berceste

berceste
@saudaadee
“aşk mıdır sinem içre gelip de câ eyleyen?” music.youtube.com/watch?v=vCtOBpe...
Dilhun
Meşgalesi sürmekte
Ervah-ı ezel
375 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
“BEYHUDEDİR KÖHNE DÜNYAYI TAMİRE ÇALIŞMAK. YA DEVRİM, YA KRAVAT.”
10/10
·153 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 00:56
“Medeni olacağız diye merhameti, şefkati, feragati kısası ahlâkı terkettik. Terkettik mi?” Diye sormuş Mustafa Kutlu …cevap alamayınca kendi cevaplamış; “Ne münasebet! "Elhamdülillah müslümanım" diyenler durdukça korkmayın, bizim insanımız bu çapta yoldan çıkmaz.” Neden cevap alamamış? Neden insanlar kulağını tıkamış? Neden gerçekleri kimse okumamış? “Nedir bu sessizliğin sebebi?” Mustafa Kutlu farklı gazetelere yazmışta yazmış. Hayvanları yazmış, çocukları yazmış, kapitalizmi, teknolojiyi, üretim sektörünü, apartmanları, şehir hayatını, çöpe atılanları, açları, tokları, uyuyanları, uyananları… site kapısına zincirli köpekleri, kaybolan öküzleri bile yazmış. Sonra bunları bir kitap haline getirmiş ismi de Kendini Aş Haddini Aşma olmuş. Nedir bu had meselesi? Ne demek istiyor? Kendini aşan haddini bilir. Haddini aşanlar, fikrini de kendini de aşamıyor; ahlaksızlık diz boyu diyor. Ve kitapta da bunu anlatıyor. İnsanlar haddini aştı; yediğimize, içtiğimize zehir kattı diyor. “Mahalle çocuğundan uzak dur” diyenler, sığ zihniyetler yarattı diyor. Hayvan sevdiğini söyleyenler hayvanları yok etti, hapsetti diyor. Çocukluk kalmadı, merhamet, insanlık kalmadı; insanlar şehirlere sıkıştı diyor. “Ya devrim, ya kravat diyor.” Sonra da şöyle ekliyor; “Ne devrimi yahu, hangi devrim?” Doğru hangi devrim? Devrim kimisinin sözünde, kimisinin kaleminde , kimisinin zihninde , hatta bazısının içinde! Önce tabularımızı devirelim(ama dikkat edelim de kendimizi hepten devirmeyelim!)
1000Kitap
Kendini Aş Haddini AşmaMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 2023362 okunma
Reklam
Nasıl meczup olduğumu bilmek ister misiniz?
10/10
·64 syf.··
2026 9. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 16:58
Halil Cibran ’ın ironik bir dille ele aldığı bu eser; insan ve toplum ilişkilerini anlatan kısa hikayelerden oluşuyor. Kitap, “nasıl meczup olduğumu bilmek ister misiniz?” Cümlesi ile başlayıp bir meczubun kaleminden çıkan hikayelerle devam ediyor. Açıkçası kısa hikayelerden oluşması ve 50 sayfalık bir kitap olması itibari ile basit bir eser olarak algılansa da (en azından benim gözümde) pek öyle sayılmaz çünkü 10 katı sayfa sayısına sahip çoğu kitaptan daha derin, daha anlamlı bir eser. Ve benim nezdimde on puanlık bir kitap. Fakat yinede kısalığına aldanmayın. Derin düşünce gerektiren cümleleri birkaç kez okunmadan anlaşılması pek mümkün değil. Zaman zaman kitaplıktan alınıp okunmaya değer:) Bana göre “kitabı” anlatan en iyi alıntıyı aşağı bırakıyorum; “İnsanlara haykırdım: "Çarmıha gerilmek istiyorum!" Onlar da cevap verdi: "Neden senin kanın fışkırmalı başımızın üstüne?" Ben de dedim ki: "Sizi coşturmak için meczupları çarmıha germekten başka ne yapılabilir?" Bana kulak verdiler ve çarmıha gerildim. Hem çarmıha gerilmem yatıştırdı beni. Ve yer ile gök arasında asılı kaldığımda, beni görmek için başlarını kaldırdılar. Daha önce başlarını hiç yukarı kaldırmadıkları için aşka gelip coştular.”
1000Kitap
MeczupHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522bin okunma
Her zaman umut vardır...
6/10
·68 syf.··
2026 8. kitabı
(Kitabın konusunu bilmeyeniniz yoktur. Seneler sonra ikinci kez okuyunca ilk okumama istinaden bana hissettirdiği duyguları paylaşmak istedim.) Sene bilmem kaç? Lise ikinci sınıftayım. Yıllardan beri platonik olduğum bir çocuk var ama aynı okulda olmadığımız için açılamıyorum. Aynı mahallede oturuyoruz ama senede iki kez belki karşılaşıyoruz o da uzaktan oluyor. Artık bu durumdan sıkılmış, bir mektup yazıp kapısına bırakma planları yapıyorum. Bu “mektup” fikrini düşüne dururken sınıfta boş bir derste toplanıp hasbihal ettiğimiz arkadaşımın masasında bir kitap buluyorum. “ Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu “ 68 sayfalık ince bir kitap. Önce biraz inceleyip sayfalarını karıştırdıktan sonra, ortasından rastgele iki sayfayı okuyorum. İsmini çokça duyduğum ve son zamanlarda epey ilgimi çeken kitabı, okuduğum iki sayfadan sonra iyice merak edip baştan başlayıp okumaya koyuluyorum. O sırada çevremde dönen koyu sohbet ve sınıfın gürültüsünden sıyrılıp tamamen başka bir boyuta geçiyorum. Kitabın sayfalarında ilerledikçe, iyice içine çekiyor. İki sayfa okuyup bir sayfa atlayarak kitabı epey bir okuyorum. Zil sesi ile birlikte kitabın kapağını kapatıp masaya bırakıyorum ve bir iç çekiyorum. Tıpkı R. nin gizli aşkından aldığı mektup gibi bende ki S. den gelen mektup fikrinin ardından, belki mektupla birlikte kitabı da bırakırım düşüncesi; kitabı kurgusundan ötürü içselleştiremediğim için zihnimden siliniyor. Yinede kitabı okuduğum süreçte zihnimde kurguladığım bazı sahneleri kendi hayatım ile özdeşleştirdiğim için mutluyum. Şayet kitabı okursanız okuduklarınızın tasvirinin zihninizde belirmesi muhtemeldir:) Yazarın güçlü betimlemesi bunu olağan kılıyor. Karşılıksız aşklar her zaman için; bir çocuğun hoşlandığı sıra arkadaşından silgi istemesi kadar masum olmuştur. Ve karşılıksız sevenlerin
1000Kitap
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,4bin okunma
"YAHŞILIKIN KARŞILIĞI YİNE YAHŞILIKTIR."
7/10
·176 syf.··
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 00:16
Bu kitap, deneme yazılarından oluşan bir eser… Başlıklar arasında dolaşırken siyasetten, eğitime, çeşmelerden, sepet yapımına kadar birçok konu bulacaksınız. 40 başlık arasından en az 20 kadarını daha önce düşünmüş ya da yaşamış olmanız muhtemeldir; zira kitap, gündelik yaşantımızda düşündüğümüz veyahut düşünmemiz gereken niteliksel başlıklardan oluşuyor. Son zamanlarda okuduğum çoğu kitap “insan” ve “Filistin” meselesi üzerinde duruyordu, nitekim bu da öyle oldu. Zaten bir kitap okuyorsanız o kitaptan insana dair bir iz bulmanız, “insan nedir?” Sorusuna dolaylı cevaplar almanız kaçınılmaz olur. (Ya da belki de böylesine konuları fark edebilmek için bakarak değil görerek okumanız gerekir.) Bu kitapta da 2017’nin sonlarında yazılmış bir eser olarak “Filistin” ve “Uygur” sorununa değinilmiş. Bir veya birkaç başlık altında konuşulmuş. Kitapta özellikle Uygurlar ile ilgili şu kısım dikkatimi çekti; “YAHŞILIK” başlığında Uygurların çektiği bazı sıkıntılara, Kahire’de yaşayan Uygur gençlerinin; Radikalleşmelerinden endişe duyulması gerekçesi ile Mısır polisi tarafından tutuklanıp sınır dışı edildiklerine, bazılarınınsa Çin’e gönderildiklerine değinilmiş. Buna rağmen Uygur insanının güzelliğinden, iyiliğinden şöyle söz ediliyor; “Uzun süredir Mısır'da olduğu için Çince'yi unutmaya başladığını söyleyen bir kız öğrenciye, sen zaten Çinlileri de, Çinceyi de sevmezsin, diyoruz. "Ama," diyor, "kötülüğe iyilikle muamele etmek sünnettir. Biz, Çinlilere de iyilik götürmeliyiz.” syf. 105 Bir başka dikkatimi çeken başlıktaki ilk paragraf şu; “Haberde izlemişsinizdir: Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu bir öz eleştiri" diyerek, "Eğitim ve kültür politikalarında" mesafe katedilemediğini söyledi. Yani, memleketteki en yetkili isim bize, bizim kendi aramızda en çok yakınıp durduğumuz iki
1000Kitap
Belki de ÜzülmeliyizAhmet Murat · Profil Kitap · 20201,208 okunma
‘Dünyanın bütün bilgeliği iki sözcükle özetlenebilir:Anı yaşamak!
8/10
·152 syf.··
2026 6. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 17:58
EVRENSEL BİLGELİĞİN ANAHTARLARI ÜZERİNE AYDINLATICI BİR ANLATI “Mutluluk da mutsuzluk da kendi içimizdedir. Cennet de cehennem de bizim içimizde bulunur.” Mutluluk nedir? Hayatın anlamı nedir? Korku nedir? Yaşamın anahtarı nedir? Dünyayı nasıl değiştirebilirim? Nasıl mutlu ve başarılı olabilirim? Hepsinden de öte; NASIL İNSAN OLABİLİRİM? Gündelik yaşantımızda bu soruları soruyor muyuz? Ya da bu soruların cevabını biliyor muyuz? Yeryüzünde milyarlarca insan vardır. Hepsi birbirinden farklı, biri diğerinin kopyası olmayan, farklı dinlere, farklı inançlara, farklı düşüncelere sahip, hayata farklı pencerelerden bakan milyarlarca insan… İnsanlar bazen bu “farklı” pencereleri merak eder, göz ucuyla bakmaya çalışır, tanımak, görmek deneyimlemek ister. İşte felsefe bunu yapar. Farklı zihinleri ve pencereleri tek çatıda toplar. Bir değil binlerce farklı pencere açar. Felsefede belli sayıda renk yoktur; binlerce farklı renk, duygu, düşünce, soru ve pencere vardır. Sizin gündelik hayatta sorduğunuz ya da sormadığınız tüm sorulara bir değil birden fazla cevap verir. Ve günün sonunda tüm insanlar aynı kapıya çıkar “insan olmak” İnsan nedir? Bunu sorgulamalı insan. Benzerlikler ile değil farklılıklar ile bir araya gelmeli insan. Ve yine o farklılıklarla birbirini tamamlamalı, bir bütün olabilmeli insan. İşte o zaman oluruz “İNSAN” Bu kitapta tam olarak öyle bir kitap. Bu yüzden bu kitabı okurken felsefeyi tam anlamıyla hissedip, deneyimleyip, o farklı pencerelerden bakma fırsatı yakalayacaksınız. Aynı çatının altında buluşup, ortak değerlerden payınızı alacaksınız. Birçoğunuz, “ben bunları zaten biliyordum” diyecek. Bazısı karşı çıkacak. Kimisi de derin bir sorgulamaya girişecek. Ama neticede bu kadar farklı insan aynı kitabı
1000Kitap
Dünya'nın RuhuFrederic Lenoir · Pegasus yayınları · 2016227 okunma
Reklam