·
Okunma
·
Beğeni
·
43,7bin
Gösterim
Adı:
Beş Şehir
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
978975995694
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımıza ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur.
232 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Yıllar yıllar önce üniversite yıllarımda okuduğum bir başyapıtti. Bugün hem İkinci kez okumanın mutluluğunu yasadim hem ruhumun her bir zerresi Ahmet Hamdi Tanpınarla birlikte tüm Anadolu üzerinde âdeta seyre daldi.Bir yanım tarihe yolculuk yaparken diğer yanım da sehirlerin de ruhuna kulak vermekti. Tabii gençlik yıllarında okumuş olmak ile ileri yaşlar bambaşka. O kadar altı çizilesi cümle vardı ki... Sindire sindire ama bir solukta okumaya çalıştım.
Usta yazar bize sadece bir gezi yazısı sunmakla kalmamış ,Anadolu'nun kültürel, sanatsal ,tarihi ve sosyal yapısı hakkında da derin bilgileri adeta bir dantel gibi işleyerek vermiş.
Erzurum'a çocukluk yılları da dahil üç farklı zamanda giden Ahmet Hamdi Tanpınar Kurtuluş Savaşı yıllarınin izlerini bizlere yaşatmakla kalmaz beynimize kazır.
Ankara'da Hacı Bayram-i Veli'yi,Konya'da Mevlana Celaleddin Rumi ile Şemsi , İstanbul'da yaşayan nice evliyaları bir bir düşünüzde görür gibi yanıbaşınızda buluverirsiniz. Bir anda kendinizi Selçuklu Döneminde hissederken başka bir anda Alparslan'ın Anadolu topraklarında at koşturduğu günlerdesinizdir...
Bursa'da zamanın bambaşka bir seyirde aktığıni okurken bile hissedersiniz iliklerinize kadar...

Yazarımız" Yine de aradığım şey ne onlar ne de zamanlarıdır ."der.

Yine onun deyimi ile"En iyisi bırakalım hatıralar içimizde konuşacakları saati kendiliklerinden seçsinler."
Hatıralarımızi canlı tutalım ki ruhumuz Anadolumuz'da kimliğini bulsun.
Sizlere de yine ve yeniden okuma askiyla...
224 syf.
·3 günde·Beğendi
Ahmet Hamdi Tanpınar, gezdiği Beş Şehri; İstanbul, Bursa, Erzurum, Konya, Ankara'yı etkileyici üslûbu ve mükemmel gözlemleriyle
kültürümüzün aynası haline getirerek kaleme almıştır.
Şehirlerin ortak özelliği Türk Devletlerine başkentlik yapmış olmasıdır. Tarihi bilgisini, coğrafyasını, mimari eserlerini, folklor zenginliklerini ve toplumsal değişimlerini tespit ederek, eskiye özlemi dile getiriyor.
Deneme türünde beş bölümden oluşan bu eser, okuyucunun şehirlere bakış açısını değiştiriyor. Değerine dikkat çekip, gezme isteğini canlandırıyor.
Üslûbu zor olsada okunmayı fazlasıyla hak eden bir eser.
  • Huzur
    8.5/10 (2.285 Oy)2.700 beğeni8,9bin okunma33,6bin alıntı99,8bin gösterim
  • Yalnızız
    8.8/10 (2.917 Oy)2.952 beğeni10bin okunma27,1bin alıntı77,2bin gösterim
  • Bu Ülke
    9.0/10 (3.434 Oy)4.246 beğeni12,5bin okunma52,3bin alıntı105bin gösterim
  • Esir Şehrin İnsanları
    8.6/10 (1.596 Oy)1.593 beğeni5,5bin okunma10,3bin alıntı29,2bin gösterim
  • Ya Tahammül Ya Sefer
    8.3/10 (1.689 Oy)1.722 beğeni7,1bin okunma9,4bin alıntı36,9bin gösterim
  • Küçük Ağa
    8.3/10 (1.287 Oy)1.302 beğeni6bin okunma3.472 alıntı36,8bin gösterim
  • Alemdağ'da Var Bir Yılan
    8.2/10 (1.613 Oy)1.424 beğeni5,9bin okunma10,6bin alıntı28,9bin gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (3.695 Oy)3.629 beğeni14,4bin okunma17,6bin alıntı105,7bin gösterim
  • Semaver
    7.8/10 (1.607 Oy)1.387 beğeni6,9bin okunma6,4bin alıntı39,4bin gösterim
  • Kiralık Konak
    7.9/10 (1.934 Oy)1.633 beğeni10,3bin okunma5bin alıntı39,7bin gösterim
224 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Alıp başımı beni oturduğum yerden Erzurum'a götürüyorsun kitap. Anadolu'ya götürüyorsun. Ve kendime getiriyorsun. Bu nasıl bir içtenlik, bunlar nasıl cümleler. Beni hem tamamlanmış hem eksik hissettiriyorsun. Hem umutlu hem çaresiz. Bunu nasıl yapabiliyorsun? Anadolu'da maharet. Fakat hepsi değil . Bunu gören ve bu kadar güzel anlatabilen de de maharet. Teşekkürler Ahmet Hamdi Tanpınar. Ve özlem, sevgi ve biraz unutmuş, belki sahip çıkamamış , belki araştırmamış olmanın verdiği utançla Anadolu...
224 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Özenli cümleleri, dolu dolu tarihiyle Beş Şehir geride kaldı. Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul. Her biri kendi özelinde eşsiz güzelliklerle dolu şehirler fakat isterdim ki Tanpınar amcamın gözünden bakınca daha da eşsizleşti diyebileydim ama diyemedim. Şehirleri ayrı ayrı ele alışı çok güzeldi ama tarihine ve mimari geçmişine o kadar yoğunlaşmış ki arka plandaki güzellikleri kaçırdığımızı düşündürdü. Her şehri belli bir dönemle içselleştirmiş ve onu konu alarak anlatmış. Gezip gördüklerini kendi penceresinden anlatmasını beklerken tarih kitabı okumuşum gibi oldum. Beklentimin dışında bi okuma olsa da okuduğum diğer Tanpınar kitaplarında olduğu gibi altı çizili çooook cümlem var.❤
224 syf.
·10/10 puan
Muazzam...
Ahmet Hamdi'nin enfes edebi dili ile kaleme aldığı deneme-gezi yazılarının oluşturduğu Beş Şehir, bana göre Cumhuriyet Edebiyatında Türkçe'nin en müthiş kullanıldığı eserdir.
Derler ya "çok okuyan mı bilir çok gezen mi?"
Bu kitabı okuduğunuzda hem gezmiş hem okumuş olacaksınız harikulâde bir Türkçe ile...
224 syf.
·5 günde·10/10 puan
Tanpınar'ın okuduğum ilk eseri olmasına rağmen daha önce tanıyormuş hissi ile okudum çünkü kitap çok samimi bir dil ile yazılmış.. Yazarın üslubuna hayran kaldım, daha çok kendisi ile görüşeceğimi düşünüyorum. (Diğer kitaplarını okumayı çok isterim..)

İçeriğinde ise beni en çok etkileyen Bursa oldu.. Semt isimleri, sokaklarının taşıdığı ruhu.. Tanpınar'ın ruhunda bıraktığı hisleri okuduğum satırlarda ruhumu bıraktım..

Bunun yanı sıra İstanbul'un allamelerini, kahvehane kültürünü; Erzurum'un ticaretinin canlı olduğu zamanları; Ankara'nın tepelerin ardından nasıl göründüğünü anlattığı satırlarda yine içimde hoş duyguların belirmesine vesile oldu.

Konya'yı okururken ise tarihinden çok fazla bahsedilmesi hasebiyle beni çok yordu. Konya'nın ruhunun tarihinden önce geldiği kanaatindeyim.

Hasılı, hem kullanılan Türkçenin güzelliği hemde Tanpınar'ın ruhundaki sadayı işitmek için okunması gerektiğini düşündüğüm bir eser.

Eserden çok Tanpınar'ın okunmasını tavsiye ederim.
228 syf.
·10/10 puan
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserlerinde ağır bir anlatım olsa da eski dilde yazılan eserleri sevenlerin bu kitabı severek okuyacaklarından hiç kuşkum yok.

Tanpınar gezip gördüğü ;Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul şehirlerini tarihi ve edebi bir üslupla anlattığı kitaptır.Tanpınar eserinde beş şehri kültürel, ekonomik, tarihi ve mimari yönleriyle tanıttığı için eseri okuyanlar Tanpınar'la beraber bu şehirleri gezmiş kadar olacaklar.

Ben Tanpınar'ın dilini ve anlatım tarzını benimsediğim ve sevdiğim için Beş Şehir kitabını da keyifle okudum. Siz de bu şehirleri yazarla beraber gezip, tanımak isterseniz Beş şehir kitabını okumaya başlayabilirsiniz.
232 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
#BeşŞehir kitabı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul şehirlerine ait estetik gözlemleri ile şehirlerin tarih ve medeniyetleri üzerine olan zengin kültürel bilgilerini paylaştığı anı ve deneme türünde bir eseri. #Tanpınar şehirlerin tarihi yapılarını görkemli edebi betimlemelerle tasvir ederken, Osmanlı döneminde bu şehirlerde yaşayan önemli kişilerin yaşamlarını da kronolojik bir sıralamayla derleyip toparlamış.
Kitap ince bir hacme sahip olsa da eski Türkçe kelimelerin yoğunluğu ve yoğun tarih bilgisi içermesi sebebiyle tek solukta bitirilebilecek akıcı kitaplardan biri değil. Tanpınar’ın şehir, zaman ve bellek gibi kavramlar üzerine sanatsal bir üslupla kalemini konuşturması ile ünlü Fransız yazar #marcelproust ‘un bizdeki izdüşümü olduğu düşünülmektedir. Türk edebiyatının zirvesinde olan söz ustası #ahmethamditanpınar ‘a hakettiği değerin verilebilmesi ve gençlerin de sıkılmadan okuyabilmeleri için eski Türkçe kelimelerin yeni Türkçe’ye göre güncellenmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Bunun için de sanırım telif hakkının kalkması için gereken 70 yılın tamamlanması ve basım hakkının başka yayınevlerine geçmesi gerekecek yani en az 11 yıl daha beklememiz lazım gibi görünüyor.
224 syf.
·10/10 puan
Ahmet Hamdi Tanpınar ile yeni tanışıyorum heyecan içindeyim, edebiyat Hocam bana bu kitabı önerdiğinde dilin ağır olmasından bayağı korkmuştu.
Daha önce hiç Ahmet Hamdi Tanpınar okumayan biri için ağır bir kitapı ama kitabı yarım bırakmayın sonuna kadar okuyun. Çünkü şehirlerin tarihi dokusunu gerçekten içimizde işleyen bir kitap. Bu şehirleri birini dahi tanıyor olarak anlatım daha güçlenir gibi geliyor okuyucu için. Bana bu kitabı önerdiği için hocama minnettarım. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim...
Üslûbu zor olsada okumayı fazlasıyla hak ediyor eser.
224 syf.
·7 günde·6/10 puan
Tanpınar’ın yaşadığı şehirleri anlattığı bu kitabı Erzurum, Ankara, Bursa, Konya ve İstanbul bölümlerinden oluşuyor. Tarihi bir kitap okuyor hissiyatını yaşasam da yazarın üslubu ve edebi dili beni bu zor durumdan kurtardı. Tarih
kitaplarıyla aram pek iyi değildir. Bir Ankaralı olarak Ankara bölümünün kısalığı ve yüzeyselliği hayal kırıklığı yaşamama sebep oldu. Tarih seviyorsanız okumanızı tavsiye edebilirim.
224 syf.
·Puan vermedi
Ahmet Hamdi TANPINAR, bu eserin konusu için: 'Hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır.' demektedir.

Tanpınar'ın en önemli denemelerinden biri olan bu kitapta beş şehir anlatılmaktadır: Ankara, Erzurum, Konya, Bursa, İstanbul.
İlk yayın tarihi 1946 olan eser; Tanpınar'ın gözlemleri ile etkileyici üslubu birleşince edebiyatımızın en değerli eserlerinden biri doğmuştur. Türk Edebiyatında en kıymetli denemelerden biridir.

::: Eserden Seçmeler :::
Ankara

Belki Millî Mücadele yıllarının bıraktığı bir tesirdir, belki doğrudan doğruya çelik zırhlarını giymiş ortada dolaşan bir eski zaman silahşoruna benzeyen kalesinin bir telkinidir; Ankara, bana daima dasitani ve muharip göründü. Şurası var ki şehrin vaziyeti de buna müsaittir. Daha uzaktan gözümüze çarpan şey iki yassı tepenin arasındaki geçidiyle tabii bir istihkam manzarasıdır.

Ankara, uzun tarihinin şaşırtıcı terkipleriyle doludur. Asırlar içinde uğradığı istilalar, üst üste yangınlar ve yağmalar, şehirde geçen zamanların pek az eserini bırakmıştır. Acayip bir karışıklık içinde bu tarih daima insanın gözü önündedir. Türk kültürünün kendinden evvel gelmiş medeniyetlerden kalan şeylerle bu kadar canlı surette rast gele karıştığı, haşır neşir olduğu pek az yer vardır...

Erzurum

Hiçbir yerde memleketin Birinci Cihan Harbi'nde geçirdiği tecrübenin acılığı burada olduğu kadar vuzuhla görülemezdi. Bu, eski ressamların tasvir etmekten hoşlandığı şekilde, ölümün zaferi idi. Dört yıl, bu dağlarda kurtlara insan etinden ziyafetler çekilmiş, ölüm her yana dolu dizgin saldırmış, seçmeden avlamıştı. Uğursuz tırpan durmadan, bir saat rakkası gibi işlemiş, rast geldiği her şeyi biçmişti. Bununla beraber, nüfusu altmış binden sekiz bine inen Erzurum Millî Mücadeleye ön ayak olmuş, Ermenistan zaferini idrak etmiş, yavaş yavaş sağ kalan hemşerilerini toplamaya başlamıştı.

***

Erzurum Türk tarihine, Türk coğrafyasına 1945 metreden bakar. Şehrin macerası düşünülürse, bu yükseklik daima göz önünde tutulması gereken bir şey olur. Malazgirt Zaferinin açtığı gedikten yeni vatana giren cedlerimizin fethettikleri büyük, merkezi şehirlerden biridir.

Tarihimizin ikinci dönüm yerinde, Millî Mücadelenin ilk temeli gene Erzurum'da atılır. Her şeye rağmen hür, müstakil yaşamak iradesi, ilkin bu kartal yuvasında kanatlanır. Atatürk, Erzurum'dan işe başlar. Tıpkı ilk fatihler gibi oradan Anadolu'nun içine doğru yürür; ordan başlayarak yurdumuzu, milletimizin tarihî hakları adına yeni baştan fethederiz.
Konya

Konya, bozkırın tam çocuğudur. Onun gibi kendini gizleyen esrarlı bir güzelliği vardır.
Bozkırın kendini gizleyen esrarlı bir güzelliği vardır. Bozkır kendine bir serap çeşnisi vermekten hoşlanır. Konya'ya hangi yoldan girerseniz girin sizi bu serap vehmi karşılar. Çok arızalı bir arazinin arasından ufka daima bir ışık oyunu, bir rüya gibi takılır. Serin gölgeleri ve çeşmeleri susuzluğumuza uzaktan gülen bu rüya, yolun her dirseğinde siline kaybola büyür, genişler ve sonunda kendinizi Selçuklu Sultanlarının şehrinde bulursunuz.

***

Mevlana şairdir. Şiiri inkâr etmesine, küçük görmesine rağmen Şark'ın en büyük şairlerinden biridir. Nasıl Garp Orta Çağı, bütün azap korkusu, içtimai düzen veya düzensizliği ile rahmaniyet iştiyakı ve adalet susuzluğu ile Dante'nin eserinde toplanırsa, Müslüman Şark'ta bütün varlık hikmeti, Hakk'la Hakk olmak ihtirası ve cezbesiyle Divan-ı Kebir'dedir.

Bursa

Bu devir, haddi zatında bir mucize, bir kahramanlık ve ruhaniyet devri olduğu için, Bursa, Türk ruhunun en halis ölçülerine kendiliğinden sahiptir, denebilir. Bu hakikati gayet iyi gören ve anlayan Evliya Çelebi, Bursa'dan bahsederken "Ruhaniyetli bir şehirdir." der.

***

İster istemez sayarsınız: Gümüşlü, Muradiye, Yeşil, Nilüfer Hatun, Geyikli Baba, Emir Sultan, Konuralp... Bunlar hakikaten bir şehrin semt ve mahalle adları; yahut tıpkı bizim gibi muayyen bir zaman içinde yaşamış birtakım insanların anıldıkları isimler midir? Hepsinin mazi dediğimiz o uzak masal ülkesinden toplanmış hususi renkleri, çok hususi aydınlıkları ve geçmiş zamana ait bütün duygularda olduğu gibi çok hasretli lezzetleri vardır...

***

Bu kuruluş asrından sonra Bursa, sevdiği ve büyük işlerde o kadar yardım ettiği erkeği tarafından unutulmuş, boş sarayının odalarında tek başına dolaşıp içlenen, gümüş kaplı küçük el aynalarında saçlarına düşmeye başlayan aklan seyrede ede ihtiyarlayan eski masal sultanlarına benzer. İlk önce Edirne'nin kendisine ortak olmasına, sonra İstanbul'un tercih edilmesine kim bilir ne kadar üzülmüş ve nasıl için için ağlamıştır.

***

Evliya Çelebi, Bursa çeşmelerinden bahsettikten sonra sözü, "Velhasıl Bursa sudan ibarettir." diyerek bitirir. Canım Evliya!

***

Şimdi Bursa'da asıl zamanın yanı başında, bizim için ondan daha başka ve daha derin olarak mevcut olan ikinci zamanı yapan şeyin ne olduğunu öğrenmiş gibiyim. Bu ses ve onun etrafı kucaklayan, her dokunduğu şeyin özünü bir ebediyette tekrarlayan akisleri, bu mevsimlerin ve düşüncelerin ezeli aynası, zamanın üç çizgisini birden veren tılsımlı bir aynadır. Sanatın aynası da bundan başka bir şey değildir.

İstanbul

Asıl İstanbul, yani surlardan beride olan minareyle camilerin şehri, Beyoğlu, Boğaziçi, Üsküdar, Erenköy tarafları, Çekmeceler, Bentler, Adalar, bir şehrin içinde âdeta başka başka coğrafyalar gibi kendi güzellikleriyle bizde ayrı ayrı duygular uyandıran, hayalimize başka türlü yaşama şekilleri ilham eden peyzajlardır.
Her İstanbullu az çok şairdir; çünkü irade ve zekâsıyla yeni şekiller yaratmasa bile, büyüye çok benzeyen bir muhayyile oyunu içinde yaşar. Ve bu, tarihten gündelik hayata, aşktan sofraya kadar genişler.

"Teşrinler geldi, lüfer mevsimi başlayacak." Yahut "Nisandayız, Boğaz sırtlarında erguvanlar açmıştır." diye düşünmek, yaşadığımız anı efsaneleştirmeye yetişir. Eski İstanbullular bu masalın içinde ve sadece onunla yaşarlardı.

Bugün mahalle kalmadı. Yalnız şehrin şurasına burasına dağılmış, eski, fakir mahalleliler var. Birbirlerinin hatrını sormak, bir kahvelerini içmek, geçmiş zamanı beraberce anmak için zaman zaman gömüldükleri köşeden çıkan, bin türlü zahmete katlanarak semt semt dolaşan ihtiyar mahalleliler...

Bugünün mahallesi artık eskiden olduğu gibi her uzvu birbirine bağlı yaşayan topluluk değildir; sadece belediye teşkilatının bir cüzü olarak mevcuttur. Zaten mahallenin yerini yavaş yavaş alt kattaki üsttekinden habersiz, ölümüne, dirimine kayıtsız, küçük bir Babil gibi, her penceresinden ayn bir radyo merkezinin nağmesi taşan apartman aldı.

Beylerbeyi'nde, Emirgan'da, Kandilli veya İstinye'de günün her saati birbirinden ayrı şeylerdir. Beykoz, Çubuklu, ağaçlarının serin gölgesinde henüz son rüyalarını üstlerinden atmaya çalışırken Yeniköy ve Büyükdere gözlerinin ta içine batan güneşle erkenden uyanırlar. Kuzguncuk'ta sular, sahil boyunca, arasına tek tük sümbül karışmış bir menekşe tarlası gibi mahmur külçelenirken, ince bir sis tabakasının büyük zambaklar gibi kestiği İstanbul minareleri kendi hayallerinden daha beyaz bir aydınlığa benzer.
224 syf.
·32 günde·9/10 puan
Kitabı okumakla sadece bu beş şehir hakkında bilgi edinmiyor, aynı zamanda yazarın dönemi itibariyle Osmanlının yıkılışı ve Türkiyenin kuruluş sürecine yakından tanıklık etmiş de oluyoruz. Şehirlerin daha çok manevi ve insanî yönlerini ele almış. Konya, Erzurum ya da İstanbul denince akla ilk ne geliyorsa onların üzerinde durmuş.
Eski kelimeler oldukça yoğun ama yine de anlaşılır bir içeriğe sahip.
Okunmalı, tarihe ve özellikle sanata meraklı kişilerin kütüphanesinde yerini almalı.
Ancak sevdiğimiz şeyler bizimle beraber değişirler ve değiştikleri için de hayatımızın bir zenginliği olarak bizimle beraber yaşarlar.
Fakat bizim acılarımız nedense hapsedilmeye mahkûmdur. Onlar, dinlenilmesi sadece tesadüfe bağlı birkaç türküde yaşıyor..
Onun içindir ki bundan böyle her zincir kırılışının başında Ankara’nın adı geçecek ve her hürriyet mücadelesi , Sakarya’da , İnönü’nde , Afyon’da , Kütahya ve Bursa yollarında ölenlerin ruhuna kendiliğinden ithaf edilmiş bir dua olacaktır .
En büyük meselemiz budur; mazi ile nerede ve nasıl bağlanacağız, hepimiz bir şuur ve benlik buhraninın çocuklariyiz, hepimiz Hamlet'ten daha keskin bir "olmak veya olmamak"davası içinde yaşıyoruz.
Hacı Bayram , eriştiği bu hakikatin şevkiyle :

“ Bilmek istersen seni
Can içre ara canı
Geç canından bul anı
Sen seni bil , sen seni . ”

diye haykırdı ..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beş Şehir
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
978975995694
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Beş Şehir'in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir. Bu itibarla onların arkasında kendi insanımıza ve hayatımızı, vatanın manevi çehresi olan kültürümüzü görmek daha da doğru olur.

Kitabı okuyanlar 6,2bin okur

  • ABDULKADİR KISAÇ
  • mucahid
  • hebelehubele
  • Cemil Dedeoğlu
  • Sehle Koçcu
  • Duygu
  • Eren Eray
  • meliha gokcan
  • rukiye özcan
  • Esra koç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.4
13-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%25.8
25-34 Yaş
%37.1
35-44 Yaş
%20.1
45-54 Yaş
%6.1
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.2
Erkek
%44.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.5 (266)
9
%13.3 (192)
8
%21.1 (304)
7
%15.1 (218)
6
%7.7 (111)
5
%4.2 (61)
4
%1.5 (21)
3
%1 (15)
2
%0.8 (11)
1
%0.7 (10)

Kitabın sıralamaları