Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Yazar
7.3/10
3.974 Kişi
·
14.827
Okunma
·
1.100
Beğeni
·
26788
Gösterim
Adı:
Yavuz Bahadıroğlu
Tam adı:
Niyazi Birinci
Unvan:
Yazar
Doğum:
Pazar, Rize, Türkiye, 1945
Yavuz Bahadıroğlu; yazar, tarihçi, gazeteci, radyo programcısıdır. Gerçek adı Niyazi Birinci'dir. Evli ve üç çocuk babasıdır.

1971′de İstanbul'da gazeteciliğe başladı. Muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı. Gazeteciliğini muhabir ve röportajcı olarak sürdürürken, çocuklara yönelik eserler üretti. Yüzlerce çocuk romanı, hikaye yayınlandı. Aynı dönemde bir gazetede Şeref Baysal ve Veysel Akpınar isimleriyle iki köşe yazısı yazdı.

Asıl çıkışını Yavuz Bahadıroğlu ismiyle yazdığı romanlarla yaptı. İlk romanı "Sunguroğlu" ve ardından yazdığı "Buhara Yanıyor" romanı ülkenin en çok satan romanlarından oldu. Genelde Osmanlı'nın çeşitli dönemlerini ele alan otuzu aşkın romanı vardır, bunlardan biri "Biz Osmanlıyız".

Yavuz Bahadıroğlu; roman, çocuk kitapları, hikaye, araştırma, oyunlar, film yapılmış senaryolar ve fikri eserler olmak üzere yüzlerce çalışmaya imza attı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konularda binlerce konferans verdi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller aldı, iki kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayınlandı.

Yazar halen ulusal bir radyoda günlük yorumlar yapıyor ve bir günlük gazete köşe yazarlığı sürdürüyor. Ayrıca tarihi sevmekle kalmayıp bize hatırlatan nadir yazarlarımız arasındadır. Yavuz Bahadıroğlu, yazdığı tarihi romanlarıyla birçok gence tarihini öğretip sevdirme başarısını gösteren ender Türk romancılarındandır.
"Atatürk olmasaydı biz olmayacaktık!"

NEDEN Kİ?..

Şimdi Atatürk yok, biz de mi yokuz?

1900'lü yıllardan önce de yoktu zaten ama biz gene vardık!
Bu nasıl bir yaklaşımdır, büyük millete nasıl bir iftiradır?

Hem "Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız" (9) diye şiirler yazıp ders kitaplarına geçireceksiniz, millî bayramlarda ilkokul çocuklarına bas bas okutacaksınız; hem de "Atatürk olmasaydı biz olmayacaktık" deyip kendi varlığınıza 'iftira' atacaksınız!

9. Behçet Kemal Çağlar ve Faruk Nafız Çamlıbel'in ortaklaşarak yazdıkları meşhur "Onuncu Yıl Marşı"nın bir mısrası...
Her 10 Kasım, saatler dokuzu geçerken, kimi gönlünce, kimi zoraki, kimi ortama uymak için saygı duruşunda bulunur. Çünkü bize, Atatürk'ün 10 Kasım sabahı, saat dokuzu beş geçe öldüğü söylendi.

Saat dokuzu beş geçe
Atam Dolmabahçe'de
Gözlerini kapadı
Bütün dünya ağladı

Doktor doktor kalksana
Lambaları yaksana
Atam elden gidiyor
Çaresine baksana

Uzun uzun kavaklar
Dökülüyor yapraklar
Ben atama doymadım
Doysun kara topraklar

Kasım'larda bunu okurken, müthiş içlenir, Atatürk ölürken sere serpe uyumaya devam eden doktorlara içimden verir veriştirirdim.

Koskoca "önder" ölürken, neden kalkmamışlardı?

Niçin lâmbaları yakmamışlardı?

Büyüdükçe düşündüm ki, koskoca Dolmabahçe Sarayı bizim evdeki idare lambası gibi lambalarla mı ışıklandırılıyor?

Düşündüm ki, saat dokuza kadar insan uyur mu?

Sonra efendim, bu saatte çoktan güneş doğmuş olacağına göre, lambalar neden yanıyor?
'Kurtarıcımız' dediğiniz, hakkında ciltlerle övgü yazıp filmlerini çektiğiniz, dizi dizi slogan uydurup durduğunuz Atatürk'ü ne kadar tanıyorsunuz?

Derin analizlerden vazgeçtim, en azından doğum ve ölüm tarihlerini net olarak söyleyebilir misiniz?

Ölüm tarihi de net değil.
Evet, Bandırma Vapuru'nun 'çürük' olduğuna inanacaksınız!

Atatürk'ün Samsun'a kendi inisiyatifi ile gittiğine, kendi kendisini görevlendirdiğine -bizim ders kitaplarında böyle yazardı, şimdikilerde sanırım geçiştiriliyor- inanacaksınız!

Atatürk'ün "en büyük kahraman" (yani gerçekten Ata-Türk) olduğuna, hiçbir hata yapmadığına, her kararında isabet ettiğine, İsmet İnönü ile el ele vatanı kurtardığına, astıklarının ve sürdüklerinin 'vatan haini', sevdiklerinin 'vatansever' olduğuna inanacaksınız!

Padişahların doğru hiçbir şey yapmadıklarına, sadece "Sarayın dört duvarı arasında mirasyediler" (cumhuriyetin onuncu yılı münasebetiyle devletin yayınladığı Nasıldı? Nasıl oldu? isimli kitaptan) gibi yaşadıklarına inanacaksınız!

'Diktatörlük' gibi gözükse de, Atatürk ve İnönü dönemlerinde Türkiye'de 'demokrasi' olduğuna -ki, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun bile böyle bir iddiasi oldu- Demokrat Parti'nin işbaşına gelmesiyle işlerin karıştığına inanacaksınız!

Hiçbir belirtisi olmasa bile, Atatürk ve İnönü dönemlerinin 'kalkınma dönemi' olduğuna, Demokrat Parti ile birlikte ülkenin gerilemeye başladığına inanacaksınız!

Atatürk'ü ve dönemini tartışmamanın 'memleket hayrı'na olduğuna inanacaksınız!

Tek kurtuluş yolunun 'Atatürk yolu' olduğuna, ülkeyi 'Atatürk ilkeleri'nin 'Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine' çıkardığına inanacaksınız!

Elinize ne kadar belge geçerse geçsin, CHP iktidarı döneminde camilerin ahır yapılmadığına, satılmadığına, kiralanmadığına, ezanın Türkçeleşmesinin faydalı olduğuna, "Alfabe Devrimi"nin okuma-yazmayı kolaylaştırdığına, "Şapka", "Takvim", "Saat", "Ölçü-tartı Devrimleri"nin ülkeyi çağdaş ülkeler arasına taşıdığına inanacaksınız!

Fırsatınız olursa, Allah'a ve peygamberlerine de inanabilirsiniz!

Ne günlere kaldık...
224 syf.
·10/10
Selâmün Aleyküm,

'Biz Osmanlıyız' isimli kitabını tek bir cümle ile özetlemem gerekirse, 'Osmanlı'nın hayât nizâmına dâir çok kıymetli bir eser,' diye özetleyebilirim.

Kitabın içeriğinde; Osmanlı'nın adâlet anlayışına, kültür anlayışına, eğlence anlayışına, yemek âdâbına, adam yetiştirme husûsuna, sevgi, şefkat, yardımlaşma, saygı, sadâkat gibi mânevî değerlere yer verilmiş. İmânlı bir Müslüman olarak Âhiret'e dönük hayâtımızın içerisinde, nasıl bir nizâm ile yaşamamız gerektiği konusuna da değinilmiştir. Fazîlet, dürüstlük, çevrecilik, medeniyet, kültür, nezâket, dayanışma, İmân, hedef, başarı, zafer gibi birçok inceliklerin yer aldığı bu kitap, 'imkânsızlıklar içinde imkânı bulmak' ve İmân dolu yüreklerin cesâreti ile elde edilen zaferlerinden de bahsediyor. Ayrıca Osmanlı Târihinde yetiştirilmiş olan "Cevher İnsanlar'a da yer verilmiş; Mîmâr Sinan gibi..

Osmanlı devletinin büyüklüğü, önderliği, örnekliği ve başarıları..

İşte tüm hakîkatleri ile Osmanlı Târihi.. Unutturulmaya çalışılan gerçekler.. "Hiç bitmeseydi.." dediğim bir eser.

"Bir kez daha Osmanlı Târihine hayrân kaldım," desem yeridir.

Kesinlikle okunmasını tavsiye eder, hayırlı okumalar dilerim.
208 syf.
·Beğendi·10/10
Selâmün Aleyküm,

'Kemalist Yalanlar' isimli bu kitabı okurken bildiklerim konusunda bir kez daha yanılmamış olduğuma hiç şaşırmadım; bildiklerim bir yana, henüz bilmediğim, daha önce bir yerlerde izine rastlamadığım, hayâl bile edemeyeceğim bir sürü hakîkati de öğrenmiş oldum.

Bana târihi sevdiren Adam Yavuz Bahadıroğlu bir kez daha bizler için yakın târihi ele almış ve bunu belgelerle, delillerle, tek tek en ince ayrıntısına kadar işlemiş, hattâ bu belgelere dayanarak da yıllardır bizlere enjekte edilmeye çalışılan yanlış bilgileri çürütmüş.. Tâbiri câizse, tüm hakîkatler biz okuyucuların gözleri önüne serilmiş.

Bildiğimiz veya bildiğimizi sandığımız gerçeklerin; genelde insanlara sunulan ve inanılması istenilen yüzü, sâdece önyüzüdür. Oysa herkesin bildiği gibi madalyonun iki yüzü vardır; ön ve arka yüzü. Yıllardır bizleri madalyonun sâdece ön yüzü ile oyaladılar.. Peki ya ardı arkası..? Madalyonun diğer yüzü..?

Tüm hakîkati ile perde arkasında ne dönme dolaplar, ne yalanlar, ne entrikaların gizlendiğini kimse (genelleme değil) bilmiyor mâalesef.

Aslına bakarsanız, günümüzde kaç insan bildiğini sandığı şeylerin hakikatlerini (!) yani iç yüzünü araştırarak, her şeyin aslını öğrenmek/görmek istemiştir ki? Güzel görünenin, görünen güzelliğin bozulmaması için madalyonun arka tarafına bakmaya cesâret edebilen kaç insan vardır ki?

"Ben varım!" diyen biri var ise şâyet; "İşte meydân," derim ve "Her şeyin aslını, izini, tozunu, kökünü, kökenini, insini, cinsini öğrenmek istiyorsanız; bu kitabı KESİNLİKLE OKUMALISINIZ," diyerek de bir öneride bulunabilirim.

Kitap oldukça aydınlatıcı bir içeriğe sâhib, gâyet de akıcı..

Hayırlı okumalar.

(Belge-kanıt-kaynak isteyenler buyursunlar https://belgelerlegercektarih.com
https://gullale.files.wordpress.com/...dir_candarlioglu.pdf)
336 syf.
·19 günde·3/10
Üniversiteye başladığım yıl almıştım kitabı. Senelerce kütüphanemde durdu. Renkli-resimli ve kronolojik olduğu için Kpss'ye çalışırken okumak istedim. Bu bahaneyle okudum, yoksa daha senelerce dururdu. Ben gazetecinin, gazetecilik; tarihcinin; tarihçilik; hayvancilik ile uğraşanın hayvancilik yapmasi gerektiğini düşünüyorum. Mesela ben tarihçi olarak süt sagmaya kalkarsam elime yüzüme bulaştirir; sagilmiş sütü de mundar ederim. E kalkip gazeteci de tarihçilik yapmaya kalkinca eline yüzüne bulaştırıyor. Ortaya tarihi bir makale değil yazanın görüslerini pompaladigi bir köşe yazisi meydana geliyor.

"Ruslar çeşmede donanmamizi yakti tüüü Allah belalarini versin" tarzi kalemlerden hoşlanmam.
Tüm gönlümle şunu söyleyebilirim ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan her zaman onur duyarım. Ve Türkiye Cumhuriyetini Osmanlinin devami olarak görmekteyim. 2. Mahmut dişinda da hiç bir problemim olan Osmanli padişahi, damat ferit dişinda da şahsi bir problemimin olduğu devlet adami da yok. Hatta 5.Mehmet Reşat'a çok üzülürüm ve yeryüzünde konumunda olmak istemediğim tek insan odur. Vallahi Vahdettini de severim. Amaaa yook Bu kitabin yazarina göre hepsini ayni anda sevemem ve benimseyemem. Tarafimi seçip tartışmaya dahil olmaliyim... Bunun gibi adamlarin Cumhuriyet ile ne karin agrisi varsa sancidan çatlasin, patlasın....
O kadar burnu büyük ve egoist ki iste bildiklerimi mayin tarlasinda yürümek adina da olsa yazicam ben her seyi biliyorum çok entellektüelim tavirlari rezalet. Şunu söyleyeyim bu kitapta yazanlarin hepsi vikipediada padisah potreleride google görselde var!!! Ne kattin sen şimdi bu kitaba....
Bilmediğin bi sey üstüne illa konusmak gerekmiyor... bilmiyosan bilmiyosundur.

Kendi kenisiyle çelişen o kadar cümlesi var ki...
Mesela hürrem sultanin ne kadar iyi oldugu. Bi süru ham ve hamam tarzi insanlarin yararlanmasi için yaptirdiklarindan bahsediyor. Bu bir iyilik kıstasi midir? Bence hayir.... haftanin 5 günu insanlara hayati dar etsem, sokaktan gecen kedi köpeği tekmelesem, yaşli teyzeleri yolun karşisina geçirmek icin koluna girsem yol ortasinda biraksam ama haftasonu gitsem huzur evinde vakit geçirsem bu beni iyi bir insan yapar mi yapmaz...
Fatih döneminden kardes katlini devletin bekaasi icin öven Yavuz beyin kalbi hürrem sultan ve sari selime konu gelince merhamet meleği kesildi. Yok efendim hurrem selimi çok seviyomuş. Oğlunun ölmemesi için onun padişah olmasi için çalismiş.. Devletin bekaasini düsunmüs... E Mahidevran da mustafayi seviyodu. O tahta da en çok o yakisırdi Selim'in cani candi da mahidevranin oglu mustafanin cani patlican miydi? Çok düşünüyoduysa devletin bekaasini çekileydi bi kenara . Şartlarin Sari selimden sonra değişmeye basladigini hepimiz biliyoruz.
Ayrica Vahdettin'in halife kimliğini kullanmadigini, buna tenezzül etmediğini yoksa tüm müslümanların ayaklanip genç cumhuriyetin başinin derde gireceğini söylemis Yavuz bey...
E kullanaydi Yavuz bey....
Mehmet Reşad halifeliği kullanip cihadi ekber ilan etti de noldu. Hint müslümanları ingilizlerin yaninda agzimizdan girdi, Araplar yemende ingilizlerle birlikte burnumuzdan çikmadi mi??? Demek ki halifeyi pek umursamadiklari gibi halifenin de kuyusunu kazanlarla çalışmişlar.
Üniversite sınavına girecek arkadaşlara nacizane kamu spotumdur. Tarih ve siyaset bölümünü seçmeyin... bu üllkede herkes bu iki dal hakkinda her halti biliyor...
220 syf.
·3 günde·10/10·
Hocalı, serebrenitsa ve daha nicesi..
Nasıl geldik bu hale?
Hüzün, gurur, umut...
Alparslan ve ordusu, 25 ağustos 1071...
Karşısında diyojen ve Bizans ordusu, Bizans ordusu demek ne kadar doğru olur emin değilim ama. Para için, yağma için bir sürü milletten oluşan aralarında ki tek bağ para olan insan sürüsü.
Zaten eğer bir yerde tek bağ para ise eninde sonunda o topluluk dağılacaktır. Dağıldı da... Alparslan'ın ordusunun ise tek amacı var. İslamın bayraktarlığını yapmak ve kendilerine yurt tutmak. Öyle bir ordu ki dayak yiyen asker Kadı'nın verdiği sende ona vur emrini ya hızını ayarlayamazsam da hak yersem diye reddediyor. Öyle bir ordu ki Alparslan askerlerin arasında canını düşünmeden onlarla eşit savaşıyor. Tek amacı şehadet olan bir orduya kim karşı durabilir ki. Atalarımız yıllarca sadece bunun için çabalamadı mı? Tarihe bakınca milletimiz ve kadar acılar çekmiş. Çok uzak bir tarihten de bahsetmiyorum oysa ki. 27 yıl önce katledilen kandan bir candan bir kardeşlerimiz. Evet bugün Hocalı katliamının yıl dönümü. Bugün içim kan ağlarken bu kitabı okudum. Alparslan'ın Bizansın elinden kurtardığı Ermeniler neden Alparslan'ın soyunu katletti? Alparslan'ın soyu buna neden sustu? Sonuçta roman abartı illa ki var ama düşündüğüm tek şey şu, bizler bu denli büyük ve güçlü devletler kurduk yıllarca. Savaştık kazandık mazlumları koruduk. Din dil ırk ayrımı yapmadan. Ne oldu da bu hale geldik? Neden tarih deyince gençlerin yüzü bir karış asılıyor? Neden tarihi sevmiyorum anlamıyorum nidaları havada uçuşuyor? Kurtuluş tarihi nasıl benimse, Atatürk nasıl benim liderimse, Alparslan da benim liderim. Ama neden bunu anlamıyoruz neden tarihlerimiz arasına bile nifak sokulmasına izin verdik?
İçim acıyor bugün de.
Şehitlerimiz bizi affeder inşallah!!
328 syf.
·81 günde·Beğendi·9/10
Bazı yerleri şiir edasıyla bazı yerleri bilgi dolu olan bir kitabımızın daha sonuna geldik.. :) Bu sefer okuma sürem çok uzadı. . Zamanım çok kısıtlı olduğu için benden kaynaklandı. Kitap çok güzel. Yazarımız okuyucuyu sıkmadan okuyucu ile konuşur gibi bilgi dolu bir kitabı bizlere sunmuş. :) Tarih sevenlere tavsiyemdir :)
96 syf.
·2 günde·9/10
“Yavuz Bahadıroğlu” normalde tarihçi kimliği ön plana çıkmış yazarımız. Yazarımızın yaptığı güzel işlerden bir tanesi de çocuk edebiyatı alanında eseler vermesi. Özellikle “Erdem Hikâyeleri” ve “Güzel Davranışlar Serisi” her çocuğun rahatlıkla okuyabileceği, edebi zevk alabileceği ve olumlu davranışlar kazanabileceği güzel eserler içeriyor. Netice de “Yavuz Bahadıroğlu” çocuk edebiyatı alanında rahatlıkla tavsiye edebileceğimiz bir yazar. “Yaramaz Ayı Zirzop” adlı eserini, öğrencilerime önerme adına okuyup inceledim ve sonuç olarak beğenip sınıf kitaplığımıza eklediğimi bir eser oldu. Kitabın olumlu taraflarını sayacak olursam. Kitap öncelikle çocuklarda “hayvan sevgisini” artıracaktır. Aynı zamanda “hayvanlara merhamet” edilmesi konularını çok güzel işlemiş. Kitabı okuduktan sonra çocuğun hayvanlara olan merhametinin artacağı kanısındayım. Yine kitapta ayı üzerinden büyüklerin sözünden çıkmanın doğuracağı olumsuz sonuçlar çok güzel işlenmiş. Özellikle “anne sözünü” dinlemenin önemini çok güzel vurgulanmış. Aynı zamanda kitapta atasözü ve deyimler sezdirerek açıklaması ile birlikte verilmiş. Bunların bu şekilde verilmesi çocuğun “dil hazinesine” katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum. Netice olarak 3,4,5 ve 6. Sınıftaki öğrencilerimizin ya da çocuklarımızın okuması gereken bir kitap.
255 syf.
·Puan vermedi
Üç yıl kadar önce okumuştum Yavuz Bahadıroglu kalemini sevdiğim bir yazar. Sade ve akıcı bir dille kaleme alınmış. Son derece sürükleyici, çok güzel bir tarihi roman.
256 syf.
·Puan vermedi
"Devlet mi, evlat mı?"

Kitaplığımda görünce dayanamayıp inceleme yazmak istedim. Öncelikle şunu belirteyim kitap hakikaten çok güzel ve etkileyici. Yavuz Bahadıroğlu "Tarihi sevdiren adam" unvanını sonuna kadar hakediyor.

Birkaç soruyla devam etmek istiyorum incelememe.

* Osmanlı'da şehzade katlini kim çıkarmıştır?
* Küçücük çocukların öldürülmesinin nedeni nedir?
* Devlet-i aliye'nin bekası için katledilen çocukların günahı ne?

Osmanlı'da şehzade katlini Fatih sultan mehmet çıkarmıştır.
" Evladımdan her kimseye saltanat müyesser ola, karındaşlarun nizam-ı alem için katl itmek münasibdur; ekser ulema dahi tecviz etmişlerdur. Anınla âmil olalar."

Alimler bakara süresinde "Fitneye sebep olmak ölümden beterdir." ayetini delil kullanarak cevaz vermişlerdir.

Gelelim hadiste övülen şanlı komutan Fatih sultan mehmed'e çoğu Hadis âlimi bu hadisi sahih kabul etmekle beraber "övülen komutan" kısmını zayıf bulmuşlardır, yanlış anlaşılmasın uydurma hadis demiyorum sadece o kısmı alimler tarafından zayıf bulunmuştur.

İnsanların yüzde yüz masum olmadıklarını kabullenirsek herkesin hata yapabileceğini kabulleniriz. Bizim ölçümüz şu olmalıdır: Herkes Allah'a hesap verecek ve bir insanın yaptığı hatalar diğer güzel işleri, başarıları silmez. Bu Fatih Sultan Mehmed bile olsa, peygamberler hariç hiçbir insan yüzde yüz masum, günahsız değildir.

Ve son olarak halâ tatmin edici bir cevap bulamadım bu konuyla ilgili küçücük çocukları devletin bekası için öldürüyorlar. Çok acı bir şey ya da ben kadın kafasıyla düşündüğüm için bana mantıklı gelmiyor.
Neyse çok uzattım incelemeyi bitiriyorum.
Kitap güzeldi okumak isteyenlere tavsiye edilir.
222 syf.
·2 günde·9/10
Tarihi kitapları hep sevmişimdir. Yazar, Cengiz Han ve Harzem ülkesinin sultanı arasındaki savaşı akıcı ve güzel bir dille anlatmış.Kitabı okurken bir yandan Cengiz Han'ın ve moğolların yaşayış tarzları beni hayrete düşürürken diğer yandan Harzem Beyleri'nin çıkarları uğruna ülkelerini bile feda edebilmeleri hayal kırıklığına uğrattı. Bu kitabı çok beğendim ve kütüphanede bulabilirsem ikincisini de okumayı düşünüyorum. Ve elbette sizlere de tavsiye ediyorum :)

"Oğlum!"
"Babası mısın?" diye sordu, Cengiz Han.
"Evet."
"Güzeeel! Herhalde oğlunu çok seviyorsun."
"Canımdan çok."
"Memleketini de seviyor musun?.."
"Seviyorum."
Cengiz Han kükredi birden :
"Seviyorsan bu hal ne! Oğlunun mezarı kapanırken fırlıyorsun da, memleketin mezara gömülmesini kenardan niçin seyrediyorsun?"
Ne denirdi buna? İhtiyar hiçbir şey diyemedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Yavuz Bahadıroğlu
Tam adı:
Niyazi Birinci
Unvan:
Yazar
Doğum:
Pazar, Rize, Türkiye, 1945
Yavuz Bahadıroğlu; yazar, tarihçi, gazeteci, radyo programcısıdır. Gerçek adı Niyazi Birinci'dir. Evli ve üç çocuk babasıdır.

1971′de İstanbul'da gazeteciliğe başladı. Muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı. Gazeteciliğini muhabir ve röportajcı olarak sürdürürken, çocuklara yönelik eserler üretti. Yüzlerce çocuk romanı, hikaye yayınlandı. Aynı dönemde bir gazetede Şeref Baysal ve Veysel Akpınar isimleriyle iki köşe yazısı yazdı.

Asıl çıkışını Yavuz Bahadıroğlu ismiyle yazdığı romanlarla yaptı. İlk romanı "Sunguroğlu" ve ardından yazdığı "Buhara Yanıyor" romanı ülkenin en çok satan romanlarından oldu. Genelde Osmanlı'nın çeşitli dönemlerini ele alan otuzu aşkın romanı vardır, bunlardan biri "Biz Osmanlıyız".

Yavuz Bahadıroğlu; roman, çocuk kitapları, hikaye, araştırma, oyunlar, film yapılmış senaryolar ve fikri eserler olmak üzere yüzlerce çalışmaya imza attı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konularda binlerce konferans verdi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller aldı, iki kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayınlandı.

Yazar halen ulusal bir radyoda günlük yorumlar yapıyor ve bir günlük gazete köşe yazarlığı sürdürüyor. Ayrıca tarihi sevmekle kalmayıp bize hatırlatan nadir yazarlarımız arasındadır. Yavuz Bahadıroğlu, yazdığı tarihi romanlarıyla birçok gence tarihini öğretip sevdirme başarısını gösteren ender Türk romancılarındandır.

Yazar istatistikleri

  • 1.100 okur beğendi.
  • 14.827 okur okudu.
  • 267 okur okuyor.
  • 6.049 okur okuyacak.
  • 143 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları