Kadir Mısıroğlu

Kadir Mısıroğlu

Yazar
7.1/10
1.156 Kişi
·
1.802
Okunma
·
567
Beğeni
·
238,2bin
Gösterim
Adı:
Kadir Mısıroğlu
Unvan:
Tarihçi, Yazar, Şair
Doğum:
Trabzon, Türkiye, 24 Ocak 1933
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 5 Mayıs 2019
Türk tarih araştırmacısı, yazar, şair, hukukçu ve eski gazeteci. Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı mütevelli heyeti başkanı ve Sebil Yayınevi kurucusu. 

1933 yılında Trabzon'un Akçaabat İlçesi'nde doğdu.İlk ve orta tahsilini Akçaabat'ta, liseyi Trabzon'da tamamladı. 1954 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Öğrenciliği müddetince birçok yurt açıp çalıştıran Mısıroğlu, fakülte yıllarından itibaren hukukçuluktan çok tarihçiliğe meylederek yakın tarih ile alakalı araştırmalara başladı. Mısıroğlu, 1964 yılında, ilk eseri olan Lozan; Zafer mi, Hezimet mi?! kitabının birinci cildini kaleme aldı ve aynı sene Sebil Yayınevini kurdu. 1970 Yılının ocak ayında Milli Türk Talebe Birliği'nde Harf Inkılabı ile alakalı verdiği bir konferansı hakkında yargılandı ve Eskişehir Örfi İdare Mahkemesi'nce mahkumiyet kararı verildi. 1976 yılı başından itibaren İslami bir dergi olan Sebil Dergisi'ni çıkarmaya başladı. Bu dergideki birtakım yazılarından dolayı kısa bir müddet sonra hakkında 163. maddeye istinaden davalar açıldı. 1980 ihtilali ile Mısıroğlu'nun da aralarında bulunduğu MSP Merkezi Umumi Heyeti hakkında tevkif kararı verilince yurt dışına kaçtı. 1991 yılında Türkiye'ye geri dönen Kadir Mısıroğlu, çalışmalarına devam etti.

Acıbadem Altunizade Hastanesi'nde 5 Mayıs 2019'da 86 yaşında hayatını kaybetti. Çamlıca Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Üsküdar'daki Nasuhi Mehmet Efendi Camii haziresine defnedildi.

Ödülleri

Mısıroğlu Macar İhtilali isimli kitabı üzerine Hür Macar Yazarlar Birliği'nin en büyük ödüllerinden olan Gümüş Madalya ile taltif edilmiştir. Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başkanlığını yaptığı Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından Osmanoğullarının Dramı isimli eserinden dolayı Jüri Özel Ödülüne layık görülmüştür.
İngiliz'in çocuğu Shakesppare'i okur, Alman’ın çocuğu Goethe'yi okur; bizimkiler Necip Fazıl’ı Peyami Safa'yı sökemez!

Neymiş, modernleşmişiz! Klâsiği inkâr edenden ancak modern hokkabaz olur.
405 syf.
·2 günde·7/10
Çok eski zamanlarda okuduğum bir kitabın incelemesiyle daha sizlerleyim. Bu kitap için de sizden ricam, sol görüşlü Oral Çalışlar 'ın eserinde olduğu gibi veya sağ görüşlü Necmettin Hacıeminoğlu 'nun eserinde olduğu gibi; siyasi ve sosyal görüşlerinizi bir kenara bırakarak sadece eserde anlatılanları göz önüne almanız...

Keza bilenler bilir, Kadir Mısıroğlu Osmanlıcı, İslamcı düşünceleri; Atatürk karşıtı ve ideolojik propogandalarıyla bazı kesimlerim kendine yakın hissedip sevdiği, bazı kesimlerinse ciddi manada tepki gösterdiği bir isim.

Bana soracak olursanız, ben şahsen pek kendisinden haz etmesem de çok kez işittiğimiz "Batı'nın iyi yanlarını alıcan, kötü yanlarından uzak durucan!" söylemlerine benzer bir tutumla hareket etmekteyim Zira her görüşü bilmek hem bakış açımızı genişletir, hem empati kurabilmemize olanak sağlar...

Zira KKTC Eski Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Rauf Denktaş'ın bile okuyup teşekkür mektubu yazdığı bir kitapla karşı karşıyayız. Ki Rauf Denktaş'ın da siyasi düşüncelerinin, yaşam biçiminin, söylemlerinin vs Kadir Mısıroğlu ile örtüşmediğini, aksine zıt olduğunu düşünürsek, bu kitabı önyargısız bir şekilde okumak gerektiğini de daha iyi özümsemiş oluruz.

Kadir Mısıroğlu isminin yaratabileceği önyargıyı biraz olsun hafifletebildiğimi umarak, kitapla ilgili detaylara geçiyorum.

Kitap ne günümüzü ne de günümüzde ki siyasi olayları ele alıyor. İlk baskısı 1966 yılında yayınlanmış olan bu kitap, 1976 yılı baskısı ile güncellenmiş olup, milli mücadele yıllarında ve Kıbrıs Harekâtı dönemlerinde Yunanlılar'ın Türkler'e yaptığı zulümleri ve o zulümlere dair belgeleri içeriyor.

Kitap anlatım bakımından akıcı ve coşkulu bir anlatıma sahip... Fakat kitapta Arapça ve Farsça'dan dilimize geçen birçok kelime kullanıldığı için bazı cümleleri tam manası ile anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Bunun dışında kitapla ilgili olumsuz gördüğüm bir nokta, doğrudan başka bir milleti bu denli sert bir dille ele alıyor olması. Bu cümleme tepki gösterenleriniz olacaktır ancak hiçbir millet -hele ki günümüzde, olaylarla alakası olmayan nesilleri-, doğrudan doğruya hedef alınmamalıdır. Yunanlar'ın sebep olduğu şeyler tabii ki de kitap haline getirilebilir ancak bunu yaparken cümlelerde seçici olmak ve bütün bir milleti zan altında bırakmamak gerektiğini düşünüyorum.

Bu tarz kitapları sevenler için güzel gelebilir ancak birçoğunuzun okurken ara ara sıkılabileceğini düşünüyorum. Ama okunmaya değer bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Herkese iyi okumalar!

* Bahsini ettiğim Oral Çalışlar ve Necmettin Hacıeminoğlu'nun kitapları için yaptığım incelemelere sırasıyla
(bkz: Oral Çalışlar / Liderler Hapishanesi (12 Eylül Günlükleri))
(bkz: Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu / MİLLİYETÇİLİK - ÜLKÜCÜLÜK - AYDINLAR)
bu bağlantılardan ulaşabilirsiniz.
426 syf.
·17 günde
Bu kitaptaki fotoğraflar ve raporlar gösteriyor ki, Yunanlılar 1921 yılında, Türk köylerine girerek, silah arama bahanesiyle ne büyük vahşilikler sergilemişler. Kadınların kulağındaki altın küpeleri kulağıyla beraber alma, gebe kadınların karnını deşerek bebeği ateşe atmalar, köy halkını çırılçıplak camilere doldurarak ateşe vermeler. Kur'an-ı Kerimi parçalamalar, bebek, kadın, çocuk, yaşlı demeden işkenceden sonra koyun gibi boğazlamalar... Irza geçme, canlı olarak organ doğrama, yürek dayanmaz. Gâvur'un ne demek olduğunu ve cehennemin hikmetini daha iyi anladım. İbret için yaşı büyük olanlar okumalı. Vahşetin sergilendiği köylerimizde de, köyün meydanın da yazıt olarak sergilenmelidir.
629 syf.
Nereden başlayayım gerçekten emin olamıyorum. Bu zât'ı nâmuhterem kişiliği(!) yakından oldukça iyi tanıyorum. Mısıroğluna ait bir kitabı bitirebilmek büyük bir erdem gerektirir. Eğer bu insanın konuşmalarını dinlemiş herhangi bir insanın, beş dakika içerisinde kendi söyledikleriyle ters düşebilen, bilim ve akıldan yoksun palavra sıktığını çok iyi anlayabilir. Bu şahsın kitabını değerlendirebilecek tek oluşum psikiyatri uzmanlarıdır çünkü kendisi, tırnağından maraş dondurmacısı tarihçi(!) sıfatına kadar patalojik bir vakadır. Kendisinden bizzat duyduğum, gözlerimin ve kulaklarımın tecavüze uğradığı birkaç bilimsel tespitlerini söylemekten utanç duyarak, yazayım.

Bir konuşmasında bizzat kendisi, Karl Marx'ın yazdığı Kapital hakkında, kitabı kendisine yazdıranın "cinler" olduğunu iddia etmiştir. Pozitif Bilim ve mantık dayanaklarına tamamiyle aykırı şekilde sadece bir uydurmasyon söz(!) Ortaya atmıştır. Bu şahsın delillere dayanan tarihçilik anlayışının temellerinin ne kadar sağlam olduğunu buradan anlayabilirsiniz. Sadece bununla kalsa ne âlâ fakat saçmalıklarının sınırı henüz tespit edilememiştir.

Kendisi yine Amerikalı Rockfeller ailesinin, her yıl sistematik şekilde doğum kontrolünü Türkiye içerisine enjekte ettiğini, milyar dolarlar harcayarak nüfusu azaltmaya çalıştığını fakat Allah'ın Türk genlerine emir verdiğini ve nüfus artışı sebebi olarak bunu göstermiştir. Görüldüğü üzere kendisi tarihçi sıfatının yanına Tanrı ve cinlerle konuşma kabiliyetini de ekleyebilmiş, yegâne süper insandır.

Kendisinin dünya görüşüne bir halka daha ekleyelim, Alman kadınlarının sahip olduğu çocuklarının kime ait olduğunu anneleri dâhi bilmemektedir diyebilecek kadar da iftiracıdır. Gördüğünüz gibi kendisi her konuşmasında niteliklerine bir yenisini eklemektedir.

Ayrıca Cumhuriyet dönemi ve Atatürk hakkında iftira ve nefret içeriklerine asla girmeyeceğim. Kendisinin dünya görüşünü ve tarihsel süreçlere bakışını kabaca yukarıda anlatmaya çalıştım. Ayrıca yine kendisi hastalandığında bizzat ziyaret eden Diyanet, görüşmenin "insani duygularla" yapıldığını iddia etmiştir. Yerseniz. Yine o Diyanet, camilerde Atatürk'ü telaffuz etmeden cumhuriyet anması yapıyor. Bu iki zihniyetin temelinde Atatürk düşmanlığı yatmaktadır. Çünkü vasıfları itibariyle göz önünde bulunabilecek nitelikte bir kişilik olmadığı gibi, bizim gibi okumaktan yoksun ülkeler dışında fotosentez dahi yapamayacak hücresizdir.

Lozanın bir zafer olmadığını iddia eden zihniyet ise, Lozan'da gizli maddeler olduğuna, madenleri çıkaramadığımız gibi yine deli saçması hurafe ve şehir efsanesine inanmayı sürdüren cahil-cühela kesimle yine aynıdır.

Eğer ortada bir zafer var ise oda Sevr kapitülasyonlarının, Lozanla kadırılıp Türkiyenin ekonomik bağımsızlığının önünün açılmasıdır.

Bunu idrak edebilmek için biraz tarih bilgisi pekala yeterli olacaktır.
İnsan yaşamı hiçbir kimseyi mısıroğlunun milli değerlerimizi yücelttiği inancını taşıyacak kadar yerin dibine sokmasın
635 syf.
·1/10
Öncelikle kitabın yazarından kısaca bahsedecek olursak;
" Shakespeare müslümandır, Karl Marx cinnidir, Mehmet Akif Ersoy peze..nk, Kurtuluş Savaşında keşke yunan galip gelseydi, komünist Stalin askerlerine, kumlara Ayetel Kürsi okuyarak Almanlara serpilmesini emretti ve böylece maneviyat kazandı..." diyerek, zihnin ve/veya milli şuurun muhtemelen yaşa bağlı cıvıyarak çamurlaşmaya başladığını tasdik eden açıklamaların sahibi, Sayın Kadir Mısıroğlu.


Bir zamanlar(70-80 li yıllarda ki o zamanlarda kitaplarında Cüneyt Emiroğlu mahlasını kullanıyordu...) yaptığı konuşmalar ve çıkardığı bühtan dolu kitaplar neticesinde kesinleşen cezalardan kurtulmak adına, hakkında -sahte olduğu iddia edilen- deli raporu çıkartılan fakat adına çıkartılan bu rapordaki sahteliği hiç de belli etmeyen; zamanında Erbakan'ın dahi prim yaptırmayarak tasfiye ettiği yazarımızın en meşhur eserinin incelemesinden ziyade, kitapta gösterilen kaynakların incelenmesini daha doğru buluyorum. Zira, yüzlerce sayfa saçma sapan, aslı astarı olmayan, fütursuzca atılan iftiraları tashih etmeye bu satırlar yetmeyecektir.


Kitabın ana konusu olan Lozan ile ilgili kaynak gösterilen kişilerin büyük bir kısmı; gelecek Cumhuriyet düzenine karşı olacak olan ve sonrasında Atatürk'e karşı hazırlanan İzmir Suikastinde yargılanıp ceza alan kişiler olduğunu hatırlatmak isterim. Kalan kısımlarda kaynak olarak gösterilen kişiler ise; amiyane tabirle kilimcinin kör oğlu olarak adlandırılabilecek ki Cumhuriyetin İlanı ile tasfiye edilecek, özellikle 1. meclisin bazı mebus ve düşünürlerinden ve valilerden faydalanılmış. İstisna denilebilecek küçük bir kısım kaynak ise gazetelerden ve yeni devlette mevki sahibi kişilerden alınmış...Bunların dışındaki fikriyat ve muhassala, incelemenin girişinde yazdığım bazı nevrotik alıntıların ve kitabın sahibi, Kadir Mısıroğlu tarafından yazılmış.

Bir anlaşmayı, rus ruleti edasıyla kesin olarak zafer veya hezimet olarak tasnif etmeye çalışan, sohbetlerinde ekseriyetle hayta liselileri andıran yamuk kravatı ve panayır dondurmacısı çırağı fesiyle arz-ı endam ederek, muhtemel bunama belirtileri zuhur eden yazar, kitapta; kendi hatıratında küçük yaşlardan beri taciz edildiğini açıklayan, kendisini eşcinsel olarak tanımlayan ve cinsiyet değiştirmek istediğini söyleyerek dinsiz olduğunu belirten, ruh hastası ve uyuşturucu müptelası Dr. Rıza Nurun söylevlerine ve hatıratına çokça yer vermiş...(Düşmanımın düşmanı olsun çamurdan olsun, dostumdur, mantığı ile sarınılmış oldukça müstesna! ve sağlam! bir kaynak!)


Dünü, bugünün koşullarıyla yorumlama gafletine ve hıyanetine düşmeden, kronolojik hataya varmadan, tarafsız bir biçimde doğru kaynaklardan - ki bu konuda en sağlam kaynak Seha Meray'ın yayınladığı Lozan Tutanaklarıdır - yorumlayarak tefekkür edecek olanların, "Lozan Antlaşması, Sevr'e göre zafer mi hezimet mi yoksa genel manada bir uzlaşma mı ? " sorusuna vereceği cevap, hiç şüphesiz ki muteber olacaktır...


Ek: Stalinin Rus Gizli Servisinden(KGB) sızdırılan konuşması.
https://youtu.be/07Fel0y4hdk
405 syf.
·10/10
Yazılanların gerçek olmamasını dilerdim, bir korku filmi izlemeyi, bir cinayet romanı okumayı dilerdim. Bunun yerine değil, tam olarak bunun içinde. İnsan kurgu olmasını diliyor Ya Rabbi bu kadar zulüm olmaz olamaz diyor. Fakat bunlar bizim gerçeğimiz. İnsan hakikaten çok unutkan bir varlık. Bunlar geçip gitmedi, zulmün de zalimin de adı değişiyor yalnızca. Ruhu hassas olanlar okumasın da demek istiyorum, herkes okusun, okumalı da.. Bilemedim, ruhumu boğdu. Kitap değil, tarih. Bizim tarihimiz. Yarın unuturum, biz de böyleyiz işte (!)
629 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap çok güzel okumanızı tavsiye ederim. Türk tarihinde yapılan bir hata olan Lozan Antlaşması'nın neden yapıldığını ve yapılan bu hatanın sonuçlarını anlatan bir kitap. Bana göre insanlık tarihini aydınlattı diyebilirim bu kitabı bana babam tavsiye etti severek okuduğum bir kitabtı. Ne olursa olsun kitaplı günleriniz olsun dileğiyle...
629 syf.
Kitapta Kadir Mısıroğlu'nun diğer kitap ve hasbihallerinde olduğu gibi bir konu anlatılırken gerekli dallandırmalar yapılarak konu ile ilgili kısıtlı bilgiden öte derinlemesine işleme şeklinde bilgiler bol olarak bulunmakta ama bunlar benim için sıkmak ve boğmaktan öte daha doyurucu içerik oldu.Yakın tarihe dair ne kadar az ve ne kadar yanlış bilgilerimizin olduğunu görüp üzülürken ve bu hakikatlerin korkmadan dillendirilmesinin gururunu yaşıyorsunuz okurken.Bu hakikatleri öğrenip o konularda kandırılmaktan kurtuluyosunuz.Allah mekanını cennet eylesin hakkını bize helal etsin Üstad.
245 syf.
·40 günde·Puan vermedi
Bakmayın İslamcı Gençliğin el kitabı dendiğine, zira Üstadın kendisi de kitabın başında bu ifadenin galatı meşhur olduğunu dolayısıyla İslami mücadele ve mücahade veren gençlerin İslamcı diye adlandırılmasının pek de uygun olmadığını ifade ediyor.
İslamcı kelimesinden ben de aşırı derecede tiksiniyorum açıkcası, İslamcı da neymiş? Allah Azze ve Cellenin bize verdiği ismin üzerine ne isim ne de sıfat geçiririm, o yüzden her ne kadar İsmet Özel'in fikri yapısını takip edip çoğu meselede onu tasdik etsem vedahi Türk tanımına da katılsam da mutlak manada ne Türk ne de Kürt ne de bilmem hangi sıfatı Müslüman tesmiyesinin önüne geçiremem/geçiremeyiz aziz kardeşlerim.

İsim üzerindeki şüpheleri bertaraf ettikten sonra Kemalistlerin azılı düşmanı, merhum Mısıroğlu'nun bu kitabını İslami Mücahedeye namzet gencin neden okuması gerektiğine gelirsek:
Piyasada dolaşan, davasını kendisine prestij kılan, en ufak sarsıntıda gemiden ayrılan, gömlek çıkaran adamların sürüyle olduğu ortamda elinde baltasıyla azılı kemalistlerin kafalarındaki put tasavvuruna vura vura, bir yandan da Müslümanlara avaz avaz bağırarak o haşim yapısıyla uyuşmuş idraklerini çöze çöze bir ömür sürmüş bu adamın doğrusuyla, yanlışıyla, zaman zaman kastı aşan ifadeleriyle beraber okumayacak, dava şuurundan faydalanmayacak da gidip ne fikri ne de fikir öfkesi olmayan tavizkâr adamların hamasetleriyle mi yoğuracağız şu gençlik yıllarımızı. Müslüman genç bu kadar menfilik, aleyhte propoganda, eğitim sisteminin zerk ettiği zehre rağmen 'sisteme karşı' 'sistemin içinden' mücadele edecekse bu adamlar vasıtasıyla sırtlayacak meselelerin meselesini.
Sonra piyasadaki laiklere yaklaşan, onlara yaranmaya çalışan, aman ne derler diye sürekli tetikte olan adamlarla mı yapılacak İslam inkılabı? Onlar olsa olsa sistemin kendilerini kullandığı kuklalar olurlar da haberleri olmaz.
Merhumun siyasi görüşlerine katılmıyorum, malum iktidar laiklik ve muhafazakar kemalizme her geçen gün kan pompalarken yeterince eleştiremeyişini de Başkan Erdoğan'a sevgisine bağlıyorum.Sevgi insanı kör eder çünkü. Neyse velhasılı kelâm kitabı okuyun ve okutun daha yazacak çok şeyim var ama ben azını söyleyeyim sizden dağın görünmeyen kısmına yönelin. Allah'a emanet olun inşaAllah.
208 syf.
·Beğendi·9/10
Farkındalığı seviyorum.Bir şeye bakarken binbir türlü anlam çıkartmayı da seviyorum. Etrafına boş boş bakmayan baktığı yerden hikmet çıkartan insanları alınlarından öpmek istiyorum.Bu da öyle güzel bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kadir Mısıroğlu
Unvan:
Tarihçi, Yazar, Şair
Doğum:
Trabzon, Türkiye, 24 Ocak 1933
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 5 Mayıs 2019
Türk tarih araştırmacısı, yazar, şair, hukukçu ve eski gazeteci. Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı mütevelli heyeti başkanı ve Sebil Yayınevi kurucusu. 

1933 yılında Trabzon'un Akçaabat İlçesi'nde doğdu.İlk ve orta tahsilini Akçaabat'ta, liseyi Trabzon'da tamamladı. 1954 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Öğrenciliği müddetince birçok yurt açıp çalıştıran Mısıroğlu, fakülte yıllarından itibaren hukukçuluktan çok tarihçiliğe meylederek yakın tarih ile alakalı araştırmalara başladı. Mısıroğlu, 1964 yılında, ilk eseri olan Lozan; Zafer mi, Hezimet mi?! kitabının birinci cildini kaleme aldı ve aynı sene Sebil Yayınevini kurdu. 1970 Yılının ocak ayında Milli Türk Talebe Birliği'nde Harf Inkılabı ile alakalı verdiği bir konferansı hakkında yargılandı ve Eskişehir Örfi İdare Mahkemesi'nce mahkumiyet kararı verildi. 1976 yılı başından itibaren İslami bir dergi olan Sebil Dergisi'ni çıkarmaya başladı. Bu dergideki birtakım yazılarından dolayı kısa bir müddet sonra hakkında 163. maddeye istinaden davalar açıldı. 1980 ihtilali ile Mısıroğlu'nun da aralarında bulunduğu MSP Merkezi Umumi Heyeti hakkında tevkif kararı verilince yurt dışına kaçtı. 1991 yılında Türkiye'ye geri dönen Kadir Mısıroğlu, çalışmalarına devam etti.

Acıbadem Altunizade Hastanesi'nde 5 Mayıs 2019'da 86 yaşında hayatını kaybetti. Çamlıca Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Üsküdar'daki Nasuhi Mehmet Efendi Camii haziresine defnedildi.

Ödülleri

Mısıroğlu Macar İhtilali isimli kitabı üzerine Hür Macar Yazarlar Birliği'nin en büyük ödüllerinden olan Gümüş Madalya ile taltif edilmiştir. Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başkanlığını yaptığı Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından Osmanoğullarının Dramı isimli eserinden dolayı Jüri Özel Ödülüne layık görülmüştür.

Yazar istatistikleri

  • 567 okur beğendi.
  • 1.802 okur okudu.
  • 99 okur okuyor.
  • 2.522 okur okuyacak.
  • 36 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları