Muhteşem Süleyman

7,4/10  (39 Oy) · 
167 okunma  · 
34 beğeni  · 
1.952 gösterim
" Neden "Kanuni", ya da "Muhteşem" dendi?
" Kanuni, Hürrem Sultana gerçekten âşık mıydı?
" Osmanlının devlet yapısı eğlenceye mi, hizmete mi dönüktü?
" Harem hayatı nasıldır?
" Harem nasıl bir kurumdur, işlevi padişahlara kadın bulmak mıdır?
" Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleymanı ne kadar etkilemiştir?
" Şehzadelerin katledilmesinde Hürrem Sultanın rolü olmuş mudur?
" Sünnet Medeniyeti ne demektir, Osmanlı bunun neresindedir?
" Osmanlının devlet olma amacı nedir?
" Kanuninin kimliği ve kişiliği
" Kanuninin savaşları, vatana katkıları
" Oğullarını neden öldürttü
" İstediği zaman padişah hareme girebilirmiydi?
" Ak ve Kara Ağaların istediklerinde hareme girmeleri mümkün müydü?
" Hürrem Sultan, genelde tarihçilerimizin gösterdiği gibi "canavar ruhlu bir kadın" mıydı, yoksa bir hayırsever miydi?
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    328
  • ISBN:
    9789757016915
  • Yayınevi:
    Paradoks Yayınları
  • Kitabın Türü:
Meral 
14 Oca 2016 · Kitabı okudu · 80 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bazı yerleri şiir edasıyla bazı yerleri bilgi dolu olan bir kitabımızın daha sonuna geldik.. :) Bu sefer okuma sürem çok uzadı. . Zamanım çok kısıtlı olduğu için benden kaynaklandı. Kitap çok güzel. Yazarımız okuyucuyu sıkmadan okuyucu ile konuşur gibi bilgi dolu bir kitabı bizlere sunmuş. :) Tarih sevenlere tavsiyemdir :)

Fatih Yağcı 
01 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

...Kısacası,saltanatın ilk aylarında yapacak öyle çok iş vardı ki,romanlarda okuduğumuz,yahut filmlerde gördüğümüz gibi,haremde gönül eğlendirmesi imkansızdır...

Sinan Kılıçarslan 
15 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

aydınlatıcı bir kitap hürrem sultanı hırs tutkunu olan birisi olarak bilenlerin mutlak okuması gereken bir kitap o günün şartlarını havasını kitaba çok güzel işlemiş yazar

Melek 
11 Eyl 02:35 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

İncelemeye başlamadan önce milliyetçi ve tarihiyle gurur duyan bir insan olduğumu söylemek istiyorum. Zira yapacağım eleştiriler tarihe çamur atma içgüdüsü ile değil sadece okuduğum kitaba duyduğum hayal kırıklığından ileri geliyor.

'Muhteşem Süleyman ve Hürrem Sultan' Yavuz Bahadıroğlu'nun okuduğum dördüncü kitabı. İlk kitabı edindiğimde lise birinci sınıftaydım ve görüşlerine güvendiğim tarih öğretmenime yazarı sorduğumda ''Doğru bir yazar ama senin seviyenin altında. Daha bilimsel şeyler oku.'' demişti. Yine de benim bulduğum ilk kitap olan 'Kayıt Dışı Tarihimiz'i okumuş ve beğenmiştim. Öğretmenimin neden öyle söylediğini beş sene sonra, bu gece, dördüncü kitabı bitirdiğimde anlıyorum.

Yazarın objektif olmadığı zaten herkesin kabul ettiği bir şey. Kitaplarını hikayeci, hatta savunmacı bir dille anlatıyor. Sanırsınız yüz küsur kitabını yalnızca yüzlerce yıl önce yaşamış insanları savunmak için yazmış. Cumhuriyet öncesi tarihimizi görmezden gelmek veya lekelemeye çalışmak beni de çok öfkelendirse bile tarihte olan yanlışları tamamen görmezden gelmenin de eşit derecede hatalı olduğunu düşünüyorum.

Sonuçta tarihimizdeki hem doğrulardan hem yanlışlardan ders çıkarmamız gerekiyor. Ben öyle düşünüyorum.

Örnek vermem gerekirse Pargalı İbrahim Paşa'nın hataları olduğunu, bu yüzden başını kaybettiğini kabul ediyor (bu kabullenişi yalnızca bir cümlede gördüm); ancak yanlışının neler olduğunu açıklamak yerine Paşa'nın daha önce yaptığı hayırlarla ve devlet adına aldığı doğru kararlarla savunmasına devam ediyor.

Dediğim gibi yaklaşık bir hafta önce yazarın Yavuz Sultan Selim'i anlatan eserini okuduğum için bu kitaba da objektif bir tarih okuyacağım beklentisiyle başlamadım. Beni asıl hayal kırıklığına uğratan şey tekrara düşülmesiydi. Bunun, ilk başta, art arda gelen iki padişahın hayatlarını okuduğum için kaçınılmaz olduğunu düşündüm. Ne kadar rahatsız edici olsa da sonuçta bu padişahların kişiliklerinden bahsederken aldıkları eğitimin önemine de değinmeliydi ve bu yüzden her iki kitapta da Enderun Mektebini anlatması kaçınılmazdı. Birebir aynı cümleleri ikinci kez okumaktan biraz sıkılsam da içimde yazarı haklı çıkardığım için kitaba devam etmiştim. Ancak bir süre sonra kitap kendi içinde de tekrara düşmeye başladı. Kitabın başında söylediği bir özellikten kitabın ortasında veya sonunda tekrar söz açmıştı. Özellikle kardeş katli mevzusunda birkaç sayfada bir aynı cümleler karşıma çıkıyordu.

Kardeş katli demişken... Birkaç sene öncesine kadar kardeş katline (ablalık içgüdülerimden midir nedir) hiçbir şekilde sıcak bakamıyor, kardeş katlini yasal gören kanunnameyi Fatih'in en büyük hatası görüyordum. Ne de olsa Fatih Sultan Mehmet dedem ben küçükken gemileri karadan nasıl yürüttüğünü anlattığından beri benim kahramanımdı. Ancak zaman geçtikçe ve dönemin şartlarını kavrayacak yaşa geldikçe durumun zaruretini kavramaya başladım. Fatih'in bu kanunnameyi dönemin hukukçularından (yani şeyhülislamdan) fetva alarak hazırlatmış olması yani İslam hukukuna uyuyor olması bir yana; dış güçlerin yaşayan şehzadeye mesela Cem Sultan'a neler yaptığını ya da yeniçerilerin işlerine gelmeyen durumlarda padişahı ''Kardeşin eksik olmasın'' diye alenen tehdit ettiğini öğrenince görüşlerimde ciddi değişmeler olduğunu kabul etmeliyim.

Yavuz Bahadıroğlu da bu meseleyi bu şekilde görüyor; başa geçen padişahın kardeşlerini öldürmesini devlet için feda olarak daha da kutsallaştırıyordu. Gel gelelim aynı yazar Hürrem Sultan'ın Şehzade Mustafa'nın öldürülmesinde payının olmasını 'ana yüreği' diyerek masumlaştırma çabası bana samimi gelmedi. Evet, Şehzade Mustafa'nın dedesi Yavuz gibi babası henüz hayattayken padişahlık hazırlığına giriştiğini, bu yüzden kendi sonunu hazırladığını biliyorum. Yine de Hürrem Sultan'ı melekleştirmeye çalışması gözüme battı.

Karakterleri ve olayları daha objektif bir şekilde iyisiyle kötüsüyle yazsa yazarın daha çok inandırıcı ve daha faydalı olacağı görüşündeyim. Zaten savunma politikasına girilmesine, masumlaştırılmasına ihtiyaç duyulmayan; dehalarla dolu, olabildiğince temiz bir tarihe sahibiz.

Hazır Hürrem Sultan demişken, padişahın büyük aşkı kitabın adına da yazılmış. Ancak oldukça yüzeysel işlenmiş. Hürrem Sultan'ı karakteriyle, yaptığı hayırlarla ya da padişaha duyduğu aşkıyla biraz daha okumak isterdim. Yazarın Hürrem Sultan'ı ayrıca anlattığı bir kitabı var mı diye özellikle baktım ancak göremedim. Bir miktar hevesim kursağımda kaldı yani.

Uzuuun uzun eleştirdikten sonra objektif olmadığını ve tekrara düştüğünü, düşeceğini bildiğim yazarın diğer kitabını neden okuduğuma gelirsek... Malum aydın gözükme çabasındaki pek çok yazarımız Osmanlı'ya bir türlü rahat vermiyorlar. İnsan aynı anda hem Atatürk'ü hem Osmanlı'yı sevemez gibi hareket ediyor ve ne kadar Atatürkçü olduklarını göstermek için çareyi Osmanlı'yı kötülemekte buluyorlar. Bundan kendi adıma oldukça rahatsızım. Ve hazır 'harem içindeki entrikalar' veya 'Osmanlı padişahlarının zevklerine düşkünlükleri yüzünden milletin ne kadar geri kaldığını' yazmayan bir yazar bulmuşken birkaç kitabını okumak istemiştim. Kitabın kesinlikle okunmayacak türde olduğunu söylemiyorum. Bence bütün o tarih düşmanları yazarların arasında bir soluk almak için, biraz da pozitif bir pencereden bakabilmek için okunmalı. Ama art arda birkaç kitabını değil.

Muhtemelen kitapların içeriğini biraz unuttuğum zaman karşıma başka bir kitabı çıkarsa okurum. O zamana dek Yavuz Bahadıroğlu'nun okuduğum son kitabı.

Herkese iyi okumalar.

ela demir 
15 Tem 2015 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Kanuni Sultan Süleyman dönemine meraklı olduğum için büyük bir heyecanla almıştım. Ancak hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Öncelikle kitap isminin hakkını vermiyor. Kanuni ve Hürrem Sultan'dan oldukça yüzeysel bir şekilde bahsedilmiş.Yazar her kitabında tekrarladığı Osmanlı ile ilgili düşüncelerini bu kitapta da neredeyse aynı cümlelerle tekrarlamış.Başka kitaplardaki bilgileri tekrarladığı gibi kitap kendi içinde de tekrara düşmüş. Başta anlattığı bir olayı ortada yine anlatmış.
İkinci olarak kitap objektiflikten uzak. Sonuçta bu bir roman, dizi ya da film değil. Ben tarih kitabı yazıyorum diyorsan objektif olman ve verdiğin bilgileri belgelere dayandırman gerekir. Yazar ise her şeyi kendi perspektifinden anlatmış. Osmanlı ve Kanuni fanatizmi yapacağım derken objektifliğini yitirmiş. Bu yüzden de asıl parmak basması gereken yerlere parmak basmamış.
Bu dönemle ilgili tarihi derinliği olan bir kitap okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye etmem.

EMİNE KOÇ 
07 Eyl 17:14 · Kitabı okudu · 9 günde · Puan vermedi

Kitap yalın dille yazılmış olmasına rağmen konudan konuya geçim yapılmış sürekli. Tarih üzerine okumuş olduğum diğer yazarlar daha çok hoşuma gitmişti aslında.

Ekrem Özkara 
01 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Muhteşem Süleyman ve Hürrem Sultan ,Yazar Yavuz Bahadıroğlu...bu kitapta bir terslik olmalı diye düşünüyorum.Osmanlının zirve yaptığı bir dönem bu kadar mı yetersiz anlatılır..Osman Gazi'den başlayıp -2.Abdulhamit' e uzanan örnekler,tekrarlanan metinler ve yabancı tarihçilerden alıntılar...Gerçi Yazar kitap içerisinde özeleştirisini de yapmış bu konunun.Sabırlı okuyucuların bile zorlanacağı bir kitap.!.İyi okumalar...

DERYA... 
05 Mar 21:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Kanuni sultan dönemini savaşlarını seferlerini ve Hürrem aşkını anlatan bir tarihi roman...yazar biraz yüzeysel anlatmış olayları...yine de tarihi roman sevenlere öneririm...

Caner Sezgin 
16 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bu Kitabı Okumuştum,Çok Güzel Bir Kitaptı,Atalarımızın Hangi Seferlere Çıktığını,Dünyayı Sallayan Önemli Kişileri,Kanuninin
Dünyayı Sallatan Anayasası,Kanunları,Ve Bunun Gibi Bir Çok Şeyi Anlatıyor...

Bence Kesinlikle Okunması Gerekilen Bir Kitap...

şakir özhan 
11 Haz 2016 · Kitabı okudu · 85 günde · 8/10 puan

kitap güzel fakat tekrarlar çok fazla keşke yayıncı tarafından incelenip o şekilde baskıya sürülseydi.devrin siyasi ve toplumsal olayları üzerine sürükleyici olmayan genel anlamda osmanlıyı anlatan bir yapım kitabı okumak için güç sarfetmeniz gerek

2 /

Kitaptan 16 Alıntı

Meral 
 31 Eki 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Birbirleriyle kavga eden siyasetçilerimizi, öğrencileriyle kavga eden üniversitelerimizi, halkla kavga eden medyamızı ve kendi kendisiyle kavga eden hakkımızı "Kavga zamanı değil, el ele verip memleketi kurtarma zamanıdır" diye uyaracak gür bir sese muhtacız.

Muhteşem Süleyman, Yavuz BahadıroğluMuhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu
Serpil Ağ 
05 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

" Zor ya " diye, gülümser Yahya Efendi. " Onca insanı memnun etmek zordur. Biri sevinir, öbürü küser. En iyisi Biri'ni memnun etmek. "
" Anlamadım. Birinin memnunetiyle olacak şey mi bu? "
" Olur " derken, yine gülümser Yahya Efendi.
" Allah'ı memnun et de gerisine karışma, diğerlerinin memnuniyeti O'ndan gelir. "

Muhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 53 - Paradoks)Muhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 53 - Paradoks)
Serpil Ağ 
05 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Nemelâzım!
Bir gün Kanuni Yahya Efendi'ye, " Süt karındaşum, sen İlâhi bazı sırlara vakıfsın, acaba devletimizin encamı n'ola? " diye bir soru yollar mektupla...
Yahya Efendi tek bir kelime yazar kâğıda, üstelik altınıda çizer...
Altı kalın kalın çizilen kelime şudur:
" Nemelâzım! "
Kanuni, Hoca'nın sorusunu ciddiye almadığını düşünüp verilen cevaba fena halde bozulur...
Halbuki sır o kelimelerde saklıdır.
Kanuni unutmaz bunu. Yüz yüze geldikleri an sorar:
" Aşk olsun süt karındaşum, kırk yılın başı bir sual sorduk, " Neme gerek " deyu geçişturdun."
" Öyle değil " der, Yahya Efendi. " Geçiştirilen bir şey yok. Sen bana " Devletimizin encamı n'ola " diye, sordun. Ben de sana iki kelimede özetledim: Nemelâzım! "
" Bana ne? Mânâsında değil mi bu? "
" Değil süt karındaşum! Eğer zulüm yayılır, fukaralar feryada başlarsa ve şahısların menfaati devlet menfaatinin üstüne çıkarsa, bunu görüp işitenler, " Aman canım, nemelâzım " diye keyiflerine bakarsa, bil ki yıkılış yakındır.

Muhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 52 - Paradoks)Muhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 52 - Paradoks)
SERKAN DEMIR 
10 Eyl 11:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hafiz Osman vav'ı!..
"Vav"diyip geçmeyin!Bazen insanın "secde"halidir "vav" bazen de bir ceninin anne karnındaki duruşudur...
Anne karnında "vav"şeklinde oluşan insan,doğduğunda "elif"e dönüşür.Kullugunu idrak edip "şükür"secdesine vardığında tekrar "vav" şeklini alır.
Mezarda yine "elif"tir.
Kısacası insan "vav ile elif" arsinda yaşar.

Muhteşem Süleyman, Yavuz BahadıroğluMuhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu
SERKAN DEMIR 
10 Eyl 11:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

mimar sinan
Şimdi,Sinan'in 50'sinden sonra aşık olduğu kızın isminin "Mihr-ü mah"olduğunu ve bunun Farscada "Güneş ve Ay"anlamına geldiğini unutmadan hayal edin
Edirnekapi'daki Mihrimah Sultan Camii'nin tek minaresinin arkasından güneş batarken,Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'nin iki minaresinin arasından ay doğuyor!..
Ya Rabbi!Bu nasıl bir aşk,nasıl bir matematik dehâ,nasıl bir estetik anlayış,sonsuzla nasıl bir bulusmadir?

Muhteşem Süleyman, Yavuz BahadıroğluMuhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu
SERKAN DEMIR 
05 Eyl 15:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Osmanlı insanı,"insanların en hayırlısı insanlara faydalı olan,malın en hayirlisi Allah yolunda harcanan,Allah yolunda harcananın da en hayirlisi halkın en ihtiyaç duyduğu şeyi karsilayandir"anlayışı çerçevesinde ,hayatını yaradilis hikmetine hizmete vakfetmisti.

Muhteşem Süleyman, Yavuz BahadıroğluMuhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu
SERKAN DEMIR 
05 Eyl 15:57 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sehzadelerin meslek edinmesi ve padişah bile olsalar vakit buldukça meslekleriyle meşgul olmaları,hemen hemen bütün peygamberlerin sunneti olarak sonuna kadar Osmanlı sarayında yaşamıştır

Muhteşem Süleyman, Yavuz BahadıroğluMuhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu
Melek 
 08 Eyl 03:17 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Yabancı tarihçilerin yenilgilerini bile övmelerine bir eleştiri;
... Sonu mağlubiyet ve hüsranla biten (tabii onların açısından) savaşları öyle destanlaştırmışlar ki, eskaza, Osmanlılar'ın kazandığı büyük zaferler gibi birkaç zafer kazansaydılar, bunları torunlarına hangi kelimelerle ifade edeceklerini insan kestiremiyor.

Muhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 145)Muhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu (Sayfa 145)
SERKAN DEMIR 
07 Eyl 15:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Amerika 'da Enderun mektepleri hakkında 350'ye yakın master ve doktora çalışması yapıldığını ve Amerikan eğitim sistemi için Enderun'dan yararlanildigini da hatırlatmak gerekiyor.

Muhteşem Süleyman, Yavuz BahadıroğluMuhteşem Süleyman, Yavuz Bahadıroğlu
2 /