Halil Cibran

Halil Cibran

Yazar
8.1/10
11.758 Kişi
·
39.631
Okunma
·
3.287
Beğeni
·
100481
Gösterim
Adı:
Halil Cibran
Tam adı:
Kahlil Gibran
Unvan:
Lübnan Asıllı ABD'li Ressam, Şair ve Filozof
Doğum:
Lübnan, 6 Ocak 1883
Ölüm:
New York, ABD, 10 Nisan 1931
Halil Cibran (d. 1883 - ö. 1931), Lübnan asıllı ABD'li ressam, şair ve filozof Halil Cibran, 1883 yılında Lübnan'da doğdu. Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir. Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır. Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.
"Hakikati buldum" değil, "Bir hakikat buldum" deyin. "Ruhun yolunu buldum." demeyin. "Kendi yolumda yürürken ruhla karşılaştım." deyin.
Halil Cibran
Sayfa 30 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Birlikte durun ama yapışmayın birbirinize: Çünkü ayrı durur tapınağın sütunları. Hem birbirinin gölgesinde büyümez meşeyle selvi.
Halil Cibran
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ve hep böyle olmuştur ezelden beri, ayrılık vakti gelip çatıncaya kadar, sevgi kendi derinliklerini bilmez.
Halil Cibran
Sayfa 12 - Remzi Kitapevi
55 syf.
Kişisel gelişim kitaplarını eleştirdiğimde beni çarmıha gerip domateslemek isteyenlere sesleniyorum, bırakın elinizdekini de Ermişin okyanusundan susuzluğunuzu gidermeye gelin, hem hepimize yetecek kadar var meraklanmayın.

Bu kitap hakkında hali hazırda çok güzel incelemeler yazılmış, birçok farklı açıdan yaklaşılmış. Benim vurguladığım nokta ise bir dostunuza veda ederken ayak üstü yapılan sohbetin doyuruculuğu ve verdiği hazzın üstünlüğü olsun. Çünkü Ermiş tam da bu tarzda yazılmış.
Tam da ihtiyacımız olan noktaları hep tam onikiden vurmuş. Kitaptaki didaktik aforizmalar mükemmel ama daha da mükemmel olan kitabın üslubu sanırım. Sabahattin Ali okumalarından sonra güzel üslup hastalığı bana da bulaştığından bu konudaki arayışımı şu kısacık kitapla doyurmak şaşırtıcıydı. Bazı cümleleri aynı hazzı alabilmek için tekrar tekrar okudum diyebilirim.
Sohbet tarzında ve samimi üslupla yazıldığından kitabın içindeki dünyaya hemencecik adım atmış buldum kendimi. Bu yüzden Ermiş'e ; "Gel boşver gemiyi, bi' çay içelim dertleşelim seninle" diyesim geldi.
Acının da hayatın bir parçası olduğunu bir türlü kabullenemiyoruz, Ermiş kabullen diyor, diğer türlü diyalektik anlayış gereği zevki de algılayamazsın diyor. Ama diyorum keşke hayatın kanunları böyle olmasaydı, ne olurdu ki kötülüğün olmadığı, insanların ve bilhassa hayvanların birbirini vahşice yemediği bir dünya olsa ? Diyorum da kalıyorum. İyisi mi bunları pek fazla düşünmemek.
Ben sonunda erdim galiba, siz de ermek istiyorsanız, açık adres elinizde. Keyifli okumalar :)
55 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda Ermiş kitabını yorumladım : https://www.youtube.com/watch?v=cPXA_OoAFXY

Halil Cibran'la tanışma kitabım. Kitap 54 sayfa ve kendisinden daha uzun bir inceleme yazısını hak eden bir kitap diye düşünüyorum. Her cümlesinden başka bir kitap çıkabilecek nitelikte öncelikle. Okurken bir ara düşündüm beğendiğim yerlerin altını çok fazla oldukları için artık çizmesem mi acaba diye.

Ermiş'in her konuya dair bir fikri var, aşka dair, ölüme dair, dine dair, dostluğa dair... Onlarca konuda sayısız düşüncesi var. Hayatın parçalarını anlamlandıran ve onların değerli olmalarını sağlayan birisi. Dertli günlerimizin, eksik gecelerimizin, hüzünlü olduğumuz günlerin olması gerektiğini, insan olmanın erdeminin bunlar olduğunu hatırlatan bir insana başrollük yapan bir kitap. Sevinçle dolabilmek için acıyı tanımak zorunda olduğumuzu, yüreğimizin de mevsimlere sahip olduğunu, kendimizi ve ruhumuzu özgürlük hedefinde sınırlandırmamamız gerektiğiyle Zorba adlı karaktere atıfta bulunan, anca yalnızlıklarımız taştığı zaman konuştuğumuzu soluğun gelgitleri gibi gelmesi arzulanan bir adam tarafından hatırlatan kitap.

Ruhsal devinimler, harika betimlemeler... Her anlattığı konuyu hayatın içinde bir yere oturtuyor, eksik bırakmıyor sizi. O kadar ki kitap bittiğinde "Daha karpuz keseceğdik ermiş." diyesiniz geliyor, bir çay ısmarlayasınız geliyor. Her toplumun ihtiyacı olduğu türden, mantık ve duygu dengesini muhteşem bir şekilde oturtabilmiş bir insan.

Kitabı İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkmış versiyonunda okudum, çevirisi çok iyiydi. Kırmızı Yayınları'ndan çıkan, her konu içerisinde bahsedilen betimlemelerin resimleştirildiği ciltli bir versiyonu daha var, o da edinmeye değerdir mutlaka.
83 syf.
·10/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Kum ve Köpük kitabını yorumladım:
https://www.youtube.com/watch?v=y9UvosnlMJc

10 üzerinden 10 puanı nadir olarak veririm. Çünkü gerçekten hak eden kitaplara verilmesi gerektiğini düşünürüm ve bu kitap benim için sonuna kadar hak etti diyebilirim. Neden mi?

Askerliğimi yaparken hiç muhabbetimiz olmayan arkadaşlarla bu kitabın içinde bulunan aforizmaları tartıştığımız oluyordu. Çay ocağımızda komutanların davranışları yerine Halil Cibran'ın aforizmalarının konuşulduğu bir dönem olmuştu.

Ben okuyordum : "Sadece bir keresinde dilsiz kaldım. Biri bana; "Kimsin sen?" diye sorduğunda." Karşımdaki uzun dönem arkadaşım bugüne kadar hiç böyle cümleler okumadığını söylüyordu, beraber saatlerce Halil Cibran üzerine kafa patlatarak geçiriyorduk zamanımızı.

"İnsanlık; ezelden ebediyete doğru akan bir ışık nehridir." diyordu Halil Cibran. Karşımdaki arkadaşım bön bön bakıyordu. Yahu ne diyor bu adam diyordu bana. Ben de anlatıyordum ona öncesizlik ve sonrasızlığın, ışık prizmasının içinden geçen beyaz ışığın bütün renklere ayrılmasının, Pink Floyd diye bir grubun var olmasının güzelliğini anlatıyordum. Şaşırıyordu tabii, hayatında ilk kez duyduğu cümleleri söylüyordum. Ama ortak bir noktamız vardı, benim de hayatımda okuduğum en düşündürücü cümleleri içeren bir kitap tutuyorduk elimizde.

"Cennet işte orada, kapının arkasında, yan odada; ama ben anahtarı kaybettim. Ya da belki de sadece nereye koyduğumu unuttum." Bu cümleleri okurken cennetin kolay elde edilebileceğini düşünenlere yöneltilen bir eleştiri olduğunu anlıyorduk ama işler bu kadar basit değildi. Cibran kesinlikle iki insanı ortak noktada buluşturan bir köprüydü, hiç tanımadığım bir insanı bana kendi cümleleriyle tanıtan bir insandı. Çünkü çoğu kişi cennetin anahtarını elinde tuttuğunu sanırdı.

Hepimiz kutsal dağın zirvesini arıyorduk kendisinin de dediği gibi, Maslow ihtiyaçlar hiyerarşimizin en yüksek noktasına tırmanmayı hedefliyorduk. Geçmişi bir harita olarak mı yoksa bir rehber olarak mı görmeliydik? Geçmişinden kurtulamayanlar için zor sorular soruyordu Cibran.

Avuçların altın ile dolu olduğunda dua etmenin imkansızlığını, ağızlar yemek ile dolu olduğunda şarkı söylemenin imkansızlığını, evlerimizin pencerelerine bir de Doğu penceresi açarak dünyanın biraz Doğu ile de ilgilenmesini anlatmaya çalışan bir adamdı bu Cibran.

Benim için yeri çok ayrıdır, birbirini hiç tanımayan iki insanı sadece cümleleriyle birleştirebilmiş bir insandır. Belki de çay ocağında bir daha hiç konuşulmayacak cümlelerin sahibi olan insandır. Güzel insandır vesselam.
55 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Yazılanı silecek olan sadece alın terinizdir."
Ermiş'i okurken herkes kendisinden bir şeyler bulacaktır elbette. Bu cümle de Ermiş'ten bana kalan olsun.

Uzun zamandır okumayı planlayıp nihayet sıranın gelmesiyle bir çırpıda bitirdiğim, bir kez daha baştan okuyarak birçok cümlenin altını çizdiğim harika bir eserdi..
Daha erken okumayı isterdim tabi ki. Ancak bu denli ders verici cümlelerin bir zamanı ve yaşının olmadığı da bir gerçek.

Aşk, evlilik, özgürlük, suç ve ceza, zaman, arkadaşlık, sevinç ve bunun gibi hayatımız boyunca üstüne düşündüğümüz, sorguladığımız, sorgulandığımız, seçimler yaptığımız, yapmak zorunda olduğumuz her konuda öğütler bulmak mümkündü eserde.

Konusu ise şöyle; on iki sene Orphalese şehrinde kalan El Mustafa, evine gidecekken Orphalese halkı tarafından durdurulur ve halk ile arasında yirmi altı başlıkta toplanan konuşmalar geçer.

Halil Cibran'ın El Mustafa çizimi de çok dikkatimi çekti. Hatta İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Dizisi'nde kapak fotoğrafının yine kendisi tarafından çizdiği annesi Kamile Cibran olduğunu öğrendim..
Kitabı bitirince Ermiş'in kim olduğuna dair bir araştırma yapma gereksinimi duydum. Ancak ulaşabildiğim tek şey yazarın "Göğsümün bir tarafında İsa, diğer tarafında Muhammed oturur." sözü oldu. Bu cümle ile bir nebze de olsa aydınlanmış oldum..

Keşke daha uzun olsaydı, daha çok okusaydık dedim bitirince.. Her cümlenin altını çizerken buldum kendimi. Sanırım daha önce hiç bu kadar cümlenin altını çizmemiş, böyle ders verici cümleler okumamıştım..
Kısa ancak dolu dolu, anlamlı, öğütleri ile ufkunuzu genişletecek cümlelerle dolu bir kitap var elinizde ve her anlamda özenerek, önem vererek okunmayı hak ediyor..
55 syf.
·1 günde·Beğendi
Yazar hakkında

Halil Cibran (1883-1931):

Lübnan asıllı Amerikalı felsefe ve roman yazarı. Mistik şair ve ressam olan Halil Cibran, ilköğretimini Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta tamamladıktan sonra ailesiyle birlikte Lübnan'dan Boston'a göç etti. 1898'de Lübnan'a dönerek Maruni Kilisesi'ne bağlı Me'hadü'l- Hikme'ye girdi ve burada üst düzey bir şekilde Arapça öğrendi. 1903'te Boston'a dönüşünde bir Arap göçmen gazetesi olan El- Muhacir'de deneme türündeki ilk edebi ürünlerini yayımladı. 1931 yılında Amerika'da hayatını kaybetmesine rağmen vasiyeti üzerine Lübnan'a götürülerek gömüldü.


Halil Cibran, göçmen olarak Amerika'ya gittiği için eserlerinde genellikle 'yurt özlem' ağır basmaktadır. Bunların yanı sıra doğa, ölüm ve aşk üzerine de eklemeler yapmıştır.

Kitap son derece yalın bir şekilde aktarılmış. Yabancı kelimelerden, süslü anlatımdan ve karmaşık sözcükler uyandıran birçok eklemelerden uzak durulmuş.

Yazara ait okuduğum ilk kitap. Bu yüzden inceleme de karşılaştırma yapacağım.

Nietzsche'nin 'Böyle Buyurdu Zerdüşt' kitabını okuyanlar bu kitabı okurken direk benzetme yapacaktır. Zerdüş'te inzivaya çekilir, hayvanlarıyla konuşurdur. Bilgelik, İyi insan, İffet gibi... soru yöneltilir ve açıklama yapılırdı.

Nitekim, kitapta, Aşka Dair, Evliliğe Dair, Çocuklara Dair, Vermeye Dair, Yemeye ve İçmeye Dair Çalışmaya Dair, Sevinç ve Kedere Dair, Evlere Dair, Giysilere Dair, Almaya ve Satmaya Dair, Suç ve Cezaya Dair, Yasalara Dair, Özgürlüğe Dair, Akıl ve Tutkuya Dair, Acıya Dair, Kendini Bİlmeyene Dair, Öğretmeye Dair, Dostluğa Dair, Konuşmaya Dair, Zamana Dair, İyiye ve Kötüye Dair, Duaya Dair, Hazza Dair, Güzelliğe Dair, Dine Dair, Ölüme Dair...

Konular ele alınmış ve sorulan sorulara açıklık getirişmiştir. Zerdüşt kitabından ayıran özellik ise yukarıda da belirttiğim gibi karmaşık sözcüklerden ve yalın anlatımdan kaçınmasıydı. Yer yer betimlemelere de yer vermiş ve daha iyi idrak etmemize sebep olmuştur. Bu tür kitaplar kişisel gelişim ve öğreticilik bakımından idealdir. Kısa sayfaları ve öz verili açıklamaları hep okuyucuyu sıkmaktan alı koyuyor, hem de okuru kendi dünyasına çekebiliyor. Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabından farklı olmasının bir diğer önemli nedeni de, günümüz yani güncel konuları ele alması. Okuyucuların yabancı olmadığı konular ve terimlere yönelmesi. İlginin artmasına neden olmuştur.

Keyifli okumalar.
72 syf.
·Beğendi·9/10
'Hayır, bunlar uzak bir yıldızdan düşmüş göktaşlarının izleri!' derler.
Ama sen, dostum, çok iyi biliyorsun ki, bunlar bir gezginin ayak izlerinden başka bir şey değil!

-.-.-.-.-.-

Belki de rüzgar bir dal diğer dala sarılsın diye esiyordur? Karşımızdakini belki de gördüğümüz kadar yorumluyor, anladığımız kadar biliyoruzdur bazı şeyleri...
Tam olarak bir saatte bitirdim. Ne eksik ne fazla.
Birbirinden bağımsız öykülerden oluşmakta kitap. Kısa ama derin anlam içeren cümleler oluşturabilmek herkesin harcı değil bana göre. Bunu kolaylıkla eline yüzüne bulaştıran yazarlar var. Oysa Halil Cibran kelimeler ile dans etmiş desem yeridir. Dolayılı yoldan kimi zaman da doğrudan bize demek istediğini anlatmış. Oldukça keyif vericiydi.
En büyük şansım sanırım 8. basıma denk gelmiş olmak. Neden diyecek olursanız; okuduğum kitaplarda başkaları hangi cümlelerin altını çizmiş diye bakmayı severim. Alıntılar kısmına göz atarken fark ettim ki bazen bir iki kelimenin sırasının değişmesi, aynı anlamı taşıyan kelimenin hangisinin kullanıldığı cümleyi çok değiştiriyor. Bana göre şairane cümlelere denk geldiğim hoş bir kitaptı.
Keyifli okumalar dilerim...
55 syf.
·Beğendi·10/10
Halil Cibran’ın ustalık eseri olması şaşılacak birşey değil. Sayfa sayısı az ama etkisi çok fazla ...Yazar o kadar açık anlatmış ki her sokağı denize çıkıyor resmen . Su gibi akıyor . Herkesin kendine ait birşeyler bulabileceği sayılı eserlerden biri.
Bütün satırların altını çizmek isteyeceksiniz...
Kitapla kalın...

Yazarın biyografisi

Adı:
Halil Cibran
Tam adı:
Kahlil Gibran
Unvan:
Lübnan Asıllı ABD'li Ressam, Şair ve Filozof
Doğum:
Lübnan, 6 Ocak 1883
Ölüm:
New York, ABD, 10 Nisan 1931
Halil Cibran (d. 1883 - ö. 1931), Lübnan asıllı ABD'li ressam, şair ve filozof Halil Cibran, 1883 yılında Lübnan'da doğdu. Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir. Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır. Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.

Yazar istatistikleri

  • 3.287 okur beğendi.
  • 39.631 okur okudu.
  • 743 okur okuyor.
  • 14.823 okur okuyacak.
  • 217 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları