Bazı yerleri şiir edasıyla bazı yerleri bilgi dolu olan bir kitabımızın daha sonuna geldik.. :) Bu sefer okuma sürem çok uzadı. . Zamanım çok kısıtlı olduğu için benden kaynaklandı. Kitap çok güzel. Yazarımız okuyucuyu sıkmadan okuyucu ile konuşur gibi bilgi dolu bir kitabı bizlere sunmuş. :) Tarih sevenlere tavsiyemdir :)
Kitabın sonunda Muhteşem yüzyıl dizisinden nefret ediyosunuz ve okurken keşke o dönemlerde yaşasaydım diyorsunuz. Yinede siz fazla kaptırmayın kendinizi
Keyifli okumalar :)
aydınlatıcı bir kitap hürrem sultanı hırs tutkunu olan birisi olarak bilenlerin mutlak okuması gereken bir kitap o günün şartlarını havasını kitaba çok güzel işlemiş yazar
Kitaba başlarken sadece kanuni döneminden bahsediyordur diye düşünmüştüm fakat kitapta aradığımdan fazlasını buldum ki bu beni ziyadesiyle memnun etti. Bir kez daha ecdadımıza hayran olmakla beraber akıcı uslubundan ötürü kısa bir sürede tamamladım. "Bana çok şey kattı" diyebileceğim, tavsiye edebileceğim bir eser. Tarih sevenlere ve tarih meraklılarına hitap ediyor..
Yazarımızın kalemine sağlık..
İçeriği güzel olmasına rağmen sürekli tekrarlanan cümleler yüzünden kitabı sevemedim ve konu tam bitti padişah öldü yeni padişah ile alakalı şeyler gelir derken yine padişahın hayatından bahsediliyor. Biraz daha kronolojik dursaydı kaynakçadan sonra tekrardan birşeyler yazılmamış olsaydı daha güzel olacaktı. Sorulara cevap niteliğinde mi yazılmış emin olamadım ama sürekli tekrarda bıkkınlık veriyor başta okuduğum bilgiler ile sonda okuduğum bilgiler aynı olmamalıydı. Bir makale boyutunda olabilecek bilgiler tekrara düşülerek kitap yapılmış gibiydi.
İncelemeye başlamadan önce milliyetçi ve tarihiyle gurur duyan bir insan olduğumu söylemek istiyorum. Zira yapacağım eleştiriler tarihe çamur atma içgüdüsü ile değil sadece okuduğum kitaba duyduğum hayal kırıklığından ileri geliyor.
'Muhteşem Süleyman ve Hürrem Sultan' Yavuz Bahadıroğlu'nun okuduğum dördüncü kitabı. İlk kitabı edindiğimde lise birinci sınıftaydım ve görüşlerine güvendiğim tarih öğretmenime yazarı sorduğumda ''Doğru bir yazar ama senin seviyenin altında. Daha bilimsel şeyler oku.'' demişti. Yine de benim bulduğum ilk kitap olan 'Kayıt Dışı Tarihimiz'i okumuş ve beğenmiştim. Öğretmenimin neden öyle söylediğini beş sene sonra, bu gece, dördüncü kitabı bitirdiğimde anlıyorum.
Yazarın objektif olmadığı zaten herkesin kabul ettiği bir şey. Kitaplarını hikayeci, hatta savunmacı bir dille anlatıyor. Sanırsınız yüz küsur kitabını yalnızca yüzlerce yıl önce yaşamış insanları savunmak için yazmış. Cumhuriyet öncesi tarihimizi görmezden gelmek veya lekelemeye çalışmak beni de çok öfkelendirse bile tarihte olan yanlışları tamamen görmezden gelmenin de eşit derecede hatalı olduğunu düşünüyorum.
Sonuçta tarihimizdeki hem doğrulardan hem yanlışlardan ders çıkarmamız gerekiyor. Ben öyle düşünüyorum.
Örnek vermem gerekirse Pargalı İbrahim Paşa'nın hataları olduğunu, bu yüzden başını kaybettiğini kabul ediyor (bu kabullenişi yalnızca bir cümlede gördüm); ancak yanlışının neler olduğunu açıklamak yerine Paşa'nın daha önce yaptığı hayırlarla ve devlet adına aldığı doğru kararlarla savunmasına devam ediyor.
Dediğim gibi yaklaşık bir hafta önce yazarın Yavuz Sultan Selim'i anlatan eserini okuduğum için bu kitaba da objektif bir tarih okuyacağım beklentisiyle başlamadım. Beni asıl hayal kırıklığına uğratan şey tekrara düşülmesiydi. Bunun, ilk başta, art arda gelen iki
Daha öncede okumustum. Güzel bir anlatıma sahip. Şimdi tekrar okuma istediği duyuyorum. Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman kendi si de muhteşem ordusu da muhteşem
Tarih okumak genel olarak zor, ağır ve sıkıcı görülse de, ben bu kitabı okurken çok keyif aldım. Yazarımız Yavuz Bahadıroğlu namıdiğer “Osmanlıyı sevdiren adam”. Kaynaklara ve oryantalistlerin beyanlarına bağlı kalarak, dizilerle ve bir takım 5. Kol faaliyetlerle yanlış aktarılan ve algı oyunlarıyla insanları Osmanlıya düşman eden anlatıları, doğrularla ve gerçeklerle değiştirmek üzere kaleme almış gibi görünüyor. O yüzden kitabın kapağındaki “Muhteşem Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan” ismine bağlı olarak, konuya çok bağlı kalındığını söyleyemem. Araya Osmanlıya dair çeşitli bilgiler serpiştirilmiş, bu da akla takılacak soruları cevapladığı için akışı bozmuyor aslında. Fakat bu kitaptan beklentiniz döneme dair detaylı ve derin bilgi aktaran biyografik bir eserse bu kitap o kitap değil. Genel olarak dönemle alakalı bir çok noktaya değinilmiş ama eserin boyutunun aşılmaması için çok üzerinde durulmamış. Kitabın genel havası söylediğim gibi dönemle ilgili yanlış anlatılan, yanlış yansıtılan bilgilerin yerini doğrularla ve gerçeklerle değiştirmek. Bunu yaparken de doğru kaynaklarlardan ve oryantalistlerden alıntılar yapılmış.
İçerik olarak;
• Neden "Kanuni", ya da "Muhteşem" dendi?
• Kanuni, Hürrem Sultan'a gerçekten aşık mıydı?
• Osmanlı'nın devlet yapısı eğlenceye mi, hizmete mi dönüktü?
• Harem hayatı nasıldır?
• Harem nasıl bir kurumdur, işlevi padişahlara kadın bulmak mıdır?
• Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman'ı ne kadar etkilemiştir?
• Şehzadelerin katledilmesinde Hürrem Sultan'ın rolü
olmuş mudur?
• Sünnet Medeniyeti ne demektir, Osmanlı bunun neresindedir?
• Osmanlı'nun devlet olma amacı nedir?
• Kanuni'nin kimliği ve kişiliği
• Kanuni'nin savaşları, vatana katkıları
• Kanuni'nin ebedi eserleri
• Oğullarını neden öldürttü?
• İstediği zaman padişah hareme
Muhteşem Sultan Süleyman ve Hürrem – Tarihsel İçerik Anlatımı
Yavuz Bahadıroğlu’nun bu eseri, Osmanlı Devleti’nin en güçlü dönemlerinden biri olan Kanuni Sultan Süleyman devrini anlatır. Kitap, olayları kronolojik bir çerçevede ele alarak, devletin büyümesi, askeri başarıları ve yönetim anlayışını ön plana çıkarır.
⸻
Tahta Çıkış ve Devletin Yapısı
Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim’in vefatından sonra tahta geçer.
Bu dönemde Osmanlı Devleti zaten güçlü bir yapıdadır; ancak Süleyman döneminde bu güç zirveye ulaşır.
Padişahın ilk hedefi:
• Devlet düzenini korumak
• Adalet sistemini güçlendirmek
• Fetihlerle sınırları genişletmek
Bu yüzden kitapta Süleyman, sadece bir komutan değil; aynı zamanda kanun koyucu bir devlet adamı olarak anlatılır.
⸻
Askerî Seferler ve Fetihler
Kitabın büyük bölümü, Osmanlı’nın Avrupa ve Akdeniz’deki ilerleyişine ayrılmıştır.
Öne çıkan seferler:
• Belgrad Seferi (1521) → Avrupa’ya açılan kapı
• Rodos’un Fethi (1522) → Doğu Akdeniz hâkimiyeti
• Mohaç Meydan Muharebesi (1526) → Macar Krallığı’nın çöküşü
Bu zaferler sayesinde Osmanlı Devleti:
Kitap epik bir dille Osmanlı ve bahsi geçen sultanı anlatırken açıkcası Yavuz hocamın cokta objektif olmadığı kanaatindeyim. Kendisi bu tarz konularda bir hayli çoşkulu anlatıma sahip. Alıp bazı şeyleri kahramansı olarak okumak isterseniz temin edebileceğiniz bir kaynak. Belge gösterme ve daha resmi dilden uzak bir tarihi eser. Ben tarafsız bir eser okumak isterim derseniz beklentinizi karşılamayacaktır. Güzel anlatım ve bilgi zenginliği için teşekkürler.
Yavuz Bahadıroğlu; yazar, tarihçi, gazeteci, radyo programcısıdır. Gerçek adı Niyazi Birinci'dir. Veysel Akpınar, Şeref Baysal, Bahadır Alp, Nurcan Sevinç müstear isimleri altında da yazıları, Hayreddin Sağbaş adı ile kitapları vardır. Evli ve üç çocuk babasıdır.
1971′de İstanbul'da gazeteciliğe başladı. Muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı. Gazeteciliğini muhabir ve röportajcı olarak sürdürürken, çocuklara yönelik eserler üretti. Yüzlerce çocuk romanı, hikaye yayınlandı. Aynı dönemde bir gazetede Şeref Baysal ve Veysel Akpınar isimleriyle iki köşe yazısı yazdı.
Asıl çıkışını Yavuz Bahadıroğlu ismiyle yazdığı romanlarla yaptı. İlk romanı "Sunguroğlu" ve ardından yazdığı "Buhara Yanıyor" romanı ülkenin en çok satan romanlarından oldu. Genelde Osmanlı'nın çeşitli dönemlerini ele alan otuzu aşkın romanı vardır, bunlardan biri "Biz Osmanlıyız".
Yavuz Bahadıroğlu; roman, çocuk kitapları, hikaye, araştırma, oyunlar, film yapılmış senaryolar ve fikri eserler olmak üzere yüzlerce çalışmaya imza attı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konularda binlerce konferans verdi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller aldı, iki kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayınlandı.
Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden yazarın cenazesi Eyüp Sultan Camisi'ndeki hazireye defnedildi.