“Ve ne ilginçtir ki Muhammed'in tanımladığı Tanrı, daha insan neslini yarattığı ilk anlardan itibaren hep erkek kullarına hitap etmeyi gelenek edinmiş ve kadını kendisine muhatap kılmayı
Babası oğluna peşinden gelmesini söyler ve birlikte evden çıkarlar. Babası yaşlı eşeklerinin sırtında, oğlu yanında yürüyerek yola düşerler. Köy ahalisi onları nefretle birbirine gösterir: 'Ne kötü bir baba, oğlunu yanında yürütüyor!'
'''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.'
"Ertesi gün baba oğlunu eşeğe bindirip kendi de yanı başından yürümeye koyulur. Köy ahalisi bu sefer de şöyle söylenir: 'Ne hayırsız evlat, yaşlı babasını yürütüp de kendi eşek sırtında geziyor!'
'''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim'
"Ertesi gün her ikisi birden eşeğin sırtına binerler. Köylüler bu sefer de şöyle der: 'İkisinde de hiç vicdan yok, zavallı hayvancığın üzerine çökmüşler!'
"'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.'
"Bir sonraki gün her ikisi de kendi eşyaları sırtlarında
yaya olarak çıkarlar yola, eşek de arkalarından gelir. Köy ahalisi bu durumu da şöyle yorumlar: Dünya tersine dönmüş, adamlar yüklerini taşıyorlar, eşek de peşlerinde!'
'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim'
"Eve döndüklerinde baba oğluna şöyle der: 'Bana mutluluğun sırrını mı sormuştun? Sen ne yaparsan yap mutlaka birileri yanlış yaptığını söyleyeceklerdir. Sen ne yapmayı seviyorsan ya da neyi yapmayı doğru buluyorsan onu yap,
o zaman mutlu olursun!''