Bu Böyledir

Mustafa Kutlu
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 33 dk.
Sayfa Sayısı:
90
Basım Tarihi:
Kasım 2022
İlk Yayın Tarihi:
1987
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789759953119
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·88 syf.··
2017 319. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2017 09:53
Gökçe uyan hadi, uyan Gökçe.. Bir kitap arasında da kitap bittikten sonra da bu kadar uyunmaz. Amaa.. Ama diyorsun bu kitap beni yordu. Evet ama işte bu yüzden kalk, uyan, çık yorganının altından. Sen zannediyor musun ki bu anlatılan insanlığın hikayesi de senin hikayen değil. Tam da senin hayatın işte, lunaparkın ışıkları yanmayacak boşuna bekleme, yansa da neon ışıklardan ancak parkı görebileceksin. Etraf yok, etraf karanlık. Sadece sen varsın bir de bu dünya hayatı. Bu böyledir demek yok bu böyle değil her zaman. Allah var, sen varsın, inancın var, bu böyle gitmez, gitmemeli.. Sanıyor musun ki bu dünya hayatı lunaparktaki insanlara kalacak sanıyor musun ki onlar çıkışı bulacak, onlar aramayacak bile. Allah diyor ya kitabında "Fe eyne tezhebun?" "Bu gidiş nereye?" Olsun sen yine de gitmeye devam et; ara, sor, bul en azından yola koyul. Felsefeden kalma felsefe yap. Yoksa bankalarla iritbat halinde olursun. Olma, onlar insanı bir hortum gibi içine çekecek. Çektirme kendini, anlam bul şu koskoca dünyaya yoksa kaybolup gidersin, mesela yorgancı amcamız gibi ol ama bir şey ol. Oysa tek iktiyacımız mânâydı ama veremediler değil mi? Şu koskoca dünyayı makineye çevirdiler de bir can veremediler. Gülme, ağlama, üzülme tekrar söylüyorum bu senin hikayen. Doğrul, yorul ve çalışmaya devam et. Çalıştıkça açılacaksın. Açılmak ne demek genişleyeceksin, genişlemek ne demek rahatlayacaksın, rahatladıkça zincirlerinden kurtulacaksın. En güzeli de bu değil mi; zincirlerini koparıp atmak. Oku ki açılasın, genişleyesin, rahatlayasın. Bunlar benim kitaptan sonra düşündüklerim tabii düşünmediklerim de vardır elbet daha fark edemediklerim mesela. Bir de şöyle düşündüm; Mustafa Kutlu'nun hangi hikayesinde yaşıyorsun Gökçe, Bu Böyledir. Hangi hikayesini yaşamak istemezdin, Yoksulluk
Edebiyat
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
KOCA BİR SİMGESELLİK
9/10
·90 syf.··
2024 4. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2024 12:42
*** Mustafa Kutlu' nun okuduğum üçüncü eseri oluyor. Diğer kitaplarına nazaran bu eseri daha çok derinlik barındırıyordu. 90 Sayfalık bir eser olması çok kolay okunuyor anlamına kesinlikle gelmiyor. Bu Böyledir Zengin metaforlar, anlaşılması güç simgeselliklerle bezeni bir kitap. okurken yorulacak, metaforlar kafanızı kurcalayacak. Mustafa Kutlu'nun üslubu her zaman ki gibi okurla konuşuyormuş gibi anlatması okunmasını daha kolay kılıyor. *** Konusuna gelecek olursak; 8 farklı isimde 8 farklı kısa hikayeden oluşuyor ama her hikaye birbiriyle bağlantılı bir şekilde oluşturulmuş. Kitabın baş karakteri yaşadığı dünyayı bir lunaparka benzeten ve dünyanın bir oyun mu yoksa gerçek mi olduğuna dair kendi içinde savaşlar veren Süleyman’dır. Zinnure hanım ise, Süleyman’ın çok sevdiği eşidir. Hafız Yaşar isimli karakterimiz ise, Süleyman’ın hafızlık hocasıdır. Rafet karakteri ise Süleyman’ın dayısıdır. Ve son karakter ise, kendi sorunlarıyla bile başa çıkamayan, Süleyman’ın felsefe hocası Şinasi’dir. *** Olay örgüsü Süleyman ve hayatını etkileyen insanlar anlatılırken, Süleyman’ın aralıklarla geçmişe gidiş gelişleriyle anlatılan hikayede aynı zamanda bu dünyayı lunaparka benzeten onun ve oyunun içine kapıldıkça gelip geçici olan bu dünyada gerçeği bulmanın güçlüğü anlatılıyor.Lunapark aslında bize verilen bir metafor, dünyanın gelip geçiciliğini gösteriyor. Peki Süleyman lunaparktan çıkabilecek mi ? Hangi hayatı tercih edecek? Bu tür sorulara cevaplar bulacağınız bu kısa ama anlamlı ve bir o kadar da derinlikli kitabı kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum. Okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir eser . şimdiden keyifli okumalar KİTAPTAN BİRKAÇ ALINTI ~Saatler işliyor, ama zaman durmuş gibi. Belki de bozulmuştur. Ne ?... Saat mi zaman mı? ~....ömür kısa, yol
1000Kitap
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
‘Burada garip şeyler oluyor’
10/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 07:20
Yine bir Mustafa Kutlu kitabı yine yalın ayak duygular ve öyle dolaysız, doğrudan ve öyle doğruya doğru bir anlatım. Yazarın kitapları (en azından benim aldığım ve okuduğum kitapları) ince ve hep hikaye… yani öyle laf kalabalığına gerek duymayan bir tarz. Yormadan, tadında, samimi içten bizden bir üslup… Ama doyuran, sorup sorgulatan, kapılar açan, bakışını ufkunu genişleten bir insicam. Kitaba ve yazara yakışan şöyle güzelinden bir inceleme yazabilmeyi çok isterdim denedim de… üç dört beş mi belki altıncısı da olmadı yarım bıraktım. Çünkü hiçbiri yetmedi yetişmedi hislerime. İlginç bir şekilde dün gece başlayıp sabaha bitirdiğim kitabı gün içinde yaşadım ve dedim ki madem kitap az sayfada koca bir dünya hayatını özetledi sen de birkaç satırla uzun bir günü özetle. olduğu kadar.. Dedi ki; hayat neon ışıklarıyla, elini uzatsan eteklerine dokunacağını sandığın baleriniyle, biteviye dönen, dönerken çığlık çığlığa, ‘hanımeli, iğde kokuları saç, ter ve gecenin yıldızları’ ve tüm bu kargaşayla oyun ve eğlenceden ibaret bir lunapark gibidir. kalabalığın akışına kapılıp gittiğin hep yolunu kaybettiğin hatta kazançlarının yüke dönüştüğü bir yarış gibidir. Çıkış yolunu hep kaybedersin. Bu Böyledir eğlensen de yorgunluk baskın gelir kaçıp gitmek istersin. Çıkış yolunu bulamazken türlü yollara başvurursun, ya çıkışı ararken iyice kaybolur, ya hep daha çok yaklaştığına umutla arar durur, ya da kaybolduğun yolda sarhoşluğa tutunur ve ayılmadıkça hiç çıkamazsın girdiğin çıkmazdan. Kimi çıkamayacağını kabullenip tadını çıkarır eğlencenin, kimi çıkamadığı açmazlarda saplanır kalır, kimi hep birileri gelsin de çıkarsın beni der bekler kıyıda köşede, kimi akıştan akışa savrulur durur… Her şey geçicidir. Her şey tek celse… günün sonunda sana kalan yalnızca hislerdir. Yaşayabildiğin
Hayata Dair
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2023 20:26
Kitabı yaklaşık 3 yıl kadar önce okuduğumda ne demek istemiş Mustafa Kutlu burda diye sorgulayıp rafa kaldırmıştım çok kısa bir sürede (okumuş olmak için okuyup..) Yusuf Kaplan hocanın okuma listesinde görünce tekrar okuma istedim evet yaklaşık 5 saatte okudum ama bu defa ağlayarak... Sade cümleler kullanılmış fakat hikmet dolu.. Bana yaptığım alıntıların çoğu bir ayet hatırlattı diğer alıntılar ise benden bir parça yine.. . “Evet öyle diyorum gece ibadet ve uyku gündüz çalışma” “Uykuyu dinlenme yaptık, geceyi(karanlığıyla sizi örten) bir elbise yaptık. Gündüzü geçim zamanı yaptık.” (Nebe, 9-11) .“Pamukla aramıza güneş ışığından başka hiçbir şey girmiyor. Bana ara sıra hâl tercümesini anlatıyor...” “Ey iman edenler! Sizi hayat verecek şeylere çağırdıklarında Allah ve Resûlünün çağrısına uyun ve şüphesiz bilin ki, Allah kişi ile kalbi arasına girer.” (Enfâl, 24) ... Süleyman bir duvarın üstünde bir tarafında cami diğer tarafında lunapark.. Lunapark dünyaya benzetilmiş ve dünya hayatının oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu anlatan âyet-i kerîmeyi anlatmış orada yazar. Süleyman felsefe dersinden kalıyor duvarın üzerinde iken bu evre kişinin hayatı sorgulama evresi bana göre herkes bu evreden bir şekilde geçer. Süleymanda geçiyor ama duvardan inip lunaparka giderek.. “Duvardan inip camiye yürüsem. Tek dersten bu kadar sürünmesem..” "Sen o duvarın üzerinden hiç inmeyecektin. Minareden yıldızları seyredecektin." Süleyman kıravatlı bir memur olup geçim derdine düşüyor çevresindeki herkes memnun oluyor o memur olunca.. Peki ya Süleyman? Bakalım biz napacağız duvarın üzerinde itidalli bir hayat mı süreceğiz yoksa lunapark'ın görüntüsüne mi aldanacağız...
Din
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
Rızkı veren Allah
8/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2024 52. kitabı
Mustafa Kutlu'nun Bu Böyledir isimli kitabının ilk sayfasını okuduktan sonra derin bir nefes alıp tuttum. Çok çekici, ilgi bekleyen ve anlaşılmak istenen bir kitap. Kitabın yarısına kadar okuduklarım havada kaldı birleştirmekte zorlandım olayları. Kitapta insanın iç sesi somutlaştırılmıştır. Kitabın sonunda ise bir lunapark hikayesi vardır. Süleyman, Zinnure ve kızı Fatma lunaparkta olmaktan mutludurlar. Ancak saatler geçtikçe yorulurlar ve çıkışı ararlar, eve gitmek isterler. Ama bu lunaparkın çıkışı yoktur. Hakikate gelecek olursak İnsan da yaş aldıkça bu fani dünyayı terk etmek ister, anavatanına karşı bir hasretliği vardır ve kavuşmak ister. Süleymanın kucağındaki fırın ise dünyadaki imtihanlarımızdır. Hikayede fırın gittikçe ağırlaşır tıpkı yaş aldıkça artan imtihanlarımız, sıkıntılarımız gibi.. Dünya uzaktan eğlence dolu ama eğlenceye girince çıkışı bulmak zorlaşıyor. "Bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir;ahiret yurduna gelince işte asıl hayat odur;keşke bunu bilselerdi. Ankebut Suresi /64.Ayet işin özü Umudu kesmemek gerek. Okumanızı tavsiye ederim.
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
8/10
·90 syf.··
2024 86. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2024 16:30
Mustafa kutlu dünyayı lunaparka benzetmiş. Dünyanın bir oyun alanından ibaret olduğunu; dünyanın renkli ışıltısının, albenisinin, nefsin arzularının dünya zevkine dalan kişiyi içine çektiğini.Mustafa Kutlu "bu böyledir" diyerek dünya böyledir, her birimiz bir çıkış yolu bulmak umudu ile içinde dönüp durmaktayız mesajını veriyor bizlere.. .....Kur'ân-ı Kerîm'i okudukça o senin gören gözün, duyan kulağın olur, unutma.....
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
Beğendi
·
2023 84. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2023 19:06
Mustafa Kutlu benim için çok ilginç bir yazar. Bu Böyledir yazar ile üçüncü buluşmamız oldu. Oldukça kısa sürede bitirilebilecek bir hikâyeler dizisi olan Bu Böyledir, ismiyle müsemma olacak şekilde uzatmayan ama derinlikli bir çalışma. Bu Böyledir'i Ramazan'ı okumak, manevi anlamlar açısından hoş bir tesadüf oldu benim için. Tasavvufi derlemenin yoğun olduğu Bu Böyledir, dünya hayatı ve ölümden sondaki hayat üzerine yorum ve bol metaforlu bir anlatım içermektedir. Mustafa Kutlu'nun az ve öz kelime ile çok şey anlatmayı sevdiğini hepimiz biliriz bunu bu kitapta daha iyi görebileceksiniz . Zira 90 sayfalık bir kitapta insanın düşünebileceği fikirlere bu denli ustalıkla yer verilebilirdi. Bu Böyledir, ismi gibi dediğini kendinden emin bir şekilde ortaya koyarak giden bir kitap. Sözü uzatmayan, alegorik yaklaşım ve farklı teknik tatminleriyle yapan ama aynı zamanda ağza sadece bir parmak bal çalınmış onun uyandıran bir Mustafa Kutlu kitabı. Keyifli okumalar dilerim..
Edebiyat
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2024 9. kitabı
Belki sabah yağmur yağmasaydı, otobüsün en arkasına binmeseydim... belki kendimi bu kadar yorgun hissetmeseydim bu satırları yazmayacaktım. Boşluğun ortasına bağdaş kurup, başımı öne eğip, gözlerimi ne çok sıkıp ne çok gevşek tutup... Göğsümdeki nefesi yavaş yavaş çözerek bir uykuya dalar gibi yazmak istiyorum. Önce metro ve sonra otobüste geçti satırları kitabın... Etrafımın farkında olmadım, kuvvetle muhtemel etrafım da benim farkımda değildi. Evet bazen insan bunu istiyor. Etraftan ve etrafın bağlarından kurtulmak. Çünkü ile başlayan bir cümle kurmak için geç mi kaldım? Çünkü çıkışını bulamadığımız bir lunaparkın yorgunluğunu yaşıyoruz hepimiz. Oyunlar yormuyor bizi dikkat edin, parkın çıkışını aramak yoruyor!!! İşe yeni gelmeme rağmen yorgunum ve işten çıkış saatini beklemek ile teselli bulabiliyorum. Ama bir gariplik var(!) buranın kapısını biliyorum. Çıkışın nerede olduğunu biliyorum, çıkabilirim buradan, kurtulabilirim... Ama neden bunu isterken bu iradeyi ortaya koyamıyorum? Bu böyledir! Gerçekten böyledir. Eğlencenin bittiğini herkes bilir ama çıkış yönünü bilmesine rağmen kapıyı bulamaz insan... Kapalı ve kasvetli bir İstanbul sabahı için çok mu kasvetli cümleler bunlar? Uzun zamandır inceleme yazmıyordum... Acelem vardı; okumak daha lüzumluydu benim için. Aklım ile kalbim arasındaki cereyanda kalmamak adına okudum okudum...bir narkotik etki bekleyerek okudum... Ne zaman durdu ne ileri alabildim zamanı... Kapının yeri aynı, yönünü biliyorum belki yerini de... Ya çıkış zamanı? Saat 5'te çıkabilecek miyim? Ya kapıda yoğunluk olursa?
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
9/10
·90 syf.·
2026 14. kitabı
Bu Böyledir , Mustafa Kutlu ’nun okuduğum eserleri arasında bende en çok iz bırakan kitaplardan biri oldu. İnce bir kitap olmasına rağmen içinde koskoca bir hayatın yorgunluğu, arayışı ve sorgulaması var. Sayfa sayısının azlığı insanı yanıltıyor; çünkü kitap bittikten sonra bile zihninizde dönmeye devam ediyor. Mustafa Kutlu ’nun sade ama derin anlatımı bu kitapta çok daha güçlü hissediliyor. Abartıya kaçmadan, lafı uzatmadan ama her cümlesinin içine ayrı bir anlam bırakarak anlatıyor. Okurken bir hikâye okuyormuş gibi ilerliyorsunuz fakat satır aralarında kendinizi, hayat telaşını ve dünyanın geçiciliğini düşünmeye başlıyorsunuz. Kitaptaki lunapark metaforu beni en çok etkileyen detaylardan biri oldu. İnsanların koşturduğu, eğlenirken yorulduğu, kalabalığın içinde kaybolduğu bu düzen aslında hayatın kendisini anlatıyor. Herkes bir şeylere yetişmeye çalışıyor ama günün sonunda elde kalan şeyin çoğu zaman yalnızca yorgunluk ve birkaç his olduğunu fark ediyorsunuz. Süleyman karakterinin iç çatışmaları, dünyaya bakışı ve “gerçek olan ne?” sorusu kitabın derinliğini daha da artırıyor. Kısa olmasına rağmen düşündürdüğü şeyler oldukça büyük. Bitirdiğimde bana kalan his; hayatın gelip geçici olduğu, insanın bazen kalabalığın içinde kendini kaybettiği ama yine de bir anlam aramaktan vazgeçmediğiydi. Kısacası Bu Böyledir; sakin görünen ama insanın içine işleyen, bitince etkisi kolay geçmeyen kitaplardan biri. Okurken değil belki ama okuduktan sonra insanın içinde büyüyen bir eser.
Edebiyat
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma
Bu Böyledir
10/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Mustafa Kutlu en sevdiğim yazarlardandır. Bu böyledir isimli kitabının ilk sayfasını okuduktan sonra derin bir nefes alıp tuttum. Çok çekici, ilgi bekleyen ve anlaşılmak istenen bir kitap. Kitabın yarısına kadar anladıklarım havada kaldı birleştirmekte zorlandım olayları. Kitapta insanın iç sesi somutlaştırılmıştır. Kitabın sonunda ise bir lunapark hikayesi vardır. Süleyman, Zinnure ve kızı Fatma lunaparkta olmaktan mutludurlar. Ancak saatler geçtikçe yorulurlar ve çıkışı ararlar, eve gitmek isterler. Ama bu lunaparkın çıkışı yoktur. Hakikate gelecek olursak İnsan da yaş aldıkça bu fani dünyayı terk etmek ister, anavatanına karşı bir hasretliği vardır ve kavuşmak ister. Süleymanın kucağındaki fırın ise dünyadaki imtihanlarımızdır. Hikayede fırın gittikçe ağırlaşır tıpkı yaş aldıkça artan imtihanlarımız, sıkıntılarımız gibi.. Dünya uzaktan eğlence dolu ama eğlenceye girince çıkışı bulmak zorlaşıyor. "Bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir;ahiret yurduna gelince işte asıl hayat odur;keşke bunu bilselerdi. Ankebut Suresi /64.Ayet Sonuca gelecek olursak Umudu kesmemek gerek. Çıkabiliriz, çıkacağız da Allah'ın izni ile.
1000Kitap
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20229,2bin okunma

Yazar Hakkında

Mustafa KutluYazar · 53 kitap
Mustafa Kutlu, 6 Mart 1947’de Erzincan’un Ilıç ilçesine bağlı Kuruçay nahiyesinde doğar. Babası Nurettin Bey, annesi Sulhiye Hanım’dır. Beş kardeştirler. Üç ablası ve bir de kız kardeşi vardır. Mustafa Kutlu ‘nun ailesi ilmiye sınıfındandır. Babası Nurettin Bey rüştiye tahsillidir. Nahiye Müdürlüğü yapar. Anadolu’nun pek çok yerinde bu görevi yürütmüştür. Dedeleri de çeşitli memuriyetlerden gelmedir. Soylarına Hacıyakupoğulları denir. Ailenin bilinen bütün kökleri Erzincan’dadır. Babasının görevi sebebiyle bir yerde bir iki sene kalıp başka bir yere nakilleri gerçekleşir. Babası 1953 yılında emekli olduktan sonra Erzincan’a döner, kahvelerde arzuhalcilik yapar. Babasını 1959 yılında 12 yaşındayken kaybeder. Babası ile pek fazla içli dışlı olamaz. Nurettin Bey tam bir Osmanlı Beyefendisidir. Eski harfleri çok iyi yazar. Kutlu’nun kendisi gibi Nurettin Bey de babasını 12 yaşında kaybeder. Babanne ikisi erkek, ikisi kız olan çocuklarını kendi başına yetiştirmek zorunda kalır. Mustafa Kutlu ‘nun Annesi Sulhiye Hanım ve babannesi de tam bir Osmanlı Hanımefendisidirler. Eşlerinin yokluğunu çocuklarına hissettirmemek için ellerinden gelen gayreti gösterirler. Sulhiye Hanım’ın isminin kaynağı 1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. “Sulh” olduğu için ismini Sulhiye koymuşlardır. Çocukluğunda yazları annesinin köyüne gider. Eskiden şehir ve taşra hayatı birbirinden bugünkü kadar kopuk değildir. Erzincan’da mahallelerinin hemen yakınında bir köy uzun yıllar; ahırıyla, mereğiyle, davarı, nahırıyla varlığını korur. Babasının tayin edildiği bir nahiyede ev bulamadıkları için istasyon yakınlarında bir binada kalırlar. Burası Kemah Beylerinden Sağıroğulları’nın Cebesoy İstasyonu’na yaptırdıkları bir dinlenme evidir. Kısa bir süre de karakol binasında kalmışlardır. Bu günlerin hatıralarını Kupa Maçı [Gİ] ve 5492 [AKY] isimli hikâyelerinde kullanır. Burada dumanlı trenler, istasyonlar, demiryolu çalışanları, ıssız tabiat ve hayvanlarla içli dışlı olur. Beş altı yaşlarındayken okula giden ablalarının kitaplarından okuma yazmayı öğrenir. Bu kitaplardaki şiirleri ezberler. Okula gitmeden önce ikinci üçüncü sınıf talebesi kadar bir birikime sahip olur. Babasının ölümü ile birlikte (orta ikinci sınıftadır) zor günler başlar. Annesine yardımcı olmak için birçok iş yapar. Sebze halinde arabadan karpuz indirir, kahvede garsonluk, çadırlarda puantörlük yapar. Yine bu yıllarda uğraştığı iki iş vardır. Biri resim yapmak diğeri futbol oynamak. Mahalli ligde futbol oynar. Mustafa Kutlu – Tahsili Mustafa Kutlu, İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Erzincan’da okur. Ortaokula kadar oturdukları ev deprem sonrası yapılan prefabrik evlerdendir. Buraya elektrik gelmediğinden orta ikiye kadar petrol lambası kullanmışlardır. İlkokuldan itibaren edindiği okuma alışkanlığı, ortaokul sıralarında edebî zevke dönüşür. Edebiyat okumayı düşünür; fakat edebiyatçı olmak gibi bir tasarısı yoktur. Lisede fen kolundan mezun olur. Fen koluna giriş sebebini şöyle açıklar: “Sıra arkadaşımla mahalli bir amatör kümede, aynı takımda top koşturuyoruz. Çocuk kütüphane müdürünün oğlu ve dersleri çok iyi. Ben haytayım, derslerim o kadar iyi değil. O arkadaşım babasının yönlendirmesiyle fen bölümüne giriyor. Fen, yani zor bölüm, ki üniversitede tıp kazansın, teknik üniversiteye falan gitsin. Ben de diyorum ki, “ulan orayı yapamayız oğlum, biz top oynuyoruz, edebiyata gidelim, edebiyat kolay.” O fen koluna gidince ben de onun peşi sıra fen bölümüne gittim. Yani arkadaş kurbanı oldum.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu on üç dersten bitirme imtihanına girerler. Yazılıyı vermeyeni sözlüye almamaktadırlar. Birçok öğrencinin tek dersten kalıp liseyi bıraktığı bir dönemde mezun olabilen iki öğrenciden biridir. (1963) Mustafa Kutlu , Liseyi bitirdikten sonra resme olan hevesi yüzünden Güzel Sanatlar Akademisi imtihanına girmek ister. O güne kadar Erzincan sınırlarına çıkmamış bir taşra çocuğunu Güzel Sanatların “frapan havası” iter. Böylece on yıl uğraştığı resim defterini kapatır. Buraya girmeyişinin bir başka sebebi de taştada bir kılavuzu olmayan, belli bir eğitimden geçmemiş, kendi kendini yetiştiren bir ressam adayının pek bir yere varamayacağını hesap etmesidir. Mustafa Kutlu Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesine 1964’te kaydolur. Burada yeni ve değişik bir dünya ile karşılaşır. Orhan Okay, Kaya Bilgegil, Niyazi Akı, Selahattin Olcay gibi hocalarla tanışır. Mustafa Kutlu iki arkadaşı ile birlikte Erzurum Halkevi salonunda yağlıboya resimlerinden oluşan bir sergi açar. Burada 30-40 kadar resmi sergilenir. Üniversite üçüncü sınıfa kadar aklında yazı yazmak düşüncesi yoktur. Mustafa Kutlu bir gün Orhan Okay Hoca’nın odasında Hareket Dergisi’nin sahibi Ezel Erverdi ile karşılaşır. Bu karşılaşma hayatında bir dönüm noktası olur. Çünkü Ezel Erverdi desensiz mesensiz diye eleştirdiği Kutlu’dan desen göndermesini ister. Gönderdiği ilk desenler Hareket’in 28. sayısının kapağını süsler. Sonra bu dergide hikâyeleri de yayımlanmaya başlar. İlk hikâyesi 29 Mayıs 1968’de yayımlanan “O…”dur, hikâye ile birlikte biri kapakta olmak üzere 6-7 deseni çıkar. Üniversitenin son sınıfında Orhan Okay Hoca ile “Sait Faik’in hikâyelerinin resim ve perspektif açıdan incelenmesi” konulu tezini hazırlar. 1968’de okulu bitirir. Mustafa Kutlu – Memuriyeti 1969’da Erzincan’da görücü usulü ile, hayatımın en güzel tevafuku dediği eşi Sevgi Hanım ile evlenir. (Bu evlilikten bir erkek bir kız çocukları olmuştur. ) Evliliği ile birlikte öğretmenliğe başlar. İlk tayini Tunceli’ye çıkar. Dört yıl Tunceli Lisesi’nde çalışır. 1972 yılında İstanbul’a tayin edilir. Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde iki yıl öğretmenlik yapar. 1974 yılında çok sevdiği mesleğinden istifa ederek ayrılır. Hareket Yayınları’nı genişletmek isterler. İstifa gerekçesini şöyle açıklar: “Öğretmenliği çok seviyordum; fakat yine de dergiye ağırlık vermemiz gerektiği için istifa ettim.” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Mustafa Kutlu – Yayın Hayatı Mustafa Kutlu, 1968 yılında İstanbul’da çıkan Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi’nde yayımladığı hikâyelerle yayın dünyasına girdi. Adımlar (Erzurum, 1970-72), Hisar, Türk Edebiyatı, Düşünce, Yönelişler gibi dergilerde yazdı. “Üniversite yıllarında yazmaya başladım. İlk yazdığım “O” hikâyesinden itibaren bütün yazdıklarımı yayımladım. Bu işi şuurla yürüttüm. Bizim neslin bu sahada ağabey, hoca, arkadaş kabilinden mürebbisi yok sayılır. Kendimi yetiştirdim. Bu açıdan ilk hikâyelerimin yayınlanması, hatta kitap haline gelmesi hem bir şans, hem bir talihsizliktir. Okuyucunun karşısına olgun örneklerle çıkamadım, ancak zamanla kendi hikâyeme doğru yürümeye başladım. İlk iki kitabım hazırlık dönemidir.” (Yaşar Kaplan, “Mustafa Kutlu’yla Bir Söyleşi”, Aylık Dergi, Sayı 63-64-65, 1984, s:44) Hikâyeleri, desenleri ve diğer yazıları Hareket dergisinde yayımlandı. Adımlar dergisinde şiirleri de vardır. Hikâyelerini bu dönemde kitaplaştırmaya başladı. İlk hikâye kitabı “Ortadaki Adam” (1970) Hareket Yayınları tarafından basıldı. Bunu “Gönül İşi” (1974) takip eder. Bu arada iki inceleme yayımlar. Bunlar Sabahattin Ali ve Sait Faik üzerinedir. Bunların yayımlanması ona göre hem bir şans hem de bir şanssızlıktır. “Talebelik sırasında yapmış olduğum iki çalışma hemen yayımlanma şansı buldu. Bunlar erken yayının bütün acemiliklerini taşıyan kitaplardı; ama benim için büyük bir şanstı.” (Adnan Tekşen, “Mustafa Kutlu ile Mülakat”, Zaman, 16 Temmuz 1987, s. 9. Mustafa Kutlu , Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisinin (8 cilt 1976-1998) 2. ciltten itibaren yayın yönetimini üstlenir ve bu ansiklopediye geniş ölçüde madde yazar. 1974-75’ten itibaren 20 yılını verdiği bu ansiklopediyi 1973’te aldığı Smith Corona marka daktilosundan yazarak çıkarır. Ansiklopedi için şimdi profesör olan D. Mehmet Doğan ile çalışır. Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi 1982’de kapanınca kendi tabiri ile sudan çıkmış balığa dönerler; çünkü dergi ile yaşamaya alışmışlardır. Mustafa Kutlu, 1980’lerin ortasından sonra sinemaya yönelir ve senaryolar yazmaya başlar. “TRT’de dramatik belgeseller yazdım: Divan-ı Lügati’t Türk’ün bulunuşu ile ilgili ‘Bir Kitabın Hikâyesi’; ‘Müzedeki Şiir’, Divan Edebiyatı Müzesi ile bağlantılı bir belgeseldi. Selim ileri ile beraber Pazartesi Hikâyeleri’ni hazırladık; birçoğu çekildi. Halit Refiğ’in yönettiği ‘Kurtar Beni’ ile Osman Sınav’ın çektiği ‘Kapıları Açmak’ görünür hale geldi; çünkü her ikisi de ödül aldı. TGRT’de yayınlanan Ufukta Bir Ağaç’ı yazmıştım…” (Murat Menteş, “Göründüğü Gibi Olan Adam”, Gerçek Hayat, 16-21 Mart 2001, s.17) Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe’sini senaryolaştırır. Diyanet İşleri’nin çocuk filmleri yapması ve bu filmlerin TRT’de gösterilmesi için Turgut Özal’ın girişimi ile bir proje hazırlar. Yusufçuk diye 8 bölümlük bir dizi yazar. “İnsanlar Yaşadıkça” isimli dizisi TRT engeline takılır. Son yazdığı senaryolardan birini TRT’ye teklif etmiş, ismi Mavi Kuş olan bu senaryo şu anda sinema filmi olarak düşünülmektedir.” Mustafa Kutlu’nun Kapıları Açmak isimli senaryosunun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ikincilik derecesi vardır. Mustafa Kutlu, dergiciliğe uzun bir ara verdikten sonra Dergâh (1990) ile bir dönüş yapar. İlk sayısı Mart ayında yayımlanır. Dergi edebiyat-sanat dergisidir. Dergâh’ın çıkışını Sultan Ahmet’teki Derviş çay bahçesinde İsmail Kara, Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi kararlaştırır. Mustafa Kutlu derginin yanı sıra Kutlu, hâlen Dergâh Yayınevi’nin yönetimini de sürdürmektedir. 1986 yılından itibaren Zaman gazetesinde “Bir Demet İstanbul” başlığı altında şehir yazıları yayımlanır. Bu yazılar daha sonra Şehir Mektupları (1995) adı altında kitaplaşır. Halen Yeni Şafak’ta kültür-edebiyat yazıları yazmaya devam eden Kutlu, aynı gazetede spor yazıları yazmaktadır. 2012 yılında Osman Sınav’ın yönetmenliğinde ve Kenan İmirzalıoğlu’nun başrollüğünde “Uzun Hikâye” isimli eseri beyaz perdeye aktarılmıştır.