“Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık. Yaşarken temiz kalsaydık, ölürken yıkanmazdık.”
Bu güzel sözü söyleyen; güzel bir adamın kitabı olan Çile, Necip Fazıl Kısakürek’in konulara göre bölümlere ayrılmış şiirlerinden oluşmaktaydı. Ve toplam on altı bölüm bulunmaktadır.
•İlk bölümde üstadın şiirlerinin kaynağı ve neden şair olduğu ile ilgili sorulara cevap vermektedir.
•İkinci bölümde, Allah sevgisi ve bağlılığı ile alakalı şiirler bulunmaktadır. Hatta kitabın adını taşıyan ‘Çile’ adlı şiir de bu kategoridedir. Birkaç mısra da buraya bırakmak isterim.
“Pencere koştum: Kızıl kıyamet!
Dedikleri çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı.”
•Üçüncü kısım da ise insan benliği ile alakalıydı. Ruhun temizliği, dinginliği ahlak ve peygamber efendimiz adına yazılan şiirler bulunmaktaydı. Bir sonraki bölümde ise üstad ölümü ele almıştı. Ecelin gelip kapıya çattığının habercisiydi sanki.
•Beşinci bölümün temel konusu ise şehirlerdi. Ki Necip Fazıl, İstanbul’a olan sevgisini anlatan birçok şiiri vardı. Ama her şeyden önemlisi, kendisini Kaldırımlar adlı şiiri ile tanımış olarak bu meşhur şiiri ise Şehirler kategorisinde yer alıyordu.
“Kaldırımlar, çilekeş yalnızlığın annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.”
•Bir sonraki bölümde ise Necip Fazıl Kısakürek doğanın, tabiatın ayrıcalık ve eşsizliğinden bahsedip, azgın dalgaların; sert rüzgârların, ağaçlarda savrulan yaprakların dili olmuştur. Yedinci bölümde ise kadınlardan bahsedilmiş. Ama genel olarak iki mısralık sözler demek daha uygun olur o bölüm için. İki satırlık mısraların içinde de direk ‘kadın’ ifadesi geçiyordu, oradaki anlamı kelimelerin gölgesinden bizler