maraş'ta, Demokrasiye Hizmet gazetesinde yayımladı. Lisedeyken Hamle adında bir dergi çıkardı (1954/55). İstanbul'da bir haftalık dergide sanat sayfaları düzenledi (1964). Edebiyat dergisini (Şubat 1969) ve Edebiyat Dergisi Yayınları'nı (1972) kurdu. Nuri Pakdil'in ve Edebiyat Dergisi Yayınları'nın ilk kitabı Batı Notları'dır. Edebiyat Dergisi, kimi aralıklarla uzun yıllar sürdürdüğü yayınına, Aralık 1984'te ara verdi. Edebiyat Dergisi Yayınları, 1972-1984 yılları arasında, 18'i Nuri Pakdil imzasını taşıyan, 45 kitap yayımladı.

Nuri Pakdil, 28 Şubat 1997 tarihinde Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan yeniden kitap yayımlamaya başladı. Sitemizin güncellendiği tarihe kadar, daha önce yayımlanan 5 kitabın yeniden çalışılmış basımı ve 12 yeni kitabın ilk basımları yapıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldü. Kasım 2014'te Necip Fazıl Saygı Ödülü'nün ilkini aldı. Aynı yıl yaptığı bir açıklamada "muhafazakar değilim devrimciyim" ifadesini kullanarak sağcı veya solcu olmadığını belirtip "İslamcı" olduğunu niteledi. "Özgürlükçü, emekten yana olan dinden yanayım." şeklinde ifadeleri de mevcuttur. Pakdil, marksizme ve komünizme yakınlık hissetmediğini fakat ilgiyle izlediğini de açıkladı.

Yazarlığı boyunca 16 müstear isim kullanan Nuri Pakdil'in en çok tercih ettiği ise "Ebubekir Sonumut" olmuştur.

85 yaşında üst solunum yolları enfeksiyonu nedeni ile tedavi gördüğü Ankara Şehir Hastanesi'nde vefat etti.

Kitapları
Harikalar Tablosu / Prevert, Oyun/Çeviri, Temmuz 1974.
Ay Operası / Prevert, Şiir/Çeviri, Nisan 1975.
Biat II, Deneme, Ocak 1977.
Bağlanma, Deneme, Şubat 1979.
Bir Yazarın Notları II, Deneme, Aralık 1980.
Put Yapımevleri, Oyun, Nisan 1980.
Biat III, Deneme, Nisan 1981.
Anneler ve Kudüsler (Şiir)
Bir Yazarın Notları III, Deneme, Mayıs 1981.
Kasırganın Çatırtıları / Guillevic, Şiir/Çeviri, Mayıs 1981.
Bir Yazarın Notları IV, Deneme, Eylül 1982.
Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş, Oyun, Haziran 1982.
Edebiyat Kulesi, Deneme, Şubat 1984.
Sükût Sûretinde, Şiir, Şubat 1997.
Derviş Hüneri, Deneme, Mart 1997.
Batı Notları, Gezi-İzlenim, Mart 1997.
Arap Saati, Deneme, Mayıs 1997.
Umut, Oyun, Haziran 1997.
Ahid Kulesi, Şiir, Haziran 1997.
Korku, Oyun, Ağustos 1997.
Klas Duruş, Deneme, Ekim 1997.
Arap Şiiri (Güldeste) I, Şiir/Çeviri, Haziran 1998.
Arap Şiiri (Güldeste) II, Şiir/Çeviri, Haziran 1998.
Kalem Kalesi, Deneme, Ekim 1998.
Bir Yazarın Notları I, Deneme, Mart 1999.
Osmanlı Simitçiler Kasîdesi, Şiir, Temmuz 1999.
Otel Gören Defterler 1: Çarpışan Sesler, Deneme, Aralık 1999.
Otel Gören Defterler 2: Yazının Epik Resmi Çekildiği Sırada, Deneme, Mayıs 2000.
Otel Gören Defterler 3: Büyük Sorgu, Deneme, Kasım 2001.
Otel Gören Defterler 4: Simsiyah, Deneme, Nisan 2002.
Otel Gören Defterler 5: Ateş Hattında Harf Müfrezeleri, Deneme, Ocak 2003.
Otel Gören Defterler 6: Yazmak Bir Mûcize, Deneme, Haziran 2005.

Yazar istatistikleri

  • 1.361 okur beğendi.
  • 3.226 okur okudu.
  • 70 okur okuyor.
  • 2.240 okur okuyacak.
  • 28 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları