Yazarın tarzından Sinan gibi birini tanımak bambaşka bir duygu....Mimar Sinan'ı sadece Şehzade Camisi, Selimiye veyahut Süleymaniye eserleriyle sınırlandırarak ona haksızlık ettiğimizi öğrenmiş oldum ve neden hala mimarlık denilince ilk aklımıza Sinan gelir onu göstermiş oldu bu eser bana.....
kitapta sinanın kendi hayatını yazdırdıgı tezkiretül bünyandanda yolla çıkıp sinanın bilinmediği yönlerine ışık tutulmuş ...
Mimar SinanYavuz Bahadıroğlu · Venedik Yayıncılık · 2013921 okunma
Mimar Sinan'ın eserlerinin incelikle ele alındığı ve aralarına hikayelerin, efsanelerin serpiştirilerek daha da ilgi çekici hale getirildiği bir kitap. Daha fazla Mimar Sinan'ın hayatına yer verileceğini düşünmüş olsam da, sadece ara sıra anlatılan birkaç satırlık hikayelerden onu tanıma imkanı buluyoruz. Ömrünü çalışmaya ve hep daha iyisini yapmaya adamış, dört padişah görmüş, üçünün döneminde baş mimarlık yapmış, devleti için çalışmaktan hep memnun olmuş... Bu kitap, Mimar Sinan hakkında daha fazla bilgi öğrenme isteği uyandırdı.
"Böyle gitmez: Hayata biraz sanat, biraz estetik, biraz da aşk katmak lazım."
Yavuz Bahadıroğlu kitabın başlarında bunu diyordu, devamında da bunu dile getirdi. Estetiksiz sanat olamayacağı gibi aşk olmadan sanatı düşünmek de mümkün değil. Bir sanat eserine baktığınızda onun ruhunu görebilmeli, baş başa kalabilmeliyiz o sanat eseriyle. Yani anlık aşkı tatmalıyız, görünüşüyle büyülemeli bizi. Peki hayatımızla sanatın bağlantısı ne? İşte Yavuz Bahadıroğlu bunu başaran birinin, Koca Sinan'ın hayatını ele almış.
Kitap, Mimar Sinan'ımızın kısaca bir hayatına değinerek başlar. Mimar Sinan devşirme kökenlidir. Evet yanlış okumadınız, o koca koca camilere imzasını atan koca mimar bizim Koca Sinan'ımız devşirme kökenlidir. Osmanlı'nın şüphesiz en güzel camilerini yapan Koca Sinan'ın devşirme olacağını meğersem nasıl da düşünememişim?!
Neyse... Kitabın teknik özelliklerine geçelim...
Kitabı okumaya başlamadan çok ayrıntılı ve eser betimlemesi yoğun yer kaplayan bir kitap okuyacağınızı sanabilirsiniz. Bir mimarı konu alan kitaptan böyle bir anlatım veya bol fotoğraflı bir şey beklersiniz elbette. Fakat kitabın dili genellikle basit ve eser tanıtımı üstünkörü geçebilecek acemi bir yazarın acemi incelemelerinin bir sonucuymuş gibinize gelince şaşakalmayın derim.
Yavuz Bahadıroğlu, mimar Sinan'ın çıraklık, kalfalık ve ustalık camileri dışındaki diğer eserlerine gerekli önemi vermemiş. Bu eserleri de kitabın farklı bölümlerinde kitabın anlaşılırlığını bozacak şekilde tanıtmaya çalışmıştı. Tanıtamamıştı. Diğer eserlerin bir ikisi üstünkörü anlatılıp geri kalanlar ise kitabın sonunda bir liste olarak verilmiştir.
Bir biyografiye başlarken veya eser tanıtımı okurken o şeyin bizahiti tanığı olmayı beklersiniz. Ancak, Yavuz Bahadıroğlu ise bu beklentiden de bir hayli uzak bir yol
Herkese selamlar,
Bugün Yavuz Bahadıroğlu'nun Mimar Sinan Mimarideki Osmanlı Mührü adlı eseri ile karşınızdayım.Eserde Mimar Sinan'ın hayatına ve günümüze bıraktığı eserlere yer verilmiştir.Yaptığı eserlerde her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplayıp ona göre dizayn eden bir kişiliktir Mimar Sinan.Eser çok sürükleyici ve faydalı oldu benim için.Ben beğendim umarım sizlerde beğenirsiniz.Şimdiden keyifli okumalar diliyorum
Yavuz Bahadıroğlu
Mimar SinanYavuz Bahadıroğlu · Venedik Yayıncılık · 2013921 okunma
Mimar Sinan çok güzel bir şekilde anlatılmış. Onu merak edenlerin okuması gerektiğini düşünüyorum. O kadar güzel incelikleri var ki.. Mimar Sinan'a hayran olmamak elde değil..
"El-fakir el hakir Sinan"
( Değersiz ve muhtaç kul Sinan)
1490 yılında Kayseri'nin Ağrınas köyünde doğduğu bilinmektedir.
Eğitim durumu Acemioğlan mektebinde başlıyarak"dülgerlik"( baba mesleği) ve (dede mesleği marangoz),yapıcılık öğrendi.
Enderun medresesinden mehzun olmuş. Arapça, farsça dilleri lisanını bilerek, Matematik, fizik, geometri ilimlerine son derece hakimdir. Mühendis, mimar, taşa şekil veren incelik katan bir Sanat adamı "Sanatçı"dır.
Sai Çelebi tarafından Mimar Sinan'ın ağzından yazıldığı düşünülen"Tezkeret-ül Bünyan" Ustalık Eseri isimli kitap yazmıştır.
Yeniçeri ocağında asker olduğu dönemde önemli seferlere katılmış bunlardan bazıları;
Yavuz Sultan Selim Han'ın mısır seferi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Rodos ve hatta Belgrad seferinde ki yaptığı muazzam köprü neticesinde öne çıkmış, ayrıca daha önceden van gölü'nü geçmek için kayıklar yapmasıda; Sultanın dikkatinden kaçmamış, yeteneğini farkedip; Mimarbaşı olarak Devlete hizmetini devam etmesini istemiştir.
Mimar Sinan;
"Yeniçeri Ocağı'ndaki yolumdan ayrılacak olma düşüncesi elem verse de, mimarlığın camiler inşa edip birçok dünya ve ahiret muradına vesile olacağını düşünüp kabul ettim."
Osmanlı'nın beş hükümdarının saltanatına şahitlik etmiş, dört hükümdara da hizmet vermiştir.
En çok bilinen Süleymaniye, Selimiye, Şehzadebaşı camii gibi eserleri ve Ayasofya Kebir camii'ni güçlendirmesi, iki minare daha eklemesi önemlidir.
Yazarımız bu kitapta Mimar Sinan'ın inşa ettiği önemli bazı eserlerinden, bilgi vermiş, resimleri ile yapı özelliklerine değinmiştir.
Gerçekten Mimar Sinan'ın yaptığı camilere gidenler. Süleymaniye gibi ihtişamı gözler önüne sererek farklı bir ruhani atmosfer, bir mâbed olduğu ve o dönemlere bizi götürdüğünü şahsım adına yaşadığımı ve huzur bulduğumu ifade
İslam mimarisi denilince akla ilk gelen isim şüphesiz ki Mimar Sinan’dır. İslamdaki bakış açısı, estetiği, islami ruhu, mühendisliği taşa nakış gibi işleyip camid taşa bir ruh kazandıran şahsiyet. Devlet-i Aliyenin en zirve döneminde koskoca 5 sultan görüp 4 sultana hizmet etme imkanı bulan mimarların büyüğü baş mimar. Nerdeyse 1 asırlık ömrüne sayısız ve birbirinden kıymetli eser sığdıran baş mimar. Ustalık hayatındaki en önemli eserlerin başında Selimiye Camii, Süleymaniye Camii ve Şehzade Camii gelir. Tabi o kadar kıymetli eser varki hepsini saymak zor. Asırlık ömrüne 400’e yakın birbirinden kıymetli eser sığdıran bir dahidir Mimar Sinan. Koskoca mimarı burada anlatmak nakıs olur. Tanımak ve bilmek için hayatını okumak lazım ve hatta bana göre elzem. Mimar Sinan’ı bilmeyen onun eserlerini bilemez ve anlayamaz. O taşlara şekil ve ruh veren salt bir yetenek değil, islami mimar, yaşam tarzı, bakış açısı, almış olduğu eğitim ve ona duyulan güvenin neticesinde dünya kültür mirasına ciddi katkı sağlamıştır. Mimar Sinan’ı tanımlamak için yıllar önce okuduğum bir söz çok hoşuma gidip hep o nazarla bakarım. “İslamda mimarinin cisimleşmiş şekli: Mimar Sinan” şeklindeki söz çok hoşuma gitmişti. İşte böyle bir şahsiyet idi Mimar Sinan.
Kayserili bir devşirmeden ,Koca Sinan'a uzanan o muhteşem dönem... Yaklaşık bir asırlık ömrüne sığmış yüzlerce eser... Camiler ,Saraylar, Kervansaraylar vb. Mimar Sinan ve eserleri hakkında bilgi veren güzel bir kitap. Okumak isteyenlere tavsiye edilir.
Yazarın tarzından Sinan gibi birini tanımak bambaşka bir duygu....Mimar Sinan'ı sadece Şehzade Camisi, Selimiye veyahut Süleymaniye eserleriyle sınırlandırarak ona haksızlık ettiğimizi öğrenmiş oldum ve neden hala mimarlık denilince ilk aklımıza Sinan gelir onu göstermiş oldu bu eser bana.....
kitapta sinanın kendi hayatını yazdırdıgı tezkiretül bünyandanda yolla çıkıp sinanın bilinmediği yönlerine ışık tutulmuş ...
Mimar Sinan’ın biyografisini okumak için almıştım. Büyük ve başarılı insanların biyografisini okumayı, gerek kendime bir rol-model tasarlamak açısından, gerek ise zevk aldığım için seviyorum.
Ancak bu kitap biyografiden çok çok uzak olup, sadece Mimar Sinan’ın eserlerini tanıtmaktadır ve Mimar Sinan’ın ne kadar profesyonel ve kusursuz bir mimar olduğunu anlatmakdan ziyade, nasıl bir müslüman olduğunu anlatmaya çalışmış yazarımız. Kütüphanede değil de kuran kurslarında satılsa eğreti kalmaz. Bu yüzden yarım bıraktım. İnternet makalelerinden araştırmaya devam edicem Mimar Sinan’ı.
Ayrıca kitapda çok fazla yazım hatası olduğunu da belirteyim. Mimar Sinan’a olan saygımdan dolayı kitaplığımda kalıcak…
Mimar SinanYavuz Bahadıroğlu · Venedik Yayıncılık · 2013921 okunma
Yavuz Bahadıroğlu; yazar, tarihçi, gazeteci, radyo programcısıdır. Gerçek adı Niyazi Birinci'dir. Veysel Akpınar, Şeref Baysal, Bahadır Alp, Nurcan Sevinç müstear isimleri altında da yazıları, Hayreddin Sağbaş adı ile kitapları vardır. Evli ve üç çocuk babasıdır.
1971′de İstanbul'da gazeteciliğe başladı. Muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yaptı. Gazete, dergi ve şirket yöneticisi olarak çalıştı. Gazeteciliğini muhabir ve röportajcı olarak sürdürürken, çocuklara yönelik eserler üretti. Yüzlerce çocuk romanı, hikaye yayınlandı. Aynı dönemde bir gazetede Şeref Baysal ve Veysel Akpınar isimleriyle iki köşe yazısı yazdı.
Asıl çıkışını Yavuz Bahadıroğlu ismiyle yazdığı romanlarla yaptı. İlk romanı "Sunguroğlu" ve ardından yazdığı "Buhara Yanıyor" romanı ülkenin en çok satan romanlarından oldu. Genelde Osmanlı'nın çeşitli dönemlerini ele alan otuzu aşkın romanı vardır, bunlardan biri "Biz Osmanlıyız".
Yavuz Bahadıroğlu; roman, çocuk kitapları, hikaye, araştırma, oyunlar, film yapılmış senaryolar ve fikri eserler olmak üzere yüzlerce çalışmaya imza attı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konularda binlerce konferans verdi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller aldı, iki kitabı Kültür Bakanlığı tarafından yayınlandı.
Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden yazarın cenazesi Eyüp Sultan Camisi'ndeki hazireye defnedildi.