Emile Dermenghem: "Araplar, o günkü hallerine baktığımızda, lime lime olmuş yamalı elbiseler içinde bulunan kimseler olmalarına rağmen, şüphesiz o katılıklarını bir tarafa bırakmış büyük bir inceliğe sahip mümin insanlara dönüşmüşlerdi. Artık onlar, büyük bir yumuşak huyluluk ve letafet sahibi kimselerdi. Bu hälleriyle yeryüzünde o gün hükümran olan büyük imparatorluklarının artık can çekişmekte olduklarını görüyor ve onların mirasçısı olabilecek kabiliyette olduklarını gösteriyorlardı. Müslümanlar, Germenler veya Vandallar gibi barbar ve istilacı olmadıklarını ortaya koymuşlardı.
Aksine onlar, yıkılan o günün süper devletlerinin tarihteki görevlerini sürdürmeye hazır ve medeniyet dünyasını daha da ileri noktalara taşıyabilecek özelliklere sahip olduklarını göstermişlerdi. Müslümanlar, bu medeniyetin büsbütün göçüp gitmesine engel olmak için âdeta tam zamanında yetiştiler. Romalıların ve Perslerin ellerinde düşmekte olan medeniyet meşalesini teslim alıp Avrupa'nın 13. asırdan evvelki zamanlarında, Emevi ve Abbasi yönetimleri sıralarında Parthenon ve Chares arasında tarihin en güzel devirlerinden birini dünyaya yaşattılar. Çökmek üzere olan ve tarihte unutulmak durumu ile karşı karşıya gelmiş bulunan eski Grek medeniyetini gerçekten mahvolmaktan korudular."