Mahur Beste

7,9/10  (35 Oy) · 
142 okunma  · 
32 beğeni  · 
2.162 gösterim
Mahur Beste'de Tanpınar'ın Huzur ve Sahnenin Dışındakiler adlı romanlarında önemli bir motif olan "Mahur Beste" teması önemli yer tutar. Mahur Beste, acı bir aşk hikayesinin klasik musiki kalıplarıyla soyutlanmasıdır. Tanpınar, klasik Türk musikisini medeniyetimizin özlü bir yansıması olarak kabul eder. Mahur Beste'de Tanpınar'ın diğer eserlerinde de görülen medeniyet meselesi büyük bir ağırlıkla ele alınır.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2016
  • Sayfa Sayısı:
    156
  • ISBN:
    9789750802144
  • Yayınevi:
    Dergah Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
 15 Tem 00:15 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Söze “keşke önceden okusaymışım, böyle bir yazarı neden bu kadar bekletmişim” gibi bir cümleyle pişmanlığımdan dem vurmak yerine “iyi ki okumak için beklemişim ve iyi ki başlangıç olarak bu kitabını seçmişim ” gibi içimde şaşaalar koparan hodbin şansımı belirten bir cümleyle başlamanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Kitabı okumadan önceki süreçle, gerek okurken, gerek de okuduktan sonraki süreç zihnimde köprüye benzemeyen bir köprü oluşturdu. Kitabı okumadan önce ismini ne zaman duysam ya da kapağa bakıp ismini görsem istemsiz olarak, ne için söylendiği ya da kime ithaf edildiği hiç alakadar etmiyor, aklıma “O mahur beste çalar, biz Müjgan’la ağlaşırız” dizeleri gelip kulaklarımı dövüp durdu. Bu garipliğin ilk köprü ayağı. İkincisi insana daha mantıklı geliyor. Ahmet Hamdi’nin cümlelerini okurken “Allah Allah, ben bu cümleleri nerede okudum acaba” deyip durdum. Meğer bu tarz cümleleri başka Türk yazarlardan okumuşum ben, Ahmet Hamdi Tanpınar okuyup da ondan etkilenen Türk yazarlardan. İşte böylece de o garip köprü kurulmuş oldu. Tasavvur etmesi bile garip.

Kitabı okuduktan sonra bahsedecek çokça konunun olduğunu belirtmek isterim. Öncelikle kitabın ele alındığı dönemden(Abdülhamid Dönemi) bahsedebilirsiniz, ele alınan karakterlerin derinlemesine anlatılmasından bahsedebilirsiniz, Tanzimat sonrası adeta yazarların kalemlerini birbirine vurdurmuş olan medeniyet meselesinden, neden daha fazla musikinin içerisine girilmediğinden, kitabın ismi ile cümlelerin altından sessizce sızan musiki havasının birbirleriyle ilişkili olup olamayacağından, kitabın neden yarım bırakıldığından, şayet kitabın devam edilip bitirilmesi halinde ortaya konan eserden ne gibi farklarının olacağından falan filan bahsedebilirsiniz. Konu çok. Kitap Behçet Bey adında bir adamın yarı uykulu halinde kafasından geçirdiği şeylerin anlatılmasıyla başlıyor. Eşinden, ailesinden, hobilerinden, nasıl bir kişiliği olduğundan gibi. Yani kısaca yazar tarafından Behçet Bey’in öztanıtımı geçiliyor. Anlatım tarzı baştan başlayarak çok hoşuma gitti ki, bunda Tanpınar’ın kurduğu cümlelerin ve insanı tasvir etme yeteneğinin büyük payı var. İlk bölümde Behçet Bey’in evine Pazartesi sabahı geleceği söylenen Cavide diye genç bir kızdan bahsediliyor. İkinci bölümde Behçet Bey ile Cavide’nin görüşmesinden bahsedileceğini düşünürken Behçet Bey’in babası anlatılmaya başlatıldı. Üçüncü bölüm oldu hala Cavide ortalıkta yok. İlerleyen bölümlerde kimlerin kimlerin hayatını öğrendim ki aklımdan uçup gitti o kızın gelip gelmemesi. Size şuan basit geliyor olabilir ama neredeyse adı geçen her karakterin hayatı anlatılıyor. Tabii, aralarda Behçet Bey’in hayatından, kişiliğinden, insanların hakkında ne düşündüğünden bahsediliyor. Bir ara iyice, bir yol problemi kişilere nasıl uyarlanabilir acaba Tanpınar onu mu denemek istemiş diye düşündüm. Şöyle ki: “A kişinin halet-i ruhiyesini anlatarak yola çıkan Ahmet Hamdi B kişinde durarak onunla ilgilendikten sonra C kişine geliyor. Burada diğer kişilerde kat edilen yolun yorgunluğunu atmak için mola verip bulunduğu yeri anlatıyor, moladan sonra D kişine geçiyor, sonra EFGH... diye devam ediyor…” sorunun devamını getirmek isterdim ama kitap yarıda kesiliyor. Devam ettiği yere kadar edebi olarak çok keyif aldım. Kitabı bitirdikten sonra keşke dediğim tek şey kitabın biraz daha devam etmesiydi. Ama yine de bu durumu bir okur için şans sayıyorum çünkü kitabın bittiği yerde tadı damağınızda kalıyor. Devamı elbet gelir.

İlk okuduğum Ahmet Hamdi Tanpınar kitabı olduğu için daha fazla yazacak bir şeyim kalmadı. Bu kitapta çok beklenti içine girdim ne zaman asıl meseleye gelecek bu adam yahu diyerek. Ama içimden de hep daha da uzatmasını isteyip durdum. İstediğimi de bir nevi almış oldum kitaptan. Tanpınar’ın kurduğu cümlelerin, insanın içini analiz eden bakış açısının(hatta kitabı okurken kullandığım ayracın üstünde “Okunacak en büyük kitap insandır” sözü vardı. Tanpınar bu işi gayet iyi yapmış bana göre), musikiyi bir meta haline getirip okura yansıtmasının gücünü Mahur Beste’de gördüm. Büyük yazarların büyük kitaplarını artık eskisi gibi en önce değil birkaç kitabını okuduktan sonra okumaya dikkat ediyorum. Sanırım Ahmet Hamdi Tanpınar’da da bu böyle olacak. Romanlarını Sahnenin Dışındakiler, Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü sırasıyla okumayı düşünüyorum. Ya da Huzur ile Saatleri Ayarlama Enstitüsü yer değişebilir henüz karar vermedim. Net olarak karar verdiğim şey ise ben kitap okumasını gerçekten seviyorum diyen birinin Tanpınar’ı okuması gerektiğidir. İyi okumalar.

DESTİNA ÖYKÜ 
06 Ağu 02:28 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ahmet Hamdi TANPINAR - Mahur Beste

Tanpınar kalemi ile tanışmak kesinlikle bir ayrıcalık. “Mahur Beste” eseri de oldukça harika idi. Fakat “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” kadar etkilenemedim. Gerçi “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” ilk göz ağrım idi belki de sebep budur

“Mahur Beste” Osmanlı zamanlarının Tanzimat değişimini anlatan bir eser. Bir detayı kesinlikle belirtmeliyim ki Tanpınar zaman kavramı harika betimliyor.

Eserin kahramanı Behçet Bey. 70'li yaşlarında ve geçmişiyle yaşayan bir adam. Eski, renkli ve güzel şeyleri seven ve onlarla zaman geçirmekten keyif alan bir adam. En çok hoşuma giden bölüm ise Behçet Bey'in sevdiği kitaplar ile uyuduğu bölüm idi.

Eserde yer alan karakterler harika betimlenmiş. İsmail Molla karakteri kesinlikle favorim. Çapkın olması dışında

Eserde sekiz bölüm mevcut. Kimi bölümler sonuca varmış, kimi bölümler ise yarım kalmış. Ne olduğunu anlamak imkansıza yakın halde bırakılmış. En etkilendiğim bölüm “Mahur Beste Hakkında Behçet Bey'e Mektup” oldu. Çünkü burada yazar ve Behçet Bey karşı karşıya ve harika bir serzeniş ile karşımızdalar.

“Mahur Beste” yarım kalmış bir eser. “Huzur” ve “Sahnenin Dışındakiler” eserleri ile yazar süreci tamamlamıştır.

“Mahur Beste” bence zor bir eser fakat okudukça devleşen ve devleştiren bir eser.

Herkese keyifli okumalar kitapsever güzel insanlar.

Bahar Acar 
13 Eki 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Huzur" ve "Sahnenin Dışındakiler" serisinin ilk romanı. diğerlerine göre hacmi küçük de olsa derinliğinden bir şey kaybetmemiş. Ve tabii ki yine müthiş bi anlatım.
8 bölümden oluşuyor kitap. "İki Uyku Arasında" ile Behçet Bey'in saat tiktakları ve kitap kokularıyla dolu dünyasına giriyoruz. "Baba ile Oğul" kısmında Behçet Bey ile babası İsmail Molla arasındaki ilişki anlatılıyor. "İki Dünür" bölümünde İsmail Molla ile çocukluk arkadaşı ve dünürü Ata Molla'nın hikayesine konuk oluyoruz. Tabii bunları okurken o dönemin yaşayışı, sarayı ve saraya yakın kişilerin yaşayışlarını da öğreniyoruz. "Behçet Bey'in Evlilik Yılları" bölümünde Atiye Hanım'la tanışıyoruz. Başlı başına bi roman olabilecek bölüm ise "Garip Bir İhtilalci". Doğu medeniyetinin çöküşünü ve değişim sancıları içindeki imparatorluğu anlatıyor Sabri Hoca ile. "Hısım Akraba Arasında" bölümünde Halit Bey'in hikayesi yer alıyor. "Eski Bir Konak" adlı bölümde dönemin sosyal hayatı gözler önüne seriliyor. Son bölüm "Mahur Beste Hakkında Behçet Bey'e Mektup". Her bölüm bir hikaye gibi tek başına okunabilir.

sena dökmeci 
16 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bu kadar az bilinmesine şaşırdığım, Saatleri Ayarlama Enstitüsü veya Huzur kadar güzel olan roman. Dönem hakkında da çok fazla bilgi veriyor. Özellikle İsmail Molla ile Sabri Hoca arasında geçen konuşma Abdülhamid dönemi hakkında çokça fikir edinmeyi sağlıyor. bir de Ahmet Hamdi'nin romanlarında o kadar karakter içinden birinde mutlaka kendini görüyorsun. Ben çoğunlukla o baş karakter olmasına rağmen silik kişiliğiyle geride kalmış, neredeyse unutulacak olan insanda kendimi görüyorum. Mahur Beste'de de bu kişi Behçet Bey'di. romanın sonlarına doğru iyice unutulmuşken, yazarın Behçet'e yazdığı mektup sayesinde daima hatırlanacak bir karakter haline geldi.
''sizde garip bir mazhariyet var, Behçet bey; herkes gibi maddesiyle gezinen bir insan olduğunuz halde bir rüyaya benziyorsunuz. belki de hayatınızı doğru dürüst yaşamadığınız için bu tesiri yapıyorsunuz. o kadar ki, yaklaştığınız insanlara kendinize mahsus bir zamanı aşılıyorsunuz. bölünmezlerin bölünmezi, çekirdek halinde bir zaman..''

Mustafa Merthan Merdoğlu 
25 Nis 23:44 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Behçet Bey'in etrafında bir dünya yaratacağına inandırıyor bizi yazar kitabın başlangıcında. Ancak kitabı bitirdiğinizde arkanıza dönüp bakıyorsunuz ve 160 sayfada ne kadar fazla karakterle tanıştığınızı fark ettiğinizde şaşkınlık içinde kalıyorsunuz. Kitabın sonunda Tanpınar'ın belirttiği gibi bu artık Behçet Bey'in hikâyesi olmaktan çıkıyor. Bu kitabın beni en çok etkileyen yönü kelimelerinin özenle seçilmiş olmasıydı. Yeni öğrendiğim birçok kelimenin yanı sıra hali hazırda bildiğim kelimelerin de yeni anlamlarını öğrendim. Okunması gereken bir eser. Ama siz de benim gibi gaza gelip bir günde bitirirseniz karakterlerin hepsi birbirine girebilir ve kafanız karışabilir. Sindire sindire okumakta yarar var.

Ebru Güven 
 18 Tem 17:52 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kesinlikle bir seferlik okumayla kalmaması gereken kitaptır. O kadar çok konu, zaman, mekan, karakter iç içedir ki takip etmek keyifli olduğu kadar zordur da. Müziği kelimelerden dinlemenin şaşkınlığı ve keyfiyle yavaş yavaş okuyacağınız bu kitap Tanpınar'ın en güzel romanlarından biridir.Bende yeri ayrıca farklıdır yazarla tanıştığım eserdir.

İndantee 
26 Şub 18:01 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitapta en sevdiğim şey o kadar çok karakterin hayatına dokunuyor ki zamanda yolculuk hissi ve hüzün tadıyorsunuz. Ahmet hamdi' nin betimlemelerini seviyorum karakterler , mekan gözlerimin önünde canlanıyor sanki.

Inci Su 
18 Haz 14:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Behçet Bey; içine kapanık ve çocukluğundan beri kitap ciltlemeyi seven, antika usullu bir beyefendidir. Ismail Molla onun babasi dir. Babası olmasına rağmen oğlu Behçet Bey'den haz etmez. Çünkü Ismail Molla gibi değildir, oğlu kendisine hiç benzememistir bir kere yaradılışlari farklıdır, Ismail Molla dediğim dedik ve güçlü yapısıyla oğluyla alakası yoktur. Ismail Molla ve Behçet Bey'in e biraz da Behçet Bey in karısı Atiye Hanımefendi'nin , Atiye'nin babası Ata Molla'nin ve yıllarca Atiye'ye hocalık yapmış "dinsiz hoca" lakâbli Sabri Hoca'nin içinde bulunduğu hâlet-i ruhiyesini inceleyen bolca görsel imaj bulunan üstad 'imizin önemli bir eseridir.

Tanpınar yine döktürüyor. Birkaç karakter üstünden hem bir dönemi anlatıyor, hem yine bir tür medeniyet tartışması yapıyor. Karakterlerin hayatları üzerinden kültürel sorunlarımıza değiniyor. Doğu batı karşılaştırması. Tabiî Tanpınar' ın eşsiz Türkçesiyle.

rafet demir 
30 Kas 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Bir kişi üzerinden onun hayatına etki eden şahısları anlatan,cok fazla diyalog icermeyen, uzun agdalı cumleler olmasina ragmen sıkıcı olmayan bir roman. Sürükleyici bir konusu yok.Ancak anlatılan karakterler ilginc olduğu için elinizden bırakamıyorsunuz.

2 /

Kitaptan 84 Alıntı

Yunus Emre Dilsizmen 
29 May 15:21 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ne olursa olsun, hayat güzel bir şeydi.

Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 16 - Dergâh Yayınları - 17. Basım, Mart 2017)Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 16 - Dergâh Yayınları - 17. Basım, Mart 2017)
Yunus Emre Dilsizmen 
30 May 14:25 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Uyurken acaba nasıldır?"

Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 60 - Dergâh Yayınları - 17. Basım, Mart 2017)Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 60 - Dergâh Yayınları - 17. Basım, Mart 2017)
Aslı T. 
30 Tem 20:43 · Kitabı okudu · Beğendi

Fakat bir hayalden kurtulmak, onunla baş başa yaşanmış zamanın izlerini içimizden silmek değildir.

Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 120 - Dergâh Yayınları)Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 120 - Dergâh Yayınları)
EFK 
26 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"Bize lazım olan,gömlek değiştirmek değil,içten değişmektir.."

Mahur Beste, Ahmet Hamdi TanpınarMahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar
Yunus Emre Dilsizmen 
29 May 15:26 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsan hayatta, yapmak istediklerinin birçoğunun evlâdı tarafından yapılmasını isterdi.

Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 29 - Dergâh Yayınları - 17. Basım, Mart 2017)Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 29 - Dergâh Yayınları - 17. Basım, Mart 2017)
Burak 
31 Tem 20:24 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sen bir medeniyetin iflası nedir bilir misin ?
...
Cahilsin; okur, öğrenirsin.
Gerisin; ilerlersin.
Adam yok;yetiştirirsin.
Paran yok; kazanırsın.
Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Sen cilt yapıyorsun; şiraze nedir bilirsin.
Bizde insanoğlu şirazesiz kalmış...

* şiraze: ciltçilikte, kitap yapraklarını diplerinin ucundan birbirine bağlayan ve onları düzgün tutmaya yarayan ince bez şerit.

Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 91)Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 91)
Aslı T. 
29 Tem 08:31 · Kitabı okudu · Beğendi

... En çetin fıkıh meselesini, hazırladığım bir fetva ile hâllettiğim bir günün sonunda, evimin kapısında yanlış yunluş bir Arapça ile dua eden, abani sarıklı kör dilenciye gıpta ettim. Onu Allah'a daha yakın buldum; medresede öğrendiğim, tekkede dinlediğim Allah'a değil, fakat içinde yaşadığım bu hayatın bütün yüksek taraflarını, insanlığını, cevherini kendinde toplayan Allah'a.

Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 96 - Dergâh Yayınları)Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 96 - Dergâh Yayınları)
seher 
17 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sevginin, merhametin eşiğini atlayanlar ıstırabın gömleğini de kendiliğinden giyinirler.

Mahur Beste, Ahmet Hamdi TanpınarMahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar
Burak 
30 Tem 13:26 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Kadınların giyinip süslendikten sonra, çıkmadan evvel, aynalara son bir defa bakmaları kadar Behçet Bey'i eğlendiren ve düşündüren şey yoktu."

Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 23)Mahur Beste, Ahmet Hamdi Tanpınar (Sayfa 23)

Kitapla ilgili 1 Haber

İşte, Selçuk Orhan’a göre yeniden okunması gereken romanlar!
İşte, Selçuk Orhan’a göre yeniden okunması gereken romanlar! Romanlar yeniden okunmak için yazılır. Bu görüşü destekleyecek pek çok yazar sayılabilir. Örneğin Nabokov, kitaplara bir resme yaklaşır gibi yaklaşmayı öneriyor: “Ancak ikinci, üçüncü ya da dördüncü okumada, bir anlamda, kitabı bir resim gibi görmeye başlarız.” Kundera için romanlar, tıpkı müzik yapıtları gibi defalarca ziyaret edilmek üzere yazılmıştır.