Ahirete kıyasla dünyayı, bir yolcunun konakladığı basit bir gölgelik olarak telâkkî ettikleri için, Rasûlullah -sallallâhu aleyhi vesellem- Efendimiz'in hâne-i saâdetleri de, son derece mütevazı idi. Odasında hemen hiç eşyā yoktu. Bir hasır üzerinde istirahat ederdi.
Fahr-i Käinat -sallallahu aleyhi vesellem vesellem- Efendimiz, hep âhireti tercih ettiği için, gönlünde dünya malının hiç değeri yoktu. O, malı ve mülkü sadece, Allah yolunda infåk edilecek bir ahiret sermayesi olarak görürdü.