Mimar Sinan (Mimarideki Osmanlı Mührü)Yavuz Bahadıroğlu

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.670
Gösterim
Adı:
Mimar Sinan
Alt başlık:
Mimarideki Osmanlı Mührü
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757016922
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Venedik Yayıncılık
Sinan camileri böylesine bir bütünsellik içerir: Mermeri sanatla, sanatı hayatla buluşturur. Daha avluda şaşırıp büyülenmeye başlarsınız. O şaşkınlık ve hayranlık deminde kapıya ve pencerelere bakın: Pencerelerle duvarların büyüleyici uyumunu, kündekarı kapının kubbelere yükselişini, kudret eliyle serpiştirilmiş hissini veren "çil çil kubbe"lerin yer yer minareleşip gözü hiç rahatsız etmeden sonsuzluğa ulaşımını seyredin... Sonra, Yahya Kemal`in şiirinin içine girer gibi, camiye girin, kürsünün mihrapla, mihrabın minberle, hem birbirinden bu kadar yakın, böylesine derin ve huzurlu bir iç içeliğin nasıl sağlandığını düşünün... Kubbelerdeki sadelikle duvarlardaki renk cümbüşünün zıt gibi duran karakterlerinde Sinan`ın ruh halini çözmeye çalışın: İmkansıza aşık olan deha, her eserinde "imkansız"ı denemiş ve gerçek hayatta yapamadığını yapıp "zıtların estetik uyumu"nu yakalmıştır! "Ve minel aşk!" Unutmayın: Sanat, "sonsuz"un ve "aşk"ın adıdır.
Mimar Sinan'ın eserlerinin incelikle ele alındığı ve aralarına hikayelerin, efsanelerin serpiştirilerek daha da ilgi çekici hale getirildiği bir kitap. Daha fazla Mimar Sinan'ın hayatına yer verileceğini düşünmüş olsam da, sadece ara sıra anlatılan birkaç satırlık hikayelerden onu tanıma imkanı buluyoruz. Ömrünü çalışmaya ve hep daha iyisini yapmaya adamış, dört padişah görmüş, üçünün döneminde baş mimarlık yapmış, devleti için çalışmaktan hep memnun olmuş... Bu kitap, Mimar Sinan hakkında daha fazla bilgi öğrenme isteği uyandırdı.
Mimar Sinan çok güzel bir şekilde anlatılmış. Onu merak edenlerin okuması gerektiğini düşünüyorum. O kadar güzel incelikleri var ki.. Mimar Sinan'a hayran olmamak elde değil..
Mimar Sinanı daha iyi tanımış oluyor ve eserlerini ne incelikte yapmış olduğunu anlıyor insan.Eserlerinin hala ayakta durması ve hayatının kısa bir zamanında bunca eseri sığdırması mükemmel ötesi.ALLAH razı olsun koca Sinan' dan böyle deha insanlar zor gelir.Mutlaka okuyun eserlerindeki incelikleri görün.
Camileri salt "namazgâh" olarak inşa etmek, ibadet ihtiyacını karşılar ama ruha huzur ve huşu katan sanat ihtiyacını karşılamaz.
Başarısızlıklarımızı imkânsızlıklarla izah etmeye çalışırız. Ama imkânsızlıkları yenerek başaran öyle çok isim var ki, örnek alınmayı beklerler...

Öncelikle Peygamberler öyledir: Hz. Âdem ilk kez gördüğü vahşi dünyanın şartlarıyla boğuşarak Hz. Havva'ya ulaşmıştır...

Hz. Nuh tufanla boğuşmaktan yılmamıştır. Hz. İbrahim, Nemrut ateşine; Hz. Yusuf atıldıgı kuyudaki olumsuzluklara ve umutsuzluklara; Hz. Musa Firavun'a; Hz. İsa, İsrailoğulları'na ve Hz. Âlişan Efendimiz Ebu Cehil'in kontrol ettiği şartlara meydan okumuşlar, sonunda da başarmışlardır...

Yaratıcı Kudret isteseydi, Peygamberlerin kendilerini kabul ettirebilecekleri şartları, onları göndermeden önce bir güzel oluşturur, ondan sonra gönderir, böylece zahmet ve mihnet çekmelerini önlerdi... İstemedi. Çünkü her Peygamber bir başka yönüyle ümmete örnek olacaktı. En bariz vasıfları ise şartlara teslim olmamaları, hedefleri istikametinde çabalayarak çalımalarıydı. Sartları hazır bulmadılar, umutla çalışıp çabalayarak şartları da Yaradan'ın rahmetini hak etmeye çalıştılar...

Bizim ıskaladığımız da bu galiba: Ilahi tecelliyi hesaba katmadan, her sorunu kendi gücümüzle aşacağımızı zannediyoruz. Hâlbuki böyle bir gücümüz yok. Sorunları sadece aşmaya çalışabiliriz. Gösterdiğimiz çaba ilahî rahmetin tecellisine vesile olursa, ortada sorun diye bir şey kalmaz. Tüm engeller aşılıp başarıya kucaklaşılır.

Buradaki sihirli formül "elden geleni yapmak"tır.

Her daim şükranla andığımız Mimar Sinan, elden geleni yapmaya güzel bir örnek teşkil ediyor. Hedefini belirledikten sonra çabalayan insanın, olumsuz şartlara rağmen, neler yapabileceğini gösteriyor.
Sonuçta insan da bir anlamda melek değil midir?
Dua ve ubudiyet şartına bağlı olarak, meleklerin üzerine dahi çıkabileceği vaat edilmemiş midir?
Tarihin içinden: İran Şahı'nın altınları

Derler ki, Süleymaniye Camii'nin temellerini atan Sinan, inşaatı paydos etti...
Amacı, deprem bölgesinde yapılan bu caminin temellerinin iyice yerleşmesi, sapa sağlam hale gelmesiydi. Daha sonra tekrar inşaata başlayacak ve muhteşem âbideyi vücuda getirecekti.
Bunu anlama ferasetinden mahrum olan rakipleriyle sevmeyenleri, el ele bir söylenti çıkardılar: "Sinan'ın gözü yıldı, Şah-ı Cihan'ın camisini yapmaktan vazgeçti."

İran casusları, bu söylentiyi biraz degiştirip, İran Şahı Tahmasb'a yetiştirdiler: "Padişah'ın parası bitti, hevesle başladığı cami yarım yamalak kaldı."
İran Şahı Tasmasb, Kanuni ile alay etme fırsatı yakaladığı için çok mutluydu. Nihayet Osmanlı'dan daha zengin olduğunu ispatlama fırsatı eline geçmişti.
Fakat bunu son derece "dostane" bir şekilde yapmalıydı...
Düşündü taşındı, sordu soruşturdu ve nihayet kararını verdi: Iyi niyetli gözükecek, Padişah'ı kıskırtmayacak, ama amacına da ulaşacaktı...

Bir mektup yazdırdı. Özetle şöyle diyordu:
"Duydum ki, bir hayrat yapmaya girişmişsiniz, fakat paranız yetişmemiş, yarım kalmış. Biz de size değerli taşlar gönderiyoruz. Onların parası ile caminizi tamamlayın. Böylece sizin hayratınızda bizim de hissemiz olmuş olur."

Kanuni bu aşağılama çabasının altında kalmadı. İran Şahı'nın gönderdiği tüm altınları kıymetli mücevherleri, hediye sandığını getiren İran elçilerinin fal taşı gibi açılan gözlerinin önünde, Mimar Sinan'a verdi:
"Benim camimin her bir taşı öylesine kıymetli birer mücevher mesabesindedir ki, İran Şahı'nın gönderdiği mücevherat, onların yanında çok âdi çakıl taşından daha aşağıdır. Al bu taşları caminin harcına karıştır. Zira ancak buna lâyıktır."

Ve Sinan, İran Şahı'nın gönderdiği mücevherleri alıp avlunun hemen solundaki minarede kullandı. Derler ki, o minare bu yüzden güneş ışığında parlar ve yine bu yüzden "Cevahir Minaresi" denir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mimar Sinan
Alt başlık:
Mimarideki Osmanlı Mührü
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757016922
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Venedik Yayıncılık
Sinan camileri böylesine bir bütünsellik içerir: Mermeri sanatla, sanatı hayatla buluşturur. Daha avluda şaşırıp büyülenmeye başlarsınız. O şaşkınlık ve hayranlık deminde kapıya ve pencerelere bakın: Pencerelerle duvarların büyüleyici uyumunu, kündekarı kapının kubbelere yükselişini, kudret eliyle serpiştirilmiş hissini veren "çil çil kubbe"lerin yer yer minareleşip gözü hiç rahatsız etmeden sonsuzluğa ulaşımını seyredin... Sonra, Yahya Kemal`in şiirinin içine girer gibi, camiye girin, kürsünün mihrapla, mihrabın minberle, hem birbirinden bu kadar yakın, böylesine derin ve huzurlu bir iç içeliğin nasıl sağlandığını düşünün... Kubbelerdeki sadelikle duvarlardaki renk cümbüşünün zıt gibi duran karakterlerinde Sinan`ın ruh halini çözmeye çalışın: İmkansıza aşık olan deha, her eserinde "imkansız"ı denemiş ve gerçek hayatta yapamadığını yapıp "zıtların estetik uyumu"nu yakalmıştır! "Ve minel aşk!" Unutmayın: Sanat, "sonsuz"un ve "aşk"ın adıdır.

Kitabı okuyanlar 78 okur

  • Fatma Zehra
  • lumière
  • sümeyye kübra öğüt
  • Demokritos
  • ibrahim ılgaz
  • Rainbow 2071
  • Mücahit Ozan
  • ahmet
  • Banu Uz
  • Mümin Eruzun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.5
14-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%30
35-44 Yaş
%15
45-54 Yaş
%15
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%52.8
Erkek
%47.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (10)
9
%8 (2)
8
%24 (6)
7
%20 (5)
6
%4 (1)
5
%0
4
%4 (1)
3
%0
2
%0
1
%0