8,4/10  (224 Oy) · 
757 okunma  · 
228 beğeni  · 
5.908 gösterim
Tanpınar, kültürümüzü bir iç alem medeniyeti'nin tezahürü olarak görür. Bu medeniyeti, belirli, bir ahlakı taşıyan "manevi vazifelerine inanmış, muayyen bir ruh nizamından geçmiş, nefislerini terbiye etmiş"insanlar meydana getirmiştir.

Huzur'un kahramanlarından Mümtaz, roman boyunca kendisini "huzur"a kavuşturacak bir "iç nizam"ı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirleri iç içe verilir. Ancak bütün bunların üzerinde romana hakim olan Mümtaz'la Nuran'ın aşklaradır. İstanbul, bu aşkın yaşandığı çevre olmaktan çıkarak, adeta bir roman kahramanı gibi ele alınır.

Huzur için, belli bir dünya görüşüne, bir hayat nizamına kavuşamamış Cumhuriyet aydınlarının "huzursuzlukları"nı dile getiriyor denebilir.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2005
  • Sayfa Sayısı:
    419
  • ISBN:
    9789759952471
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kağan Kalava 
 24 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Huzur romanını İKİNCİ KEZ okudum.(ilk okuduğumda yirmili yaşlarda idim şimdi ise otuz yaşındayım),Kitabı henüz bitirmeme rağmen belki size garip gelecek ama ÜÇÜNCÜ KEZ okuma isteği uyandı.Çünkü HUZUR kitabı çok derin ve onu anlamak için keşke romanlara teknik analiz yazacak kadar usta bir EDEBİYATÇI olsaydım diye düşündüm.Şimdi ise EDEBİYATÇI olmadığım için bu değerli romana yüzeysel bir yorum yazacağım için üzgünüm !

A.HAMDİ TANPINAR en çok sevdiğim Türk edebiyatçılarından biridir,Oğuz ATAY ile birlikte Tanpınar'ın 7 kitabını okudum,Oğuz ATAY'IN ise tüm kitaplarını okudum.Her iki yazara olan hayranlığım onların yazdığı eserlerini okudukça artarak devam etti.

Tanpınar romancı olmanın yanında aynı zamanda büyük bir şairdir,eserlerinde şiirsel ahenk dikkat çeker.Biyografik özellik taşıyan şekilde eserlerini meydana getirir,bu romanda MÜMTAZ ile AYDAKİ KADIN'DA ise SELİM karakteri ile kendini özdeşleştirmiştir.

Her şeyden önce Huzur bir aşk romanı değildir,onu aşk için okuyanlar hayal kırıklığına uğrayacaklardır.Aşk sadece romanın ana merkezine alınmış basit bir olgudur,yazarın amacı aşkı anlatmak değildir,yazar Cumhuriyet Dönemini hem toplumsal hem de bireysel açıdan irdelemektir amacı,aşk sadece çorbaya katılan bir tuzdan öte değildir,Tanpınar'ın bu romanı yazmaktaki amacı çok daha büyüktür:

-Cumhuriyet Dönemi ile İkinci Dünya Savaşı öncesinde yaşadığımız toplumsal buhranlar...

-Doğu-Batı çatışması

-Birey olamama sorunu (bağımsız ve özgür olamama,kendi düşüncelerini dile getirememe,kendi fikrini üretememe,fikirsel bağlılık,eylemsizlik,atalet,Oblomovluk...),topluma boyun eğiş(Topluma uyma,toplumdan bağımsız olamama,koyun sürüsü gibi toplumun peşinde sürüklenme...)

-Aydınların içsel çatışmaları,huzuru aramaları,kendi içindeki çelişkiler...

-Nesnelerin yaşamamıza etkisi

-Çocukluğa özlem,maziye olan hasret,eskiyi benliğimizde yaşatma,anılarımızdan etkilenme...

...

Yazar,Cumhuriyet döneminden,İkinci Dünya Savaşı öncesi geçen zamanda,doğu-batı arasında gidip gelmemizi irdeler.Bunun için musikiyi kullanır:

Doğu müziği ona göre: benliğin yok edilmesi ,kendini kendi içinde bulmak...Batı Müziği ise varoluş arayışı,birey olma,kendini arama...

Aynı zamanda duygu-mantık çatışmasından yola çıkar,ona göre Doğu duygusaldır,mistiktir,durgundur,toplumcudur,bireyi yok etmedir,kadercidir...Bu yönlerimiz benliğimize kadar işlemiştir,ondan vazgeçemeyiz, onu her an kendi benliğimizde taşırız.

Yazara göre biz batılılaşmayı yapamadık,çarpık bir yenileşme hareketi görüldü,Doğu bizi duygusal açıdan engelledi.

Ne doğu'dan vazgeçtik ne de batılılaştık,yazar aslında hem doğulu hem batılı olduğumuz için zengin bir birikime sahip olduğumuza işaret ederken ona göre çözüm Doğu ile Batı'yı birbiri içinde eritmektir.Ama aynı zamanda romanda bu zenginliğin aydınlarımızda olumsuz şekilde etki ettiğini ,her iki kültürü de özdeşleştirememiş aydınlarımızın içsel huzurunu yitirmesine değinir.

Romanda diğer dikkat çekici nokta ise nesnelerin duygularımıza etkisi,Doğu müziği ile büyülenmemiz duygusal olduğumuz için değişen duygularımız yüzünden nesnelere bakış açımızı değiştirdiğine değinir.

Romanın aynı zamanda metafiziksel yönü,varoluş arayışı,rüyaların yaşamımıza olan etkisi de göze çarpar:

SUAT karakteri nihilisttir, varoluş arayışındadır, CİNLER kitabındaki MÜHENDİS KRİLOV karakteri gibi bir eylemde bulunur. Suat karakteri Batıyı sembolize eder.

MÜMTAZ ise zayıftır,duygusaldır,duygu dünyası tüm yaşamına etki eder,fikirsel açıdan özgür bir bireydir ama eylemsel açıdan toplumun kölesidir,topluma karşı çıkacak kadar cesur değildir.Sürekli arayış içindedir,aşkı bulunca nesnelere neşe ile bakar ama aşkı kaybedince ise dünyası kararır.Duygularının etkisinden kurtulamaz. Suat'ın hayali ile yüzleşmesi FAUST benzeri bir hesaplaşmadır. Bu yüzleşme aynı zamanda KARAMAZOV KARDEŞLER romanındaki İVAN'IN metafiziksel yüzleşmesini de andırır.MÜMTAZ karakteri TÜRKİYE'Yİ temsil eder.

NURAN ise özlemleri ile sorumlulukları arasında kalmıştır,,bir yanda yaşamak,eğlenmek,aşkı yaşamak ister,diğer yandan ise toplum ne der baskısı , kendi çocuğuna olan sorumluluğu onu zincire vurur.Bir yandan İÇİNDEKİ ÇOCUK(kendi hayatını yaşamak isteyen ) diğer yandan ise İÇİNDEKİ EBEVEYN(Sorumluluk,vazifeler...) arasında kalır.NURAN hepimizi temsil eder:İÇ BENLİĞİNİ DENGESİZ: YAPMAK İSTEDİKLERİ İLE YAPMAK ZORUNDA KALDIKLARI ARASINDA BOCALAMIŞ bir karakterdir.

İHSAN ise Doğu'dur,toplumcudur,milliyetçidir,Doğu müziği hayranıdır,Doğu'ya içten bağlıdır. SUAT'IN tam zıddıdır. Doğu'yu temsil eder.

Birçok yerde SUAT karakterinin zıddı MÜMTAZ olduğu iddia edilmiş.Buna katılmıyorum,MÜMTAZ (Doğu-Batı ) (Duygu-Mantık ) arasında bocalayan bir karakterdir.Bana göre SUAT'IN tam zıddı İHSAN'DIR.İhsan romanda fazla detaylı irdelenmez ama onun SUAT'ın zıddı olduğuna dair çok fazla ipucu var:İhsan,Suat'tan nefret ederdi birbirlerini hiç sevmezlerdi,fikirleri birbirine zıddı gibi.

MÜMTAZ tutunamamıştır,tıpkı SELİM IŞIK,TURGUT ÖZBEN(TUTUNAMAYANLAR),HİKMET (TEHLİKELİ OYUNLAR) gibi,aynı zamanda onda oblomovluk gözlenir aynen ÖMER(İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN) gibi.

Müziği,resmi,rüyaları ve nesneleri de romanının içine metafiziksel açıdan katan yazar çok kıymetli bir hazineyi bize miras bırakmıştır.

HUZUR romanının dili ağırdır,okunması güçtür ama onun derinliğini fark ederseniz ona hayran olursunuz !

Sinan Kılıçarslan 
05 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

kitapta aşkın birçok boyutu ele alınmış,günümüzde ki basit ve sıradanlaşmış aşktan ziyade hakiki bir sevgi ve daha etraflıca anlatılmış birçok hakikatmevcut

Fırat Çağlar MANTAŞ 
25 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

Huzur’u ikinci kez okuyorum. Bu kez Tanpınar hakkında biraz araştırma yaptıktan sonra okudum kitabı. Savaş başlamadan önce ki son bir günü kapsıyor aslında fakat karakterlerin hikayeleriyle kitap bambaşka bir hal alıyor. Her şeyden önce beni en çok etkileyen şey, kitabın derin bir felsefesinin olması. Bir düşünce kitabı Huzur… Sadece aşk üzerine değil, Doğu-Batı, İstanbul, devletler, insanlar, savaşlar, ilişkiler ve daha birçok şey üzerine düşünceler bunlar. Elbette bu düşünceler kitabın derinliğini, yoğunluğunu arttırıyor. Ayrıca Tanpınar’ın şair yönü romanına da yansımış. Şiir okuyormuş gibi hissettiğim zamanlar oldu. Kitabı okumak zor gibi görünse de okudukça bitmesini istemeyecek kadar etkisinde kalacaksınız kitabın.
Ahmet Hamdi’nin hayatından izler de var kitapta. Yaşadığı şehirlerden, etkilendiği yazar ve şairlerden de sık sık bahsetmiş. Karakterler de hassasiyetle seçilmiş. Mümtaz, Suat, Nuran, İhsan her biri bir düşüncenin simgesi. Ne kadar etkili ve canlı karakterler olduklarını okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Defalarca okusam bile doyamayacağım bir kitap. Ve üzerine bir şeyler yazmanın ne kadar zor olduğunu da söylemek istiyorum. Türk Edebiyatının en değerli eserlerinden biri olduğunu düşündüğüm Huzur’u kesinlikle okumak ve okutmak gerektiğine inanıyorum. Keyifli okumalar.

Ayşe Y. 
05 May 03:44 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Berna Moran Huzur romanı için "Huzursuzluğun Romanı" ifadesini kullanır, roman kahramanlarının savaş, ekonomik zorluklar, varoluşsal sancılar, aşk gibi pek çok problemden muzdarip olmalarına vurgu yaparak. Oysa bence Huzur bugün kaybettiğimiz İstanbul'un romandır. Tanpınar, şair gözüyle İstanbulu öyle kuvvetli resmeder ki kitabı kapattığınızda içinizde kalan Mümtaz ve Nuran'ın gel gitli aşkından çok her biri birbirinden kıymetli siyah beyaz İstanbul fotoğraflarıdır. Zaten romanın bir yerinde Nuran Mümtaz'a sorar "Biz birbirimizi mi seviyoruz yoksa İstanbul'u mu?"

Süha Murat Kahraman 
 01 Tem 01:11 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitabı bitirdiğimde aklıma takılan ilk soru kitabın isminin neden “Huzur” oluşuydu.İnsandaki huzur arayışının nasıl huzursuz edici bir süreçten geçtiği işlenilmişti sanki eserde.Doğu ile Batı ,gelecek ile mazi, birey ve toplum, inanç ve tanrısızlık arasında sıkışmış entelektüel bir çevrenin içinde;sanat,edebiyat,şiir,resim, mimarinin ve musikinin İstanbul özelinde bir aşk hikayesiyle sunulduğu romanda “ayrılık” ve “ölüm” vurgusunun baskınlığı dikkat çekmekte diyebiliriz. Mümtazın Nuran’dan ayrılışını, Suat’ın intiharını, İhsan’ın ölüm döşeğinde olduğu vakit Mümtaz’ın kendini kaybetme sürecini ve dış dünyada harbin başlamasını toplu düşünürsek aklın ve hayatın “Huzur” içinde mümkün olmadığı sonucuna varabiliriz.Ayrıca romanda, modern zamanların ölüme kattığı yeni anlam üzerinde de durulmuştur.Her ölümün doktorla gerçekleştirilmesi, meleklere artan nüfus karşısında ölülerin yardım etmesi...Birincisinde tıbba adeta ölümü ne zaman yeneceksin mesajı verilmektedir.Doktor hastalığın iyileşmesine bir aracı değil ölümü durdurması gereken bir kişi olarak algılanmıştır.Diğerinde ise melek kavramını, metafiziği dışlamış adeta öldürmüş insanın, ölülerini nasıl hayatında yaşattığını, açtığı o metafizik boşluğu nasıl doldurmaya çalıştığına yer verilmiştir. Sonuç olarak uzun cümleler, muazzam tasvirler, dolu dolu İstanbul’la, Osmanlı çöküş yıllarıyla, Cumhuriyet ve sonrası dönemde yaşayan “insan”ın arayışı sorgulanmıştır.İçinde, dışında,sanatında, aşkında, edebiyatında…”HUZUR” ne zamandır?...

KörKalem | Halil K. 
 15 Ağu 10:23 · Kitabı okudu · 8 günde · 7/10 puan

İşbu inceleme bir KörKalem (N.K) incelemesidir. Sevgili Eşim Halil K. ile uzaktan yakından bir alakası bulunmamaktadır. Sevgiler :)

Huzur'un değil, aslında huzursuzluğun romanı bu...
Çok derin, çok ağır, anlaması güç... Çok kaliteli bir yazar Tanpınar. Edebiyatımızın güçlü kalemlerinden bir tanesi olmayı bu kitapla da hak etmiş doğrusu. Daha önce Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okumuştum ve o da baya ağır ilerleyen bir kitaptı. Anladım ki, Tanpınar'ın yazım dili bu.

Kitabımızın kahramanı Mümtaz, kendisini "huzur'a" kavuşturacak bir iç nizamı aramaktaydı. İçerisinde siyaset, Türkiye'nin bulunan mevcut durumdan nasıl kurtulacağı konusunda fikirler, sanat, medeniyet, sosyal meseleler, estetik fikirler ve psikolojik tahliller iç içe verilmişti. Bundan mütevellit kitabın dili baya ağırdı, ve bir çırpıda okunacak bir kitap asla değildi. Özümsemek için bir kaç sene lazım gelen bir kitap kendisi. Bir kaç sene sonra tekrar okuduğumda daha farklı bir tat alacağımı umuyorum.

Okuyacaklara,kendilerine geniş zaman vermelerini, çabucak bitirip bırakacaklarını sanmamalarını öneriyorum. Emek isteyen ve yorucu bir kitap...
Keyifli okumalar dilerim...

Buse Suci 
09 Ağu 14:54 · Kitabı okudu · 11 günde · 7/10 puan

Beni yoran fakat çok şey öğreten bir kitap oldu. Dili ağır, anlamı çok derin bir eser. Bazı bölümlerde çok sıkıldım, anlamakta güçlük çektim fakat bazı bölümleri de tekrar tekrar okudum. Betimlemeler o kadar farklı ve o kadar güzeldi ki. Kitap hakkında şuan bile tam bir yargıya sahip olamıyorum.
Kitapta bir çok konuya değinilmiş. Belki şuan değil fakat 5-6 sene sonra tekrar okuyacağımdan emin olduğum bir kitap. Bir oturuşta okunulacak bir kitap değil, zamana yaymanız ve sindirmeniz gerekiyor.

Şeyma Öztürk 
 12 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Genel olarak sosyal ilişkilerin, fikirlerin, huzursuzlukların konu edildiği bir Tanpınar eseri. Mümtaz isimli karakterin iç dünyasına ağırlık verilerek yazılmış. Romanda olay akışından ziyade betimlemeler ve ruhsal analizler daha baskın. Hasta ve huzursuz insanların hayatına ayna tutulmuş. Üslup açısından çok hoş ifadeler mevcut fakat anlatım olarak akıcı değil. Bu da yazarın tarzina has bir durum. Güzel bir eserdi.

Bence okunması gerekir ki ben beğendim. Kitabın yazarı gerçekten çok büyüktür. İki insanın İstanbul'da aşkını bulacaksınız ama sular seller gibi akmayacak kitap. Gerçekten zor bir romandır. Bu kitabı okurken kafa olarak dingin olmanız gerekiyor.
Prof. Dr. Mehmet Kaplan yazar için şöyle diyor:"O hayatı, derinliğine ele alan, onu bir masal kadar esrarlı ve güzel hale getiren bir yazardır. Onun eserleri ancak yazarın sahip olduğu dikkat ve kültür ile okundukları zaman anlaşılabilir ve zevkine varılabilir. Dünyada koşarak hiçbir şey görülmez. Alain "düşünmek için durmak lazımdır" derç İlim adamı, filizof ve sanatkar durur. Derinleştirir. Uzun uzun yoklar. Bize basit görünen cümlelerin arkasında çalışma ile dolu günler ve uyanık geçmiş geceler vardır. Tanpınar bir sanatkar olduğu için, duygu ve düşüncelerin teferruatını bütün girinti ve çıkıntıları ile verir. O yazılarında sık sık cümleleri uzatmakla beraber, onları bir resim veya musiki parçasına yaklaştıran hayallere başvurur."

Bu minval üzerine derim ki alın size edebi bir eser. Ölçün kendinizi, ne kaybedersiniz ki! Bu tür kitapları okumaktan başka çareniz yok. Yoksa kendinizi kandırırsınız sadece...

Sabriye Yabancı 
 16 May 17:32 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitabın ismi her ne kadar Huzur olsa da tam bir huzursuzluk kitabı.Kitapta dört ana bölüme ismini veren baş kahramanlar İhsan, Nuran, Suat, Mümtaz bir şekilde huzursuzlar .Huzur mu mutluluk mu? Sorusunun cevabını aratması bir yana Tanpınar'ın derin fikir, hayal ve kültürünü de gözler önüne seren bir kitap.
Eski musikimizle kurduğu bağlar güzeldi.Yeni pek çok makamı öğrenmemi sağladı eser.
Karamsar bir bakış açısının olması ise beğenmediğim tarafıydı. Ben kendi adıma Saatleri Ayarlama Enstütüsünü daha çok sevdim.

Kitaptan 310 Alıntı

"Vücutlarımız, birbirimize en kolay vereceğimiz şeydir. Asıl mesele, birbirimize hayatlarımızı verebilmektir. Baştan aşağıya, sadece bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girip oradan tek bir ruh olarak çıkabilmektir."

Huzur, Ahmet Hamdi TanpınarHuzur, Ahmet Hamdi Tanpınar
Delfin Ö. 
20 Haz 23:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Not alın, mektuplarınızda sevdiğinize yazarsınız.
"Düşünce,sanat,yaşama aşkı,hepsi sende toplandı. Hepsi,senin hüviyetinde birleşti. Senin dışında düşünememek hastalığına müptelâyım."

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 180 - Dergâh Yayınları)Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 180 - Dergâh Yayınları)

Kendi kendime biz gurbetin insanlarıyız diyorum. Mesafelerin terbiye ettiği insanlar.

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 271)Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 271)
Delfin Ö. 
28 Haz 22:51 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Istırap günlük ekmeğimizdir; ondan kaçan insanlığı en zayıf tarafından vurmuş olur, ona en büyük ihanet ıstıraptan kaçmaktır. Bir çırpıda insanlığın tarihini değiştirebilir misin? Sefaleti kaldırsan, bir yığın hürriyet versen, yine ölüm,hastalık,imkansızlıklar, ruh didişmeleri kalır. O hâlde ıstırap karşısında kaçmak kaleyi içinden yıkmaktır."

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 291 - Dergâh Yayınları)Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 291 - Dergâh Yayınları)
Merdümgiriz 
05 May 21:27 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Avrupa.
Avrupa tehlikede imiş. Bana ne! Biz tehlikedeyken o düşündü mü? Balkan Harbi'nde bir kere felâketi önlemeği aklına getirdi mi? Asırlardır bize soğukkanlılıkla ameliyat yaptılar. Kestiler, biçtiler. Birkaç asırlık topraklarımızdan ot gibi söktüler. Sonra pirinç tarlasına havuç eker gibi yerimize başka milletler ekildi. Bunları yapan Avrupa değil miydi? Hitler'i, bugünün meselelerini Avrupa beslemedi mi?

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 370)Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 370)
deli düş 
28 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bazı kapıların bize kapalı görünmesi, önünde değil, arkasında bulunduğumuz içindir."

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 253)Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 253)
Delfin Ö. 
08 Haz 11:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"İşlerimiz iyi gitmiyor diye, tanrılara kızmayalım, demişti. İşlerimiz, bizim ve bize benzerlerin küçük sakatlıklarıyla,tesadüflerin ihanetiyle, her zaman bozulabilir. Hattâ birkaç nesil için bozuk gidebilir. Bu bozulma, bu düzensizlik iç kıymetlerimize karşı vaziyetimizi değiştirmemelidir. İki ayrı şeyi birbirine karıştırırsak çıplak kalırız. Hattâ zaferlerimizi bile tanrılardan bilmemeliyiz. Çünkü ihtimallerin cetvelinde mağlubiyet de vardır. "

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 43 - Dergâh Yayınları)Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 43 - Dergâh Yayınları)

Kitapla ilgili 3 Haber

Yazının hikâyesini de okumak
Yazının hikâyesini de okumak Rastgele seçilen cümleler romanların içinden çekilip çıkarıldıklarında birer edebiyat cümlesi olarak kalmaz. Örnekse önemli üç romanın başlangıç cümleleri... Tanpınar’ın Huzur’u, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı ve Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm’ü.