Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.400
Gösterim
Adı:
Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759953096
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Tahir Sami Bey, bir karakter olarak Mustafa Kutlu'nun bugüne kadar verdiği toplumsal yanı ağır basan eserlere nazaran, bireyi öne çıkaran, neredeyse tek kahramanlı bir hikâye. Yazar, kırk yıllık basın-yayın hayatında muhtemelen pek çoğuyla tanışmış, konuşmuş, oturup kalkmış Tahir Sami Beylerin tümünden yeni bir karakter inşa ediyor. Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı, kendini kitaba, dergiye, bilgiye karşılıksız adayan, ancak toplumdan hiçbir kabul ve iltifat görmeyen, bir bakıma harcanmış bir ömrün hikâyesidir. Bu hikâye bizi, aramızda hâlâ dolaşan Tahir Sami Beylere daha bir şefkat ve saygıyla yaklaşmamızı sağlayabilir.
(Önsöz'den)
164 syf.
·2 günde
Kitapseverlik nedir? Kime denir? Nasıl olunur? cevaplarını bulacağınız çok güzel, samimi bir uzun hikaye Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı. Eserlerinin yarısını (şimdilik) okumuş biri olarak artık bir Mustafa Kutlu kitabı elime aldığımda neyle karşılaşacağımı çok iyi bilir oldum. En son yeni kitabını okumuştum ve bir gün bir kitap yazsaydım böyle bir kitap yazardım demiştim. Aynen öyle artık Kutlu'nun kitaplarının giriş kısmını okuduğumda devamını tahmin edebiliyorum en azından akışını. Bu can sıkıcı mı? Asla. Mustafa Kutlu'nun insana huzur veren okuyucuyla hasbihal ediyormuşçasına yazdığı kitapları her zaman ilgi çekicidir ve de okuyucularını tahmin eder. Ama bu kitap bir başka kitaptı. Şöyle söylüyeyim on altı kitabını okumuş biri olarak ben bu kitabı ilk dörde bilemedin ilk beşe koyarım. Öncelikle yazar bu kitabında farklı bir teknik kullanmış kendisini de kitabın içine katmış. Gazeteci yazar Mustafa Bey olarak bilhassa giriş bölümünde kendisini sıkça görüyoruz. Daha sonra sahneyi asıl sahibi olan Tahir Sami Bey'e bırakıyor. Ah Tahir Sami ahh. Okuyucuyu hüzünlendiren bir hikayesi var hem de baştan sona, özellikle de sonda. Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı Mustafa Kutlu'nun her zamanki yaptığı gibi taa dedesinin dedesinden falan başlıyor. Bilin bakalım nereliler. Evet Erzincan diyenleri duyuyorum doğru tahmin. Erzincan Kemaliye'den İstanbul'a göçen bir aile.. Tahir Sami'nin özelde hayatıyla beraber genelde toplumsal yapı ve insanımızın hayata kitaplara bakışını gösteriyor yazar bize. Tahir Sami tam bir sahafçı, arşivci, kitap sevdalısı. Öyle ki kitaplar için evlenmiyor, kardeşiyle kitaplar yüzünden kavga edip evden ayrılıyor falan. Tahir Sami Bey’in hayat
yolculuğunda aslında bir dönemin panoraması çizerek o dönemin eleştirisini yapıyor yazar, Sami Bey'in hayatında ve iç dünyasında ortaya çıkan bir huzursuzluk yahut hüzünü anlatarak. Hikayede görülen sade hayat, aslında içinde devam eden bir keder bir hüznü barındırıyor. Dışardan bakınca sıradan tekdüze bir hayat. Ama asıl hikayeler böyle kişilerden çıkıyor ya zaten. Mustafa Kutlu'da Tahir Sami'den muhteşem bir uzun hikaye çıkarmış. Ve hikayenin sonunda kafalarda yine deli sorular. En önemliside hikayelerinde gerçekçi taraf sürekli olan Mustafa Kutlu, Tahir Sami'yi yazarken kimden esinlendi ve onun çalıştığı yer bina neresiydi. Öğrenmesem çatlıcam. Ee İstanbul'da uzun süre yaşamış ve Kutlu'yu da az çok tanıyan biri olarak bir tahminim de yok değil hani.
164 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kutlu'nun kitaplarını okurken acele etmemelisiniz.Bir akide şekeri nasıl damağa yapışıp yavaş yavaş yenmeliyse onun kitapları öyle okunmalı.Tadı öyle çıkar.Bazı cümlelerden sonra parmağınız kitap arasında kalmalı,yarı kapalı duran sayfada yazılanları uzaklara bakıp düşünmeli,hayal etmelisiniz.Ben böyle olunca lezzet alıyorum.Sanki kafamda öyküyü yazar okuyor da ben onu yemyeşil bir ormanda gezerken dinliyorum. Harika bir pazar keyfi verdi.Tavsiye edilir.
164 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Özlemişim Kutlu'nun kitaplarını okumayı her zaman iyi gelmiştir bana sıkıldığımda baş ucumda illa onun kitaplarından biri durur okumuşum okumamışım farketmez. Okuduklarımdansa kitap, çizili yerlerini okurum illa bir rahatlık verir, dünyanın sıkılmaya değmeyecek kadar boş olduğunu hatırlatır bana. Okumadıysam da herhangi bir sayfasını açarım, muhtemelen hikayede sadece bir kere adı geçecek birinden bahseder ama ne bahsetme

(en sevdiğim özelliği bu hikayelerinin) sadece iki cümle kurar. Sonra başka bir şeye geçer ama sen hala orda kalırsın. Çünkü iki cümleyle sana özet geçer karakteri ama sana koskocaman bir hayal dünyası açar onun hayatını da yazsan bir hikaye daha çıkar ve ben kapatırım sayfayı onu kurarım kafamda hayal dünyasının deryasında kulaçlar atarım ormanlarında daldan dala atlarım.



Ve sonunda uzun bir aradan sonra Tahir Beyle, Kutlu yolculuğuna devam ediyorum.

Kitabı bitirmiş, inceleme için yazdığım notları karıştırırken farkediyorum ya Hu diyorum okumadım mı buraları, her sayfada yeni bir heyecan, hüzün, mutluluk olup farklı yerlere savrulduğum için haliyle bir an hatırlayamıyorum. Şimdi yeterli bu kadar benim özelim diyerek Tahir Bey'e geçiyorum. Mustafa Kutlu'nun Tahir Beyle tanışması Kutlu'nun, İstanbul bitmez diyerek başladığı yolculuk sebebi ile oluyor. Gel zaman git zaman bunlar dost olup Sami Bey'in hayatı Kutlu'yu etkiliyor. Ona danışarak hayatını yazmak istiyor. Ee haliyle Sami Bey kırılıyor bunca dostluğu bir hikaye için yaptığını düşünüyor haksız da değil hani ben de öyle düşünürdüm neyse Kutlu bir şekilde hallediyor. Tabi Sami Bey'in bütün hayatını cümlesi cümlesine yazmıyor "sanat bu diyor uydurmadır" yani ekleme yapıyor hikayeye anlaşıyorlar Sami Bey'in beğenmediği yerler tekzib olarak düzenleniyor (ama sadece iki yerde oluyor dayanamıyor Kutlu )
Şimdi ipucu olabilir ama...
Kitaplarında her zaman zariflikten samimilikten yana ustası öleceği zaman onu baba yerine koyup ağlattığı çırağı var, baba-oğul ayrılırken ayıp sayıp ağlamayıp utanan evlat da. Sami Bey'in özel hayatında benzetmeler sizi hüzünlü yollarda diken üzerinde derbeder ederken bir anda huzura kavuşturuyor gül bahçesinde ki kokularla. Ee Sami Bey ortamından dolayı büyümüşte küçülmüş tabiri onun için en iyisi. İçine kapanık büyüyor Sami Bey bunun sıkıntılarını okulda çekiyor ama Zahit ile tanışmalarına sebep oluyor. Ve her kitabında olduğu gibi bu kitabında da her ırkı şenlendirip farklı bir yerde kullanıyor. Osmanlı huzurunu, birliğini yürütüyor bu kitap da yazar. Yine kitaba beni bağlayan bir özellikte Sami Bey'in babasının meclis dostları ve kitapları. İnanın kendimden çok şey buldum kitap da sizin de bulacağınıza eminim. Yine Sami Bey istanbullu ama köy hayranı ve büyük adamdır vesselam. Niye mi? Çünkü üzerinde gümüş kufi yazılı Selçukludan kalma bir yüzüğü kebap ve kitap için satıyor yani para da pulda gözü yok. Antikaya da merak salıyor dergide basıyor Sami Bey ve aşıkta oluyor. Ama bu adam sonunda kocaman bir kütüphane kuruyor kendine ve bu değerli kitapların içinde soğuk bir gecede uyuyor Sami Bey.
Daha bir sürü şey var yazamadığım affedin elimden gelen budur. Bana böyle bir kitap okumamı sağladığı için Mustafa Kutlu'ya, elime geçmesinde yardımı olana ve en önemlisi gece uyanıp uykulu uykulu "bana hikaye anlat" veya da "hala bitiremedin mi abla? , ben de okuyabilirmiyim" deyip rahat bırakmayıp sayfaların elimde tükenmesini farkettirmeyen dört yaşında ki ufak, şirin kıza şükranlarımı sunar. Kitabı tavsiye eder Hayırla kalmanızı dilerim. Allaha emanet olun.
164 syf.
·4 günde·5/10
Mustafa Kutlu çok iyi bir yazar olarak biliniyor diye hatırlıyorum. Her sene yanılmıyorsam eylül ayında çıkarıyor kitaplarını. Bu kitabını da 2009 yılında yazmış. Açıkçası çok güzel başlayan, ilerleyen ve sonra da kendini öldüren bir kitap bu. Gerçekten çok kolay yazılmış ve kolay yazılması sanki sadık okuru tarafından nasıl olsa okunur düşüncesinden kaynaklı gibi. Çünkü o kadar kötü yerler okudum ki inanamadım. Yazarın kitabın ilk iki bölümünde hikâyeye çok güzel başladığını, ikinci bölümde bir adım ileri atarak hikâyesini güzel kurguladığını söyleyebiliriz. Hikâye anlatıcımız Mustafa, Tahir Sami beyle tanışıyor ve onun hikâyesini anlatıyor, önce Mustafa'nın hikâyesine dahil oluyoruz, sonra Tahir Sami beyle tanışıyoruz, ardından Tahir Sami'nin hikâyesini yazmaya başlıyor Mustafa, ardından hikâyeye arada bir Tahir Sami müdahale ediyor, yanlışları düzeltiyor; ardından günümüze dönerek hikâyenin sondan bir önceki hâlini okuyoruz, ardından son bölüme geçiyoruz. Yazar bunu neden yapıyor? Herhalde ilginç olsun diye. Ancak kitaba dahil olan hiç kimse, Tahir Sami'nin ataları hariç bir gerçeklik hissi yaratamıyor. Herşey ama herşey; herkes ama herkes inanılmaz klişe ve suni bir his veriyor. Aşk öyle, arkadaşlık öyle, edebiyatla ve özellikle edeple edebiyat arasında bağ kurmalar ve bizi düşünmeye sevketmeler hepsi zorlama bir his yaratıyor. Araya serpiştirilmiş islâmi cümleler, edebiyatla edep arasında bağlardan söz etmek, herşey ... ne anlatılırsa anlatılsın bir ikna ediciliği olması gerek yazarın. Korku ve gerilim kitaplarında bile olamayacak olaylara inanmamızın sebebi yazarın bizi ikna edebilmesinden kaynaklanıyor. Mustafa Kutlu ise hepimizin ona inanacağına çok emin gibi geldi bana.
164 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Dikkat ! Spoiler içerir ona göre sonra söylemedi demeyin :)

Bir İstanbul gezintisi sırasında rastlaşıyor yazarımız Tahir Sami ile. Bir muhabbet başlıyor aralarında ve bu muhabbetler sonucunda yazarımız Tahir Sami’nin hayatını kaleme almak istiyor. Başlarda kızsada Tahir Sami Bey bazı şartlar dahilinde kabul ediyor. Bundan sonra ne mi oluyor? Yazar anlatıyor Tahir Sami araya girip düzeltmelerde bulunuyor, karşılıklı bir atışma söz konusu. Tabi sonra yazar bu düzeltmelerin önüne set koyuyor. Çok alengirli bir hayatı olmasa da Tahir Sami’nin yazarımız bana göre güzel işlemiş. Peki kim bu Tahir Sami, nasıl biridir, necidir, ne yer ne içer, nerelere gider ?

 
Tahir Sami bir kitap sever. Aslında sadece sever değil; tutkun, sevdalı, kitaplar hayatının tek aşkı. Ve bu aşk onu hayatında yalnızlaştıran bir etken. ” Kitap aşkı başka sevda kaldırmaz” sy:75
Buna rağmen bırakmıyor kitaplarını ve bu uğurda evini terkediyor.
Ve sonrası: kitaplar, ablalar, ahbablar, çarşı esnafı, antikacılar, arşivler arasında geçen bir hayat..
164 syf.
·4 günde·8/10
Gezmeyi, yeni yerler görmeyi, yeni insanlar tanımayı sever misiniz bilmem Sevgili Okur ama ben okumayı sevdiğim kadar yeni şeyler keşfetmeyi de severim. Bazen bu keşifler insana yepyeni ufuklar açar. İşte tatlı yazarımız Mustafa Kutlu da bu ufak gezintilerden birinde Tahir Sami Bey ile karşılaşır.

Klişe bir söylemdir belki ama hep deriz ya bazı hayatlar, insanlar vardır kitap gibidir, her sayfasında farklı sürprizler yer alır. İşte Tahir Sami Bey'in hayatı da kitap gibi bir hayat ve kendisi de kitaplarla yoğrulmuş bir adam. Kendisi için 'hayatını kitaplara adamış bir adam' desek yanlış olmaz sanırım. Tabii Mustafa Kutlu şu zamanda böyle nadide bir adam bulmuşken bu şahsı bizlere de tanıtmak ister. Ciltçilik işiyle uğraşırken memur olan ve hayatını bir arşiv dairesinde gazetelerle, kitaplarla geçiren mücerret bekârımız Tahir Sami Bey'in hayatını yazmak için harekete geçer. Her ne kadar anlatılan her şeyi Tahir Sami Bey bizzat yaşamış olmasa da pek çoğu doğrudur. Özellikle de kitabın final kısmı epey hüzünlü.

Mustafa Kutlu'nun tarzı her kitabında olduğu gibi yine aynı seyirdedir. Kitaplarını okurken, hani lezzetli bir şey yersiniz de tadı bir türlü damağınızdan gitmez ya işte tam olarak böyle hissettiriyor. Sayfaları çevirdikçe bu his devam ediyor. Ayrıca fazlasıyla doğal bir üslubu olduğundan okuyucuya da bir rahatlık hakim oluyor. Sade, mütevazı ama derin bir yaşam hikâyesi okumak isterseniz buyrun Tahir Sami Bey'in kapısını çalın.

"Kitap aşkı başka sevda kaldırmaz. İki karpuz bir koltuğa sığmaz. Sığdırmaya kalkışırsan ömrün ıstırap içinde geçer. Kitapsever, mücerret bekâr kalmalıdır."
164 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Severek okuduğum hatta okul da bitirdiğim bir kitap.Tahir Sami beyin tek düze hayatını muazzam bir kalem işçiliğiyle anlatan Mustaya Kutlu'yu gerçekten tebrik ediyorum.Gerçi tek düze olduğuna bakmayın, Tahir Bey'in hayatı sizi içine çekiyor, aslında 'vay be ne hayatlar varmış' dedirtiyor bizlere.
164 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Tam olarak 3 ders saati ve 2 tenefüs boyunca dur duraksız okuduğum, âdeta akımına takıldığım bir kitaptı. Mustafa Kutlu yine o üslubuyla beni kendine hayran bıraktı. Tahir Sami Bey kendi özel hayatının kitap olma fikrine şaşırarak karşılık vermişti. Benim hayatım tekdüze... ne diye kitap yapıyorsun demişti. İşte Mustafa Kutlu'nun güzelliği burada başlıyor. O tekdüzeliği bize o kadar güzel aktarıyor ki kitaba hayran kalmaktan başka bir şey gelmiyor elimizden. Yazarın daha önce okuduğum Beyhude Ömrüm adlı kitabında da aynı şeyleri hissettiğimi, düşündüğümü söyleyebilirim. Bir şekilde yazar insanın kendi uğraşları arasında yaşamının gelip geçtiğini anlatmaya çalışıyor. Tahir Sami Bey kitaplara aşıktı ve yine kitaplarını dizip yaptığı yatağında ölümü tattı. Belki dışarıdan insanlar onun yalnız başına öldüğünü düşünecekti. Ama o kitaplarıyla-tüm hayatını verdiği kitaplarıyla birlikte öldü. Tıpkı her birimizin kendç uğraşları arasında öleceği gibi...
Belki bu kitap olmaz ama herkesin mutlaka bir Mustafa Kutlu kitabı okumasını isterim. Şimdiden iyi okumalar ☆
164 syf.
·4 günde·Puan vermedi
İnsan, doğar, büyür ve ölür. Bizi büyüten de öldüren de zamandır. Büyüklerimizin tabiriyle; iki ezan arasıdır bu zaman dilimi.

Mühim olan iki ezan arasında, neleri yaşatabildiğindir. Fani ile bakinin farkını ayırabilmektir. Umutla uyumaktır. Güneşle umudu yeniden doğurmaktır. İki ezan arasında, inancını yitirmemektir; çiçeğe, böceğe, doğaya inancını yitirmemek. Köyünü, özünü unutmamaktır mühim olan. Hatırlamak, hatırlanmaktır birazda. Mühim olan birbirinde bir hatıranın kalmasıdır. Hatıraya sahip çıkmaktır. Kitaplara dost olabilmektir. Sükutun ve hududun ehemmiyetinin yitirilmemesidir. Yürümektir. Yol ne kadar götürürse o kadar yürümek, dönüp yine kendine gelmektir...Tanımaktır...Bir meşe ağacının altında söz verebilmek ve verilen söze inanmaktır. Vefa giysisini giyebilmektir mühim olan.

Mühim olan her şey, yaşamaktır. Ve insan, yaşamının anlamını bulduğunda; bir yazı, bir ağaç, bi ses kaydı yahut bir güzellik bıraktığında buraya, gülümsediğinde dahası gülümsetebildiğinde gerçekten yaşamış olur. Yaşamın onu yaşamasına izin vermeden..

Tahir Sami Bey, yaşayabilmiş. İstanbul doğurmuş onu ama köyü bilmiş Sami Bey, sahafları bilmiş, dost meclislerini bilmiş, eskiyi, değeri, bilmiş. Bir arşiv odasında kendini bilmiş. Vaktinden önce yaşlanmış, ama ne önemi var tutkusunu bulmuşken Tahir Sami Bey?

Tahir Sami Bey’j yaşatan, yaşayan tutku “köy”dür... Surlarla çevrili bir şehirde, sayfalarla, satırlarla kurduğu dünyasında köyü yaşamış, köylüyle yaşamıştır. Emek vermiştir Tahir Sami Bey. Ömrünü köye vermiştir. Raflar dolusu kitap toplamış. Sıra sıra gazeteler dizmiştir duvar dibine. Biraz daha anlayabilmek, biraz daha anlatabilmek için köyü. Evinden, ablalarından hatta bir koltuğa iki karpuz sığmaz, bir gönülde iki sevda olmaz diye diye sevgiliden vazgeçmiş, köye, kitaplarına yani kendine sarılmıştır Tahir Sami Bey...

“Pervane yanacağını bile bile mumun
alevine atar kendini. Evet yanar, ama ne zevk ile. Tek nüsha bir yazma divana sahip olduğunuz zaman bu zevki tadacaksınız.” (75)

Pervane yanacağını bile bile gitmiştir aleve, Sami Bey maneviyatını bulmak için yazmıştır. Bunca birikim boşa gider mi zaten hiç, sevgili insan kardeşim? Gitmez... Tahir Sami Bey yazmış, yazmış en sonunda bir de dergi çıkarmıştır; “Köyüm”. Alıcısı yediyi geçmese de bir dergisi vardır işte. Yanmanın zevkini tatmıştır...Yanmış, küllerinde yeniden doğurmuştur kendini. Her seferinde daha tok, her seferinde daha bağlı, her seferinde daha kendi olarak doğmuştur. Tahir Sami Bey, küllerinden baharı doğurmuştur her seferinde.

Sevgili İnsan Kardeşim, sorarım şimdi sana; Tahir Sami Bey gibi yaşamın seni yaşamasına izin vermeden yaşamak istemez misin? Önüne Tahir Sami Bey’i rehber alarak, tutkunu, yaşamını bulmak, bu yolculuğa çıkmak istemez misin? Aç sayfaları... Kulak ver Tahir Sami Bey’e...Hadi, insan kardeşim, bul özünü...
164 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
En sevdiğim Mustafa Kutlu kitapları #Nur ve #yoksullukiçimizde idi,ta ki bu kitabını okuyana kadar.Gene çok samimi ve akıcı bir dili vardı, bir çırpıda okudum.
#kitapalıntısı "Bir beldeyi,mahalleyi,sokağı,şehri tanımak mı istiyorsunuz;orayı mutlaka yaya dolaşmalısınız.
Aman acele etmeyin.
Yavaş!
Yavaş!"
Kitap bu cümleyle başlıyor.İşte
Mustafa Kutlu'nun da yaptığı tam olarak böyle.Şehirlerin el değmemiş,unutulmuş yanlarını gezip orada gördüklerini de güçlü kalemiyle harmanlayıp bizlere sunuyor.Bu kitabında işte o gezerken keşfettiği,unutulmuş bir köşede kalmış İstanbul'daki devlet dairesinde çalışan arşiv memuru Tahir Sami Bey'in hayatını anlatıyor.Kitabı yazarken de Tahir Sami Bey'den izin istemiş ve hayatının çok özel noktalarına dokunmak istememiş.Çok ince bir düşünce değil mi? Tabiki hikâyeci kimliği ile kendinden az biraz da dokunuşlar yapmış kitabı yazarken.
Tahir Sami Bey tam kitapseverlere göre bir karakter.Kitaplara aşık onlarla adeta bir arkadaş,dost gibi yaşıyor aynı zamanda sahaflarda da vakit geçirmeyi ve oradaki çalışanlarla muhabbet etmeyi seven biri.Bizlere gene unuttuğumuz değerleri(ahlâk, dostluk,sevgi,saygı,muhabbet, maneviyat gibi) de hatırlatmayı da ihmal etmemiş yazarımız.
Eğer Mustafa Kutlu okumadıysanız bu kitabı ile başlayabilirsiniz,eminim ki pişman olmayacaksınız.
.
.
◾Çok kitap sahibi olmak marifet değil,kıymetli bir kütüphane kurmak önemlidir.Hadi göreyim seni.(76)
◾Asıl güzellik ayrıntıda gizlidir.
Bir küçük mescidin çatısı ile bodur minaresi,kapısı ile penceresi arasında vücut bulan uyumu hafızanıza kaydedin.Bu ölçüler kim bilir hangi yüzyıldan kalmadır.
Bizim klasiklerimiz bunlar.(6)
.
164 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Esasında oldukça sıradan bir karakterin hayatı ancak bu kadar sürükleyici bir biçimde anlatılabilirdi.Tahir Sami Bey'in kitap tutkusu, sahaflara olan ilgisi beni bu karaktere oldukça yakın hissettirdi.
Mustafa kutlu hikayelerinin değişik bir hali var bir yandan oldukça sürükleyici, hemen okunup bitirilecek gibi diğer yandan yavaş okumak istiyor insan tadını alarak. Öykü okumayı sevenlere ya da bu türde ilk kez okuyacaklara tavsiye ederim.
Hayatın uzağına düşmüş. Kitaplara sığınmış. Kötü mü?
Kitaplar bazen insanlardan daha iyi dost oluyor. Ama hangi kitap bir insanın yerini tutabilir?
Mustafa Kutlu
Sayfa 146 - 12. Baskı, Eylül 2017
Bir beldeyi, mahalleyi, sokağı, şehri tanımak mı istiyorsunuz; orayı mutlaka yaya dolaşmalısınız.
Yavaş!
Yavaş!
Mustafa Kutlu
Sayfa 5 - Dergâh Yayınları
" - Ee, mirim, size söylemiştim; ya hanım, ya kitap;
birini tercih edeceksiniz.
- Olmuyor efendim, olmuyor. Birini tercih etsem öteki darılıyor. "
Sizleri de tek tek şu gökkubbenin altında mutlaka bir bekleyen vardır.
Karşılaşmak!...
Ah, onu bilemem.
Onun adı kader.
Mustafa Kutlu
Sayfa 28 - Dergah yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı
Baskı tarihi:
Mart 2011
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759953096
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Tahir Sami Bey, bir karakter olarak Mustafa Kutlu'nun bugüne kadar verdiği toplumsal yanı ağır basan eserlere nazaran, bireyi öne çıkaran, neredeyse tek kahramanlı bir hikâye. Yazar, kırk yıllık basın-yayın hayatında muhtemelen pek çoğuyla tanışmış, konuşmuş, oturup kalkmış Tahir Sami Beylerin tümünden yeni bir karakter inşa ediyor. Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı, kendini kitaba, dergiye, bilgiye karşılıksız adayan, ancak toplumdan hiçbir kabul ve iltifat görmeyen, bir bakıma harcanmış bir ömrün hikâyesidir. Bu hikâye bizi, aramızda hâlâ dolaşan Tahir Sami Beylere daha bir şefkat ve saygıyla yaklaşmamızı sağlayabilir.
(Önsöz'den)

Kitabı okuyanlar 480 okur

  • Vaveyla
  • o k u  d u k ç a ▪
  • Ömer Faruk
  • Zahid
  • Rana
  • No name
  • Elif YILMAZ
  • Ekrem
  • Ezgi
  • Sami

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.3
14-17 Yaş
%13.3
18-24 Yaş
%26.7
25-34 Yaş
%26.7
35-44 Yaş
%23.3
45-54 Yaş
%4.4
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.8
Erkek
%38.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.4 (52)
9
%14.4 (19)
8
%23.5 (31)
7
%14.4 (19)
6
%4.5 (6)
5
%2.3 (3)
4
%0.8 (1)
3
%0.8 (1)
2
%0
1
%0