8,3/10  (135 Oy) · 
478 okunma  · 
110 beğeni  · 
4.028 gösterim
Tanpınar, kültürümüzü bir iç alem medeniyeti'nin tezahürü olarak görür. Bu medeniyeti, belirli, bir ahlakı taşıyan "manevi vazifelerine inanmış, muayyen bir ruh nizamından geçmiş, nefislerini terbiye etmiş"insanlar meydana getirmiştir.

Huzur'un kahramanlarından Mümtaz, roman boyunca kendisini "huzur"a kavuşturacak bir "iç nizam"ı aramaktadır. Eserde hastalık, ölüm, tabiat, kozmik unsurlar, medeniyet, sosyal meseleler, çeşitli ruh halleri ve estetik fikirleri iç içe verilir. Ancak bütün bunların üzerinde romana hakim olan Mümtaz'la Nuran'ın aşklaradır. İstanbul, bu aşkın yaşandığı çevre olmaktan çıkarak, adeta bir roman kahramanı gibi ele alınır.

Huzur için, belli bir dünya görüşüne, bir hayat nizamına kavuşamamış Cumhuriyet aydınlarının "huzursuzlukları"nı dile getiriyor denebilir.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2005
  • Sayfa Sayısı:
    419
  • ISBN:
    9789759952471
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kağan K. 
 24 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Huzur romanını İKİNCİ KEZ okudum.(ilk okuduğumda yirmili yaşlarda idim şimdi ise otuz yaşındayım),Kitabı henüz bitirmeme rağmen belki size garip gelecek ama ÜÇÜNCÜ KEZ okuma isteği uyandı.Çünkü HUZUR kitabı çok derin ve onu anlamak için keşke romanlara teknik analiz yazacak kadar usta bir EDEBİYATÇI olsaydım diye düşündüm.Şimdi ise EDEBİYATÇI olmadığım için bu değerli romana yüzeysel bir yorum yazacağım için üzgünüm !

A.HAMDİ TANPINAR en çok sevdiğim Türk edebiyatçılarından biridir,Oğuz ATAY ile birlikte Tanpınar'ın 7 kitabını okudum,Oğuz ATAY'IN ise tüm kitaplarını okudum.Her iki yazara olan hayranlığım onların yazdığı eserlerini okudukça artarak devam etti.

Tanpınar romancı olmanın yanında aynı zamanda büyük bir şairdir,eserlerinde şiirsel ahenk dikkat çeker.Biyografik özellik taşıyan şekilde eserlerini meydana getirir,bu romanda MÜMTAZ ile AYDAKİ KADIN'DA ise SELİM karakteri ile kendini özdeşleştirmiştir.

Her şeyden önce Huzur bir aşk romanı değildir,onu aşk için okuyanlar hayal kırıklığına uğrayacaklardır.Aşk sadece romanın ana merkezine alınmış basit bir olgudur,yazarın amacı aşkı anlatmak değildir,yazar Cumhuriyet Dönemini hem toplumsal hem de bireysel açıdan irdelemektir amacı,aşk sadece çorbaya katılan bir tuzdan öte değildir,Tanpınar'ın bu romanı yazmaktaki amacı çok daha büyüktür:

-Cumhuriyet Dönemi ile İkinci Dünya Savaşı öncesinde yaşadığımız toplumsal buhranlar...

-Doğu-Batı çatışması

-Birey olamama sorunu (bağımsız ve özgür olamama,kendi düşüncelerini dile getirememe,kendi fikrini üretememe,fikirsel bağlılık,eylemsizlik,atalet,Oblomovluk...),topluma boyun eğiş(Topluma uyma,toplumdan bağımsız olamama,koyun sürüsü gibi toplumun peşinde sürüklenme...)

-Aydınların içsel çatışmaları,huzuru aramaları,kendi içindeki çelişkiler...

-Nesnelerin yaşamamıza etkisi

-Çocukluğa özlem,maziye olan hasret,eskiyi benliğimizde yaşatma,anılarımızdan etkilenme...

...

Yazar,Cumhuriyet döneminden,İkinci Dünya Savaşı öncesi geçen zamanda,doğu-batı arasında gidip gelmemizi irdeler.Bunun için musikiyi kullanır:

Doğu müziği ona göre: benliğin yok edilmesi ,kendini kendi içinde bulmak...Batı Müziği ise varoluş arayışı,birey olma,kendini arama...

Aynı zamanda duygu-mantık çatışmasından yola çıkar,ona göre Doğu duygusaldır,mistiktir,durgundur,toplumcudur,bireyi yok etmedir,kadercidir...Bu yönlerimiz benliğimize kadar işlemiştir,ondan vazgeçemeyiz, onu her an kendi benliğimizde taşırız.

Yazara göre biz batılılaşmayı yapamadık,çarpık bir yenileşme hareketi görüldü,Doğu bizi duygusal açıdan engelledi.

Ne doğu'dan vazgeçtik ne de batılılaştık,yazar aslında hem doğulu hem batılı olduğumuz için zengin bir birikime sahip olduğumuza işaret ederken ona göre çözüm Doğu ile Batı'yı birbiri içinde eritmektir.Ama aynı zamanda romanda bu zenginliğin aydınlarımızda olumsuz şekilde etki ettiğini ,her iki kültürü de özdeşleştirememiş aydınlarımızın içsel huzurunu yitirmesine değinir.

Romanda diğer dikkat çekici nokta ise nesnelerin duygularımıza etkisi,Doğu müziği ile büyülenmemiz duygusal olduğumuz için değişen duygularımız yüzünden nesnelere bakış açımızı değiştirdiğine değinir.

Romanın aynı zamanda metafiziksel yönü,varoluş arayışı,rüyaların yaşamımıza olan etkisi de göze çarpar:

SUAT karakteri nihilisttir, varoluş arayışındadır, CİNLER kitabındaki MÜHENDİS KRİLOV karakteri gibi bir eylemde bulunur. Suat karakteri Batıyı sembolize eder.

MÜMTAZ ise zayıftır,duygusaldır,duygu dünyası tüm yaşamına etki eder,fikirsel açıdan özgür bir bireydir ama eylemsel açıdan toplumun kölesidir,topluma karşı çıkacak kadar cesur değildir.Sürekli arayış içindedir,aşkı bulunca nesnelere neşe ile bakar ama aşkı kaybedince ise dünyası kararır.Duygularının etkisinden kurtulamaz. Suat'ın hayali ile yüzleşmesi FAUST benzeri bir hesaplaşmadır. Bu yüzleşme aynı zamanda KARAMAZOV KARDEŞLER romanındaki İVAN'IN metafiziksel yüzleşmesini de andırır.MÜMTAZ karakteri TÜRKİYE'Yİ temsil eder.

NURAN ise özlemleri ile sorumlulukları arasında kalmıştır,,bir yanda yaşamak,eğlenmek,aşkı yaşamak ister,diğer yandan ise toplum ne der baskısı , kendi çocuğuna olan sorumluluğu onu zincire vurur.Bir yandan İÇİNDEKİ ÇOCUK(kendi hayatını yaşamak isteyen ) diğer yandan ise İÇİNDEKİ EBEVEYN(Sorumluluk,vazifeler...) arasında kalır.NURAN hepimizi temsil eder:İÇ BENLİĞİNİ DENGESİZ: YAPMAK İSTEDİKLERİ İLE YAPMAK ZORUNDA KALDIKLARI ARASINDA BOCALAMIŞ bir karakterdir.

İHSAN ise Doğu'dur,toplumcudur,milliyetçidir,Doğu müziği hayranıdır,Doğu'ya içten bağlıdır. SUAT'IN tam zıddıdır. Doğu'yu temsil eder.

Birçok yerde SUAT karakterinin zıddı MÜMTAZ olduğu iddia edilmiş.Buna katılmıyorum,MÜMTAZ (Doğu-Batı ) (Duygu-Mantık ) arasında bocalayan bir karakterdir.Bana göre SUAT'IN tam zıddı İHSAN'DIR.İhsan romanda fazla detaylı irdelenmez ama onun SUAT'ın zıddı olduğuna dair çok fazla ipucu var:İhsan,Suat'tan nefret ederdi birbirlerini hiç sevmezlerdi,fikirleri birbirine zıddı gibi.

MÜMTAZ tutunamamıştır,tıpkı SELİM IŞIK,TURGUT ÖZBEN(TUTUNAMAYANLAR),HİKMET (TEHLİKELİ OYUNLAR) gibi,aynı zamanda onda oblomovluk gözlenir aynen ÖMER(İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN) gibi.

Müziği,resmi,rüyaları ve nesneleri de romanının içine metafiziksel açıdan katan yazar çok kıymetli bir hazineyi bize miras bırakmıştır.

HUZUR romanının dili ağırdır,okunması güçtür ama onun derinliğini fark ederseniz ona hayran olursunuz !

Sinan Kılıçarslan 
05 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

kitapta aşkın birçok boyutu ele alınmış,günümüzde ki basit ve sıradanlaşmış aşktan ziyade hakiki bir sevgi ve daha etraflıca anlatılmış birçok hakikatmevcut

Fırat Çağlar MANTAŞ 
25 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

Huzur’u ikinci kez okuyorum. Bu kez Tanpınar hakkında biraz araştırma yaptıktan sonra okudum kitabı. Savaş başlamadan önce ki son bir günü kapsıyor aslında fakat karakterlerin hikayeleriyle kitap bambaşka bir hal alıyor. Her şeyden önce beni en çok etkileyen şey, kitabın derin bir felsefesinin olması. Bir düşünce kitabı Huzur… Sadece aşk üzerine değil, Doğu-Batı, İstanbul, devletler, insanlar, savaşlar, ilişkiler ve daha birçok şey üzerine düşünceler bunlar. Elbette bu düşünceler kitabın derinliğini, yoğunluğunu arttırıyor. Ayrıca Tanpınar’ın şair yönü romanına da yansımış. Şiir okuyormuş gibi hissettiğim zamanlar oldu. Kitabı okumak zor gibi görünse de okudukça bitmesini istemeyecek kadar etkisinde kalacaksınız kitabın.
Ahmet Hamdi’nin hayatından izler de var kitapta. Yaşadığı şehirlerden, etkilendiği yazar ve şairlerden de sık sık bahsetmiş. Karakterler de hassasiyetle seçilmiş. Mümtaz, Suat, Nuran, İhsan her biri bir düşüncenin simgesi. Ne kadar etkili ve canlı karakterler olduklarını okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Defalarca okusam bile doyamayacağım bir kitap. Ve üzerine bir şeyler yazmanın ne kadar zor olduğunu da söylemek istiyorum. Türk Edebiyatının en değerli eserlerinden biri olduğunu düşündüğüm Huzur’u kesinlikle okumak ve okutmak gerektiğine inanıyorum. Keyifli okumalar.

Ahmet Yavilioğlu 
16 Eki 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 7/10 puan

------Spoiler İçerir-----

Evet Ahmet Hamdi diyince iç dünya medeniyeti diyoruz.Peki nedir Ahmet Hamdi'nin iç dünya medenyeti.Batıcılık ya da Doğuculuk mu? Ve ya Sağcılık ya da Solculuk mu? Elbette değil.Ahmet Hamdi bundan çok daha fazlası.Çünkü Ahmet Hamdi siyasi görüşlerini sanata yansıtmama ve ya en asgari şekilde yansıtma taraftarıdır.Onun için edebiyat sese,söze,ahenge dayanır.Bunları Huzur romanında Mümtaz karakterinde de görebilirsiniz.

Ahmet Hamdi sanat hakkındaki bazı görüşlerini Mümtaz karakterinde yüklemiştir.Mümtaz sürekli düşünen okuyan bazen mistik bazen de fazla ciddi fazla pratik bir adamdır.Doğululuk ile batlılık arasında sıkışmış ve sürekli iç bunalım geçiren bir karakter vardır.O her taraftan biraz almıştır.Müziği sevdiği kadar edebiyatı edebiyatı sevdiği kadar toplumunu seven onlar için kafa yoran bir karakterdir.Sürekli 2. Dünya Savaşına girme ihtimali üzerinde düşünse de toplumdan çok kendine bir kimlik bulma çabasındadır.Tahminimce Ahmet Hamdi kendini bize 'Huzur' aracılığıyla tanıtıyor.Çünkü Ahmet Hamdi hayatı boyunca iki toplumun,iki neslin arasında sıkışmıştır.O Bethoven dinleyen aynı zamanda da Türk Sanat Müziğine de hayran olan biridir.Huzuru arar sadece huzursuzluğun bilinciyle.Aşka tutunur ama o da tutunamayanlargillerden olur sürekli.Ne yaparsa yapsın iç nizamını bir türlü kendine veremez.Huzursuz bilinç akışı onu sürekli mutluluktan meneder.En sonunda da sevdiği dul kadın eski kocasına geri döner ve Mümtaz ızdırapların ortasında bulur kendini.

Kitabı uzun zaman önce okumuştum.Yer yer yanlış tahliller yapmış olabilirim.Çünkü ben Ahmet Hamdi Tanpınar'ı en çok şiirleriyle severim.Bana sorsanız o bir roman yazarıdır demem o muazzam bir şairdir derim.Ahmet Hamdi ki düzyazıda bile şiirsel bir ahenk yakalamıştır.Çok fazla olay örgüsü,fantastik bir kurgu,dumur eden bir son göremezsiniz.Çoğu zaman durağandır.Bazen Ertem Şener spikerliği tadında romanda adı geçen her karakterin yedi seçeresini çıkararak anlatıp bunaltsa da yine de kötü roman diyemem.Ama iyi bir roman da diyemem iyi bir düzyazıdır,iyi bir bilinçakıı aktarımıdır derim sadece.Dediğim gibi Ahmet Hamdi keşke romana hiç bulaşmasaymış da onu hep şair olarak bilseydik.Çünkü ben romanda şiirde yakaladığı başarıyı yakalamıştır diyemem.Yine de başyapıttır elbette.Okuyana çok şey katar hele de ikinci okuyuşta.Çünkü ilkinde bir zaman sonra blok ders tadı vererek romandan insanı beynini uzaklaştırıyor.Okuyanı kitaba bağlayamıyor ve çok savruk anlatıyor.Sanatsal değeri çok yüksektir fakat kurgu olarak eksiktir.Okuyan herkesin huzursuz olması klişesi de Mümtaz'ın yaşadıklarından değil romanın olay örgüsünün sıkıcılığındandır.Fakat böyle eserleri daha fazla seven insanlar var onlara da saygı duyarım.Roman zaten biraz da insanı huzursuzlaştırmalı.

Okuyan herkese teşekkürler...Huzur'lu günler...

ihtiyar 
12 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bence okunması gerekir ki ben beğendim. Kitabın yazarı gerçekten çok büyüktür. İki insanın İstanbul'da aşkını bulacaksınız ama sular seller gibi akmayacak kitap. Gerçekten zor bir romandır. Bu kitabı okurken kafa olarak dingin olmanız gerekiyor.
Prof. Dr. Mehmet Kaplan yazar için şöyle diyor:"O hayatı, derinliğine ele alan, onu bir masal kadar esrarlı ve güzel hale getiren bir yazardır. Onun eserleri ancak yazarın sahip olduğu dikkat ve kültür ile okundukları zaman anlaşılabilir ve zevkine varılabilir. Dünyada koşarak hiçbir şey görülmez. Alain "düşünmek için durmak lazımdır" derç İlim adamı, filizof ve sanatkar durur. Derinleştirir. Uzun uzun yoklar. Bize basit görünen cümlelerin arkasında çalışma ile dolu günler ve uyanık geçmiş geceler vardır. Tanpınar bir sanatkar olduğu için, duygu ve düşüncelerin teferruatını bütün girinti ve çıkıntıları ile verir. O yazılarında sık sık cümleleri uzatmakla beraber, onları bir resim veya musiki parçasına yaklaştıran hayallere başvurur."

Bu minval üzerine derim ki alın size edebi bir eser. Ölçün kendinizi, ne kaybedersiniz ki! Bu tür kitapları okumaktan başka çareniz yok. Yoksa kendinizi kandırırsınız sadece...

Şeyma 
 12 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Genel olarak sosyal ilişkilerin, fikirlerin, huzursuzlukların konu edildiği bir Tanpınar eseri. Mümtaz isimli karakterin iç dünyasına ağırlık verilerek yazılmış. Romanda olay akışından ziyade betimlemeler ve ruhsal analizler daha baskın. Hasta ve huzursuz insanların hayatına ayna tutulmuş. Üslup açısından çok hoş ifadeler mevcut fakat anlatım olarak akıcı değil. Bu da yazarın tarzina has bir durum. Güzel bir eserdi.

Okan Kuzu 
30 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Huzur için diyeceğim şey, bende huzursuzluk oluşturan bir kitap olması. Huzurdan ziyade bana can sıkıntısı, üzüntü verdi. Bu kitabın kötü olmasıyla alakalı değil, kitap o kadar güzel ki bu tartışılmaz, beni rahatsız eden konusu. Yani rahatsızlık dediğim de bende bıraktığı huzursuzluk hissi.
Zaten böyle tüm güzel romanlarda kendimi garip bir huzursuzluk içinde bulurum. Mutlu roman, bana göre pek yoktur ve güzel değildir. İnsanlığa, aşka, hayata dair moral bozucu, düşündürücü, üzücü, can sıkıcı şeyler olmalı romanda. Olmalı ki, ibret almalı, hayatımızda ki güzel şeyleri daha iyi görüp anlamamızı sağlamalı. Bilmiyorum, ben böyle düşünüyorum.
Huzur'dan sonra ya da önce, Ahmet Hamdi'nin diğer harika eseri Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü de mutlaka okuyun derim.

Burak Denizli 
17 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitapta ölüm, hastalık, sosyal sorunlar, aile ilişkileri, sosyal sorunlar, felsefi fikirler, çevrenin insana etkisi genel konulardır. Karşısına çıkan olayları kendi iç dünyasında çözümlemeye çalışan mumtazın hikayesidir.

Bekir İstanbul 
 05 Nis 2016 · Kitabı yarım bıraktı · 7/10 puan

Bu son iki sene içinde yarım bıraktığım ikinci kitap oluyor... Yarım bırakmamak için kendimi zorladım ama yok, gitmedi. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın daha önce okuduğum iki kitabını "Beş Şehir" ve "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" nü çok beğenmiştim ama bu kitaba bir türlü bağlanamadım, sonunu hiç merak etmedim, sayfalar hiç uçup gitmedi, bilakis sanki hep birikti, hep çoğaldı... Ağır bir roman sayfa sayısı çok, içerik çok, fikir, duygu ve tasvirler çok ama bana göre akıcılık yok. Ne huzur ne de keyif aldığımı söyleyemeyeceğim. Ama siz benim yorumuma bakmayın, okumak isterseniz ben olumsuz etkilemek istemem, beğenenler, güzel yorum yapanlarda var. Onları da okuyup öyle karar verin okuyup okumayacağınıza...

zeki erdem 
23 Mar 2016 · Kitabı okudu · 22 günde · Beğendi · 10/10 puan

Türk Edebiyatında aşkı bu kadar güzel anlatan başka bir roman var mıdır bilmiyorum...
Ahmet Hamdi Tanpınar Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri.Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi bir çok alanda eser veren Tanpınar'ı geç tanımış olmanın burukluğunu yaşıyorum.O nedenle genç kardeşlerime şiddetle ÖNERİYORUM.

4 /

Kitaptan 140 Alıntı

"Vücutlarımız, birbirimize en kolay vereceğimiz şeydir. Asıl mesele, birbirimize hayatlarımızı verebilmektir. Baştan aşağıya, sadece bir aşkın olabilmek, bir aynanın içine iki kişi girip oradan tek bir ruh olarak çıkabilmektir."

Huzur, Ahmet Hamdi TanpınarHuzur, Ahmet Hamdi Tanpınar

Kendi kendime biz gurbetin insanlarıyız diyorum. Mesafelerin terbiye ettiği insanlar.

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 271)Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 271)
Deli Düş 
28 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bazı kapıların bize kapalı görünmesi, önünde değil, arkasında bulunduğumuz içindir."

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 253)Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 253)
Dilek Ateş 
23 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"-Ìnsan kanla her olmaz... Kanla elde edilen hürriyet , hürriyet degildir;kirlenmis bir seydir."

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 306 - Dergah)Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 306 - Dergah)

Kitapla ilgili 2 Haber

Yazının hikâyesini de okumak
Yazının hikâyesini de okumak Rastgele seçilen cümleler romanların içinden çekilip çıkarıldıklarında birer edebiyat cümlesi olarak kalmaz. Örnekse önemli üç romanın başlangıç cümleleri... Tanpınar’ın Huzur’u, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı ve Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm’ü.