·
Okunma
·
Beğeni
·
2.861
Gösterim
Adı:
Nur
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
207
ISBN:
9759954499
Kitabın türü:
Yayınevi:
DERGAH YAYINLARI
Bir hakikat yolculuğu olarak tanımlanabilecek olan hikâyede, Genç bir mimar olan Nur’un iç sıkıntılarına çare bulmak için çaldığı kapılar ve yol üstünde tanıştığı insanlar anlatılıyor. Ana karakterin etrafında şekillenen resimde yerlerini alan her bir kişiyi, Mustafa Kutlu bir ressam edasıyla tek tek gözümüzün önünde canlandırıyor:

Genç ve heyecanlı bir mimar olan Sinan, babası Kadırgalı hamal Ali, ağabeyi delikanlı Demirci Cemil, hasta kardeş Çiçek, onun yavuklusu Cüneyt, Nur’un babası Raci bey… ve daha birçok kişi bu küçük hikayede yerlerini alıp bize bir insanlık durumunu anlatıyorlar.

Günümüz insanının değişmeyen “boşluk” probleminin bir kişiyi merkeze alarak anlatımı olan bu kitap, Mustafa Kutlu okurları için hem tanıdık bir hikâye özelliği taşıyor hem de uzak diyarların bir masalını anlatıyormuş gibi bizi başka insanların dünyasına götürüyor.
Bu kitabı okuduğum esnada ve okuduktan sonra iki farklı yorumda bulundum.

Okuduğum esnadaki yorumum şöyle:
Bu dünyaya geliş gayesini arayan Nur'un aşka rastgelmesini anlatıyor.Usta bu kitabına bu kez alışılmıştan az hüzün katmış,hüznü kıt olmuş gibi geldi bana. Kitabın satır aralarında dünyadaki mülteci sorunlarına, tasavvufi ve islami konulara değiniliyor, modern mimari eleştiriliyor. Kurguda bazı meselelere değinebilmek adına basit tesadüflere yer verilmiş ve bunlar olay örgüsünün içinde çok sırıtıyor.

Kitabı bitirdikten sonraki yorumum da şöyle oldu:
Nur'un nur olmasıyla insan farklı bir dünyaya, farklı bir aleme kapı aralayası geliyor ve Mustafa Kutlu'nun kitaplarında alıştığı ve özlediği hüznü iliklerinde hissediyor. Böyle bitmemeliydi diyor insan. Dünyalık aşka erememiş olan Nur'un ilahi aşka ermesi tek teselli oluyor okura. Kitapta Sinan ismi insanın içinde biriken uktelerin boğazda düğümleniş biçimine dönüşüyor. Ve insan her kitapta aşkı içinde ukte kalmış kahramanları okudukça; "Mustafa Kutlu'nun acaba içinde ukte kalmış bir aşk mı var?" diye sormadan edemiyor. Böyle derinden hissedilen karakterler oluşturabilmenin zemininde bir yaşanmışlığın olduğu kanaatindeyim.
Kitap yine Yeşilçam tadında, zengin kız fakir oğlan, maddi zenginliğin içinde manevi arayışlara giren, cömert yardımsever Nur, ona utangaçlığından açılamayan Sinan... Nur'u hidayete eriştiren bahaneler ve kişiler silsilesi... Hidayete yürüyen birinin temas ettiği hayatlara kattığı güzellik... Ve sonunda Nur'un nur oluşu, bir bedenin ışığa dönüşmesi...
Nurun ala nur bir hikaye, okunulası...
Hikayenin kahramanları Mimar Nur ve Mimar Sinan. Tesadüfen camii avlusunda tanışırlar. Sinan Kagirgali delikanlı ama naif inançlı bir genç,Nur ise zengin bir işadamının zengin ve tek çocuğu ama arayış içinde,işin ilginç tarafı ne aradığını bilmeyen bir arayış. Kitabın başında bu iki gençten bahsedilir ama sonra uzun bir süre farklı kişilerden bahsedilir. Onlarin kim oldgunu merak ettiriyor kitap. Bahsedilen kişiler Nur ve Sinan'in ailesinin oncelerini İstanbula nasıl geldiklerini anlatıyor. Nur ve Sinan ikiside birbirine aşıktır ama ikiside birbirine acilamazlar. Nur adı gibi nur aramaktadır. Bunun için Anadoluyu gezer ve bir mürşit ya da bir ışık arar. Eşyanın hakikatine vakıf olmak ister. Kitabın sonu hüzünlü bir şekilde sona erer. Nur büyük bir fedakarlık sonucu can verir.
Tavsiye ederim. Tek oturuşta bitirilebilecek bir kitap...

Benzer kitaplar

İyiler Ölmez'in hemen ardindan okuduğum kitap bir Mustafa Kutlu klasigi oldu benim için. Kitabin sonunda koca birr 'Hayirrrrrrr bunu neden yapiyorsun Mustafa Kutlu' dedigim doğrudur :) (spoi icerir) Sürükleyici bir hikaye Nur'un hikayesi mimar kızımız kalbindeki boşluğu doldurmak için arayış içinde ve bu arayış sırasında Sinanla karşılaşıyor ( hep böyle bir karsilasma hayal etmişimdir:) ) devamında olaylar gelişiyor. Fazla uzatmayayım Nur istedigine kavusuyor ama Sinan maalesef... bu yuzden cok üzüldüm. Cok uzatmayayım naif bir kitap mutlaka kitapliginizda bulunmalı.
Hani herkesin kaleminde dinlendiği ve "ne yazarsa yazsın okurum" dediği, kitaplığında yeri çok özel yazarları vardır. İşte Mustafa Kutlu da benim için öyle bir yazar oldu çıktı! Her kitabı sanki benim için, okuma yolculuğumda başımı koyup dinlenebileceğim bir yastık, sarınıp huzurla uyuyabileceğim bir yorgan! Kitapları ile teneffüs ettiğimi hissediyorum. Okurken bazen gülümsüyorum, bazen hüzünleniyorum.

Bu geçen yıl okuduğum hikaye kitabı "Nur " da sanki sıcacık bir sohbet ortamında ilerliyordu ve ben bir oturuşta bitirmiştim.
Hikaye biraz , başlarda "zengin kız & fakir oğlan" konulu Yeşilçam filmi tadında olsa da, derin mi derin mesajlar içeriyor. Günümüz insanının içine düştüğü boşluğu , huzursuzluğu ve eşyanın manasını aramasını anlatıyor.

Nur isimli genç mimar kız, Sinan isimli bir genç mimar delikanlı ile tanışıyor! Ama bu çok da Nur için, bir beşer aşkı barındırmıyor, zira Nur çantasında Tanpınar'a ait Beşşehir kitabıyla şehir şehir geziyor! Sorularına cevap bulacak bir alim arıyor!
"Aramakla bulunmaz ama bulanlar ancak arayanlardır.” İlkesini pusula ediniyor kendisine. Buluyor mu, yoksa bulamıyor mu derseniz , onu kitabı okuyunca anlayacaksınız...

Kulağa klasik bir hikaye gibi görünse de, verilmek istenilen mesajlar bence oldukça derin!
Nur’un aşkı arayışında Mevlana, Yunus Emre, İbn Arabi, Mimar Sinan, Şeyh Galib, A.Hamdi Tanpınar, ve birçok önemli kişiler de eşlik ediyor. Onlarla ilgili çok alıntı var kitapta.

“Kurtulmak için kurtarmak lazım” denilerek bitiyor kitap.
Okuyan kişiyi tebessümlü bir yüz ve yanağından sızan ılık bir yaş damlası ile başbaşa bırakacak "hem acı hem de mutlu” bir son ile…
Kitap hatırlıyorum da beni derinden etkilemişti, eminim Kutlu hayranları severek okuyacaktır bu hikayeyi de...
Okumaya değer bir kitap ve bir iyiki daha... Mustafa Kutlu hocamızı bana öneren saygıdeğer arkadaşıma çok teşekkür ederim. Dini en iyi anlatanlardan..
Zengin bir ailenin tek kızı olan mimar Nur'un cami avlusunda Kadırgalı mimar Sinan'la karşılaşması ile başlıyor bu güzel hikaye.Daha sonra ilerleyen,birbirlerine karşı aşka dönüşen fakat hiçbir zaman birbirlerine açılamayan bir arkadaşlık yaşıyorlar.Birbirlerine açılamıyorlar çünkü Nur bir arayış içinde.Bunun içinde elinde Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir isimli kitabıyla şehir şehir dolaşıp,kendisine "Hoşgeldin kızım,bizde seni bekliyorduk."diyecek ehil bir kişi arıyor.Sinan da bunun farkında.Bu yüzden arayışını engelleyecek,aklının karışmasına sebep olacak hiçbir girişimde bulunmuyor.
Kitap "Kurtulmak için kurtarmak lazım"ilkesiyle sona eriyor.Bunun ne demek olduğunu,kitabı okuduğunuz zaman daha iyi anlayacaksınız.Ve sonu....Hiç beklemiyordum,beni son derece hayrete düşürdü ve üzdü.
Göze klasik bir hikaye gibi görünse de içinde derin mesajlar barındıran,"aramakla bulunmaz ama bulanlar ancak arayanlardır"ilkesinin benimsendiği,dili sade,akıcı,anlaşılır,sonunda bizi,bir yanımızda gülümseme bir yanımızda gözyaşıyla başbasa bırakacak güzel bir kitaptı.Tavsiyemdir efendim.
2000'den beri Kutlu'nun hangi kitabını okusam hep Uzun Hikaye ile mukayese ediyorum. Ona en çok yaklaşan ( hatta belki de geçen ) Beyhude Ömrüm idi. Sonrasında (bence) yine iyi işler yapsa da Uzun Hikaye hep müstesna kaldı. Nur da öyle...

Kutlu, kitapta modern şehir hayatı, tabiri caizse dünya debdebesi içinde bunalan bir huzur arayan Nur adlı genç bir mimarı konu almış. Aslında bir 'arayış hikayesi' yazmış. İntisap edecek bir şeyh arıyor Nur kendisine. Zengin bir kız, temiz yürekli... Hatta Kutlu onu yatılı olarak koleje gönderiyor ve kendi yaşadıklarını ona yaşatıyor. Her gece kitap bitirmeler, kimsenin telkini olmaksızın endi kendine namaza başlamalar falan bizim gibi Kutlu okurlarının tarihçe-i hayatına dair bildiğimiz şeyler. Nur sürekli bir arayış içinde ve bu süreçte hikayeye girip çıkan bir başka mimar Sinan var. O ise dini eğitim almış, mütedeyyin ve efendiden bir genç Hikayede Sinan'ın aile efradı ile Nur'un anne ve babası da yer buluyor. Kutlu'nun kendine has sürükleyici dili burada da var. Sıkmadan okutuyor kendisini. Daha önceki kitaplarından Sır'ı andıran bölümler var; tasavvufi epeyce şey de...

Gelelim bence olumsuz taraflara. Zaman kavramı delik deşik edilmiş görünüyor. Hikayede yaşanan dönüşümler ve oluşturulan tipler biraz Ahmet Günbay Yıldız romanları gibi olmuş; basit ve sathi. Bir de olmaz olsun böyle sonlar arkadaş!
Çok begendim Kutlu kitaplarından biri oldu. Olay örgüsü tam istediğim şekilde ilerledi. Çok güzel bilgiler öğrendim. Kitap tavsiyeleri aldim kitaptan. Mesela Hamdi Tanpinar'in Beş Şehir kitabını mutlaka okumaliyim dedim içimden... Kitap da kendimi o kadar buldum ki, bence kitabin adı Nur değil de Selen olmaliymis. Sanki yazar benim zihnimi düşüncelerimi bilmiş de yazmış... Hep içimde bir derviş olma bir evliya olma isteği... Ama Nur'un dediği gibi 'ben de istidat yok'.. Bende de yok.. Çok güzeldi herkese tavsiye ederim.
Mustafa Kutlu'nun birkaç kitabını daha okumuştum ama içlerinden en çok beğendiğim en çok bana hitâp eden kitap bu sanırım. Ondandır ki 4veya 5 kere okumuşumdur. Nur'un mistik ve metafizik konusuyla ilgilenmesi bir arayış içinde olması ama neyi aradığını tam olarak bilememesi. Nur'un tam anlamıyla Nur oluşunu anlatan bir kitap. Herkese tavsiyemdir...
İki kez okuyup, okurken gözyaşlarımı tutamadığım bir eser oldu Nur.
Hep bi arayış içinde olan Nur, ne aradığını bilmeyen bilmesede aradığından vazgeçmeyen ve nihayetinde bu arayışa canını feda etmekten de çekinmeyen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.
Hikayenin sonunu tahayyül edip, yok canım yazar bu kadar üzmez bizi deyip merakla sona geldiğinizde gözlerinizde yaş, kollarınız iki yana düşmüş halde kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. Ben olsaydım Nur'un yerinde ne yapardım, Nur'un yerinde olmak ister miydim, doğru muydu yanlış mıydı diye bi çok soru türemiş bir halde düşüncelere dalmış olarak buluyorsunuz kendinizi. Hatta yeri gelecek Nur'la kavga edeceksiniz, efendim nasıl olurda Sinanla evlenmez, öyle de güzel bitsin istiyoruz. Fakat hazin son hayatın ta kendisini hatırlatıyor aslında. Mutluluğun içine serpilmiş hüzünlerin hakikiliğini en ummadık anda karşımıza çıkarıveriyor.
Demem o ki oldukça manidar ve kıymetli bi eser. Okumanız temennisi ile.
Henüz başlarında olmama rağmen beni derin düşünmeye sevkeden bir akıcılıkta... Tabi kitabı çok değer verdiğim bir kişiden almış olmamda ayrı bir keyif katıyor.
Abdullah bin Hubeyk şöyle diyor: "İnsanin başını derde sokan şu dört şeydir: Gözün,dilin,kalbin,arzun. Gözüne sahip çık onunla helal olmayan şeye bakma.Diline sahip ol Allah Teala'nın kalbinde olduğunu bildiği şeyin aksini söyleme. Kalbine dikkat et gönlünde hiçbir müslüman için kin bulunmasın.Arzuna malik ol, şer olan bir şeyi arzu etmiş olmayasın."
Ya Rabbi beni namazla terbiye et. Beni ibadetten ayırma. Bana hakikatın kapısını aç..
"Ama İslâm öyle demiyor. İslâm "Zulm ile âbad olanın ahiri berbat olur" diyor. "
Boşnaklar, Çerkezler, Gürcüler, Arnavutlar, Araplar, Türkler, Kürtler, Tatarlar, Özbekler tüm Ümmet-i Muhammed buraya birikmiş. Ayrı yok, gayrı yok. Hedef tek, istikamet tek, gam gitmiş, her kalbe umut dolmuş.
Mustafa Kutlu
Sayfa 126
Duaya devam. Kulun Cenab-ı Hakk' tan başka sığınacak kimsesi yok..
Mustafa Kutlu
Sayfa 110
Bunca özlem, bunca unutamamışlık, bunca olmazlara meyil varken gönülde;
İnsan ömrünün daha uzun olmamasını çok haklı buluyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nur
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
207
ISBN:
9759954499
Kitabın türü:
Yayınevi:
DERGAH YAYINLARI
Bir hakikat yolculuğu olarak tanımlanabilecek olan hikâyede, Genç bir mimar olan Nur’un iç sıkıntılarına çare bulmak için çaldığı kapılar ve yol üstünde tanıştığı insanlar anlatılıyor. Ana karakterin etrafında şekillenen resimde yerlerini alan her bir kişiyi, Mustafa Kutlu bir ressam edasıyla tek tek gözümüzün önünde canlandırıyor:

Genç ve heyecanlı bir mimar olan Sinan, babası Kadırgalı hamal Ali, ağabeyi delikanlı Demirci Cemil, hasta kardeş Çiçek, onun yavuklusu Cüneyt, Nur’un babası Raci bey… ve daha birçok kişi bu küçük hikayede yerlerini alıp bize bir insanlık durumunu anlatıyorlar.

Günümüz insanının değişmeyen “boşluk” probleminin bir kişiyi merkeze alarak anlatımı olan bu kitap, Mustafa Kutlu okurları için hem tanıdık bir hikâye özelliği taşıyor hem de uzak diyarların bir masalını anlatıyormuş gibi bizi başka insanların dünyasına götürüyor.

Kitabı okuyanlar 332 okur

  • B.Y
  • Ebubekir Marabaoğlu
  • Ebubekir Marabaoğlu
  • Zehra Turgut
  • Esra Yıldırım
  • H.A
  • Tarık KARACA
  • Nur Sena Öztürk
  • Merve Akgül
  • Zeynep Dursun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.6
14-17 Yaş
%18.3
18-24 Yaş
%34.9
25-34 Yaş
%25.7
35-44 Yaş
%12.8
45-54 Yaş
%1.8
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.8
Erkek
%27.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.4 (32)
9
%18.6 (19)
8
%28.4 (29)
7
%11.8 (12)
6
%3.9 (4)
5
%2 (2)
4
%2 (2)
3
%1 (1)
2
%1 (1)
1
%0